TÜRK DÜNYASI

 

BAĞImsIz Türk Cumhurİyetlerİ

Azerbaycan

Resmi Adı

Azerbaycan Cumhuriyeti

Yönetim Biçimi

Cumhuriyet

Resmi Dili

Azerbaycan Türkçesi

Başkent

Bakü

Yüzölçümü

86.600 km2

Nüfusu

8,1 milyon

Önemli Şehirleri

Gence, Sungayıt, Mingeçevir, Alibayramlı, Şeki, Lenkeran

Komşuları ve sınırlarının uzunluğu

Batıda Ermenistan ( 1007 km. ), güneybatıda Türkiye ( 13 km. ), kuzeybatıda Gürcistan ( 480 km.) güneyde İran ( 756 km. ), kuzeyde Rusya Federasyonu ( 390 km. ) ve doğusunda Hazar Denizi ( 713 km. )

Para Birimi

Manat

Dış Borç

1.2 Milyar Dolar

İş Gücü

3,7 Milyon

İşsizlik Oranı

% 3

Üyesi Olduğu Uluslararası İktisadi Kuruluşlar

KEİ, BDT, AYKB, AEK, EİT, FAO, Dünya Bankası, İKB, IFC, ILO, IMF, BM, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, WHO, DTÖ(Başvuru)

İklimi

Kuru ve subtropikal karakterdedir. Kuzey bölgesinde kuru karasal iklim hakimdir.

Yeraltı kaynakları

Petrol, doğal gaz, kurşun, çinko, bakır, demir cevheri, barut, kobalt, arsenik, mermer, kireç taşı, siyanit, maden tuzu ve kayatuzu.

Temel tarımsal ürünler

Üzüm, pamuk, tütün, çay, sebze ve meyve

Temel sanayi dalları

Petrol, sondaj makineleri üretimi, petro-kimyasallar, yiyecek ve içecek, tekstil, elektronik ve metal işleme.

Nüfus kompozisyonu

Azeri %90

Diğer: Rus, Talış, Lezgi, Yahudi %10

Okuryazarlık oranı

% 93

GSYİH

7,1 Milyar Dolar.

Siyasi Yapı

Devlet Başkanı : İlham Aliyev

Millet Meclisi :

100′ü tek adaylı seçim bölgelerinden seçilen, 25′i ise parti listesinden gelen 125 üyeden oluşan Milli Meclis.

Azerbaycan Cumhuriyeti 12 Kаsım 1995 tarihinde referandum yoluyla kabul edilmiş olan Anayasa ile idare edilmektedir. Anayasa’ya göre; Azerbaycan Devleti demokratik, laik ve üniter bir Cumhuriyettir. Kuvvetler ayrılığı prensibi benimsenmiştir. Yasama yetkisi Milli Meclis’e, icra yetkisi Cumhurbaşkanına, yargı yetkisi de mahkemelere aittir. Cumhurbaşkanı hem devletin hem de icranın başıdır ve “Ferman” adı verilen hukuki kararlar verme yetkisine sahiptir.

Azerbaycan’ın iç politik yapısı incelendiğinde Cumhurbaşkanı İlham aliyev ve etrafında eski Sovyet bürokratlarının oluşturdukları kuvvetli bir kadro vardır. Muhalefet ise Musavat Partisi ve lideri İsa Kamber etrafında odaklanmıştır.

Dış politik gelişmelere baktığımızda Azerbaycan 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD yanlısı bir tutum sergilemiş ve ABD’ye hertürlü yardımın yapılacağı ve istenildiği takdirde üs verileceği teklif edilmiştir. Ermeni işgalindeki Dağlık karabağ sorunu çözüm bekleyen bir durum olarak varlığını konrumaktadır. İnşaatı tamamlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı 2005 yılı ilkbahar döneminde faaliyete geçmiş bulunmaktadır.

İdari Yapı :

Azerbaycan Cumhuriyeti “Rayon” adı verilen idari bölgelere ayrılmıştır ve 59 rayon (bölge), 11 şehir ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nden oluşmaktadır. Bakü ve Genсе kendilerine bağlı Rayonları bulunması sebebiyle Büyükşehir olarak tanımlanmaktadir. Rayonların yürutme yetkileri munhasıran Cumhurbaşkanı tarafından atanаn “İcra Hakimleri” (İcra Ваşçısı) tarafından kullanılmaktadır. 12 Aralık 1999 tarihinde, ilk yerel seçimler уарılmış ve İcra Hâkimiyeti sistemi ile birlikte belediye sisteminin de uygulamasına geçilmiştir.

Tarihi Süreç :

Türklerin Azerbaycan’a gelişleri M.Ö. Saka-İskit dönemine rastlamakta, M.S. 395 yılında Hun Türklerinin bir kısmının Azerbaycan’a geldikleri bilinmektedir. Azerbaycan’ın Türkleşmesi M.S. VII-VIII yüzyıllarda tamamlanmış, Selçuklu, Atabegler, İlhanlılar, Safeviler, Afşar, Kaçar ve Hanlıklar döneminde de perçinlenmiştir.

XVI.-XVII. yüzyıllarda Türk topraklarını işgale başlayan Rusya XVII. yüzyılda Kafkasya’ya inmeye başlamış, 1828 yılında Aras Nehri’nin kuzeyi Rusya, güneyi İran’ın eline geçmiştir.

1828 yılında Tebriz Erzurum çevresinden Ermeniler göç ettirilerek Eriyan ve Karabağ’a yerleştirilmiş, 1905 yılından itibaren de Türkler ve Ermeniler arasında çatışmalar başlamıştır.

1905 İhtilâli Azerbaycan’da yeni gelişmelere yol açmış, 28 Mayıs 1918 de “Milli Azerbaycan Cumhuriyeti” ilân edilmiş, ancak 27–28 Nisan 1922 gecesi Ruslar tarafından işgal edilerek, 1922′de “Kafkasya Ötesi Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti”ne katılmış, 1936′dan sonra ise Azerbaycan SSC adını almıştır.

1980′li yılların sonuna doğru Karabağ olayları tekrar alevlendirilmiş, Türk-Ermeni çatışması başlamış, SSCB’nin dağılmasından sonra BDT’ye katılmak istemeyen, bağımsızlığını isteyen Azerbaycan’ın Başkenti Bakû, 19–21 Ocak 1990 günü Kızıl Ordu tanklarının işgaline uğramış, binlerce Azerbaycan Türkü katledilmiştir.

Yeniden Milli Mücadele ülküleri canlanan Azerbaycan Türkü teşkilâtlanmaya başlamış, Çenliber, Yurt, Varlık ve Genç Âlimler Birliği Teşkilâtları kurulmuştur. 18 Şubat 1988′de başlayan mitingler Millî Azatlık Hareketinin ilk adımını oluşturmuş, 16 Haziran 1989 günü ise yapılan bir kongrede “Azerbaycan Halk Cephesi” (AHC) kurulmuştur. Liderliğine seçilen E. Elçibey ile halk hareketi yönetilmeye başlanmıştır.

Bu hadiseler AHC’nin faaliyetlerini artırmaya ve ülkede yayılmasına sebep olmuş, 30 Eylül 1991′de bağımsızlığını ilân eden Azerbaycan, bunu yeterli görmeyerek 7 Haziran 1992′de yapılan Cumhurbaşkanı seçiminde Komünist Parti lideri Ayaz Muttalibov’u Cumhurbaşkanlığından uzaklıştırarak, E. Elçibey’i Cumhurbaşkanı seçmiştir.

4 Haziran 1993′te Suret Hüseyinov’a bağlı güçler ayaklanmış, 1 yıl süren AHC iktidarı sona ermiş, Elçibey Bakü’yü terk etmiş, isyan sırasında Meclis Başkanlığına getirilen Haydar Aliyev, 3 Ekim 1993′de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilmiştir.

4 Ekim 1994 ve 17 Mart 1995 tarihlerinde Aliyev yönetimine karşı iki darbe daha olmuş, ancak başarılı olamayan bu darbeler neticesinde sert önlemler alınmıştır. AHC kapatılmış, siyasî alanda ise anayasa taslağı ve seçim kanunu ardından çok partili sisteme geçilmiş, 12 Kasım 1995 tarihinde seçim yapılmış, aynı anda Anayasa halk oylaması ile kabul edilmiştir. Ekim 1998 yılında yapılan seçimlerde Haydar Aliyev 5 yıllık bir süre için yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Haydar Aliyev iktidarda bulunduğu süre içerisinde Rusya ve İran yanlısı bir dış politika izlerken, Türkiye Cumhuriyeti ile de yakın ilişkiler kurmaya özen göstermiştir. SSCB zamanında Komünist Parti Polit Büro üyeliğine kadar yükselmiş olan Aliyev’in iktidarı sırasında Azerbaycan’ın toprak kaybetmiş olması da düşündürücüdür.

Kasım 2003 yapılan seçimlerde Haydar Aliyev’in oğlu İlham Aliyev Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

12 Aralık 2003 tarihinde de Haydar Aliyev ABD’de kalp ve böbrek yetmezliğinden tedavi görürken ölmüştür.

Nahcivan Cumhuriyeti :

Türkiye’nin doğu sınırında, Azerbaycan’a bağlı özerk bir cumhuriyettir. Yüz ölçümü 5.500 km², nüfusu 272 bin civarındadır. Türkiye ile 11 km‘lik bir sınıra sahiptir. 1992 yılında Aras nehri üzerinde açılan bir köprü ile Türkiye’ye kara yolu ile bağlanmıştır.

Türkiye 16 Mart 1921 yılında Moskova’da imzalanan Türkiye-Rusya Dostluk Antlaşmasının 3. maddesinde belirtildiği üzere, Nahcıvan’ın koruyuculuk hakkını üçüncü bir devlete hiçbir zaman bırakmamak üzere Azerbaycan koruyuculuğunda özerk bir bölge olarak kalması kabul edilmiştir.

Dağlık Karabağ Sorunu :

Tarihin en eski dönemlerinden beri Karabağ bir Türk yurdu olarak bilinmektedir. Bölge 3. Murad döneminde Osmanlıların hâkimiyetine girmiştir. 1735 yılında İran hâkimiyetine giren Karabağ Cevanşir Türkleri tarafından yönetilmiş, 1747 yılından itibarende bağımsız bir Türk Hanlığı olmuştur. 1805 yılında Rusların Karabağ’ı işgal etmeleri üzerine bölgede yeni bir dönem başlamıştır.

Rusya ve İran arasında yapılan Türkmen Çay anlaşmasıyla İran’daki 90.000 Ermeni’nin Karabağ ve Erivan’a yerleştirilmeleri kararlaştırılmıştır. 1828 – 1829 yılı Omsalı – Rus savaşında Omsalı vatandaşı olmalarına rağmen Rusları destekleyen Ermenilerden 100.000 Doğuanadoludan göçerek Karabağ’a yerleşmişlerdir. Bu sırada Ermeniler ve Ruslar Karabağ’daki Türklere baskı yaparak bir kısmının bölgeden göç etmelerini sağlamışlardır. 1877 – 1878 Osamalı – Rus savaşında da bir kısım Osmanlı vatadaşı Ermeni, Karabağ’a yerleştirildi.

Karabağdaki Ermeniler Nisan 1920’de nüfus çoğunluğunun kendilerinde olduğu gerekçesiyle Ermenistan’a bağlanmak için isyan ettiler. Bu isyan Kızılordununda müdahalesiyle bastırıldı. Bu yıllarda Dağlık Karabağ’ın nüfusunun % 68’i Türk % 32’si Ermeni idi.

Karabağ :

Ermeni, Azeri, Gürcüler ve Türkiye arasında yapılan Kars anlaşması ile özerk kalmak şartıyla Azerbaycan’ın koruyuculuğuna bırakıldı. ( 13 Ekim 1921)

1988 yılına gelindiğinde Ermeniler Karabağ’da Ermeni nüfusunun fazla olduğunu iddia ederek bu bölgenin kendilerine bağlanmasını istediler. 1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra Ermenilerin bu istekleri sınır çatışmalarının çıkmasına yol açtı. O dönemde Azerbaycan’ın iç karışıklık yaşamasını ve ordusunun bulunmamasını bir fırsat olarak gören Ermenistan, önce Karabağın tamamını ve daha sonra da Azerbaycan’a bağlı toprakları işgal etti. Günümüzde Azerbaycan topraklarının % 20’lik bölümü Ermenistan işgali altındadır. Bu bölgede yaşayan 1,5 milyon bölge insanı yerlerinden yurtlarında koparılarak sürgün edilmiştir. 1992 yılı itibariyle Karabağ sorunu milletlerarası görüşmelere konu olmaktadır. Bu görüşmelerde Azerbaycan Ermenistan işgalinin geçersiz sayılmasını ve Karabağın kendilerine geri verilmesi için çalışmalarda bulunmaktadır. Ermenistan ise Karabağ’a bağımsızlık statüsünun verilmesini savunmaktadır. Son yıllarda Ermenilerin soykırım talepleriyle beraber Karabağ sorunu da sık sık gündeme gelmekte ve Türkiye- Azerbaycan ve Ermenistan ilişkilerinde ilişkilerinde belirleyici olmaktadır.

Türkiye ile ilişkiler :

Azerbaycan Cumhuriyeti, kardeş ve dost Türkiye Cumhuriyeti’yle ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer alanlarda iyi ilişkiler içindedir ve önemli anlaşmalar yapılmıştır.

Azerbaycan, Türk işadamları tarafından gerek yatırım ve gerekse ticari faaliyet bakımından tercih edilen bir ülkedir. Bu itibarla 1992 yılından itibaren birçok Türk Şirketi Azerbaycan’da müşterek müessese kurmuşlar, şube veya temsilcilik açmışlardır.

Petrol sanayiinde 3, telekomünikasyonda 3, inşaat sektöründe 18, bankacılık alanında 3, taşımacılıkta 10, yayın ve matbaacılık konusunda 5 ve imalat sektöründe ise 70′e yakın Türk firması bulunmaktadır. Ayrıca, hizmet ve ticaret sektöründe faaliyet gösteren 100′ün üzerinde Türk şirketi vardır. Yapılan araştırmalara göre, Türk şirketlerinin Azerbaycan’daki toplam sermaye ve yatırımlarının 500 milyon ABD Doları seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir.

Türkmenistan Cumhuriyeti

Resmi Adı

Türkmenistan

Yönetim Biçimi

Cumhuriyet ( Başkanlık )

Resmi Dili

Türkmence

Başkent

Aşgabat

Yüzölçümü

488.100 kilometrekare

Nüfusu

6.070.000

Önemli Şehirleri

Aşkabat, Mari (Merv), Türkmenbaşı (Krasnovotsk), Daşoğuz, Türkmenabat (Çarçöv), Balkanabat (Nebitdağ), Köhne Ürgenç, Atamurat (Kerki).

Komşuları ve sınırlarının uzunluğu

( 3.736 km. ), İran ( 992 km. ), Afganistan ( 744 km. ), Özbekistan ( 1.621 km. ), Kazakistan ( 379 km. ) Ayrıca ülkenin batısında Hazar Denizi’ne 1.786 km. kıyısı vardır.

