<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI &#187; BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN HAYATI</title>
	<atom:link href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/category/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org</link>
	<description>YENİLECEĞİNDEN KORKAN, MUTLAKA YENİLİR... Yıldırım BEYAZID</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN HAYATI</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:40:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN HAYATI]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞBUĞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[
 


Göç&#8230;
 
Kutludağ’ı çaldırdığımız günden beri âdeta Türk’ün  mukadderatı olan göç&#8230;
 
Milletimizin yetiştirdiği son Başbuğ’un hayat  hikâyesinin başlangıcında da göç var.
 
Yıl  1860
 
Orta Anadolu’da, Kayseri’nin, Pınarbaşı İlçesi’nin  Yukarı Köşkerli Köyü’nde meskûn Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak  meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a  sürgün edilir. 

 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1"><span style="font-size: 13pt"><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:preferrelative="t" o:spt="75" filled="f" stroked="f" path=" m@4@5 l@4@11@9@11@9@5 xe"><v:formulas><v:f eqn="prod @6 1 2 "></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth "></v:f><v:f eqn="sum @8 21600 0 "></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight "></v:f><v:f eqn="sum @10 21600 0 "></v:f></v:formulas><v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"></v:path><o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"></o:lock></v:shapetype><v:shape id="_x0000_i1025" style="width: 50.25pt; height: 14.25pt" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata></v:imagedata></v:shape><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 2pt 0cm; text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 2pt 0cm; text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p><br />
</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Göç&#8230;<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kutludağ’ı çaldırdığımız günden beri âdeta Türk’ün  mukadderatı olan göç&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Milletimizin yetiştirdiği son Başbuğ’un hayat  hikâyesinin başlangıcında da göç var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1860<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Orta Anadolu’da, Kayseri’nin, Pınarbaşı İlçesi’nin  Yukarı Köşkerli Köyü’nde meskûn Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak  meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a  sürgün edilir. <o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-23"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1917<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kasım ayının 25’i, öğle vakti, yer, Lefkoşa, Haydarpaşa  Mahallesi Kirlizâde sokağı 13 numaralı mütevazı evde, Kıbrıs’a yerleşen  Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanım’ın Ali  Arslan adını verdikleri oğulları dünyaya gelir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1921<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">4 yıl 4 ay 4 günlük Ali Arslan, annesi tarafından  yıkanır, yeni elbiseler giydirilir ve devrin âdetince fesi mücevherler ile  süslenerek Sarayönü İlkokulu’na (Sübyan Mektebi) gönderilir. Sarıklı ve mübarek  bir Osmanlı uleması olan Hoca Efendi’nin dizi dibine çöken Ali Arslan’ın  ağzından çıkan ilk söz bir “Besmele”dir. “Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım,  annem beni yetiştirdi bu mektebe yolladı, okuyup yetişip, milletime hizmet etmek  istiyorum” dermişçesine bir “Besmele”dir, Ali Arslan’ın ağzından dökülen&#8230;<span>  </span>Birbirinin ardı sıra gelen İlkokul ve Rüştiye  yılları ve her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet  Asım Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi  Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş birer hançer olan hocalarından feyz alır.  Onlar Ona müfredatla beraber Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını Devlet-i Âli  Osman bakiyesi hür ve müstakil Türkiye’nin yanı sıra yeryüzünde kendileri gibi  bahtsız esaret altında milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Dahası Osman  Zeki Bey, Ali Arslan’ın adını âdeta senin adın “Alparslan olsun” ve “Sultan  Alparslan’a denk bir yiğit Türk ol”, diyerek değiştirir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale  Paşa yadigârı Kıbrıs, sevgili Yeşiladamızın tamamı İngiliz İşgali altındadır ve  Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine  şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından  başlayarak siner. O her gece Türkiye’ye gidip asker olmayı ve gelip ata-baba  ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1933<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan’ın artık işgal altında, esaret altında  yaşamağa dayanacak gücü kalmamıştır. Babası Ahmet Hamdi Bey’i ve Annesi Fatma  Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları  Alparslan ve kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların,  Türk’ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların,  anavatanın, Türkiye&#8217;nin yoluna düşerler; Viyana vapuru ile ver elini  İstanbul&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ailesi İstanbul’a yerleşince Alparslan’ın ilk işi Kuleli  Askeri Lisesi’ne kayıt olmak olur. Artık O yüreğinin Onu çağırdığı yerde ve  düşlerinin peşindedir. O’nun düşlerini düşleyen başkaları da vardır  İstanbul’da&#8230; Derlenip toparlanmışlar, Türklük, Türkçülük ülküsünün O bir daha  hiç inmeyecek olan bayrağını açmışlardır. O yüce Dilek, O aziz Ülkü, O muhteşem  düşler, özellikle, bir Ülkü devi olan Atsız Hoca’nın can evinde, ocağında pişer  ve sohbetlerle, şiirlerle, dergilerle, romanlarla mektuplarla Türk aydınlarının  gönlüne cemre cemre düşmekte ve yayılmaktadır. Onlarla tanışır, buluşur, genç  Alparslan Türkeş. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1936<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kuleli Askeri Lisesi’ni pekiyi derece ile asteğmen  olarak bitirince Ankara ve Harp Akademisi yılları başlar. 1938’de Harbiye’den  mezun olur, artık O Türk Ordusu’nun genç bir teğmenidir ve Türk Milleti’nin  emrindedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1940<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Isparta’da gönlünü Muzaffer Ana’ya kaptırır ve  evlenirler. Ayzıt, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı  çocuklarla çiçeklenir bu evlilik ve bozkurtların Muzaffer Anası’nın 1974 yılında  elim kaybından sonra 1976 yılında, Seval Hanım’la yaptığı ikinci evliliğinde de  Tanrı Onu Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki evlât daha vererek  sevindirecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1944<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">3 Mayıs Ankara’da bir gösteri veya yürüyüş eski tabirle  nümayiş vardır. Türk’ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen  Türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem  dosta, hem düşmana&#8230; Hem devlet hizmetindeki gafillere, hem de yurda sızmağa  çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt  torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl  yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını  gösterirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şairin “Öz yurdunda garipsin, özvatanın da parya”  dediğince tutuklanır Türkçüler&#8230; Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle  açtığı Türkçülük-Turancılık Davası başlar. Türkçüler tabutluklara atılırlar,  işkencelere uğrarlar. Türkiye’de Türk Milliyetçisi olmanın bedelidir bu&#8230; Genç  Üsteğmen Alparslan Türkeş’te bunlar arasındadır. 20 Ekim 1944’te kendisini  mesnetsiz “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulayan savcıya “Diğer sanıklar gibi  bana da vatan hainliği isnad edilmiştir. Bunu şiddetle reddederim. Ben  yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanımı severim.” diye haykırır. Ancak  mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve bir yıldır hücre  hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen cezada daha sonra Askeri  Yargıtay tarafından bozulur ve 2. numaralı mahkemede beraat eder. Bu onun Türk  Milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atılışıdır ve son olmayacaktır. Ülkücü  olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. O da Türklük Ülküsü için  zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin  ve yakınmaksızın, çekmiş ve çile çekmeyi şeref bilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1947<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş ve 15 diğer Türk subayı, A.B.D. Kara  Harp Akademisi ve Piyade Okulu’nda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada  ülkemizden Kars ve Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler  Birliği&#8217;nin komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski ve değişmez “Moskofluğu”  ayan beyan ortaya çıkar. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu ve  Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında kurmaylık sınavını kazanır ve 1955  yılında Harp Akademisi&#8217;nden Kurmay Binbaşı olarak mezun  olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1955<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dış görev için açılan sınavı kazanarak A.B.D.  Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanır. Bu arada Uluslararası  Ekonomi eğitimi görür. 1957 yılında Türkiye&#8217;ye döner.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1959<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gider. Bu okulu  başarıyla bitirdiğinde artık bir Kurmay Albay&#8217;dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1960<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 27 Mayıs öteden beri örgütlenen ve memlekette  kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Birlik  Komitesi&#8217;nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan  kişi ve “İhtilâl’in kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş İhtilâl  hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında  Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü  Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan  anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasım 1960’ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve  “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite’nin diğer üyelerince emekliye sevk  edilerek tasfiye edilirler ve zorla evlerinden alınıp yurtdışında  görevlendirilmek bahanesiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da Türkiye’nin  Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne  gönderilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1961–62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde  bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in Türkiye’ye dönmesine müsaade  edilmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl 1963  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda  döner.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek  amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adlı bir dernek  kurar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe  teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevi’nde dört ay  hücre hapsinde yatar, yargılanır ve beraat eder. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1965<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 31 Mart saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet  Partisi’ne katılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kısa bir zaman sonra 1 Ağustos 1965 tarihinde  Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultayı’nda Genel Başkan seçilir. Aynı  yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili olarak parlamentoya girer.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1969<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adı Milliyetçi  Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel  seçimlerde Adana milletvekili seçilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">31 Mart 1975–13 Haziran 1977 ve 1 Ağustos–31 Aralık 1977  tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan I. ve II. Milliyetçi  Cephe koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı  ve Devlet Bakanlığı yapar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki  örgütlenmeler başlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1968 yılından itibaren Marksist ve bölücü gençlik  hareketleri üniversitelerde yuvalanır ve üniversite özerkliğinden istifade  ederek buraları silah, cephane deposu, “Komünist Devrim” için üs haline  getirirler. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin&#8217;in Stalin&#8217;in Mao&#8217;nun  resimleri ve komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri “şehir  gerillası” mı “kır gerillası” mı tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi  olanlardan başka hiç kimseye hayat hakkı tanımamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ  Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları  komünizm konusunda aydınlatmağa ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu,  Türk Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeğe  başlarlar. Doktriner Türk Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Türk  Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında  toplanırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük ve Türkçülük  düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde,  kentte, dağda her yerde ama her yerde karşı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket&#8217;e  karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980&#8242;e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit  ederler. Devlet&#8217;in zaaf içinde olduğu düşünülen “zinde güçler”i bir şeylerin  daha doğrusu ihtilâlin şartlarının “olgunlaşması” için daha fazla kanın akmasını  beklemektedirler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları birçoğunu bizzat  kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının komünist çetelerce katledilişini  gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla  bir iç savaşı önlediği ızdırap dolu yıllardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1980<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">12 Eylül sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan  şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar. Başbuğ Alparslan Türkeş ve  Türkiye&#8217;nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket  sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar ve C5’ler bu sürecin  şekillendiği mekânlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbuğ 12 Eylül’den üç gün sonra saklandığı yerden  ortaya çıkıp teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay  Uzunada&#8217;da daha sonrada Ankara Askeri Dil Okulu&#8217;nda ve hastalandığı dönemde de  Mevki Hastanesi’nde 4,5 yıl hapis yatar. O ve 218 Ülkücünün idamı istenilir, 9  Nisan 1985&#8242;de beraat eder ve tahliye olur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1987<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 6 Eylül, yapılan referandum neticesi diğer  siyasilerle birlikte Başbuğ’a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar ve Başbuğ  Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1987<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 4 Ekim, Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü  kongresinde Genel Başkan seçilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl 1991  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">20 Ekim 1991 Genel Seçimleri’nde MÇP’nin RP ve IDP ile  yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez  T.B.M.M. dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre karşı en etkili  mücadeleyi O gerçekleştirir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl 1992  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Aralık 12 Eylül’ün kapattığı partilerin tekrar  açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP’nin son kurultay  delegeleri, MHP’nin isim ve amblemini MÇP’nin kullanabilmesine karar  verirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yıl  1992<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 24 Ocak, MÇP’nin 4. Olağanüstü Kurultayı toplanır  ve partinin adını MHP, amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ve Yıl  1997<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih 4 Nisan&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Karlar altında milyonlarca ağlayan  insan&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">27 MAYIS  İHTİLÂLİ VE ALPARSLAN TÜRKEŞ&#8217;İN ŞAHSINDA 14&#8242;LERİN SÜRGÜNE  GÖNDERİLMESİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İhtilâli Hazırlayan Sebepler1957 milletvekili  seçimlerinden sonra gerek ortamın sosyo psikolojik durumu gerekse iktisadî  sıkıntılar, iktidar ve muhalefetin dengeli bir politika izleyememesi, ihtilâli  hazırlayan sebepleri ortaya çıkarmıştır. Bu sebepleri iktidarın tutumu, bunların  altında tahkikat encümeni, aleyhte propaganda, ordunun durumu olarak incelemek  mümkündür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">İktidarın  Tavrı</span></em></strong><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İktidar, 1957 seçimlerinden sonra muhalefete karşı daha  sert bir tutum içerisine girmiştir. Yeni dönemin başlangıcında TBMM iç tüzüğünde  yapılan değişiklikler muhalefetin gelişmesine engel olmak niyetiyle yapılmış  düzenlemelerdi. Bu düzenlemeler, özetle milletvekillerinin denetim haklarının  kısıtlanması, dokunulmazlıkların kaldırılmasının kolaylaştırılması ve  verilebilecek cezaların artırılmasıdır. İktidarın adlî konuda yaptığı tasfiye  kamuoyunda büyük tepkiye yol açmıştı. CHP, meclis tahkikatı istemiş ve Ankara  barosu toplantı yapmıştır. Hâkimler çevresinde de DP iktidarına karşı  güvensizlik yayılmıştı. Mevcut basın kanunu zaten antidemokratik hükümler  taşıyordu. Basına özgürlük vaatleriyle gelen DP, bu hükümleri kaldırmak yerine  yeni kısıtlamalar getirdi. Bu durumu Celâl Bayar; “En iyi niyetlerle demokrasiyi  tesis etmeye gelmiş bir parti, basından vatandaş haklarına kadar bütün anayasa  alanlarında en geniş kapıları açmış fakat bu hürriyetlerin suiistimali  karşısında tedbir ala ala dar hürriyetli bir idare hâline gelmiştir.”<span>  </span>diyerek açıklamaktadır. Muhalefetin  propaganda boyutlarını göz önüne alırsak, açıklamanın bir anlamda doğru olduğunu  düşünülebiliriz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Demokrat Parti, basını sıkı bir şekilde kontrol altına  aldı. Üniversitelere de yeni yükümlülükler getirildi. 1954’de memurlar hakkında  çıkarılan kanun üniversite personeline de uygulanmıştı. 1956’da Ankara  Üniversitesi’nde görevli bir fakülte dekanı küçük bir sebepten üniversitedeki  görevinden uzaklaştırılarak vekâlet emrine verildi. Bu durum protesto edildi ve  bazı öğretim üyeleri görevlerinden istifa ettiler. Böylece üniversitelerde  iktidar aleyhine hava yaratıldı. 20 Nisan 1957’de işçi sendikaları  konfederasyonu kapatıldı. Arkasından büyük şehirlerde 5 sendika birliği daha  kapatıldı. Aynı zamanda muhalif partilere karşı sert tedbirler alındı.  Partilerin seçim sebebiyle propaganda dönemi dışında açık hava toplantısı  yapmaları yasaklandı. Kapalı yerlerdeki toplantılar da yörenin en büyük mülkî  amirinin iznine bağlandı. Hatta aynı kanunun 13. maddesi “hedef göstermeksizin  ateş açmak” yetkisini veriyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İktidarın muhalefete katlanamadığının bir delili de 1954  seçimlerinden sonra kendilerine oy vermeyen şehirleri cezalandırma yoluna  gitmesiydi. Bu dönemde Malatya ikiye ayrılmış ve ayrılan bölge Adıyaman adını  almıştı. Kırşehir ise ilçe yapılmıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">DP iktidarı dış politikada bloklar arası soğuk savaşı  körükleyerek Türkiye’ye yapılan dış yardımı artırmayı amaçlıyordu. Ancak bu  durum 1958 Temmuz’unda Türkiye’yi sıcak savaşa sokma noktasına getirmişti. 1959  yazı sonunda, on bir yıldır sabit tutulan Türk lirasının değeri dış piyasalarda  düşürüldü. Batıdan alınan yeni kredi taleplerine karşılık bir dizi istikrar  önlemi uygulandı. 4 Ağustos’ta yapılan devalüasyon ile Amerikan doları birden  bire 2.80’den 5 Liraya çıktı. Enflâsyon yüzde yirmilere fırladı. İhtilâle  kadarki dönemde iktisadî durum gün geçtikçe daha kötüye gidiyordu. Enflâsyon  sabit gelirli kesimleri korkutuyor, CHP ise bu durumu kullanıyordu. İhtilâlin  arifesinde Türkiye’nin gergin bir ortam içinde bulunduğu bir gerçekti. Partiler  arası münasebetler tamamıyla bozulmuştu. İktidar, gittikçe artan tansiyonu,  uygun tedbirler almak suretiyle düşürmeyi başaramadı. DP&#8217;nin en önemli  hatalarından birisi olarak kabul edilen bu tedbirsizlik, CHP&#8217;nin işine yaramış,  silâhlı kuvvetleri, üniversiteyi ve basını iktidar aleyhine harekete geçirmeyi  başarmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkiye&#8217;de iktidar ve muhalefet çekişmesinin tırmandığı  bu noktada gerginliği ortadan kaldırma görevi birinci derecede iktidarın  vazifesi olmakla birlikte ikinci derecede sorumlu muhalefettir. CHP’nin de aynı  yönde gayret sarf etmesi gerekirken bunu yapmamıştır. Dolayısıyla Avni Doğan&#8217;ın  da belirttiği gibi; “27 Mayıs ihtilâlini CHP yapmamış ancak ihtilâli  hazırlamıştır”. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Muhalefetin  Tavrı</span></em></strong><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP tek parti dönemini ekonomik ve dış baskılar sonucu  iktidarı bırakmak zorunda kalmasına rağmen hem demokratikleşmeyi hem de iktidarı  elinde tutmaya devam edeceğini umuyordu. Bu yüzden 1946 seçimlerinde kendi  eliyle içinden bir parti kurmuş, ancak güçlendiğini görünce karalama  politikasına geçmişti. Amacı demokratik görünüm altında iktidarını sürdürmekti  dersek iddialı ama doğru bir tahmin olur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP’nin DP hükümetine karşı ilk günden yönelttiği, on  yıl boyunca giderek dozunu arttırarak devam ettirdiği propaganda İsmet İnönü’nün  1931 tarihli konuşmasında sözünü ettiği düzenli ve daimî bir propaganda idi. Ulu  orta yapılan karalama ve kötüleme Türk demokrasisine pahalıya mal oldu ve  rejimde yaralar açtı. Bu hâl askerî ayaklanma ile devrilmesinde birinci derecede  rol oynadı. 27 Mayıs darbesini gerçekleştirenler işte bu yoğun propagandanın  etkisi altında kalınca saldırdılar. R.S. Burçak&#8217;ın bu tezinde öne sürdüğü gibi  muhalefetin yapmış olduğu aleyhte propagandayı, 27 Mayıs hareketini hazırlayan  yegâne sebep olarak göstermesi isabetli bir tespit değildir. Ancak bu tip bir  propaganda şeklinin ihtilâlin oluşumunda etkisi olduğu açıktır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunun yanı sıra ordu içindeki İnönü hayranlığının olayın  seyrinde yapmış olduğu etkiyi de göz ardı etmemek gerekir. Nitekim İnönü de ordu  üzerindeki tesirini kendisi ve partisi lehine kullanmasını bilmiştir. Ancak  İnönü’nün ihtilâl ile doğrudan bağlantısı olup olmadığı kesin olarak ortaya  çıkmadığından bu konuda kesin bir hükme varmak mümkün değildir. 1957  seçimlerinden önce engellenen muhalefetin güç birliği 1958 sonbaharında  gerçekleşti. Ekim ayında Türkiye Köylü Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisine,  Kasım’da Hürriyet Partisi CHP’ye katıldı. CMP, CKMP oldu. CHP’nin ise adı  değişmedi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1959 Ocak ortalarında toplanan 14. CHP kurultayı bir  “İlk Hedefler Beyannamesi” ni kabul etti. Beyannameyle sağlanmak istenen güç  birliği platformunun amaçları ise şu şekilde tespit edildi; Partizanlığın  kaldırılması, ikinci meclisin kurulması, seçim güvenliği, anayasa mahkemesinin  kurulması, yüksek hâkimler kurulu oluşturulması, Memurlara mahkemeye başvurma  hakkının tanınması, basın özgürlüğünün anayasa güvencesine bağlanması,  üniversite özerkliği, yüksek iktisat şurasının kurulması, sosyal adalet  kavramının anayasaya girmesi. Dikkat edilecek olursa CHP&#8217;nin muhalefet olarak  istekleri iktidarında kendisinden istenilen şeylerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başka bir açıdan bakıldığında DP’nin iktidara gelirken  kullandığı sloganlardır. DP’nin güç birliğine cevabı Vatan Cephesi’ni kurmak  oldu. 1959 Ocak ayı içinde kurulan Vatan Cephesi Ocakları ile iktidara partinin  verebileceğinden fazla taban bulunmaya çalışıldı. Vatan Cephesi’ne katılımlar  teşvik ediliyor, belli kesimlerden belli konumlardaki kişiler buna zorlanıyordu.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tahkikat Encümeni 1960 yılı Nisan ayındaki İnönü’nün  Kayseri gezisi iktidar-muhalefet gerginliğinin doruğa çıkmasına sebep olmuştu.  İnönü’yü Kayseri’ye götüren tren yetkililerce durduruldu ve İnönü’den Ankara’ya  dönmesi istendi. Geri dönmeyi kabul etmeyen İnönü üç saatlik bir gecikmeyle  yoluna devam etti. Ertesi gün DP meclis grubu, muhalefeti bir askerî ayaklanma  ve kargaşa tezgâhlamakla suçladı ve muhalefetin faaliyetleriyle ilgili  gerçekleri ortaya çıkarmak için bir Meclis tahkikat encümeninin kurulmasını  istedi. Bu teklifi benimseyen TBMM, CHP’nin yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı  faaliyetlerinin ülke genelinde meydana geliş tarzı ve bunların mahiyetinin  nelerden ibaret olduğunu tahkik, tespit ve ülkenin her tarafında yaygın bir  hâlde görülen kanun dışı siyasî faaliyetlerin çeşitli sebeplerine intikal etmek,  matbuat meselesi ile adlî ve idarî mevzuatın ne suretle tatbik edilmekte  olduğunu tetkik etmek üzere meclis tahkikatı açılmasını kabul ederek 18 Nisan  1960’ta “Tahkikat Encümeni” kuruldu. Encümen üyeleri, cumhuriyet savcısına,  sorgu hâkimine, sulh hâkimine ve askerî amirlere ait bütün haklara sahiptiler.  Hükümetin sahip olduğu bütün vasıflardan istifade etmeye hakları vardı. (Bkz.  Düstur, 3.Tertip, C.17, s.998. AYDEMİR, s.259.) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tamamıyla Demokrat Partililerin yer aldığı ve tarafsız  olması mümkün olmayan bu komisyon, kanun tasarısında da belirtildiği gibi  CHP’nin işlediği öne sürülen birtakım fiillere karşı görevlendirilmiştir. Bu  fiiller arasında, halkı kanunlara karşı gelmeye teşvik etmek, parti mensuplarını  silâhlandırmak, orduyu siyasete karıştırmak, basınla iş birliği yaparak komünizm  propagandası yapmak ve halkı hükümetin meşruiyeti konusunda şüphe ve endişeye  düşürmek yer almaktadır. Bu komisyonun kuruluşu ve ortaya çıkışı yasal olmakla  birlikte, faaliyetleri sırasında uyguladığı yöntemlerin aynı ölçüde yasal olduğu  söylenemez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Komisyon gerektiğinde Meclis dışında faaliyette  bulunmaya yetkili kılınmış ve görev süresinin üç ay sonunda bitirilmesine karar  verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kanuna göre Tahkikat Encümenine cezaî yetkiler dâhil  bütün yetkiler tanınıyordu. Bir anlamda artık devlet demek, Tahkikat Encümeni  demek olacaktı. Bu durum Türkiye’de demokratik rejimin ve anayasal müstakil  düzenin tahrip edilmesi anlamına gelmekteydi. Tahkikat Encümeni’nin kuruluşuyla  Meclis İnönü’ye “Halkı isyana ve kanunlara karşı gelmeye teşvik eden sözler sarf  ettiği ve Türk milletine, orduya ve TBMM’nin birliğine açıkça saldırdığı” için  Meclis çalışmalarına 12 oturum katılmama cezasının verilmesi kararını aldı.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP gençlik örgütleri Ankara ve İstanbul’da gösteriler  düzenleyerek bu karara tepki gösterdiler. Hükümet bu iki ilde sıkıyönetim ilân  etmek zorunda kaldı. Ayrıca gösterilerin yapıldığı illerde üniversiteler tatil  edildi. Üniversitelerden gelen bu tepkiyi daha sonra ordudan gelen tepki takip  edecektir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Silâhlı  Kuvvetlerin Tavrı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok partili hayata geçiş ile birlikte Silâhlı  Kuvvetlerin pozisyonu Demokrat Partililer için daima önemli bir mesele olarak  görülmüştür. Demokrat Partililer, İnönü’nün CHP lideri olarak kaldığı süre  içinde ordunun CHP’ye sempati duyacağı ve hatta destekleyeceği yönündeki  kanaatlerini iktidarları boyunca üzerlerinden atamadılar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">DP ordudan bu denli uzak olmalarının getireceği muhtemel  sıkıntıları aşmak amacıyla emekli Mareşal Fevzi Çakmak’ı kendi saflarına çekmeye  çalıştılar. CHP’den gelen teklifleri reddeden Fevzi Çakmak 1946 seçimleri  öncesinde 14 generalle birlikte DP listelerinden seçime girdi. Çakmak&#8217;ı  saflarına katan DP böylece İnönü’nün ordu üzerindeki tesirini Fevzi Çakmak ile  dengelemeye çalıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1946 seçimlerinden sonra CHP yönetiminden memnun olmayan  alt rütbeli subaylar DP saflarından siyasete girdiler. Savaş ekonomisinin  etkilerini en fazla hisseden küçük memurlardan olan alt rütbeli subaylar büyük  yoksulluk çektiler. Bu yüzden CHP rejiminin yıkılmasını, DP yönetiminin daha iyi  günler getireceğini umdular. Oysa daha sonra aynı konudaki şikâyetlerini DP  iktidarı hakkında dile getirmeye başlamışlardı. Hatta 1946 seçimlerinden sonra  birkaç genç DP’li parti üyesi, kendi saflarından hareket etmeye istekli genç  subaylarla ilişkiye girecek kadar ileri gittiler. Celâl Bayar&#8217;ın engel olmasıyla  CHP&#8217;ye karşı muhtemel bir darbe önlenmiş oldu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">DP’liler 1950 genel seçimlerini kazandıktan sonra,  askerlerin tepkisi konusunda endişeliydiler. Hatta seçimlerden hemen sonra bütün  generaller toplanarak İnönü’yü ziyaret etmiş ve seçim sonuçlarına müdahale  etmeyi teklif etmişlerdi. İnönü bunu reddetmiştir. Bu olaydan yaklaşık bir ay  sonra Menderes hükümeti güvenoyu alır almaz yeni hükümet, sadakatlerinden kuşku  duyulan diğer generallerle birlikte Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını  görevden alarak geniş çaplı tasfiye hareketi gerçekleştirdi. Tasfiyenin doğrudan  nedeni olarak bir albayın darbe girişimini Menderes’e bildirmesi gösterilir.  Ancak İnönü’nün sınıf arkadaşı Abdurrahman Nazif Gürman, Genelkurmay Başkanı  iken Menderes’in iktidarda kendini rahat hissetmemesi normaldir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP yanlısı basın, bu olayı siyasî istismar konusu  yaptı, Silâhlı Kuvvetler de DP karşıtı bir kampanyaya girişti. DP yapılması  normal bir hareketin istismar edilmemesi gerektiğini bildirerek CHP’ye uyarıda  bulundu. DP, yüksek komutanlardan gelebilecek ilk tehlikeyi bertaraf etmişti.  