<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI &#187; HER ÜLKÜCÜ&#8217;NÜN BİLMESİ GEREKENLER</title>
	<atom:link href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/category/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org</link>
	<description>YENİLECEĞİNDEN KORKAN, MUTLAKA YENİLİR... Yıldırım BEYAZID</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>DİNİ BİLGİLER&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 19:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[DİNİ BİLGİLER 
DİN NEYE DENİR? 
Din, Allahu Teala tarafından konulmuş ilahi bir kanun olup, akıl sahiblerini kendi istekleri ile her iki cihanda huzura kavuşturan ilahi bir nizam dır.
Dinler üç kısma ayrılır
Hak din, muharref din ve batıl din. Bu dinlerin içinde hak dinden başka hiç biri geçerli değildir. Çünkü hak din diğerleri gibi uydurma ve değiştirilme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİNİ BİLGİLER </strong></p>
<p><strong>DİN NEYE DENİR? </strong><br />
Din, Allahu Teala tarafından konulmuş ilahi bir kanun olup, akıl sahiblerini kendi istekleri ile her iki cihanda huzura kavuşturan ilahi bir nizam dır.</p>
<p><strong>Dinler üç kısma ayrılır<span id="more-134"></span></strong></p>
<p>Hak din, muharref din ve batıl din. Bu dinlerin içinde hak dinden başka hiç biri geçerli değildir. Çünkü hak din diğerleri gibi uydurma ve değiştirilme değildir. İslam dini hak dindir.</p>
<p>İslam dinin özelliği dünyada huzur ahirette ise eminliktir. Bu din Adem Aleyhisselam’dan Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam’a kadar olan bütün peygamberlerin dinidir.</p>
<p>Bütün peygamber gönderildikleri kabilelerini İslam dininin temel inancında olduğu gibi bir olan Allah’a ibadet etmeyi tebliğ etmişlerdir.</p>
<p>İslam dini kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmış ve kıyamete kadar geçerli olan dindir. Bu Allah katında da böyledir.</p>
<p>İslam dinin diğer dinlerden olan özelliği, onun son din olması, bütün insanlığa gönderilmiş olmasıdır.</p>
<p>Dinimiz her akıllı insanın uyacağı ve rahatlık la kurallarını uygulayacağı bir dindir.</p>
<p>Bu dinde zorluk va aşırıcılık yoktur. İslam dininde yolculara, hasta olanlara, gücü yetmeyen yaşlılara kolaylık tanınmıştır.</p>
<p>İslam dini sevgi, huzur ve barış yanlısı olan bir dindir.</p>
<p><strong>Dinimiz; İman, Amel, ve Ahlak olmak üzere üç kısımdır.</strong></p>
<p><strong>İman; </strong>Allah’tan Peygamberimize gelen her şeyi tasdik etmektir.</p>
<p><strong>Amel: </strong>İnanılanla amel etmektir.</p>
<p><strong>Ahlak:</strong> İnsanın tabiatına yerleşen huylardır. Bu huyların en güzel olanı en makbul olanıdır.</p>
<p><strong>İslam’da şer’i hükümlerin dört ana kaynağı vardır ki bunlar şunlardır:</strong></p>
<p><strong>Kitap:</strong> Allah tarafından peygamberimiz Mu-hammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e vahiy yoluyla 23 se nede indirilen ve günümüze kadar bir harfi bile bozulmadan gelen Kuranı Kerim’dir. İslam dinininde bütün hükümler ona dayanılarak verilir.</p>
<p><strong>Sünnet:</strong> Peygamber Efendimizin mübarek sözleri işlemiş olduğu şeylerdir.</p>
<p><strong>İcma: </strong>Peygamberimizden sonra Ashabı Kiram’ın ve sonra gelen asırlarda yetişen islam müc tehidlerin birleştiği meselelerdir.</p>
<p><strong>Kıyas:</strong> İllet benzerliği sebebiyle sabit olan bir hükmü ayet ve hadisle sabit olmayan, başka bir hükümle kıyaslamaktır.</p>
<p><strong>İMAN</strong></p>
<p><strong>İman:</strong> Sözlükte inanmak ve tasdik etmek manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Peygamberimizin (Sallallahu aley hi ve sellem) Allah’tan getirdiği bütün meselelere kalb ile tasdik dil ile ikrar etmektir.</p>
<p><strong>İnanç yönünüden insanlar, Mü’min, Kafir, Münafık olamak üzere üç kısma ayrılırlar.</strong></p>
<p><strong>Mümin:</strong> Allah’ın varlığı ve birliği başta olmak üzere, Peygamberimiz’e ve onun getirdiği her şeye inanan ve inandığını ikrar eden kimseye denir.</p>
<p><strong>Kafir: </strong>İnanmayan ve inanmadığını söyleyen kişiye denir.</p>
<p><strong>Münafık:</strong> Kalbi ile inanmayan fakat dili ile inandığını söyleyen kişiye denir.</p>
<p>İmanın sahih ve kabul olması için bir takım şartlar gereklidir bunlar:</p>
<p>Şüphe halinde olmamak, dini hükümlerle alay edip hafife almamak, dalga geçmemek, inkar sözleri ve davranışlarda bulunmamaktır.</p>
<p>İmanın olması için ilk söylenecek söz Kelime-i Şe hadettir.</p>
<p>Bu sözü:</p>
<p><strong>Eşhedü en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh<br />
</strong>(Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur; yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve rasulüdür)</p>
<p>demeyen müslüm olmaz.</p>
<p><strong>İmanın şartları 6’dır.</strong></p>
<p>Allah’a inanmak</p>
<p>Allah’ın meleklerine inanmak</p>
<p>Allah’ın kitaplarına inanmak</p>
<p>Allah’ın peygamberlerine inanmak</p>
<p>Ahiret gününe inanmak</p>
<p>Kadere; iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratması ile olduğuna inanmak</p>
<p>Her aklı başında olan insanın yaratıcısını tanı mak ve ona inanmak farzdır.</p>
<p>İnsan için evvela kendi varlığından başlayarak kainatın tamamını, göklerde ve yerde var olan şeyleri ibretle büyük bir dikkatle düşünüp incelemesi, bunları yaratan büyük bir gücün oldu ğunu idrak etmesi için yeter.</p>
<p>Herşeyin yaratılışında büyük bir incelik harukulade bir dengelik vardır. Kulluk görevimizin gereği yaradanımızın varlığı bilmek, sıfatlarını ve isimlerini tanımak ve o şekilde inanmaktır.</p>
<p>Allah birdir. Başlangıcı ve sonu yoktur. Allah yarattıklarında hiç birine benzemez. Allah’a bu şekil inanan gerçek imanın değerini kazanır.</p>
<p><strong>Allah’ın sıfatları 14 tanedir.</strong></p>
<p><strong>Vücud: </strong></p>
<p>Var olmak demektir. Allahu Teala vardır ve sıfatlarıyla muttasıftır. Şu kainatın yaratıcısı vacib-ül vücuddur. Onun var olması zatidir, ezeli dir, ebedidir.</p>
<p>Vacibül vücüd olan bir Allah olmasaydı, hiç bir şey olmazdı. Ve Allah için yokluk düşünülemez.</p>
<p><strong>Kıdem: </strong></p>
<p>Ezeli olmak. Evveli bulunmamak. Her işin başlangıcı her şeyin evveli vardır. Fakat bu durum Allah için geçerli değildir. Çünkü onun varlı ğı vacibdir ve kendindendir.</p>
<p><strong>Beka: </strong></p>
<p>Allah’u Teâla bakidir. Her var olan şeyin sonu vardır, yalnız Allah’ın varlığının sonu yoktur. Kıdem’i sabit olan her şeyin bekası vacibdir. Varlığının başlangıcı olmadığı gibi nihayeti de yoktur.</p>
<p><strong>Vahdaniyyet: </strong></p>
<p>Allah’ın bir olması demektir. Tektir eşi ve benzeri yoktur. Allah bir dir doğmamış ve doğurulmamıştır. Eşi, ortağı, benzeri yoktur. Akıl ile düşünen insan bunu bilir ve anlar.</p>
<p>Allah’ın birliğiyle beraber rızık verenin o olduğuna, öldürenin ve dirilteninde o olduğuna inanmak lazımdır. Ondan başkasına tapınmak, ilah tutup boyun eğmek küfürdür.</p>
<p><strong>Muhalefetün lil havadis: </strong></p>
<p>Allah’u Teâla gördüklerimizden, hatırımıza gelecek şeylerden ne zatı nede sıfatları bakımından hiç birine benzemez.</p>
<p>O, herşeyden başkadır. Bizim hatırımıza gelecek olan şeyler mümkündür, sonradan yaratılmış tır yok olmaya mahkumdur. Bundan dolayı zatı ve sıfatları bakımından hiç bir şeye benzememek Allah’ın zati sıfatlarındandır.</p>
<p><strong>Kıyam bi nefsihi: </strong></p>
<p>Allah’ın varlığı kendindendir. Varlığı için baş ka bir şeye muhtaç değildir. Zamandan, mekandan, yönden beridir. Ne zamana ne de bir yardım cıya muhtaç değildir bilakis alemde ki her şey ona muhtaçtır.</p>
<p><strong>Hayat: </strong></p>
<p>Diri olmak. Allah ebedi bir hayat ile diridir. O Yegane ölmeyen diridir.</p>
<p><strong>İlim: </strong></p>
<p>Allah her şeyi bilir. O, olmuşu, olanı, olacağı her şeyiyle bilir. Onun için hiç bir şey gizli kalmaz. Onun ilmi bütün alemi kuşatmıştır.</p>
<p><strong>Semi: </strong></p>
<p>İşitmek. Allah her şeyi işitir. Ona uzaklık engel değildir. O uzak bir yerde yürüyen karınca nın ayak sesini, bitkilerin zikrini dahi işitir.</p>
<p><strong>Basar: </strong></p>
<p>Görmek. Allah herşeyi görür. Karanlık ona tesir etmez.</p>
<p><strong>İrade: </strong></p>
<p>Dilemek. Allah diler, dilediğini yapar ona kimse karışamaz niye böyle yapmış neden böyle yaratmış diye soramaz. Dünyada olan herşey onun dilemesi ile olmuştur. O dilemese bir yaprak bile kıpırdamaz.</p>
<p><strong>Kudret:</strong></p>
<p>Gücü yetmek. Güç Allah’ındır. Onun sonsuz gücü herşeye yeter. Onun gücünün en büyük örneği, yerleri, gökleri, dağları, taşları yoktan var etmesidir.<br />
<strong>Kelam: </strong></p>
<p>Söylemek. Onun sözü Kur’anı Kerimdir.</p>
<p><strong>Tekvin: </strong></p>
<p>Yaratmak demektir. Onun ol demesiyle her şey olur. Kainatta her şeyi yaratan odur.</p>
<p>Tekvin sıfatının kolları:</p>
<p><strong>İhya: </strong></p>
<p>Diriltmek. Allah dileğini anında diriltir.</p>
<p><strong>İmate: </strong></p>
<p>Öldürmek. Allah dilediği an dilediğini öldürürür.</p>
<p><strong>Tahlik: </strong></p>
<p>Yaratmak. Allahın ol demesi ile her şey anın oluverir.</p>
<p><strong>Rızıklandırmak:</strong></p>
<p>Rızkı veren ancak Allah’dır.</p>
<p><strong>Meleklere İman</strong></p>
<p>Melekler nurani varlıklar olup tamamen Allah’ın emri üzere harekat ederler. Onlar yemezler, içmezler, evlenmezler, günah işlemezler.</p>
<p>Melekler var olup görünmeyen varlıklardır. İnsan aklını, ruhunu, havayı, rüzgarı göremediği gibi melekleri de göremez.</p>
<p>Her meleğin kendine ait işi vardır. Bazısı daima Allah’ı zikr ederler. Bazıları insanları tehlike lerden korur, dar zamanlarında müminlere yardım ederler.</p>
<p>Meleklerin büyükleri denilen dört büyük melek vardır bunlar görevleriyle birlikte şunlardır.</p>
<p><strong>Cebrail: </strong>Meleklerin en büyüğüdür. Görevi ise Allah ile Peygamberleri arasında elçilik yapmaktır. Kur’anı Kerimi Peygamberimize o getirmiştir.</p>
<p><strong>Mikail:</strong> Tabiatla ilgilenir. Yağmurların yağması, rüzgarın esmesi, ekinlerin bitmesi ile görevlidir.</p>
<p><strong>İsrafil:</strong> Sura üfürmekle vazifelidir. Üfürdüğü an dünya hayatı bitecek ahiret hayatı başlayacaktır.</p>
<p><strong>Azrail: </strong>Ömrü sona erenlerin canını almakla vazifelidir.</p>
<p>Bu meleklerden başka birde Kiramen Katibin dediğimiz iki melek daha vardır ki bunlardan biri sağ yanımızda bir diğeri ise sol yanımızda bulunur ve sağ taraftaki işlediğimiz iyi amelleri sol taraftaki de işlediğimiz kötü işleri yazar. Bu yazılan deftere amel defteri adı verilir.</p>
<p>Münker ve Nekir adında iki melek daha vardır ki bunlar kabirde insanlara soru sormakla görevlidir.</p>
<p><strong>Kitablara İman</strong></p>
<p>Kitablar Peygamberlere vahiy yoluyla gelir.</p>
<p><strong>Vahiy:</strong> Sözlükte kelam, ilham, bir şeyi harf harf bildirmek manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Allah, dilediği hükümleri Peygamberine vahiy, rüya, ilham veya melek vasıtasıyla bildirmesidir.</p>
<p>Kitablar ilahi emirleri, yasakları bildirir. İnsanlara Cennet yolunu gösterir ve onları kötülükten men eder. Adem Aleyhisselam’dan Peygambe rimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)e kadar gelen bütün peygamberlere gönderilen kitablara inanmak iman etmenin şartlarındandır. Bu kitabların dördü büyük kitab yüzü ise suhuftur. Toplam 104 tanedir.</p>
<p><strong>Tevrat:</strong> Musa Aleyhisselam’a</p>
<p><strong>Zebur: </strong>Davud Aleyhissealm’a</p>
<p><strong>İncil:</strong> İsa Aleyhisselam’a</p>
<p><strong>Kuranı Kerim: </strong>Reygamberimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) e indirilmiştir. Bunlar dört büyük kitabtır. Suhuf olanlar ise:</p>
<p>10 sahife Adem Aleyhisselam’a</p>
<p>50 sahife Şit Aleyhisselam’a</p>
<p>30 sahife İdris Aleyhisselam’a</p>
<p>10 sahifede İbrahim Aleyhisselam’a gönderilmiştir.</p>
<p>Kuranı Kerim<br />
Kuranı Kerim, 610 yılında, Ramazan ayında, pazartesi gecesi, Hira dağındaki, Hira isimli mağarada nazil olmaya başlamıştır.</p>
<p>İlk inen ayetler, Alak süresinin ilk beş ayetidir. Kura’nın en son inen ayeti ise Bakara süresinin 281. Ayetidir.</p>
<p>Kur’an zulmet içinde boğulan insanlığa birlik ve beraberliği getirmiş, gönülleri huzura, vicdanları rahata kavuşturmuştur. İnsanlara şeref kazan dırmış, mutlu bir hayat yaşamayı öğretmiştir.</p>
<p>Hükümleri her asırda geçerlidir. Onun bir har fini bile hiç kimsenin değiştirmeye gücü yetmeyecektir. O öyle muazzam bir kitabtır ki kendinden önceki kitabları içine alıp insanlığa saadet yollarını açmıştır.</p>
<p>Kuranı Kerimin, değişmeyecek tek kitab olması, kıyamete kadar geçerli olan son kitab olma sı, bütün alemlere gönderilmiş olması onun başlı ca özelliklerindendir.</p>
<p>Kuran parça parça indirilmiş ve o şekil ezber lenmiştir. Peygamberimizin vefatından sonra halife olan Hazreti Ebu Bekir’in emriyle Zeyd bin Sabit onu bir araya getirmiştir.</p>
<p>Kuran çok şerefli bir kitabdır. O’na hürmet etmek, sevgi ve saygı göstermek her müslümana borçtur. O kendisine hürmet edene, emirlerini tutana yarın ahirette şefaatçi olacaktır.</p>
<p><strong>Peygamberlere iman</strong><br />
Peygamberler, Allah tarafından seçilen temiz, dürüst, asil ve zeki insanlardır.</p>
<p>Onlar, Allah’tan aldıkları emirleri hiç çekinmeden, usanmadan insanlara bildirirler.</p>
<p>Peygamberler olmasa insanlar nasıl ibadet edeceklerini bilemezler. Bu yüzden Allah onlara kendi içlerinde peygamber göndermiş ve onları mucizelerle kuvvetlendirmiştir.</p>
<p>İlk Peygamber, ilk insan olan Adem Aleyhisselam’dır. Son Peygamberde Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) dir.</p>
<p>Gönderilen peygamberlerin sayısı belli değildir fakat Kuran’da 28 peygamber zikr edilmiştir. Bunlar şunlardır:</p>
<p>Adem Aleyhisselam, İdris Aleyhisselam, Nuh Aleyhisselam, Hud Aleyhisselam, Salih Aleyhisselam, Lut Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam, İshak Aleyhisselam, Yakup Aleyhisselam, Yusuf Aleyhisselam, Şuayb Aleyhis selam, Musa Aleyhisselam, Harun Aleyhisselam, Davud Aleyhisselam, Süleyman Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam, Elyesa Aleyhisselam, Zekeriy ya Aleyhisselam, Yahya Aleyhisselam, İsa Aleyhis selam, Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem.</p>
<p>Diğer üç isim ki bunlar Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn’dir. Fakat bunların peygambermi velimi oldukları belli değildir.</p>
<p>Peygamberler bizim gibi insanlardır. Onlarda her beşer gibi yer, içer, uyur, acıkır, susar.</p>
<p>Peygamberler güzel ahlak sahibi olan, temiz kalbli, kötülük düşünmeyen kişilerdir. Onlar son derece temiz ve asil bir soydan gelirler.</p>
<p>Allah gönderdiği peygamberlerine birde muci ze vermiştir ki bu mücizeler o Peygamberin peygamber olduğunun isbatı içindir.</p>
<p>Veli kullarında gösterdikleri olağanüstü şeylerede keramet denir.</p>
<p>Peygamberimizin mücizelerinden en büyüğü Kur’anı Kerim’dir. Devamla; Miraç (göğe yükselme) mücizesi, ayı eli ile ikiye yarma olayı ve geçmişten ve gelecekten verdiği her haber. Bunlar peygamberimizin mücizelerinden bir kaçıdır.</p>
<p>Bizim Peygamberimizin diğer peygamberlerden özelliği:</p>
<p>Peygamberimizin İnsanlara ve cinlere gönderilmesi, yeryüzünün kendisine mescid kılınması, savaşta düşman tarafından bırakılan ganimet adı verilen malın peygamberimize helal olması, gönderilen peygamberlerin en sonuncusu olması, ağaçların ve yaşların kendisine selam vermesi ve daha nice şeyler onun özel olmasıdır.</p>
<p><strong>Ahiret gününe İman</strong><br />
Ahiret günü; bu dünya hayatının bitip her can lının yaptıklarından hesab vermek için tekrar diriltileceği gündür. O günde ameller tartılacak, sırat köprüsü kurulacak, amel defterleri verilecek, iyilik yapan mükafatlandırılacak, kötülük ya panda cezasını bulacaktır. Bu durumda iyiler cennette, kötüler cehenneme girecektir.</p>
<p>Ahiret gününü inkar eden iman şartlarından birini inkar ettiği için kafir olur.</p>
<p><strong>Kaza ve Kadere İman</strong><br />
Allah’ın ezelden ebede kadar, olmuş ve olacak olan şeylerin hepsini takdir etmesine kader denir.</p>
<p>Kaza ise, Allah tarafından ezelde bilinen ve takdir edilen şeylerin zamanı gelince ezeldekine uygun olarak gerçekleşmesine denir.</p>
<p>İmanın şartları âmentü ibaresinde toplanmıştır.</p>
<p><strong>Amentü Manası:</strong></p>
<p>Ben Allahu Teâla’ya, Meleklerine, Kitabları-na, Peygamberlerine, Ahiret gününe, Kadere; yani iyilik ve kötülüğün, Allahın yaratması ile oldu ğunu inandım.</p>
<p>Öldükten sonra dirilmek haktır ben şahidlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederimki Hazreti Muhammed onun kulu ve Peygamberidir.</p>
<p><strong>İbadet nedir?</strong></p>
<p>İbadet, Allah’ın emirlerini yerine getimek ve yasaklarından kaçınmaktır.</p>
<p>İbadet beden ile yapılırki bunlar, namaz kılmak, oruç tutmaktır. Mal ile yapılan ibadetler ise zekat vermek ve kurban kesmektir. Hem mal hemde beden ile yapılan ibadetler vardır. Hac’da böyle bir ibadettir.</p>
<p>Yapılan ibadetler yalnız Allah içindir. Allah rızası gözetilmeyen bir ibadetten hiç bir sevab ha sıl olmaz. İbadetler ruhumuzun gıdasıdır.</p>
<p><strong>İSLAM</strong><br />
İslam, itaat ve teslimiyet demektir. Muhammed (Sallallahu Aleyhi vesellem) in Allah’ın emriy le insanlara bildirdiği dine İslam dini denir. Bu dinin mensubunada Müslüman denir.</p>
<p><strong>İslam dininin beş şartı vardır.</strong></p>
<p>Kelime-i şehadet getirmek.</p>
<p>Namaz kılmak.</p>
<p>Oruç tutmak.</p>
<p>Zekat vermek.</p>
<p>Hacca gitmek.</p>
<p>Diniyle mükellef olan insanın öncelikle akıllı olması, müslüman olması ve baliğ olması gerekir.</p>
<p>Mükellefle ilgili hükümler</p>
<p><strong>Farz</strong></p>
<p>Dinimizce yapılması gereken ve kesinlikle emr edilen şeye Farz denir. Farzın işlenmesine sevap, terkinde ise azab vardır. Farzı inkar eden dinden çıkar. Farz ikiye ayrılır.</p>
<p>Her mükellefin kendi yapması gereken farz demektir. 5 vakit namaz gibi.</p>
<p><strong>Farzı kifaye: </strong>bazı mükelleflerin yapması ile, diğerlerinden düşen, yapmak mecburiyeti kalkan farzlardır. Cenaze namazı kılmak gibi.</p>
<p><strong>Vacib</strong></p>
<p>Farz kadar kesin olmayıp, kuvvetli bir delil ile yapılması emr edilen şeye vacib denir. Vacibi yapan sevab kazanır. İnkar eden ise günahkar olur.</p>
<p><strong>Sünnet</strong></p>
<p>Farz ve vacibden başka, Peygamberimiz’in yaptığı şeye sünnet denir.</p>
<p><strong>Müstehab</strong></p>
<p>Şevilmiş şey demektir. Peygamberimiz’in bazen yapıp bazen terk ettiği şeye denir.</p>
<p><strong>Mubah</strong></p>
<p>Yapmak ve yapmamakta serbest olunan şeye denir.</p>
<p><strong>Haram</strong></p>
<p>Dinimizde yapılması kesin olarak yasaklanan şeye denir. Haramı işleyen azaba uğrar, inkar eden dinden çıkar, haramı terk eden sevab kazanır.</p>
<p><strong>Mekruh</strong></p>
<p>Yapılması çirkin görülmüş şeylerdir.</p>
<p><strong>Müfsid</strong></p>
<p>Başlanmış olan ibadeti bozan şeye denir. Namazda gülmek ve oruçlu iken yemek ve içmek gi bi.</p>
<p><strong>TAHARET</strong></p>
<p>Lügatta temizlik manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Hadesden ve pislikten bedeni temizlemektir. İslam dini temizliğe çok önem ve rir. Her ibadete önce temizlikten başlanır.</p>