Para Birimi

Manat

Dış Borç

2,5 Milyar ABD Doları

Üyesi Olduğu Uluslararası İktisadi Kuruluşlar

CIS, EBRD, ECO, IBRD, IFC, ILO, IMF, ISO

İklimi

Suptropikal çöl

Yeraltı kaynakları

Doğalgaz, Petrol, Kükürt, Kaya Tuzu, Kömür, Potasyum

Temel tarımsal ürünler

Pamuk, Buğday Meyan Kökü, İpek, Yün, Astragan Kürkü

Temel sanayi dalları

Petrokimya, Tekstil, Doğalgaz, Gübre, Pencere Camı

Nüfus kompozisyonu

% 94,7 Türkmen

% 2 Özbek

% 1,8 Rus

% 1,5 Azeri

Okuryazarlık oranı

% 99

GSYİH

27,02 Milyar ABD Doları

Siyasi Yapı

Devlet Başkanı : Saparmurat Niyazov (Türkmenbaşı)

İdari Yapı :

Ülke; Ahal, Balkan, Daşoğuz, Mari ve Lebap olmak üzere beş vilayetten oluşmaktadır. Aşkabat’ta vilayet statüsünde olup, bünyesinde 4 etrap (Prezident Niyazov, Azatlık, Köpetdağ; Arçabil) vardır.

Milli meclis :

Türkmenistan’da yasama gücü, Devlet Başkanı ile birlikte 5 yıl için seçilen “Halk Maslahatı” ve “Meclis” tarafından paylaşılmaktadır. Meclis alt yasama organı niteliğinde olup, önemli kararlar daha sonra Halk Maslahatı’na sunulmaktadır. Halk Maslahatı’nda milletvekilleri, her ilden seçilen halk temsilcileri, üst yöneticiler, bakanlar kabinesi üyeleri ve yerel yöneticiler yer almaktadır. Halk Maslahatı kararları Meclis tarafından yasalaştırılır. Meclis, anayasanın hazırlanması ve değiştirilmesi, kanunların yasalaştırılması, parlamento ve başkanlık seçimlerinin tarihlerinin belirlenmesi, Devlet Başkanı Yardımcılarınca yürütülen faaliyetlerin onaylanması, bütçenin onaylanması hususlarında yetkilidir.

Türkmenistan’ın iç politik yapısına baktığımızda Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı ülkede muhalefeti ve hertürlü Sivil Toplum Kuruluşu’nu yasaklamış durumdadır. Kabilecilik Teke aşiretinin tekelinde devam etmektedir. Hızlı ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi, kaynakların yurt dışına satış yollarının açılması ile oldukça artabilecektir.

Dış politikada ise Türkmenbaşı, ülkenin bağımsızlığından buyana Tarafsızlık siyaseti gütmektedir. Ancak Hazar denizinin kaynaklarının kullanılmasında Azerbaycan ile ciddi bir anlaşmazlık söz konusudur. Ülke aynı zamanda Teliban yönetimi ile geçmişte kurduğu yakın iliş kilerin bir yansı ması olarak uluslar arası toplumdan tecrit edilmektedir.

Tarihi Süreç :

Türkmen adı tarih sahnesine X. yüzyılda çıkmış, ağırlıklı olarak Müslüman Oğuz boylarına verilen isim olarak kullanılmıştır.1880 Rus işgaline kadar, çeşitli devletlerin idaresinde yaşayan Türkmenler, 1916′da başlayan Türkistan milli ayaklanmasına katılmışlar, 1920 yılında tekrar Rus işgaline uğramışlardır. 1924 yılında Türkistan SS Cumhuriyeti kurulmuş, SSCB’nin dağılmasından sonra 22 Ağustos 1990 tarihinde egemenliğini, 27 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlığını ilân eden Türkmenistan’da ilk parlâmento seçimi 7 Ocak 1990 tarihinde yapılmıştır.

27 Ekim 1990 yılında Cumhurbaşkanı seçilen eski Komünist Partisi lideri Saparmurat Türkmenbaşı, Komünist Partinin ismini değiştirerek, “Türkmenistan Demokrat Partisi” ismini vermiştir. 15 Ocak 1994 tarihinde yapılan bir referandumla görev süresini 2002 yılına kadar uzatmıştır. Türkmenistan yönetimi içinde bulunulan durumda çok partili sisteme karşı çıkarken, bununla birlikte az sayıda aydının oluşturduğu “Ağızbirlik Hareketi” ve “Demokrat Parti” en önemli muhalefeti oluşturmaktadır.

Yasama gücü “Halk Maslahatı” ve meclis tarafından paylaşılmaktadır. Halk Maslahatı üst yasama gücünde olup, Bakanlar Kurulu da buradan çıkmaktadır. Son yapılan 11 Aralık 1994 seçimlerinde Türkmenistan Demokratik Partisi kazanarak hükümeti teşkil etmiştir.

Türkiye ile İlişkiler :

Türkiye ile Türkmenistan halkı sıcak ilişkiler içerisindedirler ve bu ilişkiler giderek yoğunlaşmaktadır.. 16 Aralık 1991 tarihinde Türkmenistan’ı ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur. 26 Mart 1992 tarihinde ilk büyükelçiliği açan ülke de Türkiye’dir.

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1993–1994 yılında Aşkabat Anadolu Lisesi, bir İlkokul ve Türkiye Türkçesi Öğretim Merkezi hizmete açılmıştır. Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı’nca, 1996 yılında, içinde meslek edindirme kursları bulunan bir merkez açılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yaklaşık üç bin öğrenciye Türkiye lise ve üniversitelerinde eğitim imkânı sağlamıştır. Latin alfabesine geçen Türkmenistan’ın ders kitaplarının bazıları Türkiye’de bastırılmış ve gönderilmiştir.

Türkmenistan’dan Türkiye üniversitelerine öğrenci gönderme uygulaması düzenli olarak sürdürülmektedir. 1993 Ağustos ayından bu yana Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) Türkmenistan’da düzenli olarak faaliyet göstermektedir.

T.C.Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Aşkabat’ta içerisinde yedi bin kişilik camiin de bulunduğu bir kültür sitesi yaptırılmıştır. Üç bin beşyüz metrekarelik merkezde kütüphane ve konferans salonu da bulunan sitede, Türkiye Büyükelçiliği’nin denetiminde iki ülke dostluğunu güçlendiren yoğun kültür faaliyetleri sürdürülmektedir.

Mahtumkulu Üniversitesi Kampüsü içerisinde Türkiye Diyanet Vakfı tarafından inşa edilen İlahiyat Fakültesi ve İlahiyat Lisesi bulunmaktadır.

Türk müteşebbislerinin bu bölgedeki çalışmalarına destek sağlamak amacıyla Türk Eximbank, Türkmenistan’a 1994 yılı sonuna kadar ürün ihracı ve yatırım kredisi olarak yaklaşık 90 milyon dolar kredi sağlamıştır. Türkmenistan’ın bağımsızlığını takiben aldığı ilk kredi Türk Eximbank kredisi olmuştur.

Türkmenistan ekonomisinin kalkınmasında Türk İşadamlarının büyük katkıları bulunmaktadır. Bugün, Türkmenistan’da gerçekleştirilen tekstil yatırımlarının hemen tamamı, tecrübeli Türk tekstilciler tarafından ortaya konulmuş ve başarıyla işletilmektedir. Diğer taahhüt işlerinin yüzde kırka yakını, Türk müteahhitler tarafından sürdürülmektedir. 21 Ocak 2000 tarihini Türkmen-Türk Kardeşlik Bayramı ilan eden Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı, Türkmenistan – Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldığını ifade etmiştir.

Özbekistan Cumhuriyeti

Resmi Adı

Özbekistan Cumhuriyeti

Yönetim Biçimi

Cumhuriyet (Başkanlık)

Resmi Dili

Özbekçe

Başkent

Taşkent

Yüzölçümü

448.900 Kilometrekare

Nüfusu

25.498.700

Önemli Şehirleri

Taşkent, Semerkant, Buhara, Fergana, Andican, Termiz, Karşı, Cizzah, Namangan, Hokand, Hiva, Ürgenç, Nukus

Komşuları ve sınırlarının uzunluğu

Afganistan ( 137 km. ), Kazakistan ( 2203 km. ), Kırgızistan ( 1099 km. ), Tacikistan ( 1161 km. ), Türkmenistan ( 1624 km. )

Para Birimi

Sum

Dış Borç

3,1 Milyar ABD Doları

İş Gücü

11,9 milyon kişi

İşsizlik Oranı

% 5

Üyesi Olduğu Uluslararası İktisadi Kuruluşlar

: CIS, EBRD, ECO, IAEA, IBRD, ICAO, ILO, IMF, Intelsat, Interpol, ISO, UN, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, WHO, WTO (Başvuru)

İklimi

Yeraltı kaynakları

Doğalgaz, petrol, altın, kömür, bakır, demir, alüminyum, çinko, gümüş, volfram ve tungusten

Temel tarımsal ürünler

Pamuk, buğday, meyve (üzüm, elma, ayva, kavun, karpuz), sebze (domates, patates, lahana, salatalık, biber)

Temel sanayi dalları

Tarım makineleri, kimyasallar, metalürji, otomobil, tekstil

Nüfus kompozisyonu

Özbek % 80,1

Rus % 5,7

Tacik % 4,6

Kazak % 3,1

Karakalpak % 2,5

Tatar % 1,5

Diğer % 2,5

Okuryazarlık oranı

% 99

GSYİH

8,6 milyar ABD Doları

Kişi Başına Gelir

330 ABD Doları

Siyasi Yapı

Devlet Başkanı : İslam Abduganiyeviç Kerimov

Millet Meclisi :

Başkanlık sisteminin geçerli olduğu ülkede yasama organı Âlî Meclis’tir. Olağanüstü haller dışında, her üç ayda bir toplanır. Parlamento, beş yılda bir yapılan seçimlerle belirlenir. Parlamento seçimlerinin ilki Aralık 1994 yılında, ikincisi Aralık 1999 yılında yapıldı. Üçüncüsü ise, 2004 yılı Aralık ayında yapılmıştır. Meclis 250 üyeden oluşur.

Meclisin 04 Nisan 2002 tarihli oturumunda kabul edilen ve 12 Nisan tarihinde gazetelerde yayınlanarak yürürlüğe giren yasaya göre; 2004 yılı Aralık ayında yapılacak milletvekili seçimleriyle iki meclisli parlamentoya geçiş süreci tamamlanacaktır. Yasama faaliyetlerini yürüten ve seçimle belirlenen 120 vekilden oluşan Temsilciler Meclisi ve 16’sı cumhurbaşkanı tarafından atanan, diğerleri Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti, Taşkent Şehri ve vilayetlerden eşit sayıda (6’şar) seçilecek toplam 100 kişiden meydana gelen Senato, Yüksek Meclis’i oluşturacaktır.

İdari Yapı :

İdari olarak Özbekistan, 1 özerk cumhuriyet, 12 vilayet, 123 şehir ve 156 tümen (ilçe) yönetiminden oluşmaktadır. Vilayet, şehir ve tümenlerin en üst yöneticisine “hâkim” adı verilmektedir. Vilayet hakimleri, cumhurbaşkanı tarafından atanır, cumhurbaşkanı tarafından görevden alınır ve bu atama ilgili vilayetin (Taşkent şehri dahil) mebuslar kurulunca onaylanır.

Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un diktatörlüğü ülkede iç siyaseti mümkün kılmamaktadır. Kerimov her türlü muhalefetin ve Sivil toplum Örgütleri’nin çalışmalarını yasaklamıştır. Kerimov ve çevresindeki bürokratlar Smerkand’lı Taciklerden oluşmaktadır. Türkçü, demokratik muhalif liderler hapishanelerde yurt dışında yaşamaktadır.

Dış politikada 11 Eylül sonrası ABD’ye Karşi-Hanabad üsleri dışında her türlü yardımda bulunularak Batı ile yakınlaşma çabasına girişilmiştir. Ancak bu insan hakları konusundaki eleştirileri hafifletmemiştir. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Türkmenistan’daki Özbek azınlıklar aracılığı ile bölgesel liderlik sağlanmaya çalışılmaktadır.

Tarihi Süreç :

Özbek adı Altun Orda Beyi Özbek’in adından gelmektedir. Özbek Hanın tahta geçmesiyle mahiyetindekilere Özbek denmeye başlamış ve sonraları Özbek belli bir Türk topluluğunun adı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Özbek ve Buhara Hanlığı zamanında müstakil yaşayan Özbekler, 1863 yılında Rus işgaline uğramıştır. 1917 İhtilâli’nde kısa bir süre bağımsızlığını ilân eden Özbekler, Ruslara karşı amansız bir mücadelede yenik düşmüşlerdir.

1924 yılında Özbek SS Cumhuriyeti olan Özbekistan, SSCB’nin dağılmasından sonra 20 Haziran 1990 yılında egemenliğini, 1 Eylül 1991 yılında da bağımsızlığını ilân etmiştir.

Özbekistan Komünist Partisi Genel Sekreteri İslâm Kerimov 1991 seçimlerinde cumhurbaşkanı seçilmiştir. Ülkede nihaî karar mercii cumhurbaşkanıdır. Hâlen yasal faaliyetini sürdüren “Halk Demokrat Partisi” ile “Vatan Terakkiyat Partisi” bulunmaktadır. Muhalefette bulunan Erk Partisi Birlik Hareketi ve İslâmî Rönesans Partisi yasaklanmıştır.

Parlâmento seçimleri 1994 tarihinde yapılmış, seçimlerde Cumhurbaşkanı İslâm Kerimov’un liderliğini yaptığı iktidardaki Halk Demokratik Partisi ile Vatan Terakkiyat Partisi katılmış, 243 HDP, 141 VTP üyesi seçilmiştir. Hükûmet HDP tarafından kurulmuştur.

Karakalpak Cumhuriyeti

Özbekistan Cumhuriyetine bağlı özerk bir cumhuriyettir. Özbekistan’ın kuzeybatısında yer alan cumhuriyetin nüfus 423.436 civarındadır.

Rus knezlerinin kalabalık Peçenek boylarını hudut boylarına yerleştirmesiyle ve Karakalpak giydiklerinden bu ad ile anılan topluluk, Türk diyalekti ile konuşan bir Türk boyudur.

1925 yılında Kazakistan’a bağlı muhtar bölge olan Karakalpakistan, 1932 yılında Kazakistan’dan ayrılarak, Muhtar Cumhuriyet olmuş, 1936 yılında Özbekistan’a bağlanmıştır.

Türkiye ile İlişkiler :

Bağımsızlık ilânından sonra Özbekistan ile Türkiye arasında ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiler sıklaşmıştır. Cemal Kemal ve Enver Kasımov gibi aydınlar işsizlik, yabancı sermaye, dış pazarlara açılma ve diğer konularda Özbekistan’ın Türkiye’nin izlediği yolu izlemesi gerektiğini salık vermektedirler. Ayrıca bu aydınlar bütün Ortaasya Türk Cumhuriyetlerinin kendilerine model olarak Türkiye’yi almaları gerektiğini dile getirmektedirler. Türkiye ile Özbekistan arasında bugüne kadar 39 protokol, 42 anlaşma, 25 mutabakat zabtı, 8 ortak bildiri ve 12 sözleşme imzalamıştır.

Kazakistan Cumhuriyeti

Resmi Adı

Kazakistan Cumhuriyeti

Yönetim Biçimi

Cumhuriyet

Resmi Dili

Kazakça

Başkent

Astana ( 1998’den itibaren )

Yüzölçümü

2.717.000

Nüfusu

15.150.000

Önemli Şehirleri

Almatı, Çimkent, Cambul, Türkistan, Karaganda, Guryev Baykonur, Turgay, Kustanay

Komşuları ve sınır uzunlukları

Kuzeyinde Rusya Federasyonu (6846 km. ), batısında Rusya Fed. Ve Hazar Denizi, doğusunda Çin (1533 km. ), güneyinde Türkmenistan ( 379 km. ), Özbekistan ( 2203 km. ), Kırgızistan (1051 km.)

Para Birimi

Tenge

Dış Borç

27,1 milyar dolar

İklimi

Ülke genelinde sert karasal iklim hakimdir

Yeraltı kaynakları

Bakır, kurşun, çinko, krom, aliminyum, astbest, barıt, bizmut, fosfat, titanyum, kömür, petrol ve bor.