Fakat Silâhlı Kuvvetler içindeki huzursuzluk bu olaydan sonra da devam etti.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1955’den sonraki sosyoekonomik koşulların baskısı  yüzünden orduda rahatsızlık belirginleşti. CHP’nin baskıcı yönetimi görünüşte  yıkılmış fakat yerine gelen yeni iktidarla fazla bir şey değişmemişti. Çok  partili sistemde ordu önceden sahip olduğu prestije sahip değildi. DP’liler  ekonomik büyümeye her şeyden fazla önem verdiklerinden Silâhlı Kuvvetleri ihmal  ettikleri doğruydu. Orduya ayrılan bütçeden devamlı şikâyet ediyorlar ve ordu  giderlerini NATO’nun karşılamasını istiyordu. 1957 Eylülünde basında bazı  subayların emekliye ayrılıp CHP’ye gireceklerine dair haberler çıktı. DP  böylelikle ordudaki gidişatı öğrenmiş oldu. Aynı yıl aralık ayında dokuz subay  tutuklandı. Savunma bakanlığı geniş çaplı bir komplodan dolayı bu tutuklamaların  olduğunu duyurdu. Subaylar mahkemeye çıkarıldılar ve aleyhlerine hiçbir delil  bulunmadığından beraat ettiler. Celâl Bayar konu hakkında soruşturma istediyse  de meselenin hemen kapatılmasını isteyen hükümet olayı kapattı. Ancak tehlike  ortadan kalkınca gizli örgüt yeniden çalışmaya başladı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">General Necati Tacan hareketin liderliğini kabul ettiği  günlerde kalp krizi geçirerek öldü. Tarcan’ın yerini alan Gürsel hareketin  liderliğini kabul etti. Gizli ihtilâl örgütü önemli stratejik görevleri tutmaya  başladılar. 1960 başlarında askerî istihbarat durumu sezdi ve Cemal Gürsel 4  Mayıs‘ta İzmir’e tatile gitti. Alt rütbeli subaylar bu durumdan paniğe  kapıldılar. Yeni bir lider arayışı Genelkurmay Lojistik Daire Başkanı Cemal  Madanoğlu’nun kabul etmesiyle son buldu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">DP, askerî tehdidin daima farkındaydı. 5 Mart 1959 da  ABD ile iç tehdit söz konusu olduğunda yardım istemek üzere anlaşmaya varmıştı.  Fakat ilginç olan, darbe gerçekleştiği zaman Amerika yardım etmeyi  düşünmemiştir. Mete Tunçay bunu DP iktidarını Sovyet Rusya ile ilişkilerini  düzeltmeye çalışmasına bağlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs  Hareketinin Hazırlık Safhasında Alparslan Türkeş’in Yeri ve  Rolü<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, 27 Mayıs İhtilâli ile ele geçirilen  iktidar imkânından yararlanmayı Türkiye&#8217;nin temel meselelerini çözebilmek için  en büyük fırsat bilmiş ve değerlendirmek istemiştir. Bu niyetiyle de ihtilâlin  ilk gününden itibaren bütün dikkatleri üzerine toplamış ve uyguladığı hareket  tarzı ile ihtilâlin “Kudretli Albayı” olmuştur. İhtilâlden hemen sonra ortaya  çıkan ortamda başbakanlık müsteşarlığının önemini kavrayan tek isim Türkeş’tir.  İhtilâl sonrasında bu göreve gelecektir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, Cumhuriyet tarihimizde ihtilâl  fikrinin köklerinin çok daha gerilerde olduğunu ve bu tarihin 1941’lere kadar  uzandığını söyler. Türkeş bu fikrini şöyle açıklamaktadır; “İhtilâl fikri bu  memlekette CHP iktidarı devrinde başlamış ve bu fikir, partilerin memleketin  kaderini daima uçurumlara doğru sürüklemeye devam ettikleri 27 Mayıs 1960 yılına  kadar gelmiştir. Bilmem kaç milyon taraftarı olan bir DP’yi askerî kuvvetin  muhatabı olarak değerlendirmek, 27 Mayıs’ı asıl gayeler ile anlamamış,  anlayamamış olanların, acz dolu kanaatlerinden başka bir şey olamaz”.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, Türkiye’nin <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="1940’">1940’</st1:metricconverter>lı yıllardaki  durumunu şöyle anlatır; “Memleket tek parti diktatörlüğü altındaydı. Devletin  başında bulunan İnönü askerlikten yetişmesine rağmen orduya karşı vefasız ve  ilgisizdi. Etrafındaki general ve yüksek rütbeli subayların fikri de değişik  değildi Asker ocağı bakımsız ve perişandı. Subaylık bir mahkûmiyet ve mahrumiyet  mesleği hâline gelmişti. Türk ordusunun bakımı noksandı. Askere yeteri kadar  ayakkabı, elbise, donatım, battaniye verilmiyordu. O sıralarda yavaş yavaş  ortaya çıkmaya başlamış olan başka devletlerin modern zırhlı birliklerine karşı  Türk Ordusunun elinde at ve manda arabaları ile deve ve merkep kolları  bulunuyordu. Ordu ve millet bu durumda iken Millî Şef ve etrafındakiler kendi  köşklerinde rahat bir şekilde yaşayıp gidiyorlardı. Köşkle halkın arasındaki  irtibat tamamen kopmuştu. Durum korkunçtu. Memleket baştanbaşa bir facia  içindeydi. Bir tarafta ahlaksızlık diğer tarafta hastalık ve açlık , perdenin  iplerini ellerine almış, trajedinin sonunu ilân etmek ve sahneyi bitirmek için  sabırsızlanıyordu. Bu perdeler kapansaydı, bugün bir Türkiye olmayacaktı ve biz  harbi, II. Cihan Savaşı’na katılmadan en feci şekilde kaybetmiş olacaktık&#8230;”.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in çizdiği bu tablo Türkiye’de ihtilâl fikrinin  doğmasına ve gelişmesine zemin hazırlayan sebeplerdir. Türk toplumunun içine  düştüğü buhran orduda da etkisini göstermiş, bir grup subay İnönü idaresini  devirmek üzere 1942–1943 yıllarında teşebbüse geçmişti. Ancak bu ilk teşebbüs  sonuçsuz kaldı. Hemen hemen aynı dönemlerde gerçekleştirilen ikinci teşebbüste,  daha çok alt rütbeli subaylar toplanarak ihtilâl gruplarını oluşturmuşlar ve  ciddî bir çalışma devresine girmişlerdir. Bu dönemde üç ayrı tarih üzerine  anlaşma sağlanmış olmasına rağmen merkez ihtilâl kadrosu üyeleri, sivil iktidara  son bir müddet daha verilmesi hususunda fikir birliğine vararak harekâtı son  anda durdurmuşlardı. Buna rağmen bazı gruplar aralarında toplantılar yapmaya  devam etmişlerdir.<span>  </span>İhtilâl plânından  vazgeçilmesindeki asıl sebep ise II. Cihan Harbi’dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Toplantılarına ara vermeyen grup içinde olan Türkeş, 27  Mayıs Hareketi’ni hiçbir zaman bir ihtilâl olarak kabul etmemiştir. Onun  ihtilâli değerlendirmesi şu şekildedir; “Biz bu harekete bir asayiş hareketi ve  Ak Devrim dedik. 27 Mayıs bir ihtilâl değildir, bir ihtilâl olarak  hazırlanmamıştır”. Türkeş 27 Mayıs Hareketi&#8217;ne katılışını da şöyle nakleder;  “İhtilâle 1958–1959 yıllarında muttali oldum ve ondan sonra arkadaşların arasına  katıldım. İlk defa Talat Aydemir’den böyle bir teşkilâtlanma olduğunu duydum.  Bir gün beni ziyarete geldi “Biz bu hükûmeti devirmek istiyoruz siz de bizimle  beraber olur musunuz?”<span>  </span>diye bana  teklifte bulundu. Ben “Devirip ne yapacaksınız?” diye sordum, “Halk Partisi’ni,  İsmet Paşa’yı getireceğiz. İsmet Paşa büyük adamdır vs, gibi şeyler söyledi.”  Buna Türkeş&#8217;in tepkisi sert olmuştur. “Ben ordunun politika dışı kalması  görüşündeyim. Atatürk’ün de bir gelenek olarak orduya tavsiye ettiği çok eskiden  beri bu olmuştur. Binaenaleyh bunu tasvip etmiyorum, ayrıca da bir siyasî  partiyi tutup onunla beraber olmayı diğer bir partinin iktidarına karşı hareket  yapmayı da Türk Silâhlı Kuvvetlerinin şerefine uygun görmüyorum, çünkü Türk  Silâhlı Kuvvetleri beraberliği temsil eden bir kuvvettir. Herhangi bir partiyle  iş birliği yapıp milletin yarısından çoğunu temsil eden diğer bir partinin  üstüne yürümesi onun iktidarını devirmesi o partiye karşı hareket etmesi millî  birliği zedeler. Bu sebeplerden teklifinizi kabul edemem.”<span>  </span>demiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Talat Aydemir’e ret cevabı vermesine rağmen Kurmay Albay  Faruk Ateşdağlı’nın kendisini ziyaret ederek Silâhlı Kuvvetler içindeki oluşumun  içinde yer almasını istemesine karşı çıkmamıştır. Ateşdağlı’nın teklifini kabul  eden Türkeş Elazığ’da bulunduğu 1958 yılında ordu içindeki gizli teşkilâta  girmiş oluyordu. Daha sonra yarbaylığa terfi ederek Ankara’ya tayin oldu.  Ankara’da iken Albaylığa yükselen Türkeş burada gizli teşkilâtın Ankara grubu  ile temasa geçti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, Ankara&#8217;da bulunduğu sıralardaki temaslarında  ihtilâlin kaçınılmaz bir hâl aldığını ve bunu yapmaya kararlı grupların Ankara,  İstanbul ve Konya illeri başta olmak üzere varlığının farkındaydı. Fakat bu  kişilerin ülkenin durumunu düzeltecek bir programları da yoktu. Türkeş,  ihtilâlcilerin fikrî yapılarını ve ihtilâlin niçin ve kimler için yapılmak  istediğini tespit etmişti. İşte bu anlayışladır ki, ihtilâle katılabilmesi için  gerekli ve vazgeçilmez şartlarını tespit etti; “DP iktidarını devirip Halk  Partisi’ni iktidara getirmek çözüm değildir. Bütün partilere karşı adaletli, iyi  niyetli ve tarafsız bir tutum içinde davranılmalıdır. Şayet DP’lilerin suçlu  olanları varsa onlar mahkemeye verilir. Haklarındaki hüküm ancak mahkeme  kararıyla tespit edilir .” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gizli örgüt içerisinde özellikle Ankara grubu, yapılması  düşünülen muhtemel hareketin DP’yi devirip yerine İsmet Paşa’yı geçirme gibi  Türkeş’e göre çok farklı bir amaca yönelik mahiyet arz etmekteydi. Ankara’da  cereyan eden toplantılarda daima İsmet Paşa ve CHP tartışması meydana gelmekte  dolayısıyla gizli örgüt kuruluş amacında uzaklaşmaktaydı. 27 Mayıs Hareketi’ni  gerçekleştiren bu kadronun fikrî ayrılığı, hareket sonrasında da etkisini  göstermiş 27 Mayıs&#8217;ın kendi içinde geliştirdiği mantığı başlangıçtaki hedef ve  ilkelerden saptırmıştır. Bu noktada Alparslan Türkeş’i fikrî anlamda farklı  kılan, 27 Mayıs Hareketi’ni, DP’ye kızarak CHP taraftarlığına dönüştürmemek,  dolayısıyla siyasî partilere eşit mesafede bulunmak şeklindeki düşüncesidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş daha sonraki dönemlerde farklı bir  çizgi takip ederek ihtilâlin nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiği hususunda  müstakil bir program ortaya koydu. Alparslan Türkeş’in ihtilâlden önceki plânı  şu şekildeydi; 1. İhtilâlden sonra idareyi ele alacak olan Millî Birlik Komitesi  tam manasıyla demokratik bir meclis olarak çalışmalıdır. Yasama Meclisi, askerî  bir karargâh ve cunta hüviyetinde olmamalıdır. 2. Millî Birlik Komitesi idare  cihazı, siyasî gruplara karşı mutlak bir tarafsızlık göstermelidir. 3. Devrim  adaleti, siyasî tercih ve tesirlerden uzak tutulmalıdır. 4. Seçim alelâcele  değil, en uygun zamanda ve ortamda yapılmalı, mutlak dürüstlüğe riayet  edilmelidir. 5. Demokrat Parti’ye oy veren vatandaş kütlelerini suçlu görmek,  siyasî haktan mahrum etmeyi düşünmek hatadır. Seçimin meşru ve dürüst  sayılabilmesi için halka sadece seçme hakkı değil, tercih etme imkânı da  verilmelidir. Hazırlanacak anayasada belirtilecek prensipleri benimseyen yeni  partilerin kurulmasına müsaade edilmelidir. 6. Seçimlere kadar geçecek süre  içinde Millî Birlik Komitesi uzun yıllar köhnemiş siyasî kadro ve liderlerin oy  kaygısı, zümre menfaati düşünmesiyle ele alamadığı ana millî davaları, halk  vicdan ve idrakine sunacak ve bu konularda köklü reformlara girişecektir. 7.  Millî Birlik Komitesi, seçimlere kadar bir Kurucu Meclis’le birlikte teşrii  organı olarak görev yapacak, seçimlere Millî Birlik Partisi olarak girecektir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in yaptığı ihtilâl hazırlıklarına en fazla  desteği Talat Aydemir, Dündar Seyhan ve Sadi Koçaş veriyordu. Türkeş daha  sonraki gelişmeler içinde şöyle diyor; “Kurduğumuz ihtilâl teşkilâtı 14 Eylül  1959’da, Millî Birlik Komitesi adı altında faaliyete geçti. Ondan evvelki  hazırlıklarımız bir proje hâlindeydi. Fakat temeli 14 Eylül 1959’da atılmıştır.  Komitemiz çalışmalarında tam bir birlik teminini kabul etmiştir. 27 Mayıs  şimdiye kadar eşi görülmeyen, gayet güzel ve örnek derecede plânlanmanın  eseridir. Bunun içindir ki 27 Mayıs sabahı üç buçuk saatte memleketin bütün  idaresini ele almıştır”. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in 14 Eylül günü Ankara Gençlik Parkı’nda yaptığı  bu gizli toplantıya kendisinden başka Sezai Okan, Osman Köksal, Suphi Karaman,  Sadi Koçaş, Kadri Kaplan, Dündar Seyhan, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı ve Rıfat  Baykal katıldılar. Toplantıda Alparslan Türkeş, hazırladığı ihtilâl programını  anlatarak arkadaşlarının desteğini aldı. Toplantının sonucu Kara Kuvvetleri  Komutanı olan Cemal Gürsel’e bildirildi ve Gürsel komiteye on birinci üye olarak  katıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs Hareketi 1960 yılı Nisan ayına gelindiğinde DP  ve CHP’nin hesaplaşması hat safhaya ulaşmıştı. Her iki parti lideri Türkiye’nin  çeşitli yörelerine giderek yaptıkları konuşmalarda birbirlerini suçluyorlar ve  zaten yüksek olan siyasî tansiyonu daha fazla körüklüyorlardı. Bu arada 25  Nisanda Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim ilân edildi. Artık “ihtilâl” sözcüğü  siyasî çevrelerde telâffuz edilmeye başlamıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnönü Said-i Nursi’nin desteği ile hareket eden Menderes  ve ekibini hedef göstererek “şartlar tahakkuk olunca ihtilâl bir hak olur” deme  gafletini gösterebiliyordu. DP ise “CHP ihtilâl bayraktarlığı yapan tehlikeli  bir fesat ocağı hâline geldi” şeklindeki beyanlarıyla âdeta ihtilâlin oluşumunu  kolaylaştırıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1960 yılı Mayıs ayında Menderes, halk üzerindeki  prestijine rağmen üniversite, basın, ordu ve bürokrat desteğini tamamen  kaybetmişti. Ordu içerisindeki ihtilâlci subaylara fırsat veren kargaşa ortamı  27 Mayıs gününe kadar devam etmiştir. İhtilâli hisseden DP, 27 Mayıs’ın hemen  öncesinde askere yeni ve yüksek derece ve lojman sözü verdi. Ayrıca 21 Mayıs  yürüyüşünde tutuklanan Harp Okulu öğretmenleri ve daha önce tutuklanmış subaylar  serbest bırakıldı. Ancak geç kalınmış bu tedbirler ihtilâli durdurmaya yetmedi.  Sonuçta beklenen ihtilâl nihayet gerçekleşti. 26 Mayıs günü akşamı İstanbul ve  Ankara ihtilâl grupları harekete geçti. İhtilâl aynı gece Harp Okulu’nda  başladı. Ankara Radyosu Alparslan Türkeş tarafından ele geçirildi. Türkeş’in  bizzat kaleme aldığı ilk tebliğ ihtilâlin amaçlarını ortaya koyması bakımdın  tarihî öneme haizdir. Alparslan Türkeş tarafından okunan ilk tebliğ şu  şekildeydi;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Aziz Vatandaşlar; Bugün demokrasimizin içine düştüğü  buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek  maksadıyla Türk Silâhlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır. Bu hareket  Silâhlı Kuvvetlerimiz, partiler içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve  partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa  zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak , idareyi hangi tarafa mensup olursa  olsun seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır.  Girişilmiş olan bu teşebbüs hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz  hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile teşebbüs etmeyeceği  gibi edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir. Kim olursa olsun ve hangi partiye  mensup bulunursa bulunsun, her vatandaş kanunlar ve hukuk prensipleri esasına  göre muamele görecektir. Bütün vatandaşların partilerin üstünde aynı milletten,  aynı soydan gelmiş evlâtları olduklarını hatırlayarak ve kin gütmeden  birbirlerine karşı hürmetle ve anlayışla muamele etmeleri ıstıraplarımızın  dinmesi ve millî varlığımızın selameti için zaruri görülmektedir. Kabineye  mensup şahsiyetlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerine sığınmalarını rica ediyoruz.  Şahsî emniyetleri kanun teminatı altındadır. Müttefiklerimize, komşularımıza ve  bütün dünyaya hitap ediyoruz. Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasasına ve İnsan  Hakları prensiplerine tamamıyla riayettir. Atatürk’ün “Yurtta sulh, Cihanda  sulh” prensibi bayrağımızdır. Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız.  NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız CENTO’ya inanıyoruz ve bağlıyız. Tekrar ediyoruz  düşüncemiz “Yurtta sulh, Cihanda sulhtur”. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bakanlar ve meclis üyeleri 27 Mayıs günü yakalanarak  Kara Harp Okuluna götürüldüler. Siyasî partiler faaliyetten alıkondu.  Cumhurbaşkanı Celâl Bayar köşkten alındı. Menderes ise Eskişehir’de tutuklanarak  Ankara’ya getirildi. 27 Mayıs Harekâtı’nın mana ve maksadı, Türk milletine ve  bütün dünyaya ilk defa Türkeş’in beyanı ile açıklanmış ve duyurulmuştur. Bundan  önce üç adet tebliğ yayımlanmış olmasına rağmen hiçbirisi hareketin amaçlarını  tam manasıyla açıklayacak mahiyette olmadığından Türkeş’in Ankara Radyosundan  okuduğu tebliğ “İhtilâlin ilk sesi ve mesajı” olarak kabul edilmiştir. Bu  konuşma aynı zamanda Türkeş’in hareket konusundaki düşüncelerin aksettirmesi  bakımından da önemlidir. Türkeş bu konuşmasında Türkiye’nin niçin ve nasıl böyle  bir noktaya getirilmiş olduğuna en doğru teşhisi koyuyordu. Açıklamanın tatmin  ve ikna edici olması Demokrat Partililerin bile ihtilâlcilerin ilk beyanlarına  güvenerek memnuniyetlerini dile getiren açıklamalarda bulunmalarına sebep  olmuştur. Türkeş, bu harekete Silâhlı Kuvvetler vasıtasıyla partilerin içine  düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtulması ve partiler üstü tarafsız bir idarenin  nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak  idareyi hangi tarafa mensup olursa olsun seçimi kazananlara devir ve teslim  etmek üzere girişmiştir. “Girişilmiş olan bu teşebbüs hiçbir şahsa ve zümreye  karşı değildir. İdaremiz hiç kimse hakkında şahsiyete müteallik tecavüzkâr bir  fiile teşebbüs etmeyeceği gibi edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir. Kim  olursa olsun ve hangi partiye mensup olursa olsun her vatandaş kanunlar ve hukuk  prensipleri esaslarına göre muamele görecektir.” diyerek 27 Mayıs Hareketi’ne  muhatap olanlara teminat vermiş oluyordu. Yine ihtilâlin ilk gününde Türkeş  yerli ve yabancı basın mensuplarına hareket hakkında bilgi vermiş, “Türkiye’de  demokrasiyi saplandığı çıkmaz sokaktan kurtarmak istedik. Hiçbir şahsî  ihtirasımız yoktu. Sadece millete hür ve serbest seçimlerin yapılması imkânını  sağlamak gayesiyle hareket ettik&#8230;” demiştir. Türkiye’de ordunun idareyi ele  alması, batı âleminde müspet karşılanmış ve “beklenen hadise” olarak  yorumlanmıştır. İtalyan gazeteleri 27 Mayıs Hareketi’ni “Atatürk’ün ruhu  Türkiye’de galip geldi” başlığıyla duyurmuş, İngiliz basını ise “Genç Türklerin  Hareketi” başlığıyla konuya geniş yer vermiştir. Yunanistan 27 Mayıs Hareketi’ne  karşı tepkisiz kalmış, Güney Kore, DP iktidarının devrilmesini memnuniyetle  karşılamış, Irak ise “olay Türkiye’yi ilgilendiren bir iç meseledir” yorumunda  bulunmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in şahsî gayretlerine rağmen 27 Mayıs hedefinden  saptırılmış, tarafsızlığını koruyamamıştır. Türkeş bu konuda şöyle diyor; “İlk  gününden itibaren tarafsızlığına adaletli tutumuna saldırılar başladı. Şahsen  beni birçok kimseler ziyaret ettiler. Siz bu tarafı yıktınız, bu taraf hiçbir  zaman sizi tasvip etmez, bir kere o tarafın düşmanlığını üzerinize çektiniz.  Şimdi CHP’ye karşı çıkıyorsunuz. İsmet Paşa’ya da el uzatmıyorsunuz. Onunla da  iş birliğine yanaşmıyorsunuz. O hâlde kime dayanacaksınız” dediler. Hâlbuki 27  Mayıs hiçbir parti ve zümreye karşı, herhangi bir zümre veya parti lehine  yapılmış olmayıp Türk milletinin lehine yapılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İhtilâlcilerden bir grubun DP’yi yıkıp, yerine hemen  İnönü’yü ve CHP’yi iktidar etme heyecanı ihtilâlin tarafsızlığını ortadan  kaldırılmasına sebep olmuştur. Diğer önemli amil de ordunun başardığı harekâtın  birtakım ilim adamı hüviyeti taşıyan kimselerin fikrî yapısına teslim  edilişidir. Millî Birlik Komitesi Askeri darbeyi gerçekleştiren subaylardan 38  kişinin yer aldığı Millî Birlik Komitesi 18 Haziran 1960 tarihinde ilk  açıklandığında şu isimlerden meydana gelmekteydi; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Orgeneral Cemal Gürsel, Orgeneral Fahri Özdilek,  Tümgeneral Cemal Madanoğlu, Tuğgeneral İrfan Baştuğ, Tuğgeneral Sıtkı Ulay,  Albay Ekrem Acuner, Albay Mucip Ataklı, Albay Osman Köksal, Albay Fikret Kuytak,  Albay Sami Küçük, Albay Haydar Tunçkanat, Albay Alparslan Türkeş, Yarbay Refet  Aksoylu, Yarbay Fazıl Akkoyunlu, Yarbay Orhan Kabibay, Yarbay Mustafa Kaplan,  Yarbay Suphi Karaman, Yarbay Sezai Okan, Yarbay Ahmet Yıldız, Binbaşı Emrullah  Çelebi, Binbaşı Orhan Erkanlı, Binbaşı Vehbi Ersü, Binbaşı Suphi Gürsoytrak,  Binbaşı Kadri Kaplan, Binbaşı Muzaffer Karan, Binbaşı Mehmet Özgüneş, Binbaşı  Şükran Özkaya, Binbaşı Şefik Soyuyüce, Binbaşı Dündar Taşer, Yüzbaşı Münir  Köseoğlu, Yüzbaşı Selahattin Özgür, Yüzbaşı Rıfat Baykal, Yüzbaşı Ahmet Er,  Yüzbaşı Numan Esin, Yüzbaşı Kâmil Karavelioğlu, Yüzbaşı Muzaffer Özdağ ve  Yüzbaşı İrfan Solmazer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Menderes döneminde Kara Kuvvetleri Komutanı olan  Orgeneral Cemal Gürsel emekli olma hazırlığı içerisindeyken ihtilâl kadrosu  tarafından MBK Başkanlığına getirilmiş harekâtın hemen sonrasında ise Devlet  Başkanlığı görevini de üzerine almıştı. Aynı zamanda Silâhlı Kuvvetler Komutanı  ve askerî hükûmetin başbakanı durumundaydı. Esasında Cemal Gürsel 27 Mayıs  Hareketi için alelâcele aranan ve son anda bulunan bir başkan konumundaydı.  Hiçbir zaman 27 Mayıs Hareketi’nin ağırlığı ve sorumluluğunu üzerine alabilen  bir lider olamadı. Çünkü lider, teşkilâtçılığı ile tebarüz edebilen ve halkın  önünde gidebilendir. Lider tayin olunmaz, kendi kendini tayin eder. Lideri  toplum yaratır ve toplumun istek ve temayülleri besler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK’nın faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte komite  içinde iki farklı temayülün ortaya çıktığı görülmektedir. Birinci temayüle göre;  MBK en kısa zamanda yeni bir anayasa ve seçim yasası hazırlayarak ülke  yönetimini yapılacak seçimler vasıtasıyla sivillere devretmeliydi. Bu temayülün  liderliğini İnönü ve CHP yapmaktaydı. İkinci temayüle göre ülkenin içinde  bulunduğu anarşiden siyasî partilerin sorumlu olması nedeniyle askerî yönetim  birkaç yıl sürmeli ve birtakım reformlar gerçekleştirildikten sonra yönetim  sivillere bırakılmalıydı. Bu temayül ise özellikle Türkeş ve ekibi tarafından  benimsenmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK, 12 Haziran 1960’da bir anayasa değişikliğini  benimseyerek kendi yönetimine hukukî bir dayanak sağlamıştır. 12 Haziranda  yapılan değişiklikle 1924 Anayasasıyla TBMM’ye ait olduğu kabul edilen bütün  görev ve yetkiler MBK’ya devredilmiştir. Ayrıca yasa ile DP iktidarı yargılanmak  üzere bir “Yüksek Adalet Divanı” kurulmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK’nın en önemli tasarrufu 2 Ağustos 1960’da  gerçekleşti. Ordudan beş bin subay emekliye ayrıldı. 42 sayılı kanunla  gerçekleştirilen bu tasfiye hareketi ordunun reorganizasyonu ve  gençleştirilmesine yönelik olduğu kadar, MBK’nın ordu üzerindeki otoritesinin  sağlamlaştırılmasına da hizmet etmiştir. 28 Ekim 1960’da ise 147 öğretim üyesi  üniversiteden uzaklaştırıldı. Üniversiteden tasfiye edilen profesörlerin aşırı  solcu, partizan ve ahlâkî zaafları olduğuna dair iddialar bu hareketin meydana  gelmesindeki yegâne sebep olarak görülmektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK tarafından gerçekleştirilen ordudaki tasfiyelere o  günkü şartlarda önemli bir tepki gösterilmezken, komitenin üniversitede  giriştiği tasfiye eylemi tartışma ve tepkilere yol açmıştır. Tembel, yeteneksiz  veya rejim düşmanları oldukları iddiasıyla 147 öğretim üyesinin üniversiteden  atılmaları üzerine üniversite rektörleri Turhan Feyzioğlu, Sıddık Sami Onar,  Fikret Narter ve Suat Kemal Yetkin istifa ederek, MBK’nın tasfiye hareketini  protesto etmişlerdir. Ord. Prof. Ekrem Şerif Egeli, Ord. Prof. Ali Fuat Başgil,  Ord.Prof. Recai Galip Okandan, Ord.Prof. Mazhar Şevket İpşiroğlu, Ord.Prof.  Ratip Berker, Prof. Tarık Zafer Tunaya, Prof. Takiyettin Mengüşoğlu, Prof.  Sahabattin Eyüboğlu, Prof. Yavuz Abadan, Prof. Bülent Nuri Esen, Prof. Aziz  Köklü, Prof. Emin Bilgiç, Prof. Hasan Eren, Prof. Zafer Baykoç, Prof. Nusret  Hızır, Prof. Tevfik Berkan, Prof. Memduh Yaşa, Prof. Mina Urgan, Doç. İsmet  Giritli, Doç. Adnan Benk, Doç. Mukbil Özyörük, Dr. ihsan Ünlüer, Doç. Haldun  Taner, Asistan Özer Ozankaya&#8230; Gibi çeşitli ilim dallarındaki çalışmaları ile  tanınan 147 öğretim üyesine ancak 28 Mart 1962’de çıkarılan kanun ile  üniversiteye dönme imkânı sağlandı. 147’ler olayı, MBK ve ordu faaliyetleri  destekleyen aydınlar arasında da ciddî sürtüşme ve kırgınlığa yol açmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, ihtilâlden sonra Başbakanlık Müsteşarlığı  görevine getirilmişti. Ancak O, Cemal Gürsel’in kendisine olan itimadı ile  fiilen başbakanlık görevini de ifa ettiğini belirtmektedir. Bunu yaparken de çok  aksayan şeylerle karşılaştığını, hiç arzu edilmediği hâlde kendi nam ve  hesaplarına haksızlıklar, baskılar, tecavüzler yapıldığını tespit ettiğini  söylemektedir. Türkeş’in tarafsız tutumu bazılarının düşünce ve niyetlerine  büyük engel teşkil ediyordu. Türkeş bu durumu eserinde şöyle açıklar; “Benim bir  iki partiye karşı da tarafsız tutumum derhâl Halk Partisi’nden ve komitedeki  Halk Partili arkadaşların arasında aleyhime bir cereyanın yaratılmasına sebep  oldu. Ben ortada kaldıkça iktidar koltuğuna ulaşamayacaklarını biliyorlardı.  İnönü’nün uzun yıllardan beri kendi emellerine engel saydığı kimselere karşı  kullandığı feci iftiralar ve propagandalarını bu defa da bize karşı seferber  ettiler. Bunlardan birisi ırkçılık ve komünistlerin deyimi ile “Kafatasçılık”  ithamı idi. Vaktiyle de Turancılık ve Irkçılık davasını nasıl bir evham ve kötü  niyet esasına dayanarak uydurulmuş olduğu ve bu dava dolayısıyla yapılan  işkenceler, adaleti lekeleyen tutumları hatırlamak icap eder&#8230; İnönü ve çevresi  eski oyunlarına yeniden başvurmuşlardır.” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, Millî Birlik Komitesi’ne ağırlığını koyarak,  ihtilâle ve onun tarafsızlık vaadine gölge düşürmemesi için, siyasî partilerle  temas edilmemesi yolunda bir karar alınmasına muvaffak olmuştur. Fakat ne yazık  ki alınan bu kararın uzun süre geçerli olmasına komite üyelerinden bazılarının  art niyetleri engel olmuştur. CHP ile MBK arasında kurulan bağ ile Halk Partisi  yöneticileri komitede cereyan eden görüşmeler ve kararlar hakkında bilgi sahibi  oluyorlar ve parti görüşlerini empoze etme imkânı buluyorlardı. İnönü’nün  aradığı fırsatı da zaten bizzat Cemal Gürsel İnönü’yü telefonla arayarak  yaratmıştı. MBK’da cereyan eden bütün görüşmeleri ajanları vasıtasıyla anında  öğrenen İnönü, seçimlerin vaat edilmediği gibi en kısa zamanda yapılacağından  endişe etmeye başlamıştır. Bu nedenle bir emrivaki yaparak Cemal Gürsel ile  görüşmüş ve MBK’nın tarafsızlık ilkesi böylece ihlâl edilmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gürsel-İnönü görüşmesi Türkeş grubu üzerinde son derece  menfi bir tesir yaratmıştı. Telâfisi için bir çare gerekliydi. Türkeş grubu  kamuoyundaki yanlış intibaı silmek için, Bölükbaşı’yı Cemal Gürsel ile  görüştürme formülünü buldu. Ve bu görüşme gerçekleşti. Türkeş grubu, baştan beri  takip ettikleri tarafsızlık tutumunun bir gereği olarak, CHP’nin tavırlarına  karşı açıkça vaziyet alınmasına karar vermiş ve bu maksatla da 32 numaralı MBK  tebliğini yayımlatmışlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Aziz Vatandaşlar, Bazı kimselerin millî inkılâp  hareketini, kendi partilerine mal ederek vatandaşlar arasında propaganda  yapmakta ve diğer parti mensupları üzerinde baskıya yeltenmekte oldukları  muhtelif kaynaklardan öğrenilmiştir. Millî İnkılâp, hiçbir şahsın hiçbir  zümrenin lehine yapılmış bir hareket değildir. Muhterem halkımızın, köylü ve  işçilerimizin demokrasiye kavuşması, hak ve hürriyetlerinin teminatı, iktisadî  kalkınması, ana prensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde her türlü çalışma  yerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır. İdarî  makamların bölgelerinde vaki olacak bu gibi hareketlerin üzerinde hassasiyetle  durmalarını rica ederim”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tebliğ Cemal Gürsel’in imzasını taşıyordu. Yine aynı  şeklide Türkeş ve arkadaşlarının tesir ve telkiniyle Cemal Gürsel 27 Haziranda  Türkiye Radyolarından bir de konuşma yapmıştır. Daha önce de belirtildiği gibi  ihtilâlin amacından sapmasındaki bir diğer amil de “ilim adamları” olarak davet  edilen kişilerin tutumu olmuştur. Türkeş tanınmış hukuk profesörlerinin normal  hukuk kurallarına itibar etmeyip, ihtilâlin kendisine has hukukunun işlerliğini  telkin edişlerini de şöyle izah etmektedir ; “Yassıada mahkemeleri için hazırlık  yapıldığı bir sırada bazı profesörlerden bir teklif geldi. Celâl Bayar, Refik  Koraltan’ın yaşları ileridir. Bunlara işledikleri suç itibariyle idam cezası  verilmelidir. O hâlde Türk Ceza Kanunu’ndaki 65. madde değiştirilmeli. Ben buna  karşı çıktım. Hukukta bir prensip vardır, cezalar makable şamil olmaz.  Değiştirdiğimiz kanunu o tarihten öncesi fiiller için uygularsak, tarih önünde  sorumlu oluruz. Bunu yapmayalım, dediğimiz zaman bir profesör kalktı bana dedi  di; “Hayır siz yanlış düşünüyorsunuz. İhtilâllerde bu olur. Şimdi normal hukuk  cari değildir. İhtilâl hukuku caridir. Yani ihtilâl hukukunda böyle bir prensip  bahis konusu edilemez.” bunu bana söyleyen Prof. Dr. Muammer  Aksoy&#8217;du”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in normal hukuk kurallarından yana oluşu bazı  arkadaşlarının da tepkisine sebep olmuştur. Türkeş ise “Madem böyle  düşünüyorlar, hukukçular bir teklif hazırlayıp altını imza etsinler. Ona göre  MBK’da böyle bir kanun tadilâtı yapsın, hukukçulardan imzalı bir teklif gelmesi  üzerine komite de o maddeyi değiştirdi.”<span>   </span>diyordu. Türkeş, DP’nin kapatılması için yapılan tekliflere asla itibar  etmemiştir. Türkiye’deki bütün partilerin katılımıyla demokratik nizamın devam  etmesini istemiştir, DP’nin kapatılması mahkemeye yapılan bir ihbarla olmuştur.  İki sene kongresini yapmadığı için mahkeme kararı ile kapatılmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, radyoda yaptığı konuşmasının mana ve ruhuna her  zaman bağlı kalmıştır. “İhtilâlin hiçbir şahsa ve zümreye karşı yapılmadığı”  ifade edilirken, özellikle DP yöneticileri ve DP&#8217;li vatandaşları zikretmiştir.  Yine bu beyanda “Partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği  altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırılacaktır” denilmiştir.  