<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI &#187; ÇAĞDAŞ SİYASİ AKIMLAR</title>
	<atom:link href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/category/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org</link>
	<description>YENİLECEĞİNDEN KORKAN, MUTLAKA YENİLİR... Yıldırım BEYAZID</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ÇAĞDAŞ SİYASİ AKIMLAR</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:49:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÇAĞDAŞ SİYASİ AKIMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[
Liberalizm
 
 
 
“Liberal” kelimesi 14. yy.’dan beridir çeşitli  anlamlarda kullanıla gelmiştir.   Latince’deki  “liber” terimi, serf  ve kölelerin dışında kalan özgür insanların oluşturduğu sınıf anlamına  gelmekteydi.  Sosyal anlamda ise bireyin  açık fikirli olması anlamına gelmekteydi.   Son yüzyılda ise özgürlük anlamında kullanılan bir terim olmuştur.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p></o:p></span><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p></o:p></span><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">Liberalizm<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">“Liberal” kelimesi 14. yy.’dan beridir çeşitli  anlamlarda kullanıla gelmiştir.<span>   </span>Latince’deki<span>  </span>“liber” terimi, serf  ve kölelerin dışında kalan özgür insanların oluşturduğu sınıf anlamına  gelmekteydi.<span>  </span>Sosyal anlamda ise bireyin  açık fikirli olması anlamına gelmekteydi.<span>   </span>Son yüzyılda ise özgürlük anlamında kullanılan bir terim olmuştur.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizm kelimesinin siyasi anlamda kullanılması ve  bir politik fikir olarak doğması 19. yüzyıl içinde olmuştur. Kendilerini liberal  olarak adlandıran ilk siyasal iktidar 1868 yılında İngiltere de kurulan Gladsone  Hükümeti olmuştur.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Siyasi bir fikir olarak liberalizmin doğuşu, Avrupa’da  feodalizmin yıkılması ve yerine piyasa ekonomisin gerektirdiği kapitalist  toplumun doğmasıyla başlamıştır.<span>   </span>Liberalizm yükselen orta sınıfın çıkarlarını ve ihtiyaçlarını karşılamayı  amaçlar.<span>  </span>İlerleyen yıllarda Amerikan ve  Fransız devrimleri liberalizm anlayışına güç kazandırmıştır.<span>  </span>Liberal düşünce sistemini benimseyenler  kralların ilahi kuvvete dayandırdıkları Mutlak Monarşilerine  başkaldırmışlardır.<span>  </span>Soya dayalı  ayrıcalıkların yaşandığı Feodal sistemi adaletsizlik ve eşitsizlik yaratmakla  suçlamışlar, din ve vicdan özgürlüğünü savunarak kilisenin otoritesine karşı da  tavır koymuşlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-25"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sanayileşmenin 19. yüzyılda iyice yayılmasıyla beraber  liberalizm güçlenmiş ve yerleşme imkânı bulmuştur. Bu dönemde liberal düşünürler  devletin ekonomiye olan müdahalesini gereksiz görmüşler ve girişimcilere özgür  yatırım imkânlarının sunulmasını istemişlerdir. Ayrıca bağımsız ulusların kendi  aralarında serbest ticaret yapabilmelerinin önemi üzerinde durmuşlardır.<span>  </span>Avrupa menşeli bu düşünce akımı 20. yüzyıl  içinde Kuzey Amerika bölgesine de yayılmıştır.<span>   </span>Bu yüzyılda çoğu azgelişmiş ülkede çekici bir siyasi görüş konumuna  gelmiştir.<span>  </span>Gelişmekte olan bazı  ülkelerde bu akımın bireye aşırı vurgu yapması yadırganmış,<span>  </span>kendi kültürel yapılarına ters düştüğü ölçüde  milliyetçilik ve sosyalizm liberalizme tercih edilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bugünkü anlamıyla liberalizm Batı Dünyasının siyasal ve  ekonomik sisteminin temelini teşkil etmektedir.<span>   </span>Özetle liberal sistem deyince,<span>   </span>belli yazılı bir anayasası olan,<span>   </span>bireyin hak ve özgürlüklerinin korunduğu, yönetenlerin seçimle iş başına  geldiği siyasal bir sistem anlaşılır.<span>   </span>Ayrıca; inanç ve düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü,<span>  </span>dini ibadet özgürlüğü mülkiyet ve yaşam  hakları, farklılıklara hoşgörülü bakma anlayışı liberal sistemin vazgeçilmez  haklarıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Liberalizmin Esasları<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bilindiği gibi liberalizm bugün batı medeniyetinin  temelini oluşturmaktadır.<span>  </span>Liberalizmin  temel değerlerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Birey ve  Bireycilik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Feodal sistemde insanlar içinde yaşadıkları grupla  beraber tanımlanıyordu( Aile, köy, yerel topluluk). Bireylerin diğer bireylerden  bağımsız kişiliği yani kendine özgü kimliği kabul edilmiyordu.<span>  </span>Feodal yapının yıkılıp, sanayi toplum  yapısının yerleşmeye başlamasıyla bireyler daha bağımsız oldular. Mesela  yüzyıllar boyunca köle olarak yaşayan bir kişi fabrikada çalışarak özgür bir  birey durumuna geldi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bu  yeni düzen içerisinde bireyin doğal haklarını savunan düşünürlerde yetişti.<span>  </span>Bunlardan birisi olan John Locke;<span>  </span>bireylerin insan olarak Allah tarafından  verilmiş dokunulmaz, vazgeçilmez hakları olduğundan bahsetti bunu da yaşam,  özgürlük ve mülkiyet hakkı olarak ifade etti. Diğer bir düşünür Kant ise bireyin  onuru ve insan olması bakımından her bireyin moral/ahlaki eşitliğinden söz  ederek insanın kendisinin başlı başına bir varlık ve değer ifade ettiğinden  bahsetti. Başka bir düşünür Jeremy Bentham ise insanı faydacı, çıkarcı bir  hayvan olarak tanımlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Özgürlük<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bireye yapılan aşırı vurgu, liberalizmin vazgeçilmez  unsurlarından birisi olan özgürlüğü ön plana çıkardı. Bu değer liberalizmin en  önemli değerlerinden olmuştur.<span>  </span>Özgürlük,  insan olmanın bir gereği olarak görülmüştür.<span>   </span>Özgürlük kendi seçim hakkını kullanarak bireylerin kendi çıkarları  doğrultusunda hareket edebilme serbestîsidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Tüm  bunların yanında özgürlük sınırsız değildir.<span>   </span>Bu sınır başkalarına zarar vermemektir.<span>   </span>John Stuart Mill, bireyin kendisiyle ilgili konularında mutlak özgür  olduğunu, ancak başkalarına gelince özgürlüğünün sınırlandırılabileceğini  söylemiştir.<span>  </span>Bu anlamda birey kendisine  zararlıda olsa hareketlerinde sınırlanmamalıdır. Mesela devlet kimseyi emniyet  kemeri kullanmaya zorlamamalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Başka bir düşünür Isaiah Berlin ise özgürlük kavramını  negatif özgürlük ve pozitif özgürlük diye ikiye ayırmaktadır. Negatif  özgürlüklerden bahsederken bundan kastedilen, bireyin kendi özgür iradesiyle  seçeceği bir fiili dışarıdan bir engelleme olmaksızın yapabilmesidir.<span>  </span>Pozitif özgürlük ise bireyin sadece yapma  özgürlüğü değildir.<span>  </span>Özgürlük bu anlamda  sadece bireyin sınırlandırılmaması demek değildir.<span>  </span>Bireyin kapasitesini, yeteneklerini  geliştirerek tam anlamıyla bağımsız hareket edebilmesi, benliğini  gerçekleştirebilmesidir.<span>  </span>Burada devlete,  birey lehine toplumsal ve ekonomik hayata müdahale etmesi gerektiği bu bağlamda  özellikle bireylere fırsat eşitliği sağlanması gerektiği vurgulanmaktadır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Akıl &#8211;  Rasyonellik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizmin özgürlüğe aşırı vurgu yapmasının, akla  aşırı güvenmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Liberalizm aydınlanma  düşüncesinin bir parçasıdır.<span>  </span>Aydınlanma  projesi ise insanın cahillikten kurtulmasıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Aydınlanma bireye ve özgürlüğe olan inancı  güçlendirdi.<span>  </span>Çünkü insan düşünen  rasyonel bir varlık olarak kendisin çıkarlarını bilebilen ve onları koruyacak  yeteneğe sahiptir. Böylece insan sosyal gruplardan bağımsız olarak hareket  edebilecektir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizme göre bilimin gelişmesi bireyin dünyayı daha  iyi anlamasını hızlandırdı ve geleceğin biçimlendirilmesinde birey kendisini  yeterli görmeye başladı, kendi geleceğini kendisi belirler konuma geldi.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Akla güven beraberinde tartışmanın müzakerenin ve  karşılıklı görüş alışverişlerinin de artmasına ve gelişmesine zemin  hazırladı.<span>  </span>Toplum içinde insanlarını  çıkarları birbirleriyle çatışabilir fakat akıllı insan bu sorunu tartışma ve  müzakere yoluyla çözüme kavuşturabilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Adalet<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Adalet ahlaki bir değerdir. Toplum içerisinde ödüllerin  ve cezaların paylaştırılmasında etkendir. Liberalizm deki adalet teorisi resmi  eşitlik tezine dayanır. Yani tüm özgür bireylerin aynı haklara sahip olmasıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberaller bireylerin moral ve ahlaki olarak  çıkarlarının eşitliğini savunurlar.<span>   </span>Bu  eşitlik, fırsat eşitliği ve kanun önünde eşit muamele görmek olarak  algılanır.<span>  </span>Ancak her alanda özellikle  ekonomik alanda ve yaşam şartlarının eşitliği konusunda mutlak eşitlik söz  konusu değildir.<span>  </span>Çünkü insanların  doğuştan gelen yetenekleri farklıdır. Liberalizmde sosyal adalet fikride  savunulur. Eşitsizlikler toplumun huzurunu ve güvenini tehdit etmeyecek şekilde  olmalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Hoşgörü<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizmin temel ilkelerinden biriside farklılıklara  tahammül etme yani hoşgörüdür.<span>  </span>Liberal  felsefede moral kültürel ve siyasal çeşitlilik arzu  edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bu  konuda Voltaire’nin söylediği ünlü bir söz vardır: “ Söylediğin şeyden nefret  ediyorum, ama senin bu sözü söyleme hakkını da ölümüne savunurum”. Bu anlayışın  pratik olarak yansıması liberalizmin düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme  özgürlüğü, inanç ve ibadet özgürlüğü gibi değerlerin kutsal bir hak olarak  görülmesidir. Bu bağlamda liberal düşünce toplumda şiddete dönüşmediği sürece  her türlü düşüncenin ve inancın(!)<span>   </span>savunula bileceğini varsayar.<span>   </span>Liberallere göre sağlıklı ve dengeli bir toplum yapısı ancak hoş görü  ortamında gelişir.