Temel tarımsal ürünler

Buğday, tütün, şekerpancarı, pirinç, arpa ve diğerleri.

Temel sanayi dalları

İmalat, madencilik, enerji, metalurji, kimya ve petro kimya ve inşaat malzemeleri

Nüfus kompozisyonu

%57,2 Kazak- %27,2 Rus-%3,1 Ukrayna – %10,9 Diğer

Okuryazarlık oranı

% 95

GSYİH

29,8 Milyar Dolar

Siyasi Yapı

Devlet Başkanı : Nursultan Nazarbayev

Milli Meclis :

Senato ve Meclis olmak üzere iki kanattan oluşur. Meclisin görev süresi 5, Senatonun i 6 yıldır. Senato her eyalet ve eski başkent Almatı’dan yrel temsili organlar tarafından seçilen iki senatör tarafından meydana gelir. 7 senatör de Cumhurbaşkanı tarafında atanır.

Kazakistan Cumhuriyetinin Anayasa’sı 28 Ocak 1993 yılında parlamento tarafından kabul edilmiştir. Anayasa laik, demokratik ve üniter bir devlet yapsı kabul etmektedir. Anayasa da özel mülkiyet hakkı tanınmakta özel mülkiyetin dokunulmazlığı güvence altına alınmaktadır. Vatandaşlara medeni, siyasi ve ekonomik hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanacakları belirtilmekte, örgütlenme ve örgüte üye olma hakkı tanınmaktadır. Ancak Ülkedeki siyasi gelişmeler yeni bir anayasa yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu nedenle 30Ağustos 1995 yılında yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. Bu yeni anayasa; demoktarik, laik ve üniter devlet yapısı, Senato ve Meclisten oluşan iki kanatlı Parlamento, güçlü bir başkanlık sistemi ve başbakanın Cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngören bir sistem oluşturmuştur. Bu anayasa Fransız Anayasal sistemi örnek alınarak yapılmıştır.

Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev Kırgızistan dakine benzer birşekilde “ kadife devrim” ihtimaline karşı alarma geçmiş durumdadır. Ülkede kabilecilik siyasi hayata da hâkimdir. Kızılorda, Çimkent ve Jambul’dan oluşan güneylilerin artan muhalefeti dikkati çekmektedir. Almatı ve diğer şehirlerde muhalefet gösterileri devam etmektedir.

Nazarbayev Rusya ile işbirliğinin ve Avrasyacılığın mimarıdır. Son dönemde Orta Asya işbirliği projeleri üzerinde artan açıklamaları vardır. Devrik Kırgız Cumhurbaşkanı Akayev’in yardım talebine menfi cevap verilmiştir. Ülkenin ekonomik durumu Kırgızistan’a oranla çok daha iyidir. Ülkede ABD üssü bulunmamaktadır.

Tarihi Süreç :

Kazakistan’ın bir Türk Yurdu olması çok eski olmakla birlikte, Kazak Türklerinin ortaya çıkışı Cengiz Han’dan sonradır. Kazakların tarih sahnesinde rol alması ise Özbek Hanları devrine (1400′lü yıllar) rastlamaktadır. İlk defa Kasım Han Kazakları kendi hâkimiyeti etrafında birleştirerek (1520) teşkilâtlandırmıştır. 18′nci asırda Moğolların, 19′ncu asırda Rusların işgaline uğrayan Kazakistan, 1917 yılına kadar Rus ve Çinlilerle mücadele etmişlerdir.

1917 İhtilâli sırasında Kazakistan’da bağımsızlık yanlısı olan Alaş Orda Partisi, istiklâlini ilân etmiş, ancak Rusların kanlı işgaline karşı duramamıştır. Neticede 1919′da Kazak Otonom Cumhuriyeti kurulmuş, 1936 yılında ise Kazakistan SSC hâline dönüştürülmüştür.

SSCB’nin dağılmasından sonra 25 Ekim 1990 günü egemenliğini, 16 Aralık 1991′de bağımsızlığını ilân eden Kazakistan, 24 Eylül 1990 yılında Komünist Partisi birinci sekreteri olan Nursultan Nazarbayev’i Cumhurbaşkanı yapmış, 1991 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini de Nazarbayev kazanmıştır.

Kazakistan Komünist Partisi 1991 yılında kendisini feshederek Sosyalist Parti adını alırken, bu parti ile birlikte Kazakistan Halkın Kongre Partisi, Kazakistan Halklar Birliği, Sosyal Demokrasi Partisi Nazarbayev kontrolünde kurulmuştur.

Milliyetçi akımı destekleyen Azat ve Jeltoksan gibi muhalif partiler bulunmaktadır.

Yeni anayasa 28 Ocak 1993 tarihinde kabul edilmiş, ilk serbest seçimler 7 Mart 1994 günü yapılmış, yeni parlâmentonun 177 üyesinden 135′i doğrudan, 42 üye ise Cumhurbaşkanı tarafından oluşturulan devlet listesi ile seçilmiştir.

Kazakistan’da son hükûmet 1995 tarihinde Başbakan Akejan Kajegeldin başkanlığında kurulmuştur. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Nazarbayev 1 Mart 1995 tarihli kararname ile Kazakistan Halklar Asamblesini kurmuş, bu asambleye Kürt derneği temsilcilerini bile almıştır.

1995 Parlâmento seçimlerinden sonra 25 Nisan 1995 tarihinde yaptırdığı bir referandumla cumhurbaşkanlığını 1 Aralık 2000 tarihine kadar uzatmıştır.

Genel olarak Nazarbayev dengeli bir politika ile iç ve dış dengeleri korumuş, ülkedeki siyasî istikrarı sağlayarak, barışa önem veren tedricî reform politikasına devam etmektedir. Kazakistan’ın millî devlet oluşması yolunda önemli gelişmeler sağlamıştır.

Türkiye ile İlişkiler :

Türkiye ile Kazakistan arasında bankacılık alanında işbirliği vardır. TCMB ile NBK, 1995 yılında, NBK’nin TCMB nezninde hesap açmasına imkân sağlayan bir “Bankacılık Düzenlemesi” imzalamış ve Ocak 1997 itibarıyla bu hesaba Kazakistan tarafından 2,3 milyon ABD doları transfer edilmiştir. Ayrıca Ziraat Bankası ile Kazkommertzbank “KZI Bank” isimli banka ve Emlak Bank (%41), Kramds Bank (%25), Yukstar Ortaklığı (%25) ve Banque Warms (%9) ortaklığı ile “Türkiye-Kazakistan International Bank” kurulmuş ve her ikisi de 1993 yılında faaliyete geçmiştir.

Kazakistan’da Yabancı Sermaye Kanunu ile kurulmuş olan 200′den fazlaTürk şirketi vardır. Sözüedilen kanun kapsamı dışında da şirketler kurulmuştur. Türk firmalarının Kazakistan’da başlıca ilgi alanları şöylece sıralanabilir

İnşaat ve müteahitlik hizmetleri, sınaî tesis yapımı, hafif sanayi, gıda, madencilik, ticaret, metalurji, tekstil, telekomünikasyon, elektrik santralleri yapımı, otel ve iş merkezleri yapımı.

Türkiye ile Kazakistan arasında ticari ilişkiler sürekli olarak gelişme göstermektedir. Türkiye’nin Kazkistan’a başlıca ihracatı; çeşitli gıda maddeleri, giyim eşyaları, otomatik telefon santralleri, deri işleme cihazları, sentetik halı ve kilim, zırai mücadele ilaç ve bitkileri, makarna imalat cihazları, seramik eşyalar, demir-çelik ve alüminyum ürünleri, elektrikli ev aletleri gibi kalemlerden oluşmaktadır. İthalatı ise; hayvansal ürünler, buğday, deri, alüminyum alaşımları, kalaylı demir – çelik gibi malları kapsamaktadır.

Kırgızistan Cumhuriyeti

Resmi Adı

Kırgız Cumhuriyeti

Yönetim Biçimi

Cumhuriyet

Resmi Dili

Kırgızca

Başkent

Bişkek

Yüzölçümü

198.500 kilometre kare

Nüfusu

4.800.000

Önemli Şehirleri

Bişkek, Oş, Karakol, Calalabad, Tokmok, Kara – Balta, Çolpanata, Narın, Talas

Komşuları ve sınır uzunlukları

Kuzeyinde Kazakistan ( 1051 km. ), güney doğu ve doğusunda Çin ( 858 km. ), batısında Özbekistan ( 1099 km. ), güney batısında Tacikistan ( 870 km. )

Para Birimi

Som

Dış Borç

1,2 milyar dolar

İş Gücü

1,7 milyon kişi

İşsizlik Oranı

Üyesi Olduğu Uluslararası İktisadi Kuruluşlar

CIS, EBRD, ECO, FAO, IBRD, ILO, IMF, UN, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, WHO, WTO

İklimi

Yükseltiye göre önemli iklim değişikliği olmakla beraber ülkede genellikle az yağışlı karasal iklim hakimdir. Yılda ortalama güneşli gün sayısı 240 gündür.

Yeraltı kaynakları

Hidrolik kaynakları, kömür, altın, gümüş, cıva, antimon, kalay, volfram, çinko, kurşun ve değerli taşlar.

Temel tarımsal ürünler

Pamuk, yün, deri, ipek, tütün, sebze, meyve, pirinç, et, süt, şeker pancarı, saman ve kenevir.

Temel sanayi dalları

Tekstil, metalüurji, maden, gıda, elektronik, demir dışı metaller, şeker, ipek ve koza işleme.

Nüfus kompozisyonu

Ülkede 80 civarında farklı etnik grup vardır.

% 61,2 Kırgız

% 14,9 Rus

% 14,4 Özbek

% 1,5 Ukrayna

% 7,8 Diğer

Okuryazarlık oranı

% 93

GSYİH

1,9 milyar dolar

Siyasi Yapı

Devlet Başkanı : Kurmanbek Bakiyev

Milli Meclis :

Ülkenin en yüksek yasama organı Jogorku Keneştir. Yasama Meclisi ve Halk temsilcileri Meclisi olmak üzere iki kanadı vardır. Toplam 105 milletvekilinden oluşmaktadır.

11 Eylül sonrası ABD’ye verilen Manas üssüne karşılık Ruslar da Kant üssüne yerleşmişlerdir. Ülke bölgede ABD ve Rus askeri üslerine aynı anda ev sahipliği yapan tek ülkedir. Çin’in toprak talepleri sürekli verilen toprak parçaları ile karşılanmaktadır. Avrasya Birliği ve diğer projelerde ülke Kazakistan’ın kontrolünde hareket etmektedir.

Tarih Süreç :

Kırgızlara ait ilk kanıtlar M.Ö.2000 tarihine dayanmaktadır. M.S. VI-XIII yy.’da ilk devletlerini kurmuşlardır.

SSCB’nin dağılmasından sonra 15 Aralık 1990′da egemenliğini, 31 Ağustos 1991 yılında bağımsızlığını ilân eden Kırgızistan’da Ekim 1990 yılında parlâmento tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Askar Akayev 12 Ekim 1991 ve 24 Aralık 1995 yıllarında yapılan seçimlerde tek aday olarak cumhurbaşkanı seçilmiştir.

5 Şubat 1995 tarihinde yapılan parlâmento seçimleri sonucu 35 kişilik yasama, 70 kişilik temsilciler meclisi seçilmiştir.

Kırgızistan Cumhuriyetinde 12 siyasi parti, çok sayıda siyasi grup ve hareket bulunmaktadır. 2005 yılına kadar Bunların en önemlileri Akayev’i destekleyen “Cumhuriyet Halk Partisi” ile 34 farklı grubun desteklediği ve Halk Cephesi niteliğindeki “Kırgız Demokratik Hareketi”idi.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasında sonra bağımsızlıklarını kazanan Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelerde meydana gelen “kadife” ve “turuncu” devrimlerin ardından bir devrimde Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden Kırgızistan’da baş gösterdi. Ülkenin güneyinde başlayıp yavaş yavaş içerilere sokulan ayaklanma, başkent Bişkek’ e ulaştığında yeni bir boyut kazandı. Göstericiler hükümet binalarını ele geçirdiler ve Devlet Başkanı Askar Akayev’in ülkeyi terk etmesi sonucunda başarıya ulaştılar. “Sarı Devrim” olarak adlandırılan bu devrim sonucunda Kurmanbek Bakiyev geçici olarak Devlet Başkanlığı koltuğuna oturdu. Kısa bir süreç içinde meydana gelen ve Sivil Toplum Kuruluşlarının (STÖ) destekleriyle gerçekleşen bu devrimin Kırgızistan’da gerçekleşmiş olmasının nedenleri olarak; Kırgızistan’ın bölgede stratejik bir coğrafi konumda olmasın ve Sivil Toplum Kuruluşlarının diğer bölge ülkelerine oranla Kırgızistan da serbest çalışma ortamı bulmaları gösterilmektedir. Devrim sonrası geçici olarak Devlet başkanı olan Bakiyev, 10 Temmuz 2005 tarihinde yapılan Kırgızistan genel seçimlerini Kurmanbek Bakiyev kazanarak Kırgızistanın Devlet Başkanı oldu.

Türkiye ile İlişkiler :

Türkiye ile Kırgızistan arasındaki siyasi ilişkler yaşanan kadife devrimden sonra düzeyini kaybetmeden devam etmektedir. Ekonomik işikiler ise her geçen gün artmakta ve iş birliği alanları çoğalmaktadır. Mevcut ekonomik işikler şu şekildedir;

· Bişkek’te ve Issık-Göl kıyısında 100 odalı ve 4 yıldızlı bir otelin yapımı için Türk yatırımcıları ve müteahhitleri ile işbirliği.

· 2- Kırgızistan’da volastonit madeni çıkarılması ve rafinerizasyonu için ortak girişim.

· Sulu-Terek bozalt havzasında süper rafine bozalt fiberi üretim tesisi kurulması.

· Bir çini üretim tesisi kurulması.

· Cam işleme ve cam mamulleri üretim tesisinin ortak girişim yolu ile kurulması.

· Çu ve Oş bölgelerinde kuru işleme yöntemini kullanan çimento fabrikaları inşası için ortak girişimde bulunulması.

· Sığır, domuz, koyun ve keçi derisi işleme ve deri mukavva üretimi için ortak girişim kararı.

· Wollasstonite çıkarma ve rafinerisi için ortak girişim kararı

· Porselen üretim tesisi kurulması hususunda ortak girişim

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

KKTC, Türkiye’nin 60 km güneyinde bulunan Kıbrıs adası üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 3.335 km²’dir. Toplam 9.251 km² olan ada yüzölçümünün %35′i KKTC’ye aittir.

KKTC’nin nüfusu 200.587 olup, az miktarda Rum ve Maronit yaşamaktadır.

Bilindiği gibi 1878 yılında İngilizler’e geçici bir süre verilen ada, İngilizler’in sözünde durmaması üzerine Türkiye’ye geri verilmemiş, zamanla nüfus çoğunluğuna kavuşan Rum kesimi ENOSIS’i gerçekleştirmek için Türk ve İngilizlere saldırılara başlamışlardır.

Türkiye, İngiltere ve Yunanistan garantörlüğünde 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Rumların ENOSIS idealidir. Petrol, doğalgaz, sülfür, krom, kurşun, brom, kömür ve potasyum en önemli yeraltı kaynaklarıdır.

Özerk Türk Cumhuriyetleri

BaşkurTistan Cumhuriyeti

Rusya Federasyonu içerisinde, Avrupa kısmında Orta İdil bölgesinde yer alan Başkurtistan’ın batısında Tataristan Türk Cumhuriyeti yer almaktadır. Yüzölçümü 143.600 km²’dir.