<p>Temizlik yani taharet iki çeşittir</p>
<p>Hükmi taharet: Abdestsizliği ve cünüblüğü gidermektir. Buna hadesten taharet denir. Abdest, gusül, teyemmüm gibi.</p>
<p>Hakiki taharet: Kirli ve pis şeyleri yıkayıp gidermek. Buna da necasetten taharet denir.</p>
<p>Abdest: Temizlik, paklık demektir.</p>
<p>Şeriatta ise: yüzü, kollarla beraber iki eli ve topuklarla birlikte iki ayakları yıkamak, başı mesh etmektir.</p>
<p>Abdestin farzları dörttür.</p>
<p>Yüzü bir kere yıkamak.</p>
<p>Kolları, dirseklerle beraber bir kere yıkamak.</p>
<p>Başın dörtte birini mesh etmek.</p>
<p>Ayakları, topuklarla beraber bir kere yıka mak.</p>
<p>Bu farzlardan birisi eksik olursa, abdest sahih değildir.</p>
<p>Abdest alırken niyet etmek, eûzü ile başlamak, elleri bileklere kadar yıkamak, ağıza ve bur na üç kere su vermek abdestin sünnetlerindendir.</p>
<p>Kıbleye yönelerek yüksek bir yerde abdest almak, başkasından yardım istememek, dünya kela mı konuşmamak, her azasını yıkarken Bismillah demek, abdestin edeblerindendir.</p>
<p>Abdestin mekruhları ise:</p>
<p>Abdest suyunu israf etmek, suyu yüzüne çarp mak, konuşmak, ihtiyacı olmadığı halde başka sından yardım istemektir.</p>
<p>Vücudun her hangi bir yerinden kan, irin ve su çıkması, ağız dolusu kusmak, yellenmek, bu gibi durumlarda abdest bozulur.</p>
<p>Abdesti olmayanlar, namaz kılamazlar, kurana el süremezler, tilavet secdesi yapamazlar.</p>
<p><strong>GUSÜL</strong></p>
<p>Bedenin tamamını yıkamak demektir. Guslün farzı üçtür.</p>
<p>Mazmaza: Ağıza bolca su verip çalkalamak.</p>
<p>İstinşak: Burna su verip genize kadar çekmek.</p>
<p>Bütün bedeni iğne tepesi kadar kuru yer bırak maksızın yıkamak.</p>
<p>Niyet etmek, elleri yıkamaya başlarken besmele çekmek, kıbleye yönelmek, uzuvları ovalamak, kimsenin görmeyeceği yerde yıkamak, konuşmamak guslün sünnetlerindendir.</p>
<p>Cünüblük hali (cima etmek gibi), ihtilam olmak, hayız halinin bitmesi, nifas halinin sona ermesi bu durumlarda gusül gereklidir. Bu halde olanlar gusül yapmadıkça, namaz kılamazlar, ku ran okuyamazlar el dahi süremezler, kabe’yi tavaf edemezler.</p>
<p><strong>TEYEMMÜM</strong></p>
<p>Niyet ederek, temiz toprak ve toprak cinsin den olan bir şeye, ellerini vurup yüzüün ve kolla rını mesh etmeye denir.</p>
<p>Gusül alması gereken kişi su bulamadığında teyemmüm etmesi de gusül yerine geçer.</p>
<p>Teyemmümün farzı ikidir.</p>
<p>Niyet etmek, elleri temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurup birinci vuruşta yüzü, ikinci vuruşta kolları mesh etmektir.</p>
<p>Besmele çekmek, sırayı gözetlemek, toprağa vurunca elleri evvela ileri sürmek ve sonra geri çekmek, parmakları açık bulundurmak teyemmü mün sünnetlerindendir.</p>
<p>Teyemmüm şöyle yapılır:</p>
<p>Kollar sıvanır ve ne için teyemmüm edilecek se ona niyet edilir. Parmaklar açık olarak eller te miz bir toprağa yada toprak cinsinden olan herhangi bir şeye bir kere vurulur. Eller tozlanmış is yan yana getirilerek birbirine yavaşca vurulup tozlar silkelenir.</p>
<p>Eller tekrar toprağa vurulup sol elin içi ile dir sekle beraber sağ kol, sağ elin içiylede dirsekle beraber sol kol sığanır.</p>
<p>Ancak teyemmüm abdest veya gusül alacak kadar temiz su bulunmazsa, su olduğu halde kullanılması mümkün değilse, yara olan bedene su kullanmak zararlı ise bu durumlarda yapılır.</p>
<p><strong>NAMAZ</strong><br />
Namaz islam dininin beş temelinden ve en gözdelerindendir. İslam dini namaz üzerine bina edilmiştir. O yüzden kişinin namazı sakat olursa dinide o derece sakat olur.</p>
<p>Namazı Allahu Teala Mirac gecesi Peygamberimize (Aleyhisselam) teselli olarak lutf etmiştir. Peygamberimiz (Aleyhisselam) namaz kıldığında o huzuru bulmuş ve onun içinde Namaz ‘Müminin Miracı’dır’ buyurmuştur.</p>
<p>Namaz müminin alametidir. Namaz ancak Allah rızası için, verdiği sayısız rızıklara şükür için kılınır.</p>
<p>Namazlar üç çeşittir:</p>
<p>Farz namazlar: Beş vakit farz namazı ile, cuma ve cenaze namazıdır.</p>
<p>Vacib namazlar: Vitir namazı, Ramazan bay ramı namazı, Kurban bayramı namazı.</p>
<p>Nafile namazlar:</p>
<p>Farz ve vacib den başka kılınan namazlara nafile namaz denir.</p>
<p>Namazın farzı on ikidir:</p>
<p>Bunların altısı namazın dışından altısıda namazın içindendir. Namazın sahih olabilmesi için şu şartların olması gerekir. Dışındakiler yani namaza başlamadan önceki şartlar:</p>
<p>Hadesten taharet:</p>
<p>Manevi kiri gidermek için, abdest almak, gerekli hallerde, gusül yapmaktır.</p>
<p>Necasetten taharet:</p>
<p>Bedende veye elbisede veya namaz kılacağı mekanda olan pislikleri gidermektir.</p>
<p>Setri avret:</p>
<p>Vucüdunda örtmesi gereken yerleri örtmesi-dir. Bu örtülmesi gereken yerler, erkeklerin göbek ile diz kapağı arasının (diz kapağı da dahil) örtmesidir. Kadınların ise bütün vucudunu ört-mesi gerekir.</p>
<p>İstikbali kıble:</p>
<p>Kıble’ye yönelme. Namaz kılacak kişinin kabe’ye doğru yönelmesidir.</p>
<p>Vakit:</p>
<p>Namazları vakti girince kılmaktır. Aksi takdirde sahih olmaz.</p>
<p>Niyet:</p>
<p>Hangi namazı kılacağını bilmek ve ona niyet etmek.</p>
<p>Namazın içindekiler:</p>
<p>İftitah tekbiri:</p>
<p>Namaza başlarken Allahu Ekber demek.</p>
<p>Kıyam:</p>
<p>Namazda ayakta durmak.</p>
<p>Kıraat:</p>
<p>Namazda, ayakta iken, biraz kuran okumak demektir.</p>
<p>Rukû:</p>
<p>Namazda, ellerin diz kapağına erişecek kadar eğilmesi demektir.</p>
<p>Sücud:</p>
<p>Ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı ve burnu yere koymak demektir.<br />
Kade-i ahire:</p>
<p>Ettehiyyâtü okuyacak kadar namazın sonunda oturmak.</p>
<p>Tüm bu saydıklarımız namazın farzlarıdır.</p>
<p>Namazın vacibleri</p>
<p>Allahu Ekber diyerek başlamak, fatihayı tama mıyla okumak, farz namazların iki rekatın da fatihadan sonra bir küçük sure veya üç kısa yada bir uzun ayet okumak, fatihayı sureden önce okumak, secdede burnunu alnı ile beraber yere koymak, iki secdeyi birbiri ardınca yapmak, kıyamda iken dosdoğru durmak, rükuda iken dümdüz durmak, rükudan kalkınca beli iyice doğrultmak ve ‘Sübhanellah’ diyecek kadar öyle ce durmak, secdeden kalktığında iki secde arasın da ‘Sübhanellah’ diyecek kadar oturmak, üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekattan sonra oturmak, ikinci rekattan sonra veya selam vereceği vakit oturduğunda Ettehiyyatü’yü okumak imama uyan kimsenin susması, vitir namazında kunut dualarını okumak, namazın sonunda selam vermek, namazda yanılırsa sehiv secdesi yap mak, namazda secde ayeti okursa secde etmek.</p>
<p>Namazın sünnetleri:</p>
<p>Namaza başlarken alınan tekbirde el kaldırmak.</p>
<p>İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamın iftitah tekbirinden sonraya kalması ve imamın tekbirine yakın olması.</p>
<p>İftitah tekbiri alır almaz el bağlamak.</p>
<p>Sübhaneke okumak.</p>
<p>(Tek kılan) ilk rekatta sübhaneke okuduktan sonra Eüzü Besmele çekmek.</p>
<p>(Tek kılan) diğer rekatlarda Fatihadan evvel yalnız besmele çekmek.</p>
<p>Sübhaneke ve Eüzü Besmeleyi içinden okumak.</p>
<p>Fatiha’nın sonunda, okuyan ve işiten içinden Amin demek.</p>
<p>Rüküya eğilirken Allahu Ekber demek.</p>
<p>Rüküda üç kere Sübhane Rabbiyel Azim demek.</p>
<p>Rükudan kalkarken Semiallahu limen hamideh demek.</p>
<p>Kıyamda iken iki ayak arası açık olmak.</p>
<p>Rükuda elleriyle dizlerini tutmak.</p>
<p>Secdeye varırken evvela dizlerini, sonra elleri ni, daha sonra yüzünü yere koymak.</p>
<p>Namazı şu şeyler bozar:</p>
<p>Konuşmak, bir şey yemek veya içmek, kendi işiteceği sesle gülmek, selam vermek ve almak, bir şeye üflemek, cevap maksadıyla ayet oku -mak, dünya kelamı (ah, of, vah, öf) söylemek, teyemmümlü olan kişinin suyu görmesi tüm bun lar olursa, namaz bozulur.</p>
<p>Namazda, bedeni ve elbisesiyle oynamak, parmakları çıtlatmak, esnemek, gerinmek, başka sının yanına çıkılmayacak elbiseyle namaza durmak, secdeye varırken elbisesini kaldırmak, okumayı rükuda tamamlamak, bile bile ayet atlamak, gözlerini yummak, secdede özürsüz olduğu halde burnunu yere koymamak, ön saf boşken arka safta durmak, kıble tarafında canlı resmi bulunmak, namazda etrafı gözetlemek, yanan ateşe karşı durmak, herhangi bir şeye dayanarak namaz kılmak, insan yüzüne karşı namaza durmak, bu saydıklarımız namazın mekruhlarındandır.</p>
<p>Sabah namazının kılınış şekli</p>
<p>Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya diyerek kalbten niyet edilir.</p>
<p>Allahu Ekber diyerek tekbir alınır. Sübhaneke okunur, Eüzü Besmele çekilir ardında fatiha ve bir miktar kuran okunur.</p>
<p>Rukuya varılır. Üç kere sübhane Rabbiyel Azim denir, doğrulur. Bu doğruluşta Semiallahu limen hamideh denir. Sonra Allahu ekber diyerek secdeye inilir, üç kere Sübhane Rabbiel âlâ diyerek oturur bu hareket iki kez tekrarlanır.</p>
<p>İkinci rekata kalkılır bu rekatta aynen ilki gibi kılınır. Yalnız son oturuşta Ettehiyyetu ve salli barik duaları okunur, önce sağa sonra sola selam verilir.</p>
<p>Farzların iki rekat olanlarıda böyle kılınır. Dört rekatlı olan razlarda ilk oturuşta sadece ettehiyyatü okunarak tekbir alınır ve ayağa kalkı lır. Bu üçüncü rekatta besmele ile fatiha okunur ve aynı şekilde ruku ve secdeler yapıldıktan sonra tekbir alınarak dördüncü rekata kalkılır. Aynı hal üzere bu rekatta tamamlandıktan sonra oturulur ve ettehiyyatü, salli barik duaları okunarak se lam verilir.</p>
<p><strong>ORUÇ</strong><br />
İslamın beş temelinden biride Ramazan ayında oruç tutmaktır.</p>
<p>Oruç: Niyetlenip tan yeri ağarmaya başladığı zamandan, ta güneş batıncaya kadar yememek, içmemek, cinsi münasebette bulunmamak demektir.</p>
<p>Oruç, müslümana, akıl baliğ olana farzdır.</p>
<p>Altı çeşit oruç vardır.</p>
<p>Farz olan oruç; Ramazan ayında tutulan oruç.</p>
<p>Vacib olan: Adak oruçları ve bozulan nafile oruçlarını kaza etmek.</p>
<p>Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının dokuz ve onuncu veya on ile on birinci günleri oruç tutmak.</p>
<p>Müstehab olan oruç: Pazartesi perşembe günleri ile, şevval ayının ilk altı günü oruç tutmak müstehabtır.</p>
<p>Mekruh oruçlar: Yalnız cuma ile cumartesi günü ile muharremin onuncu günü tutulan oruç.</p>
<p>Haram olan oruçlar: Ramazan bayramının birinci günü ile kurban bayramının dört günü oruç tutmak haramdır.</p>
<p>Oruçlu olduğunu bilerke yemek yemek, cinsi ilişkide bulunmak, sigara içmek oruçu bozar ve keffaret gerektirir.</p>
<p>Keffaret: bozulan bir günlük Ramazan orucu yerine altmış gün oruç tutmak.</p>
<p>Kaza: bozulan oruçun yerine gününe gün oruç tutmak.</p>
<p>Unutarak yemek yemek, ağızdan gelen balgamı yutmak, boğazına toz girmek, dişleri arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük olan şeyi yutmak, kendi elinde olmadan kusmak, kan aldır mak, sürme çekmek bunlar oruçu bozmaz.</p>
<p>Orucu bozan ve kaza gerektiren şeyler:</p>
<p>Çiğ olsa bile pirinç yemek, yemek yemesi adet olmayan bir şeyi yutmak, çok fazla tuz yemek, taş, demir, toprak yutmak, burnuna ilaç çek mek, kulağın içine su damlatmak, unutarak yedikten sonra orucu bozuldu sanıp yemek, bunlar veya buna benzer şeyler oruçu bozar ve kaza gerektirir.</p>
<p><strong>ZEKAT</strong><br />
Zekat, sözlükte temizlik ve bereket manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise: Nisab miktarı mala ve paraya sa hib olan müslümanın malının kırkta birini muhtaçlara vermesi demektir.</p>
<p>Zekat vermek zengin müslümanlara farzdır.</p>
<p>Zekatı, müslüman olan, hür olan, akıllı olan, ergenlik çağına gelmiş olan, zengin olan kişiler, müslüman fakirlere, işçilere, yolda kalmış yolculara, memleketinden uzak gurbette parasız kalan kişilere verir.</p>
<p>Zekat, anaya, babaya, büyük ana ve büyük babalara, oğluna, oğlunun çoçuklarına, kızına ve kızının çocuklarına, zenginlere, müslüman olmayanlara verilmez.</p>
<p><strong>HAC</strong><br />
Haccın lügattaki tarifi ziyaret etmek demektir.</p>
<p>Şeriatta ki tarifi ise; Kabe’yi ve diğer mukaddes mekanları belirli bir zaman içinde ziyeret etmektir. Hac, hem mal hem de beden yönünden güçü olan ve zengin olan kişiye ömründe bir defa olarak farzdır.</p>
<p>Haccın üç farzı vardır bunlar:</p>
<p>İhram:</p>
<p>Helal olan şeyi kendine haram etmek. Niyet ederek telbiye okur, iki rekat namaz kılar. Bundan sonra hacılara mahsus olan dikişsiz elbiseye, sarıldıkları iki havluya da İhram denir.</p>
<p>Arafatta vakfe:</p>
<p>Arafat Mekke yakınında bulunan dağın adıdır. Hac zamanı bu dağda arefe günü zeval vaktinden bayramın birinci günü fecrin doğuşuna ka dar olan zaman içinde bir an durmak farzdır.</p>
<p>Kabe’yi tavaf:</p>
<p>Kabe’yi ziyeret etmek farzdır. Kabenin etrafında yedi kere dönmekle bir tavaf yapılmış olur.</p>
<p>Farz, vacib, nafile olmak üzere üç çeşit hac vardır.</p>
<p>Farz olan; mükellef olanların ömründe bir ke re hacca gitmeleri.</p>
<p>Vacib olan; Adanan veya başlamışken bozulan haccın yerine getirilmesi.</p>
<p>Nafile olan; Hac ise, tekrar olarak yapılan hacdır.</p>
<p>Safa ile Merve arasında say etmek, müzdelifede durmak, şeytan taşlamak, saçları tıraş etmek veya kısaltmak, veda tavafı yapmak, haccın vaciblerindendir.</p>
<p><strong>AHLAK</strong><br />
Ahlak insanda olması gereken bir takım güzel huylardır.</p>
<p>Ahlak terbiye yoluyla, islam eğitimi ile kazanılır.</p>
<p>Güler yüzlü olmak, temiz olmak, merhametli olmak, tevazulu olmak, affetmek, susmak, doğru konuşmak, sabr etmek, güzel ahlaktan bazılarıdır.</p>
<p>Ahlaki vazifelerimizin ilki Allah’a karşı olanı dır. Allah’ın ismini hürmetle anmak, onun sevgisini kalbe yerleştirmek, ona isteyerek ibadet etmek ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Sonra Peygamberimize karşı olan ahlak vazifemizdir. 0 hürmete en layık olandır. Onun getirdiklerini kabul etmek, ona hürmet etmek, adı anıldığı vakit (Sallallahu aleyhi vesellem) demek, o ne söylemişse tereddütsüz kabul etmek ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Sonra kitabımız olan Kur’anı Kerime karşı hürmet etmek, o okununca sessizce dinlemek, onda emr edileni yapıp nehy edilenden uzaklaşmak ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Bedenin ve ruhun terbiyesi</p>
<p>İslamda beden terbiyesinin yeri çok önemlidir. İnsanın dünya ve ahiret işlerini tam olarak yapabilmesi için önce sağlığına ve sıhhatine dikkat etmesi gerekir.</p>
<p>Yemesine içmesine, uykusuna, dış görünümü ne, temizliğine, hastalanınca tedavisine dikkat et mek her insanın görevidir.</p>
<p><strong>RUH TERBİYESİ</strong><br />
Ruh Allah’tan gelmiştir ve yine Allah’a döne cektir. İnsanı meleklerden daha üstün yapan hayvanlardan daha aşağı kılan, insanı iyi ya da kötü yapan hep ruhtur. Bunun için ruhun sağlığı ve terbiyesi çok önemlidir.</p>
<p>Ruhun sağlığı kuvvetli imanla, ibadetle beslenmesiyle, kötü huylardan arınmasıyla, takva yolunda yürümesiyle gerçekleşir.</p>
<p>Ruh hastalıkların en felaketi kötü huylar ve dünya sevgisidir. İnsanın kötü ahlaklardan korun ması, dünya sevgisinden arınması, zikirle meşgul olması, ruhi hastalıkları def eder.<br />
Aile Vazifeleri</p>
<p>Aile her insanın mensup olduğu ufak topluluktur. Aile’yi karı, koca, ana, baba, çocuklar ve akrabalar teşkil eder.</p>
<p>Bütün güzelliklerin kaynağı ailedir. İnsan büyüklerini saymayı, küçüklerini sevmeyi, bütün insanlarla iyi geçinmeyi, Allah’ına ve peygamberine karşı olan vazifesini ailesinden öğrenir. O bakımdan ailede verilen terbiyenin tesiri çok büyüktür.</p>
<p>Çocukların ana babalarına karşı vazifeleri</p>
<p>Anasına, babasına sözü ile, malı ile iyilikte bulunmak, anaya, babaya öf bile dememek, onla ra karşı kaba ve sert söz kullanmamak, çağırdıkları vakit hemen gelmek, yanlarında yüksek sesle konuşmamak, çocukların ana babalarına karşı vazifeleridir.</p>
<p>Karı kocanın birbirlerine karşı görevleri</p>
<p>Her şeyden önce aralarında samimi bir sevgi ve saygı olmalıdır.</p>
<p>Evlenmiş olan bir erkek evine karşı olan vazi felerini bilmeli, yuvasının sağlamlaştırmak için çalışmalıdır.</p>
<p>Erkek evin dış işlerini düşünmeli ve her türlü ihtiyaçları karşılamalıdır.</p>
<p>Erkeğin karısına din konusunda bir eksiği var sa öğretmesidir.</p>
<p>Koca, karısına karşı daima nazik ve yumuşak muamelede bulunmalıdır.</p>
<p>Kadın, kocasına sevgi ve saygıyla bağlanmalı, ev idaresine ve çocukların terbiyesine dikkat etmelidir.</p>
<p>Kadın kocasının kazandıklarını israf etmemelidir. Kocasına itaat eden müslüman kadının gide ceği yer cennettir.</p>
<p>Kocasının istemediği kişileri eve almamalıdır.</p>
<p>İzinsiz ve lüzumsuz şekilde evden dışarı çıkmamalıdır.</p>
<p>Akraba hakları<br />
Akrabalar ailemizini bir parçasıdır. Onlara karşı yapılıcak görevlerimiz şunlardır:</p>
<p>Onlara sevgi ve saygı göndermek, yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, onları unutmamak, hallerini ve hatırlarını sormak vazifemizdir.</p>
<p>Komşu Hakkı</p>
<p>Komşular akrabalardan sonra bize en yakın olan kişilerdir. Dinimiz bize komşularımızla iyi geçinmeyi, gerek elimizle gerekse dilimizle onları incitmemeyi emr etmiştir. Komşusunu inci -tenler, onların dertleriyle ilgilenmeyenler, hasta olduklarında arayıp sormayanlar gerçek mümin sayılmazlar.</p>
<p>İslam Ahlakıyla ahlaklanmış bir müslümanın sıfatları</p>
<p>1- Allah’ın birliğine, onun meleklerine, peygamberlerine ve onlara vermiş olduğu kitablara, ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, kaza ve kadere inanmak dil ile ikrar kalbi ile tasdik etmek.</p>
<p>2- Hazreti Muhammed’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) gösterdiği şekilde namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek, yetimlere ve fakirlere yardım etmek.</p>
<p>3- Herhâlukerda Allah’a güvenmek, ve ondan asla ümidi kesmemek.</p>
<p>4- Anaya babaya itaat etmek.</p>
<p>5- Emanete hiyanetlik etmemek</p>
<p>6- Verdiği sözde durmak.</p>
<p>7- Temiz olmak.</p>
<p>8- Dinen yasak olan şeylerden kaçınmak.</p>
<p>9- Yalan söylememek, yalan yere yemin etme mek.</p>
<p>10- Kibrilenmemek, kimeye karşı büyüklenmemek.</p>
<p>11- Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek.</p>
<p>12- En büyük gayesi hakiki bir müslüman olmaya çalışmak ve insanlara güzel örnek olmak.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEHMET AKİF ERSOY</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/12/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/turk-buyukleri/mehmet-akif-ersoy/mehmet-akif-ersoy.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/12/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/turk-buyukleri/mehmet-akif-ersoy/mehmet-akif-ersoy.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 19:15:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEHMET AKİF ERSOY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Akif ERSOY
Yüce Rabbim seni habibine komşu eylesin. O şühedalar&#8221;ki seni cennet kapısında karşılasın. &#8221;Sen ki asara gömülsen taşacaksın, kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Seni met&#8217;i sena edecek söz bulamıyorum gerçek vatansever, büyük şair, eşsiz insan. İyiki bugünleri görmedin. Yoksa kah&#8217;ru perişan olurdun. O doyamadığın vatanın nasıl mahvedildi diye.
Aziz hatıran önünde saygıyla eğiliriz. Ruhun şad olsun.