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizmin sosyal teorisi plüralizm ( çoğulculuk)  tur.<span>  </span>Yani toplumsal değerlerin  görüşlerin ve çıkarların çokluğudur. Hoşgörünün siyasi sonucu ise,<span>  </span>liberallerin farklı grupların siyasal  sistemde kendi çıkarları için organize bir şekilde hareket etmelerinin  toplumdaki dengeler için gerekli olduğuna yönelik inançlarıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">MUHAFAZAKÂRLIK<o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Günlük kullanımda <em>Muhafazakâr kavramının</em> değişik anlamları  vardır; mutedil veya temkinli davranmak, geleneksel bir yaşam tarzına sahip  olmak,<span>   </span>değişmeyi kabul etmemek ve  değişimden kaçınmak anlamlarında kullanılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlığın bir siyasal ideoloji olarak 19.  yüzyılda ortaya çıktığını söylemek mümkündür.<span>   </span>Muhafazakârlık fikri aslında 1789 Fransız ihtilaliyle başlayan hızlı  ekonomik ve politik gelişmeye bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.<span>  </span>Muhafazakârlık konusunu derli toplu ilk  işleyen kişi Edmund Burke’dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Aslında muhafazakârlık düşüncesi her ülkede, o ülkenin  kendi milli kültürel değerlerine biçimlenmiştir. Kara Avrupa’ sın da  muhafazakârlık otoriteryen bir hal aldı ve reform sürecine duyulan tepkiyle  beslendi. Bunun sonucunda Almanya ve İtalya gibi ülkelerde siyasal demokrasi  ancak ikinci dünya savaşı sonrasında yerleşebilmiştir. Yine İspanya ve Portekiz  gibi Avrupa ülkeleri uzun yıllar demokrasiden uzak kalmışlardır. Türkiye  bahsedilen bu Avrupa ülkelerinden çok önce demokratik yapıya kavuşabilmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlığın Esasları<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlar neyi savunduklarından çok, neye karşı  olduklarıyla tanınırlar.<span>  </span>Bu anlamıyla  muhafazakâr ideoloji negatif bir duruşu yansıtır, yani değişime karşı olumsuz  bir tutum takınırlar.<span>  </span>Örneğin batı  dünyası uzun süre komünizme karşı duruşuyla kendini tanımlamıştır.<span>  </span>Muhafazakârlığın ortak yönünün nerede olursa  olsun değişime karşı gösterilen direnç olduğunu söylemek mümkündür.<span>  </span>Muhafazakârlar kendilerinden bir siyasal  ideoloji olarak bahsedilmesine karşı çıkarlar. Onlara göre muhafazakârlı  zihinsel bir tutum ve sağduyu dur.<span>  </span>Soyut  düşünce yerine tarihin yol göstericiliği esastır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Geleneğe  Bağlılık<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakâr düşüncenin vazgeçilmez ilkelerinden birisi  yerleşi geleneklere ve kurumlara sahip çıkma istekliliğidir. Örneği liberallere  göre esas olan geleneklerin ve yerleşik kurumların yerine getirdikleri  fonksiyonlardır.<span>  </span>Eğer kurumlar ve  gelenekler bireyleri ihtiyaçlarına cevap vermiyorsa ve çıkarlarına hizmet  etmiyorsa bunlar reform edilmeli, yenilenmelidir.<span>  </span>Hata gerekirse kaldırılmalıdır.  Muhafazakârlara göre ise kurumların korunması gerektiğine inanılır, çünkü bunlar  tarihin süzgecinden ve denemesinden geçmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bazı muhafazakârlar için bu yargı, yani kurumlara  bağlılık onların dini inançlarını da yansıtmaktadır.<span>  </span>Eğer dünyanın Allah tarafından yaratıldığına  inanılırsa toplum gelenekleri ve kurumlarının da Allah tarafından insanlara  verildiği, ihsan edildiği sonucuna varıla bilinir.<span>  </span>Örneğin Burke, toplumun yüce taratıcı  tarafından oluşturulan kanunlara göre şekillendiğine inanır.<span>  </span>Ve insanoğlu kendi kafasına göre dünyayı  değiştirirse, bu yaratıcının koyduğu doğa yasalarına karşı gelmek demek  olacaktır ki bu da insan hayatına mutluluk getirmeyecektir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlar geleneklere sadece onların dinden  kaynaklandığını düşündükleri için sahip çıkmazlar.<span>  </span>Bunun yanında geleneklerin tarihin  süzgecinden ve deneyiminden geçmiş olmaları da çok önemlidir.<span>  </span>Bu nedenle de geçmişin izlerini bilgeliğini,  birikimini yani ortak aklı yansıtırlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">İnsanın Eksik  Olması<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">(Mükemmel  olmaması)<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Diğer ideolojiler temelde insanın iyi olduğuna ya da en  azından iyi olabileceğini kabul ederlerken, muhafazakârlık özünde insanı  yetersiz ve eksik bulur.<span>  </span>Peki, bunun  anlamı nedir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Öncelikle psikolojik olarak insanın yeteneklerinin  sınırlı olması ve bağımlı varlıklar olmalarıdır.<span>  </span>İnsanlar psikolojik olarak bilinmeyen ve  tanınmayan şeylere karşı güvensizdirler.<span>   </span>Bireyler kendilerini yalnızca bildik tanıdık yerlerde güvende  hissederler.<span>  </span>Görüldüğü gibi bu anlayış  liberalizmin “ bireye ve onun akli becerilerine güvenmek” anlayışıyla temelden  çelişmektedir.<span>  </span>Bu inancın sonucu olarak  muhafazakârlar sosyal düzenin önemine inanırlar ve özgürlüklere karşı şüpheci  davranırlar.<span>  </span>Bunun devamında  muhafazakârlar çoğu zaman sosyal düzen uğruna özgürlüklerinden feda etme yoluna  giderler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Diğer ideolojiler ahlaksız davranışın ya da suçun  kaynağını,<span>  </span>birey yerine toplumda ararken  muhafazakârlar insanı doğası gereği kötü olarak nitelerler.<span>  </span>Ve tüm davranışların bireyin kendisine ait  olduğunu kabul ederler.<span>  </span>İnsanoğlu özünde  doğuştan bencil ve açgözlüdür.<span>  </span>Asla  mükemmel değildir.<span>  </span>Bu nedenle suçların  önüne geçebilmek için kanunlar sert ve caydırıcı olmalıdır.<span>  </span>Suçlular en sert biçimde cezalandırılmalıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">İnsan eksiktir. Dünya çok karmaşıktır ve insanoğlu eksik  akli yetenekleriyle bu olayları yeterince kavrayamaz bu nedenle de akla dayalı  ideolojik düşünceler insanlar için politik anlamda kılavuz olamazlar.<span>   </span>İnsanın eşitliği, insan hakları gibi  söylemler tehlikelidir çünkü dünyayı değiştirmek isterler.<span>  </span>Bir şey yapmaktansa yapmamak daha  iyidir.<span>  </span>Çünkü tedavi mutlaka hastalıktan  daha iyi olsun ki uygulanabilsin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Organik Toplum  Anlayışı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Liberalizmde toplum, bireylerin kendi çıkarlarını  gerçekleştirmek üzere giriştikleri hareketlerden oluşmasına karşın, geleneksel  muhafazakârlar ise insanı temelde güvenlik arayan, bağımlı varlıklar olarak  görürler. İnsan toplumun dışında olmaz ve olamaz. Mutlaka bir yere, bir topluma  ait olmalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Birey toplumdan ayrılmaz. Aile, arkadaşlar, iş çevresi,  mahalli ortamı ve hatta milleti vazgeçilmez önemdedir.<span>  </span>Bu gruplar bireyin hayatını  anlamlandırır.<span>  </span>Ve ona güvenlik  sağlar.<span>  </span>Muhafazakârlar için özgürlük  bireyin sosyal görevlerini istekli bir şekilde yerine getirmesidir.<span>  </span>Örneğin aileler çocuklarına nasıl  davranmaları hususunda yaptırım uyguladıklarında bu çocukları özgürlüklerinin  kısıtlandığı anlamına gelmez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlar özellikle aile kavramına çok önem  verirler.<span>  </span>Aile toplumun en temel  kurumudur ve ailenin var oluş nedeni topluma faydalı çocuk yetiştirmektir.<span>  </span>Çünkü birey ailede doğar ve ancak aile  ortamında yetişir.<span>  </span>Muhafazakârlar için  toplum bireyden önce gelmektedir.<span>  </span>Toplum  yaşayan bir organizma gibidir.<span>  </span>Bu  organizmanın parçaları ise aile,<span>  </span>dini  urumlar,<span>  </span>hükümet ve ş âlemi gibi  birimlerdir.<span>  </span>Nasıl ki kalp, ciğer,  böbrek vücudumuzun vazgeçilmez organlarıysa bu bahsedilen gruplar da toplum için  vazgeçilmez kurumlardır.<span>  </span>Muhafazakârlar  dine de özel bir ilgi ve önem verirler.<span>   </span>Din hem bir manevi bir duygudur, hem de bundan daha önemlisi toplumu  birleştiren sosyal bir çimentodur. Bununla beraber <em>Millet kavramı</em> da muhafazakârlar için  oldukça önemlidir.<span>  </span>Millet aynı dili  konuşan,<span>  </span>aynı tarihi kültürel geçmişe  sahip olan ve aynı gelenekleri paylaşan insanlardan oluşur.<span>  </span>Millet birey için güvenlik ve aidiyet duygusu  sağlar.<span>  </span>Vatanseverlik bu nedenle  önemlidir ve doğal sağlıklı bir duygudur.<span>   </span>Bunun bir sonucu muhafazakârların yabancılara kuşkuyla  yaklaşmalarıdır.<span>  </span>Çünkü yabancılar  toplumun birliğini ve bütünlüğünü için tehlike teşkil ederler.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Otoriteye  Bağlılık ve İtaat<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârlığın ayırt edici ve temel diğer bir özelliği  de otoriteye verilen önemdir.<span>   </span>Liberalizmde otorite<span>  </span>( devlet)  sosyal sözleşmeye dayandırılır.<span>   </span>Muhafazakârlar ise otoritenin sözleşmeden değil kendiliğinden var  olduğunu savunur.<span>  </span>Otorite doğal olarak  gelişir.<span>  </span>Aileler çocukları üzerinde  otoriteye sahiptir.<span>  </span>Aslında otoritenin  gerekliliği toplumda kendiliğinden ortaya çıkar.<span>  </span>Okulda öğretmenler, iş yerlerinde patronlar  ve genel anlamda toplumda hükümetler otorite sahibidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Otorite hem gerekli hem faydalıdır.<span>  </span>Disiplin ise bireyin anlamsız bir itaati  değil aksine otoriteye ve lidere yönelik sağlıklı bir saygı gösterisidir.<span>  </span>Muhafazakârlara göre toplum hiyerarşik bir  yapıdadır. Doğal olan da budur zaten.<span>  </span>Bu  nedenle sosyal eşitlik sağlamaya çalışmak gereksizdir.<span>  </span>Çünkü bireyler doğarken eşitsizlik içinde ve  farklı yeteneklerde doğarlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakârların devlete bakışı ise şu şekildedir;  devleti gerekli görürler.<span>  </span>Vatandaşlar  devletin çocukları gibidir.<span>  </span>Onun içinde  vatandaşların devletçe yönlendirilmeleri ve disiplin altına sokulmaları  normaldir.<span>  </span>Vatandaşlar sadece haklarını  öğrenip haklarının peşinde koşmamalı, bunun yanında vazifelerini ve ödevlerini  de öğrenmeli ve bunları yerine getirmek için çaba sarf etmelidir.