Nüfusu 3.944.000 olan Başkurtistan Cumhuriyetinde %24,3 Başkurt, %40,3 Rus yaşamaktadır. 1.6 milyon Başkurt ise Rusya Federasyonunun çeşitli bölgelerine dağılmıştır.

1552 yılında Rus işgaline uğrayan Başkurtistan, 1941 yılına kadar çeşitli aralıklarla isyan etmiş, bağımsızlık uğruna milyonlarca Başkurt şehit olmuştur. 30 bin Başkurt Slavlara köle olarak satılmış, toprakları zorla elinden alınmış, Hristiyanlaştırmaya çalışılmış, her türlü Rus melâneti üzerlerinde denenmiştir.

1905 İhtilâlinden sonra kültürel kalkınma atağı, 1917 yılında Bolşeviklerle yapılan iş birliği neticesinde 23 Mart 1919 yılında Başkurtistan Muhtar Cumhuriyeti kurulmuştur. Başkurtlar mücadeleyi bırakmamışlar. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte 15 Ekim 1990 tarihinde bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir.

Rusya Federasyonu Başkurtların bağımsızlığını kabul etmemiş, Rus baskısı üzerine büyük bir mücadele başlamış, Ekim 1991 yılında Başkurt gençleri parlâmentodaki Rus bayrağını indirerek, Başkurt bayrağını dikmişlerdir. Bu gelişmeler üzerine 14 Ekim 1991 tarihinde Başkurtistan’a Özerk Cumhuriyet statüsü tanınmıştır.

Bugün parlâmentosu, anayasası, cumhurbaşkanı ve bayrağı bulunan Başkurtistan’da Devlet Başkanlığına 3 Ağustos 1994 tarihinde yapılan seçimlerde Başkurt Türk’ü ve bağımsızlık yanlısı Murtaza Ubeydullah-Rahim (Murtaza Rahimov) seçilmiştir.

24 Ağustos 1994 yılında Murtaza Ubeydullah Çernomirdin ile daha sonra Yeltsin ile yetki devri anlaşması yaparak, büyük imtiyazlar elde etmiştir.

Başkurtistan’da Türk milliyetçiliği ve bağımsızlık hareketi ile ilgili çeşitli parti ve teşkilâtlar aktif olarak çalışmaktadır. Bunların en önemlileri “Başkurt Yaşlar İttifakı”, “Başkurt Millî Fırka Partisi”, “Başkurt Kadınlar Uyuşması”, “Başkurt Kazaklar Uyuşması” ve “Başkurt Gençler İttifakı”dır.

1996 yılında “Bütün Dünya Başkurtlar Kurultayı”nı toplamışlar, “VI. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı”na ev sahipliği yapan Başkurtistan, Türk milliyetçiliği ve bağımsızlık konusunda ne kadar hassas olduklarını bütün dünyaya göstermişlerdir.

Ayrıca burada ve kom şu vilayetlerde (Umdurt, Mari, Saratov, Samarra) Tepter ve Mişer Türkleri de yaşamaktadır.

Çuvaşistan Cumhuriyeti

Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir cumhuriyettir. Rusya Federasyonunun Avrupa kısmının merkezinde, Volga nehrinin orta bölgesinde çok önemli su ve kara yolları üzerinde yer almaktadır.

Yüzölçümü 18.300 km² olan Çuvaşistan’ın Başkenti Çeboksarı olup, nüfusu 1.839 biridir. Bunun %67,8’ini Çuvaş Türkleri, %26,7’sini Ruslar teşkil etmektedir. 2 milyonun üzerindeki Çuvaş Türkü, Cumhuriyet toprakları dışında yaşamaktadır.

1552 yılında Kazan Hanlığı idaresinde iken Rus işgaline uğrayan Çuvaşistan, Başkurtlar gibi ardı arkası kesilmeyen isyanlara katılmışlar, 1572–1584, Stafin-Razin Köylü Savaşları, 1774–1776 isyanları en kanlıları olmuştur.

1917 Komünist ihtilâli sonucu 1920 yılında muhtar, 20 Nisan 1925 yılında da federe cumhuriyet olan Çuvaşistan, SSCB’nin dağılması üzerine 24 Ekim 1990 yılında bağımsızlığını ilân etmiş, ancak Rusya Federasyonunun baskısı üzerine 1991 yılında Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir cumhuriyet olmuştur.

Kendisine özgü parlâmentosu, anayasası, bayrağı ve millî marşı bulunan Çuvaşistan’da Devlet Başkanı aynı zamanda parlâmento başkanı olarak da görev yapmaktadır. Devlet Başkanı Nikolay Vasiyeviç Fyodorov aynı zamanda Rus Devlet Başkanlığı hukuk bürosu üyesidir.

Parlâmentoda üstün durumda bulunan Çuvaş Türkleri, Rusya’dan birçok taviz koparttıkları için aktif direniş hâlinde değillerdir. Bağımsızlık yanlısı birçok kişi ve kuruluş daha ziyade Türk şuuru ve kültürünü korumak ve geliştirmek amacıyla teşkilâtlanmışlardır.

Bunların en önemlileri “Çuvaş Türk Halkı Millî Hareketi” ile Çuvaş Milli Akademisinin kurucusu olan Mihail Yuhma’nın yaptığı “Nasyonel Grup”tur.

Dağıstan Cumhuriyeti

Başkenti Mohaçkale olan Dağıstan Cumhuriyeti 20 Ocak 1921 yılında kurulmuş olup, yüz ölçümü 50.300 km2′dir. Nüfusu 1.802.000 olan Dağıstan Cumhuriyetinde irili ufaklı değişik 30′dan fazla halk bulunmaktadır.

Dağıstan Cumhuriyetinde Türkler çoğunluğu teşkil etmektedir. Kumuk Türkleri, Nogay Türkleri, Türkmenler dağınık halde Dağıstan Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar.

Kumuk Türkleri

Kafkasya’yı vatan edinen Türkler arasında nüfus bakımından Azerbaycan Türklerinden sonra ikinci sırayı alan “Kumuk Türkleridir. Kumuklar özellikle Dağıstan Cumhuriyetinin tarihte “Kumukiye”, “Türk Şahvallığı” olarak bilinen doğu bölgesinde yaşamaktadırlar. Bölgenin toplam yüz ölçümü 12.000 km²’den fazladır. Ayrıca Mahaçkale, Buynak, Izberbaş, Kaykent, Kaytak, Kızılyurt, Hasanyurt, Babayurt, Kızılyar gibi şehirlerde Kumuklar yerleşik olarak yaşamaktadır.

1592 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Kumukların sayısı 300 binin üzerindedir. Bunun dışında dünyada 500 binden fazla Kumuk yaşamaktadır. Türkiye’de ise 13 Kumuk köyü bulunmaktadır.

1944 yılında Stalin’in gazabından Kumuklar da kurtulamamış, Kumuk lehçesinde eğitim veren okullar, bütün millî kuruluşlar kapatılmıştır. Sovyet döneminde 1920–1953 yılları arasında millî benliğe sahip çıkan aydınlar yok edilmiş, 1964–1980 dönemlerinde ise sürgün, görevden alma ve hapis cezalarına çarptırılmışlardır.

Bütün bu olaylar Kumuk Türkleri’nin mücadele hızını kesmemiş, Kumuk halkı 1989–1993 yılları arasındaki dönemde toplumsal-siyasal hareketin en etkili kuruluşlarından biri olan Kumuk Halk Hareketi “Tenglik”i Dağıstan’da kurmuştur.

Son zamanlarda Kumuk Halk Hareketi liderinin olumsuz tutumu üzerine “Kumuk Toplumunun Sürgün Edilen Dağıstan Ahalisini Savunma Komitesi-ANCI” ile aralarında sürtüşmeler meydana gelmektedir. Dağıstan Parlâmentosunda 16 Kumuk milletvekili bulunmaktadır. Başbakan yardımcısı Kumuk Türkü olup, Dağıstan Cumhuriyetinde etkisiz görülmektedirler.

Nogaylar

Türklerin en tanınmış boylarındandır. 1391 yılında devlet kuran Nogaylar 600 yıl bölgede hüküm sürmüşlerdir. Rus işgali ile birlikte 300 bin Nogay Türkiye’ye göç etmiştir. Büyük kısmı Kafkasya’da Kuzey Dağıstan, Volga nehri güney boyları, Stavropolsk vilâyeti ile Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Kırım ve Romanya’da da Nogaylar bulunmaktadır. Nüfusu 100 binin üzerinde olup Müslümandırlar.

Siyasi kavim adı olan Nogay adı Cengiz Han’ın torunu Nogay Han’dan gelmektedir. Büyükçe bir Türk topluluğu bu ad altında toplanmıştır. Terek havzasında yaşayanlara Ak Nogay denmektedir.

Geniş bir alana yayılan Nogaylar, Dağıstan ve Rusya Federasyonu’nda birçok birlik kurmuşlardır. Dağıstan’da Balbek Hacıbayramoğlu’nun başında olduğu Nogay Halk Hareketi “Birlik” bağımsızlık yanlısı mücadelesini sürdürürken, Rusya Federasyonu Arkonon’daki “Nogay Millî Kültür Cemaati” de Mahmut Abdurrahmanoviç liderliğinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Derbent Türkmenleri

Dağıstan Cumhuriyetinde yaşayan Azerbaycan Türküne verilen isimdir. Nüfusları 70 bin civarındadır.

Gagauz Cumhuriyeti

Romanya’nın kuzeyinde, Moldova Cumhuriyeti güneyinde yer alan Gagauz Cumhuriyetinin nüfusu 200.000′dir. Oğuzların bir kolu olan Gagauzlar Ortodoks Hristiyan olup, Gagauz Cumhuriyeti dışında 300 binden fazla Gagauz yaşamaktadır. Başkenti Komrad’dır.

Deliorman Türkleri, Asparuk Bulgarları da denilen Gagauzlar, Anadolu Türkçesi’ne yakın bir dil kullanmaktadırlar. Türk kök ve kültürüne bağlı kalmış ve günümüze kadar da bunları yaşatmışlardır.

XVI. asırda Osmanlı İmparatorluğuna katılan Gagauzeli, 1918 yılında Rusya, 1941 yılında Romanya, 1944 yılında da SSCB idaresine girmiş, SSCB tarafından Ukrayna’ya bağlı olan Moldova SSCB’nin sınırları içinde kabul edilmiştir.

SSCB’nin yıkılmasından sonra 21 Ağustos 1990 tarihinde bağımsızlık ilân edilerek, Gagauz Cumhuriyeti ilân edilmiştir. 25 Ekim 1990′da seçim yapan Gagauzlara Mirçe Durağ idaresindeki “Milliyetçi Moldova Halk Cephesi”nin 50 bin militanı silâhlı saldırıda bulunmuştur. Bu saldırılara karşı ölümü göze alan 100 bin Gagauz Komrad’da toplanarak karşı koymuş, bütün Gagauz köylerinin bu direnişe katılmaları sonucu 25 Ekimde seçimler yapılmış, 31 Ekimde de Gagauz Meclisi oluşturulmuştur. Ancak Moldova Yüksek Sovyeti Bağımsızlık ilânını kabul etmemiştir.

27 Ağustos 1991 yılında Moldova’nın bağımsızlık ilân etmesi üzerine Gagauzlar da Özerk Cumhuriyetlerini ilân etmişler ve 23 Aralık 1994 yılında Moldova Cumhuriyeti bu özerkliği tanımıştır.

28 Mayıs – 11 Haziran 1995 yılında Gagauzeli’nde yeniden seçim yapılmış ve 34 milletvekili ve “Halk Topluluğu” adı verilen Gagauz Meclisi teşkil edilmiştir. Aynı ay yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise eski Komünist Parti lideri ve Moskova’ya bağlılığı ile tanınan Georgu Tobunscık Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Gagauzeli’nde bağımsızlık ile ilgili birçok kurum ve basın faaliyette olup, Gagauz Sesi gazetesi bunun öncülüğünü yapmaya çalışmaktadır. Eski Cumhurbaşkanı Stephan Topal ve Petr Zavriçko’nun liderliğinde faaliyetlerine devam etmektedir.

Hakas Cumhuriyeti

Sibirya’nın güneyinde, Sayan-Altay dağlarının yanında Altay Cumhuriyetinin kuzeyinde yer alan Hakasya, 62.000 km²’lik bir yüzölçümü ile Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir cumhuriyettir.

Hakasya’da 100′den fazla halk yaşamakta olup, nüfusu 270.000′dir. Bunun 90–100 binini Hakas Türk’ü teşkil etmektedir.

Başkenti Abakan olan Hakas Cumhuriyeti güçlü bir ekonomi ve ziraate sahiptir.

Uygur Türkçesine yakın Türkçe kullanan Hakasların asıl adı Koray (Hooray)lardır. Kaçin, Sogay, Kızıl ve Koybol olmak üzere dört boydan meydana gelmişlerdir.

VI. ve XIV. yüzyıllarda bağımsız bir devlet olan Hakasya, 1727 yılında Rus işgaline uğramış, Rus-Çin Antlaşması sonucunda Rusya’ya bağlanmıştır. 1930 yılında özerk bölge statüsüne kavuşan Hakasya, SSCB’nin dağılmasından sonra “Hakasya Büyük Meclisi”nin aldığı bir kararla Rusya’ya bağlı özerk cumhuriyet statüsünü ilân etmiştir. Bu gelişme üzerine Rusya Federasyonu 3 Haziran 1991 tarihinde Hakas Özerk Cumhuriyetini kabul ve ilân etmiştir.

Hakas parlâmentosunun bağımsızlık yerine özerklik statüsünü kabul etmesinin en büyük sebebi, 72 milletvekili bulunan parlamentodaki Rus milletvekillerinin çoğunlukta olmasıdır. Parlamento, hükümet ve devlet kadroları Rusların kontrolünde olup, Hakas halkının bağımsızlık hareketine müsaade edilmemektedir. Hükümet ve KGB bütün telekomünikasyonu kontrol altında tutmakta, Türkiye’ye yaklaşım belirli kalıplar altında tutulmaktadır.

Bölgenin batısında Şor Türkleri yaşamaktadır.

Şor Türkleri

Güney Sibirya’da Hakas Türk Cumhuriyeti’nin batısında Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar. Aynı bölgede yaşayan Televüt Türkleri ile iç içedirler. Nüfusları 16.800 civarındadır. Bunların 12 bini Kemerova şehrinde diğerleri Kemerova’nın kaza ve köylerinde yaşamaktadırlar. Nüfusları gittikçe azalmaktadır.

Yaşadıkları bölge SSCB tarafından bilinçli geri bırakılmış, sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlar çözülmemiştir. Bölgede Türk yerleşim birimleri susuz, elektriksiz ve yolsuz bırakılmıştır. Şor Türklerinin elinden toprakları alınmış, kömür ocaklarında çalışmaya mahkûm edilmiştir.

1917 yılına kadar kendi alfabelerini kullanan Şorlara Ruslar zorla Kiril alfabesini kabul ettirerek kültürlerini yok etmeye çalışmışlardır. Bunun sonucu 16.800 Şor Türkünden sadece ana dilini bilen 900 kişi kalmıştır.

Şor Millî Hareketi, özellikle Türk milliyetçiliği ve kültürü muhafaza üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

Semey nükleer poligonunda yapılan nükleer denemeler, kömür ocaklarından çıkan radyoaktivite ve kömür tozları Televütler gibi Şorları da etkilemiş, çok sayıda çocuk hasta ve sakat doğmuş, ölüm oranları artmıştır.

Bütün bunlara rağmen ata folklörünü, kültürünü ve dilini kanlarında saklayarak, Türk kimliğini unutmadan bugünlere gelmesini başarmışlardır.