1873 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 13.5pt;"><span style="color: #0000ee;">Mehmet Akif ERSOY</span></span></p>
<p><strong>Yüce Rabbim seni habibine komşu eylesin. O şühedalar&#8221;ki seni cennet kapısında karşılasın. &#8221;Sen ki asara gömülsen taşacaksın, kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Seni met&#8217;i sena edecek söz bulamıyorum gerçek vatansever, büyük şair, eşsiz insan. İyiki bugünleri görmedin. Yoksa kah&#8217;ru perişan olurdun. O doyamadığın vatanın nasıl mahvedildi diye.</strong></p>
<p><strong>Aziz hatıran önünde saygıyla eğiliriz. Ruhun şad olsun.<span id="more-99"></span></strong></p>
<p>1873 yılında İstanbul&#8217;da doğdu, 27 Aralık 1936 yılında aynı kentte öldü. Babası, Fatih Camii medrese hocalarından Arnavut  İpek&#8217;li Tahir Efendi&#8217;dir.<img title="Daha fazla..." src="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" width="1" height="1" /> Ortaöğrenimini Fatih Merkez Rüşdiyesi&#8217;nde ve Mekteb-i Mülkiye İdadisi&#8217;nde gördü, bir yandan da Fatih Camisi&#8217;ndeki derslere giderek Arapça ve Farsça öğrendi. Ortaöğrenimini bitirdiği yıl, yeni açılan Halkalı  Ziraat ve Baytar Mektebi&#8217;ne girdi, dört yıl süren  öğrenimi sonunda baytarlık (veterinerlik) bölümünü birincilikle bitirdi (1893). Ziraat Bakanlığı&#8217;na memur olarak girdi, dört yıl kadar Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan&#8217;da görev yaptı. Bir süre sonra, ek görev olarak, Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi&#8217;nde kitabet dersleri (1906) verdi. 1908&#8242;den sonra, arkadaşı Eşref Edip ile birlikte Sırat-ı Müstakim (1908) ve daha sonra Sebil&#8217;ür-Reşad (1912) dergilerini çıkardı; bu yıllarda, resmi görevi olan Umur-i Baytariye Müdür Muavinliğinde çalışırken Darülfünun Edebiyat-ı Umumiye müderrisliğine atandı (1908). Balkan Savaşı&#8217;ndan sonra Umur-i Baytariye şubesindeki görevinden (1913), ardından Darülfünun&#8217;daki (1914) görevinden ayrıldı. Meşrutiyet&#8217;in ilk döneminde, Ziya Gökalp&#8217;in öncülüğüyle başlayan &#8220;Türkçülük&#8221; akımına karşı, Mısırlı bilgin Muhammed Abduh&#8217;un (1849-1905) etkisiyle, &#8220;İslâm birliği&#8221; görüşünü benimsedi.  Sırat-ı Müstakim  ve  Sebil&#8217;ür-Reşad&#8217;da yayımladığı makaleler, şiirler, çeviriler ve Fatih, Şehzadebaşı, Süleymaniye, Beyazıt camilerinde verdiği vaazlarla (1912) bu ülküyü yaymaya çalıştı. Birinci Dünya Savaşı içinde İtilaf Devletleri&#8217;ne karşı Ortadoğu&#8217;da bir İslâm Birliği kurma siyaseti güden Almanya&#8217;nın çağrısı üzerine, Harbiye Nezareti&#8217;ne bağlı &#8220;Teşkilat-ı Mahsusa&#8221; tarafından Berlin&#8217;e gönderildi (1914), burada Almanlar&#8217;ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kamplarda incelemelerde bulundu. Dönüşünde yine birkaç ay kadar da Arabistan&#8217;a yollandı, savaş yılları içinde &#8220;Bâb ül Meşihat&#8221;e bağlı olarak kurulan &#8220;Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye&#8221; başkatipliğine atandı (1918). Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye&#8217;den yana davranış ve yazılarından dolayı, Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye&#8217;deki görevinden atıldı (1920). Anadolu&#8217;ya geçerek Birinci Büyük Millet Meclisi&#8217;nde Burdur Milletvekili olarak görev yaptı (1920-1923); Konya ayaklanmasını önlemek, halka öğüt vermek için Konya&#8217;ya gönderildi. Oradan Kastamonu&#8217;ya geçti, Nasrullah Camisi&#8217;nde Sevr Antlaşması&#8217;nın iç yüzünü, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın niteliğini anlatan coşkulu bir vaaz verdi, bu vaaz Diyarbakır&#8217;da basılarak (1921) bütün vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. Yaşamının bu döneminde &#8220;İstiklâl Marşı&#8221;nı yazdı (1921).  Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra İstanbul&#8217;a döndü; çağdaş ve uygar yeni Türkiye&#8217;nin kurulması için zorunlu görülen siyasal ve toplumsal devinim ve devrimleri, kendi inanç ve ülküsüne aykırı gördüğü için Türkiye&#8217;den ayrıldı. Mısır&#8217;a gitti, Hilvan&#8217;a yerleşti, Kahire&#8217;deki Câmi-ül Mısriyye&#8221; adlı  üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı müderrisliğine bulundu (1925-1936), bu gönüllü sürgün döneminde siroz hastalığına tutuldu; sağaltım için döndüğü İstanbul&#8217;da öldü.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/12/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/turk-buyukleri/mehmet-akif-ersoy/mehmet-akif-ersoy.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/milli-bayramlarimiz/30-agustos-zafer-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/milli-bayramlarimiz/30-agustos-zafer-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 20:14:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MİLLİ BAYRAMLARIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros                Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor,                vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MEB1"><span style="color: #ff0000;"><strong>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ</strong></span><br />
<strong>Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros                Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor,                vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır                üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor,                bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.<br />
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette                mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8242;da Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla,                lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı                başlattı. Amasya Genelgesi&#8217;nin yayınlanmasının ardından Erzurum                ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya                gelen Atatürk, 23 Nisan 1920&#8242;de TBMM&#8217;yi kurdu. Böy-lece hem memleketin                yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı&#8217;nın                merkezi Ankara oluyordu.</strong><span id="more-55"></span><br />
<strong> TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu                ve kurtuluş çarelerini aradı. &#8220;Misak-ı Millî sınırları içinde                vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü&#8221;nden hareketle,                düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa                girildi. İlk başarı, Doğu&#8217;da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı.                Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü                Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar&#8217;a büyük                bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya                geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: &#8220;<em>Hattı                müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın                her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.</em>&#8221;                emrini verdi.<br />
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu                karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan                Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından                beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk                milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir                savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından,                Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;gazi&#8221; unvanı ve &#8220;Mareşal&#8221; rütbesi                verildi.<br />
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya                Savaşı&#8217;ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme                kararı alındı.<br />
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk                birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld&#8221;.                İstanbul&#8217;daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf                Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen                toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi                yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in başkomutan-lığını                yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922&#8242;de düşmana saldırdı. Bir saat içinde                düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos&#8217;ta düşman çember içine                alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı                Trikopis&#8217;te vardı.<br />
Bu savaş, Atatürk&#8217;ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık<br />
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.<br />
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra                düşman, İzmir&#8217;e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922&#8242;de İzmir&#8217;in kurtarılmasıyla                yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve                alçakça işgaline &#8220;dur&#8221; diyen ve kanımızın son damlasını                akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük                zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/milli-bayramlarimiz/30-agustos-zafer-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜLKÜCÜLÜK VE ÜLKÜ OCAKLARI ÜZERİNE&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/ulkuculuk-ve-ulku-ocaklari-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/ulkuculuk-ve-ulku-ocaklari-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 20:58:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HER ÜLKÜCÜ'NÜN BİLMESİ GEREKENLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[ÜLKÜCÜLÜK; uçsuz bucaksız, haddi, sınırı olmayan, her isteyenin istediği gibi yorumlayabileceği, şahsi ve kurumsal birtakım menfaatlerine, özellikle de koltuk sevdaları için bir kalkan olarak kullanılabilecek esnek bir fikir bütünü değildir. 
Aksine, genel anlamda adı gibi uzun vadeli ülküleri, amaçları, belirli bir îlmi ve manevi değerleri bulunan köklü ve birikimli bir idealdir. En basit yaklaşımla İslamiyet’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜLKÜCÜLÜK; uçsuz bucaksız, haddi, sınırı olmayan, her isteyenin istediği gibi yorumlayabileceği, şahsi ve kurumsal birtakım menfaatlerine, özellikle de koltuk sevdaları için bir kalkan olarak kullanılabilecek esnek bir fikir bütünü değildir. </strong><br />
<strong>Aksine, genel anlamda adı gibi uzun vadeli ülküleri, amaçları, belirli bir îlmi ve manevi değerleri bulunan köklü ve birikimli bir idealdir. En basit yaklaşımla İslamiyet’in mukaddes özüne giydirilen şık ve soylu bir elbise olan Türklükten meydana gelmiştir.</strong></p>
<p><strong>ÜLKÜCÜ,  davasına sımsıkı bağlı, yapamayacağı sözler vermeyen verdi mi arkasında duran, ülküsü için gerekirse ölümü bile göze alan, özü, sözü bir inançlı liderdir.</strong></p>
<p><strong>ÜLKÜ OCAKLARI, birer eğitim yuvalarıdır. Ocaklarda Türk Gençlerine, Türk-İslam Ülküsü&#8217;nün, yaşam içindeki davranış şekilleri öğretilir ve denetlenir. Bu amacın dışına kesinlikle çıkılamaz ve çıkılmamalıdır.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/08/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/ulkuculuk-ve-ulku-ocaklari-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 15:21:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[T.C. KANUNLAR]]></category>
		<category><![CDATA[TÜKETİCİ HAKLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
4822 Sayılı Kanun ile  Değişik 
4077 sayılı  TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN
 
Kabul  Tarihi:6.3.2003
 
 
BİRİNCİ KISIM
Amaç, Kapsam,  Tanımlar
 
Amaç
 
Madde 1- Bu  Kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile  ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici,  çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><strong>4822 Sayılı Kanun ile  Değişik <o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>4077 sayılı  TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kabul  Tarihi:6.3.2003<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em><o:p> </o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em>BİRİNCİ KISIM<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em>Amaç, Kapsam,  Tanımlar<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Amaç<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 1-</strong> Bu  Kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile  ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici,  çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin  kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların  oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları  düzenlemektir.</p>
<p><span id="more-38"></span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kapsam<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 2-</strong> Bu  Kanun, 1inci<span>  </span>maddede belirtilen  amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu  her türlü tüketici işlemini kapsar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tanımlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 3. -</strong> Bu  Kanunun uygulamasında;</p>
<p class="MsoNormal">a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,</p>
<p class="MsoNormal">b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını,</p>
<p class="MsoNormal">c) Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil  amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan  yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları,</p>
<p class="MsoNormal">d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan<span>  </span>mal sağlama dışındaki her türlü  faaliyeti,</p>
<p class="MsoNormal">e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan  amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek<span>  </span>ya da tüzel kişiyi,</p>
<p class="MsoNormal">f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari  veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel  kişileri,</p>
<p class="MsoNormal">g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari  veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel  kişileri,</p>
<p class="MsoNormal">h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici  ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,</p>
<p class="MsoNormal">ı) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere  tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin  hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici  işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları,<span>     </span></p>
<p class="MsoNormal">j) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere  tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin  hammaddelerini yahut ara mallarını yurt dışından getirerek satışa sunan gerçek  veya tüzel kişiyi,</p>
<p class="MsoNormal">k) Kredi veren: Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi  vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,</p>
<p class="MsoNormal">l) Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı  malın/hizmetin<span>  </span>tanıtımını yaptırmak,  satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı,  içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları<span>  </span>yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla  sergileyen<span>  </span>gerçek ya da tüzel  kişiyi,</p>
<p class="MsoNormal">m) Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu  ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık  eden<span>  </span>ticari iletişim uzmanı gerçek ya da  tüzel kişiyi,</p>
<p class="MsoNormal">n) Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye  ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya  kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi,</p>
<p class="MsoNormal">o ) Teknik düzenleme: Bir ürünün ve hizmetin, ilgili idari  hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri,  bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve  uygunluk değerlendirilmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten  ilgili<span>  </span>Bakanlık tarafından Resmi  Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere  uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,</p>
<p class="MsoNormal">p) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan  dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını,</p>
<p class="MsoNormal">İfade eder.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em>İKİNCİ KISIM<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em>Tüketicinin Korunması ve  Aydınlatılması<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em><o:p> </o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ayıplı  Mal<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 4-</strong>  Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve  ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya  teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine  aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya  tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi,  hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul  edilir.<span>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün  içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel  iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya  ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir.  Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.  Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu  ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara  neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu  maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren<span>   </span>ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından  dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden  fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan  malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha  uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp  daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren  iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda  beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak  talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın  piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan  malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse  zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin  hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında  yukarıdaki hükümler uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına,  imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde  &#8220;özürlüdür&#8221; ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı  mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal  satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin  konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen  fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi  arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın  Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal">Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici  işleminde de uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ayıplı  Hizmet<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 4/A-</strong>  Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya  teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı  olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği  faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler  içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün  içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda,  sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi  haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak  haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik  haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde  tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine  getirmekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına  göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü  zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı  müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu  sorumluluğu ortadan kaldırmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha  sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler  hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin  neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık  zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının  ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin  hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki  hükümler uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu hükümler, hizmet sağlamaya ilişkin her türlü tüketici  işleminde de uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Satıştan  Kaçınma<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 5-</strong> Üzerinde  &#8220;numunedir&#8221; veya &#8220;satılık değildir&#8221; ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir  kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde  teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.</p>
<p class="MsoNormal">Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın  kaçınılamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aksine bir teamül, ticarî örf veya adet yoksa, satıcı bir mal  veya hizmetin satışını o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar,  sayı veya ebat gibi koşullara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınmasına  bağlı kılamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Diğer mal satışı ve hizmet sağlama sözleşmelerinde de bu  hüküm uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Sözleşmelerdeki  Haksız Şartlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 6-</strong> Satıcı  veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye  koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet  kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine<span>  </span>dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları  haksız şarttır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü  sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle  standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o  sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden,<span>  </span>standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa,  bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün  müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını  engellemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden  tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde  yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve  koyu siyah harflerle düzenlenir ve<span>   </span>sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması  durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya  sağlayıcı tarafından derhal giderilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların  tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına  ilişkin usul ve esasları belirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Taksitle  Satış<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 6/A-</strong>  Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya  hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması  zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda  gösterilmiştir:<span>    </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık  adresleri ve varsa erişim bilgileri,<span>   </span></p>
<p class="MsoNormal">b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil  peşin satış fiyatı,</p>
<p class="MsoNormal">c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak  toplam satış fiyatı,</p>
<p class="MsoNormal">d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve  sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme  faizi oranı,</p>
<p class="MsoNormal">e) Peşinat tutarı,</p>
<p class="MsoNormal">f) Ödeme planı,</p>
<p class="MsoNormal">g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını  sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye  vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet  düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde  ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi  geçersizdir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Taksitle satışlarda; tüketici, borçlandığı toplam miktarı  önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az  olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki  durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla  yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birinin veya birkaçının  ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı  tutmuşsa, bu hak; ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş  olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede  temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri  olması halinde kullanılabilir. Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını  kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında  bulunması gerekir.</p>
<p class="MsoNormal">Sözleşme şartları tüketici aleyhine hiçbir şekilde  değiştirilemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Devre  tatil<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 6/B-</strong> Devre  tatil sözleşmeleri, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl  içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem  için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri  taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı  sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Devre tatil sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık  belirler.<span>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Paket  tur<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 6/C-</strong> Paket  tur sözleşmeleri; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer  turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla  satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmidört saatten uzun bir süreyi  kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi  zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı sözleşmelerdir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Paket tur sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık  belirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kampanyalı  Satışlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 7-</strong>  Kampanyalı satış, gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye  duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya  hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satımdır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kampanyalı satışlar Bakanlığın izni ile yapılır. Bakanlık  hangi tür satışların izne tabi olacağını, ön ödeme, taksit miktarı, teslim  süresi, üretici firma garantisi, yatırılacak teminat ile kampanyalı satışlarda  uyulması gereken usul ve esasları tespit eder.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya  ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi,  acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre  kredi veren<span>  </span>müteselsilen sorumludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici kampanyadan ayrılmaya karar verdikten sonra  kampanyayı düzenleyen, mal veya hizmetin tüketiciye teslim tarihini geçmemek  şartıyla tüketicinin o ana kadar ödediği tüm bedeli ödemekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kampanyayı düzenleyen, kampanyalı satışlarda düzenlenecek  yazılı sözleşmede, 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek  olarak &#8220;kampanya bitiş tarihi&#8221; ve &#8220;mal veya hizmetin teslim veya yerine  getirilme tarih<span>  </span>ve şekli&#8221;ne ilişkin  bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal  veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.</p>
<p class="MsoNormal">Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi  on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz  aydır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi  durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç  bir ay içinde yapılmak zorundadır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kampanyalı taksitle satışlarda 6/A maddesi hükümleri de  uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kapıdan  Satış<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 8-</strong> Kapıdan  satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri,  bu Kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara ilişkin  uygulama usul ve esaslarını belirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren  yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir  yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu  süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı  veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında  tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan  herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine  ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen  değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Taksitle yapılan kapıdan satışlarda 6/A maddesi, kampanyalı  kapıdan satışlarda 7 nci madde hükümleri ayrıca uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kapıdan Satışlarda  Satıcının ve Sağlayıcının Yükümlülüğü<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 9-</strong> Kapıdan  satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak  mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma  bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah<span>  </span>harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak  zorundadır:</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin  ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı  tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden  cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması  tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu  sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı,  bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen  sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve  malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi  takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı  değildir.<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Mesafeli  Sözleşmeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 9/A-</strong>  Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer  iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin  yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya  ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları  Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi  zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe  sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi,  yine elektronik ortamda yapılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı  andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye  daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün  uzatılabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim  edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak  yapıldığını ispatla yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Cayma hakkı süresince sözleşmeye konu olan mal veya hizmet  karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasının veya borç  altına sokan herhangi bir belge vermesinin istenemeyeceğine ilişkin hükümler  dışında kapıdan satışlara ilişkin hükümler mesafeli sözleşmelere de  uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı  tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve  tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade  etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketici  Kredisi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 10-</strong>  Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi  verenden nakit olarak aldıkları kredidir. Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı  olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi  zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları,  sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Sözleşmede;<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal">a) Tüketici kredisi tutarı,</p>
<p class="MsoNormal">b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,</p>
<p class="MsoNormal">c) Faizin hesaplandığı yıllık oran,</p>
<p class="MsoNormal">d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların  ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,<span>    </span></p>
<p class="MsoNormal">e) İstenecek teminatlar,<span>    </span></p>
<p class="MsoNormal">f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere  gecikme faizi oranı,</p>
<p class="MsoNormal">g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,</p>
<p class="MsoNormal">h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin  şartlar,</p>