<span>  </span>Devlet baba gibidir. Devletin görevi insanı  değiştirmek değil sadece bireyler ve gruplar arasında çıkarları uzlaştırmaktır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Mülkiyet<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Mülkiyet konusunda muhafazakârlar liberallere  yaklaşırlar. Mülkiyet sıkı çalışmanın bir ürünüdür.<span>  </span>Çok çalışan çok zengin olacaktır.<span>  </span>Bu çok doğaldır.<span>  </span>Muhafazakârlar için mülkiyetin bir diğer  anlamı da bireye psikolojik ve sosyal güven sağlıyor olmasıdır.<span>   </span>Belirsizliklerle dolu hayatta mülkiyet  insanlara güvence oluşturur.<span>  </span>Bununla  beraber mülkiyete sahip olanlar başkalarının haklarına da saygılı  olacaklardır.<span>  </span>Bu nedenle mal- mülk  sahipleri toplumda düzenden ve istikrardan yana olacaklardır.<span>  </span>Kanun ve nizam hâkimiyetini sağlayacaklardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Mal-mülk sahipleri sosyal sorumluluklarını da  bilmelidirler. Bireyin hakları toplumunkilerle dengelenmelidir. Eğer ulusal  çıkarlar gerektiriyorsa devlet toplum adına ekonomiye müdahale  edebilmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">komünizm<o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Komünizm teriminin üzerinde uzlaşılmış tekbir tanımı  yoktur.<span>  </span>Genel olarak üç arı anlamda  kullanılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>1-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Daha çok Marks ve Engels’in görüşlerini yansıtan ve  mülkiyet ortaklığına dayanan bir toplum düzenini anlatır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>2-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Böyle bir toplumu kurmak için işçi sınıfının devrimci  gücünü kullanan bir siyasi hareketi anlatır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>3-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt"><span> </span>Pratikte ise  iktidarı ele geçiren komünist partilerin kuruldukları ülkelerle özdeşleştirilir.  Örneğin SSCB, doğu Avrupa Ülkeleri, Çin, Küba gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Marksizm terimi ise Karl Marks’ın 1883 yılında ölümünden  sonra daha çok onun yakın arkadaşı Engels ve Kutsky gibi yazarların  girişimleriyle yerleşmiş bir siyasal ideolojidir. Felsefe olarak Marksizm tarih  yorumlarken, tarihin değişim koşullarınıda ortaya koymaktadır.<span>  </span>Marks’a göre herhangi bir toplumdaki din,  sosyal bilinç, hukuk ilkeleri ve siyasal yapılar aslında ekonomik temele dayalı  bir sınıf çatışmasının üst yapı kurumlarıdır.<span>   </span>Kendi başlarına bir anlamı yoktur tarihsel dönüşüm diyalektik bir metotla  izlenir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">TEZ-ANTİTEZ-SENTEZ= TEZ<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Kapitalist sistem: Tez<em> ve</em> Proleterya:  <em>Antitez</em> ‘dir. Bu çatışmadan daha ileri bir aşamaya geçilir ki o da  sentezdir. Yani sosyalizmdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Marks tarihin gelişimini dört aşamaya  ayır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>1-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">İlkel komünizm: Klan toplumu, Çatışmanın kaynağı kaynak  kıtlığıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>2-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kölelik: efendi ve köle arasında çatışma vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>3-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Feodalizm: derebeyi ve serfler arasında çatışma vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 53.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>4-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">    </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kapitalizm: Burjuvazi ve Proleterya arasında çatıma  vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Genel anlamda tarih ezen ve ezilen sınıflar arasında  uzun bir mücadele içerisinde gelişmiştir.<span>    </span>Tarihin son aşaması ya da sonu ise iç çatışmaların olmadığı, sınıfsız bir  toplumla mümkün olacaktır.<span>  </span>Bu da  komünizmin kurulmasıyla mümkün olabilecektir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ekonomik  Görüşleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Marks bu anlayışı doğrultusunda en geniş anlamıyla  kapitalizmi incelemiştir.<span>  </span>Her şeyden  önce kapitalist üretim biçimi insanı, işçiyi kendi yaptığı işe  yabancılaştırır.<span>  </span>Doğasını bozar.<span>  </span>Kendi yeteneklerini geliştirmesine engel  olur.<span>  </span>Sosyal ilişkileri zayıflatır.<span>  </span>Yani insan makinenin bir dişlisi haline  gelir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Öte  yandan kapitalizm emek sömürüsü üzerine kuruludur.<span>  </span>Kapitalizm de iki ana sınıf vardır.<span>  </span>Sömüren ( Burjuva) ve sömürülen ( Proleterya-  işçi sınıfı).<span>  </span>Kapitalizmin temel itici  gücü burjuvanın kar güdüsüdür.<span>   </span>Kapitalistler daha fazla kazanabilmek için üretim araçlarına sahip  olmanın avantajıyla işçilerin hak ettiği miktardan daha azını ücret olarak  öderler. Ve bu artı değer olarak açıklanır.<span>   </span>Buna göre bir alın değeri o mal için harcanan emek miktarıyla  belirlenir.<span>  </span>Kapitalistler ücret olarak  işçilere harcadıkları emekten daha az miktarını öderler geriye kalan fark  <em>artı değer</em> dir. Fakat uzun sürede kapitalistler arasındaki rekabet kar  marjlarını düşürür ve zamanla piyasada sermaye tekelleşmeye başlar. İşçi  sınıfının sayısı hızla artar.<span>  </span>Eme  arzının artması az sayıda iş için çok sayıda kişinin çalışmasını zorunlu  kılar.<span>  </span>Bu durum ücretleri düşürür.<span>  </span>O kadar ki ücretler kişilerin sadece  karınlarını doyurmaya yetecek kadar olacaktır.<span>   </span>Bu da sefalet<em> ücreti olarak</em> adlandırılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Politik  Görüşleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sefalet içinde yaşayan işçi sınıfı kendi durumlarını  düzeltmek için gerekli sınıf bilincine ulaşacak ve bir devrimle kapitalist  sistemi yıkacaktır.<span>  </span>Ama komünizme  geçilmeden önce proletaryanın devrimci diktatörlüğü kurulacaktır.<span>  </span>Devrim karşıtları temizlenecek, toplum  komünizme hazır hale getirilecek ve sınıfsız bir toplum oluşturulacaktır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">20.  yüzyılda komünizm Bolşevik lider Lenin’ le özdeşleştirildi.<span>  </span>Lenin komünist bir diktatör olarak toplumu  dönüştürmeye çalıştı ve bu amaçla acımasız baskıcı bir yöntem kullandı.<span>   </span><span> </span>Gulag adalarına ve Sibirya’ ya sürülen  milyonlarca kişi açlıktan ve sefaletten hayatını kaybetti. Toplam kayıp sayısı  çoğu kaynakta 40 milyon olarak verilmektedir. Evet, yalnızca SSCB sınırları  içerisinde tüm insanların iyiliği için gerekli olduğu ileri sürülen bir siyasal  sistem uğruna 40 milyon masum insan hayatını kaybetmiştir. Bu ölen insanların  arasında Türklerin bir hayli çoğunlukta olduğu bilinmektedir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Lenin’den sonra iktidara gelen Stalin, Kruşçev ve  Gorbaçov dönemlerinde de bu uygulamalar devam etmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<table class="MsoTableWeb3" style="border: 3pt outset " border="1" cellpadding="0" cellspacing="3">
<tr>
<td style="padding: 0cm 5.4pt; width: 274.15pt" valign="top" width="366">
<p class="MsoNormal"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Başbuğ  Alparslan TÜRKEŞ’İN<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Komünizm ve  Marksizm Hakkındaki<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Düşünceleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sınıfçı sistemlerin birincisi, Marksizmdir, Türk  Milletinin en büyük düşmanı olan Marksizm, nazariyatta sahte bir işçi sınıfını  esas alır. Ancak tatbikatta, devlet yönetiminde işçi sınıfının yeri  yoktur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bütün yetkililer, işçi sınıfının öncüsü adı verilen  komünist partisinde toplanmıştır. Devlet yönetimi ve toplum düzeninin bütün  kurumları, komünist partisinin inhisarına bırakılmıştır. Komünist nazariyeye  göre, işçi sınıfı, küçük bir sınıfa benzer. Nasıl ki çocuk, kendi gerçek  menfaatlerini göremez ve onları koruyamazsa, işçi sınıfı da gerçek menfaatlerini  koruyamaz. Bu sebeple çocuğun gerçek menfaatlerini korumak için tayin edilen  veli veya vasi gibi, işçinin gerçek menfaatlerini korumak içinde bir veli veya  vasiye, yani bir mümessi-le ihtiyaç vardır. İşte bu mümessil, komünist  partisidir. Bu sistemde komünist partisinin yaptığı her şey, işçi lehine  sayılır. İşçi, gerçek menfaatlerini takdir edecek durumda olmadığı, tıpkı küçük  bir çocuk gibi gerekli fikri ve akli yeteneklere sahip bulunmadığı için, bir  itiraz hakkı yoktur. İşçi sınıfı devleti olduğunu söyle-yen Marksist devlet  yapısının, işçi sınıfına verdiği değer işte bundan  ibarettir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Böyle bir fikirden hareket eden Marksizm, sonunda işçi  sınıfı yönetimini değil, komünist partisi ve diktatoryasını kurmuştur. Şunu  belirtmek gerekir ki, Marksist devlet düzeninde parti ile devlet birbirine  benzerler. Bu düzende komünist partisi ile devlet bütünleşmiş, kaynaşmıştır.  Komünist partisi, devletin memurları, yüksek rütbeli subaylar, hâkimler ve polis  şefleri komünist partisinin üyesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Marksizm, özel mülkiyeti devletleştirmişti. Ülkede her  şeyin sahibi tek bir patron belirmiştir. Bu patron, komünist devlettir. Ancak  devlet mücerret bir kavramdır. Devlet çarkının işleyebilmesi için organlara,  insanlara ihtiyaç vardır. Marksist devlet düzeninde bu çarkı işleten insanlar  sadece komünist partisi üyeleridir. Komünist partisine üye olmayan devlet  mekanizmasında görev alamaz. Mülkiyet devletin hâkimiyetinde bulunduğuna göre,  Marksist devlette üretim araçlarının gerçek ve tek sahibi komünist partisi  üyeleri olmuştur. Unutmamak gerekir ki, mülkiyet insana bir şey üzerinde  faydalanma ve kontrol verir. Komünist sistem faydalanma ve kontrol hakkını  fertlerden almış, devlete ve dolayısıyla komünist partisi üyelerine vermiştir.  Böylece komünizm tarihte ilk defa olarak, mutlak ve tekelci bir mülkiyet türü  olan parti mülkiyetini veya bürokratif mülkiyeti  yaratmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Komünistler, mülkiyeti, hırsızlık mahsulü sınıflara  meydan veren bir sömürü aracı olarak vasıflandırdıkları halde bundan  vazgeçememişler, bilakis devletleştirdikleri mülkiyeti, komünist partisinin  kontrolüne vermekle yeni bir sınıf yaratmışlardır. Tarihin en sömürücü, tekelci  ve mutlak sınıfı olan bu yeni sınıf, kapitalist toplumlarda bile rastlanmayan  bir devlet ve parti burjuvazisi doğurmuştur. Böylece sınıfsız bir toplum kurmak  isteyen komünizm, tarihin en mutlak sınıf diktatoryasını kurmuştur. Komünist  partisi üyesi bir avuç mutlu azınlık dışındaki herkes, mülkiyet hakkından mahrum  olduğu için, hürriyetten de mahrum edilmiştir. Komünist rejim, insanların  ellerinden mülkiyetini alırken, şeref ve hürriyetini de almış, milyonlarca  insanı esarete mahkûm etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