Bu bölgede Nüfusları 6 bin civarında olan Kumar Türkleri de yaşamaktadır.

6- Kabardey-Balkar Cumhuriyeti

Kuzey Kafkasya’da Büyük Kafkas sıradağlarının kuzey eteklerinde Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir cumhuriyettir. Cumhuriyeti meydana getiren Balkarlı Türkleri Karaçaylı Türklerden ayıran Rusya, Kabardeylerle Balkarlı Türkleri birleştirerek bu cumhuriyeti kurmuştur.

Bu zorlama sonucu ortaya çıkan Kabardey-Balkar Cumhuriyetinin yüzölçümü 12.500 km²’dir. Nüfusu 674.000 olan cumhuriyette Balkarlı Türkler 88.000′in üzerindedir. Başkenti Nalçık olan Cumhuriyette Türkler çoğunlukla dağlık ve yaylalık bölge olan güneyde yaşamaktadırlar.

Kendi aralarında Mezengi, Bezingil, Hukanlı, Çezimli ve Baksamlı gibi kollara ayrılan Balkarlılar Müslüman olup, Altay dil grubuna bağlıdırlar.

1920 yılında otonom bölge statüsü kazanan Balkarya, 1922 yılında Kabardeylerle birleştirilerek Kabardey-Balkar Muhtar Vilâyeti kurulmuş, 1936 yılında ise Muhtar Cumhuriyet olmuştur.

SSCB’nin dağılmasına yakın 1989 yılında ilk Balkar Derneği “NIGIS” kurularak, bağımsızlık için faaliyete geçti. Yapılan seçimlerde az sayıda Balkarlı Türk milletvekili seçildi. 19 Ağustos 1990′da bu milletvekillerinin yaptığı kurultayda Kabardeylerden ayrılma kararı alındı. Bu arada 1990 yılında yapılan Rus Parlâmentosu seçimlerinde hiçbir Balkarlı seçimi kazanamamıştır.

Bunun üzerine Halk Teşkilâtı “Töre-Balkar Formu” kuruldu. Bu teşkilâtın başına Bahaeddin Etezov getirildi. 30 Mart 1991 yılında yapılan Kurultay’da bağımsızlık kararı alındı. 17 Kasım 1991 tarihinde Rusya’ya bağlı Balkariye Cumhuriyeti ilân edildi. Bu karar 19 Aralık 1991 tarihinde Kabardey-Balkar Yüksek Şurasının kararıyla yapılan referandumda da desteklendi.

Hâlen parlâmentosu, 34 bakanlı hükümeti, cumhurbaşkanı olan Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde, cumhurbaşkanı eski komünist parti başkanı olup, sorunu Rus yanlısı olarak güçle çözüp, Balkariye’nin ayrılmasını istememektedir. Hükümette 3 Balkarlı Türk bakandır.

21 Kasım 1996 yılında toplanan Türk Halkları Asamblesi Balkarlıların isteği üzerine Balkar Cumhuriyetinin ilân edilmesi ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetinin terkibinden çıkarılması için siyasî bir beyanname yayımlamıştır. Şimdi Rusya Federasyonunun bu kararı uygulama şekli beklenilmektedir.

Kırım Cumhuriyeti

Karadeniz’in kuzeyinde Kırım yarımadasında Ukrayna’ya bağlı özerk cumhuriyet olan Kırım’ın yüzölçümü 26.945 km²’dir.

Başkenti Akmescit, nüfusu 2.632.400 olan Kırım Cumhuriyeti nüfus kompozisyonunda Kırım Türkleri, Rus ve Ukraynalılardan sonra 300 bin nüfusla üçüncü sırayı almakta, ayrıca Karaim ve Kırımçak Türklerinden bir kısımda Kırım’da yaşamaktadırlar.

MÖ VII. –IV. yy’larda Kırım’a ilk defa yerleşen Türkler, MS 395 yılında Büyük Kavimler Göçü ile Kırım’ı vatan yapmışlar ve birçok devlet kurmuşlardır. Moğol, Altınordu, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu idaresine giren Kırım, 1774 yılında Küçük Kaynarca anlaşması ile bağımsız devlet olmuş, 1783 yılında Rus işgaline uğramış, 1793 yılında yapılan Yaş Antlaşması ile Rusların idaresi altına girmiştir.

Ruslara karşı kanlı isyanlar başlamış, 1790 isyanında 300 bin, 1860- 62 yıllarında 142 bin Türk sadece sürgün edilmiş, bu isyanlarda şehit olanların, tutuklananların hesabı bile yapılmamıştır.

1900′lü yıllarda İsmail Gaspıralı’nın öncülüğünde başlayan Millî Hareket, Ekim 1917 devrimi sonrası 26 Aralık 1917′de Kırım Cumhuriyetinin ilânına neden olmuş, ancak 3 yıl sonra 20 Ekim 1920′de tekrar Rus işgaline maruz kalmıştır. 18 Ekim 1921 yılında da Kırım Tatar Muhtar Cumhuriyeti adı ile SSCB’ye bağlanmıştır.

1924–1945 acı geçen yıllar olmuş, II. Dünya Harbinde Alman işgaline uğrayan Kırım, Almanların çekilmesinden sonra tekrar Rus işgaline uğramış, Almanlarla iş birliği yaptığı gerekçesi ile 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırm’da tek Türk kalmamacasına sürgüne tâbi tutulmuşlardır. Bu sürgünde 100 binin üzerinde Türk katledilmiştir. Yerlerine Rus ve Ukraynalılar yerleştirilmiştir.

27 Şubat 1954 yılında SSCB Yüksek Sovyetinin kararıyla Ukrayna’ya bağlanan Kırım, 1967′de Kremlin’in yayımladığı bir kararla sürgündeki Kırım Türklerine vatana dönüş izni çıkmıştır.

SSCB’nin dağılmasından sonra Kırım, Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında çıbanbaşı olmuştur. Kırım’da bulunan ve dünyanın en güçlü donanmalarından biri olan Karadeniz Filosu bu anlaşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca Kırım nüfusunun %60′ını teşkil eden Rusların varlığı da anlaşmazlığın ikinci sebebidir.

Kırım’da mevcut aşırı Tatar milliyetçiliği SSCB’nin dağılmasından sonra aktif olarak faaliyete geçmiş, 1950 yılında kurulan “Kırım Tatar Milli Hareketi” 1989 yılında Özbekistan’da yapılan bir toplantıda “Kırım – Tatar Millî Hareketi Teşkilâtı” adını alarak, Kırım’da teşkilâtlanmaya başlamıştır.

1991 yılında Kırım’da yapılan seçimlerde başarı gösteremeyen Kırım Türkleri, Kırım-Tatar Millî Hareketi Teşkilâtının başarılı çalışmaları sonucu, aynı yıl Kırım – Tatar Kurultayı’nda Kırım Cumhuriyetinden ayrı 33 üyeli “Kırım – Tatar Millî Meclisini” kurmuşlardır. Bunun sonucu 1993 Kırım seçimlerinde, Kırım Yüksek Sovyeti 38 kişilik Kırım Parlâmentosunda 14 milletvekilinin Türk olmasını kararlaştırmıştır. Bu seçimlerde 55 Rus, 14 Türk parlâmentoya girmiş, Türk milletvekillerinden birisi başbakan yardımcısı, ikisi de bakan olmuştur.

1994 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimleri Rusya ile Ukrayna arasında müthiş bir yarışa sahne olmuş, Rus ve Ukraynalı iki isimin katıldığı seçimlerde Rus aday kazanmış, Cumhurbaşkanı olan Rus Meşkov Rusya ile yakın ilişkiye girerek, hazırladığı yeni anayasada Kırım’ı Rusya Federasyonu’na bağlamaya kalkmıştır. Ukrayna bu anayasayı feshederek, Meşkov’un elinden bütün yetkilerini almış, yerine Ukrayna kökenli A. Lenoid Kravçuk’u devlet başkanı, Kırım Türk’ü Dr. İlmi Üner’i de yardımcısı olarak atamıştır. A. Lenoid Kravçuk’un başarısız idaresi üzerine 31 Mart 1995 yılında Kırım Hükümetini doğrudan Ukrayna Cumhurbaşkanlığına bağlamış, 20 Nisan 1995 yılında da Cumhurbaşkanlığı kaldırılarak yerine bir komisyon kurulmuştur.

Kırım Türkleri bu gelişmeler üzerine 26-30 Haziran 1996 tarihinde 3. Kurultaylarını yaparak yeniden 30 milletvekili seçmişler ve yeniden bağımsızlık deklarasyonu yayımlamışlardır.

Kırım’da en önemli sorun, Türklerin nüfus azlığı, Kırım Tatar Milli Hareketi ile Kırım Tatar Millî Meclisi arasındaki sürtüşmeler ve aşırı Tatar milliyetçiliğidir. Diğer bir sorun ise her iki teşkilâtın liderliğini yapan M.A. Kerim Cemiloğlu’dur. Kırım Tatar teşkilâtlarına kendi yandaşlarını getirmekte, Kırım Tatarlarını kendi kontrolü altında tutarak, diğer milliyetçilere hak tanımadığı değerlendirilmektedir.

Karaimler

Musevî dininden olan fakat Talmud’u kabul etmeyen bir Türk topluluğudur. Hazarların devamı oldukları ileri sürülen Karaimler, Kray olarak bilinen çok eski Türk topluluğudur. Nüfusları 15 bin civarında olup yoğunlukla Kırım’da yaşamaktadırlar. Bir kısmı Litvanya, Ukrayna, Polonya ve İsrail’e dağılmışlardır.

Kırımçaklar

Karaimler gibi Yahudi inancında olan bu Türk topluluğunun nüfusu 1500–2000 kişi kadardır.

Saha Cumhuriyeti

Doğu Sibirya’da Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir Türk cumhuriyetidir. Ülkenin yüzölçümü 3.103.000 km² ile Türkiye’nin dört katı büyüklüğündedir. Nüfusu 1,2 milyon olan cumhuriyette bu nüfusun 480 binini Saha Türkü teşkil etmektedir. Ruslar %50 ile çoğunluktadır. Başkenti Yakuts olan Saha Cumhuriyetinde yaşayan Saha Türkleri Şaman olup, Müslümanlık yeni yeni yayılmaya başlamıştır. Eski Türk kültürünü hâlâ muhafaza eden Sahalar, hâlen Rusların uydurma Kril alfabesini kullanmaktadır.

17′nci yy. başlarında Rus işgaline uğrayan Sahalar, 1633–1638 yılları arasında Ruslarla amansız bir mücadeleye girmişlerdir. Teknik ve sayısal açıdan az olan Sahalar karşısında Ruslar 1638 yılında Ruslar bütün Sahaistan’ı ele geçirip, “Yakut Askeri İdaresi”ni kurmuşlar ve Sahaistan’ı Rusya’nın bir vilâyeti olarak ilân etmişlerdir.

1905 yılında Rusya’daki karışıklıktan faydalanan Sahalar, 9 Ocak 1906 tarihinde “Yakut Mili Birliği”ni kurarak, 27 Nisan 1906 yılında ayaklanmışlar, tutuklanarak en ağır cezalara çarptırılmışlardır.

1917 Komünist İhtilâlinden sonra Yakutistan komiseri ve Yakut Millî Komitesi, Sovyet yönetimini tanımamış, akabinde Saha milliyetçileri Saha Omux “Saha Milleti” ve Saha Aymax “Saha Kavmi” adlı teşkilâtları kurmuşlardır. 1918 yılında bağımsızlıklarını ilân eden Sahalar, Kızıl Ordu’nun 30 Mart 1919 yılındaki büyük katliamıyla karşılaşarak 1921 yılına kadar bütün ülkenin işgaline mani olamamışlardır.

27 Nisan 1922′de otonom, 1923 yılında muhtar cumhuriyet olan Sahaistan, SSCB’nin dağılması ile birlikte, 1990 yılında bağımsızlığını ilân etmiş, ancak Rusya Federasyonunun baskısı ile 1991′de Rusya Federasyonuna bağlı özerk cumhuriyet hâline dönüşmüştür.

Saha Parlâmentosunda ezici çoğunluk Ruslarda bulunmaktadır. Bağımsızlık ve milliyetçilik hareketinin başını çeken Uhhuan Nikolayaviç’in başında bulunduğu “Keskile” hareketidir. Bu hareket hiçbir yerden vardım almadan faaliyetine devam etmektedir.

Tataristan Cumhuriyeti

Rusya Federasyonuna bağlı Volga nehri boylarında yer alan Tataristan, Çuvaşistan ve Başkurtistan Türk cumhuriyetlerine komşu bir ülkedir.

Volga Nehri üzerinde yapılan barajla üç parçaya bölünen Tataristan’ın yüzölçümü 67.836 km²’dir.

Cumhuriyetin nüfusu 3.750.000 (1992) olup, nüfusun %53′ünü Tatar Türkleri, %42’sini Ruslar teşkil etmektedir. Tataristan dışında 7 milyon Tatar Türkünün yaşadığı tahmin edilmektedir.

Başkenti Kazan şehridir. Çoğunlukla Müslüman olan ülkede küçük bir kısım Ortodoks bulunmaktadır.

Tatar Türkçesi, Türk lehçelerinin Kıpçak grubuna dâhildir. Bugün Lâtin harfine geçme çalışmaları yapılmaktadır. 1552 yılında Rus işgaline uğrayan Tataristan, asırlarca sürecek isyan, göç, sürgün, Hristiyanlaştırma, Ruslaştırma ve topraklarının elinden alınması ile karşı karşıya yaşamış, milyonlarca Tatar Türk’ü bu uğurda şehit olmuştur. Bütün bunların sonucu 29 Kasım 1917′de ilân edilen İdil-Ural devleti, 1918 yılında Tatar-Başkurt, 27 Mayıs 1920 yılında da Tatar Muhtar Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür.

SSCB’nin yıkılmasıyla 30 Ağustos 1990 yılında Tataristan Parlâmentosunun aldığı bağımsızlık kararını 1 Şubat 1992′de ilân edilmiş, Mart 1992 yılında halk referandumu ile kabul edilerek, 30 Ağustos 1992 yılında Bağımsızlık Deklârasyonu ile yayımlanmış, ancak Rusya Federasyonu bu bağımsızlığı kabul etmeyerek Tataristan’a Özerk Cumhuriyet statüsü tanımıştır. 15 Şubat 1994′te iki taraf arasında yapılan anlaşmada belirli tavizler almıştır.

Bugün Tataristan’da Millî Hareket Partileri ve teşkilâtları çalışmaktadır. Bunlar arasında “Tataristan İçtimaî Merkezi Hareketi”, “Tataristan Milli Ittifak Partisi”, “Demokratlar Partisi”, “Mercani Cemiyeti”, “Bulgar el-Cedid Teşkilâtı”, “Azatlık Tatar Gençler Birliği”, “Türk Halkları Asamblesi”, “Dünya Türk Gençler Birliği”dir.

En önemli ve etkili hareket Tataristan İçtimaî hareketidir.

130 üyeli parlâmentoya sahip Tataristan’da Devlet Başkanı Mintimer Saimiyev, Başbakan ise bağımsızlık yanlısı Ferit Muhammetşın’dır. TC. Kazan’da temsilcilik açmak için faaliyete geçmiş, Moskova’dan izin beklemektedir.

Bu bölgede ayrıca Tepter ve Mişer Türkleri yaşamaktadır.

Tuva Cumhuriyeti

Orta Asya’da Sibirya’nın en büyük nehirlerinden biri olan Yenisey nehri boylarında Yukarı Yenisey havzasında yer almaktadır. Rusya, Hakas, Altay ve Moğolistan’la komşu olan cumhuriyetin yüzölçümü 170.500 km²’dir.