<p class="MsoNormal">ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması  durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının  hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar, yer  alır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi  halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak;  ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin  birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde  kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir  hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin  teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya  başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden  ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit  ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre  gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür. Bakanlık ödenen miktara  göre gerekli faiz ve komisyon indiriminin ne oranda yapılacağının usul ve  esaslarını belirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya  hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak  satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya  da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı  satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da  krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır. Bu  yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu  kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi  veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı  tazmin etmekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kredi  Kartları<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 10/A-</strong> Kredi  kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı  ile nakit çekim suretiyle kullanılan krediler de 10 uncu madde hükümlerine  tabidir. Ancak, bu tür krediler hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a),  (b), (h) ve (ı) bentleri ile dördüncü fıkra hükmü uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi veren tarafından tüketiciye gönderilen dönemsel hesap  özetleri, 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen ödeme planı  hükmündedir. Dönemsel hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarının vadesinde  ödenmemesi halinde; tüketici, 10 uncu maddenin<span>   </span>(f) bendinde yer alan gecikme faizi dışında herhangi bir isim altında  yükümlülük altına sokulamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi veren faiz artırımını otuz gün önceden tüketiciye  bildirmek zorundadır. Kredi veren tarafından artırılan faiz oranı geriye dönük  olarak uygulanamaz. Tüketici bildirim tarihinden itibaren<span>  </span>en geç altmış gün içinde tüm borcu ödeyip  kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda,  satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave  ödemede bulunmasını isteyemez.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Süreli  Yayınlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 11-</strong> Süreli  yayın kuruluşlarınca düzenlenen ve her ne amaç ve şekilde olursa olsun, bilet,  kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla süreli yayın dışında  ikinci bir ürün ve/veya hizmetin verilmesinin taahhüt edildiği durumlarda;  kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik  bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel  ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz. Bu  amaçla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez.  Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından  karşılanması istenemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Süreli yayın kuruluşu, kampanyaya ait reklam ve ilânlarında,  kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde<span>  </span>teslim ve ifa tarihlerine ilişkin  programını<span>  </span>ilân etmek ve kampanya konusu  mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün  içinde<span>  </span>yerine getirmek zorundadır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün  olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı  nedeniyle artırılamaz. Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı  bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı  parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez. Bu Kanunun  uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya  hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.<span>   </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak  süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu  hükümlere tabidir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Abonelik  Sözleşmeleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 11/A-</strong> Her  türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya  yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son  verebilirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı  bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine  getirmekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Süreli yayın aboneliğine son verme isteği ise; yazılı  bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren günlük yayınlarda onbeş gün,  haftalık yayınlarda bir ay, aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer. Daha  uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben yürürlüğe  konulur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti  yapmaksızın onbeş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Fiyat  Etiketi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 12-</strong>  Perakende satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının  üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malla ilgili tüm vergiler  dahil fiyat, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması,  etiket konulması mümkün olmayan hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin  görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hizmetlerin tarife ve fiyatlarını gösteren listeler de  birinci fıkraya göre düzenlenerek asılır.</p>
<p class="MsoNormal">Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile  kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden  satış yapılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu  kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya  hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması  yasaktır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, etiket ve tarife listelerinin şeklini, içeriğini,  usul ve esaslarını bir yönetmelikle düzenler. Bakanlık ve belediyeler, bu madde  hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı  görevlidirler.<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Garanti  Belgesi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 13-</strong>  İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için  Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın  tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye  verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın  teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği  nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile  belirlenebilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi  içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli  ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile  yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi  içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz  etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün  bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü<span>   </span>maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi  reddedemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda  satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara  aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri  kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile  satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken  azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla  görevlidir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tanıtma ve Kullanma  Kılavuzu<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 14-</strong> Yurt  içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım, kullanım, bakım ve  basit onarımına ilişkin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve  işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, sanayi mallarından hangilerinin tanıtma ve kullanım  kılavuzu ve etiket ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bunlarda bulunması  gereken asgari unsurları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit  ve ilânla görevlidir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Satış Sonrası  Hizmetler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 15-</strong>  İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi  malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince,  yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve  onarım<span>  </span>hizmetlerini sunmak  zorundadırlar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">İmalatçı veya ithalatçıların bulundurmaları gereken yedek  parça stok miktarı Bakanlıkça belirlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona  ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini, o malın  yeni ithalatçısı sunmak zorundadır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, hangi mallar için servis istasyonları kurulmasının  zorunlu olduğu ile servis istasyonlarının kuruluş ve işleyişine dair usul ve  esasları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla  görevlidir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Garanti belgesiyle satılmak zorunda olan bir sanayi malının  garanti süresi sonrasında arızalanması durumunda, o malın Bakanlıkça belirlenen  azami tamir süresi içerisinde onarımı zorunludur.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ticari Reklam ve  İlanlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 16-</strong> Ticari  reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel  ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları  esastır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi  noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye  düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını  bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve  ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip  mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut  iddiaları ispatla yükümlüdür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde  hükümlerine uymakla yükümlüdürler.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Reklam  Kurulu<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 17-</strong> Ticari  reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler  çerçevesinde ticari reklam ve ilânları incelemek ve inceleme sonucuna göre, 16  ncı madde hükümlerine aykırı reklam ve ilânları<span>   </span>üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle  düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu  oluşturulur. Reklam Kurulu kararları Bakanlıkça uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Reklam Kurulu, ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken  ilkeleri belirlemede; ülke koşullarının yanı sıra, reklamcılık alanında evrensel  kabul görmüş tanım ve kuralları da dikkate alır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Başkanlığı, Bakanın görevlendireceği ilgili Genel Müdür  tarafından yürütülen Reklam Kurulu;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">a) Bakanlıkça ilgili Genel Müdür Yardımcıları arasından  görevlendirilecek bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">b) Adalet Bakanlığınca, bu Bakanlıkta idari görevlerde  çalışan hakimler arasından görevlendirilecek bir üye,<span>                                             </span></p>
<p class="MsoNormal">c) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunca görevlendirilecek  reklam konusunda uzman bir üye,<span>          </span></p>
<p class="MsoNormal">d) Yükseköğretim Kurulunun reklamcılık alanında uzman  üniversite öğretim elemanları arasından seçeceği bir üye,<span>                                          </span></p>
<p class="MsoNormal">e) Türk Tabibleri Birliği Merkez Konseyinin görevlendireceği  doktor bir üye,<span>      </span></p>
<p class="MsoNormal">f) Türkiye Barolar Birliğinin görevlendireceği avukat bir  üye,<span>                     </span></p>
<p class="MsoNormal">g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin değişik sektörlerden  görevlendireceği dört üye,<span>          </span></p>
<p class="MsoNormal">h) Türkiye’deki tüm gazeteciler derneklerinin kendi  aralarından seçeceği bir üye,<span>                             </span></p>
<p class="MsoNormal">i) Reklamcılar derneklerinin veya varsa üst kuruluşlarının  seçeceği bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">j) Tüketici Konseyinin Konseye katılan tüketici örgütü  temsilcileri arasından seçeceği veya üst örgütlerinin görevlendireceği bir  üye,<span>                                                            </span></p>
<p class="MsoNormal">k) Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görevlendireceği bir  üye,<span>              </span></p>
<p class="MsoNormal">l) Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunun  görevlendireceği bir üye,<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal">m) Türk Standartları Enstitüsünden bir üye,<span>                                </span></p>
<p class="MsoNormal">n) Diyanet İşleri Başkanlığından bir üye,<span>                                   </span></p>
<p class="MsoNormal">o) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden bir üye,<span>                                    </span></p>
<p class="MsoNormal">p) İşçi sendikaları konfederasyonlarından bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">r) Memur sendikaları konfederasyonlarından bir üye,<span>                               </span></p>
<p class="MsoNormal">s) Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali  Müşavirler Odaları Birliğinin görevlendireceği bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">t) Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinin kendi  aralarından seçeceği bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">u) Türk Eczacılar Birliğinden bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">v) Türk Diş Hekimleri Birliğinden bir üye,</p>
<p class="MsoNormal">olmak üzere yirmibeş üyeden oluşur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurul üyelerinin görev süreleri üç yıldır. Süresi bitenler  yeniden görevlendirilebilir veya seçilebilir. Üyelikler herhangi bir sebeple  boşaldığı takdirde boşalan yerlere üçüncü fıkra esasları dahilinde bir ay  içerisinde görevlendirme veya seçim yapılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurul en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman  Başkanın çağrısı üzerine toplanır.<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurul, Başkan dahil en az ondört üyenin hazır bulunması ile  toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar verir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurul, gerekli görülen hallerde sürekli ve geçici olarak  görev yapmak üzere özel ihtisas komisyonları kurabilir. Kurulun bu komisyonlarda  görev yapmasını uygun göreceği kamu personeli, ilgili kamu kuruluşlarınca  görevlendirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurul üyeleri ile özel ihtisas komisyonu üyelerinden kamu  görevlisi olanlara verilecek huzur hakkı ile kamu görevlisi olmayan kurul  üyelerine ödenecek huzur ücreti Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak  Bakanlıkça belirlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kurulun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yerine  getirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Reklam Kurulu kararları, tüketicilerin bilgilendirilmesi,  aydınlatılması ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla Reklam Kurulu  Başkanlığınca açıklanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Reklam Kurulunun görevleri, kuruluş, çalışma usul ve esasları  ile sekretarya hizmetlerinin ne suretle yerine getirileceği Bakanlık tarafından  çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Zararlı Tehlikeli Mal  ve Hizmetler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 18-</strong>  Tüketicinin kullanımına sunulan mal ve hizmetlerin kişi<span>  </span>beden ve ruh sağlığı ile çevreye zararlı veya  tehlikeli olabilmesi durumunda, bu malların emniyetle kullanılabilmesi için  üzerine veya ekli kullanım kılavuzlarına, bu durumla ilgili açıklayıcı bilgi ve  uyarılar, açıkça görülecek ve okunacak şekilde konulur veya yazılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık, hangi mal veya hizmetlerin açıklayıcı bilgi ve  uyarıları taşıması gerektiğini ve bu bilgi ve uyarıların şeklini ve yerini  ilgili bakanlık ve diğer kuruluşlarla birlikte tespit ve ilânla görevlidir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Mal ve Hizmet  Denetimi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 19-</strong>  Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler; ilgili bakanlıklar tarafından Resmi  Gazetede yayımlanarak<span>  </span>mecburi uygulamaya  konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan teknik düzenlemeye  uygun olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlgili bakanlıklar, bu esaslara göre denetim yapmak veya  yaptırmakla görevlidir. Mal ve hizmet denetimine ilişkin usul ve esaslar her bir  ilgili bakanlıkça ayrı ayrı tespit ve ilân edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketicinin  Eğitilmesi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 20-</strong>  Tüketicinin eğitilmesi konusunda örgün ve yaygın eğitim kurumlarının ders  programlarına, Millî Eğitim Bakanlığınca gerekli ilaveler yapılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketicinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için radyo ve  televizyonlarda programlar düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, Tüketici  Konseyinin önerisi ile Bakanlıkça tespit ve ilân olunur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>ÜÇÜNCÜ  KISIM<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketici  Kuruluşları<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketici  Konseyi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 21-</strong>  Tüketicinin sorunlarının, ihtiyaçlarının ve çıkarlarının korunmasına ilişkin  gerekli tedbirleri araştırmak, sorunların evrensel tüketici hakları  doğrultusunda çözülmesi için alınacak tedbirlerle, bu Kanunun uygulanmasına  yönelik tedbirlere dair görüşleri, ilgili mercilerce öncelikle ele alınmak üzere  iletmek amacıyla, Bakanlığın koordinatörlüğünde bir &#8220;Tüketici Konseyi&#8221; kurulur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici Konseyi, Bakanın veya görevlendireceği bir Bakanlık  görevlisinin başkanlığında, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim, Sağlık,  Ulaştırma, Tarım ve Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Turizm ve Çevre bakanlıkları  ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret  Müsteşarlığı, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü  Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, Rekabet Kurumu, Radyo ve  Televizyon Üst Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme<span>  </span>Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Türk  Akreditasyon Kurumu, Milli Prodüktivite Merkezi, Diyanet İşleri Başkanlığı,  büyük şehir belediyeleri, il belediyelerini temsilen Türk Belediyeler Birliği,  işçi sendikaları konfederasyonları, memur sendikaları konfederasyonları,Türkiye  İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği,  Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali  Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Türk<span>  </span>Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk  Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği, Türk  Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu,  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Seyahat  Acenteleri Birliği, Türkiye Otelciler Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği,  Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliği, Ahilik Araştırma ve Kültür Vakfı ve  tüketici örgütleri temsilcilerinden oluşur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici Konseyini oluşturan kurum ve kuruluşların  temsilcilerinin sayı ve nitelikleri ile Tüketici Konseyine katılabilmek için  tüketici örgütlerinin sahip olmaları gereken asgari üye sayısı ve bu örgütlerin  Tüketici Konseyine gönderecekleri temsilci sayısı Bakanlıkça belirlenir. Ancak,  kamu kurum ve kuruluşlarından gelen temsilcilerin sayısı, hiçbir şekilde  Tüketici Konseyinin toplam üye sayısının yüzde ellisinden fazla olamaz. Tüketici  Konseyi yılda en az bir kez toplanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici Konseyinin çalışma usul ve esasları ile diğer  hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketici Sorunları  Hakem Heyeti<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 22-</strong>  Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun uygulamasından doğan  uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti  oluşturmakla görevlidir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği  bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye  başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye,  baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası  ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici  örgütlerinin<span>  </span>seçecekleri bir üye olmak  üzere başkan dahil beş üyeden oluşur. Ticaret ve sanayi odası ya da ayrı ayrı  kurulduğu yerlerde ticaret odası ile esnaf ve sanatkar odalarının  görevlendireceği üye, uyuşmazlığın satıcı tarafını oluşturan kişinin tacir veya  esnaf ve sanatkar olup olmamasına göre ilgili odaca görevlendirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık taşra teşkilatının bulunmadığı il ve ilçelerde  tüketici sorunları hakem heyetinin başkanlığı en büyük mülki amir ya da  görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. Tüketici örgütü olmayan  yerlerde tüketiciler, tüketim kooperatifleri tarafından temsil edilir. Tüketici  sorunları hakem heyetinin oluşumunun sağlanamadığı yerlerde noksan üyelikler,  belediye meclislerince re&#8217;sen doldurulur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici sorunları hakem heyetlerinde heyetin çalışmalarına  ve kararlarına esas olacak dosyaları hazırlamak ve uyuşmazlığa ilişkin raporu  sunmak üzere en az bir raportör görevlendirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda  tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda  heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun  ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.  Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz  edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını  durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti  kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti  kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar  kesindir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda  tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici  mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı veya delil  olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik  Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama  fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde  Resmi Gazetede ilân edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">25 inci maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki  tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri  kapsamındadır.<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Başkan ve üyeleri ile  raportörlere verilen huzur hakkı veya huzur ücretinin ödenmesine ilişkin esas ve  usuller, bir ayda ödenecek tutar 2000 gösterge rakamının memur aylık  katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının  uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici sorunları hakem heyetlerinin kurulması, çalışma usul  ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikte  düzenlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>DÖRDÜNCÜ  KISIM<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Yargılama ve Cezaya  İlişkin Hükümler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Tüketici  Mahkemeleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 23-</strong> Bu  Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici  mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve  Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri  ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici  örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre  bütçede öngörülen ödenekten(*) Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine  sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil  Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede  düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir(*) kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde  görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü  Faslı hükümlerine göre yürütülür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tüketici davaları tüketicinin ikametgâhı mahkemesinde de  açılabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu  olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali  nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici  mahkemelerinde dava açabilirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gerekli hallerde tüketici mahkemeleri ihlalin tedbiren  durdurulmasına karar verebilir. Tüketici Mahkemesince uygun görülen tedbir  kararları, masrafı daha sonra haksız çıkan taraftan alınmak ve<span>  </span>29 uncu maddede düzenlenen esaslara<span>  </span>göre bütçeye gelir (*) kaydedilmek üzere,  ülke düzeyinde yayınlanan gazetelerden birinde Basın İlan Kurumunca ve ayrıca  varsa davanın açıldığı yerde yayınlanan mahalli bir gazetede derhal ilân  edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılmasına yönelik Tüketici  Mahkemesi kararları ise masrafı davalıdan alınmak üzere aynı yöntemle<span>  </span>derhal ilân edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Üretimin Satışın Durdurulması ve Malın Toplatılması</p>
<p class="MsoNormal">Madde 24- Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması  durumunda Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri, ayıplı seri malın  üretiminin ve satışının durdurulması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan  toplatılması için dava açabilir.<span>  </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı  ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur. Mahkeme  kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan  kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır. Malın  ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı  ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar  taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini  tehlikeye sokan ayıp taşıması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik  Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve  manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">4 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümlerine tâbi bir seri  ayıplı malın satışa arz edilmesi durumunda bu madde hükümleri uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Olduklarından Farklı  Görünen Mallar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 24/A-</strong> Gıda  ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj,  etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu  sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin  sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması,  ithalatı ve ihracatı yasaktır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik  Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin  uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ceza  Hükümleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 25-</strong> 6 ncı  maddenin yedinci fıkrası uyarınca, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara  aykırılığı tespit edilen her bir sözleşme için 50.000.000 lira para cezası  uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">4 üncü maddenin yedinci fıkrasında, 5 inci maddede, 6 ncı  maddenin altıncı fıkrasında, 6/A maddesinde, 6/B, 6/C maddeleri uyarınca  Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslarda, 7 nci maddenin beşinci fıkrasında, 9  uncu maddede, 9/A maddesinde, 10 uncu maddede, 10/A maddesinde, 11/A<span>  </span>maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına,  12, 13, 14, 15 ve 27 nci maddelerde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket  edenler hakkında 100.000.000 lira para cezası uygulanır.<span>   </span></p>
<p class="MsoNormal">7 nci maddenin dördüncü ve altıncı fıkraları ile 8 inci  maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında 250.000.000  lira para cezası uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">20 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca Bakanlıkça tespit ve  ilân olunan usul ve esaslara aykırılığa 500.000.000 lira para cezası uygulanır.  Aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan radyo ve televizyonlarca  gerçekleştirilmişse cezanın on katı uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">18 inci maddeye aykırı hareket eden üretici-imalatçı ve  ithalatçı hakkında 1.000.000.000 lira para cezası, satıcı-sağlayıcı hakkında ise  bu cezanın beşte biri uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">19 uncu maddenin birinci fıkrasına<span>  </span>aykırı hareket edenler hakkında 2.000.000.000  lira para cezası uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">11 inci maddeye aykırı hareket edenler hakkında  5.000.000.000<span>  </span>lira para cezası  uygulanır. Aykırılık ülke düzeyinde yayım yapan süreli yayın ile gerçekleşmişse  cezanın yirmi katı uygulanır. Bakanlık, ayrıca süreli yayın kuruluşundan  kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü reklam ve ilânın durdurulmasını  ister. Bu isteğe rağmen aykırılığın devamı halinde, reklam ve ilânın durdurma  zorunluluğunun doğduğu tarihten itibaren her sayı- gün için 100.000.000.000 lira  para cezası uygulanır. Bakanlık, kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü  reklam ve ilânın durdurulması talebi ile Tüketici Mahkemesine başvurur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">16 ncı maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar  tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya 3.500.000.000 lira  para cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları  birlikte veya ayrı ayrı verebilir. 16 ncı maddeye aykırılık, ülke düzeyinde  yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para  cezası on katı olarak uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">7 nci maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarına aykırı  hareket edenlere, kampanya konusu mal veya hizmetin fatura bedeli oranında para  cezası uygulanır. Kampanyayı düzenleyen, tüketici kampanyadan ayrıldığında, para  iadesinde bulunursa bu<span>  </span>ceza  uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">7 nci maddenin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, 7  nci madde hükümlerine uygun kampanya düzenlemeleri için bir hafta süre tanınır.  Bu sürenin bitiminde aykırılığın devam ettiğinin tespiti halinde, bu hükme  aykırı hareket edenlerle<span>  </span>24 ve 24/A  maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 50.000.000.000  lira para cezası uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yukarıdaki fıkralarda belirtilen para cezaları, fiilin bir  yıl içerisinde tekrarı halinde iki misli olarak uygulanır. Para cezaları her yıl  başında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci madde hükümleri uyarınca  artırılır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu Kanunda yazılı fiiller hakkında diğer kanunlarda da para  cezası öngörülmüşse ağır olan ceza uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Cezalarda Yetki,  İtiraz ve Zamanaşımı<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 26-</strong> 25 inci  maddenin bir, dört, yedi, sekiz, dokuz ve onuncu fıkralarındaki cezalar Bakanlık  tarafından, diğer fıkralarındaki cezalar o yerin mülki amiri tarafından  uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu Kanunda düzenlenen her türlü para cezası, idari  niteliktedir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün  içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen  cezanın yerine getirilmesini durdurmaz ve zaruret görülmeyen hallerde evrak  üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine idare  mahkemesince verilen kararlar kesindir.<span>    </span></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">25 inci maddeye göre verilen para cezaları, Amme  Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu Kanunda düzenlenen idari para cezalarının verilmesine  ilişkin ceza zamanaşımı<span>  </span>süresi bir  yıldır. Zamanaşımı süresi, bu Kanun hükümlerine aykırı fiilin işlendiği tarihte  başlar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sürekli veya tekrarlanan ihlaller söz konusu ise süre,  ihlalin sona erdiği ya da en son tekrarlandığı günden itibaren başlar. Karar  aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olması tahsil zamanaşımını keser.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Cezalar, cezayı vermeye yetkili merci tarafından yedi gün  içerisinde ilgilinin mensup olduğu meslek kuruluşuna bildirilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>BEŞİNCİ  KISIM<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Çeşitli  Hükümler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Denetim<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 27-</strong> Bu  Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve  belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane,  depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan  yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu Kanunun kapsamına giren hususlarda yetkili ve görevli kişi  ve kuruluşlara her türlü bilgi ve belgelerin doğru olarak gösterilmesi ve asıl  ve onaylı kopyalarının verilmesi zorunludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Laboratuar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 28-</strong>  Bakanlık ilaç, müstahzar, kozmetik ve gıda maddeleri analizleri hariç olmak  üzere, bu Kanunun uygulanması için resmi ve özel kuruluşların kurulu bulunan  laboratuvarlarından yararlanabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bakanlıkça yapılan denetimler sırasında alınan numunelerin  test ve muayeneleri resmi veya özel kuruluş laboratuvarlarında yaptırılabilir.  Test ve muayene ücretleri 29 uncu maddedeki ödenekten (*) karşılanır. Test ve  muayene sonuçlarının ilgili standarda veya teknik düzenlemeye aykırı çıkması  halinde buna ilişkin tüm giderler üretici veya ithalatçı tarafından ödenir. Bu  giderler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine  göre tahsil olunur. Tahsil olunan test ve muayene ücretleri 29 uncu maddede  düzenlenen esaslara<span>  </span>göre bütçeye gelir  (*) kaydedilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Ödenek<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 29-(*)</strong>  Reklam Kurulu, Tüketici Konseyi ve tüketici sorunları hakem heyetlerinin  faaliyetlerine ilişkin masraflar, Bakanlığın tüketicinin korunması amacına  yönelik masrafları ve sair harcamalar ile en yüksek Devlet memuru aylığının (ek  gösterge dahil) %200’ünü geçmemek şartıyla usul ve esasları Maliye Bakanlığının  uygun görüşü üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tespit edilecek miktarlarda  personele yapılacak ek ödemeler Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten  karşılanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Personele (sözleşmeli personel dahil) yapılacak ek ödemelerde  657 sayılı Kanunun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemelerden damga  vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Diğer  Hükümler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 30-</strong> Bu  Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Yönetmelikler ve  Düzenlemeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 31-</strong> Bu  Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl  içerisinde ilgili kamu kuruluşları, mesleki üst kuruluşlar ve tüketici  örgütlerinin görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılır. Bakanlık, bu Kanunun  uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve  düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kaldırılan  Hükümler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 32–3489</strong>  sayılı Pazarlıksız Satış Mecburiyetine Dair Kanun, 632 sayılı İthal veya Yurt  İçinde İmal Edilen Taşıt Araçları, Motor, Makina Alet ve Cihazların Tanıtmalık  ile Birlikte Satışı Hakkında Kanun, 3003 sayılı Endüstriyel Mamulatın Maliyet ve  Satış Fiyatlarının Kontrolü ve Tespiti Hakkında Kanun yürürlükten  kaldırılmıştır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Geçici Madde 1-</strong>  Tüketici mahkemeleri Kuruluncaya kadar bu mahkemelerde görülmesi gereken  davalara bakacak mahkemeleri Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler</p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Geçici Madde 2-</strong>  Bu Kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi  aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları, temerrüt  tarihindeki ana paraya, yıllık yüzde elliyi geçmemek üzere gecikme faizi  uygulanmak suretiyle oniki eşit taksitte ödenir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü  takip, yukarıda yer alan hükme göre ilk taksidin ödenmesiyle durur ve son  taksidin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu madde hükümleri, tüketicinin kredi verene, Kanunun yayımı  tarihinden itibaren otuz gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde  uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Yürürlük<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 33-</strong> Bu  Kanunun; 29 uncu maddesi ile geçici 2 inci maddesi yayımı tarihinde, diğer  maddeleri ise yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Yürütme<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Madde 34-</strong> Bu  Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal">(*) 23.07.2004 tarihli ve 25531 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de  yayımlanan 5217 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükümlerine göre  değiştirilmiştir.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/bilgi-edinme-hakki-kanunu.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/bilgi-edinme-hakki-kanunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 15:20:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[T.C. KANUNLAR]]></category>