</td>
</tr>
</table>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">anarşizm<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>            </span>Anarşi  kelimesi “Kuralların olmaması” anlamına gelmektedir.<span>  </span>Günlük dilde ise anarşi kargaşa ve  düzensizlik hali anlamlarına gelmektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Siyasal inanç olarak anarşizm hükümetin ve yasaların  varlığına karşıdır.<span>  </span>Bu sayede daha doğal  ve kendiliğinden oluşacak uyumlu bir yaşam ortaya çıkacağına inanılır.<span>  </span>Şiddet konusunda ise sanılanın aksine  anarşist düşünceyi savunanların çoğu bombalama eylemlerine ve terörizme  karşıdırlar.<span>  </span>Şiddet kullanmayı ahlaki ve  vicdani olarak yanlış bulurlar pek çoğu Gandi ve Tolstoy gibi pasif direnişi  savunur. Anarşist düşüncenin kökleri Taoizm ve Budizm’e kadar gider.<span>  </span>Anarşizm hiçbir zaman diğer siyasal görüşler  gibi iktidara gelmemiştir. Bunun bazı nedenleri vardır.<span>  </span>İlk olarak anarşistlerin temel düşüncesi  olan<span>  </span>“ hükümetlerin ve yasaların tamamen  kaldırılması”<span>   </span>gerçekleştirilebilir bir  i ideal değildir. Tamamen ütopyadır, hayalidir. İkinci olarak anarşistler hem  devlete hem de her türlü siyasal otoriteye karşı çıktıkları için siyasal  iktidarı ele geçirmek için kullanılması gereken motorlara da  başvuramamışlardır.<span>  </span>Üçüncü olarak  anarşizm hiç bir zaman kendi içinde tutarlı, mantıksal örgüsü güçlü bir ideoloji  haline gelememiştir.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Anarşizmin  Esasları<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Anti-  Devletçilik<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Anarşizmin özünde otoriteyi yadsımak vardır.<span>  </span>Çünkü onlara göre otorite özgülük ve eşitlik  ilkelerine aykırıdır.<span>  </span>Bir kimsenin  diğerleri üzerindeki gücü, otoritesinin kurulması,<span>  </span>onların köleleştirilmesi ve baskı altına  alınması demektir. Anarşistler için bazı otorite çeşitleri kabul edilebilir.  Mesela doktorların hastaları üzerlerindeki otoritesi normal olarak kabul  edilebilir.<span>  </span>Ama bu bile tehlikelidir  zira doktorlar uzmanlık bilgilerini hastalar üzerinde kötü amaçlar için  kullanabilirler. Anarşistler devlete kökten karşı çıktıkları için diğer bütün  ideolojilerden ayrılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Doğal Düzen  Anlayışı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Anarşistler devleti sadece kötü olarak görmezler aynı  zaman da onu gereksiz de bulurlar. Bunu da liberalizmin temel ilkesi olan sosyal  sözleşme kuramını ters çevirerek açıklamaya  çalışırlar.<strong><o:p></o:p></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Anarşistlere göre insan doğası gereği iyidir ve  rasyoneldir.<span>   </span>Bu nedenle de evrensel  moral değerlere uygun yaşama eğilimindedirler.<span>   </span>Bu nedenle insanlar dağa durumunda barışçıl bir yaşam sürebilirler.<span>  </span>İnsanın bu barışçıl doğasını bozan şey ise  hükümetin kendisi ve doğal olmayan yasalardır.<span>   </span>İşte bu yasalar gerçekte insanlar arasında adaletsizlik yaratırlar ve  bunlar gerçekte insanı açgözlü, hırslı ve açgözlü yapar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Dinsel  Kurumlara Karşıtlık<span>    </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>Anarşistler  devlete karşı yaptıkları eleştirileri örgütlenmiş dine de yaparlar. Özelliklede  Katolik kilisesine karşıdırlar.<span>   </span>Çünkü  oda bir otoritedir. Ve otoritenin her türlüsü kötüdür.<span>  </span>Aslında anarşistler Tanrının üstün bir güç  olduğu inancına da karşı çıkarlar.<span>   </span>Üstelik ve daha önemlisi din insanlara devlet otoritesine saygıyı  öğretir.<span>  </span>Bu nedenle anarşistler dini  devletin ana dayanaklarından birisi olarak gördükleri için karşı çıkarlar.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Özgür Ekonomik  Düzen<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Anarşistler hem devlet otoritesine hem de sosyal ve  ekonomik yapıya düşmandırlar.<span>  </span>Çünkü  siyasal iktidar ve zenginlik ayrılmaz bir bütündür.<span>  </span>Ekonomiye yönelik yapılan eleştiriler  sosyalist ideolojiye yakındır.<span>  </span>Onlara  göre kapitalizm sınıfsal bir yapıdır. Yönetici sınıf kitleleri ezer ve  sömürür.<span>  </span>Sömürülen kitleler devlete  karşı kendiliğinden bir devrim gerçekleştirip devlete son verebilir. Kapitalizm  de böylece son bulur.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt">SOSYALİZM<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalizm kelimesi Latince bir kelime olup paylaşmak  anlamına gelir.<span>  </span>Bugünkü anlamıyla  sosyalizm, siyasal ideolojiler alanında en geniş kapsamlı olan ideolojidir.<span>  </span>Komünist devrimcilerden, Afrikalı  milliyetçilere ve Batılı sosyal demokratlara kadar çok farklı kesimlerde  kullanılmıştır.<span>  </span>Bu çeşitlilik birazda  sosyalist ideolojinin hemen hemen dünyanın her yerine yayılması ve ciddi bir  toplumsal destek bulmasından kaynaklanmaktadır.<span>   </span><span></span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Yazınsal kökenleri incelenecek olursa sosyalist geleneğe  Platon (Eflatun)’nun Devlet isimli eserinde rastlamak mümkündür. 19. yüzyıl  sosyalizmi ise daha çok Avrupa’da endüstriyel kapitalizmin ortaya çıkardığı  sosyal ve ekonomik şartlara tepki olarak gelişmiş bir ideolojidir.<span>  </span>Özellikle sanayileşme döneminde sayıları  hızla artan ve sefalet içinde yaşayan işçi sınıfı arasında yaygın bir destek  bulmuştur.<span>  </span>Hatta sosyalizm bu sınıfı  ideolojisi olarak ta bilinir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">19.  yüzyılın sonunda işçi sınıfını durumunun zamanla iyileşmeye başlaması ve  özellikle sendikaların oluşmaya başlaması ile işçi sınıfına dayalı partilerin  kurulması sosyalizmi de dönüştürmüştür.<span>   </span>Oy hakkının yayılması işçi sınıfını anayasal çerçevede demokrasi içinde  hak aramaya itti ve devrimci yönlerini törpüledi.<span>  </span>Birinci dünya savaş döneminde artık sosyalist  hareket kendi içerisinde ikiye ayrılmıştı.<span>    </span>Batı demokrasilerindeki sosyalistler mücadelelerini seçim sandıkları  yoluyla sürdürmeye devam ederken Rusya gibi geri kalmış ülkelerde devrim fikri  revaçtaydı.<span>  </span>Özellikle Rusya’ da 1917  yılında yaşanan ekim devrimiyle bu ayırım iyice belirginleşmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">20.  yüzyılda sosyalist ideoloji Asya, Afrika, Latin Amerika gibi bölgelere  ayılmıştır.<span>  </span>Bu bölgeler henüz  sanayileşmeden sosyalizmle tanışmışlardır.<span>   </span>Bu nedenle de az gelişmiş ülkelerde sosyalizm anti sömürgeci ve anti  kolonyalist bir anlam kazanmıştır.<span>   </span>Çatışma, sınıf mücadelesinden çıkıp,<span>   </span>sömürgecilere karşı yürütülen milliyetçi bir nitelik kazanmıştır.<span>  </span>Rusya nın öncülüğünü yaptığı Bolşevik devrimi  ise Çin’ de Mao önderliğindeki komünist güçlere ilham kaynağı olmuştur.<span>  </span>Daha sonra Kuzey Kore, Vietnam,<span>  </span>Kamboçya ve Laos gibi ülkeler bu modeli örnek  almışlardır.<span>  </span>Arap dünyasında ise bu daha  çok Baas Rejimleri eliyle İslam Sosyalizmi şeklinde gelişmiştir. ( Irak,  Suriye)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Sosyalizmin Esasları<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalizm üç farklı biçimde anlaşılmaktadır.<span>  </span>Öncelikle, sosyalizm ekonomik anlamda  kapitalime alternatif olarak görülür.<span>   </span>Sosyalist ekonominin nasıl olacağı hususunda kesin bir anlaşma olmamakla  birlikte,<span>  </span>merkezi planlamaya dayalı  mülkiyet ortaklığı fikri otaya konuşmuştur.<span>   </span>İkinci olarak sosyalizm işçi hareketlerinin bir aracı olarak  görülür.<span>   </span>Bu anlamda sosyalizm işçi  sınıfının çıkarlarını dile getiren onların ekonomik ve siyasi gücünü artırmayı  amaçlayan program, bir eylem ifade etmek için kullanılır. Üçüncü olarak  sosyalizm daha geniş anlamda belli bir fikirler kümesini, değerler bütününü  çağrıştıran siyasal bir ideoloji ve inanç olarak görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Toplum<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalizm özünde, insanoğlunun sosyal bir varlık olarak  görülmesi ve toplumun gücüne dayanarak insanoğlunun önündeki ekonomik ve sosyal  problemleri çözebileceği düşüncesi ve inancı yatar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalist düşünce, liberalizm ve muhafazakârlığın aksine  insan doğasının sabit olmadığını,<span>  </span>daha  esnek bir varlık olduğunu ve insan doğasının toplumsal tecrübelerle  değişebileceğine inanır.<span>   </span>İnsanın  yetenekleri, nitelikleri ve karakteri toplum tarafından şekillendirilir.<span>    </span>Birey toplumdan ayrılamaz.<span>  </span>Bireysel olarak yaşamak saçma bir  düşüncedir.<span>  </span>Bireyler ancak içinde yer  aldıkları sosyal gruplarla tanımlanabilir. İnsanın çıkarcı ve aç gözlü olması  sosyal şartların bir sonucudur.<span>  </span>İnsanın  eğitilebilir olması nedeniyle sosyalistler ütopya düşler kurmuşlardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Dayanışmacılık  (Ortaklaşmacılık)<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalistler insanı sosyal hayvan olarak görürler ve  insanlar arasındaki doğal olan ilişkilerin yarışma değil de dayanışma ve iş  birliği olduğunu ileri sürerler.<span>   </span>Dayanışma ve işbirliği karşılıklı sempati, sevgi, duygusal bağları  güçlendirir.