Başkenti Kızıl şehridir. Nüfusu 306.600 olan cumhuriyette bu nüfusun 207 bini Tuva Türküdür. Rus ve Moğol diğer sıraları almaktadır. Ayrıca Rusya’da 180 bin, Moğolistan’da 24 bin Tuva Türkünün yaşadığı tahmin edilmektedir.

Tuva halkı genellikle Şaman olup, dili Türkçedir. 1940′lardan sonra Kril harfleri kullanmaya başlamışlardır. Orta Asya’nın en eski yerli halklarından biri olan Tuva Türklerinin çekirdeği M.Ö. VIII-III. asra kadar dayanmaktadır. Hun, Gök-Türk, Kırgız, Moğol, Mançu-Çin ve Rus idaresinde yaşayan Tuva, 1911 yılında isyan ederek bağımsızlığını ilân etmiş, 1914 yılında Rus işgali ve 1917′de komünistlerin iktidara gelmesiyle, 14 Ağustos 1921 yılında Tannu-Tuva Halk Sovyet Cumhuriyeti kurulmuş, 1930 yılında Tuva Halk Cumhuriyeti adını alan Tuva 1944 yılında tekrar Ruslar tarafından işgal edilerek, SSCB’nin bir parçası olmuştur.

Ekim 1961 yılında otonom bölge, SSCB’nin parçalanmasıyla Mart 1991′de Özerk Cumhuriyet olmuştur.

Tuva Parlâmentosunda Türkler çoğunlukta olmasına rağmen, hükümetin Rus yanlısı bir politika izlediği dikkati çekmektedir.

Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti

Kuzey Kafkasya’da Kafkas sıradağlarının orta bölgesinde Rusya Federasyonuna bağlı özerk bir cumhuriyettir. 1828 yılında Rus hâkimiyetine giren bölgede Balkarlı Türklerden zorla ayrılan Karaçaylı Türklere Rusya Çerkezlerle birlikte bu devleti kurdurmuştur.

Yüz ölçümü 14.100 km² olup, nüfusu 415 bindir. Bunun %31′i Karaçaylı Türk, %10 Adige, %42 Rus’tur. Başşehri Çerkessk olan cumhuriyette Türkler güneyde özellikle Kuban nehri yakınlarında yaşamaktadırlar.

Hun, Bulgar Türkleri, Hazarlar, Kıpçakların torunları olan Karaçaylılar 1800′lü yıllara kadar bölgede kurulan Türk devletleri idaresinde yaşamışlar, 1806–1812 Osmanlı-Rus savaşı sonucu yapılan Belgrat Antlaşması ile Ruslar’ın idaresine girmişlerdir. 1822, 1835–37, 1845–46, 1853 -1855 yıllarındaki isyanlar sonucu binlerce Karaçaylı şehit olmuştur.

1860 yılında bölgede özel bir sistem kuran Ruslar, Türkleri ikiye bölmüş, Karaçaylıları Kuban, Malkarlıları Terek eyaletine bağlamışlardır. 1873 ve 1900 yıllarında isyan eden Karaçaylıların toprakları ellerinden alınmış, 1917 ihtilâli sonrası bolşeviklerin verdiği bağımsızlık sözünün tutulmaması üzerine tekrar isyan ederek, 1918′de Kuzey Kafkasya Birleşik Cumhuriyetine katılmışlardır.

Kafkasları tekrar ele geçirmek isteyen Bolşevikler’e 1920–1922 yılları arasında direnen Karaçaylılar, 1922 yılında Rus işgaline karşı koyamamışlar, Karaçaylılar yeniden Malkarlı Türklerden ayrılarak, Karaçaylıları Çerkezlerle, Malkarlıları Kabardeylerle aynı yönetim altına almışlardır.

1926 yılında Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi olmuş, aynı yıl ve 1932–34 yıllarında isyan eden Karaçaylıların %40′ı öldürülmüş ve Sibirya’ya sürülmüştür. II. Dünya Harbinde de Almanların işgaline uğrayan Karaçay, Almanlar’ın çekilmesinden sonra Kızıl Ordu işgaline uğramış ve Almanlar’a yardım edildiği gerekçesi ile 2 Kasım 1943 tarihinde Sibirya’ya sürülmüştür. 1957 yılında affedilerek yurtlarına geri gelmeye başlamışlardır.

Bugün Karaçay’da bağımsızlık yanlısı birçok kuruluş bulunmaktadır. “Karaçay Cemaatı” bunların başını çekmektedir. Ayrıca “Karaçay Gençlik Teşkilâtı” milliyetçi bir teşkilât olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Altay Cumhuriyeti

Orta Asya’da Asya kıtasının coğrafi merkezinin hemen kuzeyinde yer almaktadır. Batıda Kazakistan, kuzeyde Rusya Federasyonu, doğuda Tuva ve Hakas Türk Cumhuriyetleri, güneyde Moğolistan, Doğu Türkistan ve Kazakistan ile komşudur.

Yüz ölçümü 92.902 km2 olan Altay Cumhuriyeti’nin nüfusu 198,1 bin olup, 70 yıllık komünist düzende buraya sürgün edilmiş 38 çeşit millet yaşamaktadır. Nüfusun %60′ını Ruslar, %31′ini Altay Türkleri oluşturmaktadır.

Başkenti Gorno-Altay’dır. Müslümanlık, Hristiyanlık ve Şamanizm yaygın dinleri yaygındır. Dilleri Türkçedir.

SSCB’nin dağılmasından sonra 1991 yılında muhtar, 1992 yılında Rusya Federasyonuna bağlı Özerk Cumhuriyet hâline gelen Altay Cumhuriyeti’nin en büyük problemi nüfusunun %60′ınm Rus olmasıdır. Bu durum Altay Parlâmentosu ve devlet kadrolarına yansımış olup, Cumhuriyet’te Ruslar ezici bir çoğunluğa ve kontrole sahiptir.

Cumhuriyette milliyetçilik akımı, Türk dil ve kültürünü muhafaza çok güçlü olup, tam bağımsızlık ve Rus’suz bir Altayeli’ne kavuşmak için faaliyet gösteren birçok kişi ve kuruluşlar aktif çalışmalarını sürdürmektedirler.

Ancak bugünkü şartlar gereği Ruslarla iyi geçinmek zorunda olduklarından “millî” direniş zayıf görünmektedir.

Parlâmentodaki Türk milletvekilleri içerisinde bağımsızlık hareketleri mevcut olup, “Altay Halk Cephesi” bu kuruluşların başını çekmektedir. Altay Cumhuriyeti’nde Çok güçlü ve büyük taraftarı bulunan “Altay Halk Cephesi” maddî destekten yoksundur. Maddî destek sağlayacakları ve yol gösterecekleri aramaktadır.

Bu bölgede Altay Türklerinin bir kabilesi olan Telengit Türkleri yaşamaktadır. Nüfusları 5 bin civarındadır.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti

Doğusunda Moğolistan ve Çin, batısında Kazakistan ve Kırgızistan, kuzeyinde Rusya, güneyinde Hindistan ve Tibet’le çevrilmiş olan Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyetine bağlı muhtar bir cumhuriyettir. Yüz ölçümü 1.828.418 km²’dir.

1990 yılındaki bir araştırmaya göre 30 milyon Türk yaşamaktadır. En eski Türk yurdu olan Doğu Türkistan, 1876 Çin istilasından sonra Çinlileştirmek istenmekte ve bu uygulamaya karşı direnen milyonlarca Türk’ün kanı dökülmektedir.

Başkenti Urumci olan Doğu Türkistan’ın yer altı ve yer üstü zenginlikleri Çinliler tarafından sömürülmektedir. Petrol zenginliği başta olmak üzere altın, gümüş, uranyum, bakır, kömür gibi birçok kıymetli madenler bulunmaktadır.

Bugün Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketine karşı, Çin tarafından acımasızca yargısız infazlar, işkenceler, organ nakilleri, zorunlu doğum yasağı ve zorunlu kürtaj, ekonomik talan, eğitim ve kültürün kısıtlanması, dini inançların kısıtlanması uygulanmakta, nükleer denemelerin Doğu Türkistan’da yapılmasına devam edilmektedir.

Hun, Göktürk, Uygur, Kensu-Uygur, Edikut-Uygur, Karahanlılar, Uygur Hanlıkları, idaresinde yaşayan Doğu Türkistan iki kez Çin istilâsına uğramış ve 1876 yılında Çin idaresine girmiştir.

1894 yılında Çinliler tarafından “Yeni Kazanılmış Toprak” anlamındaki “Sinkiang-Sincan” olarak adı değiştirilmiştir. XX. asırda birçok isyanlarla bağımsızlık mücadelesi veren Doğu Türkistan, 12 Kasım 1933 ve 7 Kasım 1944 yılında iki kez bağımsızlığını ilân etmiş, ancak Çinlilerin acımasızca katline maruz kalmıştır. 1955 yılında özerk bölge olarak idari statüsü belirlenen Doğu Türkistan, Asya’nın kalbi “Pivot of Asia” olarak nitelendirilmektedir.

Çinlilerin Türkler üzerinde uyguladıkları baskı sonucu, son 30 yılın en büyük isyanı 2 Şubat 1997 günü patlak vermiş, Kadir gecesi Gulca şehrinde bir camide Kur’an okuyan kadınların Çin milislerince dövülmesi ve üçünün işkence ile öldürülmesi neticesinde olaylar başlamıştır.

45 yıldır bağımsızlık ve özgürlük yanlısı yeraltı faaliyet gösteren “Doğu Türkistan Halk Partisi” ile “Doğu Türkistan İslâm Partisi” mensupları devreye girerek, Kızıl Çin askerlerinin saldırılarına karşı koymaya başlamışlar, olaylar ayaklanmaya dönüşmüş, sonuçta beş bine yakın Doğu Türkistanlı tutuklanmış, 162 kişi idam edilmiştir.

Bu bölgede ayrıca Uygur, Kazak, Salar (Salur), Şibe (Şive), Özbek ve Tatar Türkleri yaşamaktadır. Çinliler ülkede yaşayan diğer etnik grupların nüfuslarını vermekten ısrarla kaçınmakta, açıkladıkları istatistiklerde yanlış bilgiler vermektedirler.

Bugün Doğu Türkistan hariç Çin’de yaşayan Türklerin (Çinghai ve Gansu eyaletleri) nüfusları hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Sadece bu eyaletlerde yaşayan Salar (Salur)’ların 1982 yılında 69.503 nüfusa sahip oldukları resmi istatistiklerden anlaşılmaktadır. Diğer Türklerde göz önüne alındığında bugün bu sayının çok yükseklerde olduğu tahmin edilmektedir.

Diğer Türk Toplulukları

Kafkasya’da Yaşayan Türkler

a) Ahıska Türkleri

1578 yılından 1828 Rus işgaline kadar Anadolu’dan bölgeye yerleştirilen ve Anadolu Türklüğünün ayrılmaz bir parçası olan Ahıska Türklerinin asıl vatanı bugünkü Gürcistan Cumhuriyetinin toprakları içinde kalan ve Türkiye ile komşu olan Ahıska, Ahılkelek, Aspinza, Adıgen ve Bogdanovka vilâyetleridir. Buraya yerleşen Türklere Ahıska Türkleri denmesinin sebebi ise bu vilâyetleri içine alan bölgenin coğrafi isminin Ahıska olmasından ileri gelmektedir.

Son 70 yılda üç defa sürgüne uğrayan ve 1944 yılında kanlı diktatör Stalin’in hışmına uğrayarak sürgüne tâbi tutulan bir Türk grubu da Ahıska Türkleri’dir. Ahıska Türkleri bu kanlı sürgünde SSCB’nin birçok bölgelerine dağıtılmışlar ve binlerce şehit vermişlerdir.

Gürcistan’da ancak Gürcü adı almak şartı ile ülkeye kabul ettikleri Ahıska Türkleri bugün 13 cumhuriyetin 4264 değişik bölgelerinde yaşamaktadırlar.

Rusya Federasyonu’nun 28 yerleşim biriminde 70 bin, Kazakistan’da 145 bin, Azerbaycan’da 106 bin, Kırgızistan’da 57 bin, Özbekistan’da 30 bin, Ukrayna’da 18 bin, Türkiye’de 200 bin, çeşitli ülkelerde üç bin olmak üzere 629 bin Ahıska Türkü yaşamaktadır.

Bugün Kazakistan, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve Türkiye’de birçok dernek ve vakıfları bulunmaktadır.

b) Kafkas Türkmenleri

Stavropol Türkmenleri de denilen bu Türk topluluğu XVIII’nci yüzyılda Türkmenlerden ayrılıp Kafkasya’ya yerleşmişlerdir.

Kuzey Kafkasya’da Stavropol-Ordzhonikidze şehirleri arasında yaşamaktadırlar. Nüfusları 15 binin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

c) Karapapahlar

Ermenistan, Güney Azerbaycan ve Türkiye’nin Kars-Iğdır bölgesinde yaşamaktadırlar. 1926 yılında 6.000 nüfusa sahip olan Karapapahların bugün 50 binin üzerinde oldukları tahmin edilmektedir.

Balkanlar’da Yaşayan Türkler

a) Romanya’da Yaşayan Türkler

Eski Türk kavimleri olan Peçenekler, Oğuzlar (Uzlar), Kıpçaklar ve sonra daha birçok Türk boyları Karadeniz’in kuzeyinden gelip Romanya’ya yerleşmişlerdir.

XIII-XIV yüzyıllarında Altınordu ve sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetine giren bölgeye birçok Türk gelip yerleşmiştir.

500 yıla yakın süren Osmanlı hâkimiyet sonunda Romanya’da yaşayan Türkler de ana vatandan kopmuşlardır. Bugün nüfusları 95 bin civarında olan Türkler, özellikle Tuna nehri ile Karadeniz arasında kalan Dobruca bölgesinde çoğunlukla yaşamaktadırlar.

Anadolu’dan göç eden Türkler, Kırım Türkleri, Nogay Türkleri ile Gagauz Türkleri olan bu topluluklar Romenlerle iyi ilişkiler içerisinde iç içe ve barış içerisinde yaşamaktadırlar.

Bugün Romanya’da Türk-Tatar ayrımcılığı dikkati çekmektedir. Parlâmentoda bulunan iki Türk temsilcisinden Tahsin Cemil Tatar, Fevziye Reşit ise Oğuz Türklerinin temsilciliğini yapmaktadır. Köstence’de Türkler ve Tatarlar ayrı ayrı dernek kurmuşlar. İki topluluğu bir federasyon çatısı altında birleştirme çabası yoğunluk kazanmaktadır.

b) Bulgaristan’da Yaşayan Türkler

Bulgaristan Türklerinin menşei çok eskilere dayanmaktadır. X ve XII. asırlar arasında Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kuman (Kıpçak), Peçenek ve Uzlar bölgeye yerleşmişlerdir.

1371 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi fethetmesiyle birlikte bölgeye Anadolu’dan Türkler yerleştirilmeye başlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başlaması ile birlikte, Balkanlarda Avrupa devletlerinin oynadığı oyunlar ve Rusya’nın Bulgaristan devleti kurma planları gereği, Bulgaristan’da Türklere soykırım 1877–78 Osmanlı-Rus Harbi’nde icra edilmiş, yaklaşık 350 bin Türk katledilmiş, 800 binTürk Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır.

1908 yılında Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan ettiği yıllardan, günümüze kadar Türklere soykırımı, sürgün, açlık ve soğuktan kırma, eğitim ve kültür yozlaşmasına tâbi tutma, Türkleri; Pomak, Müslüman Bulgarlar diye ayırıma tâbi tutma politikalarına devam edilmiştir. Günümüze kadar beş defa büyük göç yaşanmış, 900 binden fazla soydaşımız Anadolu’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Günümüzde özellikle Rodop dağları, Pirin, Vardar, Filibe, Kırcaali, Mestanlı, Darıd, Eğridere, Hasköy bölgelerinde çoğunluk olmak üzere 3 milyondan fazla Türk yaşamakta ve Bulgaristan nüfusunun %30′unu teşkil etmektedir.