En önemlisi “idarenin hangi tarafa mensup olursa olsun seçimi kazananlara devir  ve teslim edileceğinin” vaat edilmiş olmasıdır. Bu da DP yöneticileri ve DP’li  seçmenler için büyük bir teminat olmuştur. Sonuçta Türkeş ve arkadaşları, başı  koparılan DP’ye oy ve gönül vermiş büyük vatandaş kitlesine sahip çıkmak ve  onları CHP hırsı karşısında yeniden organize edip siyasî bir güç hâline getirmek  istemişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK’nın iktidarı devralmasından sonra Alparslan  Türkeş’in tesir ve telkinleriyle günümüzde faaliyet gösteren birtakım önemli  müesseselerin ihtilâlden hemen sonra kurulmuş olduğu görülmektedir. Bu  müesseselere en güzel örnek Devlet Plânlama Teşkilâtıdır (DPT). Bununla birlikte  bir Konservatuar Kanunu ve İş Seferberliği Kanunu hazırlatmış, 212 Sayılı Basın  Kanunu ile basın mensuplarının bağımsız görev yapmalarına imkân sağlamıştır. Bu  yöndeki çalışmalar daha sonra Basın İlân Kurumunun doğmasına yol açmıştır.  Alpaslan Türkeş’in uzun vadede gerçekleştirmeyi plânladığı reformlar arasında  şunlar sayılabilir; Toprak Reformu, Tarım Kooperatifleri ve Köy Üniteleri, Yedek  Subay Öğretmenlik Sistemi, İdarî Reform, İşçi Seferberliği ve Sağlık  Hizmetlerinin Sosyalizasyonu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş ve arkadaşları ülkenin sosyal, iktisadî ve siyasî  yapısında kısa ve uzun vadeli reform hareketlerini plânlarken diğer tarafta  günlük bir gazete çıkararak ileride kurmayı düşündükleri Millî Birlik Partisi  vasıtasıyla kendi seslerini duyurmayı düşünüyorlardı. Bu çalışmalar sonucunda  “Öncü” adlı bir gazete kurulmuştur. Gazete, gerçekte 14’lerin yayın organı  olmasına rağmen bu durum kamuoyuna resmen duyurulmamıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in 1960 İhtilâli sonrasında sosyal ve kültürel  alanda meydana gelen boşluğu doldurmak amacıyla kurdurmuş olduğu “Türk Kültür  Derneği” ayrı bir öneme sahiptir. Derneğin kuruluş gayeleri arasında köylere  hitap etmesi düşünülmüş olmakla birlikte temel felsefesi, Türk gençliğini  Marksist ve bölücü ideoloji tesirine karşı uyarmak, onları millî kültürle  yoğurmak, teşkilâtlandırmak olarak bizzat Alparslan Türkeş tarafından tespit  edilmiştir. Türkeş, Türk Kültür Derneği’nin başına ise yakın arkadaşı Şahap  Homriş’i getirmiştir. Dernek çok kısa süre faaliyet göstermiş, Türkeş’in sürgüne  gönderilmesiyle atıl kalmıştır. Bugünkü Ülkü Ocakları’nın orijini olarak kabul  edilmesi gereken Türk Kültür Derneği, kuruluş felsefesi ve gayesi ile Alparslan  Türkeş’in fikir babalığını yaptığı bir misyonun uygulama alanındaki ilk örneği  ve teşebbüsüdür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Menderes ve  Arkadaşlarının İdamı <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Meselesi</span></em></strong><em><span style="font-size: 13pt">  <o:p></o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yassıada duruşmaları 14 Ekim 1960’da başlatıldı.  Demokrat Partilileri yargılamak üzere kurulan Yüksek Adalet Divanı adlî ve  askerî yargıçlardan meydana gelmekteydi. Salim Bozal’ın mahkeme başkanı, Ömer  Altay Egesel’in ise başsavcı olduğu mahkeme, verdiği ölüm ve ağır hapis  cezalarıyla olağanüstü dönemlerdeki askerî rejim hukukuna aykırı davranışlarıyla  tarihe geçmiştir. Yassıada’da 11 ay süren mahkemelerde 592 kişi yargılanmış, 288  kişi hakkında idam cezası istenmiştir. Sonuçta Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve  Fatin Rüştü Zorlu idam edilmiş, 31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi 6 aydan 20  yıla kadar çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştır. 123 kişi beraat etmiş, 5  kişinin davası düşmüştür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, MBK’ye yapılan bütün baskılara rağmen DP’li  milletvekillerinin tutuklanmasına hatta hükümet mensuplarının bile hapis  edilmesine lüzum olmadığını, bunların hepsinin yurt dışına gönderilmelerinin  uygun olacağı görüşünde idi. Cemal Gürsel de ona katılıyordu. Hatta Türkeş,  Dışişleri Bakanı Selim Sarper ile bu konuda görüşmüş, Dışişleri bakanı yabancı  devlet temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda İsviçre Hükümeti’nin DP  liderlerini kabul edeceklerini öğrenmişlerdi. Ancak MBK bu duruma büyük tepki  gösterince mesele bir müddet durdurulmuştur. Bu engeller karşısında DP  liderlerinin yurt dışına gönderilmeleri mümkün olmadı. Ancak Türkeş, Yüksek  Adalet Divanından idam kararının çıkması durumunda bu kararların MBK’nın  tasdikinden geçmesini hükme bağlatmıştı. Böylece idam kararları çıktığı takdirde  bu hükümlerin tasdik edilmesini engellemeyi düşünmüştür. Fakat Alparslan  Türkeş’in plânlarını bozan ve hesapta olmayan gelişme, 13 Kasım&#8217;da 14’lerin  sürgüne gönderilmeleriyle ilgili gelişmelerdir. Böylece idamlar önündeki en  büyük engel olan Türkeş’in lideri olduğu 14’ler grubu saf dışı bırakılmış ve  Cumhuriyet tarihimizdeki hazin sonu hazırlanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yassıada’da idam kararlarının çıkacağını hisseden  Alparslan Türkeş, Hindistan’da sürgünde olmasına rağmen Dışişleri Bakanı Selim  Sarper vasıtasıyla Cemal Gürsel’e gönderdiği mektupla idamlara karşı çıkmıştır.  Türkeş, 1960 yılı Haziran aylarının başlarından itibaren başlayan Yassıada  olayına görevde kaldığı 6 ay boyunca karşı çıkmış, Menderes ve arkadaşlarına  verilebilecek en ağır cezanın sürgün olması gerektiği hususundaki düşüncelerini  sonuna kadar savunmuştur. Alparslan Türkeş’in Cemal Gürsel’e gönderdiği 7 Eylül  1961 tarihli mektubu tarihî önemine binaen aşağıya alınmıştır;  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Orgeneralim, Yeni Delhi, 7 Eylül 1961 Size asla yazmak  niyetinde değil idim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı  hususların dikkatinize sunulması zaruri oldu. Şöyle ki: Yüksek Adalet Divanı  birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hükmünü verecektir. Adaletin  hükmüne müdahale etmek ve daima hürmetkâr bulunmak şarttır. Ancak, hükümlerin  infazı yurtta mevcut durumun nezaketi göz önüne getirilince, ayrıca incelenmeğe  değer görülmüştür. Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği cezalar içinde idam  hükümleri mevcut bulunduğu takdirde bunların tadil edilerek hafifletilmek  cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. a) Çünkü İdam cezalarının infazı, 13  Kasım’dan beri atılan çok hatalı adımlar dolayısıyla memlekette meydana gelmiş  olan huzursuzluğu daha çok arttıracaktır. b) Ölüm cezalarının infazı, yurt  dışında da milletimiz ve devletimiz aleyhinde tepkilere yol açacaktır. c) Ölüm  cezalarının infazı hâlinde, milletimizi bölen kin ve garaz duyguları  şiddetlenecek ve 27 Mayıs’ın amacı olan Millî Birlik ruhunun geliştirilmesini  güçleştirecektir. ç) Yukarıda sıralanan mahzurlarına karşılık, cezaların infazı  ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur. Esasen siyasî suçlardan dolayı,  ölüm cezaları verilmesi bugünün insanlık duygularına uymamaktadır. Buraya kadar  sıralanan mütalâalara ilâveten, hukuk bakımından da şu hususların incelenmesi  lüzumludur. 1- Yüksek Adalet Divanının vereceği idam kararlarının nihaî  incelenmesi, bununla ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tek meşru yasama  organı bulunan 27 MAYIS MİLLÎ BİRLİK KOMİTESİ’NE ait idi. 2- Bugün ise, yasama  organı yalnız başına 13 KASIM KOMİTESİ değil, Temsilciler Meclisi ile birlikte  Komite’den meydana gelen Kurucu Meclis’tir. 3- Türk Anayasası’na göre, idam  hükümlerinin nihaî incelenmesi, yasama organlarına aittir. Şu halde, bugün  Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam kararlarının yalnız 13 KASIM KOMİTESİ’NCE  incelenmesi hukukî ve meşru olamaz. Aksi hâlde, millet ve tarih önünde sorumlu  olacağınızı hatırlatırım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Saygılarımla, Alparslan Türkeş”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mektup incelendiğinde Türkeş’in idam cezalarına karşı  çıkması, siyasî, sosyal ve hukukî temellere dayandığı görülmektedir. İdamların  ülkede huzursuzluğa yol açacağını ve bölünmelere sebep olacağını savunan Türkeş  aynı zamanda ülkenin dış itibarının da zedeleneceğine işaret etmiştir. Hukukî  açıdan ise 13 Kasım tasfiyesi ile meydana gelen yeni MBK’nın idam kararlarını  incelemesi ve onaylamasının hiçbir hukukî dayanağının olamayacağının iddia  ederek, idamları engellemeye çalışmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">13 Kasım  Tasfiyesi ve Alparslan Türkeş’in Sürgüne Gönderilişi  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK içindeki bir grup, en geç iki ay içinde seçim  yaptırıp iktidarı sivillere devretmek düşüncesindeydiler. Bu “siviller” kavramı  aslında “İnönü ve CHP” demekti. Oysa Türkeş ve arkadaşları hemen bir seçim  yapılmasına taraftar değillerdi. Çünkü memlekette bir DP gerçeği vardı ve bu  partiye mensup vatandaşlar her fırsatta İnönü iktidarını istemediklerini dile  getiriyorlardı. Türkeş ve arkadaşları MBK’yı bir siyasî parti hâlinde organize  etmeyi düşünmüşlerdi. Cemal Paşa da uygun görmüş ve bu görev Türkeş’e  verilmişti. Türkeş bu konuda şöyle diyor; “Bizim görüşümüz bugün başsız kalmış  bir DP’li vatandaş kitlesi var. Mademki ileride demokrasiye dönmekten  bahsediyoruz, bu DP’li vatandaş kitlesini toparlayalım, organize edelim, sonra  da seçime gidelim. Ben öyle zannediyorum ki bu şeklide hareket edersek seçimi  kazanabiliriz ve bu seferde seçim kazanmış iktidar olarak işe devam ederiz. İşte  bizim düşüncemiz buydu.” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İktidarın Halk Partisine devredilmesine karşı olan  Türkeş ve arkadaşları bir toplantı yaparak meseleyi müzakere ettiler. Toplantıda  alınan kararlar şunlardı; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1. Yalan ihbarlarla ilgili bir bildiri yayımlanacak, bu  kabil ihbarlarda bulunanlar hakkında şiddetli cezalar tatbik olunacağı  bildirilecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2. İdare amirlerine bir genelge gönderilerek,  vatandaşlara keyfî baskı ve tazyik yapılmasına mani olunması  istenecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">3. Milli Birlik Komitesi ve idare mekanizması partiler  üstü kalacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">4. Memleket şartları henüz seçime müsait  değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">O gece varılan fikir birliği komiteye de aynen intikal  ettirilmiştir. İhtilâl idaresinin dört yıl daha iktidarda kalması teklif  olunmuş, ayrıca bunun halkoyuna sunulduktan sonra gerçekleşmesi istenmiştir.  MBK’nın 25 üyesi bu önergeyi imzalamıştır. Türkeş ise dört yıl sonra yapılacak  seçimlerde CHP karşısına Millî Birlik Partisi olarak çıkılmasının 27 Mayıs  ilkelerine uygun düşeceğini belirtiyordu. Türkeş, Millî Birlik Komitesinin  kuruluş gayesini anlatarak, Komitenin ihtilâl hareketini başardıktan sonra  memlekette köklü reformlar yapmak, müsait seçim zemini hazırlamak ve seçimlere  Millî Birlik Partisi adıyla katılmak için kurulmuş olduğunu söyledikten sonra  şöyle dedi; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“27 Mayıs İhtilâli’nin gayesine ulaşabilmesi için  Komitenin kuruluş sebeplerini ortadan kaldırması lâzımdır. Reformları  gerçekleştirinceye kadar idareyi elimizde bulundurmak  mecburiyetindeyiz.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK Başkanlığına verilen 25 imzalı bir önerge ile  ihtilâl idaresinin dört yıl iktidarda kalması, bunun için de referandum  yapılarak halkın arzusunun tespit edilmesi isteniyordu. Bu önergeyi imzalayan  üyeler şunlardı: Cemal Gürsel, Cemal Madanoğlu, Sıtkı Ulay, Fahri Özdilek, Osman  Köksal, Sami Küçük, Suphi Gürsoytrak, Kamil Karavelioğlu, Suphi Karaman,  Muzaffer Yurdakuler, Kadri Kaplan, Mehmet Özgüneş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı,  Muzaffer Özdağ, Rifat Baykal, Fazlı Akkoyunlu, Ahmet Er, Dündar Taşer, Numan;  Esin, Mustafa Kaplan, İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Muzaffer Karan ve Münir  Köseoğlu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Önergenin okunması üzerine Türkeş yeniden söz aldı.  Arkadaşlarıyla aynı görüşte olduğunu, fakat dört yılsonunda yapılarak seçimlere  Halk Partisi’nin karşısında Millî Birlik Partisi olarak gidilmesinin 27 Mayıs  ilkelerine uygun düşeceğini belirtti. Ahmet Yıldız, Haydar Tunçkanat, Şükran  Özkaya, Selahattin Özgür, Emanullah Çelebi, Sezai Okan, Fikret Kıytak, Vehbi  Ersü, Mucip Ataklı, Refet Aksoylu ve Ekrem Acuner önergenin tümüne itiraz  ediyorlardı. Bunlar eski görüşlerini ısrarla savunuyorlar ve seçimlerin en kısa  zamanda yapılmasının ve iktidarın seçimi kazanacak partiye devredilmesinin ,  böylece 27 Mayıs günü millete yapılan vaadin yerine getirilmesinin gerektiğini  belirtiyorlardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başkan Cemal Gürsel, Türkeş’in görüşüne katıldığını  söyleyince, önergede imzaları bulunduğu hâlde çekimser davranan bazı üyeler de  meselelerine sahip çıkmışlardı. Uzun tartışmalardan sonra, Millî Birlik  Komitesinin dört yıllık iktidarda kalması, köklü reformlar yapması, bunun için  referanduma başvurulması ve dört yıl sonra yapılacak seçimlere Millî Birlik  Partisi olarak iştirak edilmesi 11’e karşı 26 oyla kabul edildi. Komite bu  kararı 1960 yılının Eylül ayı başında almıştı. Kararın alınmasından sonra bütün  Komite üyelerinin halkla temasa geçmeleri, onların arzularını öğrenmeleri ve  edinecekleri intibaı Komiteye getirmeleri için bir gezi programı hazırlanmış  teklif edilmişti. Bu teklif de kabul edildi ve Komite üyelerini 15 Eylül’de  başlamak ve Eylül sonunda tamamlanmak üzere yapacakları gezileri  programlaştırmak için bir komisyon kuruldu. Bu olaylar cereyan ettiği sıralarda  Komite 14’ler, 11’ler, 7’ler ve 5’ler olmak üzere dört gruba ayrılmıştı. 14’ler  grubunu Alparslan Türkeş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Muzaffer Özdağ, Rifat  Baykal Fazıl Akkoyunlu, Ahmet Er, Dündar Taşer, Numan Esin, Mustafa Kaplan,  İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Muzaffer Karan ve Müner Köseoğlu; 11 ler grubunu  Ahmet, Haydar Tunçkanat, Şükran Özkaya, Selahattin Özgür, Emanullah Çelebi,  Sezai Okan, Fikret Kuytak, Vehbi Ersü, Mucip Ataklı, Refet Aksoyoğlu ve Ekrem  Acuner; 7’ler grubunu Sami Küçük, Suphi Gürsoytrak, Kâmil Karavelioğlu, Suphi  Karaman, Muzaffer Yurdakuler, Kadri Kaplan ve Mehmet; Özgüneş; 5’ler grubunu da  Cemal Gürsel, Cemal Madanoğlu, Fahri Özdilek, Sıtkı Ulay ve Osman Köksal teşkil  ediyorlardı. 14’ler grubunun lideri Alparslan Türkeş, 11’ler grubunun lideri  Ahmet Yıldız, 7’ler grubunun lideri Sami Küçük ve 5’ler grubunun lideri de Cemal  Gürsel idi. 14’ler Komiteye hâkim gruptu ve toplantılardan istediği kararı  çıkarmasını biliyordu. Maksadı dört yıl iktidarda kalmak, daha sonra parti  olarak Halk Partisi’nin karşısında seçimlere girmekti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, Komite bu konuda karar almadan önce meseleyi  Devlet ve Hükümet Başkanı Cemal Gürsel’e de açmış Milli Birlik Komitesinin Millî  Birlik Partisi hâline getirilmesi için onun mutabakat ve muvafakatini almıştı.  Gürsel’in talimatı üzerine bazı politikacılarla bu konuda temasa geçen Türkeş  meseleyi Ekrem Alican, Aydın Yalçın ve Necip San’la görüşmüş, hatta partinin  tüzüğünü hazırlamak üzere CKMP Milletvekili olan Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı  Albay Fuat Uluç’u görevlendirmişti. 13 Kasım İhtilâli yapıldığı sırada partinin  tüzüğü kısmen hazırlanmış bulunuyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">11’ler grubunun maksadı, seçimleri en kısa zamanda  yapmaktı. Bunlar böylece 27 Mayıs İhtilâli’nin hedefine varmış olacağına  inanıyorlardı ve Halk Partisi ileri gelenleri ile sıkı temas hâlinde  bulunuyorlardı. Onların görüşlerinden istifade ediyorlar, hatta bu görüşleri  zaman zaman Komite toplantılarına bile getiriyorlardı. 7’ler grubu, 14’ler ve  11’ler arasında denge unsuru olarak vazife görmek istiyordu. Daha ziyade 14’ler  grubuna yatkın fikrî çalışmalarda bulunuyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çoğunluğu generallerden kurulu 5’ler grubu ise bütün  grupların üstünde tarafsız ve uzlaştırıcı bir politika takip ediyordu. Bununla  beraber 5’ler grubu da çok zaman 14’ler grubunun fikri temayülleri istikametinde  hareket ediyorlardı. Aynı tarihlerde İnönü tarafından “Tabiî Senatörlük” olayı  ortaya atılmıştı. Türkeş ve arkadaşları böyle bir şeyin millet huzurunda edilen  yemine ihanet olacağını ileri sürerek buna karşı çıkmışlardı. Sonuçta 26’ya 11  çoğunlukla bu fikir de reddedilmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş MBK üyesi subayları şu üç kategoriye ayırır;  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1. Yarışçılar; Milletimiz kendi ayakları üzerinde  kurabilecek kuvvetli ve müreffeh bir seviyeye getirmek gücünü kendilerinde  bulanlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2. İstikballerini CHP’ye Bağlayanlar; İktidarı CHP’ye  devredince her şeyin düzelebileceğini sanıp kendilerine teklif edilen ebedî  parlâmento koltuklarını ve altın heykelleri hayal eden  gafiller.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">3. Olaylara Seyirci Kalanlar: Hiçbir mesele ile  ilgilenmedikleri için olayların akışına tâbi olanlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İşte bu bölünmüşlük ihtilâli yok etmenin başlangıcı  olabilirdi. Ayrıca Türkeş grubunun, Tabiî Senatörlük fikrini reddetmelerinin  kendilerine karşı düşmanlığı arttırdığı açıktır. Bir diğer sebep ise  komünistlerin 27 Mayıs’tan azamî ölçüde faydalanma çabası içinde olmaları ve  milliyetçi, Türkçü, aynı zamanda radikal reformcu ve sosyal adaletçi hareketlere  karşı her türlü propaganda faaliyetini gerçekleştiriyor olmalarıydı. İnönü’nün  ortaya atmış olduğu ırkçılık ve Turancılık suçlamalarıyla hem yurt içinde hem de  yurt dışında Türkeş’i tanımayan çevrelerde fanatik ve korkunç bir insan tipi  doğmuştur. Bu da 13 Kasım’ın meydana gelmesinde önemli rol oynamıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, 13 Kasım Hareketi’nin ortaya çıkmasına sebep  olarak mason olma tekliflerinin reddedilmesini gösterirken bir diğer sebep de  şuydu; Türk milletini çağdaş medeniyete ulaştırmak, ülkü, kültür birliği yoluyla  manevî bir kalkınma sağlamak sosyal ve iktisadî reformları milliyetçi bir açıdan  gerçekleştirmek amacı gütmek yerine hemen bir anayasa düzenleyerek memleketin  yönetimini hukuk esasına bağlamak yoluna gidenler meşru ve haklı davranışlarına  tahammül edemedikleri bir kısım MBK üyelerine karşı Anayasayı ihlâl ederek bir  ihanet hareketinde bulunmuşlardır. Türkeş’in ifadesinden 13 Kasım Hareketi’ni  çok önce sezmiş olduğu anlaşılmaktadır: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Eylül ayından itibaren komite artık birbirine düşman  iki grup hâlindeydi. İnönü’de komite de olup bitenleri dikkatle takip ediyor ve  endişeye kapılıyordu. İnönü yanına partinin ileri gelenlerini de alarak Gürsel’i  ziyaret etti. Kendisiyle uzun bir görüşme yaptı. Ertesi gün görüşmeler alt  kademelerde cereyan etti, fakat gizliliğine son derece dikkat olundu. Ne olmuşsa  bu görüşmelerden sonra olmuş, 13 Kasım İhtilâli ufukta görülmeye başlamıştı.”  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ayrıca Türkeş ve arkadaşları “Kurucu Meclis” fikrine de  karşıydılar ve “Millet Şurası” adlı bir meclisin acele toplanmasını  istiyorlardı. Konu hakkında Türkeş şunları söylemektedir; “1960 Ekiminin son  günlerinde MBK bir Kurucu Meclis kurulmasını faydalı mülahaza etti ve bunun için  gerekli hazırlıkları yaptırmak vazife ve yetkisini Cemal Gürsel Paşa’ya verdi.  Gürsel Paşa’nın toplanacak Kurucu Meclis’in Anayasasını hazırlamak ve gerekli  düzeni yapmak üzere üç kişilik bir kurul kurduğunu öğrendik. Bunlar CHP’li  idiler. Böyle bir kurulun hazırlayacağı Kurucu Meclisin partizan bir kimliğe  bürüneceği yolunda büyük endişelere düştük. Paşa tarafından seçilmiş olan üç  kişinin CHP’li oluşunu şiddetle tenkit ettik ve bunun mahzurlarını belirttik.  Kurula tarafsız ilim adamlarından ve diğer partilerden dört üye daha katılmasını  teklif ettik. Toplantı sonuçsuz dağıldı. Tüm bu olaylar 13 Kasım’a yol  açmıştır.” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, 13 Kasım Hareketi’ni, 27 Mayıs’ı arkadan  hançerleme şeklinde değerlendirmektedir. Türkeş’e göre; “13 Kasım aynı zamanda  bir anayasa ihtilâlidir. Bütün Millî Birlik üyelerini kabul ve imza ederek ilân  ettikleri 27 Mayıs Anayasasının çiğnenmesidir. Bir tarafta Yassıada’da eski  iktidar mensupları Anayasayı ihtilâlden muhakeme edilirken, bir tarafta da 13  Kasımcılar kendi yaptıkları Anayasayı ayaklar altına alarak 27 Mayıs’ı  katletmişlerdir. 27 Mayıs memleketi hızla kalkındırmak için güzel bir fırsattı.  Bu fırsat heder edildi. 27 Mayısçı rolüne çıkmaları ve 27 Mayıs’ı savunur  görünmeleri çok hazindir. Bunların yaptıkları 27 Mayıs’ı savunmak değil kendi  çıkarları için 27 Mayıs’ı istismar etmektir.”<span>   </span>demiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in 13 Kasım’ın sebepleri üzerindeki görüşlerini  özetlemeye çalışalım: “Bizim ne İnönücülere, ne de Gürselcilere benzer tarafımız  vardı. Biz ne havaî iktidar ile sermesttik, ne de şahsî ikbal peşindeydik. Biz  uzun süredir tedavi görmeyen birçok memleket yaralarının kangren olmasını  önlemek istiyorduk. Biz de sabırsızdık ama memleket dertlerinin bir an evvel  çözümlenmesi için&#8230;” Türkeş, ihtilâlin iktidarı İnönü’ye devretmek maksadıyla  yapılmadığını bütün baskılara rağmen kendisinin ve arkadaşlarının her zaman bu  fikre şiddetle karşı çıktıklarını belirtir. Nitekim İnönü’nün de daha sonra  kendilerine hak veren beyanatlarının olduğuna da eklemektedir. Türkeş, 13  Kasım’ın bir diğer nedeni olarak, MBK’da bir kısım üyelerin siyasî bir ülküden,  siyasî, içtimaî bir gayeden yoksun olmalarını gösterir. Bunun için de CHP’nin  ortaya attığı her türlü fikre heyecanla sarılmışlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK içinde ihtilâlin daha ilk günlerinde başlayan görüş  ayrılığı 1960 Eylülünün başında artık çözümlenemeyecek bir hâle gelmişti. 1960  yılının Ekim ayında ise Alparslan Türkeş, Başbakanlık Müsteşarlığı’ndan istifa  etti. 14’ler grubunda çare olarak “komitenin fikirsiz kanadını budamak”<span>  </span>şeklinde görüş ortaya çıkmıştı. İlk olarak  14’lerden Alparslan Türkeş ve Dündar Seyhan’ın düşündüğü tasfiye hareketi,  komite içinde ihtilâlin gayelerine ters düşen 4–5 kişinin ülke dışına sürgüne  gönderilmesi şeklindeydi. Grupta tasfiye hareketini göze alamayan üyeler de  mevcuttu. Onlara göre, karşı tarafla görüşmek suretiyle meseleler  halledilebilirdi. Alparslan Türkeş ise ikinci bir operasyon günlerinin olduğunu  ve tedbir almalarının gerektiğini ısrarla vurgulamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kasım ayı başlarında Türkeş, Orhan Erkanlı, Orhan  Kabibay, Numan Esin ve İrfan Solmazer ile İstanbul’da yaptığı görüşmeler sonunda  tasfiyenin yapılmasına karar verilmiş hatta bir de harekât plânı hazırlanmıştı.  Ancak Türkeş’in haricinde diğer dört MBK üyesinin durumu Cemal Gürsel’e  bildirmesi Komite içinde “karşı ihtilâlin” doğmasına sebep olacaktır. 14’lerden  daha erken davranan Cemal Gürsel, 6 Kasım 1960 Pazar günü İstanbul’dan hareket  ederek Ankara Etimesgut Askerî Havaalanı’na inen MBK’nın beş üyesinden Alparslan  Türkeş, Orhan Erkanlı, Orhan Kabibay, Numan Esin ve İrfan Solmazer’in  tutuklanmaları için Ankara Komutanı General Madanoğlu’na emir verdi. Madanoğlu  “Komutanım ben onların icabına bakacağım. Bugün acele etmeyelim” diyerek MBK  içinde bir iç hesaplaşmayı başlatmıştı. Bu hadiseden bir hafta sonra 13 Kasım  1960 günü bir baskınla MBK’nin 14 üyesi yakalanarak elçiliklerimiz nezdinde  ihdas edilen müşavirliklere gönderilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurmay Albay Alparslan Türkeş’in Gazi Osman Paşa Kader  Sokak’taki özel konutuna saat 9.30’da gelen sivil bir görevli Cemal Paşa’nın  mektubunu tebliğ etmek istemiş, bunu kabul etmeyen Türkeş’in kapısı kırılmak  suretiyle tebliğ işlemi, zor kullanılarak yapılmıştır. Cemal Paşanın mektubunda  Türkeş’in MBK üyeliğinin sona erdiği bildirilmekte, ikinci bir emre kadar evden  çıkmaması istenmekteydi. Türkeş hatıralarında o andaki tutukluluk hâlinden  kurtulabilse idi güvendiği birliklerle irtibata geçmek suretiyle karşı harekâtı  bastırabileceğini ifade etmiştir. Ancak Türkeş düşündüğünü gerçekleştirememiş  gelişmeler karşısında sessiz kalmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs İhtilâli’ni gerçekleştiren Millî Birlik  Komitesi 38 kişiden meydana gelmişti. İçlerinden General İrfan Baştuğ bir trafik  kazasında ölünce, Komite 37 kişiye düştü. 13 Kasım 1960 Operasyonunda ise, bu  üyelerden 14’ü daha uzaklaştırılıyor, yurt dışına sürgün ediliyordu. 14’lerin  yeni görev yerleri şöyleydi; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş: Yeni Delhi  (Hindistan)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Orhan Kabibay: Brüksel (Belçika)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Orhan Erkanlı :Mexico City  (Meksika)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Münir Köseoğlu :Stockholm (İsveç)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mustafa Kaplan :Lizbon (Portekiz)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Muzaffer Karan :Oslo (Norveç)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şefik Soyuyüce :Kopenhag  (Finlandiya)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fazıl Akkoyunlu :Kâbil  (Afganistan)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rıfat Baykal :Tel-Aviv (İsrail )<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dündar Taşer :Rabat (Fas )<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Numan Esin :Madrid (İspanya)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İrfan Solmazer :Lahey (Hollanda )<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Muzaffer Özdağ :Tokyo (Japonya )<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahmet Er :Trablus (Libya )<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, 27 Mayıs ihtilâli ile ele geçirilen iktidar  dönemlerinde Türkiye’nin temel meselelerini çözme yolunda bazı teşebbüslerde  bulunmayı önemli bir fırsat olarak görmüştü. Türk Kültür Birliği Teşkilâtının  kurulması, eğitim seferberliği, yedek subayların eğitim hizmetlerinde  kullanılmaları hep bu tür teşebbüslerin ürünleriydi. Türkeş daima “Millî eğitim  davası çözülmeden hiçbir davanın muvaffak olmasına imkân yoktur.”  düşüncesindeydi. Alparslan Türkeş’in yaptığı bir konuşmada, ihtilâli tarifi ve  konuyla ilgili benzetmeleri oldukça ilgi çekicidir; “İhtilâl bir deniz  fırtınasına benzer. Rüzgâr kesildikten sonra dalgalanmalar devam eder. Bugün bu  çalkantıları durdurmak için dalga kıran olmaya çalışanların o günkü fırtınada  sürüklenmelerini kendileri için bir suç saymıyorum. İhtilâlci ile maceracı  arasındaki fark, doktor ile kasap arasındaki farka benzer. Doktor da bıçak  kullanır kasap da. Ancak doktor yaşatmak, kasap öldürmek için. İhtilâlci de  cemiyet yarasını deşmek için çoğu hâllerde bi-günah kimselere zarar vermeye  mecbur kalır. Bu eşyanın tabiatında bulunan zarurî bir ıstıraptır. 27 Mayıs  Operasyonunu ayıplarken bu ıstırabın en az olmasına çalışıldı. Başarıldı da.  Ancak nekaheti uzun ve ıstıraplı oldu. Zira operatörler ortadan çekildi,  yerlerini kasap çırakları aldı”. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs İhtilâli’nde Türkeş’in diğer komite üyelerinden  farklı ve mümeyyiz yönleri mevcut idi. Türkeş ihtilâl komitesinde daha işin  başından itibaren ne yapmak istediğini bilen, plân ve stratejisini ona göre  kuran ve ele geçirdiği fırsatlardan bu yolda istifade etmesini bilen bir kurmay  subay olarak temayüz etmiştir. Türkeş bu özelliği ile çeşitli kimselerin  dikkatlerini üzerine çekmiş ve onların tek hedefi olmuştur. Türkeş milliyetçi  ruh ve heyecan ile Türkiye’nin tarihî gelişimi içinde çözümlenememiş, temel  meseleleri çözeceklerine samimiyetle inanmıştır. Türkeş, 27 Mayıs İhtilâli ile  bozulan, zedelenen millî birlik ve beraberlik ruhunu yeniden ihya etme gayreti  içinde olmuştur. İhtilâlin kin ve nefret tohumları ekmesine engel olmaya  çalışmıştır. Bu düşüncelerini en iyi ifade eden de, şüphesiz ilk radyo  konuşmasıdır. Türkeş kansız bir ihtilâl düşünmüştür. Daha ilk günlerde Bayar ve  Menderes ile konuşmuş DP yöneticilerinin yurt dışına gönderilmelerini arzu  etmiştir. Fakat iktidar koltuğu için hırs ile yanıp tutuşan zihniyetin  mukavemeti ile Türkeş ihtilâl bünyesinden koparılarak yurt dışına sürülmüştür.  Türkeş oradan bile devlet ve hükümet başkanına mektuplar göndererek idamlara  engel olmaya çalışmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sonuç olarak 27 Mayıs İhtilâli’ni en güzel Alparslan  Türkeş’in değerlendirmesi ifade etmektedir; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Ben 27 Mayıs tecrübesini geçirdikten sonra, o kanaate  vardım ki, ihtilâl yoluyla bir memlekete hizmet etmek mümkün değildir. Ne kadar  eksik, ne kadar aksayan tarafları olursa olsun hukuk yoluyla bir memlekete bir  millete hizmet en iyi yoldur. İhtilâl otoriteyi yıkar, anarşi başlar. Bu  anarşiyi durdurmak, yeniden otoriteyi ve düzeni kurmak çok güç bir meseledir. Ve  memleket bundan zarar görür. Bunu ben içinde bulundum, fiilen yaşadım,  Memleketin aydınlarına, vatansever insanlarına tavsiyem şudur; “En kötü hukuk  nizamı, en iyi ihtilâlden iyidir”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">ALPARSLAN  TÜRKEŞ’İN SÜRGÜNDEN DÖNÜŞÜ VE SİYASETE GİRİŞİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs Harekâtı sonrasında oluşan MBK, olabildiğince  çabuk, iktidarı sivillere devretmek isteyenlerle, partilerin politik faaliyetine  izin verilmeden önce ülkenin siyasî yapısını değiştirecek reformları  gerçekleştirmek isteyenler olarak ikiye bölünmüştü. İkinci grup olarak kabul  edilen Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının oluşturduğu 14’ler grubunun plânı  askerî yönetimin en azından dört yıl, gerekirse daha fazla sürmesi yönündeydi.  İki grubun tutumu siyasî olarak CHP ve İnönü üzerinde yoğunlaştı. Birinci  gruptakiler, DP feshedildikten sonra en güçlü siyasî yapı olduğundan iktidarın  CHP’ye devrini öneriyorlardı. Buna karşı 14’ler grubu, iktidarı çok kolay bir  şekilde CHP’lilere teslim etmeye niyetli değildi. Temizlenmiş bir DP’nin  yarışmada yer alabileceğini ummuşlardı. Fakat bunun artık imkânsız olduğu  anlaşılınca, ülkede yeni bir siyasî ortak oluşturuluncaya kadar iktidarın orduda  kalmasını tercih ettiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başlangıçta bu grubun üyeleri politikada önemli bir etki  gösterebiliyorlardı. Belki de ülkenin geleceği ile ilgili açık bir plâna sahip  tek komite üyesi olan Alparslan Türkeş, Başbakanlık müşaviri olmuştu. Yine  önemli isimlerinden olan Binbaşı Orhan Erkanlı ise önemli ve stratejik bir görev  olan MBK Genel Sekreter Yardımcısı olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK’da pek çok üye iktidarın sivillere devredilmesi  konusunda acele etmediği için, çoğunluk ikinci gruptan yana idi. Üst rütbeli  subaylar başbakanlık, iç işleri bakanlığı, savunma bakanlığı ve ulaştırma  bakanlığı aracılığıyla yönetimi ellerinde bulunduruyorlardı. Diğer taraftan  ikinci gruptakiler ordudaki kariyerlerinden vazgeçmişler ve kimileri de darbede  görev alan ve fakat MBK’da bulunmayan Dündar Seyhan ve Talat Aydemir gibi aktif  alt rütbeli subaylarla ilişkilerini sürdürmelerine rağmen, artık orduyla  doğrudan ilişkileri kalmamıştı. Bu nedenle 14’ler grubu, generaller için bir  tehdit oluşturuyordu. Alt rütbeliler, generaller olmadan hükûmeti devirmişlerdi.  