Laf değil, Çözüm Üretelim
27.05.2009 tarihinde CHP belde başkanı sıfatı ile Kamil Özdemir imzası ile 19 Mayıs Aatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Çelenk Koyma Töreninde görevli bir öğretmenin Atamızın huzurunda gençlikle iç içe ve tüm asli ve idari makamların bulunduğu bir ortamda günün anlam ve önemini belirten konuşmasında gençliğin ve sporun sorunları dile getirilmiştir. Gençlikle, sporla iç içe olan bir eğitimcinin, bir öğretmenin en doğal hakkı ve görevi olan bu konuşmasını 80 yıllık bir geçmişi olan, demokrasinin kurucusu, devlet geleneğinden gelen bir partinin belde başkanının, evlatlarımızı geleceğimizi teslim ettiğimiz bir öğretmenimize karşı “provakotörlük, anarşist “ vb gibi terbiye dışı söylemler, ifadeler kullanarak yapmış olduğu basın açıklaması bizleri ve Kamuoyu’nu son derece üzmüş ve derinden etkilemiştir.
Halkın büyük bir desteği ile gelen iktidarın yani demokrasinin (27 Mayıs 1960) silah zoruyla bitirilmesinin 49. yıldönümüne rastlayan bir tarihte yapılan bu açıklama bizi düşündürmektedir.
Beldemizin sorunları bellidir.Bu sorunlar 29 Mart yerel seçimlerinden sonra değil yıllardır süregelen sorunlardır. Bu sornların dile getirilmesi bugün değil bundan önceki yönetimlerde de dile getirilmiştir, bugünde olacaktır, bundan sonra da olacaktır. Halkın teveccühü ile bu sorunları çözmeye talip olan bir yönetim, eleştirilere de açık olmalıdır.
Toplumsal katılımcılık, demokratik çözüm gibi söylemlerle iktidara gelen bir yönetimin eleştirilere tahammülsüzlüğü bizleri ve halkımızı şaşırtmıştır. Bu anlayış ve mantık devam ettiği sürece yaşadığımız Belde’de demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
Devlet kadrolarına, üniversitelere en önemlisi hayata bir çok gencimizi hazırlamış, yüzlerce Küçükkuyu’lu genci eğitmiş, onların okul dışında da sorunlarına ortak olmuş, har zaman halkın içinde olan, Tübitak’ın yapmış olduğu proje yarışmalarında birincilik alarak Beldemizi dışarıda da en iyi şekilde temsil etmiş, daima ilerici ve idealist bir tavır sergileyen bir öğretmenimize karşı “anarşist, provakatör” gibi söylemlerle itham edilmesi, hergün ders verdiği onlarca öğrencisinde, canlarının geleceklerini emanet ettikleri öğrenci velilerinde, geleceğimiz emin ellerde dediğimiz bizler ve halkın vicdanlarında nasıl bir etki yapacaktır? Düşünülmemiş midir? Bu tür söylemler Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı duyarlı siyasetçileri, parti yöneticilerini de zan altında bırakmaktadır.
Küçükkuyu Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı olarak duyarlı yöneticilerin bir an önce konuya el atmasını, eleştirilere çözüm noktasında yaklaşılmasını temenni ederiz….
Çetin YILDIZ
Kategori: DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI

yazınızı okudum. konuyu gerektiği anlayabilmek ve doğru ya da doğruya yakın bir düşünceye sahip olmak/yorum yapabilmek adına törende bahse konu konuşmayı yapan sn. öğretmenimizin konuşma metnini de yayımlamanız yerinde olur düşüncesindeyim. Konuşmasını içeren yazının yazılması ve/veya tarafıma yollanmasını rica ediyorum.
19 Mayıs 2009 tarihli konuşma…
Ulu Önderimiz, Büyük Komutan, Eşsiz İnsan Mustafa Kemal Atatürk, Gençliğin ve Sporun Önemini belirten sözlerinde gençlere ve bizlere şunları söylüyor;
• Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz
• Ben Türk gençliğinin spor yaparak güçlü olmasını isterim,
• Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geleceği güvence altındadır.
• Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister
• Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır
• Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesidir.