<span>  </span>Kapitalizmin insanın  çalışma azminin kar güdüsünden, faydacılıktan kaynaklandığı iddiasının aksine  sosyalistler çalışma azminin toplumun ortak iyiliğini artırma arzusundan  kaynaklandığını savunurlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bu  dayanışmacı anlayış nedeniyle sosyal demokratlar devletleştirme ve ortak  mülkiyete geçişi mümkün görmeseler dahi ortaklaşa girişimleri ve özellikle  kooperatifleri çok önemserler.<span>  </span>Üretici  ve tüketici kooperatifleri teşvik edilir, özendirilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Eşitlik</span></em></strong><em><span style="font-size: 13pt"><span>  </span><o:p></o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalist düşünceyi ortak paydada buluşturan temel  özellik eşitlik düşüncesidir.<span>  </span>Eşitlik  bir anlamda sosyalizmin tanımlayıcı özelliği ve onu liberal ve muhafazakârlardan  ayıran bir niteliktir.<span>  </span>Muhafazakârlar  mutlak eşitlik ilkesini saçma bulurlar. Liberallerde ise eşitlik daha ziyade  moral olarak insanın eşit değerlerde olması ve fırsat eşitliği olarak  anlaşılır.<span>  </span>Sosyal ve ekonomik eşitlik  savunulmaz.<span>  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalizmde insanlar arasındaki eşitsizliğin, toplumun  eşitsiz, sınıflı yapısından kaynaklandığı ve bununda düzeltilmesi gerektiği  savunulur.<span>  </span>Bu inanç, insanlarını  doğuştan yetenek ve beceri bakımından eşit olduğu anlamına gelmez.<span>  </span>Yani herkesin bir sınavdan 100 alması eşitlik  değildir.<span>  </span>Eşitsizliğin nedeni bireylere  toplum tarafından eşitsiz muamele edilmesinden kaynaklanmaktadır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">İhtiyaçların  Karşılanması</span></em></strong><em><span style="font-size: 13pt"><span>     </span><o:p></o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Muhafazakâr ve liberal ideoloji toplumda maddi  zenginliğin paylaştırılmasını bireyin çalışmasına ve yeteneklerine bağlar çok  çalışan çok kazanacaktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalistler ise maddi zenginliğin ihtiyaçlara göre  dağıtılmasını öngörürler.<span>  </span>Bu bir çeşit  sosyal adalet teorisidir.<span>  </span>Burada  ihtiyacı talep ve tercihten ayırmak gerekir.<span>   </span>İhtiyaçlar insanın doğasından kaynaklanan temel duygulardır. İstekler ve  tercihler ise sosyal ve kültürel çevreye göre biçimlenir.<span>  </span>İhtiyaçlar bütün insanlarda ortak olan ve  mutlaka karşılanması gereken şeylerdir.<span>   </span>Evrensel ve objektif ihtiyaçlardır.<span>   </span>Bunlar insanın insan olması bakımından olmazsa olmaz olan  gereklerdir.<span>  </span>Bu nedenle sosyalistler  özgürlük ve eşitlik arasında bir çatışma görmezler.<span>  </span>“İnsanlar güçleri ölçüsünde çalışacaklar,  ihtiyaçları doğrultusunda pay alacaklardır.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ortak  Mülkiyet<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sosyalist düşüncede eşitsizliğin nedeni olarak özel  mülkiyet kurumu ön plana çıkar. Bundan amaç bireylerin sahip olduğu elbise  mobilya gibi şeyler değildir. Üretim araçları mülkiyetidir.<span>  </span>Sosyalizm özel mülkiyeti birkaç açıdan  eleştirir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Öncelikle özel mülkiyet adaletsizdir.<span>  </span>Çünkü zenginlik ortak çaba ve emekle  üretilir.<span>  </span>Bu nedenle de mülkiyete  bireylerin değil toplumun ortaklaşa sahip olması gerekir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">İkinci olarak mülkiyet bireysel açgözlülüğü  artırır.<span>  </span>Özel mülkiyet insanları  materyalist yapar. Yani insan mutluluğunun ve bireyin kendini  gerçekleştirmesinin ancak mal-mülk biriktirmeyle olacağına olan inanç  artar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Üçüncü olarak özel mülkiyet bölücüdür.<span>  </span>Toplumda çatışmayı artırır.<span>  </span>Örneğin; mülk sahipleri ve çalışanları  ayırır, birbirine rakip kılar.<span>  </span>Bu gibi  nedenlerle sosyalistler mülkiyetin tamamen ortadan kaldırılmasını ve en azından  toplumun çıkarları ile dengelenmesini savunurlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">milliyetçilik<o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Millet kelimesi doğumdan ya da doğum yeri esasına göre  bir birlik oluşturan insan topluluğu anlamına gelir. Bu topluluğun ortak bir  geçmişi, geleneği, kültürel yapısı, dili, dini ve toprak parçası vardır.<span>  </span>Bu anlamıyla millet kelimesinin siyasi bir  içeriği yoktur.<span>  </span>Millet ve milliyetçilik  bugünkü anlamda siyasal anlamını 18. yüzyılda kazanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Fransız ihtilalinden sonra milliyetçilik akımı hızla  yayılmıştır.<span>  </span>Son iki yüz yılda dünya  politikasında çok önemli etkileri olmuştur. Büyük imparatorlukların yıkılıp  yerine üniter( mili devlet) yapılı devletlerin doğmasına yol açmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Önceleri ülkeler prenslikler, krallar gibi isimlerle  yönetiliyordu.<span>  </span>İnsanlar ise bir ülkenin  uyrukları olarak biliniyor ve belli bir sultana, belli bir imparatorluk ailesine  bağlı kalıyorlardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">19.  yüzyılda Avusturya &#8211; Macaristan, Rus ve Osmanlı İmparatorluğu gibi güçlü  imparatorlukları yıkan milliyetçilik akımları olmuştur.<span>  </span>19. yüzyılda milliyetçilik gerçek anlamıyla  tüm dünyaya yayılmış ve bütün halklar tarafından benimsenmiştir.<span>  </span>Bütün bağımsız ulular kendi ülkelerinin  bağımsızlık simgesi olan milli bayraklarına,<span>   </span>milli marşlarına, ulusal tatil günlerine ve milliyetçilik edebiyatına  kavuştular.<span>  </span>Bununla beraber  milliyetçilik anlayışı da değişti.<span>   </span>Önceleri değişim, devrim ve halk egemenliğinin gerçekleştirilme aracı  olarak kullanılırken zamanla sosyal düzen, iç tutarlılık istikrar amaçlı olarak  ve daha çok da sol düşüncenin devrimci fikirlerine karşı direnen muhafazakâr,  statükocu ( mevcut durumun muhafazası)<span>   </span>bir anlayışa doğru kaydı.<span>  </span>Hatta  bazı ülkelerde milliyetçilik anlayışı yabancı düşmanlığı ifade eder hale  geldi.<span>  </span>1880’li yıllarda milliyetçilik  büyük ulusların kendi ihtişamlarını sergilemek için, yayılmacı amaçlar içinde  kullanıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">20.  yüz yılda ise üçüncü dünya ülkelerinde milliyetçilik emperyalistlere karşı  kullanılan siyasi bir silah biçimini aldı.<span>   </span>Anti sömürgeci milliyetçilik bazen de sosyalist söylemle birleşti.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bugün milliyetçilik çok farklı renklere bürünse de en  yaygın anlayış olarak milliyetçilik psiko-sosyal bir kavram olarak  kullanılmaktadır.<span>  </span>Yani hem bireyin bir  topluma olan aidiyetini anlatır,<span>  </span>hem de  ulusal kimliği ifade eder.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Milliyetçiliğin Ortak  İlkeleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Millet<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milletler din, dil, tarih birliği gibi faktörlerle  birbirlerine bağlı insanlardan oluşan kültürel varlıklardır.<span>  </span>Bu anlamda sayılan faktörleri paylaşan ve  ortak bir coğrafi yapıyı paylaşan kişiler milleti oluştururlar. Bununla birlikte  milleti oluşturan nesnel faktörlerin neler olduğu konusunda ise tam bir anlaşma  sağlamak zordur.<span>  </span>Genel olarak ortak bir  dil, millet olmanın en açık sembollerinden biri olarak kabul edilir.<span>  </span>Bununla birlikte aynı milliyete tabi olup ta  farklı dili konuşan halklarda vardır.<span>  </span>Bu  durum dünyadaki birçok ülkede görülen bir durumdur. Örneğin İsviçre’de  Fransızca, Almanca ve İtalyanca konuşanlarını olması gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Din  bir başka faktördür.<span>  </span>Milliyeti oluşturan  önemli bir bileşendir. İnsanların Ortak ahlaki değerleri ve manevi inançlara  sahip olmasını sağlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milleti oluşturan bir başka öğe ise etnik ve ırki  özelliklerdir. Özellikle etnisite, yani biyolojik olarak ayrı bir ırka sahip  olma,<span>  </span>Nazi dönemi Almanya’ sın da teml  ölçüt olarak kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>Tüm bunların  yanında ortak tarih tecrübesi, gelenekler, geçmişte yaşanan ortak acılar ve  sevinçler,<span>  </span>ulusal kahramanlar, efsaneler  milleti millet yapan önemli faktörlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Organik Toplum  Anlayışı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Millet tanımı üzerinde uzlaşılamasa bile, milliyetçi  ideolojiyi benimseyenler genellikle organik toplum anlayışıyla birleşirler.<span>  </span>Buna göre insanoğlu yeryüzünde doğal olarak  farklı milletlere ayrılmışlardır. Hepsini birbirinden ayıran özellikleri ve  kimlikleri vardır.<span>  </span>Bu nedenle insanlar  kendi milliyetlerine güçlü bir şekilde sadakatle bağlanırlar. Milli bağlar bir  toplumda gözlenir ve duygusal olarak çok güçlüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Kendi Kendini Yönetme  Hakkı<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">( Self- Determinasyon)<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik ideolojisi ya da akımı daha çok halk  egemenliği kavramının siyasal alana yansımasıyla gelişmiştir. Bu durumu Rousseau  Genel İrade kuramıyla açıklamıştır.<span>   </span>Genel irade, halkı oluşturan bireylerin ortak iradelerinin toplamıyla  oluşan iradelerdir.<span>  </span>Genel irade bu  anlamıyla halkın ortak çıkarını yansıtan bir anlam içerir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik geleneğinde devlet, millet, hak, ülke  ayrılmaz şekilde birbirlerine bağlıdır.<span>    </span>Millet olmanın gereği ve sonucu da siyasal bağımsızlıktır. Yani  milliyetçiliğin ve millet olmanın gereği ulus- devlet kurmaktır.<span>  </span>Ulus devlet genel olarak iki şekilde kurulur.  Birincisi, Alman ulus devletinin oluşmasında olduğu gibi uzun bir tarihsel  süreçte. Germen kavimlerinin birleşmesi şeklinde. İkincisi de ulus &#8211; devletin  yabancı bir devletin işgali, boyunduruğundan bir kurtuluş savaşı sayesinde  kurtulmasıyla oluşur. Örneğin Türk Milletinin birinci dünya savaşı sonunda  İtilaf güçleri tarafından işgale uğraması ve bu işgalden bir kurtuluş savaşıyla  kurtulunarak ulus &#8211; devletin yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması.  Milliyetçilik için ulus &#8211; devlet ulaşılması gereken en yüksek idealdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ulusal Kimlik  Politikası<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik akımı milli kimlik tanımıyla  sürdürülebilir. Milli kimlik ulusu oluşturan bireylerin ortak kimliğidir.<span>  </span>Bir anlamda milli kimlik, o millete  kendisinin hem kim olduğunu söyler hem de diğer milletleri onlardan neyin  ayırdığını söyler.<span>  </span>Ortak bir tarih,<span>  </span>ortak manevi değerler kadar bir birliği  oluşturma kimlik de önemlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<table class="MsoTableWeb3" style="border: 3pt outset " border="1" cellpadding="0" cellspacing="3">