Aynı şeyi generallere karşı yapmamaları için hiçbir sebep yoktu. Dolayısıyla iki  grup da birbirlerine karşı bir darbe korkusu içinde  bulunuyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK’da başlayan iç hesaplaşmayı fark ederek tedbir  alınması gereğini ilk tespit eden 14’ler grubu olmasına rağmen rakiplerine karşı  inisiyatifi ilk ele alan generaller olmuştur. 21 Eylülde Gürsel grubundan üyeler  27 Mayıs Hareketini halka açıklamak için Anadolu’da bir propaganda turu  başlattılar. Ertesi gün 14’ler grubunun lideri olan Türkeş, başbakanlıktaki  görevinden istifa etti. Türkeş’in görevinden istifası haberi komitedeki  hareketliliği daha da arttırdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eylül ayı içinde MBK, yasama yetkisini MBK’dan  devralacak bir Kurucu Meclis oluşturulması fikrini tartışmaya başlamıştı.  MBK’nın iktidarda kalmasını isteyenler bu öneriye karşı çıktılar ve bunu  engelleyeceklerinden de emindiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zira MBK’da kararların alınması beşte dört çoğunluk  şartına bağlanmıştı. Birinci gruptakiler böyle bir çoğunluğu  sağlayamayacaklarını biliyorlardı. Bu arada basında da eleştiriler artmaya  başlamış ve MBK&#8217;daki bölünme sürekli olarak işlenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cemal Gürsel, MBK içindeki muhalefete rağmen Turhan  Feyzioğlu’nu Kurucu Meclis için bir yasa taslağı hazırlamaya davet etti. 3  Kasım’daki bu görevlendirmeden sonra, MBK’da 14’lerin, Gürsel grubuna karşı  darbe hazırladığına dair haberler yayılmaya başladı. Bu arada Orhan Erkanlı 11  Kasım’da istifa etti ve İstanbul’a gitti. Erkanlı’nın İstanbul’a gidişini  darbenin başladığı şeklinde yorumlayan generaller, işleri tesadüflere  bırakmamayı kararlaştırarak 14’lerin tasfiye edilmesi hareketini başlattılar.  Nitekim MBK’nın 14 üyesi 12 Kasımı 13 Kasıma bağlayan gece Gürsel’in imzaladığı  bir emirle tasfiye edilmişler, bir iki gün içinde de aileleriyle birlikte dış  ülkelere elçilik müşaviri olarak gönderilmişlerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş&#8217;in Sürgündeki <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Faaliyetleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">13 Kasım günü evinde gözaltına alınan Alparslan Türkeş  de Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye sürgüne gönderilmişti. Türkeş sürgüne  gönderilişi hakkında hatıratında şu bilgileri vermektedir; “Ailece Esenboğa’dan  gece saat 23’te hareket ettik. Ertesi sabah, mahallî saatle 6.30’da Yeni Delhi  Havaalanı’na indik. Tarih, 20 Kasım 1960’ı gösteriyordu. Hindistan çok sıcaktı.  Böyle bir havayla karşılaşacağımızı hiç tahmin  etmiyorduk”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş kısa zamanda Hindistan’a uyum sağladı.  Türkiye Büyükelçiliğinde müşavir olarak göreve başladı. Yabancı diplomatlarla  kısa zamanda kaynaştı. Ayrıca tasfiye hareketi ile dünyanın dört yanına dağılan  arkadaşları ile temasa geçti. Sürgündeki 13 arkadaşı ile mektuplaşmaya başladı.  Arkadaşlarıyla haberleşmesi kontrol altında tutulmasına rağmen yazdığı  mektupları Beyrut’ta bulunan MİT görevlisi bir tanıdığı vasıtasıyla Türkiye’ye  ulaştırabiliyordu. Ayrıca Yunanistan, Kıbrıs, İtalya ve Almanya üzerinden  Türkiye ile yazışma yapabiliyor ve bu sayede Türkiye’de olup bitenleri vakit  kaybetmeden öğrenebiliyor ve ona göre tavır alabiliyordu. Sahip olduğu bu  konumunu iyi değerlendiren Türkeş, bu sayede çok uzaklarda olmalarına rağmen  14’leri aynı hedeflere yönelterek uzun süre ayakta tutmaya  çalışmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">13 Kasım tasfiyesinde 14’ler grubunun ortadan  kaldırılması dahi düşünülmüştü. Ancak grubun ordu içindeki kuvveti ve taraftar  kitlesinin fazlalığı 13 Kasımcıları bu düşüncelerinden vazgeçirmişti. Sonuçta  14’lerin sürgüne gönderilmeleri en iyi çıkış yolu veya ceza olarak görülmüş  ancak yurt dışında olmalarına rağmen Alparslan Türkeş ve arkadaşları daima  potansiyel bir tehlike olarak kabul edilmiştir. Bu tehlikeyi bertaraf etmek ve  grubun dağılmasını sağlamak amacıyla çeşitli entrikalara girişilmiş, 14’ler  birbirleri aleyhine kışkırtılmaya çalışılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">13 Kasımdan sonra Türkiye’de basın, siyasî partiler ve  MBK’nın müşterek hedefi 14’leri parçalamak şeklinde tezahür etmiştir. 13  Kasımcıların bu tür manevralarının 14’ler üzerinde kısmen etkili olduğunu  söylemek mümkündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş’in Hindistan’da bulunduğu süre içinde arkadaşları  ile yaptığı mektuplaşmalar incelendiğinde; sürgünden hemen sonra çeşitli  dedikodu ve yalanlarla zedelenmiş olan 14’ler grubunun ilişkilerini düzeltmeye  çalıştığı görülmektedir. Alparslan Türkeş yeni yıl münasebetiyle 1962 yılında  arkadaşlarına yazdığı mektupta 14’leri “Türklüğün ümit dünyasını aydınlatan  meşale” olarak değerlendirmesi bunun en önemli kanıtıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş, 14’ler arasındaki birliği sağlayabilmek amacıyla  bazı prensipleri tespit ederek grubun bu ilkelere uymasına gayret sarf etmiştir.  Türkeş’in Hindistan’da iken tespit ettiği prensipler  şunlardır;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">a) 14’ler birbirlerine karşı körü körüne itimat ve güven  beslerler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">b) Birbirleri hakkında duydukları haberleri, her şeyden  önce ilgili arkadaşlarına bildirerek kendilerini aydınlatmasını isterler ve  ondan sonra bu gibi haberler üzerinde mütalâa yürütürler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">c) 1 Ocak 1962 tarihinden önce, 14’ler arasında geçen  sözler, münakaşalar ve işitilmiş olan dedikodular unutulmuş olup, bir daha  arkadaşlar arasında bunlar üzerinde konuşma ve yazışma  yapılmaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">ç) 14’lere dâhil bulunan kimseler, çok şerefli ve  faziletli kimseler olup, onların gereksiz bir hareket yapacağı kabul edilmez ve  düşünülmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">d) İnsan olarak, herkesin tabiatı ve itiyatları  diğerlerinden farklıdır. Bize kusurlu görünen taraflarını da hoş görerek  arkadaşlarımızı bağrımıza basarız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">e) 14’lerden olmayan kimselere, kendi arkadaşlarımızdan  herhangi biri aleyhinde söz söylenmez, tenkit yapılmaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, Türkiye’de yıllardan beri gayrimeşru  servetler elde etmiş ve büyük bir imkân sağlamış ayrıca basın kudretini  kontrolleri altına almış olan mütegallibelere karşı sadece 14’leri önemli bir  güç olarak görüyordu. Bu yüzden Türkiye’nin menfaatleri açısından 14’lerin  dağılmaması için azamî gayret sarf etmiştir. Bu sebeple de daha Hindistan’da  iken Türkiye’ye dönüşü sonrasında nelerin yapılması gerektiğini düşünen ve bu  hususta plânlar yapmış ve 27 Mayıs Hareketi ile gerçekleştiremediği “sosyal  reform politikası”nı bu defa 14’ler vasıtasıyla tatbik etmeyi  düşünmüştür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş ve arkadaşları için Türkiye’deki en büyük engel  daima CHP ve basın olmuştur. Türkeş bu konuda şunları söylemektedir; “CHP ve  Ahmet Emin’le Falih Rıfkı’nın başında bulundukları basın çetesi, bizim barışmaz  düşmanlarımızdır. İhtilâlden sonra ben bunları teskin ve tatmin için kendilerine  birçok defalar izahat ve teminat verdim. Dostluk gösterdim, menfaatler  sağladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fakat onlar düşmanlıklarından vazgeçmediler. Çünkü bizim  yapmak istediğimiz sosyal reformlar, onların menfaatlerine uygun düşmemektedir.  Düne kadar bizleri, diktatörlük heveslisi, faşist veya komünist hayranı diye  itham ederek kendilerini demokrasi ve hürriyetin koruyucusu ilân eden bu  adamlar, bu defa “Devletçi Sosyalizm” taraftarı olduklarını ilân ediyorlar. Şu  hâlde samimî olmadıkları aşikâr bulunan bu sürüye, “bizim fikirlerimizi  taşıyorlar” diye güvenmeye ve onlara dayanmaya kalkmak  imkânsızdır”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş sürgünde bulunduğu süre içinde değişik  zamanlarda Avrupa’ya geçerek arkadaşları ile fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu  görüşmelerde genellikle 14’lerin Türkiye’ye dönüşü sonrasında nasıl bir politika  takip edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Kurucu Meclis  ve 1961 Anayasası<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK, 14’leri tasfiye etmekle bütün meseleleri halletmiş  sayılmazdı. Silâhlı Kuvvetler içinde benzer görüşlere sahip başka subay grupları  da vardı. Diğer taraftan ordu üzerinde tartışmasız etkisini devam ettiren CHP  lideri İnönü ve diğer sivil güçler, MBK’nin hemen seçimlere giderek, kazanacak  partiye iktidarın devrini istiyorlardı. CHP’nin seçimleri kazanma umudu  yüksekti. Ancak sandık sonuçları CHP’nin istediği şekilde  sonuçlanmayacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MBK üyelerini, iktidarı bırakmaya zorlayan en önemli  sebep, ekonomik sıkıntılar olmuştur. Kendileri de halkın içinde idiler ama hangi  önlemleri alabileceklerini bilmiyorlardı. Hiçbir programa sahip değillerdi.  14’lerin tasfiyesinden sonra karar mekanizması âdeta çökmüştü. İktisadî ve  siyasî meseleleri çözemiyorlardı. Bu yüzden biraz da üzerlerindeki ağır  sorumluluktan kurtulmak gayesiyle yeni bir anayasa hazırlayarak, seçimlere  gidilmesini sağlayacak olan Kurucu Meclisi oluşturma kararını hayata geçirmeye  başladılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">7 Aralık 1960’da MBK’de kabul edilen kanuna göre tesis  edilen 1961 Kurucu Meclisi iki bölümden oluşuyordu;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1) Millî Birlik Komitesi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2) Temsilciler Meclisi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurucu Meclisin temsil özelliği, o günkü şartlarda,  mümkün olduğu ölçüde geniş tutulmaya çalışılmıştır. DP hariç tutulmak suretiyle  67 ilde siyasî partilerden ve çeşitli meslek kesimlerinden temsilciler kademeli  olarak seçilmişlerdi. Kurucu Meclis 296 kişiden meydana geliyordu. Temsilciler  Meclisi 272 kişi, MBK üyeleri de 24 kişiydiler. Meclisin bu genel yapısı  içerisinde CHP temsilcileri 49 kişi, CKMP temsilcileri 25 kişi olarak tespit  edilmişti. Ancak Temsilciler Meclisi üyeleri ezici çoğunlukla CHP taraftarı  idiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunun sebebi illerin çoğundan gelen üyeler ile diğer  kuruluşlardan gelen üyelerin ekseriyetle CHP taraftarı olmasından  kaynaklanmaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurucu Meclis, 9 Mart 1961’de çalışmalarına başlamış, 27  Mayıs 1961&#8242;de hazır hâle gelen anayasa, 9 Temmuz 1961’de halk oylamasına  sunulmuştur. Halk oylamasına katılanların %60,4’ü kabul %39,4’ü ise ret oyu  kullanmıştır. Olumsuz oy kullananların hayli yüksek oranda olmasındaki temel  sebep, halk oylamasının plebisit niteliği taşıması, verilen oyların anayasayı  beğenmek ve beğenmemekten çok, askerî yönetimden memnun olmak veya olmamak  anlamına gelmesi şeklinde yorumlamak mümkündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kabul edilen 1961 Anayasası ile ülkemizde bazı kurumlar  ilk defa oluşturulmaktaydı. Bunlar arasında Millet Meclisi ve Senatodan meydana  gelen çift meclisli bir sistem, Anayasa Mahkemesi, Devlet Plânlama Teşkilâtı,  Millî Güvenlik Kurulu sayılabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Demokrasiye  Geçiş ve Koalisyonlar <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Dönemi</span></em></strong><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurucu Meclis, Ocak 1961&#8242;de Genelkurmay eski  başkanlarından emekli Orgeneral Rauf Orbay&#8217;ın başkanlığında çalışmaya  başladıktan yaklaşık bir ay sonra siyasî parti faaliyetlerine izin verilmiştir.  CHP ve CKMP&#8217;nin yanında çok sayıda yeni parti kurulmuştur. Bunlar arasında 11  Şubat 1961’de kurulan Adalet Partisi ve 13 Şubat 1961&#8242;de kurulan Türkiye İşçi  Partisi önemlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">15 Ekim 1961’de yapılan seçim sonuçlarına göre oyların  %62’sini CHP&#8217;ye karşı olan ve DP’nin tabanını temsil eden AP, CKMP ve YTP  almışlardır. Bu partilere verilmiş olan oylar uygulamada 27 Mayısçılara ve  CHP’ye karşı verilmiş sayıldığından iç ve dış çevrelerde seçim sonuçları  “Menderes’in zaferi” şeklinde yorumlanmıştır. Seçmen kütüklerine kayıtlı  seçmenlerin %81.41’nin oy kullandığı 1961 seçimlerinin sonuçları  şöyledir;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP %36,7 oy, 173 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">AP %34,7 oy, 158 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">YTP %13,6 oy, 65 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP %13,7 oy, 54 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çoğunluk sistemi uygulanan Cumhuriyet Senatosundaki  sandalye dağılımı ise daha farklıdır <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">AP %35,4 oy, 71 senatör<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP %37,2 oy, 36 senatör<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">YTP %13,9 oy, 27 senatör<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP %13,7 oy, 16 senatör<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anayasanın kabulü, genel seçimlerin yapılması ve  parlâmentonun açılması ile MBK yönetimi hukuken sona ermişti. Fakat Silâhlı  Kuvvetler mensuplarının açık siyasî faaliyetleri devam  ediyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunun en çarpıcı örneği 21 Ekim 1961’de, TBMM açılmadan  üç gün önce İstanbul’da Harp Akademilerinde yapılan toplantıda 10 general ve 28  albay arasında imzalanan belgedir. Talat Aydemir’in öncülük ettiği bu grubun  imzaladığı belgenin özü, seçim sonuçlarının iptal edilmesini, siyasî partilerin  ve MBK’nin dağıtılmasını ve bir askerî rejimin kurulmasını öngörüyordu. Silâhlı  Kuvvetler Birliği (SKB) adı verilen bu grubun aldığı kararlar, Genelkurmay  Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay ve yakın çevresi tarafından benimsenmediği için  yürürlüğe girememiştir. Aynı şekilde protokolden haberdar olan CHP lideri  İnönü’nün bu tür hareketlere karşı olduğunu bildirmesi, bu grubu yalnızlığa  itmiştir. Bunlara karşılık siyasî parti liderleri meclisin açılmasına bir gün  kala komutanların önünde, 27 Mayısa karşı çıkmayacaklarını, cumhurbaşkanlığı  için Cemal Gürsel‘in dışında kimseyi desteklemeyeceklerini ve Yassıada  mahkûmlarının affını söz konusu etmeyeceklerini belirten bir protokole imza  koymak durumunda kalmışlardır.<span>  </span>Ayrıca  Silâhlı Kuvvetler Birliği’nin bu teşebbüsü Brüksel toplantısında 14’ler  tarafından müzakere edilerek Meclisin açılması yönünde karar alınması Talat  Aydemir grubunun niyetlerinden vazgeçmesini sağlayan bir diğer önemli sebep  olarak kabul edilmektedir. Alparslan Türkeş bu toplantıda SKB’nin Meclisi açmama  teşebbüsüne “ülkede kan dökülmesine yol açacağı” düşüncesiyle karşı çıkmış ve  14’lerin Meclisin açılması yönündeki kararını Dündar Seyhan vasıtasıyla  Ankara’ya bildirilmesini sağlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Meclis, bu gelişmeler sonrasında 25 Ekim 1961’de açıldı.  Fakat daha ilk günde, Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle bunalım çıktı. AP’nin  bir kanadı Cumhurbaşkanlığı makamına Ord. Prof. Ali Fuat Başgil’i aday göstermek  istemekte ve CHP ile koalisyona yanaşmamakta idi. Fakat Silâhlı Kuvvetlerin  baskısı ve daha yakın zamana kadar asker olan AP Genel Başkanı Ragıp  Gümüşpala’nın yardımı ile seçime katılan tek aday Cemal Gürsel 607 oyun 434’ünü  alarak, 4. Cumhurbaşkanı olmuştur. Ardından yine uzun çekişmelerden sonra Suat  Hayri Ürgüplü Senato başkanlığına, Fuat Sirmen Millet Meclisi başkanlığına  getirildiler. Alparslan Türkeş hatıratında, sürgünde bulunduğu sırada yapılan  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde A. Fuat Başgil’i tercih ettiğini belirtmektedir.  Ancak Türkeş, konunun görüşüldüğü Brüksel toplantılarında SKB’nin muhalefeti  sebebiyle Başgil lehine ısrar edememiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamlarının ordu  açısından güvenilir kişilere teslim edilmesinden sonra bir kısım albay dışında  çoğu yüksek rütbeli subay ve general 21 Ekim 1961 protokolünün uygulanmasından  vazgeçmişlerdir. Bu durum geçici de olsa Silâhlı Kuvvetlerden gelebilecek yeni  bir müdahaleyi ertelemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">20 Kasım 1961 – 1 Haziran 1962 arasında görev yapan ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk koalisyonu olarak tarihe geçen ihtilâl sonrasının  yeni hükûmeti 20 Kasım 1961’de kurulmuştur. İsmet İnönü başkanlığındaki bu ilk  koalisyonun sandalye dağılımı CHP ve AP arasında eşit idi. Hükümet üyeleri ise  şu isimlerden oluşuyordu;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan: İsmet İnönü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan Yardımcısı: Akif Eyidoğan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Turhan Feyzioğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Avni Doğan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Necmi Ökten<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Nihat Su<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Adalet Bakanı: Sahir Kurutluoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bayındırlık Bakanı: Emin Paksüt<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çalışma Bakanı: Bülent Ecevit<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dışişleri Bakanı: Selim Sarper<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gümrük ve Tekel Bakanı: Şevket  Pulatoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İçişleri Bakanı: Ahmet Topaloğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmar-İskân Bakanı: Muhittin Güven<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Maliye Bakanı: Şefik İnan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Eğitim Bakanı: Hilmi  İncesulu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Savunma Bakanı: İlhami  Sancar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağ. Ve Sos. Yar. Bakanı: Suat  Seren<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarım Bakanı: Cavit Oral<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ticaret Bakanı: İhsan Gürsan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanayi Bakanı: Fethi Çelikbaş<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><span style="font-size: 13pt">Bas.-Yay. Ve Turizm Bakanı: Kamuran  Evliyaoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ulaştırma Bakanı: Cahit Akyar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yeni hükûmetin en önemli meselesi iki yıldır durgunluğu  devam eden iktisadî hayatı canlandırmaktı. Bu arada parlâmenter demokrasinin  geleceği tartışma konusuydu. Silâhlı Kuvvetler içinde ve aydınlar arasında  rejimin ve Kemalist reformların korunması için meclis dışı güçlerden  bahsediliyordu. Bütün bunlara karşı İsmet İnönü bu talepleri reddeden bir radyo  konuşması yaptı. Bu arada bazı çevrelerde 27 Mayıs’ın intikamının alınacağı gibi  bir hava estiriliyordu. Ülkede tekrar bir darbe ortamı adeta oluşturulmuş ve bir  müdahale beklenir olmuştu. Silâhlı Kuvvetler içerisinde yönetime el koyma  düşüncesi özellikle alt kademelerde hâkim olmaya başlamıştı. Kurmay Albay Talat  Aydemir, böyle bir hareketin öncülüğünü yapmakta, Harp Okulu ise bu hareketin  çekirdeğini oluşturmaktaydı. Aydemir, okul komutanı olarak ortamı iyi  hazırlamıştı. Genç Harbiyeliler arasında Silâhlı Kuvvetlerin hatta İnönü’nün  kendileriyle birlikte oldukları söylentisi de bilinçli olarak yayılmıştı. Ne var  ki ne Cevdet Sunay ne de İnönü böyle bir hareketi destekliyorlardı. Hatta İnönü,  şubatın ikinci yarısında okulu ziyaret ettiğinde Talat Aydemir’in bu hareketi  plânladığını sezmişti. İnönü, bu izlenimden sonra başta Aydemir olmak üzere  hareketi plânlayanların tayin kararlarını ele aldı. Gizlilikle yapılmaya  çalışılan bu tayin kararlarını haber alan Aydemir ve ekibi 22 Şubat günü, eylemi  gerçekleştirmeye karar verdiler. 22 Şubatta akşam saatlerinde Harp Okulu ve  onlara bağlı tanklar Ankara’da önemli kavşakları tutmuşlardı. O sırada İnönü,  Gürsel ve bazı yetkililer Çankaya’da toplantı hâlinde  idiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aydemir’e bağlı olan Muhafız Alayı, Süvari Bölük  Kumandanı Fethi Gürcan aynı dakikalarda Muhafız Alayını denetimine almıştı.  Fethi Gürcan, Gürsel, İnönü ve diğer yöneticilere ne yapmasını gerektiğini  Aydemir’e sormuş ve Aydemir’den “bırak, gitsinler” yanıtını almıştı. Böylece  kontrolden kurtulan İnönü ve bakanlar, Hava Kuvvetleri Karargâhına girmişler ve  Aydemir’e karşı yapılacak hareketi buradan yönetmeye başlamıştı. Genelkurmay  Başkanı Cevdet Sunay, Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri hükümete bağlıydı.  Talat Aydemir’e Ankara’daki bazı birlikler katılmıştı. Duruma hâkim olan İsmet  İnönü ayaklananların liderlerine “emekli edilmek suretiyle affedileceklerini”  bildirdi. Sabaha kadar süren pazarlıklardan sonra Talat Aydemir ve arkadaşları  direnmenin manasızlığını anlayınca teklifi kabul ederek teslim  oldular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ancak kısa sürede 22 Şubat gecesinin korkulu saatleri  unutuldu. Talat Aydemir ve arkadaşlarının affı Mecliste konuşulurken, koalisyon  ortağı AP, Yassıada mahkûmlarının da affını gündeme getirdi. Bu durum hem  hükümette hem de orduda büyük rahatsızlık oluşturdu ve ilk koalisyonun da sonunu  hazırladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk koalisyon hükûmeti 30 Mayıs  1962 tarihinde bozuldu. 25 Haziran 1962 – 2 Aralık 1963 arasında faaliyet  gösteren İkinci İnönü Koalisyon Hükûmeti CHP, YTP, CKMP ve bağımsızların  katılmasıyla gerçekleştirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu koalisyonun üye dağılımı da şöyle  oluşmuştur:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP: 10, YTP:6, CKMP:4, Bağımsız:1<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt">Bu  dağılıma göre hükümet üyeleri ise şu şekilde teşekkül  etmiştir;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan: İsmet İnönü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan Yardımcısı: Ekrem Alican<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Hıfzı Oğuz Bekata<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Hasan Dinler<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Turhan Feyzioğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Raif Aybar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Adalet Bakanı: A.Kemal Yörük<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bayındırlık Bakanı: İlyas Seçkin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çalışma Bakanı: Bülent Ecevit<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dışişleri Bakanı: Feridun Cemal  Erkin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gümrük ve Tekel Bakanı: Orhan  Öztrak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İçişleri Bakanı: Sahir Kurutluoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmar-İskân Bakanı: F.Kerim Gökay<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Maliye Bakanı: Ferit Melen<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Eğitim Bakanı: Ş.Raşit  Hatipoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Savunma Bakanı: İlhami  Sancar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağ. Ve Sos. Yar. Bakanı: Yusuf  Azizoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanayi Bakanı: Fethi Çelikbaş<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarım Bakanı: Mehmet İzmen<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ticaret Bakanı: Muhlis Efe<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bas-Yay ve Turizm Bakanı:Tevfik  Karasapan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ulaştırma Bakanı: Rıfat Öçten <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş’in Sürgünden Dönüşü<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş’in 815 günlük sürgün hayatı 22 Şubat  1963’de sona ermiştir. Hindistan’dan ailesi ile birlikte Lübnan’a gelen Türkeş  burada eşi ve çocuklarını Beyrut’tan Ankara’ya gönderdi. Kendisi ise İsviçre’ye  geçti. Burada Dündar Taşer ile görüştü. Daha sonra Bern, Brüksel ve Paris’e  geçerek 14’ler grubunun diğer mensuplarıyla buluştu. Avrupa’da bulunduğu süre  içinde arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerde daha çok Türkiye’de takip edecekleri  siyasetin nasıl olması gerektiği üzerinde fikir  yürüttüler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu görüşmelerden sonra Muzaffer Özdağ ile Türkiye’ye  doğru yola çıktılar. Yugoslavya’ya geldiklerinde Muzaffer Özdağ’ı Bulgaristan  üzerinden Türkiye’ye gönderdi. Kendisi ise Üsküp, Makedonya üzerinden Selanik’e  geçti. Burada Batı Trakya Türkleri ile çeşitli görüşmeler yaptı. Nihayet 22  Şubat 1963 günü Kapıkule’den giriş yaparak Edirne’ye geldi. Edirne’de Muzaffer  Kaplan ve kalabalık bir vatandaş topluluğu tarafından karşılandı. Kafile hâlinde  İstanbul’a geldi. İstanbul’da basın toplantısı yaparak daha önce hazırlamış  olduğu “Millete Beyanat” adlı metni Türk milletine sundu. 24 Şubat’ta ise  Ankara’ya geldi. Alparslan Türkeş’in yurda dönüşü münasebetiyle yayımladığı  beyanatı önemine binaen aşağıya alıyoruz;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>“ Sevgili  Vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ülkü ve inancından vazgeçmez bir insan olarak, iki yıl  önce aranızdan ayrılmış uzaklara gitmiştim. Bugün yine aynı azim ve imanla dolu  ve Türk milletinin geleceği hakkında büyük ümitler taşıyarak, sevinç ve heyecan  içinde tekrar sizlere kavuşmuş bulunuyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sizlerden biri ve sırdan bir vatandaş bulunmak övünç ve  heyecanımın tek kaynağını teşkil etmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söze başlarken, millet iradesinin her şeyin üstünde  tutulmasını ve ona herkes tarafından saygı ve itaat gösterilmesini, bir selâmet  yol olarak gördüğümü tekrar belirtmek isterim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs sabahı yazarak sizlere radyodan yayınladığım  yazımın mana ve ruhuna daima sadık kaldım ve bugün de memleketin huzur ve  yükselişini bu beyanatın belirttiği ruh ve yönde  görmekteyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Irk, din ve mezhep farkı gözetmeksizin, vatandaşların  refah ve saadetini sağlamak ve insana değer veren insanca bir zihniyetle  memlekette huzur ve istikrarı süratle tesis için her çeşit gayret  gösterilmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Büyük Atatürk’ün bize emanet ettiği ilkelere daima bağlı  kalınmalı ve hürmet edilmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mübarek vatan topraklarına ayak bastığım şu günlerde  sizlere 27 Mayıs’ın gayelerini, her türlü hırslı ve bencil tutumlara karşı göğüs  germiş yetkili bir kimse olarak açıklamakta fayda  görüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sevgili vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs hiçbir parti ve zümreye karşı ve herhangi bir  şahıs, zümre ve parti lehine bir hareket olarak  yapılmamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs iktidarda bulunan bir partiyi silâh zoru ile  iktidardan indirip onun yerine bir muhalefet partisini oturtmak için, yani adî  bir hükümet darbesi olarak düşünülmemiştir. Onun kökleri, asil gayeli kaynaklara  inen derinliklerdedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunun aksini söylemiş ve söylemekte bulunanlar memlekete  büyük zarar vermiş ve hâlen de vermeye devam eden  kimselerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, sefalet, yokluk ve karanlık içinde sahipsiz  olarak bırakılmış bulunan köylü ve halk kitlesini en kısa yoldan ve hızla modern  uygarlığa ulaştırmak, Türk devletini kendi gücü ile ayakta durabilecek hâle  getirmek için yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, politika bezirgânlıkları ve şahsî menfaat  hırsları ile tehlikeye düşürülen Millî Birliği korumak, kardeş kavgasına meydan  vermemek gayesiyle yapılıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, memleketin savunma gücünü en yüksek dereceye  çıkarmak, Türk Silâhlı Kuvvetlerini II. Cihan Harbi başından beri terkedilmiş  olduğu, ihmal ve bakımsızlık çukurundan kurtarmak için  yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak, bütün  milleti içine alan bir yardımlaşma teşkilatı kurarak hiçbir vatandaşı yardımsız  ve sahipsiz bırakmamak için yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, güzel sanatlar ve spordan halk hizmeti için  faydalanarak aydınları ve gençleri köylere ve halkın içine gönderip, halkla  harman ederek, memleketi hızlı kalkındırmak için  yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, Ülkü ve Kültür Birliği ve Türk Kültür  Dernekleri gibi kurullarla uyanıklık sağlamak ve millî kültürü geliştirerek  Millî Birliğimizi sağlamlaştırmak için yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, ilmî meşale yaparak hızla kalkınmak ve Türk  milletini en kısa zamanda atom ve feza çağına sokmak için  yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mayıs, Türkiye’yi muzır cereyanların manevî  istilâsından kurtarmak ve onu millî özelliğe sahip hür bir fikir ve vicdan  hayatına kavuşturmak için, yani kısacası Türk Rönesans’ını yaratmak için  yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Muhterem Vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bugünkü tutum ve hızla yukarıda sıralanan hedeflere kaç  yüz senede ulaşılabileceği düşünülmeli ve bu geçecek yüz yıllar sırasında,  modern memleketlerin bizi beklemeyecekleri de hesaba  katılmalıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sevgili vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bugün dünya atom ve feza çağının eşiğinden içeriye adım  atmış bulunmaktadır. On dokuzuncu yüzyılda meydana gelen ilmî ve teknik  gelişmeler, nasıl sosyal, ekonomik ve politik hayatı alt üst etmişse, gelmekte  olan atom ve feza çağı da büyük değişikliklere sebep olacaktır. Bir sıçrama  yaparak çağlar üzerinden atlayıp atom ve feza çağına girmek zorundayız. Türkiye  bir varolmak veya yok olmak davasıyla karşı karşıyadır. Bizi birbirimize  düşürmek ve devletimizi parçalamak için içte ve dışta tehlikeli cereyanlar  gelişmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birbirimize karşı davranışlarımızda, daima karşılıklı  sevgi, saygı ve hoşgörürlük duygusu hâkim olmalıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Siyasî partiler, bir saltanat vasıtası ve bir gaye  olarak değil, sadece memlekete ve millete hizmet için bir vasıta olarak kabul  edilmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Her kim olursa olsun, bütün vatandaşlara karşı şefkat,  sevgi ve kanun himayesi şart sayılmalıdır. Fikirlerini kabul etmediğimiz veya  şahsî aykırılığımız bulunanlara da, insanca, hukuk düzeni içinde işleme tabi  tutulması esas olmalıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millet ve memleket faaliyetleri, ilim ve tekniği her  şeyin üstünde tutan bir görüşle düzenlenmeli ve iktisadî hayat hemen harekete  geçirilmelidir. Türkiye’mizin endişesiz yarınına güvenen çalışkan insanlar  diyarı olarak ufuklarda yükselmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aziz vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk milleti bölünmez kutsal bir  bütündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bizler belirli bir fikir ve davayı temsil ile onun  bayrağını taşıyan insanlarız. Bizi şu veya bu siyasî teşekküle izafe etmek  yerine bütün bir milletin sadece hadimi olarak kabul etmek  gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sevgili vatandaşlarım,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mensubu olduğumuz Türk milleti, büyük kabiliyetlere ve  büyük güce sahip bir millettir. Kudretimiz ve irademiz, önümüzdeki güçlükleri  yenmeye ve bize çevrilmiş olan tehlikeleri göğüslemeye  yeterlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ey geçmişin büyük fırtınaları, eşsiz ve şerefleri  içinden gelen ve mutlu yarınlara elbette erişecek olan büyük Türk  milleti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Selâm, sevgi, muhabbet sana..