Özellikle komünizm döneminde topraklarını ve eğitim olanaklarını kaybeden Türkler fakirleştirilerek alt tabaka hâline getirilmişlerdir.

Jirkov yönetiminin baskıları karşısında “Türk Halkının Kurtuluş Hareketi” adlı örgütü kuran Ahmet Doğan, Bulgaristan’da yönetimin değişmesi ile birlikte “Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi”ni kurmuş, 1990 seçimlerinde 23, 1995 seçimlerinde ise 15 milletvekili ile parlâmentoya girmiştir.

Ancak Bulgaristan’da başlayan demokratik gelişmeler sonucu Türkler, “Demokratik Gelişim Hareketi”, “Demokratik Adalet Partisi” ve “Türk Demokratik Partisi”ni kurarak savıyı dörde çıkarmışlardır.

HÖH’den sonra gelen TDP, HÖH’ni ihanetle suçlamakta, Bulgaristan parlâmentosunun anayasa değişiklik teklifi olan “Bulgaristan üniter ve tek milletli bir devlettir” maddesini desteklediklerini, Türkçe okulların açılmamasını ve Türk milli kültürünün gelişmemesini HÖH’ün yürüttüğü politikadan kaynaklandıklarını ileri sürmektedirler.

c) Batı Trakya Türkleri

MÖ. VI ile MS. III. yüzyıllar arasında Pers, Makedon, Roma ve Bizanslıların hâkimiyetine giren Trakya’ya Türkler ilk defa 1263 yılında Selçuklu İmparatorluğu ile ayak basmıştır. Bunu 17 kez boğaz geçişi takip etmiş ve 1354 yılında bir daha dönülmemek üzere Trakya’ya geçilmiştir.

Anadolu’dan seçme güvenilir ve savaşçı Türk aileleri bölgeye yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. 1460 yılında Mora’nın fethi ile bugünkü Yunanistan tümüyle Türklerin hâkimiyeti altına girmiştir.

1699 Karlofça antlaşması sonucu Ruslar tarafından kışkırtılan ve desteklenen Rumlar ilk defa Mora’da isyan etmişler, batılı devletlerin yardımı ile adım adım genişleyerek Batı Trakya’yı (Lozan Antlaşması ile) ele geçirmişlerdir.

Lozan anlaşması gereği yapılan mübadele sonucu Batı Trakya hariç diğer bölgelerde yaşayan Türklerin birçoğu Anadolu’ya gelmişlerdir.

Bugün Batı Trakya’da Türkler Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç, Dimetoka ve Sofia’da yoğun olarak yaşamaktadırlar. Batı Trakya dışında Rodos, Girit ve İstanköy adalarında da az miktarda Türk bulunmaktadır.

Yaklaşık 8.579 km²’lik bir alanı kapsayan Batı Trakya’da günümüzde 200 binden fazla Türk bulunmaktadır. Nüfus istatistiklerine bakıldığında 350–400 bin olması gereken Türk nüfusunun 200 binde kalmasının yegâne sebebi, günümüzde de devam eden Yunan mezalimi olmuştur.

Yunanistan’ın Türkler üzerinde uyguladığı milli kimliklerini kaybettirecek eğitim ve asimilâsyon politikaları ile Türkleri zayıf bırakmaya çalışmaktadır. Bütün bunlara rağmen yaşamlarını ve kültürlerini korumaya devam eden Batı Trakya Türklerinin %80′i çiftçi olup ekonomik yönden günden güne zayıflamaktadırlar.

Sadık Ahmet’in öldürülmesinden sonra Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi başkanlığına getirilen Işık Ahmet, pasif bir tutum sergilemekte, İstanbul’da ikamet ettiği için Batı Trakya Türkleri lidersiz bir durumda bulunmaktadır. 1996 seçimlerinde milletvekili seçilen üç Türkün ise sesi, soluğu çıkmamaktadır.

İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Ağa Türklerin sesi olmaya gayret etmekte, Türkiye’den Batı Trakya Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Taner Mustafaoğlu yoğun bir çaba içinde bulunmaktadır.

d) Makedonya’da Yaşayan Türkler

MS IV. yüzyılda Türk boylarından Hun, Avar, Bulgar, Oğuz, Peçenek ve Kumanların bölgeye gelmesi ile başlayan Türk yerleşimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi fethetmesi (1389) ile Türkleşmeye başlamıştır. Fethedilen topraklara batı ve kuzey Anadolu’dan getirilen Türkler yerleştirilerek Türk köy ve kasabaları kurulmuştur.

1991 yılında bağımsızlığını kazanan Makedonya’da bugün 200 bine yakın Türk yaşamaktadır. Özellikle Üsküp, Bitola, Gostivave, Devar’da yaşayan Türkler, az bir çoğunluk olan ve “Makedonya Makedondur” sloganı ile yola çıkan Makedonların baskısı atındadırlar.

Bugün çok ciddi problemleri olan Makedonya’da yaşayan Türklerin özellikle eğitim ve millî mensubiyet belirleme konusunda baskı altında tutulmaları devam etmektedir.

Son yıllarda kurulan Türk siyasi parti ve dernekleri Türkler seslerini duyurmaya başlamışlardır. 1990 yılından sonra çok partili sisteme geçen Makedonya’da Türk Demokrat Birliği ilk seçimlere katılmış, daha sonra Türk Demokratik Partisi ismini almıştır. 1994 seçimlerinde bir milletvekili ile parlâmentoya girebilmiştir.

Bugün Makedonya’da, Makedon ve Arnavut milliyetçiliği çatışmakta, Türkler özellikle eğitim ve milli mensubiyette çok ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar.

e) Kosova’da Yaşayan Türkler

1375 yılında Osmanlı İmparatorluğunca fethedilen Kosova’ya Osmanlı geleneklerine uygun olarak Türkler yerleştirilmeye başlanmıştır.

Balkan savaşları sonucu elden çıkan bölgedeki Türkler, krallık ve komünist Yugoslavya döneminde üç büyük göç ve katliama uğramışlardır. 1930 yıllarında toprağı kamulaştırma reformu altında Türklerin ellerinden arazileri zorla alınarak Sırplara verilmiş ve göçe itilmişlerdir. İkincisi ise 1956–60 yılları arasında gerçekleştirilerek Türklerden silâh toplama kampanyası adı altında büyük eziyetlere başlamış ve bunun sonucu ikinci göç meydana gelmiştir.

Sırplar tarafından yapılan bu iki baskı ve zulümden sonra, 1968 – 1990 yılları arasında Türkler, Arnavutlar tarafından asimile politikasını uygulamalarına maruz kalmışlardır.

Yugoslavya’nın parçalanması ile bölgede başlayan Arnavut-Sırp çekişmesi sonucu yıllardır özerk bölge statüsüne sahip olan Kosova’nın Sırplar tarafından kendilerine bağlanması sonucunu doğurmuştur.

Bütün bunlara rağmen Kosova’da kalan resmi istatistiklere göre 12 bin, gerçekte 20–25 bin Türk, oradaki Türk kültürünü yaşatmayı başardılar. Özellikle Priştine ve Dragas’ta çoğunluk olan Türkler bugün kültür dernekleri ve siyasî partileri ile Türk varlığını Sırp ve Arnavutlara karşı yaşatma savaşına devam etmektedirler.

Üç kültür derneği (Doğruyol, Gerçek, Aşıkfenki), bir partisi “Türk Demokrat Birliği” ile siyasî ve kültürel yaşamlarını sürdüren Türkler, Sırp ve Arnavut milliyetçiliği arasında sıkışıp kalmışlardır.

f) Sancak’ta Yaşayan Türkler

Eski Yugoslavya sınırları içerisinde, bugün kuzeyinde Bosna-Hersek, doğusunda Sırbistan, güneyinde Kosova, batısında Karadağ ile Çevrili olan 8687 km² büyüklüğünde bir vilâyet olan sancak, XV’nci yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girerek Türklerin yerleşmesine sahne olmuştur.

Daha sonra 1877–78 Savaşı ile Avusturya- Macaristan İmparatorluğuna geçici olarak verilen Sancak vilayetindeki Türkler, XIX’ncu yüzyılda Rusya’nın teşvikleri ile Sırbistan ve Karadağ’ın soykırımına uğramışlardır. İşkence, etnik ayrımcılık ve göçe zorlama sonucu Sancak Türkleri Türkiye’ye göçe başlamıştır.

1980 yıllarında Tito’nun ölümüyle dağılma sürecine giren Yugoslavya, 1991 yılında parçalanınca Sancak vilâyetinde Sırp ve Karadağ zulmü ile Türk kıyımı tekrar başlamıştır.

Bugün 350 bin Müslümanın yaşadığı ve Türk-Osmanlı karakterini yansıtmakta olan vilâyette Sırp-Karadağ ve Bosna-Hersek arasındaki mücadeleye karşı Türk ve Müslümanlar “Sancak Mili Müslüman Meclisi”ni kurarak haklarını korumaya çalışmaktadırlar.

Bütün bunlara rağmen Sancak Türkleri atalarının kanıyla sulanmış topraklarını Sırp süngüsü korkusu ile terketmeye niyeti olmadığını da devamlı açıklamaktadırlar.

Rusya’da (Sibirya) Yaşayan Türkler

a) Kumandi Türkleri

Tomsk vilâyetinin Bey ırmağı havzasında yaşarlar. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir. Şaman dininden olup, nüfusları 100.000 civarındadır.

b) Tobol Türkleri

Güney Sibirya’da İrtiş ve Tobol havzalarında yaşamaktadırlar. Nüfusları bilinmemektedir. Haklarında bilgi çok azdır.

c) Batı Sibir Tatarları

Obi nehrinin kolu olan Tobol nehri ile Altay ve Hakas Türk Cumhuriyetlerinin bulunduğu bölgeye kadar olan Güneybatı Sibirya’da yaşamaktadırlar.

Özellikle Obi, İrtiş ve Tobol nehri vadilerinde ve bu vadilerde bulunan Tobol, Tümen, Oms, Tomsk, Novosibir, İrkutsk, Arhangelsk, Çikitinks, Kemerova ve Barabba şehirlerine yerleşmişlerdir. Kazan Tatarları ile yakın akrabadırlar, nüfusları 350 bin civarındadır.

d) Teleüt Türkleri

Telengitlerin bir kabilesidir. Güney Sibirya’da Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar. Bir zamanlar on binlerle ifade edilen sayıları bugün 2.800 kişiye düşmüştür. Bunun 2500′ü Kemerova’da diğerleri ise Kemerova’nın köylerinde yaşamaktadır.

Televüt Türklerinin nüfuslarının bu şekilde azalmasının en bü yük sebepleri Rusya Federasyonu’nun uyguladığı asimilasyon politikası ile birlikte, 1943–53 yılları arasında nükleer denemelerin sıklıkla yapıldığı Seney nükleer poligonunun bölgede bulunmasıdır.

Bu nükleer denemeler sonucu binlerce kişi hastalanmış, ölmüş, çocuklar sakat doğmuştur.

Diğer bir sebep Televüt topraklarında bulunan zengin kömür ocaklarıdır. SSCB zamanında toprakları bu kömür yüzünden elinden alınan Televütler yoksulluğa itilerek kömür ocaklarında çalışmaya mecbur edilmiş, kömürün taşıdığı radyoaktivite ve kömür tozları ile yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Bunun sonucunda kanama hastalığı (hemofili) Televüt Türklerine illet olmuş, yol, su, elektrik, sağlık ocağı olmayan bölge Rusya tarafından ölüme terk edilmiştir.

Nükleer felâket, kömür ve hemofili Televüt Türklerini yok olma tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir. Televütler Altay Cumhuriyetine göç etme hazırlığı içerisine girmişlerdir.

e) Dolgan Türkleri

Güney Sibirya’da Şor Türkleri ile komşudurlar. Özellikle Krasnoyask vilâyetine bağlı Dolgan-Nenets muhtar bölgesinde yaşamaktadırlar. Saha Federe Türk Cumhuriyetinde yaşayan birçok Dolgan (Sahalaşmış -Tunguz) Türk’ü bulunmaktadır. Nüfusları tahminen beş binin üzerindedir.

f) Tofa Türkleri

Moğolistan Cumhuriyeti kuzeyinde, Baykal gölünün doğusunda bulunan İrkuts vilâyetinde yaşamaktadırlar. Nüfusları kesin olarak bilinmemekle birlikte iki bin kişilik bir kabile oldukları tahmin edilmektedir. Türkçe konuşmaktadırlar.

g) Sibirya Buharalıları

Batı Sibir Tatarları ve Tobol Türkleri ile aynı bölgelerde yaşamaktadırlar. 25–30 bin civarında oldukları tahmin edilmektedir.

h) Doğu Sibir Tatarları

Moğolistan Cumhuriyeti kuzey sınırlarından, Kuzey Buz Denizine kadar olan bölgede Saha Türkleri ile birlikte dağınık olarak yaşamaktadırlar.

Orta Doğu’da Yaşayan Türkler

a) Suriye’de Yaşayan Türkler

Türklerin Suriye’ye gelmesi XI’nci yüzyıl sonlarına doğrudur. Yarrukiye Türkmenleri öncelikle Suriye’ye yerleşmişler, daha sonra Selçuklu hâkimiyetinin başlaması ile birlikte Suriye’ye Türk yerleşimi başlamıştır.

30 Ekim 1916 Mondoros mütarekesine kadar aşağı yukarı 500 yıl Türk hâkimiyetinde kalan Suriye, İngiliz ve Fransız işgaline uğramış, 1936 yılında ise Fransa denetiminde cumhuriyet olmuştur. Darbeler ülkesi olarak tarihe geçen Suriye Cumhuriyeti son darbeyi yapan Hafız Esat’la birlikte (17 Kasım 1970) dikta rejimine geçmiştir.

Osmanlı İmparatorluğundan sonra özellikle Esad zamanında tüm baskı, zulüm ve asimilâsyon uygulamalarına rağmen, hiçbir uluslararası kuruluşların güvencesi ve koruması olmadan, Suriye Türkmenleri millî kimliklerini korumak gayreti içerisinde yaşam savaşı vermişlerdir.

Bugünkü nüfusları 1,5 milyon civarlarında olan bu Türkler İlbeglü, Akçakoyunlu, Baraklı, Karakeçili ve Bayır-Bucak Türkmenleridir. Yerleşim bölgeleri;

1. Bayır-Bucak Türkmenlerinin yerleştiği Hatay güneyi Lazkiye arası,

2. Halep ve çevresi;

3. Hama-Humus bölgesi;

4. Şam ve civarı;

5. Lübnan Dağları ve Bekea Vadisi;

6. Kuneytra ve Golan Tepeleri bölgesi;

b) Irak’da Yaşayan Türkler

MÖ. Orta Asya göçleri sırasında Mezopotamya’ya gelen çeşitli Türk gruplarının varlığı bilinmekle beraber, Irak’ta ilk Türk yerleşimi MS 674 yılında Emevi valilerinden Ubeydullah Bin Ziyad’ın Basra’ya iki bin Türk getirmesiyle başlamıştır. Daha sonra üç bin kişilik bir Türk grubu da Bağdat’ın güneyindeki Bedre kasabasına yerleştirilmiştir.

Irak’a ikinci Türk dalgası 1040 tarihinden (Dandanekan Savaşı) sonrası gelmeye başlamış, Oğuz boyları ile Türkmenler kalabalık gruplar hâlinde bölgeye yerleşmeye başlamışlardır.