<tr>
<td style="padding: 0cm 5.4pt; width: 274.15pt" valign="top" width="366">
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">Başbuğ  Alparslan Türkeş’in Milliyetçilik<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">Anlayışı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Dünya üzerinde insan toplulukları milletler hâlinde  yaşamaktadırlar. Her millet kendi özelliklerini korumaya, geliştirmeye gayret  etmekte ve kendi topluluğunu diğer milletlerden daha ileri, daha yüksek, daha  refahlı yapmaya çalışmaktadır. Milletler arasındaki bu rekabet ve karşılıklı  yarışma, milleti meydana getiren insanların müşterek duygular hâlinde  birleşmeleri ve müşterek bir millî şuur etrafında toplanarak kendi toplum  varlıklarını belirli hedeflere yöneltmek şuuruna sahip olmalarıyla mümkündür.  Milletlerin faaliyetlerinde, yükselmelerinde ve kendi toplumlarını refaha  kavuşturmak, geliştirmek çabalarında milliyetçilik şuuru ve milliyetçilik  duygusu başlıca tesir yapan faktör olmaktadır. Milliyetçilik duygusundan yoksun  olan bir toplumun millet manzarası göstermesi mümkün değildir. Milliyetçilik  duygusuna sahip olmayan, millî şuura sahip olmayan bir topluluğun bir arada  yaşaması mümkün değildir. Böyle bir duygudan ve şuurdan mahrum toplulukların dış  olayların en ufak bir tesirine karşı kendilerini koruyamadıklarını, hatta dış  tesirler olmasa dahi kendi kendilerine dağıldıklarını ve belirli vasıfları olan,  belirli hedefleri olan bir topluluk hüviyetinden çıktıklarınI görmekteyiz.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Türk milletini yükselmesi ve tehlikelerden korunması,  Türk milletini meydana getiren kişilerin teker teker millî şuur sahibi olmasına  ve kalplerini millet sevgisi, vatan sevgisi ile çarpmasına bağlıdır. Bunun için  millî doktrin Dokuz Işık’ın birinci ilkesi olarak milliyetçiliği koymuş  bulunmaktayız. Şüphesiz burada bahis konusu edilen milliyetçilik Türk  milliyetçiliğidir. Türk milliyetçiliği ne demektir? Türk milliyetçiliği, Türk  milletine karşı beslenen derin sevgi, bağlılık duygusunun, müşterek bir tarih ve  müşterek hedeflere yönelme şuurunun ifadesidir. Türk milliyetçiliği insani  duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk milliyetçiliği ki ne garazı esas  kalmayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik, milletini  sevmek, vatanının sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her  fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir. Türk milliyetçiliği bütün  Türkleri kardeş sayan bir düşüncedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde  yaşayan ve kendisini Türk milletinin bir mensubu kabul eden herkesi kardeş sayan  bir düşünce ve görüştür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Türk milliyetçiliği Türk milletinin gözüyle olayları  görmek ve değerlendirmek zihniyetini ifade etmektedir. İster Türkiye içinde  olsun, ister Türkiye dışında olsun, cereyan eden her olayın Türk milletine zarar  getirmemesini istemek, düşünmek denilebilir. Bunun yanı sıra Türk milletinin  gerek Türkiye&#8217;de gerek Türkiye dışında meydana gelen olaylardan azamî ölçüde  yararlanmasını istemek, meydana gelen her olayın Türkiye&#8217;ye azami ölçüde yarar  sağlamasını düşünmek ve bunun için çaba harcamakta Türk Milliyetçiliğinin bir  gereği olarak görülmelidir. Millet tarifini ele almakta Türk Milliyetçiliğini  belirlemek için yarar vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Türk Milleti dediğimiz gerçek nedir? Bugün Türk Milleti  dediğimiz gerçeği şu şekilde tarif etmek mümkün. Müşterek bir tarihten gelen ve  müşterek bir tarih şuuruna sahip bulunan, aynı dine mensup, aynı kültürle  yoğrulmuş, aynı devleti kurmuş, yaşatmış ve bugün de aynı devletin sahibi ve  bayrağı altında yaşayan, sınırları içinde yaşayan insan topluluğu Türk Milletini  teşkil etmektedir. Yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve Türklüğü  benimseyen, aynı tarihe mensup, aynı tarih şuurunu taşıyan ve aynı kültürle  yoğrulmuş, aynı dine mensup insan topluluğu bugünkü milletimizi meydana  getirmektedir. Türk Milleti tarifi, bu çizilen çizgilerin dışına ayrıca  taşmaktadır. Türk Milleti büyük bir millet olduğu için bugün dünya yüzerinde  geniş sahalara yayılmış ve dağılmıştır. Bugün dünya üzerinde yaşayan aynı dine  mensup, aynı tarihe mensup ve aynı dili konuşan Türk Topluluklarının sayısı iki  yüz elli milyon civarında tahmin edilmektedir. Bunların ancak yaklaşık üçte biri  Türkiye sınırları içinde bulunmaktadır. Bugünkü Türkiye sınırları dışında kalan  Türkleri Türk Milletinden saymayacak mıyız? Bugünkü Türkiye Cumhuriyet sınırları  dışında kalan Türkler de Türk Milletindendir. Onlar da Türk Milleti deyiminin  içindedirler. Ancak Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan Türkler başka  topraklarda, başka milletlerin idaresi altında bulunmaktadırlar. Türkiye  Cumhuriyeti bütün Türklük meselelerini sahibi ve temel varlığıdır. Bu bakımdan  Türkiye Cumhuriyetinin birinci plânda ele alınması ve korunması, yüceltilmesi  başlıca konuyu teşkil etmelidir. Türk Milletinden olmak, Türk Milletini sevmek  ve Türk devletine sadakatle hizmet aşkı taşımak, vatana bağlılık duygusu içinde  bulmak ve Türk Milletinin yükselmesi için elinden gelen her fedakârlığı yapmak  ve çalışmak duygusu ve şuurudur. Bu duygu ve bu şuuru taşıyan herkes Türk&#8217;tür.  Kalbinde yabancı başka bir milletin özlemini özentisini taşımayan, kendisini  Türk hisseden Türklüğü benimseyen ve Türk Milletine, Türk devletine hizmet aşkı  taşıyan herkes Türk&#8217;tür. İşte Türk Milliyetçiliğinin temel görüşü budur. Bu  görüş ışığında olayları değerlendirmek zorunluluğu vardır. Türk Milliyetçileri  sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Türklerle mi ilgilenecektir?  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan Türklerle  münasebetlerimiz ve bunlara karşı tutumumuz ne olmalıdır? Bu sorulara verilecek  cevap şudur: Türk milliyetçiliği, dünya üzerinde nerede Türk varsa onlarla  ilgilidir. Onlara karşı derin bir sevgi ve ilgiyle doludur. Dünyanın neresinde  Türk varsa bu Türklerin iyi durumda olmaları, bu Türklerin yükselmeleri,  korunmaları, kendilerine mümkün olan her çeşit yardım ve desteğin sağlanması  Türk Milliyetçiliğinin şaşmaz düsturudur. Ancak Türk Milliyetçiliği Türkiye  Cumhuriyeti sınırları dışında bulunan Türklerle ilgisinde ve münasebetlerinde,  bu ilgi ve münasebetlerin Türkiye Cumhuriyeti’ni tehlikeye sokmayacak, Türkiye  Cumhuriyeti&#8217;ne zarar vermeyecek şekilde yürütülmesi prensibini esas alır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Yurdumuzda iç politika mücadeleleri, politika  menfaatleri dolayısıyla Türk Milletinin yüksek davaları çiğnenmiştir; zarara  sokulmuştur. Türkiye&#8217;de Turancılık görüşleri hakkında yalan yanlış iddialar  ortaya atılmış ve Turancılık düşüncesi, Turancılık fikri kötü, zararlı bir  düşünce olarak Türk Milletine tanıtılma yoluna gidilmiştir. Yunanlılar için  Enosis neyse, Ruslar için Panislâvizm neyse, Almanlar için Alman Birliği neyse,  Araplar için Arap Birliği neyse, İranlılar için Panaryanizm neyse, Türkler için  de Turancılık odur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik, Türk Milletine karşı beslenen derin  sevginin ifadesidir. Kalbinde başka bir ırkın gururunu taşımayan ve kendisini  samimî olarak Türk hisseden ve Türklüğe adayan herkes Türk&#8217;tür. Biz; Türk  Milletine mensup olduğumuza göre, bu milletin içinden çıkmış insanlar olduğumuza  göre, elbette ki kendi milletimize karşı derin bir bağla bağlı olacağız ve bu  milletin yükselmesi için, bu milletin haklarını daima her çeşit tesirlerden  uzak, her şeyin üstünde bulundurulması için çalışmayı görev tanıyacağız. İşte bu  sebeplerden dolayı bizim milliyetçiliğimiz, Türk Milletine karşı duyulan derin,  köklü bir sevgi ve Türk Milletinin içinde bulunduğu müşkül durumdan bir an önce,  en modern uygarlığın en ön safına geçirilmesini sağlamak duygusundan kuvvet  alır. Milliyetçiliğimiz başkalarına karşı kin, garez duygularıyla beslenmez.  Demek ki, Türk Milliyetçiliği, Türk milletine karşı duyulan derin sevgi,  bağlılık ve onu güç durumdan, baskıdan uzak, şerefiyle yaşayan, müreffeh, mutlu  ve modern uygarlıkta en ön safa geçmiş bir hâle getirmek isteği ve bu isteğin  yarattığı duygudur. Birinci prensibimiz olan milliyetçiliğimizin özet olarak  tarifi budur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt">Bunun  yanında Türkçülük kelimesini de ilâve ediyoruz: Milliyetçiyiz, Türkçüyüz. Neden  Türkçüyüz? Çünkü milletimiz Türk Milletidir. Türkçülük ne demektir? Türkçülük,  Türk Milletinin hayatının her safhasında yapacağı her şeyin Türk ruhuna, Türk  geleneğine uygun olması ve Türk&#8217;e yararlı olması amacının, fikrinin ön plânda  tutulmasıdır, Türkçe konuşacağız, Türkçeyi daima her şeyin üstünde tutacağız.  Yapılacak her işte Türklük ruhuna, Türk&#8217;ün özelliğine uygun ve Türk Milletine  yararlı olması şartını göz önünden kaçırmayacağız. Türkçülüğün de kısaca tarifi  budur. Birinci prensibimiz olarak aldığımız Milliyetçilik ve Türkçülük, kısaca  yaptığımız bu izah ve tarifle işte bu şekilde ortaya konmuş  oluyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
</td>
</tr>