&#8221; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş Hindistan sürgününden sonra Ankara&#8217;ya  yerleşti. Gaziosmanpaşa semtindeki evinde ilgi odağı hâline gelmiş, ziyaretçi  akınına uğramıştı. Eski arkadaşları peşini bırakmamış, kimileri tekrar &#8220;ihtilâl&#8221;  yapmayı, kimileri ise &#8220;siyaset&#8221; yapmayı teklif ediyordu. Bu sıralarda Türkeş&#8217;in  eski arkadaşı olan Emekli Albay Talat Aydemir ilk teşebbüsünden sonra ikinci  defa ihtilâli denemeyi plânlamaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Talat Aydemir, 21 Mayıs Hareketin&#8217;e Alparslan Türkeş&#8217;i  de dâhil etmek için büyük çaba sarf etmiştir. Aydemir&#8217;e göre 22 Şubatçılar ile  14&#8242;ler birleştiği takdirde ülkenin idaresi çok kolay bir şekilde ele  alınabilirdi. Bu birleşmenin sağlanabilmesi için 10 Nisan 1963 günü Dikmen  Taşucu&#8217;nda Türkeş grubu ile Aydemir grubu bir görüşme yaptılar. Türkeş görüşmede  Aydemir&#8217;e, kendisinin liderliği altında ve meşru yolla siyasî faaliyette  bulunmayı teklif etti. Aydemir, Türkeş&#8217;in liderliğini kabul etmediği gibi  memlekete ihtilâl yoluyla hizmet edileceği kanaatinde olduğunu açıkladı.  Türkeş&#8217;in meşru zeminden ayrılmama fikri, Aydemir&#8217;in harekât plânı ile tamamen  farklıydı. Bu yüzden görüşmede netice alınamamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha sonra kendi başına hareket etmeye karar veren Talat  Aydemir ve Fethi Gürcan arkadaşlarıyla birlikte 20–21 Mayıs 1963&#8242;te ikinci kez  darbe teşebbüsünde bulundular. Ancak bu hareketin sonu hüsran oldu ve bu  teşebbüslerinin bedelini ağır ödediler. Bu seferki isyanı bastırma işini bizzat  Cevdet Sunay ve kuvvet komutanları yönettiler. 20–21 Mayıs 1963 ayaklanması 22  Şubata göre daha geniş bir çevre ile bağlantı kurularak  yapılmıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu ayaklanmada hükümete bağlı askerlerle isyancılar  arasındaki çatışmada 8 kişi ölmüş, 26 kişi yaralanmıştı. Yapılan yargılamalardan  sonra isyanın öncüsü Talat Aydemir, Fethi Gürcan, Osman Deniz ve Erol Dinçer  ölüm cezasına çarptırılırken, diğerleri de çeşitli hapis cezaları almışlardı.  TBMM&#8217;nin kabul ettiği 480 sayılı kanunla da haklarında ölüm kararı onaylanan  Fethi Gürcan ve Talat Aydemir idam edildiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dönemin iktidarı, hiçbir ilgisi olmamasına rağmen  Alpaslan Türkeş&#8217;i bu olayların sanıkları arasına alarak tutukladı. Yaklaşık dört  ay hücrede kalan Türkeş, yapılan yargılama sonrasında beraat  etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş’in Siyasete Girişi<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in Ankara&#8217;ya döndüğü sıralarda siyasî iktidarda  II. İnönü Koalisyon hükümeti bulunuyordu. Kurulan bu koalisyon hükûmeti çok  çabuk yıpranmıştı. İnönü dahi partisi içinden eleştirilmeye başlanmıştı. Hükümet  iktidarda olduğu süre içinde ciddî sayılabilecek hiçbir faaliyette  bulunmadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sürgünden dönüşü ile birlikte ilgi odağı hâline gelen  Türkeş, AP ileri gelenlerinden Saadettin Bilgiç ile görüşüyordu. Türkeş bu  sıralarda AP mensupları tarafından partiye davet edilmişti. AP&#8217;lilerin yanı sıra  CKMP&#8217;liler de kendisini partilerine davet etmişlerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş daha sonraki günlerde arkadaşlarıyla  &#8220;Huzur ve Yükseliş Derneği&#8221;ni kurarak partileşme çalışmalarını buradan yürütmeye  başladı. Derneğin kurucuları arasında Mustafa Kemal Erkovan, İsmail Hakkı  Yılanlıoğlu, Zühtü Pehlivanlı ve Alaattin Çetin gibi milletvekilleri vardı.  Dernek siyasî partilerden önemli ölçüde destek sağlamıştı. AP&#8217;lilerin yanı sıra  YTP&#8217;li ve CKMP&#8217;liler derneğe geliyor, Türkeş ve arkadaşlarını aralarına davet  ediyorlardı. Bu dönemde 14&#8242;lerin desteğini önemli ölçüde sağlamış olan Türkeş  ise Huzur ve Yükseliş Derneğini parti hâline getirmeye  çalışıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Partileşme faaliyetlerinin hız kazandığı bu yıllarda  Alparslan Türkeş&#8217;in kader birliği yaptığı arkadaşları 18 Mayıs 1963 günü  AP&#8217;lilerle bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşmada Türkeş&#8217;in AP&#8217;ye genel başkan olarak  seçilmesi plânlanmıştı. Ancak 21 Mayıs Hareketi bu plânın gerçekleşmesini  engellemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu arada 17 Kasım 1963&#8242;te yapılan yerel seçimler AP&#8217;nin  zaferiyle sonuçlandı. Oyların %48,87&#8217;sini AP, %36.97&#8217;sini CHP, %6,5’ini YTP,  %2,6’sını CKMP alırken kalan %8&#8242;lik kısım Millet Partisi, Türkiye İşçi Partisi  ve bağımsızlar arasında paylaşılmıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP ile iş birliğine yanaşmayan AP, yerel seçim  sonuçlarının kendisine kazandırdığı itibarı değerlendirerek güç toplamaya  çalışmıştı. Koalisyona katılan YTP ve CKMP hızla zayıflamaktaydılar. AP, erken  seçime gidilmesini isterken, Osman Bölükbaşı&#8217;nın MP&#8217;si Millî Koalisyonu, YTP ise  yeniden CHP-AP koalisyonunu teklif etmişlerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hükümet krizinin başladığı bu ortamda koalisyonu  oluşturan partiler arasında çözülme başlamış ve CKMP 26 Kasım 1963&#8242;te, YTP de 27  Kasım&#8217;da hükümetten çekilmişlerdir. Böylece Başbakan İsmet İnönü de istifa etmek  zorunda kalmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnönü&#8217;nün istifasından sonra yine CHP tarafından kurulan  III. Koalisyon Hükûmeti 25 Aralık 1963 – 20 Şubat 1965 arasında görev yapmıştır.  Bu hükûmetin kuruluşu uzun görüşmelerden sonra olmuş, Meclisteki oylamada ancak  225 kabul oyu alabilmiştir. Güvensizlik oyları 175 olduğu için hükümet bir  azınlık hükûmeti olarak kurulmuştur. CHP 21, bağımsızlar ise 2 bakanlıkla  kabineyi oluşturdular ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan: İsmet İnönü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan Yardımcısı: Kemal Satır<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: İbrahim Saffet Omay<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Malik Yolaç<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Vefik Piniççioğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Adalet Bakanı: Sedat Çumralı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bayındırlık Bakanı: A.Hikmet Onat<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çalışma Bakanı: Bülent Ecevit<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dışişleri Bakanı: Feridun Cemal  Erkin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Enerji ve Tabii Kayn. Bak.: Hüdai  Oral<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tekel Bakanı: Mehmet Yüceler<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İçişleri Bakanı: Orhan Öztrak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmar-İskân Bakanı: Celâlettin Uzer<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Köyişleri Bakanı: Lebit Yurdoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Maliye Bakanı: Ferit Melen<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Eğitim Bakanı: İbrahim Öktem<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Savunma Bakanı: İlhami  Sancar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağlık ve Sos. Yar. Bakanı: Kemal  Demir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanayi Bakanı: Muammer Erten<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarım Bakanı: Turan Şahin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ticaret Bakanı: Fenni İslimyeli<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Turizm Tanıtma Bakanı: Ali İhsan  Göğüş<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ulaştırma Bakanı: Ferit  Alpiskender<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurulan bu III. İnönü Koalisyon Hükûmeti, 1964 yılı  boyunca Kıbrıs meselesiyle uğraştı. Bu arada ülkede aydınlar arasında  ilerici-gerici sürtüşmeleri baş gösterdi. Bu sürtüşmeler iktidarın hareket  alanını daraltan neticeler veriyordu. 1964 yılının Mayısında hükümet muhalefet  ilişkilerinde zaten gergin olan havayı iyice sertleştiren yeni bir gelişme  meydana geldi. Bu gelişme, Türkiye&#8217;nin batı ittifakı içindeki yerinin tespiti  meselesiydi. İsmet İnönü, Kıbrıs konusunda Amerika&#8217;nın aleyhte tutumuyla  Türkiye&#8217;nin ihanete uğradığını belirterek sert açıklamalar yapmaya  başladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">5 Mayısta Mecliste dış politika tartışılırken, yalnızca  AP sözcüsünün kendi hükûmetinden çok Amerika&#8217;yı destekler görünmesi  iktidar-muhalefet ilişkisinin hangi noktada olduğunu göstermesi açısından  dikkate değer bir gelişmedir. Hatta Başkan Johnson&#8217;ın, bir Sovyet saldırısı  karşısında diğer NATO ülkelerini Türkiye&#8217;yi savunmak için garanti veremeyeceğini  bildiren mektubundan sonra bile muhalefet hükûmeti desteklemedi. Johnson&#8217;ın  mektubunun basına sızmasından sonra kamuoyunda Amerika&#8217;ya karşı bir duyarlılık  oluştu. Bu arada 1964&#8242;ün sonlarına gelinirken, AP genel başkanlığı değişimi  yaşandı. Ragıp Gümüşpala&#8217;nın vefatından sonra yerine Süleyman Demirel seçildi.  Demirel henüz milletvekili bile değildi ve 226 oyu sağlar sağlamaz hükûmeti  devireceğini açıkça beyan etti. Adalet Partisi, erken bir genel seçim çağrısında  daha da ısrarlı oldu ve 25 Ocak’taki bütçe oylamasında hükümete son darbeyi  indirmeye hazırlandı. Demirel, kendi plânına bir destek aramak için diğer  muhalefet liderleriyle görüştü. 9 Şubata gelindiğinde muhalefet partileri  anlaşma sağlamışlardı. Bu arada İnönü, bütçenin reddedilmesi hâlinde istifa  edeceğini açıkladı ve 12 Şubat 1965&#8242;te yapılan bütçe oylamasıyla meydana çıkan  durum üzerine İsmet İnönü Başbakan olarak son defa istifa  etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu arada yeni hükümet Kayseri Bağımsız Senatörü Suat  Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, YTP, CKMP&#8217;li üyeler oluşturdu. 20 Şubat 1965 –  27 Ekim 1965 arasında kısa bir süre görevde kalan hükümet şu üyelerden  oluşuyordu:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan: Suat Hayri Ürgüplü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan Yardımcısı: Süleyman  Demirel<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Hüseyin Ataman<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Mehmet Altınsoy<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Şekip İnal<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Adalet Bakanı: İrfan Baran<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bayındırlık Bakanı: Orhan Alp<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çalıma Bakanı: İ.Sabri Çağlayangil<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dışişleri Bakanı: Hasan Esat Işık<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Enerji ve Tabii Kay. Bak.: Mehmet  Turgut<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gümrük ve Tekel Bakanı: Ahmet  Topaloğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İçişleri Bakanı: İ.Hakkı Aydoğan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmar ve İskân Bakanı: Recai  İskenderoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Köyişleri Bakanı: Seyfi Öztürk<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Maliye Bakanı: İhsan Gürsan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Eğitim Bakanı: Cihat  Bilgehan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Savunma Bakanı: Hasan Dinçer<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağlık ve Sos. Yar. Bak.: Faruk  Sükan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanayi Bakanı: Ali Naili Erdem<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarım Bakanı: Turhan Kapanlı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ticaret Bakanı: Macit Zeren<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Turizm ve Tanıtma Bakanı:Zekai  Dorman<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ulaştırma Bakanı: Mithat San<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yeni kabinede AP&#8217;li 9, MP&#8217;li 4, CKMP&#8217;li 4, YTP&#8217;li 4 ve  bağımsız 3 üye bulunuyordu. Bu koalisyon hükûmeti 8 ay kadar devam  etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1964 yılına gelindiğinde Ragıp Gümüşpala&#8217;nın ölümü ile  boşalan AP&#8217;deki genel başkanlık yarışına katılmayan Türkeş bu yarışta Saadettin  Bilgiç&#8217;i destekledi. Ancak bu seçimi Süleyman Demirel  kazandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">21 Mayıs sonrasında dört ay tutuklu kalan Türkeş beraat  ettikten sonra siyasî faaliyetlerine hız verdi. Arkadaşlarıyla yaptığı  görüşmeler sonrasında CKMP’ YE daha sıcak bakılmaya başlanmış, AP ve YTP’ deki  milliyetçilerin de orada toplanabilecekleri düşünülmüştü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu arada CKMP Genel Başkanı olan Osman Bölükbaşı bu  görevinden ayrılmıştı. CKMP&#8217;nin yöneticilerinden ve bu tarihlerde Devlet Bakanı  olan Mehmet Altınsoy, Ahmet Oğuz ve parti Genel Başkan Vekili İrfan Baran,  Alparslan Türkeş&#8217;i partilerine davet ederek genel başkanlık teklif ettiler.  Türkeş 27 Mayıs Hareketi&#8217;nden itibaren bir siyasî parti hüviyeti altında ülkeye  hizmet etmeyi düşünmekteydi. Sürgünde bulunduğu süre içinde bu fikrini  olgunlaştırmış, Türkiye&#8217;ye dönüşünden itibaren ise en uygun zemini kollamıştı.  Türkeş ve arkadaşlarının CHP&#8217;ye girmeleri mümkün değildi. AP ile zaman zaman  temasları olmasına rağmen 21 Mayıs Hareketi sonrasında tutuklanması bu parti ile  olan münasebetinin kesilmesine sebep oldu. CKMP&#8217;den gelen ısrarlı davetler  Türkeş ve arkadaşlarının bu partiye katılma kararını kolaylaştırdı. Yeni bir  parti kurmaktansa, güç kaybetmeye başlamış olan CKMP&#8217;nin kuvvetlendirilmesi  düşünülerek bu parti tercih edildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Böylece Alparslan Türkeş, 14&#8242;lerden 9 arkadaşı ile  birlikte, 22–23 Şubat 1964 tarihinde yapılan CKMP kongresinde bu partiye resmen  katılmış oldu. Türkeş ile CKMP’ YE katılan dokuz kişi şunlardır; Muzaffer Özdağ,  Rıfat Baykal, Fazıl Akkoyonlu, Numan Esin, Mustafa Kaplan, Şefik Soyuyüce, Münir  Köseoğlu, Dündar Taşer ve Ahmet Er.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş ve dokuz arkadaşının CKMP’ YE  girmesinden sonra Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı ve İrfan Solmazer CHP&#8217;ye,  Muzaffer Karan da Türkiye İşçi Partisi&#8217;ne(TİP) girdiler. Böylece 14&#8242;lerin aktif  siyasete başlamasıyla parçalanmaları birlikte gelişmiş oldu. Ancak 14 kişiden 10  &#8216;unun siyasî tercihlerini aynı yönde ortaya koymaları Türkeş&#8217;in 14&#8242;ler  üzerindeki tesirinin devam ettiğini göstermektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, bir siyasî parti mensubu olarak 31  Mart 1965 tarihinde yaptığı konuşmasında özetle ve altını çizerek şu gerçekleri  dile getirir; &#8220;&#8230;Türk milleti için, değişmez kader yapmada şeref payı gerçekten  büyük olan CKMP&#8217;lileri, dürüst, samimî, vatansever ve inandıkları prensiplerden  vazgeçmez oluşları ile duygu ve düşüncelerimizin uyarlılığı bizleri kendilerine  çekmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Açıkça belirtmek gerekir ki; bugünün politik, sosyal,  ekonomik ve kültürel bakımdan memleketin içinde bulunduğu durum çok  düşündürücüdür. Gerçeklere cesaretle parmak basacak, dertlerini cesaretle ortaya  koyacak kötü tedbirlerle çağdaş uygarlık düzeyine giden yolu aşmaya çalışacak  yerde, kin ve garezlerin duyulması, şahıs ve zümre çıkarlarının sağlanması  uğruna yapılan kısır politika kavgaları vatandaşların huzurunu kaçırmış  bulunmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ayrıca, aşırı akımların yıkıcılığı gittikçe endişeleri  arttırmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkiye&#8217;nin bütünlüğüne karşı yönetilen zehirleri,  ayırıcı faaliyetlerle ciddî ve müspet, ilmin icap ettirdiği şekilde  savaşılmalıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Parti farkı gözetilmeksizin bütün vatandaşların  hizmetinde bulunmak Türk milletini kutsal bir bütün görerek, onu yüceltmeyi,  mutluluğa kavuşturmayı başlıca ülkü saymak gerekir. Bunları gerçekleştirmek için  Atatürk milliyetçiliğinin gerçek temsilcileri el ele vererek  çalışmalıdır&#8221;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş&#8217;in siyasete girmesi güç kaybetmekte  olan CKMP’YE ve siyasî hayata canlılık getirmiştir. Bu gelişme karşısında AP&#8217;de  telâş başlamış, CKMP’deki liderlik meselesinde AP&#8217;liler Türkeş&#8217;e karşı Ahmet  Tahtakılıç&#8217;ı aday çıkararak Türkeş&#8217;in önünü kesmeye çalışmışlardır. CHP ise  partiye kabul ettikleri 14&#8242;lerin üç üyesini Türkeş grubuna karşı kullanmak  istemiştir. Bu sıralarda Millet Partisi&#8217;nin Genel Başkanı olan Osman  Bölükbaşı&#8217;nın şu sözleriyle dile getirdiği yaklaşım ise oldukça ilgi  çekicidir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Yahu orası ordu karargâhına döndü. Çizme gıcırtısından,  kılıç şakırtısından oraya girilemiyor&#8221;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, CKMP’YE katıldıktan sonra parti genel  müfettişliği görevine getirildi. Parti teşkilâtlarıyla doğrudan temasa geçerek  hızlı bir çalışma temposu içerisine girdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu durum CKMP içinde bir iç mücadelenin doğmasına yol  açtı. CKMP&#8217;nin 1965 Haziran sonunda &#8220;Olağan Kongre&#8221; kararını alması ise Genel  Başkan Ahmet Oğuz&#8217;un istifası ile sonuçlandı. Genel Başkan Ahmet Oğuz&#8217;un  istifasını CKMP’DE Alparslan Türkeş ile başlayan yapısal değişikliğe ve  canlılığa bir tepki olarak değerlendirmek mümkündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP Olağanüstü Kongresi 30 Temmuz 1965 tarihinde  başladı. Türkeş&#8217;in karşısına Ahmet Tahtakılıç aday olarak çıkarılmıştı.  Tahtakılıç&#8217;ın kongrede hemen hemen iki gün süren uzun konuşmasına karşılık  Türkeş&#8217;in yapmış olduğu konuşma yarım saat sürmüştü. Konuşmasında gayet samimî  bir ifade ile duygu ve düşüncelerini dile getirerek şunları  söyledi;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Ben bir makam, mevki için aranıza gelmiş değilim. Bana  hangi görev verirseniz, seve seve onu kabul eder, yaparım. Bir nefer olarak, bir  er olarak aranızda çalışmaya geldim&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu konuşmanın arkasından yapılan seçimlerde Alparslan  Türkeş büyük bir oy farkıyla 1 Ağustos 1965 tarihinde CKMP Genel Başkanlığına  seçildi. Oylamada Ahmet Tahtakılıç 516 oy, Alparslan Türkeş ise 698 oy  almışlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1 Ağustos 1965 tarihi Alparslan Türkeş ve CKMP için yeni  bir dönemin başlangıcı olur. Alparslan Türkeş&#8217;in CKMP Genel Başkanı olarak  kendisinin liderliğine karşı tavır koyan CKMP&#8217;li bakanlara karşı hükümet  nezdinde gösterdiği tepki siyasî hayatındaki davranış biçimini ortaya koyması  bakımından oldukça önemlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet Senatosu Kayseri Senatörü Suat Hayri  Ürgüplü&#8217;nün Başbakanlığında kurulmuş olan koalisyon hükûmetinde, CKMP Niğde  Milletvekili Mehmet Altınsoy Devlet Bakanı, Konya Milletvekili İrfan Baran  Adalet Bakanı, Afyonkarahisar milletvekili Hasan Dinçer Milli Savunma Bakanı ve  Eskişehir Milletvekili Seyfi Öztürk&#8217;de Köyişleri Bakanı olarak görev  almışlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP&#8217;li Bakanlardan Hasan Dinçer, Seyfi Öztürk ve Millet  Meclisi Başkan Vekili Nurettin Ok, Ahmet Oğuz, Veli Başaran, Mehmet Kesen ve  Senatör Rasim Hancıoğlu, 4 Ağustos 1965 tarihinde CKMP Genel İdare Kuruluna  müşterek bir mektup göndererek; &#8220;Türkeş&#8217;in liderliği altında partinin totaliter  ve maceracı bir hüviyet aldığı&#8221; iddiasıyla istifa ettiklerini  bildirmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Genel Başkan Alparslan Türkeş, 5 Ağustos 1965 günü,  Başbakan Suat Hayri Ürgüplü&#8217;yü Başbakanlıktaki makamında ziyaretle; mütecaviz  bir tavırla partiden istifa edip de, hâlen partisini temsilen bakanlık görevini  sürdürmekte olan Hasan Dinçer ve Seyfi Öztürk&#8217;ün, &#8220;öğleye kadar hükümetten  istifa etmelerinin temini için&#8221; Başbakan&#8217;a mehil verir. Türkeş, aksi taktirde  koalisyona dahil siyasî parti liderlerinin de toplantıya çağrılmasını ister. Öte  yandan adı geçen iki bakanın bakanlıktan istifa etmemekte direnmeleri, Başbakan  S. Hayri Ürgüplü&#8217;yü zor durumda bırakmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP lideri Alparslan Türkeş&#8217;in, sert ve kararlı ve  ültimatom niteliği taşıyan uyarısı üzerine, mevcut koalisyonda yer alan siyasî  partilerin liderleri 6 Ağustos 1965 günü saat 17.00  toplanırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan S. H. Ürgüplü, &#8220;her şeyin iyi niyetle  halledileceği&#8221; yolunda bir demeç verir. Sonuçta Türkeş&#8217;in talebi istikametinde;  Hasan Dinçer ve Seyfi Öztürk resmen bakanlıklarından istifa ederler. Aynı  tarihte CKMP Cumhuriyet Senatosu Çankırı Üyesi Hazım Dağlı, Millî Savunma, CKMP  Yozgat Milletvekili Mustafa Kepir de Köyişleri Bakanlığı&#8217;na  atanırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, CKMP Genel Başkanı sıfatı ile verdiği  demeçlerle Türk milletinin ters talihini yenmek azminde olduklarını, yeni bir  devir açılmasında millete yardımcı olmak isteklerini dile getirerek, Türk  milletinin uyanış ve kendisine geliş meselelerine hizmet etmek azminde  olduklarını sürekli olarak ifade etmekten geri  kalmamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş&#8217;in lideri olduğu 14&#8242;lerin 27 Mayıs  Hareketi ile birlikte önemli sayılabilecek bir askerî gücü elde ettikleri inkâr  edilemez. Türkeş ve grubunun sahip olduğu bu askerî güç, ihtilâl sonrasında  geçilen demokratik hayatın kendine özgü şartları içinde sıkıntılar yaratabilecek  mahiyette idi. Ancak Türkeş bu gücü meşru yollarla siyasî arenaya taşımaya  muvaffak olmuş bir liderdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Oluşmasında Türkeş&#8217;in sahip olduğu karizmatik  kişiliğinin de rolü olan bu askerî gücün siyasî tezahürü, 1965&#8242;te yenileşmeye  başlayan bir CKMP ve 1969&#8242;da kendine özgü bütün özellikleriyle ortaya çıkan  MHP&#8217;dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">1965 Seçimleri  Ve Alparslan Türkeş&#8217;in <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Parlamento’ya  Girmesi<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş&#8217;in Genel Başkan seçilmesinden sonra  CKMP, yeni program ve kadrosuyla girdiği 10 Ekim 1965 seçimlerinde aldığı  208.696 (%2.2) oy ile 11 milletvekili çıkarabilmiştir. Bu seçimlerde Türkeş  Ankara milletvekili olarak parlâmentoya girmiştir. 14&#8242;lerden Muzaffer Özdağ  Afyon milletvekili, Rıfat Baykal ise Mardin milletvekili olarak  seçildiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">10 Ekim 1965 günü yapılan genel seçimlerden çıkan netice  AP&#8217;nin tek başına iktidarı anlamına geliyordu. Seçim sonuçları şu şekilde  oluştu:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">AP %53 oy ile 240 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CHP %28,7 oy ile 134 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MP %6 oy ile 31 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">YTP %3,7 oy ile 19 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">TİP %2,9 oy ile 15 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">CKMP %2,2 oy ile 11 milletvekili<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî bakiye sisteminin uygulandığı bu seçimin en önemli  yanlarından birisi de sosyalistlerin Mecliste ilk kez grup kurmalarıdır. Aslında  millî bakiye sistemi AP&#8217;nin tek başına iktidarını önlemek için getirilmiş, fakat  tam tersi bir sonuç ortaya çıkmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">AP&#8217;nin bu seçimlerdeki büyük ilerlemesi CKMP ve YTP’ nin  önemli miktarda oy kaybetmesine yol açmıştır. CKMP&#8217;nin oylarını bir bölümü MP’  ye girmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1965 seçimlerde Demirel&#8217;in ilk kabinesi şu isimlerden  oluşmuştur:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan: Süleyman Demirel<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Cihat Bilgehan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Refet Sezgin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Kâmil Ocak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı: Ali Fuat Alişan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Adalet Bakanı: Hasan Dinçer<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bayındırlık Bakanı: Etem Erdinç<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çalışma Bakanı: Ali Naili Erdem<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dışişleri Bakanı: İ. Sabri  Çağlayangil<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Enerji ve Tabii Kay. Bak.: İbrahim  Deriner<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gümrük ve Tekel Bakanı: İbrahim  Tekin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İçişleri Bakanı: Faruk Sükan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmar-İskân Bakanı: Haldun  Menteşeoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Köyişleri Bakanı: Sabit Osman Avcı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Maliye Bakanı: İhsan Gürsan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Eğitim Bakanı: Orhan Dengiz<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Savunma Bakanı: Ahmet  Topaloğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağlık ve Sos.Yar. Bak. Ahmet  Türkel<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanayi Teknoloji Bakanı: Mehmet  Turgut<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarım Bakanı: Bahri Dağdaş<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ticaret Bakanı: Macit Zeren<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Turizm ve Tanıtma Bakanı:Nihat  Kürşat<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ulaştırma Bakanı: Seyfi Öztürk <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dış ilişkilerde ABD ile SSCB arasında yumuşamanın hüküm  sürmeye başladığı ve dünya ekonomisini çevre ülkelerinde büyümelerine izin  verdiği bir ortamda başbakan olan Süleyman Demirel, avantajlı konumunu iyi  kullanabilmiştir. Özellikle Orta Doğu&#8217;da ve büyük komşu SSCB ile ilişkilerinde  Menderes&#8217;e göre çok şanslı bir konumda olan AP lideri, dünya politikasındaki  yumuşamanın etkisiyle rahat davranma imkânı bulmuş ve Türk-Sovyet ekonomik  gelişiminde önemli rol oynamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dolayısıyla 1965–71 dönemini muhalefetteki CHP ile  TİP&#8217;in iddialarının aksine Halk-AP diyalogunun sağlamca kurulduğu bir zaman  dilimi şeklinde tanımlamak doğru olur. Ekonomide yaşanan gelişme veya  genişlemenin karşısında merkez ve solda yer alan aydınların savundukları sosyal  adalet, bağımsızlık gibi kavramları tanımlayamamaları yüzünden halk  kitlelerinden seçimlerde umdukları desteği alamamışlardır. Bu ve buna benzer  olumsuzluklar söz konusu çevreleri ve özellikle üniversite gençliğini Meclis  dışı muhalefet yollarına sevk etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üniversitelerde arayış içinde bulunan radikal  öğrencilerin önderlik ettiği boykot ve gösteriler yaygınlaşmış, öğrenci  hareketlerinden etkilenen iktidar ve ana muhalefet ilişkileri çözümü gittikçe  zorlaşan bir mecraya girmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1960&#8242;lı yıllarda sosyal ve ekonomik sorunların oldukça  geniş plâtformda tartışılır olması, CHP&#8217;yi yeni bir kimlik arayışına itmiş,  ortanın solu sloganıyla merkez solda yer almaya çalışan CHP&#8217;de seçim  yenilgisinin de etkisiyle bir dalgalanma yaşanmıştır. Kendi anlatımlarına göre  ortanın solunda ve sağında yer tutan iki grup arasındaki mücadelede İsmet İnönü,  birincilerin safında yer almış ve başlatılan reform hareketini desteklemiştir.  Ortanın solu hareketinin sözcüsü ve önderi olan Bülent Ecevit, önce CHP genel  sekreterliğine daha sonra genel başkanlığına(14 Mayıs 1972) seçilmiştir.  