		<category><![CDATA[BİLGİ EDİNME HAKKI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
BİLGİ EDİNME HAKKI  KANUNU
 



Kanun No. 4982


 


Kabul Tarihi :  9.10.2003



 
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
 
Amaç
MADDE 1.- Bu Kanunun  amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve  açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına  ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

 
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun; kamu  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>BİLGİ EDİNME HAKKI  KANUNU<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<table class="MsoNormalTable" style="margin-left: 24.8pt; border-collapse: collapse" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td style="padding: 0cm 3.5pt; width: 148.8pt" valign="top" width="198">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><u>Kanun No. 4982</u></strong></p>
</td>
<td style="padding: 0cm 3.5pt; width: 99.25pt" valign="top" width="132">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
</td>
<td style="padding: 0cm 3.5pt; width: 338.75pt" valign="top" width="452">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><u>Kabul Tarihi :  9.10.2003</u><o:p></o:p></strong></p>
</td>
</tr>
</table>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>BİRİNCİ BÖLÜM<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Amaç, Kapsam ve Tanımlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Amaç<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 1.-</strong> Bu Kanunun  amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve  açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına  ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.</p>
<p><span id="more-37"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Kapsam<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 2.-</strong> Bu Kanun; kamu  kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının  faaliyetlerinde uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı  Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Tanımlar<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 3.-</strong> Bu Kanunda  geçen;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">a) Kurum ve kuruluş: Bu Kanunun 2  <span class="SpellE">nci</span> maddesinde geçen ve kapsama dahil olan bilgi  edinme başvurusu yapılacak bütün makam ve mercileri,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">b) Başvuru sahibi: Bu Kanun  kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek  ve tüzel kişileri,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların  sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">d) Belge: Kurum ve kuruluşların  sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya,  evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film,  fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü  bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">e) Bilgi veya belgeye erişim:  İstenen bilgi veya belgenin niteliğine göre, kurum ve kuruluşlarca, başvuru  sahibine söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasının verilmesini, kopya  verilmesinin mümkün olmadığı hâllerde, başvuru sahibinin bilgi veya belgenin  aslını inceleyerek not almasına veya içeriğini görmesine veya işitmesine izin  verilmesini,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">f) Kurul: Bilgi Edinme  Değerlendirme Kurulunu,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">İfade eder.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>İKİNCİ BÖLÜM<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgi Verme  Yükümlülüğü<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Bilgi edinme hakkı<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 4.-</strong> Herkes bilgi  edinme hakkına sahiptir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancılar  ile Türkiye&#8217;de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi  kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık  ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Türkiye&#8217;nin taraf olduğu  uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Bilgi verme yükümlülüğü<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 5.-</strong> Kurum ve  kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki<span>  </span>her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların  yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru  sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla  yükümlüdürler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bu Kanun yürürlüğe girdiği  tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bilgi Edinme Başvurusu</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Başvuru usulü<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 6.-</strong> Bilgi edinme  başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş  adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile  yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi  veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin  kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak  başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda  veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Dilekçede, istenen bilgi veya  belgeler açıkça belirtilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>İstenecek bilgi veya belgenin<span>  </span>niteliği<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 7.-</strong> Bilgi edinme  başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri  gereği bulunması gereken bilgi veya<span>   </span>belgelere ilişkin olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya  özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek  türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap  verebilirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">İstenen bilgi veya belge,  başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu  kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi  veya belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 8.-</strong> Kurum ve  kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya  açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak,  yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve  nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.<strong><o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya  belge<span>  </span>verme<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 9.-</strong> İstenen bilgi  veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile  açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden  ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması  yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma  gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Bilgi veya belgeye erişim</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 10.-</strong> Kurum ve  kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bilgi veya belgenin niteliği  gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya çıkarılmasının aslına  zarar vereceği hâllerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">a) Yazılı veya basılı belgeler  için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">b) Ses kaydı şeklindeki bilgi  veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">c) Görüntü kaydı şeklindeki bilgi  veya belgelerde bunları izleyebilmesini,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Sağlarlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bilgi veya belgenin yukarıda  belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye zarar  vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Başvurunun yapıldığı kurum ve  kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden  erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek  üzere tahsil edebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Bilgi veya belgeye erişim  süreleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 11.-</strong> Kurum ve  kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi <span class="SpellE">onbeş</span> iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya  belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması;  başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının  gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi  durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda,  sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve <span class="SpellE">onbeş</span> iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">10 uncu maddede belirtilen bilgi  veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare tarafından başvuru  sahibine bildirilmesiyle <span class="SpellE">onbeş</span> iş günlük süre kesilir.  Başvuru sahibi <span class="SpellE">onbeş</span> iş günü içinde ücreti ödemezse  talebinden vazgeçmiş sayılır.<strong><o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Başvuruların  cevaplandırılması<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 12.-</strong> Kurum ve  kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya  elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde  bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.<strong><o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>İtiraz usulü</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 13.-</strong> Bilgi edinme  istemi 16 ve 17 <span class="SpellE">nci</span> maddelerde öngörülen sebeplerle  reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden  itibaren <span class="SpellE">onbeş</span> gün içinde Kurula itiraz edebilir.  Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar,  Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi <span class="SpellE">onbeş</span> iş  günü içinde vermekle yükümlüdürler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurula itiraz, başvuru sahibinin  idarî yargıya başvurma süresini durdurur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Bilgi Edinme Değerlendirme  Kurulu<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 14.-</strong> Bilgi edinme  başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 <span class="SpellE">nci</span> maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen  kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının  kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme  Kurulu oluşturulmuştur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul; birer üyesi Yargıtay ve  Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday,  birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında profesör  veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro  başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday, iki  üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet  Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idarî görevlerde çalışan hâkimler  arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul üyeliğine önerilen  adayların <span class="SpellE">muvafakatları</span> aranır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul Başkanı, kurul üyelerince  kendi aralarından seçilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul, en az ayda bir defa veya  ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul üyelerinin görev süreleri  dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler. Görev süresi  dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen üye, yerine  seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve başlayıncaya  kadar önceki Kurul görevine devam eder.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul üyelerine 10.2.1954 tarihli  ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev  yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000), uhdesinde kamu  görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile  çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga  vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurul, belirleyeceği konularda  komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü takdirde,  ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin  temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet edebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurulun sekretarya hizmetleri  Başbakanlık tarafından yerine getirilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kurulun görev ve çalışmalarına  ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir  yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><em>Bilgi Edinme Hakkının  Sınırları<o:p></o:p></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Yargı denetimi dışında kalan  işlemler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 15.-</strong> Yargı denetimi  dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu  etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan  bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Devlet sırrına ilişkin bilgi veya  belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 16.-</strong> Açıklanması  hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî  güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan<span>  </span>gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi  edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi  veya belgeler</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 17.-</strong> Açıklanması ya  da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar  verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu  Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>İstihbarata ilişkin bilgi veya  belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 18.-</strong> Sivil ve askerî  istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu  Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Ancak, bu bilgi ve belgeler  kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise,  istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya  belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 19.-</strong> Kurum ve  kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup,  açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">a) <span>        </span>Kişilerin özel hayatına açıkça haksız  müdahale sonucunu doğuracak,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">b) Kişilerin veya soruşturmayı  yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">c) <span>        </span>Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye  düşürecek,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">d) Gizli kalması gereken bilgi  kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi  ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bilgi veya belgeler,<span>  </span>bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin  bilgi veya belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 20.-</strong> Açıklanması  veya zamanından önce açıklanması hâlinde;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">a) Suç işlenmesine yol  açacak,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">b) Suçların önlenmesi ve  soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını  tehlikeye düşürecek,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">c) Yargılama görevinin gereğince  yerine getirilmesini engelleyecek,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">d) Hakkında dava açılmış bir  kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Nitelikteki bilgi veya  belgeler,<span>  </span>bu Kanun kapsamı  dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı  Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü  Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü  Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Özel hayatın gizliliği<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 21.-</strong> Kişinin izin  verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında,  açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve  haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi  veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Kamu yararının gerektirdiği  hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili  kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla  açıklanabilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Haberleşmenin gizliliği<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 22.-</strong> Haberleşmenin  gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler,<span>  </span>bu<span>   </span>Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Ticarî sır<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 23.-</strong> Kanunlarda  ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar  tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî  ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Fikir ve sanat eserleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 24.-</strong> Fikir ve sanat  eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili  kanun hükümleri uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Kurum içi düzenlemeler</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 25.-</strong> Kurum ve  kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi  uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme  hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum  çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Kurum içi görüş, bilgi notu ve  tavsiyeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 26.-</strong> Kurum ve  kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu,  teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından  aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bilimsel, kültürel, istatistik,  teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş  verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve  kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme  istemlerine açıktır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Tavsiye ve mütalaa talepleri</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 27.-</strong> Tavsiye ve  mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Gizliliği kaldırılan bilgi veya  belgeler<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 28.- </strong>Gizliliği  kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar  kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">BEŞİNCİ BÖLÜM</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Çeşitli ve Son Hükümler</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Ceza hükümleri<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 29.-</strong> Bu Kanunun  uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu  görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza  kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta  yer alan disiplin cezaları uygulanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Bu Kanunla erişilen bilgi ve  belgeler ticarî amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Rapor düzenlenmesi<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 30.-</strong> Kurum ve  kuruluşlar,<span>  </span>bir önceki yıla ait olmak  üzere;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">a) Kendilerine yapılan bilgi  edinme başvurularının sayısını,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">b) Olumlu cevaplanarak bilgi veya  belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">c) Reddedilen başvuru sayısı ve  bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">d) Gizli ya da sır niteliğindeki  bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya  belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">e) Başvurunun reddedilmesi  üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify">Gösterir bir rapor hazırlayarak,  bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme  Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları  raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık vasıtasıyla  iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz konusu kurum ve kuruluşların  raporları ile birlikte her yıl Nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet  Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay içinde Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Yönetmelik<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 31.-</strong> Bu Kanunun  uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik,  Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak  Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Yürürlük<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 32.-</strong> Bu Kanun yayımı  tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>Yürütme<o:p></o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><o:p> </o:p></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong>MADDE 33.-</strong> Bu Kanun  hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><o:p> </o:p></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tc-kanunlar/bilgi-edinme-hakki-kanunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarih Boyunca Türkler &#8211; Ermeniler</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tarih/tarih-boyunca-turkler-ermeniler.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tarih/tarih-boyunca-turkler-ermeniler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:44:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[TARİH BOYUNCA TÜRKLER-ERMENİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
Tarih Boyunca Türkler &#8211;  Ermeniler 
ve 
Ermeni  Mezalimi
 
1- Ermenilere  Göre Ermenistan ve Tarihi
 
Ermenilere göre Ermenistan büyük ve küçük Ermenistan  diye ikiye ayrılır. Büyük Ermenistan: Kuzeyden Karadeniz ve Gürcistan, batıdan  Kızılırmak, doğudan Iran ve Hazar Denizi, Güneyde İran ve Irak ile çevrili;  Küçük Ermenistan ise Fırat&#8217;ın batısında kalan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt; text-transform: uppercase">Tarih Boyunca Türkler &#8211;  Ermeniler <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt; text-transform: uppercase">ve <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 16pt; text-transform: uppercase">Ermeni  Mezalimi<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span><br />
<em><span style="font-size: 13pt">1- Ermenilere  Göre Ermenistan ve Tarihi<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermenilere göre Ermenistan büyük ve küçük Ermenistan  diye ikiye ayrılır. Büyük Ermenistan: Kuzeyden Karadeniz ve Gürcistan, batıdan  Kızılırmak, doğudan Iran ve Hazar Denizi, Güneyde İran ve Irak ile çevrili;  Küçük Ermenistan ise Fırat&#8217;ın batısında kalan Adana, Çukurova, Tarsus ve <span class="SpellE">Toros</span> Dağlarının güneyinde ve Akdeniz&#8217;in kuzeyinde kalan  Kilikya dedikleri yerleri Ermeni vatanı sayarlar.<o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-36"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermeni tarihi; İlmi temelden yoksun tamamıyla mitolojik  mahiyettedir. Ermenilere göre; Babacık anlamına gelen <span class="SpellE">Hayk</span>, Hz. Nuh&#8217;un çocuklarındandır. Hz. Nuh&#8217;un gemisi Ağrı  Dağına indikten sonra oğlu <span class="SpellE">Yafes&#8217;in</span> oğlu <span class="SpellE">Hayk</span> <span class="SpellE">Mezopotomya&#8217;ya</span> gitmiş, <span class="SpellE">Babil</span> Kulesinin yapımında bulunmuş, daha sonra büyük  Ermenistan dedikleri Doğu Anadolu&#8217;nun dağlık bölgesine yerleşmiş, 400 yaşında  ölmüştür. <span class="SpellE">Hayk&#8217;ın</span> torunlarından <span class="SpellE">Aram&#8217;ın</span> 300 çocuğu olmuş, Asur Hükümdarı Bel ile çarpışmış,  onu yenmiş ve <span class="GramE">bîr</span> devlet kurmuş; <span class="SpellE">Aram&#8217;ın</span> adından alınma olarak Ermeni milleti ve devleti  meydana gelmiştir. Oysa tarih bu bölgelerin; bu zamanda <span class="SpellE">Asur&#8217;lulara</span> ait olduğunu söylüyor. Daha sonra M.Ö. 14, y.y  da Hititlerin, M.Ö. 7. y.y.da <span class="SpellE">Medlerin</span> M.Ö- 6. y.y.da  Perslerin, M.Ö. 4. y.y. da Makedonya imparatorluğunun egemenliğine geçmiştir.  M.Ö. 2. y.y ile M.S. 3. y.y. arasında Roma imparatorluğu ile <span class="SpellE">Partlar</span> arasında mücadele alanı, M.S. 3. y.y. <span class="SpellE">Sasani</span> Devletinin M.S. 5. y.y. Bizans imparatorluğunun, M.S.  8. y.y. Arap Devletlerinin, M.S. 10. y.y.<span class="GramE">dan</span> itibaren  Türk Devletlerinin egemenliği altında bulunduğu  belirtmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermenilerin bütün tarih boyunca bağımsız olamadıkları,  bir varlık gösteremedikleri, hatta krallıkları bulundukları iddialarında dahi  yukarda belirtilen devletlerin egemenliğinde yaşadıkları tarihi ve bir gerçek  olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer bir an için bu bölgelerde tarihi haklar kabul  edilse dahi buraların şimdi Ermenistan olmasına imkân var mı? Tarihi hak dünyaca  kabul edilirse; bugün Amerikanın Kızılderililere, Rus topraklarının Altın ordu  Türklerine, Orta <span class="SpellE">Asyanın</span> Türk milletine terk edilmesi  gerekmez mi? Emperyalist Devletler buna ne diyebilir. Böyle bir düşüncenin  uygulanmaya kalkışılması dünya düzenini ne duruma sokar?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Haçlı zihniyeti için ne çoğunluğun, ne tabii sınırların  hiçbir önemi yoktur. O zihniyet; genişlemek, dünya milletlerini sömürmek,  kendisine köle etmekten başka bir şey düşünmez. Çoğunluğu azınlık durumuna  düşürmeyi çok iyi bilir. Önce iktisadi ve idari baskı, türlü bahanelerle göçe  zorlamak, tutuklama, sürgün ve nihayet katliamlarla bölgelerle çoğunluğu ele  geçirmek çok kolay olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Haçlı zihniyetinde olanlar Endülüs Müslümanlarını  kılıçtan geçirmediler mi? Bugün İspanya&#8217;da tek bir Müslüman var mı? Ruslar  Kırım&#8217;ı aldıktan sonra çeşitli baskılarla önce Türkleri azınlığa düşürüp, daha  sonra toplu sürgün ve katliamlarla yok etmediler mi? Bugün Kırım&#8217;da ne kadar  Türk&#8217;ün kaldığı belli mi? Aynı oyunu Çin Doğu Türkistan&#8217;da Türklere karşı  oynamıyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1878 yılında geçici olarak İngiltere&#8217;ye verilen  Kıbrıs&#8217;ta Rumların İngiliz himayesinde nasıl çoğaldıklarını, Türklerin nasıl  eridiklerini inkâra imkân var mı? Balkanlarda Türklere yapılan fenalıkların  arkası geldi mi? Türklerin durumu nedir? Türkleri bir taraftan Türkiye&#8217;ye göçe  zorlarken, diğer taraftan orada kalanların kendi milliyetleri ve dinleri  unutturulmaya çalışılmıyor mu? Direnenler öldürülmüyor mu? Ege adaları ve  Girit&#8217;te Türkler ne durumdadır? Dağlık Kara bağ, Bosna-Hersek ve Kosova&#8217;da etnik  temizlik görülmüyor mu? İkinci dünya harbi sonunda ABD ve İngiltere yardımıyla  kurulan İsrail Devleti burada bulunan Arap çoğunluğu eritmemiş midir? Güney  Azerbaycan&#8217;da bulunan Azeri Türklerinin milliyetleri İran tarafından  unutturulmaya çalışılmıyor mu? Kerkük Türkleri Irak tarafından bulundukları  bölgelerde azınlık durumuna düşürülmeye çalışılmıyor mu? Halen Rusya&#8217;ya karşı  bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinden başka esir olarak yaşayan  Türklerden Dünyanın haberi yok mudur?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yukarda sıraladığımız olaylardan dünya devletlerinin  haberi elbette var. Ama ses çıkaran yok. Doğu Anadolu&#8217;da küçük bir Ermenistan  kurulsaydı anavatanımız Doğu Anadolu&#8217;da şimdiye kadar tek bir Türk  kalmayacağından kim şüphe edebilir. Ermeniler 1877–78 Osmanlı-Rus harbi sonundan  itibaren zaman <span class="SpellE">zaman</span> İngiliz ve Rus himayesinde buna  başlamışlardı bile&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">2- Ermenilerin  Örgütlenmeleri ve Türklere Yapılan Mezalimler<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türklerin idaresindeki Ermeniler, ne siyasi ne de  içtimai bir teşkilat kurabilmişlerdir; ancak Türk-İslam hoşgörüsünden  faydalanarak din ve vicdan hürriyetleriyle beraber milli kültür ve tüm  varlıklarını koruyabilmişlerdir. Türkler tarafından da sadık tebaa olarak  adlandırılmışlardır. Türk-İslam Devletinin bağışladığı hürriyetlerden  faydalanarak sanat, ticaret, ziraatta ilerlediler. Türkiye&#8217;nin ticaret ve  sanatını ellerine aldıkları gibi Anadolu&#8217;nun en verimli topraklarına sahip  oldular. Askere alınmadıkları içinde nüfusları hızla arttı, hatta Ermeni Patriği  kendi yetkisiyle Ruhani reisleri azlediyor, kendi adamlarıyla haraç  toplayabiliyor, mahkemelerinde hukuk ve ceza işlerine bakabiliyordu. Ermenilerin  Türklerin himayesindeki bu sakin ve mutlu hayatlarını bozan tek mesele kendi  aralarındaki mezhep kavgalarıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat Fermanıyla beraber Osmanlı Devleti içinde  Katoliklerin koruyuculuğunu Fransa, Ortodoksların koruyuculuğunu Rusya,  İngiltere ise Protestanların koruyuculuğunu üstlenmişti. İngilizler kiliseler ve  kolejler açarak, Ruslar da Rus Ermenileri aracılığıyla Ermenilere etki etmeye  çalışmışlar ayrıca Avrupa&#8217;da tahsil gören Türk Ermenileri buralardaki  bağımsızlık düşüncelerinden etkilenmişlerdir. Bu ortam içerisinde 1877–78  Osmanlı-Rus savaşı sırasında Doğu Anadolu&#8217;da bazı şehirleri işgal etmesi ve Rus  ordusundaki Ermeni subaylarının buradaki Ermenileri kışkırtmaları ile Ermeni  meselesi ortaya çıkmıştır. Ermeniler 1878 de Osmanlı ordusunun yenilmesinden  sonra, Rusya&#8217;ya müracaat ederek Ermenilerle ilgili bir takım taleplerde  bulunmuşlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">a</span></span><span style="font-size: 13pt">- Fırat&#8217;a kadar Ermenilerin çoğunlukta bulunduğu  yerlerin Rusya&#8217;ya katılması,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">b</span></span><span style="font-size: 13pt">- Bu olmadığı takdirde özerklik  verilmesi,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">c</span></span><span style="font-size: 13pt">- Bu da olmaz ise Osmanlılar Osmanlı Devletinin  Ermenilerle ilgili ıslahat yapması ve bu ıslahat yapılıncaya Rus askerlerinin bu  topraklardan çekilmemesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rusya bu Ermeni isteklerinden sonuncusunu <span class="SpellE">Ayestofonos</span> antlaşmasına koydurmuş, ancak bu antlaşmanın  İngiltere tarafından kabul edilmemesi üzerine Berlin Antlaşmasına, ıslahat  yapılması ve bu ıslahattan büyük devletlere haber verilmesi şartıyla bu bölgeler  Osmanlı Devletinde kalmıştır. Ermeniler Berlin antlaşmasının hükümlerinden  memnun kalmamışlardı. Yaşadıkları ülkede azınlık olmalarına rağmen Azerbaycan  dâhil Doğu Anadolu&#8217;da bağımsız bir Ermeni Devleti için İhtilal yaparak,  savaşarak, kan dökerek, isteklerini yerine getirmeye yöneldiler. Bu amaçla 1886  da İsviçre&#8217;de HINÇAK, 1890 da Kafkasya&#8217;da TAŞNAK komiteleri kuruldu. Bu arada  Ermeni okulları, hastaneleri ve kiliseleri aynı amaçla faaliyet göstermeye  başladı. Bu okullarda Ermeni milliyetçiliği üzerine müfredatlar uygulandı ve  Ermenilerin silahlandırılmalarına yardımcı olmaya  başladılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermeni komitacıların çalışmasıyla 1888 de <span class="SpellE">VAN&#8217;da</span>, 1890 da <span class="SpellE">ERZURUM&#8217;da</span>, 1894  de <span class="SpellE">BİTLİS&#8217;te</span> isyanlar oldu. Osmanlı Devleti sert  tedbirler aldı. Bitlis ayaklanması İngiltere&#8217;yi harekete geçirdi. Ermeni  meselesinde Rusya ile İngiltere&#8217;nin menfaat çatışmaları vardı. İngilizler  Rusların yayılmalarını önlemek için bağımsız bir Ermeni Devleti istiyorlar,  Ruslar ise kendilerine ilhakı savunuyorlardı. 1895 de Babıâli olayları bütün  İstanbul, Trabzon, Elazığ, Erzurum, Diyarbakır, Sivas, Antep ve Maraş&#8217;a yayıldı.  Buralarda binlerce Türk Ermenilerce katledildi, Osmanlı Devleti ayaklanmaları  güçlükle bastırdı. 1896 yılında Ermeniler bombalarla İstanbul&#8217;daki Osmanlı  Bankasını bastı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kafkasya&#8217;da da Ermeniler 1905 de <span class="SpellE">Bakü&#8217;de</span>, <span class="SpellE">Karabağ&#8217;da</span>, <span class="SpellE">Gence&#8217;de</span>, <span class="SpellE">Nahcıvan&#8217;da</span>, Erivan,  Tiflis ve <span class="SpellE">Batum&#8217;da</span> da Türklere karşı soykırıma  girişmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birinci dünya harbinden önce Ermeniler Azerbaycan&#8217;ın;  Dağlık <span class="SpellE">Karabağ</span>, Gence, <span class="SpellE">Nahçıvan</span> bölgesi ve Doğu <span class="SpellE">Anadolunun</span> nüfusun % 15 ini oluşturuyorlardı. Kısacası çok  azınlıkta idiler. Birinci Dünya Harbinden hemen önce <span class="SpellE">Hınçak</span> ve <span class="SpellE">Taşnak</span> Ermenileri,  Ermenilerin bağımsızlığa kavuşturulacağını ilan ettiler. Osmanlı Ermenileri  İttihat ve Terakki iktidarı ile savaşta iş birliğini reddettiler. Osmanlı  Devleti savaşa girdikten sonra itilaf devletleri (İngiltere, Rusya, Fransa,  İtalya) ile birlenerek ülke içinde Türklere karşı cephe açtılar. İtilaf  Devletleri için Ermeni sorunu, Türkleri Çember içine almak için en uygun  zamandı. Ermenilerle işbirliği yaparak savaşı süratle sonuçlandırmak  istiyorlardı. Türkler için Ermeni meselesi öncelikle bir iç güvenlik ve devletin  varlığını koruma sorunu idi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tehcire sebep olan ilk isyan 1911 <span class="SpellE">Zeytun</span> (K. Maraş) da çıktı, olay Kayseri&#8217;ye intikal etti,  Erzurum, D. Beyazı, Van ve Bitlis dolaylarında isyanlar başladı. Tüm Ermeniler  silahlanarak Ruslarla işbirliğine başladılar. Köyleri yakıp yıktılar, hükümet  binalarına silahlı taarruz ettiler. Bu eylemlerde çoluk-çocuk, kadın-ihtiyar  demeden ellerine geçen Türkleri en vahşi şekilde öldürüyorlardı. Türkleri  Canilere doldurup yakıyorlar, hamile Türk kadınlarının karınlarındaki çocukları  süngülerle öldürüyorlar, çocuk denecek yaştaki genç Türk kızlarının ırzına  geçiyorlardı. Bu silahlı Ermeni mevcudunun 180.000 kişi dolaylarında olduğu  ifade edilmekteydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu durumda Osmanlı Hükümeti tedbir almak zorunluluğu  duydu. Bu silahlı Ermenilere yardım-yataklık eden tehlikeli kişilerin ferden  veya toplu halde Devlet güvenliğini tehdit etmeyen bölgelere zorunlu olarak  gönderilmesi veya göç ettirilmesi gerekiyordu. Tehcir (GÖÇ KANUNU) bu amaçla  çıkarılmıştır. Tehcir Kanunu için başlıca şu sebepleri  sayabiliriz:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">a</span></span><span style="font-size: 13pt">- İhtilaf Devletleri silahlandırdıkları Ermenilerle,  Türk kuvvetlerini arkadan vuruyorlar ve bu hareketleri yerleşik Ermeniler de  destekliyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">b</span></span><span style="font-size: 13pt">- Mecburi göçten iki ay önce İhtilaf Devletleri  Çanakkale harekatına başlamıştı. Böylece Türkler her taraftan düşmanla çevrilmiş  oluyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">c</span></span><span style="font-size: 13pt">- Silahlı Ermeniler; vatanın muhtelif yerlerinde yoğun  terörist eylemlerle Türkleri soykırımına uğratarak Türk Devletini ve Milletini  yok etmeye çalışıyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tehcir Kanunu 14 Mayıs 1915 de yürürlüğe girdi. Kanun  metninde; bu yasanın sadece Ermenilere uygulanacağına dair herhangi bir kayıt  yoktur. Hükümetin icraatlarına karşı çıkan emirlerine itaat etmeyenlerle,  silahlı direnmede bulunanlar, casusluk yapanların topluca veya tek <span class="SpellE">tek</span> savaşı en az etkileyecek bölgelere sevk ve iskân  edileceği öngörülmektedir. Mecburi göç ülkenin her tarafında uygulanmamıştır.  