Bizler,
Atatürk’ün dediği gibi, millet şerefini düşünen, milletine güven veren, yüksek karakterli ve kültürlü bir gençlik yetiştirmek için tüm varlığımız ile tüm yetkilerimiz ile tüm gücümüz ile çalışmalıyız.
Gençlerimizin iyi yetişmesi için alanında uzman kişilerce yönetilen tesislerin bulunması kesinlikle bir gerekliliktir.
Maalesef, bulunduğumuz Belde’de çocuklarımızın ve gençlerimizin gelişimini sağlayacak ve onları Atatürk gençliği özelliklerini kazandıracak, uzmanlarca yönetilen hiçbir spor tesisi, sosyal tesis ve kültürel tesis bulunmamaktadır.
Öyle ki, ne yazık ki çalışacak bir futbol sahası dahi olmayan bir spor kulübümüz bile var. Yine ne yazık ki, çocuklarımız ve gençlerimiz zamanlarının çoğunu internet kafelerde, kahve köşelerinde, gecenin geç saatlerine kadar denetimsizce, kontrolsüzce, oyun oynayarak ya da liman taşlarında oturarak geçiriyorlar.
Adına dernekler kurduğumuz,
Yakamızdan rozetini eksik etmediğimiz,
Tartışmalarımızda adını ağzımızdan düşürmediğimiz,
Birbirimizi, onun fikirlerine sahip çıkan ve sahip çıkmayanlar olarak ayırdığımız,
Mükemmel sözlerini duvarlara astığımız, kitaplara yazdığımız,
Ulu önderimiz, atamız, Mustafa Kemal Atatürk’ün,
Bize armağan ettiği bayramlardan birisi olan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutladığımız bu günde, yıllardır yapılması gerektiği halde yapılmayanları artık acil olarak yapmamız gerekmektedir.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene
Ne Mutlu Atatürk’ün Düşüncelerini Uygulayanlara…
Gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyorum. kısa zamanda daha geniş bir yorum yapacağım. ama özürlerimle bir soru daha soracağım. Beyanınızın doğruluğuna inanacağım, bunu öncelikli olarak yazıyorum. Sayın hocamız konuşmasında bu yazılanların dışına çıkmış olabilir mi? yani konuşmasının bir yerinde yazdıklarının dışında bir şeyler söylemiş olabilir mi? doğaçlama yapmış ve yazdıklarının dışında söyledikleri ile rahatsızlık yaratmış olabilir mi? Şayet bilginiz dahilinde ise, bu konuda açıklama yapmanızı rica ediyorum. Her iki taraftan herhangi bir yana aidiyetim yoktur ve tarafsız bakıyorum. Söz konusu Atatürk ve onun düşünce ve eylemleri ve kurduğu cumhuriyet ve onun felsefesi ise, onun savunucusu olmaklığımla sınırları belirlenmiş bir sorumluluk taşıyorum. Karşı tarafın da neler dediğini araştırıyorum. Konu her şeyden önce bir yurttaş olarak beni ilgilendiriyor. Kişisel sağlık sorunlarım nedeni ile uzun zamanır etkinliklere ve bağlı tartışmalara katılamıyordum. Sadece yukarıdaki açıklanan bir konuşma yapılmış ise bunun altına imza atıyorum.
Hiç bir partinin üyesi değilim. Sadece İşçi Partisi’nin üyesi olmayı düşünüyorum. Küçükkuyu ADD (Atatürk’çü Düşünce Derneği) kurucu üyesi ve bu senelik organizasyonun Denetleme Kurulu üyesiyim. Bu yazım, ‘şimdilik’ sadece beni bağlamaktadır. Diğer yorumlarımı, Ata’mızın da dediği gibi “önce maddeyi anlamak lazım” lafzına bağlı kalarak; önce olan biteni doğru anlayıp kavramak, sonra bilince çıkarmak ve Atatürk’çü Düşüncenin bana karekterime ve kişiliğime kazandırdığı bilgi, bilinç ve karakter ışığında yorumladıktan sonra yapacağım. Konuya dahil partiler/partililer arası diyalog ve bunun seviyesinden ziyade Atatürk ve onun düşünceleri adına olduğu savlanan açıklamaların öze ne kadar uygun olduğu ile ilgiliyim. Parola Vatan, İşareti Namus!