Ecevit&#8217;in önderliğinde sosyal demokratlar Ekim 1968&#8242;deki 19. Kurultaydan sonra  ortanın solu adıyla başlattıkları yeni hareketi 1969 seçimleri için  yayımladıkları bildiride düzen değişikliği şeklinde adlandırarak, dönüşümün  kazandırdığı yeni kimlik ile seçmen karşısına  çıkmışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">13 Şubat 1961&#8242;de bir grup sendikacı tarafından kurulan  TİP&#8217;in siyasî hayattaki gerçek faaliyeti İstanbul Hukuk Fakültesi eski öğretim  üyelerinden Mehmet Ali Aybar&#8217;ın genel başkanlığa seçilmesi ile başlar. 1961  Anayasasını farklı bir şekilde yorumlayan Aybar ve arkadaşları, orada amaçlanan  toplumun ancak sosyalist düzende gerçekleşebileceğini belirterek, siyasî  hedeflerini buna göre düzenlemişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">AP&#8217;nin, TİP&#8217;in seçimlere katılmaması için Yüksek Seçim  Kuruluna yaptığı itirazlara rağmen 1965 seçimlerine katılmış ve 15 milletvekili  çıkarmıştır. TİP, 20 Temmuz 1971&#8242;de siyasî partiler yasasına aykırı faaliyette  bulunduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kapatılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Nizam Partisi (MNP), 1960&#8242;ların sonunda Ticaret ve  Sanayi Odaları Birliği&#8217;ndeki anlaşmazlıklar yüzünden İstanbul ve İzmir&#8217;deki  büyük iş çevrelerine karşı Anadolu&#8217;nun küçük ve orta büyüklükteki iş yeri  sahiplerini temsil eden kesimlerin ayrı bir siyasî partide birleşme gereğini  duyması ile ortaya çıkmıştır. Bu isteklerin sonucu olarak 26 Ocak 1970&#8242;de MNP  kurulmuştur. Liderliğini Odalar Birliği eski başkanı Necmettin Erbakan&#8217;ın  yaptığı parti Anadolu&#8217;da yaygın şekilde örgütlenebilmiştir. MNP’ nin görüşü  kısaca &#8220;Müslüman Türkiye&#8221; şeklinde belirtilebilir. İslâmiyet&#8217;i asıl tema olarak  işleyen MNP bir yıldan biraz fazla yaşamış ve 12 Mart 1971 müdahalesiyle  lâikliğe aykırı davrandığı gerekçesiyle kapatılmıştır(20 Mayıs  1971).<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş&#8217;in Cumhurbaşkanı Adaylığı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">9 Şubat 1966 günü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel&#8217;in sağlık  durumu ağırlaşmıştır. Bir günde üç sağlık bülteni yayımlanır. Gürsel&#8217;in  sağlığının, görevini sürdürmeye yetersiz olduğunu bildiren doktor raporundan  sonra, Cumhuriyet Senatosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim,Şevki Atasagun  Cumhurbaşkanı vekilliğine getirilir. 13 Şubat 1966 günü, siyasî partiler,  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay&#8217;ın Cumhurbaşkanı adaylığı üzerinde  anlaşırlar ve bu haber, 14 Şubat 1966 tarihli gazetelerde geniş bir şekilde yer  almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu gelişmeler sonrasında 15 Şubat 1966 günü,  Cumhurbaşkanı Kontenjan Senatörü Prof. Dr. Ragıp Üner, Cevdet Sunay&#8217;ın,  öncelikle Cumhurbaşkanı kontenjan senatörü seçilmesine imkân sağlayabilmek için  senatörlükten istifa etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">14 Mart 1966 günü, Cumhurbaşkanı vekili İbrahim Şevki  Atasagun, aynı tarihte ordudan istifa eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet  Sunay&#8217;ı, Cumhurbaşkanı kontenjanlığından senatör atar. Cevdet Sunay, 17 Mart  1966&#8242;da yemin ederek yeni görevine başlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">27 Mart 1966 tarihinde, Başbakanlığın isteği üzerine  Gülhane Askeri Tıp Akademisinde toplanan 37 kişilik &#8220;Müşterek Sıhhî Kurul&#8221;, iki  rapor düzenleyerek, &#8220;Gürsel göreve devam edemez. Vücut ölmüştür&#8221; kararını  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">28 Mart 1966 günü TBMM&#8217;de Cumhurbaşkanlığı için seçim  yapılmış, Cumhurbaşkanı Kontenjan Senatörü Cevdet Sunay&#8217;ın adaylığı yanı sıra  CKMP Genel Başkanı Ankara Milletvekili Alparslan Türkeş de Cumhurbaşkanlığı için  adaylığını koymuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gelişen bütün bu olaylarla ilgili olarak Cumhuriyetçi  Köylü Millet Partisi, aynı gün tarihî bir bildiri yayımlar. Bu bildiri aynen  şöyledir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">C.K.M.P.  Bildirisi<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;C.K.M.P. Genel İdare Kurulu, partiye mensup senatör ve  milletvekilleriyle birlikte saat 10.30&#8242;da toplanarak bugün T.B.M. Meclisinde  yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi bünyesi içinden bir aday göstermeye  karar vermiştir. Bu kararın gerekçesi özet olarak  şöyledir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1. Sayın Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel&#8217;in görevine devam  edemeyecek şekilde ağır rahatsızlığı dolayısıyla boşalan Cumhurbaşkanlığı makamı  için yapılacak seçimde, Türk demokrasisinin uluslar arası itibarına gölge  düşürecek nitelikte bir sürat ve prosedürle hareket edilmesini, TBMM&#8217;nin ve  demokratik rejimin geleceği bakımından normal bir teamül başlangıcı olarak  görmek imkânsızdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2. Türkiye devletini yönetecek müstesna şahsiyetleri  daima Meclis içinde de, dışında da bulunması mümkün iken, bu defa on beş gün  öncesine kadar büyük Mecliste bu bahiste bir yoksunluk varmış zehabını  uyandıracak bir prosedürün denenmesi Büyük Meclisin itibarı üzerinde tartışmaya  yol açıcı nitelikte görülmüştür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">3. Sayın Sunay&#8217;ın ve Genel Kurmay Başkanlığı görevini  ifa etmiş bir şahsiyetin Cumhurbaşkanlığı makamına daima lâyık olabileceği doğru  olmakla beraber, Cumhurbaşkanlığına giden yolun Genel Kurmay Başkanlığından  geçeceği yolunda bir teamül başlangıcı demokratik rejimin temel ilklerine uygun  düşmeyecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">4. Bugünkü iktidar partisinin Büyük Meclisindeki tutumu,  muhalefeti yok etme gayretleri, Danıştay kararlarını hiçe sayması ve kendisine  ebedî iktidar partisi hâline getirme çabaları karşısında Meclisin bazı  partilerin ve kamuoyunun bu süratli prosedürü benimsemesi tabiî görülmekte ve  buna iktidar partisinin sebep olduğu bilinmekte ise de, biz kararımızı bugünkü  olay ve Sayın Sunay&#8217;ın çok değerli şahsiyeti ile ilgili olarak değil, demokratik  rejimin geleceği için ve Büyük Meclisin Türk milletine taahhütleri yönünden  aldığımızı açıklarız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">5. Partimiz Cumhurbaşkanlığına aday olarak Genel Başkan  Alparslan Türkeş&#8217;i göstermekle Büyük Meclisin Cumhurbaşkanlığı seçimine tek  adayla girmemiş bulunmasını da sağlamakla ve bunu Yüce Meclisin itibarına lâyık  bir jest telâkki etmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">6. Karar TBMM&#8217;nin olacaktır ve ulaşılan sonuç ne olursa  olsun Cumhurbaşkanlığına seçilecek olan şahsın başarıları için Meclis içinde ve  dışında yüksek görev duygusu ile bütün gayretimizi  göstereceğiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Seçimin Türk milletine hayırlı olmasını  dileriz.&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhurbaşkanlığı için yapılan seçim sonunda: Kontenjan  Senatörü Cevdet Sunay, oylamaya katılan 532 üyenin 461&#8242;inin oyunu alarak  Cumhurbaşkanı seçilir. Aynı seçimde aday olan Alparslan Türkeş, 11 oy  alır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, kendisi için, istifa ederek  Cumhurbaşkanlığı Kontenjan Senatörlük görevini boşaltan Prof. Dr. Ragıp Üner&#8217;i,  16 Nisan 1966 tarihinde yeniden Cumhurbaşkanlığı Kontenjan Senatörlüğüne atamak  suretiyle bir vefa görevini yerine getirmiş olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>1969 Adana Kongresi ve MHP’nin  Doğuşu<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>CKMP’nin hem fikrî hem de teşkilâtlanma  düzeyinde milliyetçi camiayı temsil etme çabaları 8–9 Şubat 1969 tarihinde  Adana’da toplanan Olağanüstü Büyük Kongresi ile birlikte yeni bir aşamaya  gelmiştir. 1965–1969 yılları arasındaki bu değişim sürecini “Milliyetçi Hareket  Partisi” ismi en anlamlı şekilde sembolize etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu isim değişikliğinin gündeme gelişi birkaç  yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde parti genel idare kurulunun tespit  ettiği isimler arsında “9 Işık Partisi”, Millî Hareket Partisi” ve &#8220;Milliyetçi  Köylü Partisi” gibi isimler yer almaktaydı. Daha sonra yapılan genel idare  kurulunun toplantılarında kongreye teklif edilecek isim olarak “Millî Hareket  Partisi” ismi ağırlık kazanmıştır. Aynı toplantılarda partinin ambleminin de bu  isme uygun olarak Türk-İslâm ülküsünü sembolize edecek bir şekilde olması  kararlaştırılmıştır. Sonuç olarak “millî” kavramının kullanılabilmesi için  Bakanlar Kurulu’nun iznine bağlı olması gibi bazı bürokratik engeller sebebiyle  genel idare kurulu, “Milliyetçi Hareket Partisi” isminde karar  kılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu isim kabul edildikten sonra partinin  amblemi de değiştirilmiş, “Terazi” olan eski amblem yerine “Üç hilâl” sembolü  benimsenmiştir. Gençlik kollarının amblemi ise “Hilâl içinde Kurt “ motifi  benimsenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihten  itibaren Türk siyasî hayatında yerini almıştır. Bu tarihten sonra milliyetçi  camianın özellikle de aydınların ilgisini üzerinde toplamıştır. Milliyetçi  akımın değer ve amaçlarını Türkiye’ye tanıtmaya çalışmıştır. Bu nedenle 1969  yılı milliyetçi akım için bir başlangıç teşkil eder. Ancak her ne kadar  Milliyetçi Hareket Partisi 1969 yılında kurulmuş gibi gözükse de asıl  hareketlenme Türkeş’in CKMP bünyesine katılımı ile gerçekleşmiştir. Asıl  temeller de bu tarihten itibaren atılmaya başlanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin 1969 yılında ortaya çıkışını, Türk  milliyetçiliği adına ortaya konan bir siyasî tavır olarak kabul etmek gerekir.  Bu tavrı, Atatürk’ün ölümüyle birlikte atıl kalan, pasifleştirilen ve sınırlı  sayıdaki aydınlarımızın zihinlerinde muhafaza edilmeye çalışılan Türk  milliyetçiliği fikriyatının, saklandığı zihinlerden tekrar çıkarılması ve  ataletten kurtarılması şeklinde mütalâa etmek mümkündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Çok partili hayata geçişle birlikte kurulan,  1945&#8242;te Millî Kalkınma Partisi, 1946&#8242;da Demokrat Parti, 1948&#8242;de Millet Partisi,  1952&#8242;de Türkiye Köylü Partisi ve 1957&#8242;de Cumhuriyetçi Köylü Partisi&#8217;nin kendi  dönemleri içinde Türk siyasî hayatında bıraktığı tesirler MHP&#8217;nin gelişme  zeminini hazırlayan olaylardır. Yukarıda adı geçen bütün bu siyasî partiler  millî şef döneminin antidemokratik uygulamalarına tepki olarak farklı zaman ve  zeminlerde ortaya çıkmışlar, birtakım farklılıkları olmakla birlikte hemen hemen  hepsi aynı &#8220;milliyetçi çizgi&#8221; üzerinde siyasetlerini geliştirmeye  çalışmışlardır. MHP ise ortaya koyduğu ideoloji ile, bu partilerin  farklılıklarını ortadan kaldırarak onların bir yekûnu ve Türk milliyetçiliği  fikriyatının ulaşması gereken tarihî ve tabiî sonucu olmuştur. Dolayısıyla  MHP&#8217;nin doğuşu Atatürk dönemi sonrasında Türk milliyetçiliğinin geçirdiği çetin  ve sert aşamaların tabiî bir sonucudur. Türk milliyetçiliği, hak ettiği kıymeti  1969&#8242;dan itibaren MHP&#8217;nin ortaya koyduğu siyasî söyleminde  bulacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP, diğer partilerde görüldüğü gibi  yukarıdan bir emirle kurulmuş veya herhangi bir partinin bakiyeleri üzerine  oturmuş bir siyasî teşekkül olarak da doğmamıştır. Tam aksine tarihî bir görevi,  toplumun şartlarına göre, adım adım gerçekleştirme idealini benimseyen, milletin  temel değerlerine sahip çıkan bir parti hüviyetiyle  oluşmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu tarihten sonra MHP yeniden teşkilâtlanma  dönemini yaşamıştır. Yine bu süre içerisinde “14’ler”den Türkeş’e yakınlığı ile  bilinen bazı isimlerin partiden ayrıldığı görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP yeni adı ile ilk defa 12 Kasım 1969  seçimlerine girdi. Bu seçimler sonucunda oy oranını 1965 seçimlerine göre  artırmasına rağmen %3.03 oranında oy topladı ve yalnızca Alparslan Türkeş Adana  Milletvekili olarak Meclise girebildi. Bu dönemde sesini sık sık duyurabilmesine  ve örgütlenme özelliklerine rağmen MHP’nin belli bir seçmen tabanı dikkat  çekmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin sadece ismine ve sembolüne  baktığımızda onun ideolojisi hakkında az çok bir fikre sahip olabiliriz. MHP’nin  ideolojisinin birinci boyutunu Türk-İslâm sentezi oluşturur. Bu sentez parti  kurulduğunda ortaya atılan bir olgu değildir. Senelerden beri varolan ve  günümüze kadar gelen birtakım değerlerin birleşimidir. Bu değerler birleşimi  Ziya Gökalp’ın “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” formülüne  dayandırılabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Orhan Türkdoğan’ın da dediği gibi ilk defa  bir parti dinin Türk toplumu içindeki yerini ve değerini belirtmiştir. O güne  kadar bir teori şeklinde yer alan din ve milliyetçilik sentezi artık MHP ile  birlikte siyasî hayata geçiriliyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin ideolojisinin ikinci boyutunu “Dokuz  Işık” doktrini oluşturmaktadır. Alparslan Türkeş bu boyutu “Görüşlerimizin  temeli Türk milliyetçiliği ise siyasî aksiyonun dayandığı doktrin 9 Işık’tır”  şeklinde özetlemiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Çeşitli tarihlerde kabul edilmiş parti  programlarında ve Türkeş’in eserlerinde MHP’nin amacı “yeni bir devlet düzeni  kurmak” olarak belirtilir. Dündar Taşer ise bu amacı &#8220;Milliyetçi hareket, yeni  bir yolun takipçisidir. Bu yol, Türk milletini millet yapan unsurları, asıl  benliğine kavuşturmak, ona sonradan eklenmiş, ondan olmayan, onun öz benliğine  aykırı olan yamalardan kurtarmaktır&#8221; şeklinde izah  etmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu düzeni kurmak için “İslav Marksizmine”  veya Anglo-Sakson kapitalizmine” gerek olmaksızın “üçüncü bir yol”  önerilmektedir. Bu üçüncü yol “dünya proleteryası diktatoryası kurma ütopyasına  bir tekme vurup tam olarak Türk milletinin güçlenmesini amaç edinen bir millî  ülkü” olacaktır. Bu ülkü “Türk milletinin toplum olarak büyük bir hızla  kalkınmasını sağlayacak yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir doktrin olmalıdır.”  Bu doktrinin ruhu “Her şey Türk milleti için, Türk’e doğru Türk’e göre  prensipleri olmalıdır denilmektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP antikomünist ve antikapitalist bir tutum  aldığını açıklarken “üçüncü yol”un gerçekleşmesinde “Dokuz Işık”ın esaslarını  şöyle açıklamaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>I.  Milliyetçilik <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Millî birlik ve bütünleşmenin tesisinde,  millî mukaddesler, şuur ve ülküler etrafında kaynaşmış bir toplum olmada  insanlarımızı güçlü ve Büyük Türkiye Ülküsü yolunda harekete geçirmede,  kalkınmanın psikolojik dinamiğini teşkil edeceğine inanılan milliyetçilik, Türk  milletine karşı beslenen derin sevginin bir ifadesidir. Kalbinde başka bir ırkın  gururunu taşımayan ve kendini samimî olarak Türk hisseden ve Türklüğe adayan  herkes Türk&#8217;tür. Türk milletine mensup olan herkes, bu milletin haklarını daima  her çeşit tesirlerden uzak, her şeyin üstünde bulundurulması için çalışmak  zorundadır. Bu sebepten dolayı milliyetçilik, Türk milletinin içinde bulunduğu  müşkül durumdan bir an önce en modern en ilmî metotlarla çıkarılacak, en kısa  yoldan modern uygarlığın en ön safına geçilmesini sağlama duygusundan kuvvet  alır. Özetle her şey Türk milleti için, Türk milleti ile beraber ve Türk  milletine göre sözleriyle anlatılabilecek milliyetçilik ilkesi Türk milletine  bağlılık, sevgi, Türkiye devletine sadakat ve hizmettir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>II.  Ülkücülük<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Nemelâzımcılığın, vurgunculuğun,  kozmopolitliğin yaygınlaştığı bir cemiyet yapısında feragati, fedakârlığı ön  plâna alan devlet ve millete hizmet aşkını ifade eden ülkücülük Türk milletini  en kısa yoldan, en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak,  mutlu, müreffeh hâle getirmek, bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip hayata  kavuşturmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Ülkücülük bir macera fikri değildir.  Türkiye’yi hiçbir zaman tehlikelere, risklere, maceralara sürüklemeyecek bir yol  üzerinde bulunmayı esas kabul eder. İlim, akıl ve tecrübe ülkücülüğün ruhunu  oluşturur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>III. Ahlâkçılık:  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Manevî değerlerin ayaklar altında çiğnendiği,  insanlarda Allah korkusunun, acıma duygusunun, vicdan muhasebesinin zayıfladığı,  her geçen gün yozlaşan ve çözülen sadece, maddeye önem veren bir toplum  yapısından; birbirini seven sayan, beşerî ilişkilerde ahlâklı ve faziletli,  maneviyatta en yükseğe çıkmış bir toplum olarak en yüksek moralle kalkınma  davasına koşabilmek için gerekli olan ahlâkçılık ilkesi, Türk milletinin ruhuna  örf ve âdetlerine uygun yüksek varlığını korumayı ve geliştirmeyi öngören  esaslara dayanır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Şüphesiz ahlâkçılık çok önemli bir  prensiptir. Ahlâk herkesin esasıdır. Ahlâkı olmayan bir toplumun hiçbir işi  başarılı olamaz ve o toplumda hiçbir şey yolunda gitmez. Fakat ahlâkçılığın  dayandığı birtakım temeller vardır. Bizim ahlâkçılığımızın dayanacağı temeller  şunlardır: Türk ahlâkı, Türk geleneklerine, Türk ruhuna, Türk milletinin  inançlarına uygun olacaktır. Türk ahlâkı hiçbir zaman tabiat kanunlarına aykırı  olmayacak, tabiat kanunlarıyla da bağdaşan birtakım temellere dayanmış bir ahlâk  olacaktır. Türk milletinin yaşamasına zararlı olacak kaideler Türk  ahlâkçılığının içinde yer alamaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>IV.  İlimcilik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>“İlim Çin’de de olsa arayınız” düsturunun  ışığında dünya çapında bir âlimler ordusu yetiştirmeyi gaye edinecek en kısa  zamanda, en kısa yoldan muasır milletler seviyesinin üstüne çıkma ülküsü  yolundaki gayretlerde müspet ilimlere olan ihtiyacın bir ifadesi olarak  ilimcilik, olayları ve varlığı ön yargılardan ve art düşüncelerden sıyırarak  ilim mantalitesiyle incelemek ve girişilecek her çeşit faaliyette ilmi önder  yapma prensibidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>V.  Toplumculuk <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bir yandan “Komşusu açken tok yatan bizden  değildir” inancıyla, diğer yandan milletimizin “Devlet Baba” geleneği içerisinde  toplumun her ferdini gözetip, “Dağda kaybolan koyundan sorumluluk duymak”  felsefesi ile insanımıza yaklaşmanın ve kucaklamanın yolu olarak ifade edilen  toplumculuk, her çeşit faaliyetin toplum yararına olacak şekilde yürütülmesi  görüşüdür. Üç ayrı bölümde izah edilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>A- Özel Teşebbüs: Toplumun kalkınmasında özel  teşebbüs desteklenip, himaye edilecektir. Ancak bu konuda işverenle işçinin  karşılıklı olarak haklarının korunması ve bu iki tarafın münasebetlerinin  milletin zararına olmayacak şekilde kontrol, tanzim ve nezaret altında  bulundurulması şarttır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>B- Küçük Sermayelerin Birleşmesi:  Memleketimizde yapılması icap eden büyük işlerin başarılması için halkın  elindeki küçük tasarruflar teşvik edilerek devlet tarafından tanzim ve organize  edilerek halkın sermayedar olacağı büyük ekonomik teşebbüslere girişilmesini  gaye edinen bir görüştür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>C- Sosyal Yardım ve Güvenlik Teşkilâtı: Türk  milletini içine alacak bir sosyal yardımlaşma ve güvenlik teşkilâtı meydana  getirmek görüşüdür. Ayrıca sağlık ve adalet güvenlinin sağlanması da düşünülen  diğer bir iştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>VI.  Köycülük<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>İleri ve modern bir tarım seviyesine ulaşmış  her türlü sanayi imkânlarının tahsis edilerek tarım sanayi yapısına kavuşmuş;  devletin her türlü hizmetlerinden yararlanılmak suretiyle yokluk ve sefaleti  yenerek milletin sosyal dilimleri içerisinde lâyık olduğu yeri alacak köycülük  ilkesi geliştirilmiştir. Köylünün tefecilerin elinden kurtarılması ve ihtiyacı  olan kredi ve diğer yardımların sağlanması için kooperatifleşmeyi hedef alır.  Bilhassa orman bölgesinde yaşayan köylüleri öncelikle ve hızla refaha  kavuşturmak amacını güder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>VII. Hürriyetçilik ve  Şahsiyetçilik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Kişi ve toplum mutluluğunu engelleyici bütün  tesirleri yıkarak hürriyetleri sağlama ve korumayı devletin asıl görevi sayan  bir anlayışla zulme, baskıya, sömürüye, güdümlü toplum olmaya karşı insan şeref  ve haysiyetini temel hak ve hürriyetleri gerçekleştirmeyi, inançları serbestçe  yaşamayı ilke edinen bir zihniyet içerisinde hürriyetçilik ve şahsiyetçilik  ilkesi geliştirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Burada bahsedilen “Hürriyet” Birleşmiş  Milletler Anayasası’nda yazılı olan bütün hürriyetlerin sağlanması anlamında  kullanılmıştır. (Söz, vicdan, yazı, bilim hürriyeti, sosyal, ekonomik hürriyet  &#8230;) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>VIII. Gelişmecilik ve  Halkçılık<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Millî şahsiyeti koruyarak kesintisiz bir  olgunlaşma, ilerleme ve yücelme ülküsü içerisinde halkın menfaatlerini en geniş  şekilde ve aynı yöntemle yönetim ve denetim imkânları tanıyarak egemenliğin  gerçek sahibi ve kaynağı olan Türk halkının her iyi şeye lâyık olduğu inancı  içinde gelişmecilik ve halkçılık ilkesi geliştirilmiştir. Bu ilke; elde edilenle  yetinmemek ve daima daha ilerisini istemek ve bunu elde etmek için gayret  göstermek şuurudur. Ancak bu gayret ve çabalarda Türk milletinin tarihinden,  millî benliğinden ve kökünden kopmadan yükselmek ve ilerlemek esas gayedir.  Yapılacak her işte halka doğru halkla beraber olmayı ilerlemenin ve yükselmenin  vazgeçilmez bir prensibi olarak kabul eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>IX.  Endüstricilik ve Teknikçilik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Ülkemizi en kısa zamanda ve en kısa yoldan  bir bilgi toplumu hâline getirerek en yeni teknolojileri araştıran, bulan, elde  eden bir toplum olarak dünyanın en gelişmiş ülkelerinin yanında şerefli yerini  almasını sağlayacak sanayileşmeyi, teknolojik kalkınmayı başarmak ve hiçbir  zaman lâyık bulmadığımız “gelişmekte olan ülkeler” sınıfından kurtularak  “gelişmiş, kalkınmış, endüstri ötesi toplum” gibi sınıflara bir an önce  erişmesini temin gayesiyle ifade olunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’ye göre “Devlet bölünmez bir bütün olan  milletin teşkilâtlanmış hâlidir”. Bu teşkilâtlanmayı en iyi biçimde  gerçekleştirecek olan da “millî devlet”tir. Millî devlet ise şu şekilde ifade  edilmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Birinci anlamda millî devlet, devletin tek ve  aynı milletten kurulduğunu ifade eder. Millî devlet fikri ile milliyetçilik  hukukî bir anlam kazanır. TC millî bir devlettir. Bir milletin kendi bağımsız  devletini kurmasına, ona kendi adını, ülküsünü ve özelliklerini vermesine millî  devlet adı verilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Millî devlet emperyalizme karşı olup,  devletlerin eşitliği ilkesine inanır. Millî devletin görevi adını taşıdığı  milletin varlığını devam ettirmek, onu korumak ve yüceltmektir. Millî devlet,  ülke ve milleti bölmek isteyen her davranışı yok etmek  zorundadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>İkinci anlamda millî devlet; devletin  kendisini meydana getiren milletin bütün fertlerini ve sosyal dilimlerini  kucaklamak, onlara eşit bir şekilde hizmet etmektir. Bu anlamda millî devlet,  bir hizmet ve refah devletidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Millî devlette, devleti yöneten, iktidara  sahip olan milletin bütünüdür. Milletin üstünde hiçbir fert, zümre veya sınıf,  devleti yönetemez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin 1977 seçim beyannamesinde millî  devletten şöyle söz edilmektedir. “Ancak güçlü, dinamik, etkili bir devlettir  ki, hızlı ve gerçekçi bir kalkınmayı gerçekleştirebilir. Bizim anlayışımızda  iktisadî ve manevî kalkınmanın öncüsü, motoru ve mimarı, millî  devlettir”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Partinin çeşitli yayınlarında sınıf sözcüğü  kullanılmamaya özen gösterilerek toplumun altı sosyal sınıfa ayrıldığı  belirtilir. İşçi, köylü, esnaf, memur, işveren ve serbest meslek sahiplerini  kapsayan bu dilimlerden her birine devlet eşit bir şekilde muamele etmelidir.  Ayrıca Meclis de bu altı sosyal sınıfın temsilcilerinden  oluşacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Irkçılığı reddeden MHP “millî” ya da “siyasî  demokrasi” diye tanımladığı bir sistemi benimsemiştir. Siyasî demokrasi, siyasî  hürriyetler rejimidir. Siyasî demokrasi milletin bütün fertlerinin siyasî  kararların alınmasına, siyasî organlara (parlâmento, belediye, vs.)<span>  </span>seçme ve seçilme şeklinde katılır. Parlâmento  siyasî temsil organı olduğundan, gerçek siyasî demokrasiden bahsedebilmemiz için  parlâmentoda milleti meydana getiren bütün sosyal dilimlerin temsil edilmesi  gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP, tek bir Meclisin üzerinde güçlü  yetkilerle donatılmış bir başkanın bulunduğu bir başkanlık sistemi önermekteydi.  “Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Bunun için icra gücünün tek elde  toplanması gerekir. İcra, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye  bölünemez. Türk tarih felsefesi ve töresinde icra organı hiçbir zaman bölünmemiş  tek bir başkan tarafından yürütülmüştür. Başkan genel oy esasına göre millet  tarafından seçilecek, böylece bizzat millete dayanan daha kuvvetli ve daha  demokratik bir sistem meydana gelecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Siyasî demokrasiyi tamamlayan “iktisadî  demokrasidir”. Türkeş “iktisadî demokrasiyi” bir milletin iktisadî meselelerde  serbestçe oy sahibi olabilmesi, memleketin iktisadî kararlarına eşit bir şekilde  katılabilmesi” biçiminde tanımlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>“Millî sektör”ün kurulmasını ve devletin  ekonomik alana müdahalesini zorunlu görmesine karşın “zamanla özel sektörün  ağırlık kazandığı bir karma ekonomi”yi savunmuştur. Millî sektörle kastedilen  şey; altı sosyal dilimin üretim araçlarına, fabrikalara sahip olmasıyla ortaya  çıkacak “devlet sektörü” ve “özel sektör”den başka bir üçüncü  sektördür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Sendika kurma özgürlüğüne karşı çıkan MHP’nin  sendika kurma konusundaki görüşünü Türkeş, “Her iş kolunda tek ve mecburi  üyeliğe dayanan sendikacılığın kurulmasını öne sürdük” diye  özetlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Milliyetçi Hareket, her türlü sömürü düzenine  karşıdır. Sermayenin emeği sömürmediği sermaye ve emeği millî menfaatler içinde  dengeleyen bir düzen taraftarıdır. Emek ve sermaye birbirini yok eden,  birbiriyle mücadele eden iki düşman unsur değil, birbirini tamamlayan iki kardeş  unsur olarak ele alınmaktadır. Millî kalkınmanın ekonomik, gelişmenin hızla  dengeli ve adil bir şekilde gerçekleşebilmesi ancak emek sermaye bütünleşmesiyle  mümkün olabilecektir. MHP yabancı sermayeye karşı olmakla birlikte kalkınmanın  tasarruf ve yaptırım unsurlarını karşılamak üzere bir işçi tasarruf ve yatırım  sandığının kurulmasını öngörmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Sosyal ve iktisadî alanda dikkati çeken bir  diğer yaklaşım da “Tarım Kentleri” politikasıdır. Tarım kentleri birden çok  küçük yerleşim birimlerinin (Köy, mezra gibi) bulunduğu bölgelerde coğrafi ve  iktisadî şartlara göre belirlenecek ve en azından temel kamu hizmetlerinin  (idarî, sağlık, eğitim vs.) düzenli ve yeterli olarak götürülebileceği merkezler  oluşturmak fikrine dayanmaktadır. Taşrada refahı ve gelişmeyi sağlamanın bir  yolu olarak düşünülen “Tarım Kentleri Projesi”nin şehir hayatını doğrudan  etkileyecek bir tarafı da bulunmaktadır. Projenin uygulanmasının tabiî sonucu  olarak hızlı ve düzensiz şehirleşme sorununun çözümü kolaylaşacaktır. Çünkü  taşrada tarım kentlerinin gelişmesi şehre göç ihtiyacını azaltacaktır. Bu konu  1970’lerin CHP yönetimince “Köy Kent” 1990’larda DYP-CHP koalisyon hükûmetince  “Merkez Köyler” adı altında tekrar gündeme getirildiği  görülmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Köylerin kalkınması için devletin yardımı  yanında kurulacak olan Köy Yatırım ve Tasarruf Sendikalarının büyük yararlar  sağlayacağı düşünülmüş, diğer taraftan köylerin ekonomik kalkınmasında vasıta  olabilecek ikinci bir yol olarak toprak reformunun tatbiki ve kooperatiflerin  hayata geçirilmesi vurgulanmıştır. Toprak reformu ile parçalanmış tarım  topraklarının birleştirilmesi sağlanacak, ayrıca toprağı az veya hiç olmayan  köylülere toprak verilecektir. Kurulacak Köy Tarım Kooperatifleri ile tarım  işletmeciliğinde gerekli olan teknik araçlar ve krediler dağıtılacaktır. Bu  kooperatifler pazarlama görevini de yürüteceklerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP görüldüğü gibi köy ve köylüye büyük önem  vermektedir. Nüfusumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan köylerimizin kalkınması  için geliştirmiş olduğu politikalar oldukça isabetlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1977 seçimleri öncesi 4 Haziran 1977’de  radyoda yaptığı bir konuşmada Alparslan Türkeş <em>“Türkiye’yi&#8230; kısa zamanda dünyanın en  ileri milleti hâline getirmenin mücadelesini vermekte olan MHP, 100 milyona  ulaşacak nüfusla zengin ve dış Türkleri kollayacak güçlü bir Türkiye&#8217;yi hedef  olarak göstermekteydi. MHP uluslar arası anlaşmalara sadık olduğunu söylemesine  karşın “Ortak Pazar” köleliğine gerek ekonomik, gerek siyasî nedenlerden dolayı,  kesinlikle karşı çıktığını açıkça belirtmişti. Türkçü milliyetçi niteliğin bir  başka sonucu Türk törelerinin, geleneklerinin korunmasına verilen önemde kendini  gösterir. &#8220;</em><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Din konusuyla ilgili olarak MHP şu görüşleri  ileri sürmektedir. “Biz vicdanların hür olacağı din ve mezhep çatışmalarının  bahis konusu edilmeden millî bütünlüğü sağlayacak gerçek lâikliği savunuyoruz.  