İstanbul&#8217;da sadece 2345 kişi tehcire tabi tutulmuş İzmir, Orta Anadolu ve  güneyde oturan Ermeniler göçe tabi tutulmamışlardır. Göç esnasında 1.500.000  kişinin öldürüldüğü iddiası da hayal mahsulüdür. Bu dönemde Osmanlı Devletinin  tamamında yaşayan Ermeni mevcudu ancak bu kadardır. Ermenilerin büyük bir  kısmının Kafkasya, Irak, Suriye ve Lübnan&#8217;a gittikleri düşünülürse rakamın ne  kadar abartıldığı ortaya çıkacaktır. Şunu da açıkça belirtmek gerekir ki,  Ermeniler tarafından başlatılan isyan ve katliam hareketleri sonucu ölen  Türklerin sayısı Ermenilerden misli <span class="SpellE">misli</span> fazladır. Bu  asılsız iddialara kaynak olarak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ortaya konulan, 1916 yılında İngilizler tarafından  yayınlanan Mavi Kitabın sebebi; İngilizlerin <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çanakkale&#8217;de başarısızlığı, Kat-el <span class="SpellE">Amara&#8217;da</span> İngiliz askerlerinin Türkler tarafından esir  edilmelerinden dolayı böyle bir ortamda İngiliz ve Dünya kamuoyunu kendilerinden  yana yönlendirebilmektir. Bu itham vasıtaları hayal mahsulü, gerçek  dışıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermeniler 1. inci Dünya Harbi sonuna kadar Rus  ordularının işgal ettikleri topraklarda Türklere yapmadıklarını  bırakmamışlardır. Doğu, Güneydoğu ve güneyde Türklere kötülüklerin en kötüsünü,  hıyanetlerin en adisini ve cinayetlerin en kanlısını yapmaktan geri  durmamışlardır. Yalnız Erzurum&#8217;da 11 Ekim 1918&#8242;de katliam yaparak 12.000 Türk&#8217;ün  canına kıymışlar, <span class="SpellE">Yanıkdere&#8217;de</span> ise bir gecede 3.000  Türk&#8217;ü akla gelmedik işkencelerle öldürmüşlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">3- Mondros  <span class="GramE">(</span>30. Ekim. 1918), Sev (10 Ağustos 1920), Lozan Barış  Antlaşması (24 Temmuz 1923) ve Daha Sonra Emeni  Sorunu<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">a</span></span><span style="font-size: 13pt">- Mondros Mütarekesinin 7.<span class="SpellE">nci</span>  maddesine göre Türk Ordusu işgali altında bulundurduğu Kars, Ardahan, <span class="SpellE">Batum</span> ve Azerbaycan&#8217;da! Geri çekilecekti, Türkiye elindeki  Ermeni esirleri geri verecek ve fakat Türk esirleri geri verilmeyecekti. 24.  üncü madde ise Doğu Anadolu&#8217;da İtilaf Devletlerine işgal hakkı tanımaktaydı. Bu  madde ile Doğu Anadolu&#8217;da Ermeni Devletinin temelleri atılmak isteniyordu.  Mütarekeden sonra Doğu Anadolu&#8217;nun Sivas&#8217;a kadar Ermenilere verileceği  söylentileri Türk Milletini can evinden yaralıyor, deliye döndürüyordu. Türk  Ordusunun çekildiği Kafkas bölgelerinde ve Azerbaycan&#8217;da Ermenilerin Türkleri  yok etmek maksadıyla giriştikleri katliam, yağma ve kirletilen namusların  haberlerinin işitilmeleri Türk milletindeki endişeleri daha da yoğunlaştırdı.  Doğu Anadolu Türkü bu hale yeniden düşmektense en son tüten ocağın sönmesine  kadar savunmaya karar verdi ve bu arada Ermeniler bu bölge erde karışıklar  çıkarmaya başladılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">b</span></span><span style="font-size: 13pt">- Sevr Antlaşmasıyla; md. 89 Türkiye Ermenistan&#8217;ı  Müttefik Devletler gibi Özgür ve bağımsız bir devlet olduğunu tanır. Md. 90,  Osmanlı Devleti Trabzon, Erzurum, Elazığ, Muş, Bitlis, Van vilayetlerinin  doğusunu Ermenistan Devletine vermeyi kabul eder. Ermeniler bunun üzerine yemden  Türk birliklerine ve Türk köylerine saldırmaya başladılar.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">Kazım KARABEKIR komutasındaki Türk  birlikleri, Doğu Anadolu&#8217;daki Ermeni zulmüne son vermek, güven ve asayişi temin  etmek, batıda verilecek kesin sonuçlu muharebeler için bu cepheden bir an önce  kuvvetlerini batı cephesine kaydırmak, 30. Haziran 1920 de Misak-ı Milliyi  tanıyan Rusya ile gelişen iyi ilişkiler kurarak doğu cephesini emniyete almak  amacıyla 28 Ekim 1920 Ermeniler üzerine taarruza başlandı. </span></span><span style="font-size: 13pt">31 Ekim 1920 de Kars ele geçirildi. Taarruza devam  edildi, Ermeniler antlaşma yapmak zorunda kalarak 3 Aralık 1920 de GÜMRÜ  antlaşmasını imzaladılar. Daha sonra Ruslarla 16 Mart 1921 de Moskova, 13 Ekim  1921 Kars, antlaşması imzalanarak bu günkü Doğu Anadolu sınırımız (İran&#8217;a kadar)  tespit edilmiş oldu. Ermeniler güneyde de İngiliz, arkasından Fransız işgaliyle  (Antep, Urfa, Maraş, Adana) buradaki Türkleri de İngiliz ve Fransızların  desteğiyle soykırımına uğratmaya çalıştılar fakat buradaki Türklerin tepkisiyle  geri çekilmek zorunda kaldılar ve Fransızlarla 20 Ekim 1921 de Ankara&#8217;da  antlaşması imzalandı. Fransızların Türklerle antlaşma yaparak Adana-Antep  bölgelerini bıraktığı haberleri ile bölgedeki Ermenilerle, Türklere karşı  düşmanlık yapmış olan diğer azınlıklar memleketi harabeye çevirerek yabancı  ülkelere göç etmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">c</span></span><span style="font-size: 13pt">- Lozan Barış Antlaşmasında Ermenilere, diğer  azınlıklara verilen haklarla yanı hakların verilmesi, ayrı bir şekilde Ermeni  sorununa değinilmemesi ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;nun Türkiye&#8217;nin topraklan  olduğunun tescil edilmesi Ermenilerle hayal kırıklığı yaratarak, çabalarını yurt  dışındaki Türkleri ve elçileri yok etmeye yöneltmişlerdir. <span class="GramE">Bu  maksatla a-Ermeniler Cemal Paşa&#8217;yı Tiflis&#8217;te, Talat Paşa&#8217;yı <span class="SpellE">Berlinde</span>, Sait Halim Paşa&#8217;yı Roma&#8217;da şehit ettiler, b-  İkinci Dünya Savaşında Almanlar Balkanlara inince Ermeniler Hitler&#8217;le görüşüp  birinci orduyu arkadan vurmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir, c- 1965  yılında Lübnan&#8217;daki Ermeni milletvekilleri Doğu Anadolu&#8217;yu Ermenistan olarak  gösteren bir harita yayınlamıştır, d- 1965 yılında irmeni Enformasyon merkezi  bir teşkilat kurarak Erzurum, Kars, Trabzon, Elazığ, Muş, Bitlis ve Van&#8217;ı Ermeni  topraklarına katacağına yemin etmişlerdir, e- Ermenistan başşehri Erivan&#8217;da,  Amerika&#8217;da, Beyrut&#8217;ta, Şam&#8217;da, İskenderiye&#8217;de, Bulgaristan&#8217;da, İtalya&#8217;da ve  Fransa&#8217;da sözde katledilen Ermeniler için tam on altı adet anıt dikilmiştir, f-  <span class="SpellE">Newyork&#8217;ta</span> 1969 yılında okullar için piyasaya sürülen  şişirme lastik kürelerde ve <span class="SpellE">Die</span> <span class="SpellE">Welt</span> Gazetesinde yayınlanan haritada İskenderun-Samsun  hattının doğusu Ermenistan olarak gösterilmiştir, g- Suriye, Lübnan Fransa ve  Amerika&#8217;da Doğu Anadolu&#8217;yu Ermenistan yapmak için okullar açılmıştır, h- 28 Ocak  1976 tarihinde Amerika&#8217;nın <span class="SpellE">Santa</span> Barbara şehrindeki  konsolosumuz Mehmet BAYDUR ile yardımcısı Bahadır <span class="SpellE">DEMİR&#8217;i</span> tuzağa düşürüp şehit eden ve bununla Türk Devleti  elçilerine suikast zincirini başlatan 77 yaşındaki Ermeni <span class="SpellE">Mıgırdıç</span> <span class="SpellE">YANIKYAN&#8217;ın</span> Türk&#8217;e olan  düşmanlığını bir Amerikan gazetesinde yaptığı açıklamada &#8220;sizler bu mektubu  okuduğunuz zaman ben yeni bir savaş biçimi icat etmiş bu bunu uygulamaya koymuş  bulunuyorum. </span>Önden gidiyorum bütün Ermeniler peşimden gelsin. Bunu  yapacaklarına eminim, çağımız gösteriyor ki artık sonuç almanın tek yolu şiddet  eylemlerinden geçiyor. Ermeniler uzun uykularından uyanmalarının vakti geldi.  Türk Devleti ile bu dünyada hiçbir devlet münasebet kurmamalı. Türk hükümetinin  temsilcisi sıfatıyla dünyanın herhangi bir yerinde ortaya çıkan bütün kişiler  yok edilmelidir.&#8221; Sözleriyle canlı tutmaya çalışmış, bunda da başarılı olmuştur.  13u olaydan sonra Lübnan&#8217;da Türklere karşı Ermeni terör örgütleri yeniden  kurulmaya başlamıştır. ASALA (Ermenistan&#8217;ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Örgütü),  ASALA-RM (Asala İhtilalci Hareketi), JCAG (Ermeni Soykırım Adalet Komandoları)  ve ARA (Ermeni ihtilalci Örgütü) 1975- 1985 tarihlerinde faaliyet göstermiş çok  sayıda Türk diplomatlarına suikastlar düzenlemişlerdir. ASALA 7 Ağustos 1982  tarihinde Ankara ESENBOGA hava alanına bombalı saldırıda bulunmuş 5 Türk ölmüş,  72 Türk yaralanmıştır. Ayrıca Fransa&#8217;da 15 Temmuz 1983 yılında Paris ORLY hava  alanına da bombalı saldırıda bulunmuş, 8 kişi ölmüş onlarca insan yaralanmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1983 yılında Ermeni papazları Dünya Ermeni Kongresini  düzenlediler. Kongrede;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">a</span></span><span style="font-size: 13pt">- Bütün dünyaya yayılmış bulunan Ermenileri Milli  Kurtuluş doğrultusunda siyasi bir hareket şeklinde  örgütlemek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">b</span></span><span style="font-size: 13pt">- Örgütlenmiş Ermeni topluluklarının Devletler ve  Birleşmiş Milletler tarafından tanınmasını sağlamak,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">c</span></span><span style="font-size: 13pt">- Türkiye ile diyalog kurmak ve Türkiye&#8217;ye Ermeni  soykırım iddialarını kabul ettirmek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">d</span></span><span style="font-size: 13pt">- Ermenilerin Anadolu&#8217;ya dönmelerini ve Türkiye&#8217;nin  Ermenilere tazminat ödemelerini sağlamak, şeklinde kararların alındığı dünya  kamuoyuna açıklanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dağılan Sovyetler Birliğinde 1991 yılında Ermeniler  bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1992 yılında AĞIT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği  Topluluğu) ve BM (Birleşmiş Milletler)e üye oldular. Aynı dönemde Ermenistan  Cumhuriyeti Milletlerarası antlaşmaları, kendi yükümlülüklerini Helsinki ve AĞIT  ilkelerini çiğneyerek Azerbaycan Cumhuriyetine bağlı Dağlık <span class="SpellE">Karabağ&#8217;ı</span> fiilen işgal etti. İşgalinde ötesinde buradaki  Azeri Türklerine karşı açık bir soykırım uyguladı ve halen de  uygulamaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ermeni terör örgütleri ve bunların destekleyicileri  (Ermeni kilisesi ve Ermeni iddialarını destekleyen devletler) 1985 tarihinden  itibaren PKK&#8217;ya hem maddi, hem de terörist yardımında bulunarak Türkiye  sınırları içerisinde ve dış ülkelerde yaşayan Türklere karşı soykırımı yapmaya  başlamışlardır<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">4-  Sonuç<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">Bir toplum kendi vatanında, kendi  ülkesinde bağımsızlık savaşı verir ve bu amaçla kanını dökerse tarafsız  düşünenler tarafından her zaman haklı olarak kabul edilir; fakat herhangi bir  unsur, rastlantı sonucu azınlık olarak bulunduğu bir devletin topraklan üzerinde  hak iddia eder, bağımsızlık istemeye yellenir ve bu isteğini kendi gücü veya  yabancı devletlerin aracılığı ile elde etmeye kalkışırsa haksızlığın ve kendini  bilmezliğin ta kendisi olur ve asla hoş görülemez.</span></span><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bize göre Ermenilerin amaçlan;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">a</span></span><span style="font-size: 13pt">- Önce sözde Ermeni soykırım iddialarının Türklere kabul  ettirilmesi,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">b</span></span><span style="font-size: 13pt">- Sonra Türkiye&#8217;den tazminat  alınması,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">c</span></span><span style="font-size: 13pt">- Daha sonra Ermenilerin Türkiye&#8217;ye dönmelerini ve  Ermenistan dedikleri bölgelerde özerkliklerini sağlamak,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">d</span></span><span style="font-size: 13pt">- En sonunda bu bölgelerde bağımsızlıklarını ilan ederek  Sovyet Ermenistan&#8217;ına ilhak etmek, (Trabzon, Erzurum, Elazığ, Muş, Bitlis, Van,  Adana, Kahramanmaraş)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span class="GramE"><span style="font-size: 13pt">e</span></span><span style="font-size: 13pt">- Dolayısıyla Ermeniler hedefleri olan Karadeniz&#8217;den-  Akdeniz&#8217;e ve Hazar Denizine açılan Büyük Ermenistan&#8217;ı  kurmak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ruslar, İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar,  Yunanlılar, Suriyeliler ve Türk toprakları üzerinde gözü olan tüm devletler  Türkler üzerindeki amaçlarına biran evvel ulaşmak için Ermeni ve PKK kartına  dayanarak ve kullanarak Türk Milletini itham edici bir hava yaratma  çabasındadırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Biz TÜRK-İSLAM ülkücüleri <span class="SpellE">ATATÜRK&#8217;ün</span> &#8220;Tarih, bir milletin nelere dayandığını ve neleri  başarmaya muktedir olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur. Biz Türkler bütün  tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz, Türkün  haysiyet izzet-i <span class="SpellE">nefs</span> ve kabiliyeti çok yüksek ve çok  büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir.&#8221; Sözünü  düstur alarak canımızı verip, vatanımızdan hiç kimseye bir çakıl taşı dahi  vermeyiz, veremeyiz. Dağlık <span class="SpellE">Karabağ</span> bölgesi de  nihayetinde Azeri Türklerinin olacaktır. Ermeniler Türklerle iyi geçinmeye  düşmanca hareketleri bırakıp, dostluk ilişkileri kurmaya çalışsınlar. Yoksa  Fransa veya başka devletleri kullanarak Türklerin üzerinde baskı kurmaya  çalışmaları Ermenilerin ve bu devletlerin aleyhine olur. Tarih de bunu  gösterecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.3pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/tarih/tarih-boyunca-turkler-ermeniler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK EDEBİYATI</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-edebiyati.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-edebiyati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:36:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SANAT VE EDEBİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRK EDEBİYATI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
İSLÂMİYET  ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
 
 
İslâmiyet’ten önceki Türk Edebiyatı, Türklerin Orta  Asya’da yaşadıkları devirlerde bütün Türk boyları arasında müşterek ve büyük  bölümü sözlü olan edebiyattır. 
İslâm öncesi Türk edebiyatı ulusal bir edebiyattır;  nazım şekil ve türleriyle kullanılan ölçü tamamen millîdir.  
Bu dönem edebiyatı, İslâmiyet’in kabul edilmesinden  sonra oluşmaya başlayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">İSLÂMİYET  ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâmiyet’ten önceki Türk Edebiyatı, Türklerin Orta  Asya’da yaşadıkları devirlerde bütün Türk boyları arasında müşterek ve büyük  bölümü sözlü olan edebiyattır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâm öncesi Türk edebiyatı ulusal bir edebiyattır;  nazım şekil ve türleriyle kullanılan ölçü tamamen millîdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönem edebiyatı, İslâmiyet’in kabul edilmesinden  sonra oluşmaya başlayan yeni edebiyat anlayışına kadar devam etmiş, hatta etkisi  daha sonraki dönemde de görülmüştür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâm öncesi Türk edebiyatı sözlü dönem ve yazılı dönem  olmak üzere ikiye ayrılır. <o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-35"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A &#8211; Sözlü Dönem ( ? —<span>  </span>8. yy.)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani  başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir. Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür  ve genellikle şiir şeklindedir. Bazı ürünlerin bazıları günümüze kadar  gelmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) Sözlü Dönemin  Özellikleri<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük  hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen:  ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı”  denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar  söylerlerdi. Bu şiirler (sagu, koşuk, destan) hece ölçüsüyle söylenen ve yarım  kafiye kullanılan şiirlerdir. Anlatım söze dayanır. Düşünce ve hayaller şiirle  anlatılmıştır. Nazım biçimi dörtlük, vezin hece veznidir. Yarım kafiye  kullanılmıştır. Dil sadedir. Bu ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni;  şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır. Şiirler kopuz denilen saz  eşliğinde söylenir. Daha çok somut konular işlenmiştir. Kahramanlık, savaşlar,  tabiat ve aşk konuları işlenir. Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi  adlar verilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2) Sözlü Dönem Ürünleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)  Koşuk<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Hece vezni ve yarım kafiye  ile söylenen şiirlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kopuz eşliğinde  söylenir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Yiğitlik, aşk, tabiat  konularını işler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nazım birimi dörtlüktür.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bu şiirlerde düz kafiye  kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bu şiirlerin İslâm sonrası  halk edebiyatındaki adı koşma’dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Sığır denilen sürek avlarında  söylenen lirik şiirlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Sagu  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Ölen bir kişinin arkasından  söylenen ağıt şiirleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Ölen kişinin  kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan  üzüntüyü dile getirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Koşuk nazım şekliyle  söylenir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bu şiirlere İslâm sonrası  halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye”  denir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">“Yuğ” denilen ölüm  törenlerinde söylenir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Divanı Lûgatit-Türk’teki Alp  Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) Sav  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türk toplumunun dünyaya  bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bugünkü “atasözü”nün  karşılığıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Divanu Lûgatit-Türk’te pek  çok sav vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d) Destan  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bütün dünya edebiyatlarının  başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri  yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya  tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle  zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türk destanları, kâinatın,  insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk  devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla  beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde  barındırır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bütün dünya edebiyatlarında  olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri  destanlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Milletlerin toplumu derinden  etkileyen, tarihî önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç,  yangın vb.) konu edinirler<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Manzum hikâyelerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Destanlarda olağan üstü  olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Destanlar anonim ve sözlü  edebiyat ürünleridir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Ağızdan ağıza dolaşmak  suretiyle oluşmuşlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Destanlarda anlatılan  olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kahramanlar lider ve  kurtarıcı rolündedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3) İlk Türk Destanları  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Altay-Yakut: Yaradılış  Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Sakalar Dönemi: Alp Er Tunga  Destanı, Şu Destanı <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Hun Dönemi: Oğuz Kağan  Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Köktürk Dönemi: Bozkurt  Destanı, Ergenekon Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Symbol"><span>·<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">         </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Uygur Dönemi: Türeyiş  Destanı, Göç Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B &#8211; Yazılı Dönem ( 8 – 11.  yy. )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde Göktürkler ve Uygurlar tarafından kendi  alfabeleriyle eserler verilmiştir. Türk dilinin tespit edilebilen en eski yazılı  metinleri VII. asrın sonlarına ve VIII. asrın ilk yarısına ait olan dikili  taşlar (Yenisey ve Orhun anıtları) ve Uygur dönemine ait olan dinî metinlerdir.  Anıtlar arasında yer alan, Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen Orhun  Anıtları, gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üslûplarıyla Türk dilinin,  edebiyatının ve tarihinin şaheserleri arasında yer almaktadır. Abidelerin yazarı  Yolluğ Tigin’dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) Yenisey Kitabeleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Yenisey ırmağı çevresinde  daha çok mezar taşlarından oluşan bu kitabelerin edebi olarak fazla bir önemi  yoktur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2) Göktürk Kitabeleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Tonyukuk  Anıtı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">720 yılında Göktürk devleti  veziri Tonyukuk adına dikilmiştir. Kitabede Tonyukuk, anılarını ve dönemin  tarihini anlatmıştır. Anlatımda, atasözlerine bolca yer  verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Kültigin  Anıtı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">732 yılında dikilen anıt  Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Anıtta Kültigin’in ölümü ve yas töreni  anlatılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kültigin Anıtlarının Türkiye  Türkçesi ve Göktürk Türkçesi İle Açıklaması<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bilge Kağan  Anıtı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">735 tarihini taşır. Bilge  Kağan’ın yiğitlikleri ve Türk milletine iletmek istediği mesajlar anıtın  içeriğini oluşturur. Bu anıt da Yolluğ Tigin tarafından  yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3) Göktürk (Orhun)  Kitabelerinin Özellikleri<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türklerin ilk yazılı  eseridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Doğu Göktürklerin tarihine  ışık tutar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Söylev türünde  yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Oldukça gelişmiş ve işlenmiş  bir dil kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türk dilinin gelişmişlik  düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Hem dinî hem de din dışı  konular işlenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Tarih, coğrafya ve edebiyata  kaynak olacak niteliktedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türk tarihini, toplumun yaşam  biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kitabelerde idarecilerin ve  sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi söz  konusudur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kitabeleri Strahlenberg  bulmuş, 1893’te Wilhelm Thomsen okumuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>v<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bir yüzleri Göktürk  alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">İSLÂMÎ DEVİR TÜRK EDEBİYATI (  11 – 19. yy. )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">8. yy.dan itibaren yerleşik hayata geçen, Müslümanlıkla  tanışan Türkler, 10. yy.ın ilk yarısında (920) Karahanlı Devleti hükümdarı Satuk  Buğra Han’ın Müslümanlığı kabul etmesiyle başlayan süreçte Müslümanlıkla  Türklüğü birleştirip bir sentez ortaya çıkarmışlar, hayat tarzlarını buna göre  belirlemişler, bu sayede birlik sağlamışlar ve İslâm dininin, Farsların ve  Arapların etkisiyle yeni bir edebiyat oluşturmaya başlamışlardır. Bu edebiyatta  sözlü eserlerin yanı sıra yazılı eserler de çoğalmıştır. İlmî eserler ve  Kur’an-ı Kerim aracılığı ile Arapça’dan; Edebî eserler aracılığıyla da  Farsça’dan etkilenilmiştir. Yine bu yolla o zamana kadar dış etkilerden uzak  olan Türk dili Arapça ve Farsça’nın etkisine girmeye başlamıştır. İslâm kültürü,  ortak İslâm edebiyatının şekil ve tekniği, zevki, hayat görüşü, temaları,  motifleri, Türklerden önce Müslüman olarak bir İslâmî edebiyat geliştiren  İranlıların aracılığı ile Türk Edebiyatına girmiştir.<span>  </span>İslâmî edebiyat şiirinde ortak teknik malzeme  (şekiller, temalar, motifler) ile ortak bir dünya görüşü ve estetik kavramı  benimsenmiştir.<span>  </span>XIV. asırda yazıya  geçirilen &#8220;Dede Korkut Kitabı&#8221; destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek  muhteva gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından Türkçe’nin şaheserleri  arasında yerini daima muhafaza eden çok değerli bir eserdir. İslâmiyet’ten sonra  da destansı edebiyat devam etmiştir <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- İslâmiyet’in Kabulünden  Sonraki Türk Destanları <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 177pt; text-indent: -141.55pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Karahanlı  Dönemi<span>             </span>: </span></strong><span style="font-size: 13pt">Satuk Buğra<span>          </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 177pt; text-indent: -141.55pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span> </span><span>                                               </span><span>  </span></span></strong><span style="font-size: 13pt">Han Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Kazak-Kırgız  Kültür Dairesi:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Manas  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Türk-Moğol  Kültür Dairesi<span>        </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Cengiz-name<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Tatar-Kırım<span>                        </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Timur ve <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 176.95pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edige Destanları<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri: Seyid Battal  Gazi Destanı (Battal Gazi’nin İslamiyet’i yayış mücadelesini ve yiğitliklerini  anlatır), Danişmend Gazi Destanı (Danişmendnâme), Köroğlu  Destanı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) İlk  Eserler<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Kutadgu  Bilig <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dönemin ilk edebî eseridir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">İlk  siyasetnâme.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">1070 yılında Balasagunlu  Yusuf tarafından Karahanlılar devrinde yazılmış ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç  Buğra Han’a sunulmuştur. (Eseri beğenen hükümdar bunun üzerine Yusuf’a Has  Haciplik unvanı vermiştir.)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eserin adı “Mutluluk Veren  Bilgi” anlamındadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Mesnevi nazım şekliyle ve  ­²²/­²²/­²²/­² (Şehname vezni) vezin kalıbıyla yazılmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">6600 beyittir. Ayrıca 173  tane de dörtlük vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Beyit nazım birimiyle  yazılmıştır; ancak dörtlük nazım birimi de kullanılmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Aruz ölçüsüyle yazılmış ilk  eserimiz kabul edilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Didaktik (öğretici) bir  nitelik taşır. Bir ahlâk ve öğüt kitabıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Hükümdara siyasî öğütlerde  bulunur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eserde sembolik bir anlatım  vardır. Hükümdar Kün Toğdı: Adaleti, Vezir Ay Toldı: İyi yönetimi, Vezirin Oğlu  Ögdilmiş: Aklı, Vezirin Kardeşi Odgurmış: Öbür dünyayı temsil  eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eser Hakaniye (Çağatay)  Türkçe’siyle kaleme alınmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dili oldukça  sadedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Divanü  Lûgati&#8217;t-Türk<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">“Türk Dilleri Sözlüğü”  anlamına gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kaşgarlı Mahmut tarafından  1072–1074 tarihleri arasında yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eser bir sözlük olarak  hazırlanmasına rağmen, Türk sosyolojisi, psikolojisi, edebiyatı, gelenek ve  görenekleriyle ilgili bilgi veren önemli bir eserdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türkçe’nin önemini anlatmak  ve Araplara Türkçe’yi öğretmek amacıyla yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Mensur (düzyazı) bir  eserdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Türkçenin ilk sözlüğü kabul  edilir. Kelimeleri göçebe boylar arasında gezerek bizzat kendisi derlemiştir.  (Diğer önemli sözlükler: Ali Şir Nevaî, Muhakemetü’l-Lugeteyn, Şemseddin Sami,  Kamus-ı Türkî)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">İslamiyet öncesi edebiyatın  sagu, koşuk ve sav örneklerini içerir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eserde 7500 kelime ve Arapça  karşılıklarıyla bunların kullanıldığı örnek cümle veya şiirler, dilbilgisi  kuralları ve o devirdeki Türk boylarının yerleşim alanını gösteren bir harita  bulunmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Etnografik bir eser olarak  kabul edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Zamanında konuşulan ve  yazılan Türk lehçelerindeki 7500 Türkçe kelimeye Arapça karşılıklar veren ve  harf sırasına göre düzenlenmiş bir sözlük durumundadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Ayrıca manzum-mensur parçalar  (sav, sagu, koşuk), örnekler ve bazı olaylarla donatılmış bir  ansiklopedidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Zamanın Türk tarih ve  efsanelerine, coğrafya, halk edebiyatı ve folkloruna dair geniş bilgiler vererek  Türkoloji&#8217;nin temellerini atmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)  Atabetü&#8217;l-Hakayık <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">“Hakikatlerin Eşiği” anlamına  gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">12. yy’da Edip Ahmet Yügnekî  tarafından yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Didaktik bir eserdir, ahlak  ve öğüt kitabıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Cömertlik, ilim, doğruluk  gibi konuları işler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Aruz ve hece ölçüsü birlikte  kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nazım biçimi  mesnevidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Hakaniye (Çağatay)  Türkçesiyle yazılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d) Divan-ı  Hikmet <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Mutasavvıf Hoca Ahmet Yesevî  tarafından 12. yy.da yazılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">İlâhî aşkın, ibadetin,  cennetin vb. konu edildiği didaktik bir eserdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">7’li ve 12’li hece ölçüsüyle  yazılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dörtlükler halinde  yazılmıştır. Dörtlüklerin adı eserde “hikmet”tir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Tasavvufî bir  eserdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dili oldukça  sadedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">e) Kitab-ı  Dede Korkut <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Destandan halk hikâyesine  geçiş dönemi ürünüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">12 hikâyeden  oluşur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eserde bir yandan Türklerin  İslâm öncesi hayatları anlatılırken diğer yandan İslâm’a ait unsurlara da yer  verilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dede Korkut, hikâyelerin  içinde adı geçen, yaşlı, bilge, meçhul bir halk ozanıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Eser 15. yy.da yazıya  geçirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nazımla nesir iç  içedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Kahramanlık, yiğitlik, boylar  arası savaşlar, aşk, aile birliği eserde işlenen konular  arasındadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Özellikle Deli Dumrul  hikâyesinde olduğu gibi Türk aile yapısı, aile bağları, ailenin kutsallığı  önemli yer tutan bir konudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Türk Halk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk Edebiyatı, İslâmiyet’in kabulünden ve tarihindeki  siyasî gelişmelerden dolayı Anadolu beylikleri, Selçuklu ve Osmanlı  İmparatorluğu dönemlerinde iki farklı tarzda gelişme  göstermiştir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1. Saray, konak, medrese ve bunlara yakın çevrelerde  tahsilli kişilerin yarattığı ve Arap ve Fars geleneğine dayanan Klâsik Türk  Edebiyatı veya Divan Edebiyatı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2. Eğitimleri daha çok sözlü kültür birikimine dayanan,  daha çok kırsal kesime ve yeniçeri ocaklarına has olan kişilerin, din ve  tasavvuf çevrelerinden olan kişilerin ve halkın kendisinin oluşturduğu ve Orta  Asya geleneğine dayalı Türk Halk Edebiyatı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bugün de bir ölçüde yaşamakta olan Türk Halk Edebiyatı  geleneği, Türklerin Orta Asya edebiyat geleneklerinin İslâmiyet ve yeni yaşayış  şart ve şekilleri içinde tekabül etmiş millî  edebiyatlarıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk Halk Edebiyatı, dış yapıda ve bir ölçüde icra  töresinde müştereklik gösteren muhteva ve fonksiyonları ile farklı olan Anonim  (din dışı), Aşık tarzı (din dışı) ve Tekke (dinî) edebiyatından oluşur. Türk  Edebiyatı içinde yer alan ve aynı zamanda folklorun da bir alt disiplini olarak  değerlendirilen Halk Edebiyatı; edebî zevk, düşünce ve anlatım gücüne ulaşmış  âşık ve tekke tarzı sahibi belli eserlerle, malzemesi dile dayalı destan,  efsane, halk şiiri, mani, ağıt, türkü, bilmece, masal, halk hikâyesi, fıkra,  atasözü, deyimler, tekerlemeler gibi sözlü gelenekte yaşayıp kuşaktan kuşağa  aktarılan anonim ürünlerden oluşur. Halk Edebiyatı kavramı içinde toplanan bu  türlerin bir bölümü günümüzde de bazı bölgelerde dinamik olarak  yaşamaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok zengin ve çeşitlilik gösteren sözlü edebiyattaki  anlatım türleri ve manzum eserler özellikle kırsal kesimde yaşayan halkın kültür  birikimini sağlamakta, duygu, düşünce ve hayal hazinelerini  zenginleştirmektedir. Doğu Anadolu bölgesinde canlı olarak devam eden Âşıklar  geleneği, kahvelerde, düğünlerde, bayramlarda, sohbetleri zenginleştirirken,  aynı zamanda dinleyenleri düşündürmekte ve eğlendirmektedir. Nasrettin Hoca,  Bektaşî, Laz ve benzeri tipler etrafında teşekkül etmiş ve etmekte olan fıkralar  güldürürken düşündürmekte toplumu ve kişileri eleştirirken anlatanı ve  dinleyenleri daha iyiye, daha güzele yöneltmektedir. Bilmeceler yetişen genç  nesillerin zihin gelişimine yardımcı olmaktadır. Atasözleri ve deyimler eski  nesillerin tecrübelerini ve tavsiyelerini yeni nesillere aktarmaktadırlar.  