</table>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">faşizm<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm bir ideoloji olarak 20. yüzyılda ortaya  çıkmıştır.<span>  </span>Fakat kavramsal olrak Roma  imparatorluğuna kadar uzanan bir geçmişi vardır.<span>  </span>Faşist sözcüğü bir baltanın çevresine  bağlanmış bir demet sopa anlamına gelen Latince fascis<em> </em>sözcüğünden  türetilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Faşizmin Temel  Özellikleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm üzerine yapılan değerlendirmelerde yaygın  olarak,<span>  </span>faşizmin bir siyasal ideoloji  olmasından ziyade, siyasal bir eylem, hareket olduğundan sıkça bahsedilir.<span>  </span>İtalyan faşist lider Mussolini bile yaptığı  konuşmada faşizmi açıklayacak temel değerlerin laf değil eylem olduğunu  vurgulamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Mutlak  Devlet<span>  </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm demek devlet demektir.<span>  </span>Mussolini 1932 yılında yazmış olduğu bir  makalesinde devlete bakışını şu şekilde izah etmiştir:<span>  </span>“ Devlete karşı hiç bir şey olmaz.<span>  </span>Devletin dışında hiçbir şey olmaz.<span>  </span>Her şey devlet içindedir.” Faşizmin devlet  kuramı ilk olarak bireyciliğe, ikinci olarak liberalizme, üçüncü olarak ise  sınıf mücadelesini körükleyen sosyalizme karşı geliştirilmiş düşüncelerin bir  sentezidir.<span>  </span>Bireye dayanmayan ve temeli  sosyal kuruluşlar olan bir devlet anlayışı hâkimdir.<span>  </span>Toplumun kendiliğinden ortaya çıkan organik  bir yapı olduğuna inanan faşistler, toplum sözleşmesi geleneğini  reddederler.<span>  </span>Toplum,<span>  </span>bireyin amacını gerçekleştirmek için  kurulmamış,<span>  </span>tam aksine birey toplumun  üstün amaçlarına hizmet etmek için yaratılmıştır.<span>  </span>Toplum devletin içeriği, devlette toplumun  dış görünüşüdür.<span>  </span>Birey tek başına toplum  içerisinde bir anlam ifade etmez, sosyal kuruluşlara katıldığı ölçüde anlam  taşır.<span>  </span>Yani birey devlete hizmet eden  bir araçtır.<span>  </span>Bireyin liberalizmdeki  hakları, faşizmde yükümlülüklere dönüşür.<span>   </span>Bu bağlamda faşist devlette özgürlükten bahsedilemez. Faşist devlet  egemen ve otoriter bir devlettir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik<span>   </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik Mussolini’nin savunduğu esaslardan  birsidir.<span>  </span>Faşist parti programında  milliyetçilikten şu şekilde bahsedilir; “ devlet milletin hukuki  temsilcisidir.<span>  </span>Millet soyut yaşayan  fertlerin toplamından ibaret değildir. Nitekim partilerin amaçlarına ulaşmaları  için kullanılan bir araç ta değildir.<span>   </span>Millet ırkın maddi ve manevi değerlerinin yüksek bileşimidir.”<span>  </span>Milliyetçilik, faşizmde sistemin ayakta  kalmasını sağlayan etkenlerden birisidir.<span>   </span>Aşırı milliyetçilik Almanya’da ırkçılığa dönüşmüştür.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Dayanışmacılık  (Korporatizm) <span>     </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bir  meslekte çalışan bütün kişileri içine alan bir kuruluştur yani mesleki bir  örgüttür. Amaç kapitalist sistemdeki işveren ve işçi sınıfı arasındaki  mücadeleye bir çözüm bulmaktır.<span>   </span>Ekonominin temel yapısını korporasyonlar teşkil eder.<span>  </span>Bu yapı ile aynı meslektekilerin tek bir amaç  için tek vücut olmaları sağlanır.<span>   </span>Korporasyonların almış olduğu kararlar yasa gücündedir.<span>  </span>Ekonomik ve sosyal alanda devletin yerine  getireceği görevleri üstlenmişlerdir. Faşist sendikalizmin ve korporasyonizmin  amacı düzenli ve dengeli bir ekonomi kurmak ve üretimi artırmaktır.<span>  </span>Nihai amaç bireyin değil ulusun refahını  sağlamaktır.<span>    </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Elitizm  (Seçkinlerin Yönetimi) <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>            </span><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm, Pareto ve Mosca gibi düşünürlerin görüşlerinden  etkilenmiştir.<span>  </span>Devletin daima bir  azınlık tarafından yönetilmesi gerektiği savunulmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Anti &#8211;  Demokratizm<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm, Fransız ihtilalinin bütün ilkelerine kökten  karşıdır.<span>  </span>Bu ihtilal ile doğan  bireycilik, liberalizm ve demokrasi gibi ilkeler faşist ideolojisi içinde hiçbir  anlam içermez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Anti &#8211;  Sosyalizm<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşizm kendisini bir siyasal hareket olarak daima  sosyalistlerin ve komünistlerin karşısında bir hareket olarak  tanımlamıştır.<span>  </span>Faşizm sosyalizmin aksine  özel mülkiyeti ve özel teşebbüsü savunur.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="BASLIK-CEM"><span style="font-size: 16pt; font-family: 'Times New Roman'">sivil  itaatsizlik<o:p></o:p></span></p>
<h3 style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span>       </span><o:p></o:p></span></h3>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsizlik tamlamasının ilk kısmı olan sivil  kelimesinin dilimizde askeri olmayan, kaba güç kullanmayan ve hiçbir resmi  makamdan güç almayan gibi çağrışımları vardır.<span>   </span>İtaatsiz sözcüğü ise dilimizde asi, söz dinlemez, boyun eğmez, dik kafalı  serkeş, buyruk altına girmez gibi anlamlar taşır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsizlik, devlet gücünün üçüncü kişilerce  açıkça görülebilir ve anlaşılabilir derecede haksızlık olarak algılanan eylemine  karşı, kaba güç kullanmadan ve kamuya açık olarak gerçekleştirilen bir protesto  eylemidir. Bir kimsenin yasaya aykırı, kamuya açık, şiddetsiz ve vicdani bir  eyleme girişmesi sivil itaatsizlik eylemi olarak tanımlanır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsizlik her türlü anarşizmden, fanatizmden,  ideolojik saplantıdan, kuruntu ve bencil çıkarlardan arı düşünülmesi gereken bir  protesto şeklidir. Bu bağlamda sivil itaatsizlik mevcut hukuksal düzeni meşru  kabul eden fakat ağır haksızlıklar taşıdığına inanılan tekil hükümet eylemlerine  aracı olmayan bir olgudur. Yani iyi bir vatandaş olma ve iyi bir insan olma  arasında ortaya çıkabilecek gerilimin pozitif usul ve süreçlerle aşılması  anlamındadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Türkiye bağlamında “Sivil İtaatsizlik” kavramını  inceleyecek olursak bu kavram Türk insanın henüz aşina olmadı bir  kavramdır.<span>  </span>Konu hakkında yazılmış ya da  Türkçe ye tercüme edilmiş çok az eser vardır. Türkiye de sivil itaatsizliğin ne  olduğu, hangi eylemlerin bu kapsama dâhil olduğu, bu tür eylemlerle nelerin  amaçlandığı hala hem toplum hem de devlet idarecileri tarafından yeterince  bilinmemektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Konunun daha iyi anlaşılması bakımından tarihte yaşanmış  bazı sivil itaatsizlik eylemlerinden bahsetmek kuşkusuz yararlı olacaktır. 19.  yüzyılın sonlarına doğru Hindistan da kazançlı bir çıkar elde etmek isteyen  İngiliz yönetimi tuz üretimini kendi tekeline alarak tuz yapımını yasaklayan bir  karar aldı.<span>  </span>Bu karara bir tepki olarak  Gandi ardındakileri toplayarak deniz kıyısına geldi ve burada bir tas deniz  suyunu buharlaştırmak suretiyle deniz suyundan tuz elde ederek yasayı Simgesel  olarak çiğnedi. Bu eyleminin sonunda tıpkı beklediği gibi apar topar  tutuklanarak ceza evine konuldu. Gandi yurttaşlarının gözünde onlar için her  şeyi yapabilecek bir halk kahramanıydı. Gandi tutuklanışını adaletsiz bir  uygulama olarak gördüğü için ceza evinde açlık grevine başladı. Bu arada yüz  binler Gandi’nin arkasından giderek yasağı deliyor ve bütün hapishaneler dolup  taşıyordu. Gandi günden güne eriyip giderken İngiliz yönetimi Gandi nin  ellerinde ölmesini göze alamayarak kendisini serbest bırakmak zorunda kaldı.  Gandi fiziksel olarak iyi bir duruma gelir gelmez tekrar aynı suçu işledi ve  yine tutuklandı. İş, kedi fare olayına dönmüştü. Sonun da Gandi yapmış olduğu bu  eylemleri sayesinde İngilterecin bu tekelini ortadan kaldırmayı başardı. Daha  sonra gözünü daha başka haksızlıklara dikti ve çeşitli eylemlerde bulundu.  Gandi’nin bu mücadelesi 1945 yılında Hindistan’a Özgürlüğü getiren hareketlerin  temeli olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Yine tarihte önemli bir sivil itaatsizlik olayı II.  Dünya Savaşında yaşamıştır. Naziler, savaşta işgal ettikleri ülkelerde  Yahudilerin belli olması için onlara giysilerinin sırtına sarı, altı uçlu yıldız  dikmelerini zorunlu kılan yasalar çıkarttılar. Danimarka da bu yasaya karşı  gelmek suretiyle, herkes Yahudi olsun olmasın sırtlarına bu yıldızlardan  diktiler ve sokaklarda boy göstererek yasanın fiili olarak uygulanmasını  imkânsız hale getirdiler. Nazi yönetimi bu eylemlerin arkasında olduğuna  inandığı Danimarka kralı Cristian’ saraya hapsederek halka kralın ağır hasta  olduğunu duyurdu. Tabi halk buna inanmadı ve bir başka sivil itaatsizlik  eylemine girişti. Tepkilerini çiçek yollama şeklinde gösterdiler. Ülkedeki  herkes Krala çiçek siparişli verdi ve ertesi gün Kopenhag sokakları krala. Çiçek  götürmek isteyen insanlarla dolup taştı. Kentte günlük hayat işlemez hale geldi  ve kentin tamam paydos etti. Böylece Naziler kralı serbest bırakmak zorunda  kaldılar ve krala kendi ülkesinde tam bir özgürlük  tanıdılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Sivil İtaatsizliğin Temel  Unsurları<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Yasaya  Aykırılık<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsizlik üstün bir ahlaki norm adına, tekil bir  hukuk normunun ihlal edilmesidir. Yani özde kanuna değil kötü olduğu düşünülen  bir kanuna karşı eylemde bulunma söz konusudur. Sivil itaatsizlik haksız bir  uygulamaya karşı bütün yasal yollar denendikten sonra girişilen yasadışı  eylemlerdir. Bu yola ancak yasal süreçler denendikten sonra başvurulur. Bu  bakımdan sivil itaatsizliğin yasadışı bir eylem olması onun değerini düşüreceği  anlamına gelmez çünkü yasallık ve meşruiyet arasında tam bir tekabüliyet yoktur.  Hatta bu ikisi arasında bir gerilim olması dolayısıyla sivil itaatsizliği  yasallık değil meşruiyet bağlamında incelemek gerekecektir.<span>  </span>Sivil itaatsizlik en azından bir hukuk  kuralının çiğnenmiş olduğu bir erdemdir.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Alenilik /  Kamusallık<span>   </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Alenilik sadece eyleme katılanların kendilerini  gizlememeleri değil yapılan eylemin kamuoyunca anlaşılabilir olması  anlamındadır. Bu kuralın açıkça ihlal edilmesi durumunda elde edilmek istenen  sonucun daha baştan engellenmesi söz konusuysa eylem gizlenebilir. Sahibinden  kaçan köleyi saklayan bireyin davranışı buna en güzel örnek olarak  gösterilebilir. Bu hallerde bile eylem ve onun mesajını sonradan kamuya  duyurmadan sivil itaatsizlik tamamlanamaz. Alenilikle ilgili bir diğer durumda  eylemin gidişatının hesaplanabilir olmasıdır.