Devletimiz Anayasamıza göre lâiktir. Milliyetçi Hareket din ve vicdan  hürriyetinin baskıdan azade olmasını dinin devlete, devletin de dine müdahale  etmemesini savunur. Lâikliğin anlamı budur, hür ve medenî ülkelerde de tatbiki  böyledir. Din ve vicdan hürriyetini savunan MHP; lâikliği din düşmanlığı olarak  görmemekle herhangi bir amaçla dinsel duyguların sömürülmesine karşı  çıkmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP programında ilân ettiği temel hedeflere  ulaşmada temel görüş ve kabullerine uygun olarak insanımızın eğitimini, hayata  hazırlanmasını ve toplum içinde yerini almasını öncelikle ele almakta ve bunu  millî varlığımızın devamı ve yücelmesinin teminatı olarak  görmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin eğitim politikası iki amaca  yönelmektedir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>A- Eğitimin  millileşmesi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>B- Eğitimin  modernleşmesi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Eğitimin millileşmesi demek eğitimin millî  kültür ve gelenekleri genç nesillere benimsetmesi demektir. Bu gayeyi  gerçekleştirmek başta dil, din, sanat, ahlâk olmak üzere bir milletin kültürel  geleneklerini genç nesillere taşımasını sağlayabilmekle mümkün  olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Eğitim sadece millî kültür değerlerini genç  nesillere benimsetmekle kalmamalı, aynı zamanda da gençlerin çağdaş medeniyetin  (Endüstri ve tekniğin) talep ettiği bilgi ve maharetlerle  donatmalıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Eğitimde fırsat eşitliğini benimseyen MHP,  ilköğretimin mecburî 8 yıl olmasını yürekten desteklemiş, yabancı dil öğrenimini  kolaylaştıran tedbirlerin alınması gereğini savunmuş.“yabancı dile, yabancı bir  dil öğrenmeye karşı olmamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span>MHP’nin Nüfus Politikası da hayli ilgi çekici  hususlar veya görüşler ihtiva eder; Çeşitli neşriyatlarında nüfus kontrolüne  emperyalizmin bir oyunu olarak bakmıştır. Ülkemizin, yüz hatta iki yüz milyon  insanı besleyebileceğini savunmuştur. Milletler arası politikada bir devletin  kuvvetini gösteren üç unsurun ülke büyüklüğü, ekonomik kalkınma ve nüfus çokluğu  olduğunu belirten parti, ülkemizin yeteri büyüklükte olması dolayısıyla  nüfusunun artışıyla, Türkiye’nin dünya politikasında önemli bir yer işgal  edeceğine inanır. Ayrıca çoğalan nüfusla iktisadî politika iyi değerlendirildiği  takdirde kalkınma hızımızın artacağını iddia eder. Aile plânlaması  çalışmalarında gerekli düzenlemeler yapmayı hedef edinen MHP, kürtaj ve insan  vücuduna zarar verecek her türlü olumsuz uygulamaların da  karşısındadır.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP kuracağı devlette tehlikeye uğrayan  herkese ne olursa olsun insan haysiyetine yaraşır, asgarî gelir garantisi ve  azamî sağlık garantisi tanıyacağını belirtir. Bunlar &#8220;millî sosyal sigorta&#8221; ve  &#8220;millî sağlık hizmeti teşkilâtları&#8221;nın kurulması ile  gerçekleştirilecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin fikir sisteminde ağırlıklı bir yere  sahip olan “güçlü iktidar” ve “millî devlet” kavramları taraflı ve kasıtlı  çevreler tarafından anlamsız bir şekilde faşizm ile mukayese edilmiştir. Bu  değerlendirmelerde faşizmdeki anahtar kavramın başlı başına devlet olgusu olduğu  göz ardı edilmektedir. Faşizme göre; insanların hakları devletin onlara  verdiklerinden ibarettir. Vatandaşların canı da malı da devletindir. Faşizmde  vatandaş devlet yararına çalışır. Devlet milletin ve onun hayatının tümünü  yönetir. Tek bir parti idareyi ele geçirir. Bu parti askerî disipline tâbidir.  Devlet bir şefin elindedir. MHP fikriyatında ise devlet millet için vardır ve  devleti yaratan millet gerçeğidir, millî birlik bilincidir. Parti programında bu  konuyu doğrulayan şu görüşlere yer verilir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span>Milletimiz için “millet” ve “devlet”  kararları ayrılmaz bir bütünün iki aslî unsurudur</span></strong><span>. “Millet” olarak var olabilmek temel  hedeftir Bunun yegâne vasıtası ise kudretli bir devlettir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP, devralınan tarihî mirasına bağlı olarak  devlet varlığının tartışılamayacağını kabul ve ilân eder. Devletin, milletin  duygu, düşünce ve temayüllerini temsil etmesine, maddî ve manevî değerlerini iç  ve dış tehditlere karşı korumasına, milletimizi millî ülküler etrafında  birleştirmesine kesinlikle inanır ve devleti, milletin hizmetinde görür. Devleti  yönetenlerin kendilerini milletimizden üstün ve milletimizi güdülen sürü olarak  görmelerini de açıkça reddeder. Sadece bu cümle bile faşizmin diktatörlük  vasfına karşı oluşun bir ifadesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP “devlet-millet” zıtlaşmasını değil  “devlet-millet” bütünleşmesini savunur. Milletimizin ve vatanımızın bölünmez  bütünlüğünün korunmasını; hürriyet, barış, kardeşlik ve refahın sağlanmasını,  yalnızca milletin hizmetkârı kudretli ve fakat adil, her türlü anarşiyi terörle  değil, insanî ve millî politikalarla ortadan kaldıran, insan haklarına kesin  saygılı, millî demokratik hukuk devleti ile sağlanabileceğine  inanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin toplumu altı sosyal dilime ayırması  ve iktidarın bu altı meslek grubunu kendi görüşleri doğrultusunda  “korparasyonlar” biçiminde örgütleyerek ülkeyi yönetmeyi amaçlaması, toplumu  aynı anda hem parçalama hem de birleştirme işlevini üstlendiğinin gözlenmesi  faşizme benzetilmesine sebebiyet verebilmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin toplumu altı sosyal dilime ayırırken  bunu sınıfsal bir yaklaşımla gerçekleştirmemiştir. Burada amaç toplumda var olan  her meslek grubunun parlâmentoda temsilini sağlamaktır. Sadece belli bir grubun  (işçi, sermeyadar vs.) sözcülüğünü yapmayıp tüm toplumun çıkarlarını korumayı  görev bilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Faşizmin en önemli vasıflarından biri kadın  aleyhtarı bir rejim olmasıdır. Kadınlara karşı büyük bir güvensizlik gösterir ve  kadınları hor görür. Oysa MHP programını incelediğimizde böyle bir niteliğe  kesinlikle rastlanamamaktadır. MHP, ”Kadını ve haklarını savunmak ve kadını  erkeği ile beraber saygı gören bir varlık olarak korumak gerektiğine”  inanmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP hem faşizmi hem de nasyonal sosyalizmi  reddeder. Tek partici, ırkçı, antidemokratik ve kapitalist olmaları bu rejimleri  demokratik milliyetçilikten ayırır. Çünkü demokratik milliyetçilik, hür  seçimlere, çok partili sisteme, demokrasiye, millî iradeye ve Türk milletine has  bir toplumculuğa inanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP, ırkçı ve Turancı bir görüşe sahip olduğu  gerekçesiyle eleştirilmiştir. Eleştiriler karşısında verilen cevap ise şöyledir:  Türk milliyetçiliği fikri bir kültür hareketi olduğu için ırkçılığı, halka  dayandığı, halkın millî ve manevî değerlerinden kaynaklandığı için her türlü  otoriter rejimleri reddeder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Erdoğan Teziç, “Batı taklitçiliğine ya da  yabancıların hazırladığı reçetelere karşı çıkarken millî bünyemize uymayan  parlâmenter sistem yerine başkanlık sistemi önerdiğini, bu sistemin ilk kez  kapitalist bir ülke olan ABD’de ortaya çıktığını ve ancak bu ülkede  uygulanabildiğini” iddia ederek MHP’nin “başkanlık sistemi” konusundaki  görüşlerini eleştirmektedir. Teziç’in yanlı bir şekilde yaptığı anlaşılan bu  tenkidinden, Türk tarihini lisans seviyesinde dahi idrak edemediği  anlaşılmaktadır. “Başkan” kelimesi ve kavramı Türkler tarafından 11. yüzyıldan  itibaren bilinmekte ve kullanılmaktaydı. Türk tarihinde bugünkü modern manada  bir “başkanlık sistemi”nden bahsetmek mümkün olmamakla birlikte, &#8220;hakan, sultan,  padişah, başkan&#8221; gibi adı her ne olursa olsun devletin başında bulunan şahıs  hiçbir dönemde sorumsuz olmamıştır. Kurultay, Kengeç Meclisi, Töre gibi çoğulcu  sistemi hatırlatan müesseseler ile padişah iradesi hemen hemen her dönemde  sınırlanmıştır. Ayrıca Türklerde başa geçen hakan veya sultan daima milletine  hizmet etmek için vardır. Bu davranış biçimi Türk devlet anlayışında daima  mevcut olmuş ve bir gelenek olarak yerleşmiştir.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Sonuç olarak tüm görüş ve eleştiriler ne  şekilde olursa olsun Milliyetçi Hareket Partisi prensipleri ve ideolojisi ile  bir realitedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP özellikle gençlik kesiminde yaygın bir  biçimde örgütlenmiştir. Partinin yandaş örgütü olan “Ülkü Ocakları” en önemli  teşkilâtıdır.1965’ten sonra partinin gençlik kolları “Ülkü Ocakları Derneği” adı  altında teşkilâtlanmaya başladı. 1978 yılında Ankara Valiliği, Ülkü Ocakları  hakkında suç duyurusunda bulununca dernek feshedilip yerine Ülkücü Gençlik  Dernekleri kuruldu. Bu dernek, 1980 yılında faaliyetlerini  durdurmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP, gençlikten başka çeşitli toplumsal  kesimleri kapsayan bir dizi ülkücü kuruluş oluşturmuştu. Milliyetçi İşçi  Sendikaları, Ülkücü Polisler Derneği, Ülkücü Kamu Görevlileri Güçbirliği  Derneği, Ülkücü Öğretmenler Birliği Derneği, Ülkücü Esnaf ve Sanatkârlar  Derneği, Ülkücü Köylüler Derneği gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Partinin resmî organı Hergün gazetesi ve onu  destekleyen diğer gazeteler ise Ortadoğu, Bayrak ve Millet’tir. MHP&#8217;yi  destekleyen dergiler ise şunlardır: Töre, Devlet, Bozkurt, Ocak, Genç Arkadaş,  Ülkü Tek, Yiğit Köylüm, Millî Hareket, Türkiye ve Dünya  vb.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>1970–1980 Döneminde MHP&#8217;nin Siyasî  Faaliyetleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1969 seçimlerinden sonra ülkedeki tansiyonun  yavaş yavaş yükseldiği görülür. İktidarda olan Adalet Partisi içerisinde de  toplumsal yapıdan kaynaklanan önemli bir bunalım oluşuyordu. Sonraları  Demokratik Parti olayına yol açacak bu bunalım 1970 bütçe oylamasında kendini  göstermiş ve Demirel’in bütçesi kendi partisinin milletvekillerinin ret oyu ile  kabul edilmemiştir. İzlenen ekonomik politikalar sonucunda pahalılık baş  göstermiş, petrol krizi, öğrenci eylemleri, silâhlı hareketler vb. olaylar  ülkeyi yeniden bir darbenin eşiğine sürüklemişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Sonuçta 12 Mart 1971’de Genel Kurmay Başkanı  ve Kuvvet Komutanları, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanlarına ortak bir muhtıra  vererek “12 Mart Rejimi” diye anılan dönemi  başlatmışlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1971–1973 yılları arasında partiler üstü  hükûmetlerin faaliyetlerini görüyoruz. Geliştirilen formüle göre CHP’den istifa  ederek ve partiler üstü bir başbakan olarak görevlendirilen Nihat Erim 5’i  AP’li, 3’ü CHP’li, 1’i MHP’li 8 siyasetçi ile kabineyi  kurmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Nihat Erim, ikinci hükûmetini 11 Aralık 1971  günü kurmuş ancak 22 Mayıs 1972 tarihine kadar 5 ay devam edebilmişti. Ülkeyi  kanun hükmünde kararnamelerle yönetmek isteyen Nihat Erim’in bu isteği  parlâmentoda kabul görmeyince Erim görevinden istifa  etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Daha sonra Ferit Melen ve Naim Talu  hükûmetlerini görmekteyiz. Naim Talu hükûmeti bir geçiş hükûmetidir. AP ve CGP  koalisyonundan oluşur ve hedefi ülkeyi genel seçimlere götürmektir. Muhalefette  ise CHP’nin yanı sıra MSP, DP, TBP, MP ve MHP yerlerini almaktaydılar. 12 Mart  döneminden sonra siyasete dönüş 14 Ekim 1973 seçimleriyle gerçekleşmiştir. Seçim  sonuçlarına göre; CHP oyların %33’ünü alarak 185 milletvekilliği çıkartmıştır.  MHP ise oy oranını %3,4’e, milletvekili sayısını da birden üçe yükseltmiştir.  MHP listesinden milletvekili seçilenler Alparslan Türkeş, Mustafa Kemal Erkovan  ve Ali Fuat Eyüpoğlu’dur. MHP yönetiminin bu seçimlerde Mecliste grup kurma  beklentisi olmasına rağmen bu hedefe ulaşılamamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu seçimlerden sonra hiçbir partiye tek  başına hükûmeti kurma imkânı doğmadığından uzun pazarlık dönemi başlamıştır.  Sonuçta 26 Ocak 1974’te CHP ile MSP, Bülent Ecevit’in başkanlığında bir karma  hükûmet kurabilmişlerdir. Fakat Kıbrıs müdahalesi sonrasında koalisyon ortakları  arasında çıkan anlaşmazlık Bülent Ecevit’in istifasıyla sonuçlanmıştır. Bu  istifadan sonra güvenoyu alamamasına rağmen Sadi Irmak yeni hükûmet kurulana  kadar ülkeyi yönetmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Nihayet 31 Mart 1975’te Demirel başkanlığında  kurulan Adalet Partisi, Millî Selâmet Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi ve  Milliyetçi Hareket Partisi dörtlüsünden oluşan ilk “Milliyetçi Cephe Hükûmeti”  218’e karşı 222 oyla güvenoyu almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin siyasî arenada etkin rol oynaması bu  hükûmetin kurulmasıyla başlamıştır. MHP Mecliste iki bakan ile temsil  edilmiştir. Bu bakanlar; Alparslan Türkeş ve Mustafa Kemal  Erkovan&#8217;dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bir süre sonra partiler hükûmet icraatlarında  birbirlerinin aleyhine hareket etmeye başlamışlardır. Ülkede hem ekonomik hem de  sosyal durum kötüye gitmekteydi. Enflâsyon yukarı tırmanırken, terör olaylarında  artış görülmekteydi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1 Mayıs 1977’de İstanbul Taksim’deki  kutlamalarda 37 kişinin ölümü ve birçok kişinin yaralanması anarşi olaylarının  tırmandığının en önemli delilidir. Terör olaylardaki artış 1977 seçimlerinin  dört ay öne alınmasına sebep olmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu ortam içerisinde yapılan1977 seçimlerinde,  CHP %41 oy oranı ile 213 milletvekili çıkarmıştır. MHP ise %6,4 oy oranı ile 16  milletvekili kazanmıştır. Bu milletvekilleri şunlardır; Alparslan Türkeş, Necati  Gültekin, İhsan Karaçam, Mehmet Irmak, Tahir Şaşmaz, Nevzat Kösoğlu, Cengiz  Gökçek, Turan Koçal, M.Yusuf Özbaş, Mehmet Doğan, Agâh Oktay Güner, İhsan  Kabadayı, Sadi Somuncuoğlu, Ali Gürbüz, Faruk Demirtola, Ömer Çakıroğlu ve Ali  Fuat Eyüpoğlu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu sonuçlar karşısında hükûmeti kurma görevi  Ecevit’e verilmiştir. Ecevit’in kurduğu azınlık hükûmeti güvenoyu alamayınca 22  Temmuz 1977’de AP, MSP ve MHP’den oluşan II. Milliyetçi Cephe Hükûmeti  kurulmuştur. Bu defa MHP kabinede beş bakanlık elde etmiştir. MHP&#8217;nin bakanları  şunlardır; Alparslan Türkeş, Sadi Somuncuoğlu, A.Oktay Güner, Cengiz Gökçek ve  Gün Sazak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>II. Milliyetçi Cephe Hükûmeti gensoru ile  düşürülen ilk hükûmet unvanına sahiptir. Daha sonra Ecevit’in kurmuş olduğu  hükûmet yine Ecevit’in istifasıyla sonuçlanmış ve Demirel’in azınlık hükûmeti  kurulmuştur.<span>  </span>Bu hükûmetin kurulmasında  MSP ve MHP’nin büyük desteği söz konusudur. Yeni hükûmetin kurulmasına rağmen  ülkede istikrar sağlanamamış, siyasî bunalım da her geçen gün artmış ve sonuçta  12 Eylül darbesi gerçekleşmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span>12  EYLÜL SONRASINDA MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Darbe ile birlikte devlet yönetimine el  konulmuş, yasama ve yürütme yetkilerinin MGK tarafından kullanılacağı  açıklanmış, kısa zamanda bakanlar kurulu kurularak yürütme yetkisinin bu kurula  bırakılacağı, her kademedeki siyasî faaliyet durdurulmuş, parti başkanlarının  can güvenliğini sağlamak amacı ile TSK’nin koruma ve gözetiminde belirli  yerlerde ikamete tabi tutulmuşlar, parlâmento ve hükûmet  feshedilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>13 Eylül 1980 tarihinde Bülent Ecevit ile  Süleyman Demirel Gelibolu Hamzakoy’da, Necmettin Erbakan ise İzmir Uzunada’da  gözetime alındılar. Bundan sonra AP’den 7, CHP’den 25, MHP’den 11, MSP’den 5  kişi de gözetime. MHP lideri Alparslan Türkeş ise müdahalenin üçüncü günü teslim  olmuş ve Uzunada’ya gönderilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>27 Ekim 1980 tarih ve 2323 sayılı kanunla  faaliyetleri durdurulan siyasî partiler, 16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı  Siyasî Partilerin Feshine Dair Kanun ile tümden feshedildi ve partilerin para  dâhil taşınır veya taşınmaz bütün mal varlıkları hazineye devredildi. Aynı yasa  ile 13 Temmuz 1965 tarihli SPK’de yürürlükten kaldırıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>29 Nisan 1981 tarihinde ise MHP hakkında  “Anayasal düzenin, cumhuriyetçilik ve demokrasi ilkelerine aykırı olarak  devletin tek bir kişi tarafından yönetilmesi amacına yönelik değiştirilmesine  zor yoluyla kalkışmak; Türkiye ahalisini birbiri aleyhine silâhlandırarak toplu  kıyıma yönlendirmek, toplu kıyıma neden olmak, bu cürümlere katılmak; TCK’nin  149 ve 146. maddelerinde yazılı cürümleri, işlemek için silâhlı cemiyet  oluşturmak&#8221; vb. iddialarıyla askeri savcılıkça, kamu davası açılmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası 5 yıl, 11 ay,  8 gün sürmüş, 333 duruşmaya sahne olmuş ve 7 Nisan 1987’de neticelenmiştir.  Ankara 1 Numaralı Askerî Mahkemesinde görülen 392 sanıklı davada MHP lideri  Alpaslan Türkeş’e 11 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezası verilmiştir. Partinin genel  idare kurulu üyelerinin tamamı beraat ederken 5 sanık hakkında idam cezası  verilmiştir. 150 sanığın beraat ettiği davada 9 sanık hakkında müebbet hapis,  219 sanık hakkında 6 yıl ilâ 36 yıl arasında değişen hapis ve 6 sanık hakkında  da görevsizlik kararı verilmiştir. 3 sanık hakkındaki dava düşerken, 2 sanık da  yargılama sırasında vefat etmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Yargılama süresi içinde kalbinden  rahatsızlanan Alparslan Türkeş 29 Mayıs 1983’te Askerî Mevkii Hastanesine  kaldırılmıştır. 4 yıl, 5 ay, 28 gün tutuklu kalan MHP lideri tutuklu kaldığı  süre göz önünde bulundurularak bir gün hapis cezasından sonra tahliye  edilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Aslında iddianamenin temel hareket noktası,  MHP’de tecessüm eden Türk milliyetçiliği fikriyatını, faşizmin ve nasyonal  sosyalizmin bir türevi gibi değerlendirme anlayışıydı. Bu hususa işaret eden  Türkeş, “Devlet ve millet adına görev ifa eden bir makamda bulunan kişilerin  milliyetçilik fikrini suçlamaları millî birliği sabote edilmek istenen bu  ülkenin geleceğinde tahripkâr neticeler doğuracaktır.” değerlendirmesini  yapmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Ayrıca Alparslan Türkeş 12 Eylül’le ilgili şu  değerlendirmeyi yapmaktadır; “12 Eylül Hareketi’nin yapılmasına lüzum yoktu,  ülkenin her yerinde sıkıyönetim ilân edilmişti. Bu şartlar altında sıkıyönetim  müesseseleri hakkıyla görevini yapsaydı, terör kısa zamanda  çözümlenirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>12 Eylül Hareketi’nin vatana, devlete  kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Türk devletinin temel felsefesi olan  milliyetçiliği ezmiş, milliyetçileri lekeli ve suçlu insanlar olarak göstermiş  ve Türk milletini yaşatacak düşünce olan Türk milliyetçiliğini korkulup,  benimsenmemesi icap eden bir düşünce olarak insanların zihinlerine yerleştirmeye  çalışmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Ülkücülere duyulan garazkârlık dolayısıyla,  onları karalamak için Atatürk milliyetçiliği tabiri icat edilmiş ve ilme aykırı  olan bu deyim Anayasa’ya geçirilmiştir. Oysa Atatürk’ün kendisi bile  konuşmalarında “müfrit milliyetperveriz” demekle hiçbir zaman Atatürk  milliyetçiliği diye bir tabir kullanmamıştır”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Esasında 12 Eylül mahkemelerinde yapılmak  istenen farklı bir milliyetçiliğin kavramlaştırılması ile MHP’nin temsil ettiği  milliyetçilik anlayışının meşruiyet zeminini yok etmektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>Yeniden Partileşme ve Muhafazakâr  Parti<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Yeni partilerin kurulduğu 1983’te MHP  kadrolarının önemli bir bölümü ANAP’ta, daha küçük bir kısmı da DYP’de yer  aldılar. MHP’yi müstakil olarak sürdürmek isteyen kadrolar ise 7 Temmuz 1983’te  Muhafazakâr Parti&#8217;yi kurdular. MP’nin kurucular listesinde yer alan bazı isimler  şunlardır; Mehmet Pamak, Ali Koç, Ahmet Karaca, M. Kazım İlkhan, Ahmet Ersen,  Kemalettin Toros, Kani Özden, Ahmet Özsoy ve Sabahattin Çankaya. MHP’nin lideri  Alpaslan Türkeş’in manevî desteğini de alan MP, özellikle Türk milliyetçilerini  çatısı altında toplamak için büyük gayret sarf etmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Partinin ilk genel başkanlığına Danışma  Meclisindeki çalışmaları ile dikkat çeken Mehmet Pamak seçilmiştir. Muhafazakâr  Parti’nin kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığı’na verilirken adının başında  bulunan “Cumhuriyetçi” kelimesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine  kaldırılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Basında MP’nin kadro ve fraksiyon itibariyle  MHP’nin devamı olduğu şeklinde haberlerin yayıldığı bir sırada 26 Temmuz 1983  günü Millî Güvenlik Konseyi’nin 100 nolu kararı ile parti kurucularından 25 kişi  veto edilir. Uygun görülmeyen üyeler şunlardır;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1. Mehmet Pamak<span>                   </span>14. Ali  Koç<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>2. İbrahim Ahi<span>              </span>15. Mevlüt  Mutlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>3. Mehmet Çalışkan<span>                 </span>16. Kâmil  Özden<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>4. Sabahattin Çankaya<span> </span>17. Bahadır Özel<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>5. Melek Denli<span>             </span>18. Zekâ  Özkan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>6. İbrahim Dönmez<span>                  </span><st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="19. M">19. M</st1:metricconverter>. Kemal  Özkan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>7. Münir Efe<span>                            </span>20. Ahmet  Sayımlar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>8. Ahmet Ersen<span>                        </span><st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="21. M">21. M</st1:metricconverter>. Ramazan  Sönmez<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>9. Yusuf Fetvacı<span>                      </span><st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="22. M">22. M</st1:metricconverter>. Kemalettin  Toros<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="10. M"><span>10. M</span></st1:metricconverter><span>. Kâzım İlkhan<span>                </span>23. Ahmet  Uslu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>11. Yaşar İmeci<span>                       </span><st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="24. M">24. M</st1:metricconverter>. Tufan  Yaşar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>12. Ahmet Kahraman<span>              </span>25. H. İbrahim  Yücel<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>13. Ahmet Karaca<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Büyük darbe alan MP’de genel başkanlığa veto  barajını aşmayı başaran Ahmet Özsoy seçilir. Bu arada MGK, 16 Ağustos 1983  tarihinde 117 sayılı kararı ile MP’nin 19 üyesini daha veto eder. Veto edilen  yeni kurucular şunlardır;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1. Emin Acar<span>                           </span>11.Ferhat  Özengin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>2. İbrahim Açık<span>                       </span>12. Asım  Sonmete<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>3. Kazım Atakul<span>                      </span>13. Kenan  Şahan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>4. Şahin Başbuğ<span>                       </span>14. Dürdane  Şahin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>5. Hüseyin Çelikcan<span>                 </span>15. Ali  Şeker<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>6. Kadir Demirel<span>                      </span>16. Necati  Şentürk<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>7. Beytullah Demirhan<span>  </span>17. Cevdet Tosçu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>8. Kenan Ertan<span>            </span>18.M. Akif  Tuncer<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>9. B. Özkan Gölmez<span>                </span>19. Mahmut  Tütüncü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>10. İbrahim Kocaoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu vetolara rağmen MP, anayasaya uygun  olarak; seçimler yoluyla tüzük ve programında belirlenen (milliyetçi,  muhafazakâr) görüşler doğrultusunda millî iradenin oluşmasını sağlama,  demokratik devlet anlayışının tesisi amacıyla, ülke çapında teşkilâtlanmasını  tamamlamaya çalışmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Muhafazakâr Parti Programı “Hür Millet”,  “Mili Devlet” ve &#8220;Güçlü İktidar” vadeder. Program dikkatle incelendiğinde MHP  programı ile benzerlikler hemen göze çarpar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MP’nin milliyetçileri ortak bir çatı altında  toplamada yeterince başarılı olduğu söylenemez. Öncelikle, MHP davasının yol  açtığı gergin ortam, milliyetçi camiada geleceği kestirebilme bakımından  zorluklar doğurmuştur. İkinci olarak vetolar nedeniyle MP kuruluşunun ilk  yıllında üç genel başkan değiştirmek zorunda kalmıştır. Ayrıca seçimlere  katılamayış da MP için bir dezavantaj teşkil etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1985 yılında MP içinde yeni bir kadro  değişikliği gerçekleşir. Ali Koç Genel Başkan, M. Ali Erdoğan Genel Başkan  Yardımcısı, İbrahim Dönmez de Genel Sekreter olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MP I. Büyük Kongresi 30 Kasım 1985 günü  Ankara’da yapıldı. Kongrede tek aday olarak gösterilen Ali<span>  </span>Koç Genel Başkan olurken, partinin adı  &#8220;Milliyetçi Çalışma Partisi” olarak değiştiriliyordu. Türkiye üzerinde yükselen  bir çınar ağacından oluşan eski parti amblemi yerine kırmızı zemin üzerinde  beyaz bir hilâl ve etrafından “9 Işık”ı temsilen 9 yıldızdan oluşan yeni amblem  kabul ediliyordu. 1987 yılı içerisinde MÇP iki olağanüstü kongre yaşamıştır.  Birincisi Genel Başkan Ali Koç’un istifası üzerine 19 Nisan günü Ankara’da  gerçekleştirilmiştir. Abdülkerim Doğru’nun Genel Başkan seçilmesiyle sonuçlanan  kongrede Devlet Bahçeli Genel Sekreterliğe getirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MÇP Genel Başkanlığa seçilen Abdulkerim  Doğru’nun eski MSP milletvekili olması birtakım tartışmalara sebebiyet  vermiştir. MHP’nin temelini oluşturan milliyetçilik fikri din ile bir çatışma  hâlinde kesinlikle olmamasına rağmen, “Din” karşısında “Milliyetçilik”in ikinci  plâna düştüğü yorumları yapılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>6 Eylül 1987’de referandumla siyaset yasağı  kalkan Türkeş, 20 Eylül 1987’de MÇP’ye kaydını yaptırmıştır. Bu gelişme  sonrasında olağanüstü kongre kararı almış ve 4 Ekim 1987’de yapılan II.  Olağanüstü Kongrede 210 delegenin oyunu alan Alparslan Türkeş MÇP Genel  Başkanlığına seçilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>26 Kasım 1987 Genel Seçimleri MÇP için ilk  ciddî sınav olmuş, ancak arzu edilen başarı sağlanamamıştır. MÇP bu seçimlerde  %2.91 oranında oy almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MÇP’nin II. Olağan Kongresi 27 Kasım 1988  tarihinde gerçekleştirilmiş, Alparslan Türkeş yeniden Genel Başkan seçilmiştir.  Ayrıca bu kongrede parti programında değişiklikler yapılmış ve 9 Işık doktrini  temel prensip olarak programın çatısını oluşturmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MÇP, 26 Mart 1989’daki yerel seçimlerde  Türkiye çapındaki oy oranını %4,1’e yükseltti. 20 Ekim 1991’de yapılan genel  seçimlere ise MÇP, RP ve IDP ile seçim ittifakı yaparak girmiştir. %16.9  oranında oy alan bu ittifak parlâmentoya girmeye hak kazanmıştır. Seçimden kısa  süre sonra ittifaktan ayrılan Alparslan Türkeş ve 18 arkadaşı “Demokratik  Hareket Partisi (DHP)”ni kurdular. 29 Aralık 1991’de yapılan III. Olağan Kongre  de bu 19 milletvekili MÇP’ye katılmışlardır. Böylelikle DHP kendi kendini  feshetmiş oluyordu. Bu kongrede Alparslan Türkeş yeniden Genel Başkan  seçilmiştir. Bu dönemde parlâmentoda MÇP’yi temsil eden milletvekilleri  şunlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>1. Alparslan Türkeş<span>                 </span>11. Mustafa  Dağcı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>2. İsmet Gür<span>                            </span>12.Osman  Develioğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>3. Muharrem Şemsek<span>              </span>13. Seyfi  Şahin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>4. Tuncay Şekercioğlu<span>  </span>14. Musa Erarıcı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>5. Rıza Müftüoğlu<span>                    </span>15. Servet  Turgut<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>6. Oktay Öztürk<span>                      </span>16. Muhsin  Yazıcıoğlu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>7. Esat Bütün<span>                           </span>17. Ahmet  Özdemir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>8. Ökkeş Şendiller<span>                   </span>18. Koray  Aydın<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>9. Saffet Topaktaş<span>                   </span>19. Yaşar  Erbaz<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>10. Seyit O. Sevimli<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MÇP, Mecliste grup kurma hazırlığı içinde  iken 7 Temmuz 1992’de Muhsin Yazıcıoğlu’nun başını çektiği 6 milletvekili ile  birlikte MÇP’den istifa ederek ve bir süre sonra Büyük Birlik Partisi adında  yeni bir parti kurmuşlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span>Yeniden MHP<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Siyasî partileri kapatan 12 Eylül yönetimince  yasalaştırılan &#8220;Siyasî Partilerin Feshi ve Kanun&#8221;un 19 Haziran 1982’de iptaliyle  MHP’nin yeniden açılması gündeme gelmiştir. Bazı yöneticiler MHP’nin maddî ve  fikrî potansiyelini kucaklayamayan MÇP’nin yeniden açılacak MHP’nin bir bileşeni  olması gerektiğini savunuyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin yeniden açılması tartışmaları devam  ederken 27 Aralık 1992 günü toplanan MHP’nin son kurultayında delegeler,  partinin feshine, isminin ve ambleminin MÇP tarafından kullanılabileceğine karar  vermişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Bu gelişme üzerine 24 Ocak 1993’te yapılan  Olağanüstü Kongreyle MÇP, MHP adını almış ve üç hilâlli amblemin tekrar  kullanılmasına karar verilmiştir. Böylece MHP ikinci defa doğmuş, “Milliyetçi  Hareket” adıyla temsil edilen yaklaşık 30 yıllık misyon, bütün olumsuzluklara  rağmen ayakta kalmayı başarmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Cumhuriyet dönemi siyasî partileri içinde  MHP, girdiği her seçimde oy oranını daima yükseltebilen nadir siyasî partiler  arasında gösterilmektedir. MHP, milliyetçiliğin popülerleştiği bir siyasî  atmosferde 27 Mart 1994 mahallî seçimlere girerek %8.18 oranında oy ile  tarihindeki en yüksek gücüne ulaşmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>MHP’nin bu yükselişine şüphesiz “ılımlı,  makul, uzlaşmacı, sorumlu, bilge devlet adamı”, görüntüsü çizen Türkeş’in büyük  payı olmuştur. 