Millet hayatındaki, savaşlar, göçler, destanlarda anlatılmış, ölenlerin ardından  yakılan ağıtlar ve her konuyu işleyen türküler kederi, neşeyi ve sevgiyi  yansıtmaktadır. Dini ve kutsî yaşayıştaki heyecan ve vecd ilâhîlerle anlatılmış,  âşıklar Türk dilinin anlatım gücünü, inceliğini musiki ile dile getirerek  yüzyıllarca yaşatmışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- Türk halk edebiyatının  başlıca özellikleri<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk halk edebiyatı 12. yy.dan başlayarak Anadolu’da  dinî ve din dışı olmak üzere iki koldan gelişmeye başlamıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Halk edebiyatında daha çok şiir türünde ürünler  verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">17. yy.da halk hikâyesi ve halk tiyatrosu türlerinde de  ürünler verilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1)  Şiir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nazım birimi dörtlüktür.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Ölçü, millî ölçümüz olan hece  ölçüsüdür. Hecenin en çok 7’li, 8’li ve 11’li kalıpları kullanılmıştır. Fakat  şehirde yaşamış, medrese eğitimi almış bazı ozanlar aruzu da kullanmışlardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Genellikle yarım kafiye  kullanılır. Daha çok redifle ahenk sağlanır. Kafiyenin yanı sıra “ayak” da söz  konusudur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Şiirler (önceleri kopuz,  şimdilerde) bağlama eşliğinde okunur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Dil halkın kullandığı  Türkçe’dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Konu, şekil ve dil bakımından  dış tesirlerden uzaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nazım şekil ve türleri  arasında türkü, koşma, mani, ninni, semai, varsağı, destan, ilâhî, nefes  sayılabilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Şiirlerin konuya göre özel  başlıkları olmaz. Türe ve şekle göre genel adları vardır: koşma, destan  vb.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Konular, halkın sürekli iç  içe olduğu, aşk, tabiat, ayrılık, hasret, ölüm, yiğitlik, din, şikâyet gibi  konulardır. Daha çok somut konular işlenir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Halk edebiyatının da kendine  özgü mazmunları, mecazları vardır. Sevgilinin kaşı, gözü, yanağı, boyu her  şiirde aynıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2)  Nesir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nesir halk edebiyatında nazma  göre çok çok önemsiz kalmıştır. Çünkü duygu ve düşüncelerin kalıcılığı şiirle  daha kolay sağlanmaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Nesir örnekleri arasında halk  masalları, halk hikâyeleri, efsaneler, atasözleri, deyimler, halk tiyatrosu,  bilmeceler, fıkralar sayılabilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Bunlardan en yaygınları -tür  olarak- masallar, hikâyeler ve efsanelerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; font-family: Wingdings"><span>Ø<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span><span style="font-size: 13pt">Atasözü, bilmece ve deyimler  zaten -halkın ürünü olmakla beraber- her alanda herkes tarafından  kullanılmaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B- Anonim Halk Edebiyatı  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hece ölçüsünü esas alan ürünlerle, atasözü, destan,  masal, hikâye, efsane, fıkra, ninni, türkü, bilmece, mani, ağıt gibi söyleyenini  genellikle belirleyemediğimiz sözlü ürünler &#8220;anonim halk edebiyatı&#8221; adı altında  toplanmaktadır. Tamamen sözlü bir edebiyattır. Ürünler sözlü yolla oluşur; yine  ağızdan ağıza aktarılarak yayılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C- Âşık Tarzı Türk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirini, aşk, doğa, kahramanlık gibi konularda, sazıyla  birlikte söyleyen şairlere İslâm’dan önce “ozan”, “baksı”, “kam” denilirken,  İslâm’ın kabulünden sonra “âşık” ya da “saz şairi” denmiştir. Âşık, bir yönüyle  eski destan (epope) geleneği sürdüren, ama başka bir yönüyle, adının da  belirttiği gibi “sevda şiirleri” (lirik türden şiirler) söylemekle görevlenmiş  bir sanatçıdır. Bu âşıkların oluşturduğu edebiyata da “âşık tarzı Türk  edebiyatı” denir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık tarzı Türk edebiyatı (şiiri), Anadolu’da XVI.  yy.dan sonra -daha önce de var olmasına rağmen- anonim halk şiirinin etkisinde  gelişen ve saz şairlerinin meydana getirdiği bir edebiyattır. Önceleri anonim  halk şiirinin etkisinde ve dili sade iken zamanla klâsik şiirin etkisine girmeye  başlamış ve dili de buna paralel olarak kısmen sadeliğini kaybetmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık edebiyatı şiirden ibarettir. Bu şiir din dışı bir  şiirdir; âşık da denilen şairlerin kopuz, bağlama, cura, tambura eşliğinde  söyledikleri sözlü-besteli edebiyat türüdür.<span>   </span>Gelişme alanları arasında kahvehaneler, asker ocakları, kervansaraylar,  bozahaneler, tekkeler, konaklar vardır.<span>   </span>Halk âşığı sözünün yerine &#8220;halk ozanı&#8221; ifadesi de kullanılır. Halk  âşıkları hemen her konuda sayısız eserler bırakmışlardır. Bu ürünlerin önemli  bir bölümü okuma yazma bilmeyen âşıklarca irticalen söylendiği için unutulmuş  bir bölümü de cönklerle, yazılı olarak korunmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık, Türk Halk Edebiyatında XVI. yy’ın başından  itibaren görülen şair tipidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşığın şairlik gücünü rüyasında pirin sunduğu “aşk  badesini” içmekle ve “sevgilisinin hayalini” görmekle kazandığına inanılır.  Rüyada genellikle âşık adayının karşısına bir sevgili veya saz çıkmaktadır.  Rüyaların süsü ak sakallı bir derviş ve bazen bir bazen üç dolu bardaktır.  Bardağın rüyada tas hâlinde görülmesine de sık sık rastlanır. Ozanlara rüyada  sunulan tasların içindeki mayilere “aşk dolusu” denir. Fars Edebiyatı’nın  etkisiyle bâde adını da almaktadır. Bunlar; erlik, pirlik ve aşk badesi diye  adlandırılırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşıklar, saz şairliğini usta âşıkların yanında öğrenir,  sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye, ellerinde saz şiirler  söylemeye başlarlar.<span>  </span>Âşıklarımız  genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler. Ondan hem usta deyişlerini hem de  sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler. Âşık meclislerinde,  kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince kavradıktan  sonra, ustalaşan ozanlarda kendilerine çırak alırlar ve gelenek bu şekilde devam  eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık, bilgi, duygu ve becerisini yaptığı atışmalarda  gösterir. Atışmalardaki amaç; yarışmak ve kazanmaktır. Atışmalarda en az iki  âşık karşı karşıya gelir. Mecliste bulunan saygın bir kişinin ya da usta bir  ozanın ayak söylemesiyle atışma başlar. Ayağa uygun dörtlük söyleyemeyen âşığın  yenilgisiyle atışma sona erer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık Edebiyatının başlıca unsurlarından birisini hikâye  anlatma oluşturur. Saz şairleri içerisinde geleneğe bağlı olanların çoğu âşık  meclislerinde hikâye anlatırlar. Bir kısım usta saz şairleri ise, bir yandan  usta malı halk hikâyeleri anlatırken bir yandan da kendi düzdükleri hikâyeleri  anlatırlar. Çıldırlı Âşık Şenlik, Ercişli Emrah, Sabit Müdami geleneğe bu  yanıyla katkıda bulunmuş saz şairleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tunguzların, “şaman”; Moğolların ve Boryatların “bo”  veya “bugue”; Yakutların “oyun” (ouioun); Altay Türklerinin “kam”; Samoyetlerin  “tadibei”; Finovaların “tietoejoe” (bakıcı); Kırgızların “baksı/bakşı”,  Oğuzların “ozan” dedikleri ve halk arasında büyük bir yer ve ehemmiyetleri olan  bu temsilciler, toplumun yaşam biçimlerini düşünce ve duygularını, olaylara  bakış açılarını şiirleriyle dile getirmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşıklık geleneği Anadolu coğrafyasında bugün de canlı  olarak yaşatılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">13.  yy:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Yunus Emre<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">16.  yy:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal,  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">17.  yy:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Köroğlu, Âşık Ömer, Gevherî,  Kayıkçı Kul Mustafa, Ercişli Emrah<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">19. yy:  </span></strong><span style="font-size: 13pt">Dadaloğlu, Dertli, Erzurumlu Emrah,  Batburtlu Zihni, Seyrani, Ruhsati&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">20.  yy:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Âşık Veysel, Murat Çobanoğlu, Şeref  Taşlıova, Sefil Selimi&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Günümüz Halk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><span>A-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span></strong><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Genel  Özellikler<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk halk edebiyatı Anadolu’da 13. yy.da Yunus Emre’yle  ve 14. yy.da yazıya geçirilen Dede Korkut Hikâyeleri’yle ilk olgun ürünlerine  vermeye başlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu’da “ozan”ın ve “kopuz”un yerini “âşık” ve  “bağlama” almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Baştan beri anonim olarak süregelen halk edebiyatı  özellikle 15. yy.dan itibaren hem anonim hem de kişisel ürünlerle gelişmesini  sürdürmüştür. Son dönem Türk halk edebiyatı sadece kişisel ürünlerle kendini  göstermektedir.<span>  </span>Şehirde yaşayan eski  halk şairleri divan şiirinden de etkilenmiş, günümüz halk şairleri ise konu ve  tema bakımından şiiri daha da genişletmişleridir. Şekil bakımından halk şiirinde  değişiklik görülmez; muhteva ise değişen zamanın ve diğer edebiyat dallarının  tesiriyle çağdaşlaşmıştır. Buna rağmen mazmunlar, sıfatlar, dertler, sevinçler  aynıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan, Talibî Coşkun, Erzurumlu  Yaşar Reyhanî, Şeref Taşlıova, Karslı Murat Çobanoğlu günümüz halk şiirinin  başlıca temsilcileridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B- Dinî-Tasavvufî Türk  Edebiyatı <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun  etkisiyle ortaya çıkmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâmiyet’in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan  tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat  aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tasavvuf, fizik ötesi gerçekleri, insanı, insanlığı ve  evreni kapsayan bir düşünce düzeni, bir din felsefesidir. Kalbi dünya  alâkalarından ayırarak, Allah sevgisiyle doldurmayı amaçlayan tasavvuf, bir  düşünüş ve inanç sistemidir. İçinde yaşadığımız âlemin esrarı nedir? Niçin  yaşıyoruz? Niçin geldik bu dünyaya? Biz neyiz? Yaşamanın anlamı, var olmanın  aslı, gerçek başlangıç ve son nelerdir? İşte tasavvuf bu sorulara cevap vermeye  çalışır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tasavvufa göre her şeyin kaynağı Tanrı’dır. Evrenin  varlığı Tanrı’nın güzelliğinin yansımasıdır. Tanrı tek güzelliktir ve tek  varlıktır. İnsanlar da Tanrı’nın birer parçasıdır. İnsan yaratılmakla, dünyaya  gönderilmekle aslında gurbete gönderilmiştir. Herkes ona kavuşmak için  çalışmalıdır. O’na kavuşmak için çabalayanlara ve O’nun mutlak ve eşsiz  güzelliğine hayran olanlara âşık denir. Mutasavvıf ise âşık olmanın yanı sıra,  tasavvuf felsefesini yazı ve şiirlerinde işleyen, insanlara tasavvufu,  dolayısıyla insan ve Allah sevgisini aşılayan kişilerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunlardan Hoca Ahmet Yesevî (Öl.1167), Anadolu  Türklerinin geliştirdiği tasavvuf edebiyatının ilham kaynağıdır. Onun Divan-ı  Hikmet adlı tasavvufî eseriyle ve Orta Asya’dan Anadolu’ya gönderdiği  öğrencileriyle Türk Tasavvuf edebiyatının XIII. yy.da temelleri atılmıştır. Bu  edebiyat, Bektaşîlik tarikatiyle gelişmiş, Yunus Emre ile en mükemmel anlatım  yeteneğine ulaşmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yunus Emre’yi bu kadar üne kavuşturan bir başka özellik  de dinî-tasavvufî konuları ayrımsız bir insan sevgisiyle anlatmış olmasıdır.  XIII asrın ikinci yarısıyla XIV. Asrın başlarında yaşamış olan Yunus Emre,  şiirde çığır açmış büyük sufî ve şairdir. Yunus Emre; Divan, Aşık, Tekke ve  Tasavvuf Edebiyat tarzlarının her üçünde de etkili olmuştur. Eserlerini sade bir  dille söylemiş, hem heceyi hem aruzu kullanmış, lirik şiirin en güzel  örneklerini vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da  denir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak  değil, dinî-tasavvufî düşünceyi yaymaktır. Şair, mensup olduğu tarikatin düşünce  sistemini, felsefesini yaymak için şiiri bir araç olarak kullanmıştır. Bunda  anonim halk edebiyatının büyük etkisi olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tekke şairlerinin çoğu tarikatlerde yetişmiş şeyh ve  dervişlerdir. Onlar dinî inançları yasaklama ve korkutma yöntemiyle değil,  insanı, Allah’ı, tabiatı, cenneti vb. sevdirmekle yaymışlardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tekke şiir, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım  şekilleri almıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil sadedir, çünkü halka  yöneliktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C- Önemli  temsilcileri</span></strong><span style="font-size: 13pt"> <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">13. yy<span> </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt">  Mevlânâ, Sultan Veled, Yunus Emre (Divan,  Risaletün-nushiye)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">14. yy<span> </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Âşık  Paşa<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">15. yy<span> </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt">  Süleyman Çelebi, Hacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rumî<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">16. yy<span> </span>: </span></strong><span style="font-size: 13pt">Pir  Sultan Abdal<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Klâsik Türk Edebiyatı ( DİVAN  EDEBİYATI )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan Edebiyatı başlangıçta iki yabancı gelenek olan  Arap-Fars (özellikle Fars) edebiyatları geleneğine dayanarak kurulmuş, zaman  içinde taklidi aşan Osmanlı terkibi ve üslûbuna ulaşarak millî edebiyat  hüviyetini kazanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klâsik Türk edebiyatı gibi Batı tesirinde gelişen Türk  edebiyatı da zamanla kendi benliğini kazanmıştır. Doğuş ve gelişme serüvenleri  birbirine benzer. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâmiyet’in yerleşmesi sürecinde oluşmaya başlayan bir  edebiyattır. Bundan dolayı konuları arasında din, Allah, peygamber, tasavvuf vb.  önemli bir yer tutar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">13–19. yüzyıllar arasında ürün veren bu edebiyata  şairlerinin şiirlerini “divan” adı verilen yazmalarda toplamaları dolayısıyla  Divan edebiyatı denir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu edebiyat, medrese kültürüyle yetişen aydın şairlerin  Arap ve İran edebiyatını örnek alarak oluşturdukları klâsik bir edebiyattır.  Zamanla bu taklit sona ererek özgünlük yakalanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klâsik Türk edebiyatı, eski Türk edebiyatı, yüksek zümre  edebiyatı diye de adlandırılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aydın tabaka, yüksek zümre edebiyatı denmesinin sebebi  bu edebiyatı yapanların ve ona ilgi gösterenlerin seçkin çevrelerden oluşu  olarak gösterilir. Bu bir iddiadan öteye gitmiş değildir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klâsik edebiyatta nesirden çok nazım önemlidir. Nesirde  de nazım unsurları (seci, ahenk vb) kullanılmıştır. Nesirdeki dil nazma göre  daha anlaşılmazdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu edebiyatta şekil ve muhteva bakımından belirli  kalıplar vardır: güzellik anlayışı, mecazlar&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tezkireler, şairlerin hayatlarını anlatan ve  şiirlerinden örnekler veren eserler olarak bu edebiyatın tarihinin ve  başarısının vesikalarıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- Divan Şiirinin Başlıca  Özellikleri <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şiirinin kökleri İslâm öncesi Arap şiirine  dayanır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu şiir tarzı İslâmiyet’ten sonra, bu dine giren çeşitli  milletlerin katkısı ile önce Arapça’da, daha sonra Farsça ile Doğu ve Batı  Türkçelerinde, en sonra da Hint Müslümanlarının yazı dili olan Urduca’da  gelişmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nazım birimi genel olarak “beyit”tir. Dört ve daha fazla  dizeden oluşan bentler de kullanılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ölçü aruz ölçüsüdür. Son zamanlarında az da olsa hece  kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tuyuğ ve şarkı hariç bütün nazım şekil ve türleri Fars  edebiyatı aracılığıyla Arap edebiyatından alınmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kelime ve kelime grupları yönünden Arapça ve Farsça’dan  oldukça çok etkilenmiştir. Süslü, sanatlı ve ağır bir dil  kullanmışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Redif ve kafiyeye önem verilmiştir. Göz için kafiye  esastır, tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerin (kasideler ve mesneviler hariç) belli bir adı  yoktur. Şiirin sonunda şairin mahlası (takma adı) geçer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nazım şekil ve türleri kesin sınırlarla birbirinden  ayrılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerde genellikle konu bütünlüğü olmadığı gibi bütün  güzelliğine değil parça güzelliğine önem verilir. Kısmen kasidede ama özellikle  mesnevilerde konu bütünlüğü vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanat için sanat ön plândadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anlam da söyleyiş de son derece önemlidir. Bu yüzden söz  sanatları bolca kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konular genellikle gerçek hayattan uzaktır. Aşk,  sevgili, ölüm, ıstırap, şarap, övgü ve din gibi konular en çok işlenen  konulardır. Soyut konular işlenir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Duygu ve düşünceler, kalıplaşmış “mazmun”larla  anlatılır. Fikirler ve duygular neredeyse ortaktır. Boyun servi; kaşın keman;  çenenin elma; ağzın nokta oluşu her şairde aynıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şairlerinin müstakil dünya görüşleri ve  felsefeleri yoktur. Hepsi aynı fikirleri değişik bir biçimde söylemişlerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şairleri Fars edebiyatının üstatlarına yetişmeyi  hedefleyip zamanla onları geçtikleri gibi birbirlerine de benzemeye  çalışmışlardır. Bundan dolayı nazirecilik geleneği  oluşmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şairin kişiliğini ve büyüklüğünü, söyleyiş orijinalliği  ve güzelliği sağlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şairi daima aşıktır. Bu aşk onulmaz dert olmakla  beraber şair bu dertten memnundur, onlara göre bu derdin dermanı gene bu derdin  kendisidir. Hatta zamanla beşerî aşk yerini Allah aşkına bırakır. Bu sebeple  âşık mecazî sevgilisine kavuşmak istemez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En başarılı ve tanınmış divan şairleri Bâkî, Fuzulî,  Nedim ve Nefi&#8217;dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B- Divan Nesri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan edebiyatında nesre inşâ, nesir yazana münşî,  nesirlerin toplandığı eserlere münşeat denir. Nesir türündeki eserler; tarihler,  münşeat, tezkireler; ilmî, dinî ve ahlâkî eserlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan nesri üç bölümde incelenir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Sade  Nesir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Halk için yazılan sade anlatımlı nesirlerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu nesirle halka yönelik masal, efsane, öykü, destan,  dinî ve tasavvufî konular anlatılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşıkpaşazâde Tarihi, Mercimek Ahmet’in Kâbusnâme’si, Kul  Mesut’un Kelile ve Dimne çevirisi, Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’si bu nesrin  önemli örnekleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Orta  Nesir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih ve bilim kitaplarında gördüğümüz nesirdir. Ustalık  göstermek amacı güdülmediği hâlde dili, sade nesirden ağırdır. Katip Çelebi’nin  bazı eserleri ve Naima’nın kendi adıyla anılan tarihi bu nesre  örnektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Süslü ve Sanatlı Nesir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Seciler (düz yazıda kafiye), söz ve anlam sanatları,  bağlaçlarla uzayıp giden cümleler bu nesrin ayırıcı özelliğidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili, yabancı söz ve tamlamalarla yüklüdür.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatçı bu nesirle ustalığı göstermeye  çalışır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Süslü nesir, ahlâk ve felsefe konularını işler ve bazı  mektuplarda görülür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sinan Paşa’nın Tazarrunâme’siyle Veysî ve Nergisî’nin  nesirleri bu türün örnekleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C- Nesir Türleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Münşeat<span>        </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Mektuplar ve düzyazı örnekleri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Tarih<span>             </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Tarihî olayları anlatan eserler. Örn:  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 70.75pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span>Naima,  Neşrî&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Siyer<span>              </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Peygamberimizin hayatı ve savaşla<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 70.75pt; text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>rı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Tezkire<span>          </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Çeşitli sınıftan meşhur insanların, özelikle şairlerin  biyografileridir. Örn: Ali Şir Nevaî, Mecâlisü’n-Nefâis; Lâtifî, Tezkire; Sehî,  Tezkire; Kınalızade Hasan Çelebi, Tezkiretüş-Şuara&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Surnâme<span>       </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Büyük düğün törenleri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Gazavatnâme:</span></strong><span style="font-size: 13pt">  Çeşitli kahramanların savaşları.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Seyahatnâme<span>             </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Gezi yazıları Örn: Evliya  Çelebi, Seyahatnâme (17. yy.).<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Hilye<span>             </span>:</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Peygamberimizin iç ve dış  özellikleri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">D- Yüzyıllara göre Divan  edebiyatı <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1) 13.  yy<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Hoca  Dehhanî <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk divan şairi olarak kabul  edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Din dışı konularda ve lirik şiirler yazmıştır. Aşk en  önemli temadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinden Seçmeler : <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Sultan  Veled<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mevlevilik tarikatinin kurucusu ve Mevlânâ’nın  oğludur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) Şeyyad  Hamza<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lirik şiirleriyle tanınır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2) 14.  yy.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)  Ahmedî<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Din dışı ve değişik konularda şiirleri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şiirinin ilk başarılı şairi kabul edilir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Cemşid ü Hurşid (mesnevî), İskendername  (mesnevî), Divan&#8230; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)  Nesimi<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tasavvufî ve lirik şiirleriyle, özellikle tuyuğlarıyla  tanınır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri coşkulu ve akıcıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Azerî Türkçesi ile yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sonraki şairleri de etkilemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divanı vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) Âşık  Paşa<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Garipnâme’si meşhurdur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3) 15. yy.  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)  Şeyhî<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Harnâme adlı mesnevisi ünlüdür. Mesnevi hiciv  türündedir. Hüsrev ü Şirin adlı bir mesnevisi daha vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir gazel şairidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Asıl mesleği hekimliktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Süleyman  Çelebi <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mevlid’i ünlüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) Necatî  Bey<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d) Ahmet  Paşa<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">e) Ali Şir  Nevaî <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çağatay şairidir. Eserlerini Çağatay Türkçesi ile  yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lirik şiirleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok sayıda eser vermiş önemli bir şairdir. Otuza yakın  eseri vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatımızdaki ilk şairler tezkiresi olan (biyografi)  Mecalisü’n-Nefâis ona aittir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hamse’si de ünlüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Muhakemetül-Lûgateyn adlı eseri ünlüdür. Eserde Türkçe  ile Farsça’yı karşılaştırarak Türkçe’yi üstün tutmuştur. Eserini, o dönemde  Türkçe’nin ikinci plâna itilmesine tepki olarak ve yeni yetişen şairlere  Türkçe’nin de üstün bir şiir dili olduğunu kanıtlamak için  yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4) 16. yy.  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Bakî (  1526 – 1600 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan şiirinin üstatlarındandır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kanunî döneminin ihtişamı onun şiirlerine de  yansımıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İyi bir medrese eğitimi almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Kadılık  görevlerinde bulunmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok istediği şeyhülislâmlık mertebesine  gelememiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rindane gazel şairidir. Dünya zevkini, hayattan kâm  almayı prensip edinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha çok din dışı konuları işlemiştir. Aşk, tabiat,  devrin zenginliği şiirlerinin konularıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde tasavvufa da yer vermiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahenkli bir dili vardır. Söyleyişe önem vermiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söz sanatlarını da başarıyla  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sultanu’ş-Şuara unvanını kazanan şair, divan şiirini  İran şiiri seviyesine yükseltenlerdendir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divanının yanı sıra başka eserleri, nesirleri de  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kanunî Mersiyesi meşhurdur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Fuzulî (  1495 – 1556 ) <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan edebiyatının en büyük şairi olarak kabul  edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">O bir gazel şairidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bağdatlıdır. Kerbelâ’da yaşamış, türbedarlık yapmıştır.  Hayatı sıkıntılar içinde geçmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İyi bir eğitim görmüş, Arap ve Fars dillerini  öğrenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerini Azerî Türkçe’si ile yazmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tasavvuf ve aşk, şiirinin vazgeçilmez  konularıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Onun aşkı mecazî aşk değil hakikî aşktır. Mecazî aşkı  -tasavvuf anlayışına uygun olarak- hakikî aşka bir köprü olarak kullanmıştır.  Aşk acısından hoşnuttur. Derman istemez. Kavuşmayı da istemez. Çünkü bilir ki  derman ve kavuşma aşkı bitirecektir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Istırabın yanında rintlik de vardır  şiirlerinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fuzulî ilme çok önem verir. İlimsiz şiirin temelsiz  duvara benzediğine inanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mesnevi dalında da Leyla vü Mecnun’u meşhurdur. Leyla  ile Mecnun aşkını en içli bu eser dile getirmiştir denilebilir. Eser daha sonra  yazılan ve aynı adı taşıyan eserlere örnek ve esin kaynağı  olmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şikâyetnâme, onun hiciv türünde yazdığı bir mektuptur.  Türk edebiyatında hicve de mektuba da önemli bir örnektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleriyle sonraki divan ve bazı halk şairlerine  önderlik etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkçe ve Farsça divanının yanında Leyla vü Mecnun  (mesnevi), Hadikatüs-Süedâ, Beng ü Bade, Şikâyetnâme, Sakînâme (Heft Cam),  Tercüme-i Hadis-i Erbain, Rind ü Zahid, Sıhhat ü Maraz, Muamma Risalesi,  Matlau’l-İtikad, adlı eserleri ve Türkçe mektupları vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) Bağdatlı  Ruhî <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sosyal aksaklıkları işleyen Terkib-i Bend’i en önemli  eseridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">5) 17.  yy.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Nef’î  (1575–1633) <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Erzurum doğumludur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İyi bir medrese eğitimi almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde sözün gücüne, yani şairâneliğe önem vermiştir.  Ona göre söyleyiş ve ses unsuru son derece önemlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili oldukça ağırdır. Arapça ve Farsça kelime ve  tamlamaları fazlaca kullanmıştır. Fakat dili akıcıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan edebiyatının en önemli kaside şairidir. Şöhretini  kasideleri ile sağlamış, şairâneliğini kasideleriyle ortaya koymuş, kendini en  mübalâğalı şekilde kasidelerinde övmüştür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ölçü tanımayan bir şairdir. Överken göklere çıkarır,  yerdiğinde de adeta yerin dibine geçirir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En önemli eseri divanıdır. Sihâm-ı Kaza eserinde  hicivlerini toplamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Nabî  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikemî şiirin öncüsüdür. Didaktik şiirleriyle ünlüdür.  Yaşadığı dönemin (gerileme dönemi) etkisiyle toplumun aksayan yönlerinden  hareketle öğüt verici şiirler yazmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hayrabat ve Hayriye mesnevileriyle divanı  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">6) 18.  yy.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Nedim  (1680–1730)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Haddeden geçmiş nezaket yâl ü bal olmuş  sana<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı al olmuş  sana”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lâle devri şairidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir gazel şairidir. Şarkıda da en önemli isim odur.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Devrin zevkini ve eğlencesini şiirlerinde işlemiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde zevk, safa, çapkınlık (seviyeli), nükte,  zarafet, aşk, şarap, tabiat, neşe ve musikî bir aradadır. Dinî konulara hiç yer  vermemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde divan edebiyatının katı kurallarının dışına  çıkarak mahallileşme cereyanını başlatmıştır. Şiire halk ruhunu, deyimlerini,  zevkini, coşkusunu, İstanbul’u ve İstanbul Türkçe’sini şiirlerine  yansıtmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili yalın, açık, ahenkli ve akıcıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söz sanatlarını da başarıyla  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En önemli eseri divanıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) Şeyh Galip  ( 1757 – 1799 ) <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan edebiyatının son büyük  üstadıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mevlevî şeyhlerindendir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili süslü ve ağırdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde musiki önemlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sebk-i Hindi tarzının temsilcisidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başlıca eserleri divanı ve sembolik bir aşk hikâyesi  olan Hüsn ü Aşk’ıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hüsn ü Aşk tasavvufî bir eserdir. Devir nazariyesini,  Allah aşkını, tarikat felsefesini bu eserinde işlemiştir. Hüsn-i mutlak olan  Allah’ı ve onun güzelliğini bulma yolundaki âşığın başına gelebilecekleri  anlatmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">MODERN TÜRK EDEBİYATI  (19.