<span>    </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Şiddetin  Reddedilmesi<span>       </span><span>  </span><o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Eylemin kamusal olmasına eşdeğer bir sivil itaatsizlik  ilkesi de şiddete ve kaba güze başvurulmamasıdır. Bir itaatsizliğin hukuk  devleti içerisinde sivil olabilmesinin bir şartı da onun kesinlikle şiddete  başvurmamasıdır. Ancak şiddetin ne olduğu ve sınırların nerede başlayıp bittiği  tartışmalıdır. Genel olarak şiddet bir insanın öteki insanların fiziksel ruhsal  yapıları üzerine baskı kurması olarak tanımlanmaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Bireyin yaptığı sosyal ihlaller yalnızca sosyal amaçlı  olduğunda siyasaldır.<span>  </span>Ancak grup  ihlalleri hangi motivasyonla yapılırsa yapılsın sınırlayıcı oldukları için  siyasal niteliklidir.<span>  </span>Sivil itaatsizliği  diğer şiddet dışı eylemlerden ayırmak amaçlandığında bir uca nefret içermeyen  şiddet diğer uca pasifizm konulursa sivil itaatsizlik ortalarda bir yerde  bulunur.<span>    </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Sistemin Geneline Değil Tekil  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Haksızlıklara Karşı Olma<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsiz kişi mevcut anayasal düzenin temel  ilkelerine veya toplumsal sözleşmeye karşı esaslı ve köklü bir itirazda  bulunamaz. Aksine bu temel anlaşma ilkelerinin çiğnenmesinden duyulan kaygıyı  dile getirmek için bu yola başvurulur. Sivil itaatsizliği devrimden ayıran en  önemli özelliği de budur. Devrim sistemin tümüne yönelikken sivil itaatsizlik  sistemin yalnızca aksayan yönlerine yöneliktir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Direniş savaşçılarından farklı olarak sivil itaatsizlik  eylemi düzenin demokratik yasallığını kabul eder.<span>  </span>Haklı bir sivil itaatsizlik eylemi demokratik  hukuk devletinde dahi yasal düzenlemelerin gayri meşru olabileceği ihtimalinden  doğmaktadır.<span>  </span>Sivil itaatsiz eylemciler  davalarında aceleci değildirler iknayı hedeflediklerinden dolayı barışçı  yöntemleri kullanırlar ve sembolik eylemlerle iktida  ederler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Siyasal ve Hukuksal Sorumluluğun  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Üstlenilmesi <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.25pt; text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Cezai sorumluluğun kabul edilmesinin, sivil  itaatsizliğin gerekli bir şartı olup olmadığı konusunda tam görüş birliği  yoktur. Ancak cezaya katlanma sivil itaatsizlikte giderek ağırlık kazanan bir  gerçektir. Bazı teorisyenler hukuki sorumluluğu üstlenmenin eylemlere samimiyet  bahşettiğini savunurken diğer bazı teorisyenlerde meşru düzeyde girişilen bir  eylemden dolayı cezalandırmayı kabul etmenin doğru olmadığında ısrar  etmektedirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>             </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Kamuya açık, şiddete başvurmayan, siyasal ahlaksal  gerekçelerle ağır bir haksızlığa karşı protestoda bulunan kişinin eylemi hukuka  aykırı olsa bile eylemcilerin adi bir suçlu gibi muamele görmesi nesafet  kurallarına aykırıdır.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Ahlaki  Motivasyonla İşlenmiş bir <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: left" align="left"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Siyasal Eylem  Olma<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sivil itaatsizliği diğer siyasi eylemlerden ayıran en  faydalı kriterlerden biriside ahlakiliktir. Bu ilke bir eyleme her türlü kişisel  çıkardan uzak olarak girişme niyet ve iradesidir. Genel bir ahlak  yükümlülüğünden kaynaklanan motivasyonun yansıması olarak siyasi yükümlülük  ahlaki yükümlülük olarak kabul edilir. Ahlaksallık bir kanuna niçin itaat  edilmelidir sorusundan çok bir kanuna ne zaman itaat edilmelidir? Sorusunun  cevabıyla ilgilidir. Ahlaksallığın doğal sonucu daha yüce bir evrensel ilke  adına verilen taahhütten vazgeçmedir.<span>      </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Sivil  İtaatsizliğin Özellikleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Sivil kelimesi “suçlu” kelimesinin karşıtı olarak  kullanılamaz çünkü bazı sivil itaatsizlik eylemleri suça meyillidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Tesadüfen yapılan bir hareket değil düşünülerek yapılan  bir eylemdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Harici bir amacı vardır adaletsizliğe ve şartları  değiştirmeye dikkat çeker.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Şiddet dışıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Sıradan suç niyetine sahip değildir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Anayasanın ilk düzeltme teorisinde yer alan bir ifade  ve iletişim şeklidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Gücü elinde bulunduranlar tarafından engellenen  kişilerce kullanılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">—Yasa veya yasalara karşı olabilir. Dini bir felsefeye  sahip olabilir ama bu zorunlu değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşist parti programında kollektivist ilkelere dayanan  bir ekonomi sistemini benimseyen sosyalist projeler karşısında en çok üretim ve  en çok refahı veren özel teşebbüsün benimsendiği  belirtilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Emperyal Bir  Dış Politika<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">İtalya’nın Birinci Dünya Savaşından beklediğini  alamaması faşist yönetimin ile birlikte İtalya’nın yayılmacı bir politika  izlemesini de beraberinde getirdi.<span>   </span>Faşistler, eski Roma imparatorluğu’nun hayalini canlandırmak hevesinde  olduklarını iddia ettiler. Özellikle <em>Mare Nostrum</em> (bizim Deniz)  politikası ile Akdeniz’e yönelik bakışları ikinci Dünya savaşının en büyük  sebeplerinden birisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><strong><em><span style="font-size: 13pt">Siyasal Yapı  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Faşist parti içerisinde siyasal yapının bel kemiği Önder  (Duce)<span>  </span>dir.<span>  </span>Ayrıca faşist rejim içerisinde tek parti  anlayışı hâkimdir.<span>  </span>Parti üyeleri sıkı  bir disipline uyarlar.<span>  </span>Önderin emirleri  kayıtsız şartsız yerine getirilir.<span>   </span>Yine  parti ile hükümet arasında bağlantı sağlayan Büyük Faşizm Konseyi önemli bir  yere sahiptir.<span>  </span>Parlamentoyu eskimiş bir  kurum olarak gören Faşistler, klasik parlamentonun yerine Korporatif Meclis  tesis etmeyi amaçlamışlardır.<span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt">Sonuç olarak: bu özellikleriyle faşizm,<span>  </span>20. yüzyılın gördüğü en kanlı ideolojilerden  birisidir.<span>  </span>Birinci Dünya Savaşı  sonrasında İtalya da doğmuş ve Almanya ya sıçramış,<span>  </span>daha sonra Rivera ve Franco gibi  diktatörlerin yönetimiyle İspanya da yaşanmış, Salazar’ın diktatörlüğünde  Portekiz’de etkili olmuş ve 1974 yılından itibaren faşist yönetimler Avrupa’dan  silinmiştir.<span>  </span>Ancak 1990’dan sonraki  süreçte Avusturya ve Fransa da faşist eğilimler tekrar yükselişe geçmiştir.<span>     </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt"><span style="font-size: 13pt"><span>            </span><o:p></o:p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/cagdas-siyasi-akimlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçükkuyu&#8217;da Sehitler Için Mevlit</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2007/02/duyurular-ve-basin-aciklamalari/kucukkuyuda-sehitler-icin-mevlit.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2007/02/duyurular-ve-basin-aciklamalari/kucukkuyuda-sehitler-icin-mevlit.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2007 20:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI]]></category>
		<category><![CDATA[HER ÜLKÜCÜ'NÜN BİLMESİ GEREKENLER]]></category>
		<category><![CDATA[KIBRIS MESELESİ]]></category>
		<category><![CDATA[SANAT VE EDEBİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[ÇAĞDAŞ SİYASİ AKIMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Ayvacik Ilçesi&#8217;ne bagli Küçükkuyu Beldesi&#8217;nde Ülkü Ocaklari ve MHP Belde teskilati tarafindan sehitler için Mevlit-i serif düzenlendi.
Sehitler için belde binasi önünde düzenlenen Mevlit-i serif de vatandaslara seslenen Küçükkuyu Ülkü Ocaklari Baskani Çetin Yildiz, Türk Milletinin vatan sevgisini imandan aldigi gerçegine inanmis ve bu ugurda ya sehit yada gazi olmayi sereflerin en büyügü saymis bir millet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayvacik Ilçesi&#8217;ne bagli Küçükkuyu Beldesi&#8217;nde Ülkü Ocaklari ve MHP Belde teskilati tarafindan sehitler için Mevlit-i serif düzenlendi.</strong><br />
Sehitler için belde binasi önünde düzenlenen Mevlit-i serif de vatandaslara seslenen Küçükkuyu Ülkü Ocaklari Baskani Çetin Yildiz, Türk Milletinin vatan sevgisini imandan aldigi gerçegine inanmis ve bu ugurda ya sehit yada gazi olmayi sereflerin en büyügü saymis bir millet oldugunu belirterek, “Her karis topragi sehit kanlariyla sulanmis bu kutsal vatan su ana kadar hiçbir milletin esareti altina girmemis ve bundan sonrada girmeyecektir. Bizlere bu memleketi vatan olarak birakan aziz sehitlerimizi gazilerimizi, Baskomutan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaslarini bir defa daha minnet ve sükranla aniyoruz. Türk Milleti ve bizler Ülkü Ocaklari olarak gerektiginde dün oldugu gibi bugünde, yarinda yurdumuzun neresinde olursa olsun yasadigimiz bu küçücük beldemizde dahi vatanimiza, bayragimiza, milli degerlerimize göz diken hainlere hak ettikleri dersi verecegimizden kimsenin kuskusu olmasin” dedi. Mevlit-i Serife partililerin yaninda Çanakkale Ülkü Ocaklari Baskani Gökhan Keskin ve Edremit Ülkü Ocaklari Baskani Cem Sahin ile birlikte Ayvacik, Ezine, Çan,Yenice, Gelibolu ve Gökçeada Ülkü ocaklari baskanlarinin katildi. Mevlitten sonra katilanlara tavuklu pilav ve ayran ikram edildi.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2007/02/duyurular-ve-basin-aciklamalari/kucukkuyuda-sehitler-icin-mevlit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