1989’da Sovyet sisteminin çöküşü ile birlikte bu sistem içindeki  Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanması, 1984’ten beri devam PKK  terörürün 1990’lı yıllarda doruğa ulaşması karşısında MHP’nin takip etmeye  çalıştığı politika Türk kamuoyunda takdirle karşılanmış, bu durum MHP’nin  yükselişinde önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca yükseliş sebeplerinden biri de  sorumlu muhalefet anlayışına sahip olmasıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Netice itibarıyla MHP’nin 1989 mahallî  seçimlerinden sonra çizdiği yükselen grafik, fikrî alt yapısını koruyarak daha  geniş kitlelerin hissiyatına tercüman olmasına, fikir partisi ile kitle partisi  olmanın gereklerini bağdaştırabilen bir yapıya kavuşmasına  bağlayabiliriz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Ancak Aralık 1995’te yapılan genel seçimlerde  MHP %8.18 oy toplamasına rağmen %10 barajını aşamadığı için TBMM’ye milletvekili  sokamamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Alparslan Türkeş&#8217;in 1964 yılında siyasete  doğrudan girmesiyle başlayıp 1969 yılında tamamlanan süreçte Türk milliyetçiliği  davası, derlenip toparlanmaya, daha doktriner bir hüviyet kazanmaya başlamış,  kendi özgün ve dinamik siyasi partisine kavuşmuştur. Bu süreç, dağınık, siyasi  etkinliği çok zayıf ve özgüven bunalımı yaşayan bir camianın varlığını çok iyi  gözlemleyen, Türk milletinin yeni bir dirlik, birlik ve kalkınma hamlesine  ihtiyacı olduğunu hisseden siyasî iradenin, inancın, kararlığın ürünüdür. Yani  Merhum Liderimiz Alparslan Türkeş&#8217;in önderliğindeki kadronun iradesinin ve  çabalarının eseridir. Milliyetçi-ülkücü hareket, büyük ve güçlü Türkiye&#8217;nin  mimarı olarak doğmuş ve gelişmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Türk milliyetçiliği hareketinin yeniden  yapılandırılması aşamasını, bütün milliyetçilerin, vatanseverlerin, bütün  dağınık parçaların bir araya getirilmesi ile fikri alt yapının geliştirilmesi ve  projelerin ortaya konması aşaması izlemiştir. Tabi bütün bu aşamalar, çok zorlu  ve uzun soluklu bir mücadeleyi, ilmik ilmik örülme anlamında zahmetli çabaları  ifade etmektedir. Çünkü Türk milliyetçileri, önlerine çıkartılan bir çok engeli  aşmak, yoğun karalama kampanyalarını göğüslemek için olağan üstü çabalar sarf  etmek zorunda kalmışlardır. Türk milliyetçiliği davasının doğrudan siyasi alana  taşındığı, yani rahmetli Başbuğumuzun Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi&#8217;nin  genel başkanı seçildiği günden itibaren başta faşizm olmak üzere sürekli  eleştiriler yöneltilmesi, Türk gençliğinin çeşitli oyunların içine çekilmeye  çalışılması Milliyetçi Hareket&#8217;in gelişimini etkilemiştir. İşte  milliyetçi-ülkücü hareket, bir taraftan bu tür karalama kampanyalarıyla ve terör  belasıyla uğraşmak, bir tarafta da dünya ve ülke sorunlarıyla ilgilenmek,  çözümler üretmek durumunda kalmış, siya-si hayatın gereklerini yerine getirmeye  çalışmıştır. Bu mücadelenin bir de imkânsızlıklar içinde yürütüldüğü  düşünüldüğünde, anlamı, önemi ve büyüklüğü daha iyi  anlaşılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Milliyetçi Hareket Partisi, böyle bir zorlu  mücadele geleneğine ve olumsuzluklara rağmen, iktidar ortağı olduğu zamanlarda  ülkeye hizmet etmenin en iyi örneklerini sergilemekten de geri kalmamıştır.  Türkiye Büyük Millet Meclisindeki MHP, ciddiyet, çalışkanlık ve ülke çıkarıyla  özdeşleştirilir olmuştur. Bu dönemde, yine, gençliğin yıkıcı ve bölücü fikirlere  kapılmamasında, kültürel yabancılaşma hastalığına yakalanmamalarında kalkan  işlevi görmüştür. Alparslan Türkeş&#8217;in önderliğindeki Milliyetçi Hareket, bu  tarihî görevini, genç nüfusun millî ve manevî değerlerle donanmış idealist bir  gençlik olarak yetişmesini sağlayarak yerine getirmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span>Türk milliyetçileri, 12 Eylül 1980  sonrasındaki üç yılı kapsayan askerî yönetim döneminde de her türlü baskıyla  karşı karşıya kalmış ve MHP kapatılmıştır. Aynı şekilde 1983 sonrasındaki  parçalama teşebbüslerine göğüs germe zorunda kalınmıştır. Ancak, Milliyetçi  Hareket kısa süre içinde Türkiye&#8217;nin ve Türk dünyasının tekrar parlayan yıldızı  olmayı başarmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Başbuğ Alparslan Türkeş&#8217;in  Vefatı Ve Cenaze Merasimi<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk siyasî hayatında &#8220;Başbuğ&#8221; olarak bilinen,  Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;nin efsanevî lideri Başbuğ Alparslan Türkeş, 4 Nisan  1997 tarihinde geçirdiği bir kalp spazmı sonucu vefat etti. Başbuğ Türkeş&#8217;in  ölüm haberi, Türkiye ve Türk dünyasında büyük tesirler meydana getirmiş ve  özellikle ülkemizi yasa boğmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş, 4 Nisan tarihinde Ankara Hilton  Oteli&#8217;nde katıldığı bir nişan merasimi dönüşü özel aracında saat 22.30  sıralarında fenalaştı. Araba ile hastaneye götürülürken yanında bulunanlara  &#8220;Arabanın camını açın, daraldım&#8221; diyen Türkeş&#8217;in bu sıralarda yüzü sarardı ve  nefesi sıkıştı. Bunun üzerine evine en yakın yerde bulunan Fatih Üniversitesi  Çankaya Tıp Merkezi&#8217;ne götürülen Türkeş&#8217;e burada kalbi güçlendirici iğneler  yapıldı. Alparslan Türkeş&#8217;e burada ilk müdahaleyi yapan Dr. Hüseyin Aka olayı  şöyle anlatmıştır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Sayın Türkeş&#8217;in rahatsızlanarak hastanemize getirildiği  söylenince apar topar geldim. Saat 22.45 civarındaydı. Bize gelir gelmez baktım  durumu iyi değil. Hemen müdahaleye aldık. Müdahale 10 dakika kadar sürdü. Bu  arada Bayındır Tıp Merkezi&#8217;ni arayarak hazırlık yapmalarını haber verdik. Prof.  Dr. Arif Özdemir&#8217;le birlikte 5 dakika içinde Bayındır Tıp Merkezi&#8217;ne götürdük.  Bu arada ambulans içinde suni teneffüse devam ettik. Gayet güzel müdahaleler  yapıldı. Ama bize geldiğinde de kalbi çalışmıyordu .&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çankaya Tıp Merkezi&#8217;nde yapılan bu müdahaleler sonuç  vermeyince, Alparslan Türkeş korumaları tarafından acil olarak Bayındır Tıp  Merkezi&#8217;ne saat 23.15 sıralarında getirildi. Nöbetçi Doktor Sertaç Yıldırım&#8217;ın  yaptığı açıklamaya göre Alparslan Türkeş&#8217;in hastaneye getirildiğinde kalbi  tamamen durmuştu. Kendisine masaj ve şok tedavisi uygulandı. Yoğun bakımı  sırasında bir ara kalbi yeniden çalışır gibi olduysa da alınan bütün tıbbî  tedbirlere rağmen Başbuğ Türkeş&#8217;in vefatına engel  olunamadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbuğ Türkeş&#8217;in vefat haberi uzun süre doğrulanamadı.  Haberin çeşitli televizyon kanallarında duyurulmaya başlamasından itibaren  ülkücüler hastane önünde toplanmaya başladı. &#8220;Türkeş öldü&#8221; haberini kabullenmek  istemeyen ülkücüler, hastane önünde dua edip ağladı ve tekbir getirdi. Nihayet  Bayındır Tıp Merkezi&#8217;nin yetkilileri Alparslan Türkeş ile ilgili acı haberi saat  03.15 civarında resmen açıkladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8230;Ve son Başbuğ artık yoktu. Seksen yıllık ömrü sona  ermiş, ardında gözü yaşlı milyonlar bırakarak göçüp gitmişti.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">O gece ülkücüler uyumadı. Başbuğlarının ölüm haberini  duyan talebeleri ve dava arkadaşları sabaha kadar gözlerini kırpmadan  beklediler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş&#8217;in Tıbbî Ölüm Raporu<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in tıbbî ölüm raporu, Ankara Bayındır Tıp  Merkezi&#8217;nde hazırlandı. Türkeş&#8217;in ölüm raporu şu  şekildedir;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8221; Sayın Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 Cuma gecesi saat  23.15&#8242;te kalp ve solunum durmasıyla hastanemiz acil servisine getirilmiştir.  Derhâl yoğun bakıma alınarak resusitasyona devam edilmiştir. 3.5 saat süreyle  yapılan resusitasyona yanıt alınamamıştır. Yapılan nörolojik, kardiyolojik  anestezi ve reanimasyon, göğüs hastalıkları muayeneleri, ERA ve EKG tetkikleri  ile hastanın ex olduğuna karar verilmiştir.(Karar  saati:02.30)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Doç. Dr. Yaman Zorlutuna (Bayındır Tıp Merkezi  Başhekimi), Prof. Dr. Ferhan Özmen (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi  Kardiyoloji Öğretim Üyesi), Doç. Dr. Nuri Özgirgin (Bayındır Tıp Merkezi KBB  Uzmanı), Prof. Dr. Arif Özdemir (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel  Cerrahi Öğretim Üyesi), Doç. Dr. Nadir Banudak (GATA Kornea Yoğun Bakım Şefi),  Prof. Dr. İrfan Sabah(Acil Yardım Hastanesi Kardiyoloji Bölümü), Dr. Murat  Sümer(Bayındır Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı), Dr. Serap Bilen Hızek (Bayındır Tıp  Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı), Dr. Funda Yağcı (Bayındır Tıp Merkezi  Anestezi Uzmanı), Dr. Hüseyin Aka (Fatih Üniversitesi Çankaya Tıp Merkezi).&#8221;  Cenaze Merasimi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MHP Genel Merkezi&#8217;nce yapılan açıklamada cenaze  merasiminin 8 Nisan 1997 tarihinde yapılacağı duyurmuş ve törenle ilgili  programı şu şekilde tespit edilmiştir;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Alparslan Türkeş&#8217;in cenazesi bugün (8.4.1997) saat 8.30  &#8216;da Bayındır Tıp Merkezi&#8217;nden alınarak Eskişehir Yolu üzerinden TBMM&#8217;ye  getirilecek. TBMM&#8217;de düzenlenecek törenden sonra Türkeş&#8217;in cenazesi MHP Genel  Merkezi&#8217;nin bulunduğu Karanfil Sokağına götürülecek. Kocatepe Camii&#8217;nde  kılınacak cenaze namazından sonra Türkeş&#8217;in naaş’ı Meşrutiyet Caddesi, Kızılay,  Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Tandoğan ve Beşevler üzerinden toprağa verileceği  yer olan Atatürk Orman Çiftliğindeki Anıt Mezar alanına götürülecek&#8221;  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Son Yolculuk  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş için 8 Nisan 1997 Salı günü düzenlenen  cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Onu son yolculuğunda yalnız bırakmak  istemeyen MHP&#8217;liler, gerek yurt içinden gerekse yurt dışından Ankara&#8217;ya akın  ettiler. Ankara, Alparslan Türkeş&#8217;e son görevini yapmak ve ebedî yolculuğuna  uğurlamak üzere, o tarihî gün için hazırlık yaptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in cenazesine katılmak için gelenlerin çokluğu ve  nisan ayı olmasına rağmen, anî olarak bastıran kar yağışı nedeniyle 8 Nisan günü  sabaha karşı Eskişehir, Samsun, Konya ve İstanbul yolları tıkandı. Tören için  başkente yaklaşık 4 bin civarında araç geldi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş için üç ayrı cenaze töreni düzenlendi. Cenaze  töreni için ilk toplanma Türkeş&#8217;in naaş’ının bulunduğu Bayındır Tıp Merkezi  önünde oldu. MHP yetkilileri, binlerce partili, Türkeş&#8217;in naaş’ını almak için  bildirilen saatten çok önce Bayındır Tıp Merkezi&#8217;nde toplanmaya  başladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ankara dışından gelen araçlar, 8 Nisan sabahı saat  03.00&#8242;ten itibaren Bayındır Tıp Merkezi önünde ve çevresinde toplandılar.  Bayındır Tıp Merkezi&#8217;nin Eskişehir yolu üzerinde bulunmasından dolayı, kente bu  istikametten gelen yollar saat 05.15&#8242;te tamamen trafiğe  kapandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in Türk bayrağına sarılı naaş’ı, saat 8.30&#8242;da  Bayındır Tıp Merkezi morgundan alındı. Kırmızı-beyaz karanfillerle Türk bayrağı  motifi şeklinde süslenmiş bir cenaze arabasına kondu ve Türkiye Büyük Millet  Meclisi&#8217;nde düzenlenecek törene götürülmek üzere yola  çıkarıldı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Saat 08.45&#8242;te yola çıkan Türkeş&#8217;in cenaze arabası, yoğun  izdiham nedeniyle, <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="100 metre">100 metre</st1:metricconverter>  ilerideki Eskişehir yoluna ancak 25 dakika sonra saat 09.10&#8242;da çıkabildi. Cenaze  kortejinin önünde bir partili tarafından taşınan &#8220;Türkeş&#8221;in posteri yer  almaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu arada taşınan pankartlarda,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Ruhun Şad Olsun Türkün Gerçek  Başbuğu&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Türkeş Gibi Lider Yüzyılda Zor  Çıkar&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Başbuğlar Ölmez Yüreklerde Yaşar&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Mekânın Cennet Olsun Bilge  Başbuğ&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Yüce Başbuğ Ülkün İle  Yaşayacaksın&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Türk Eşsiz, Türk Emsalsiz,Türk Ne Yapar  Türkeşsiz&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Türk İslâm Âleminin Başı Sağ Olsun&#8221;  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Tanrı Dağı Kadar Türk, Hira Dağı Kadar  Müslüman’ız&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yoğun izdiham nedeniyle doğabilecek sağlık sorunlarının  giderilebilmesi amacıyla cenaze kortejinin önünde Sağlık Bakanlığı ve Kızılay&#8217;a  ait 3 ambülâns hazır bulundu. Ülkü Ocaklarına ait bir araç da kortejin en önünde  polis araçlarıyla birlikte yürüyüş yolunun önünün açılmasına  çalıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze korteji İnönü Bulvarı boyunca yolun her iki  tarafındaki Ülkü Ocaklı gençlerin oluşturduğu güvenlik çemberi arasında  ilerlerken, Bursa İl Başkanlığı&#8217;na ait bir araçtan da sürekli olarak,  &#8220;Provokasyonlara karşı dikkatli olunması&#8221; yönünde uyarı anonsları  yapıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tekbir sesleri ve gözyaşları arasında ilerleyen cenaze  korteji, Bayındır Tıp Merkezi ile Meclis arasındaki yaklaşık  <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="4 kilometre">4 kilometre</st1:metricconverter>  mesafeyi, 20 dakikalık gecikmeyle 2 saatte alabildi <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş için ilk tören Türkiye Büyük Millet  Meclisinde düzenlendi. Buradaki törene, Türkeş&#8217;in eşi Seval Türkeş, büyük oğlu  Tuğrul Türkeş ile diğer çocukları katıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Meclisteki törene dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan,  Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut  Yılmaz, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Lideri Bülent Ecevit ve diğer  partilerin üst düzey yetkilileri de katıldı. Törende Türkeş&#8217;in öz geçmişi  okunduktan sonra bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in cenazesini taşıyan araç, Meclisteki tören  sonrasında saat 11.15&#8242;te Çankaya kapısından çıkış yaparak, kortejin önüne alındı  ve MHP Genel Merkezi&#8217;ne yöneldi. Meclisten parti merkezine doğru yürüyüş  sırasında kortejdekiler tarafından tekbir getirildi, &#8220;Başbuğ ölmedi, kalbimizde  yaşıyor&#8221; sloganları atıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenazenin MHP Genel Merkezi&#8217;ne getirilmesinden önce  görevliler tarafından vatandaşlara, Türkeş kokartları ve üzerinde &#8220;Başbuğ Ölmez&#8221;  yazılı Türkeş posterleri dağıtıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kortej saat 11.45 sıralarında MHP Genel Merkezi&#8217;nin  önüne ulaştı. Cenaze burada yolun her iki tarafında toplanan partililerce tekbir  sesleriyle karşılandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Binanın pencerelerinden ve yolda bekleyenler tarafından  cenazenin üzerine karanfiller atıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenazenin gelişi sırasında &#8220;Başbuğ ölmedi, kalbimizde  yaşıyor&#8221; sloganları atılarak, tekbir ve salâvat getirildi. Parti genel merkezi  pencerelerinden de cenazeyi taşıyan araç üzerine kırmızı karanfiller atıldı,  spreylerle gül suları sıkıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bahçeli&#8217;nin de bulunduğu Genel Merkez önündeki  törende bir konuşma yapan MHP Genel Sekreteri Koray Aydın, herkesin anasını,  babasını, yakınını kaybetmenin acısını yaşadığını belirterek, bugün acıların en  büyüğünü tattıklarını, &#8220;Başbuğlarını kaybettiklerini&#8221;  söyledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in kendilerine verdiği ülkücü kimliğinin hakkını  ödemeye çalışacaklarını bildiren Koray Aydın, &#8220;Başbuğum, bugün genel merkez  önünde ebedî istirahatgâhınıza uğurlamak için toplandık. Seni başbakan olarak  uğurlayamadık. Bizi affet. Sana söz veriyoruz. Hepimiz birlik ve dayanışma  içinde olacağız. Türk milleti ve Türk dünyasının başı sağ olsun&#8221; şeklinde  konuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze töreni sırasında kalabalıkta ve parti genel  merkezinde çok sayıda kişinin gözyaşlarını tutamayarak ağladıkları görüldü.  Alparslan Türkeş&#8217;in ruhu için Kur&#8217;anı Kerim okunarak dua edildi. Türkeş&#8217;in  cenazesi, saat 12.00&#8242;de Kocatepe Camii&#8217;ne götürülmek üzere Genel Merkez önünden  hareket etti <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze namazının kılınacağı Kocatepe Camii, saat  11.00&#8242;den itibaren törene katılmak için gelenlerle dolmaya başladı. Cami  avlusunda bekleyenler, Türk ve MHP bayrağı taşıdılar. Camide sürekli olarak  Kur&#8217;an okundu ve dışarıya da hoparlörle yayın yapıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze töreni dolayısıyla cami çevresinde yoğun güvenlik  önlemleri alındı. Tören için camiye gelenler, üstleri aranarak içeri alındı ve  ambülânslar hazır bekletildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cami avlusunda birikenlerin musalla taşı çevresine  yaklaşmasına izin verilmedi. Önlem alan polis, protokol için katafalk çevresinde  boş bir alan kalmasını sağladı. Partili görevliler de polisin bu yöndeki  çabalarına destek verdiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MHP Genel Merkezi&#8217;ndeki törenin ardından saat 12.00&#8242;de  Kocatepe Camii&#8217;ne yönelen kortej, yaklaşık 10 dakikalık yürüyüşün ardından  camiye ulaştı. Cenaze burada yaşanan izdiham nedeniyle bir süre protokol kapısı  önünde bekletildi. Daha sonra cenaze arabasından alınan Türkeş&#8217;in naaş’ı, eller  üzerinde Kocatepe Camii&#8217;ne taşındı ve musalla taşına  konuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Caminin ana kapısı protokol girişleri için saat  11.30&#8242;dan itibaren kapatıldı. Dinî tören için çok sayıda bakan, milletvekili,  bürokrat ve vatandaşın camiye geldiği görüldü. Cami avlusuna sığmayan  vatandaşlar, çevre alan ve sokakları da doldurdular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MHP Genel Başkanı Türkeş&#8217;in cenaze namazını Diyanet  İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz kıldırdı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başbakan Necmettin Erbakan ve diğer devlet ricalinin  camiye gelişleri sırasında çevredeki kalabalık nedeniyle sıkışıklıklar yaşandı.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhurbaşkanı, başbakan ve diğer protokol mensupları ana  kapıdan itibaren oluşturulan polis kordonu arasında tören alanına alındılar.  Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, saat 12.55&#8242;te Başbakan Necmettin Erbakan saat  12.50&#8242;de, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller saat 12.58 &#8216;de  Kocatepe Camii&#8217;ne geldiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkeş&#8217;in eşi Seval  Türkeş, oğlu Tuğrul Türkeş ve diğer çocuklarına baş sağlığı diledi. Başbakan  Necmettin Erbakan da Tuğrul Türkeş&#8217;e taziyelerini ilettikten sonra camiye  girerek, öğle namazını kıldı. Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ise, camiye  geldikten sonra doğruca Türkeş ailesinin bulunduğu yere gitti. Çiller, Seval  Türkeş&#8217;e taziyelerini bildirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş&#8217;in naaş’ının öğle namazından sonra  yoğun kar yağışı nedeniyle bir süre için konulduğu katafalktan alınarak, musalla  taşına yerleştirilmesi sırasında çok büyük bir izdiham  yaşandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze namazını kıldıracak olan Mehmet Nuri Yılmaz,  beraberindeki Fethullah Gülen ile musalla taşının yer aldığı bölüme geçebilmek  için büyük çaba sarf etti. Diyanet İşleri Başkanı&#8217;nın ardından Cumhurbaşkanı  Demirel ile diğer protokol da büyük güçlükle musalla taşının bulunduğu bölgeye  ulaşabildiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İzdiham nedeniyle cenaze namazı için güçlükle saf  tutulabildi. Cenaze namazı, düzenin sağlanmasının ardından, musalla taşının  önünde yüksekçe bir yere çıkan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz  tarafından kıldırıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tuğrul Türkeş, cenaze namazından sonra babasının naaş’ı  önünde yaptığı konuşmada, Alparslan Türkeş&#8217;in Türk neslinin yetiştirdiği büyük  devlet adamlarından, bilge liderlerden biri olduğunu ifade  etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in cenazesi daha sonra polisler tarafından eller  üzerinde taşınarak, tekbir sesleri arasında saat 14.00&#8242;te cenaze arabasına  konuldu. Cenaze, karanfil yağmuru arasında toprağa verilmek üzere, Atatürk Orman  Çiftliği- Emek kavşağına doğru yola çıkarıldı. Cenaze namazı sırasında avluya  giremeyen kalabalık bir grubun anıt mezara doğru yürüyüşe geçtiği  görüldü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ebedî  İstirahatgâha Doğru<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in naaş’ı polis kordonu eşliğinde Meşrutiyet  Caddesi-Atatürk Bulvarı-Kızılay-Gazi Mustafa Kemal Bulvarı güzergâhını takip  ederek, Atatürk Orman Çiftliği -Emek kavşağındaki mezar yerine  getirildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yoğun kar yağışı altında yürüyen kortejdekiler, yaklaşık  7 kilometrelik mesafe boyunca tekbir getirerek,&#8221;Başbuğ Türkeş&#8221; şeklinde slogan  attılar. Bu sırada bir araçtan sürekli olarak Kur&#8217;anı Kerim  okundu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bulvar boyunca bazı binalara Türk bayrağının asıldığı  görüldü. Bulvar üzerinde bulunan MHP Çankaya İlçe Başkanlığı binasından  Türkeş&#8217;in cenazesini taşıyan aracın üzerine karanfiller atıldı. Kortejin  yürüyüşü devam ederken, anıt mezar yerinde de son hazırlıklar  yapılmaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kortejin arkasından tören boyunca hiç ayrılmayan Devlet  Bahçeli ve ülkücüler, kortej ile birlikte saat 15.45&#8242;te anıt mezar alanına  geldi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aynı zamanda Başbakan Yardımcısı Çiller, İçişleri Bakanı  Meral Akşener, eski politikacılardan, Osman Bölükbaşı da Türkeş&#8217;in kabrine  geldiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cenaze bulunduğu araçtan partililerce alınarak, mezar  yerine taşındı. Cenazenin anıt mezar alanının girişinden kabre getirilmesi 20  dakika sürdü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in naaş’ını defin için tabuttan küçük oğlu ve  damadı çıkardılar. Tuğrul Türkeş, naaş mezara indirilirken kabre girerek,  babasının cenazesini kendisi yerleştirdi. Türkeş&#8217;in eşi ve diğer çocukları da  defin sırasında mezarın başında bulundular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in naaş’ı saat 16.03&#8242;te defnedildi. Granit  mermerden hazırlanan mezar taşında Türkeş&#8217;in doğum tarihi 1917 olarak  yazılırken, ölüm tarihi boş bırakıldı. Türkiye&#8217;nin tüm illerinden, Kuzey Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti&#8217;nden, Kırım&#8217;dan ve Türkistan&#8217;daki Hoca Ahmet Yesevi&#8217;nin  türbesinden getirilen topraklar Türkeş&#8217;in mezarına  konuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek&#8217;in bir süre önce  Türkistan&#8217;a gittiğinde, Ahmet Yesevi&#8217;nin türbesinde &#8220;lâzım olur&#8221; diye bir çuval  toprak getirdiği ve bu toprağın da Türkeş&#8217;e nasip olduğu dile getirildi.  Buradaki törene Türkeş&#8217;in ailesi, Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Meral Akşener,  Devlet Bakanları Namık Kemal Zeybek ve Bekir Aksoy, siyasî parti temsilcileri,  milletvekilleri, Osman Bölükbaşı ile çok sayıda vatandaş  katıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Görülmemiş bir kalabalığın katıldığı Alparslan Türkeş&#8217;in  cenaze töreninde güvenliğin sağlanması için 7 bir polis görevlendirildi. Bunun  yanı sıra MHP Genel Merkezi ve Ülkü Ocakları Derneği, cenazede düzenin  sağlanması için 10 bin ülkücü genci görevlendirdi. Kortejin geçeceği yerlerde 3  ayrı bomba ekibi seyyar olarak görev yaparken, 2 helikopter de havadan kontrolü  sağladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş&#8217;in cenazesi Bayındır Tıp Merkezi&#8217;nden taşınırken,  4 kilometrelik bir kortej oluştu. Meclis önünde bekleyen büyük bir grup da  buradaki törenden sonra korteje katıldı. MHP Genel Merkezi önünde bekleyen  grupların da eklenmesiyle, cenazenin Kocatepe Camii&#8217;ne götürülüşü sırasında  kortej birkaç kilometre daha uzadı. Kortejin geçişi sırasında Türkeş&#8217;in naaş’ı  etrafında 5 ayrı polis kordonu oluşturuldu. Türkeş&#8217;in cenaze törenini 8  televizyon kanalı canlı yayın yaparak izleyicilerine  yansıttı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş için Kuzey Kıbrıs  Türk Cumhuriyeti&#8217;nde 10 Nisan Perşembe günü gıyabî cenaze namazı  kılındı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gıyabî cenaze namazı Türkeş&#8217;in doğduğu evin yakınında  bulunan Selimiye Camii&#8217;ndeki öğle namazının ardından  kılındı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ayrıca Londra&#8217;da Türk-İslâm Ocağı tarafından da gıyabî  cenaze namazı kılındığı öğrenildi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkeş için Kosova&#8217;nın başkenti Priştine&#8217;de de bir tören  düzenlendi. Kosova Türk Demokratik Birliği (KTDB) tarafından düzenlenen törene  çok sayıda kişi katıldı. Törende bir konuşma yapan KTDB Genel Başkanı Erhan  Köroğlu, Türkeş&#8217;in &#8220;Türk birliği&#8221; ülküsünün Kosova Türkleri tarafından ebediyete  kadar sürdürüleceğini belirtti. Kosova Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı  Orhan Sait de, &#8221; Türk dünyasının en büyük çınarını kaybettiğini&#8221; ifade etti.  Törenin ardından Priştine Merkez Camii&#8217;nde Türkeş için mevlit  okutuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Azerbaycan basını MHP lideri Türkeş&#8217;in ölümüyle ilgili  haberler, makale ve mesajlara birinci sayfalarda geniş yer ayırdı. Musavat  Partisi&#8217;nin yayın organı Yeni Musavat gazetesi; &#8220;Türkçülüğün yücelen bayrağının  inmesine izin vermeyin&#8221; başlığıyla bir yazı yayımladı. Yazıda, &#8220;Türkeş,  dünyasını değiştirdi, ancak O&#8217;nun adı Türk milletinin tarihine yazıldı&#8221; denildi.  Halk Cephesi Partisi&#8217;ne yakınlığı ile bilinen Azatlık gazetesi&#8217;nde de  Azerbaycan&#8217;ın Millî Şairi Bahtiyar Vahabzade imzasıyla, &#8220;Büyük Türkçü&#8221; başlıklı  bir yazı yer aldı. Bahtiyar Vahabzade yazısında; &#8221; 6 Türk Cumhuriyetinin  bağımsızlığını, Türkeş&#8217;in şaheseri &#8221; olarak niteledi. İktidara yakınlığı ile  bilinen Panorama gazetesi ise &#8221; Türkeş Allah&#8217;ın huzuruna şerefli gitti&#8221; başlığı  altında Türkeş&#8217;in hayatı ve siyasî çalışmalarına yer  verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İngiliz The Guardian gazetesinin Türkeş ile ilgili  haberinde de, &#8220;Türkiye&#8217;nin dalgalı politik yaşamında kitlesini sakinleştirebilen  bir sesti &#8221; görüşüne yer verildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş&#8217;in Son Beyanatı <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Alparslan Türkeş son konuşmasını Almanya&#8217;dan döndükten  sonra katıldığı partisinin Amasya İl Kongresinde 4 Nisan 1997 tarihinde yaptı.  Türkeş konuşmasında; Hollânda ve Almanya&#8217;daki ırkçı saldırıları kınadı ve son  günlerde yaşanan gerilimlere değindi. Çözüm olarak erken seçimin şart olduğunu  ifade den Türkeş şu şekilde konuştu; &#8221; Biz lâikliği savunduğumuz için erken  seçim diyoruz. Demokratik, hür parlâmenter sistemi savunduğumuz için erken seçim  diyoruz. Ayrıca bu ülkede millet, memleket, cumhuriyet, millî hâkimiyet, hukukun  üstünlüğü ve seçim sözlerinin kimseyi rencide etmeyeceğini, aksine demokrasinin  teminatı olacağına inanıyoruz. Eğer bu olmazsa devletin rejimi ayakta tutması  fevkalâde güç olacaktır. Ben yüksek huzurlarınızda tarihten gelen sorumluluğum  ile hükûmeti ve parlâmentoyu bir defa daha uyarıyorum. Erken seçim  demokrasimizin teminatıdır&#8221; .<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alparslan  Türkeş&#8217;in Vasiyeti<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Türk Devletinin yükselişini ve ihtişamını sağlamak.  Bunun için de bütün milletle barış içinde yaşamak, herkesi ayrımsız sevmek,  İslâmiyet&#8217;in ipine ihlâsla bağlanmak&#8221; .<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ülkücü  Gençliğin Başbuğuna Cevabı <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;Ey Ulu Kişi,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sana söz veriyoruz. Açtığın yoldan bıraktığın Ülkü&#8217;de,  bize gösterdiğin doğrultuda izinden bir an bile şaşmayacak, ahlâklı, faziletli,  kalbi hak ve vatan aşkıyla çarpan ve bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan  insanlar olacağız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Böylece emanet ettiğin ülküyü gergefte nakış işler gibi  tüm neslimize işleyeceğiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dün ATA&#8217;ya söz verdiğimiz gibi şimdi sana söz  veriyoruz.&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 2pt 0cm; text-indent: 14.2pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Book Antiqua'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: center" align="center"><span><o:p> </o:p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati/basbug-alparslan-turkes%e2%80%99in-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