1055 yılında Bağdat’ın Selçukluların egemenliğine girmesiyle Türk yerleşimi devam etmiş, Selçukluların dağılmasından sonra kurulan Atabeylikler, Abbasiler, Moğol İstilası, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Ak Koyunlular devirlerinde de Türkmen gruplarının Irak’a yerleşmesi devam etmiştir.

Osmanlıların Safevileri yenerek 1534 yılında Bağdat’ı alması ile Irak Osmanlı hâkimiyetine girerek Trakya’dan, Afyon’dan, Urfa’dan, Tokat’tan ve Diyarbakır’dan binlerce Türk, özellikle Kerkük bölgesi başta olmak üzere Irak’a yerleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonucu Irak elimizden çıkmış, Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde olan Musul çeşitli İngiliz oyunları ile Cemiyet-i Akvam tarafından 1925 yılında Irak’a bırakılmıştır.

İngiliz mandası altında 1920 yılında kurulan Irak, 1932 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra Türkler için kara kâbus olmaya başlamış, oturdukları toprakları 1000 yıl kanları ile sulayan Türklere baskı, katliam başlamıştır. Kendi dilleri ile eğitim, basın yayın özgürlüğü gibi kültürel haklardan mahrum edilen Türkler her yıl ayrı bir katliam, tutuklama ve sürgünlerle karşılaşmışlardır.

Bugün Irak’ta 3 milyon 200 bin Türk, çelik gibi bir irade ile dimdik ayaktadır. Türkler Musul şehrinin 60 km kuzeybatısından başlayarak, şerit hâlinde Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri ile Bağdat’ın 12 km doğusundan darlaşarak devam eden Bedre ve Tursak kazaları dâhil bölgede yaşamaktadırlar.

Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri çok eski Türk yerleşim merkezleri olup, buram buram Türk kokan ata yadigârı Türk topraklarıdır. Bu vilâyetler dışında Selahattin (Tikrit), Süleymaniye ve Bağdat vilâyetinde de Türkler bulunmaktadır.

1991 yılında ortaya çıkan fiili duruma göre 36. paralelin üstündeki bölgede %15, himaye dışındaki bölgede ise %40 Türk yaşamaktadır. Türkler bu bölgede savunmasız bırakılmıştır. 35-36′nci paralel arasındaki bölge ise dünya devletlerinin gözünü diktiği petrol bölgesidir. Bölgede Türk nüfusu %65′lere varmaktadır. 34-35′nci paralel arasında ise Türk nüfusu %60′dır. 34′ncü paralelin altında ise Bakuba, Mendeli, Kazaniye, Bedre ve Hanekin’den oluşan eski Türk yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Nüfusun %33′ü Türktür.

Bu duruma göre Irak’ta Türkler Saddam’ın kaderine terk edilmiş, bölgesel çatışma içerisinde kimsesiz, korumasız bırakılmışlardır. Bugün Irak’taki Türkler, Türklüklerinden koparılmış, Arap ve Kürt milliyetçileri arasında sıkıştırılmış bir şekilde yaşam savaşı vermektedirler.

Irak’ta Saddam’ın iktidara gelmesiyle ilk defa teşkilâtlanmaya başlayan Türkmenler, Kerkük’te “Türkmen Kardeş Ocağı”nı açmışlar, 1980′den sonra da “Irak Türkmen Birlik Partisi” ile “Irak Millî Türkmen Partisi” kurulmuştur.

İlk defa 1995 yılında K. Irak’ta faaliyet gösteren Türkmen grup ve partiler, “Türkmen Cephesi” adı altında birleşmeye başlamışlardır. Bunun sonucu I’nci Türkmen Kurultayı Ekim 1997 yılında Erbil’de yapılabilmiştir.

1995 yılından sonra 36′ncı paralel kuzeyinde “Akıncılar Teşkilâtı” adı altında silâhlı Türkmen birlikleri oluşturulmaya başlanmıştır.

c) İran’da Yaşayan Türkler

Türklerin İran’a ilk defa ne zaman geldikleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, Türklerin İran yaylası üzerinden Mezopotamya’ya çok eski tarihlerde inmiş olmaları muhtemeldir.

Sümerlerle başlayan bu göç MÖ. VI’ncı yy.’la Kafkasya’dan gelip, İran’a yerleşen Saka Türkleri ile devam etmiş, daha sonra bölgeye Albar Türkleri yerleşmiştir. İlk yurtları Pamir olan ve menşe itibariyle Aryani olan İranlılar ise Karadeniz ve Hazar kıyılarından MÖ. 2.000 yıllarında bölgeye göç etmişlerdir. Dolayısıyla İran’daki Türk varlığı Farslarda 4.000 yıl önce gerçekleşmiştir.

MS. 395 yılında Batı Hun İmparatorluğu’nun, yıkılması ile birlikte Volga boylarından İran’a inerek Horasan bölgesine yerleşen Türkler ve Ak Hun Devletini kurmuştur. Daha sonra Gök-Türk devleti İran’da Kandahar bölgesine kadar olan yerleri Türkleştirmiştir.

Göktürk devletinin yıkılmasından sonra İran’a Oğuz göçü başlamış, Gazneliler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Horasan Selçuklu devleti, Türk Atabeylikleri, Harzemşahlılar, İlhanlılar, Ak Koyunlu ve Safavi devleti ile İran Türklerin hâkimiyetinde kalmıştır.

Safavi devletinde Şah İsmail’den sonra İran Türk karakterinden uzaklaşmaya başlamış, Osmanlı İmparatorluğu Tebriz dahil, Hazar denizine kadar olan bölgeyi ele geçirmiş, bundan sonra İran’a hâkim olan Avşar ve Kaçar hanedanları son Türk hanedanı olarak tarihte yerlerini almışlardır.

İngiliz desteği ile Kaçar Hanlığını yıkan General Rıza, İran’da ilk defa Fars asıllı bir hanedan kurmuş, bu hanedan oğlu Rıza zamanında, dinî bir hareket sonucu yıkılmış ve 1979 yılında İran İslâm Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bugün özellikle Şahlık rejimi başta olmak üzere İran’da Türk tarihini ve Türkleri silmek için oynanan oyunlar aynı hızla devam etmektedir. Türk toplumu üzerinde tam bir baskı rejimi devam etmektedir.

900 yıl İran’a hâkim olan Türkler, günümüzde de çoğunluğu teşkil etmektedir. Tarih ve nüfus itibariyle İran aslında bir Türk ülkesidir. Fars azınlığın Türk çoğunluğuna tahakkümü İran’da yaşanmaktadır.

Yukarıda açıkladığımız tarihin getirdiği 32 milyondan fazla Türk İran’da yaşamaktadır. Türkler İran nüfusunun %50’sinden fazlasını oluşturmaktadır.

Türkiye hududundan başlayıp, İran’ın hemen hemen her bölgesinde yaşayan Türkler, aşağıdaki boy ve topluluklardan meydana gelmektedir.

1. Azerbaycan Türkleri: nüfusları 20 milyonun üzerinde olup, bugün kuzeydoğu İran olarak adlandırılan Güney Azerbaycan’da yaşamaktadırlar.

2. Kaşgaylar; Güney İran’da Fars eyaletinde yerleşiktirler. Nüfusları 2 milyon civarındadır.

3. Afşarlar; Daha çok Zencan, Ahvaz ve Horosan bölgelerinde çoğunluktadırlar. Nüfusları 1.8 milyondan fazladır.

4. Şahsevenler; Güney Azerbaycan’ın kuzeydoğu bölgesinde yaşamaktadırlar. Nüfusları 740 bin civarındadır.

5. Kaçarlar; Gürgan’ın Sovar, Saku ve Mazenderen eyaletlerinin Hazar-Cebir bölgesinde yarı yerleşik bir hayal sürmektedirler. Nüfusları 180 bin dolaylarındadır.

6. Karapapahlar; Sulduz eyaleti Usnu doğusunda ve Güney Azerbaycan’ın Soğukbulak bölgesinde yerleşmişlerdir. Nüfusları 180 bin civarındadır.

7. Hamse Türkleri; Yaşadıkları Hamse vilâyetinin adı verilmiştir. Aslen Innanlu, Baharlu ve Nefer boylarıdır. Nüfusları 320 binden fazladır.

8. Kengürlüler; Tahran’ın Veramin ve Kum bölgesine yayılmışlardır. Nüfusları 380 bin dolayındadır.

9. Karadağlılar; Karadağ bölgesinde yaşamaktadırlar. Sayıları 360 bin civarındadır.

10. Horasani ve Boçağçi Türkleri; Kirman ve Belücistan bölgesinde yaşamaktadırlar, 13 soya ayrılan ve 380 bin civarında nüfusları olan bir Türk topluluğudur.

11. Karayiler; Horasan eyaletinin Türbete Haydari’nin güneyine yerleşmişlerdir. Nüfusları 600 binden fazladır.

12. Türkmenler; Türkmenistan Cumhuriyetine yakın kuzeydoğu İran’da Horasan bölgesine yerleşmişlerdir. Nüfusları 2 milyon civarındadır.

İran’da bugün devamlı Fars-Türk çekişmesi devam etmekte, özellikle Tebriz’de yoğun olarak görülmektedir. Müslüman Halk Partisi ve Humeyni tarafından FKÖ militanları tarafından öldürülen Şeriat Medari’nin yerine geçen Hamaney’in liderliğinde Türk Hareketi devam ederken, Tebriz’de Azeri milletvekillerinin oluşturduğu 43 kişilik “Azeri Temsilciler Grubu” teşkil edilmiştir.

Ancak İran’da muhalefet yapma imkânı olmadığından, Avrupa ve Türkiye’de faaliyet göstermektedirler.

Polonya, Litvanya ve Beyaz Rusya Tatarları

Bundan 600 yıl önce Tataristan’ın başkenti Kazan’dan batıya göç eden Türkler, Beyaz Rusya, Lityanya ve Polonya’ya yerleşmişlerdir. Kendi gruplarından ayrı düşen bu Türkler zamanla kendi dillerini kaybetmeye başlamışlardır. Ancak kendi kültür ve Türklüklerini devam ettiren bu Türkler yaşadıkları bölgelerde birçok cemiyet ve dernek kurarak kültür ve geleneklerine sahip çıkmaktadırlar.

Bugün Lityanya’da 30 bin, Beyaz Rusya’da 17 bin, Polonya’da 4.500 (Bigavistok Şehrinde) Türk yaşamaktadır.

Tacikistan ve AfGanistan’da Yaşayan Türkler

Afganistan’da ve Tacikistan’da 15 milyona yakın Hazara, Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Karakalpak, Başkurt’ı, Uygur Türk’ü daha ziyade Afganistan kuzeyi ile Hindikuş dağlık bölgesinde toplu olarak yaşamaktadırlar.

Özbekler: Herat, Bala Murgap, Maymana, Şıbırgan; Seripul, Akça, Belh, Mezar-ı Şerif ve Tükurgan’da

Türkmenler: Teke, Yomurt, Herat, Maymana, Maruçak ve Andhui’de

Kırgızlar: Afgan Pamiri ve Vahan’da

Kazaklar: Hanabad’da, Karakalpaklar ise dağınık bir hâlde yaşamaktadır.

Hazara Türkleri: 1991 yılında BM yardımı ile yapılan sayımda Afganistan’da 6.5 milyon Hazar Türkü yaşamaktadır. Bamyan, Paryan, Kabil, Meydan, Gazne, Hor, Kunduz, Belh (Mezar-ı Şerif) şehirlerinde çoğunluk olarak yaşamaktadırlar.

Avrupa’da Yaşayan Türkler

1960′lı yıllar başında özellikle Türkiye’den olmak üzere Avrupa’ya başlıyan işçi akımları nedeniyle başta Almanya olmak üzere Fransa, İsviçre, Hollanda, Belçika, İngiltere, Danimarka ve İsveç’te olmak üzere birçok Türk ailesi yerleşmiştir.

Eurostat’a göre Almanya’da 2.014.000, Fransa’da 268.000, Belçika’da 88 bin, İsviçre’de 77 bin, Hollanda’da 64 bin, İngiltere’de 37 bin, Danimarka’da ve İsveç’de 35 bin’er olmak üzere 2 milyon 800 bin Türk yaşamaktadır.

Son yıllarda bağımsızlığını kazanan Türk devletleri ve Rusya Federasyonu’nda yaşayan bir kısım Türklerin Avrupa’ya göç ettiği bilinmektedir. Bu Türkler de eklendiğinde bugün Avrupa’da 3,5 milyondan fazla Türk yaşamaktadır.

Özellikle Almanya başta olmak üzere 50 bine yakın (bunun 40.500′ü Almanya’da) Türk kendi işini kurmuş, iş adamı olmuştur.

Almanya’da doğan, büyüyen ve eğitim gören 2′nci ve 3′üncü nesil gençler, dillerini, kültürlerini unutmaya başlamışlardır. Bunu önlemek için kurulan çeşitli vakıf ve dernekler yeterli olmamakta Türkiye’nin bu konu üzerinde acil desteği gerekmektedir.

ABD’ de Yaşayan Türkler

ABD’de T.C. Büyükelçiliği ve Başkonsoloslukların verilerine göre 300.000′nin üzerinde Türk yaşamaktadır. ABD’nin resmi istatiklerine göre 1820 ile 1860 arasında Osmanlı devletinden Amerika’ya göç edenlerin sayısı, çok azdı (yılda ortalama 15 kişi kadar). 1820 ile 1950 arasında Osmanlı bölgelerinden ve Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen yaklaşık 360.000 kişi vardı. Ancak bunların arasında % 20′Iik bir kesim Türklerden oluşmaktaydı. Diğerleri Musevi, Rum, Ermeni, Arnavut vb. idi. İlk göçmenler dil ve din dolayısıyla birlik ve dayanışma içinde oldular.

Burada yaşayan Türkler, Amerikan yaşamına katılmaktansa kendi kültürlerini sürdürmeyi seçtiler. Çoğu evlenmeden giden genç erkeklerdi. Bazıları Türk olmayan eşler aldılar. Bunlardan birçoğu, yerel hayata ayak uydurdular. Buna rağmen kimlik ve kültür değiştiren Türklerin sayısı çok az olmuştur. 2. dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den ABD’ye göçler önemli bir ölçüde “beyin göçü” tarzında olmuştur. Tahminlere göre ABD’ye gelen ya da orada yetişen 3.000′i aşkım mühendis, 2000 doktor, 1 000 akademisyen ve araştırmacı vardır.

Yüzyıllık sürede, Türklerin yerleşimleri, büyük kentler içinde ya da yakınlarında olmuştur. Bugün Türk topluluğunun yaklaşık dörtte biri New York ve dolaylarında yaşamaktadır. Birçoğu Chicago’da oturmakta, Chicago’yu Los Angeles, Boston, San Francisco ve Philadelphia izlemektedir. Ancak Türkler ABD’nin hiçbir yerinde yoğun yerleşimler oluşturmamışlardır. Yüzyılım ilk çeyreğinde gelen eğitimsiz göçmenlerin aksine, 1940’1ı yıllardan bu yana göç edenlerin hemen hepsi eğitimlidir. Çoğu yüksek öğretim görmüş, dil bilir, yüksek yetenek sahibi ve nitelikli kimselerdir. 1980′Ierden bu yana Türkiye’den gelen ve ABD içinde yetişen tüccar, sanayici, inşaatçı ve diğer müteşebbislerin sayısı artmıştır. Özellikle çeşitli tekstil ürünlerinin ithali için Türk girişimcilerinin etkinlikleri her yıl artmaktadır.

ABD de Türkiye Türkleri, Karaçay Türkleri ve Kırım Tatarları yaşamaktadır.

Yorum Yapın