<span>  </span>yy)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çağdaş Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti’nin gerilemesinin  hızlandığı, yapılan yeniliklerin başarıya ulaşamadığı, batıya yönelme gereğinin  duyulduğu bir zamanda, yani 1839’da Tanzimat Fermanı’nın ilân edilmesiyle  başlayan medeniyet ve kültür değişikliği ve bu değişikliğin dayandığı  Batılılaşma olgusunun belirlediği bir gelişim sürecinde  değerlendirilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">19. yüzyılda Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine  bağlı olarak roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türlerin denenmesiyle çağdaş bir  çizgiye girdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk edebiyatının yönü batı düşüncesinin temel alınması  sonucu değişti. Batıyla ilişkiler, aydınların bir batı dilini öğrenmeleri, batı  edebiyatından yapılan çeviriler, batıdaki fikir akımları ile tanışma bir kültür  ve medeniyet değişimini gündeme getirdi. Sosyal, ekonomik ve siyasî hayatta  meydana gelen değişiklikler edebiyata da yansıdı, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar  arayışlar devam etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- Tanzimat Devri Türk  Edebiyatı <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya  yönelme başlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte  başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir. Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in  yayımlanmaya başlayış tarihidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve  şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu  türlerde eserler verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı batı  örneğine göre bir edebiyat yaratmak ve batı hayatını tanıtmak olduğu için,  sanatçıların hepsi edebiyat türlerinin romandan şiire kadar en az bir kaçı ile  örnekler yazmışlardır. Bu dönemde telif eserler yanında çok sayıda tercüme ve  adapte eser de Türk Edebiyatına dahil edilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde  yapılan yenilikler ve alınan türler şunlardır.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1)  Gazete<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan  Takvim-i Vakayi, resmî bir gazete idi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill  tarafından Ceride-i Havadis çıkarıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh  Efendiler tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya  başlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret  (1869), İbret (1871), Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri  çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2) Hikâye ve  Roman<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk edebiyatı romanla ilk defa 1859’da karşılaşır.  Yusuf Kâmil Paşa Fenolen’in Telemak (Telemaque) adlı romanını tercüme eder.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taşşuk-ı Talât ve  Fıtnat (1872)’ıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk hikâye Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i  Rivayet’idir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3)  Tiyatro<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı, iki  perdelik, komedi türündeki eseridir. Eserde görücü usulü ile yapılan evliliklere  gönderme yapılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4)  Şiir<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat döneminde en önemli yenilik şiirde  görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şekil olarak divan şiirine bağlı kalınmış, fakat konu  bakımından hem eski terk edilmiş hem de oldukça yeni ve çeşitli konular  işlenmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aruz ölçüsünün yanında az da olsa hece  kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gazel, kaside, terkib-i bent gibi şekiller kullanılarak  hak, Adalet, kanun, medeniyet, eşitlik hürriyet kavramları işlenmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönem hem de  -daha önemlisi- edebiyata bakış açıları ve işledikleri konular bakımından iki  gruba ayrılır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5) Birinci Dönem ( 1860 –  1876 arası )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1860–1876 yılları arasında Tanzimat edebiyatının birinci  dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi,  Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa&#8217;dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü  benimsenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikre önem  verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama  uygulanamamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hece vezni ve halk edebiyatı da savunulmuş ama sözde  kalmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan edebiyatına tümden karşı çıkılmış ve ağır bir  dille eleştirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fransız edebiyatı örnek alınarak romantizmden  etkilenilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman, tiyatro, makale gibi batıdan alınan türler ilk  defa bu dönemde kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde  kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kölelik ve cariyelik, romanlarda sıkça  işlenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlar teknik bakımdan oldukça zayıftır. Yer yer  olayların akışı kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler  yapılmış, tesadüflere sıkça yer verilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatçılar edebiyatın yanında devlet işleriyle,  siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Dönemin  Edebiyatçıları <span style="text-transform: uppercase"><o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1. Şinasi ( 1826 – 1871  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk edebiyatında yeniliklerin  öncüsüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de  Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi  (Şair Evlenmesi) o yazdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Noktalama işaretlerini de ilk defa o  kullandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><st1:personname style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="La Fontaine"><span style="font-size: 13pt">La  Fontaine</span></st1:personname><span style="font-size: 13pt">’den fabllar  tercüme etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lamartin’den de manzum çevirileri vardır. İlk şiir  çevirilerini de o yaptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise  ağırdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için  yazdığı iki kasidesi ünlüdür. Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden  daha abartılıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı  edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun  emeği vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Eserleri:<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro  eseri),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Müntehabat-ı Eşar (Şiir),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Divan-ı Şinasi (Şiir),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk atasözleri  kitabı),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2. Ziya Paşa ( 1829 – 1880  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına  yönelmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi,  divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler  yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent  şairimizdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır. Daha  önce “Şiir ve İnşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadığını, asıl şiirimizin  halk şiiri olduğunu söyleyen şair, eski şiir geleneğini sürdürmüş, Harabat’ta  âşık şiirini eleştirmiştir. Bunun yanında sade dilden yanadır, ama kendisi ağır  bir dil kullanır. Bu onun içinde bulunduğu bir ikilemdir. Hem eskiyi  eleştirmekte hem de geleneği devam ettirmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Eserleri:<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Harabat: Divan Şiiri antolojisi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Külliyat-ı Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri  tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden  düşmeyen beyitleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zafernâme: Hiciv türünde bir kasidedir. Âlî Paşa’yı  yermek için yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rüya: Mensur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Defter-i Âmal: Hatıraları.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3. Namık Kemal ( 1840 – 1888  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı  ismidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Vatan şairi olarak tanınır. Şiirlerinden çok nesirleri  ile tanınır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir.  Şiirlerinde “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir.  Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vatan Mersiyesi bu konuları  içerir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri  eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir.  Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini  ortaya koymuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e  kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak  orada Hürriyet gazetesini çıkardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İstanbul&#8217;a döndükten sonra İbret gazetesini  çıkardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinde romantizmin etkisi  görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak  görmüştür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Eserleri:<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İntibah: İlk edebî roman. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cezmi: İlk tarihî roman.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri. Ziya  Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Vatan Yahut Silistre: oyun<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Celâlettin Harzemşah: oyun.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gülnihal: oyun. Onun en başarılı tiyatro  eseridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Akif Bey: oyun<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zavallı Çocuk: oyun<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kara Belâ: oyun<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi:  tarih<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4. Ahmet Mithat Efendi  (1844–1912)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında  eserler vermiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve  halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En velût yazarımız odur. Yazı makinesi olarak  bilinir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve  hikâyeciliktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri  vardır. Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye,  tarih&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı  eğitmektir. Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Eserleri:<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Eflâtun Bey’le  Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı  Hakikat<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5. Şemsettin Sami  (1850–1904)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil alanındaki eserleri ile tanınır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en  önemli eserlerdendir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer  sözcükleri<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kamusul-A’lâm: Ansiklopedik sözlük<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sefiller: Hugo’dan çeviri.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Robenson Cruose: çeviri roman<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">6. Ahmet Vefik Paşa ( 1823 –  1891 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçilik ve Türkçülük akımının en önemli  isimlerindendir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatro uyarlamaları ve çevirileri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği  eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda  yönlendirmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih ve dil alanında da eserleri vardır. Ebulgazi  Bahadır Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lehçe-i Osmanî: sözlük<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Atalar Sözü: atasözleri mecmuası<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle  ilgili eserleri de vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">6) İkinci Dönem (1876 – 1896  arası )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1876–1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış  temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai  ve Nabizade Nazım&#8217;dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları  birincilerden farklıdır. İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler  verilmiştir. Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı  davranmasıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir  şekilde ortaya konmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum  meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir. Birinci dönem  sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları  kişisel konu ve temaları işlemişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu yüzden dilleri daha ağırdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin  etkisi vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Dönemin  Edebiyatçıları <span style="text-transform: uppercase"><o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1. Recaizade Mahmut Ekrem  (1847 – 1914) <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler  türlerinde eserler vermiştir.<strong><span style="text-transform: uppercase"><o:p></o:p></span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir. Ölümü hatırlatan  tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap  yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları  arasındadır. Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili  olmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatta yenileşmeden yanadır. Muallim Naci ile  aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Eserleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nağme-i Seher: Şiir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yadigâr-ı Şebab: Şiir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Pejmürde: Şiir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zemzeme: Şiir. Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri  ve edebî eleştirileri vardır. (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşılık  vermiştir.)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Muhsin Bey: Hikâye<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şemsa: Hikâye<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Araba Sevdası: Roman. Realizmin etkisiyle yazılmıştır ve  batı hayranlığı yolunda düşülen garip durumları eleştirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok Bilen Çok Yanılır: Komedi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Afife Anjelik: Tiyatro<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Vuslat: Tiyatro<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Atala: Tiyatro<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler  içerir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2. Samipaşazade Sezai ( 1860  – 1936 ) <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Batılı tarzda hikâyeleri ve bir romanı  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sergüzeşt adlı romanı realizme doğru atılmış bir  adımdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Küçük Şeyler adlı hikâye kitabı Fransız realistlerinin  sanat anlayışlarına uygundur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rumuzu’l-Edeb, bazı makale, hikâye ve sohbetlerini  içerir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romantik özellikler taşıyan şiirler de  yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir isimli bir de piyesi vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı  mersiye, bazı nesirleri ve hatıraları vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3. Abdülhak HAMİT Tarhan  (1852 – 1937)<span>  </span><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatta batılılaşmanın asıl  ihtilâlcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şair-i Azam olarak bilinir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği  Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek  öğrenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatında romantik etkiler vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye,  söze, dile pek önem vermemiştir. Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun  şiirinin önemli özellikleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir  yer tutar. Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği  konulardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur,  Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yirmiye yakın tiyatrosu vardır. Sahnelenmesi imkânsız  tiyatro eserleri yazmıştır. Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar,  hayaletler, periler de rol alır. Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî  konuları işlemiştir. Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür. Hepsi de  dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten,  Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro  eserleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4. Nabizade Nazım ( 1862 –  1893 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin  temsilcisidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir.  Köy romanı olarak bilinir. Köy hayatı tam bir realizmle  yansıtılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir. Eserde tasvir ve  tahliller geniş yer tutar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda,  Haspa<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5. Muallim Naci ( 1850 – 1893  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir. Eski-yeni  konusunda Recaizâde ile aralarında tartışmalar olmuştur. Naci göze hitap eden  kafiyeyi savunurken, Recaizâde kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur. Tartışma  konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup  olmadıklarıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı  şiirler yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir kitapları: Ateşpâre, Şerare, Füruzan,  Sünbüle<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sözlüğü: Lûgat-ı Naci<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">7) Edebiyat &#8211; ı Cedide (  Servet – i<span>  </span>Fünun ) ( 1896 – 1901  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun, daha önce Ahmet İhsan tarafından  çıkarılan bir fen dergisidir. Recaizâde, 1895 sonlarında derginin başına Tevfik  Fikret’i getirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat’la birlikte başlayan edebiyatı Avrupa ruhu ve  tekniği içinde yenileştirme hareketi, 1896-1901 yılları arasında, Servet-i Fünun  dergisi etrafında, Recaizâde önderliğinde toplanan yeni nesille ikinci bir hamle  yapmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu nesli Ali Ekrem, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif,  Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Faik Ali, Celâl Sahir,  Hüseyin Suat oluşturur. Sonradan Halit Ziya da bu gruba  katılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dönem, 2. Abdülhamit’in istibdat dönemidir. Dönemin bu  özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük davranmış, kişisel konuları,  içliliği, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını, tabiat güzelliklerini,  melânkoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara değinmemişlerdir. Adeta  yüksek zümre edebiyatı gibidir. Bunda Recaizâde’nin büyük etkisi vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünuncu ve Edebiyat-ı Cedideciler denilen grup,  Fransız edebiyatının özelliklerini büyük ölçüde Türk edebiyatına adapte etmeye  çalışmışlardır. Fransız realizmi örnek alınmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat döneminde başlayan ve benimsenen, dildeki  yabancı unsurları ayıklayarak sade Türkçe&#8217;ye geçiş hareketi bu devirde durmuş,  Arapça ve Farsça kelimelere yeniden itibar edilmeye başlanmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimatçıların birinci dönem sanatçıları, sanat toplum  içindir prensibini benimserken, Servet-i Fünuncular ise Tanzimat’ın ikinci  dönemindeki gibi sanat sanat içindir prensibi ile hareket etmişlerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Topluluğun üslûbu süslü ve sanatlı; ruh ve ifade tarzı  ise Avrupai&#8217;dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde aruz vezni kullanılmakla birlikte, nazım  şekillerinde ve konularda büyük yenilikler yapılmıştır. nazmı nesre  yaklaştırmışlar, beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğünü esas almışlardır. Bir  cümle birkaç dizede/beyitte tamamlanabilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fransız şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi  şekiller ve serbest müstezat çokça kullanılmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kafiyede kulak kafiyesi  benimsenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanda ve hikâyede batılı anlamda başarılı örnekler  verilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanda tahlile ve teferruata yer verilmiş, modern kısa  hikâyenin ilk örnekleri bu dönemde şekillenmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâyede olaylar ve kişiler tamamen İstanbul&#8217;a,  seçkin tabakaya aittir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanda realizmden, şiirde parnasizm ve sembolizmden  etkilenmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu dönemde gazetenin yerini dergiler almıştır: Servet-i  Fünun, Malûmat, Mektep, Mütalâa, Hazine-i Fünun, Resimli  Gazete&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat  türlerinde başarılı eserler veren Servet-i Fünun temsilcilerinin en  tanınmışları, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif;  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâyede Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf,  Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu&#8217;dur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun edebiyatına katılmayarak gene batılı  anlayışla eserler verenler arasında Ahmet Rasim hatırat türü ile, Hüseyin Rahmi  Gürpınar İstanbul&#8217;u anlatan romanları ile yeni Türk edebiyatını  desteklemişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun dergisinin 1901’de kapatılmasıyla  topluluk da dağılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Dönemin  Sanatçıları<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1. Tevfik Fikret ( 1867 –  1915 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Recaizâde ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire  yönelmiştir. <strong><o:p></o:p></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli  temsilcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk şiirlerinde ferdî konuları (aşk, acıma, hayal  kırıklığı&#8230;) işler topluluktan ayrı yazdığı şiirlerde toplumsal konulara  yönelir. Bu anlayışla yazdığı şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet,  insanlık, bilim, fen ve tekniktir. Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un  Amentüsü adlı şiirlerinde bu konuları işler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır,  kutsal olan her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul&#8217;a dahi küfreder (Sis).  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fikret, aruzu Türkçe’ye başarıyla uygulamıştır. Serbest  müstezadı geliştirerek serbestçe kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk dönemde dili oldukça ağırdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. Ahenge büyük önem  verir. Şiirlerinde şekil bakımından parnasizmin etkisi görülür.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı  şiirlerden oluşan bir eseridir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın  Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2. Cenap Şahabettin ( 1870 –  1934 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli  şairidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Asıl mesleği doktorluktur. İhtisas için gittiği  Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu  akımdan etkilenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek  kullanır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime  ve tamlamalar kullanır. Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Serbest müstezadı çok kullanmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşk ve tabiat değişmez konularıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatı, sanat, hatta güzellik için  yapmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın  kompozisyonunu çizmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Düz yazıları da vardır: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi  türündedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diğer nesirleri: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri  (kendi vecizeleri)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe  (komedi)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3. Halit Ziya Uşaklıgil (  1867 – 1945 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü  edebiyatçısıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Süslü, sanatlı ve ağır bir dili ve üslûbu  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Realizmden etkilenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında aydın kişileri anlatır. Mai ve Siyah’taki  Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir. Kahramanları yaşadıkları  çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba  yaşayışına, romanlarında yalnız İstanbul&#8217;a yer verir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anı ve mensur şiir türünde eserleri de  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar,  bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın  Pençesi, Onu Beklerken, Aşka Dair&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı  Hikâye<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4. Mehmet Rauf ( 1875 – 1931  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun romanının ikinci önemli ismidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir.  Sosyal hayata pek yer vermemiştir. Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel  konularıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili sadedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">En önemli eseri Eylül’dür. Roman edebiyatımızdaki ilk  psikolojik roman olarak bilinir. Konusu yasak aşktır. Şahıs sayısı azdır.  Psikolojik tahliller başarılıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi,  Define, Son Yıldız, Kan Damlası. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye,  Hanımlar Arasında, Menekşe.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden  oluşur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"> <img src='http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Dönemin Bağımsız İsimleri  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1. Hüseyin Rahmi Gürpınar  (1864 – 1944 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâye türünde eserleri vardır.<strong><span style="text-transform: uppercase"><o:p></o:p></span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Natüralizmin temsilcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sade bir dil kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tipleri yetiştikleri çevreye göre konuşturur.  Psikolojilerinde çok iyi bir şekilde verir. Kişileri toplumun şartlarına göre  değerlendirir. Romanlarında aptal, şöhret düşkünü, aşırı ihtiraslı, batıl  inançlı gibi uç tipler vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İstanbul&#8217;un iç mahallelerinin günlük hayatını hikâye ve  karikatürize der. Sokağı edebiyatta işleyen yazar olarak bilinir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gözleme ve tasvire önem verir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında sosyal tenkide de yer verir. Bu tenkidi  mizah yollu yapar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şık ve Şıpsevdi adlı romanlarında batı hayranlığını konu  edinir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları teknik olarak zayıftır. Sık sık olayla ilgisi  olmayan, gereksiz bilgiler verir. Bazen kendisi de olaylara müdahale  eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Şık, İffet, Tesadüf, Şıpsevdi, Mürebbiye,  Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Cadı, Kesik Baş, Kadınlar Vaizi,  Tünelden İlk Çıkış.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2. Ahmet Rasim ( 1864 – 1932  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahmet Mithat tarzını devam  ettirmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Pek çok konuda ve türde eserleri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bütün hayatını gazeteciliğe  adamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Makale ve fıkra yazmış; çeviriler  yapmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkçesi yerli ve temizdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hayatın komik ve ibret verici yanlarıyla  ilgilenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâyelerinde İstanbul&#8217;a, özellikle Beyoğlu’na  ait konular işlemiştir. Romanlarının başlıca konuları, aile sarsıntıları ve ülke  meseleleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Günlük hayattan renkli ve fotoğraf zevkiyle kesitler  sunmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">130’dan fazla eseri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâyeleri: İlk Sevgi, Güzel Eleni, Endişe-i  Hayat, İki Günahsız Sevda, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnceleme, makale, fıkra, hatıra: Gülüp Ağladıklarım,  Muharrir Bu Ya, Şair-Muharrir-Edip, Şehir Mektupları<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aynı zamanda 65’e yakın şarkısı olan bir  bestekârdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">9) Fecr-i Âtî Topluluğu (1909  – 1912)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1901’de, Servet-i Fünun mecmuası etrafında, kendilerine  Fecr-i Âtî adını veren yeni bir nesil toplanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra 1909 yılında  Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit, Fuat Köprülü, Ali Canip, Şehabettin  Süleyman, Celâl Sahir, Tahsin Nihat, Emin Bülent gibi isimler bir araya gelerek  yeni bir topluluk oluştururlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Topluluk, sanat hayatına bir bildiriyle başlar.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatın saygıdeğer ve şahsi olduğu anlayışını  benimserler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Onlar Servet-i Fünun’u batılı edebiyatı tam olarak  oluşturamamakla suçlarlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fransız edebiyatını örnek alırlar.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilleri süslü, sanatlı, ağdalı ve  ağırdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşk, ve tabiatı konu olarak işlemişlerdir. Aşk  genellikle hissi ve romantiktir. Tabiat tasvirleri ise gerçekçi değil, Haşim’de  olduğu gibi şahsîdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kısa ömürlü olan bu topluluk, Servet-i Fünunculardan  daha sade bir dil kullanmış sembolizm, empresyonizm ve romantizm gibi akımları  eserlerine uygulamışlar, Avrupaî edebiyat ile Milli edebiyat arasında bağ  oluşturmuşlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aruzla şiir yazan Fecr-i Âtî şairlerinin en tanınmış ve  en orijinali Ahmet Haşim&#8217;dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiire herhangi bir yenilik getirmemişler, Servet-i  Fünun’un devamı olmaktan öteye gidememişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanat anlayışlarında birlik ve bütünlük olmadığı için  1912’de dağılmışlar, ferdî olarak değişik alanlarda eserler  vermişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) Dönemin  Sanatçıları<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1. AHMET  HAŞİM ( 1884 – 1933 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fecr-i Âtî şiirinin en önemli ismidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanat için sanat yapmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sembolizmin en önemli temsilcisidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İşlediği başlıca temalar tabiat ve  aşktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde hayalle birlikte musikiye önem  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lirik bir şairdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tamamen aruzu kullanmıştır. Dili süslü ve sanatlıdır. En  çok serbest müstezadı kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ona göre şiir anlaşılmak için yazılmaz, şiirde anlam  aranmaz; şair bir hakikat habercisi, şiir dili de bir açıklama vasıtası  değildir. Şiir duyulmak için yazılır ve okunur; şair tabiatın kendine  hissettirdiklerini sembollerle şiirine yansıtır, okuyan da kendi hayal dünyasına  uygun olarak algılar; şiir dili de telkin görevindedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şirin dili musiki ile söz arsında ve sözden ziyade  musikiye yakındır. Şiirde musiki anlamdan daha önemlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Haşim’e göre şiirin kaynağı şuuraltıdır. Şiirlerinde dış  dünyayı, kişinin iç dünyasında, ruhunda aldığı şekillerle yansıtmaya çalışır.  Dış dünyaya ait izlenimleri kendi dünyasında şekillendirerek ve renklendirerek  ortaya çıkarır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerindeki tabiatla ilgili kavramlar, akşam, gurup,  şafak, gece, mehtap, yıldızlar, göller, ormanlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şairin şahsında var olan içe dönüklük, şiirlerinde  realiteden kaçış olarak ortaya çıkar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerini Piyaleb ve Göl Saatleri adlı eserlerinde  toplamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesirleri: Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre, Frankfurt  Seyahatnamesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2. Refik Halit Karay ( 1888 –  1965 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine  katılmıştır. Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır. Sonra da  sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk yazılarında günlük hayatı ele almış, sosyal  hayattaki çarpıklıkları, zekî ve nükteli bir üslûpla dile getirmiştir. Hayatın  gülünç yanlarını karikatürize etmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sade ve temiz bir dille yazdığı Memleket Hikâyeleri’nde  Anadolu insanının hayatını bütün canlılığı ile yansıtmıştır. Gözlem yeteneğinin  üstünlüğü dikkat çeker. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinde kişilerin ruh tahlillerine fazla  değinmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnsanların dürüst olmayan, kurnazlık ve menfaatçilikle  ilgili yönlerini ortaya kor. Bunu mizah ve eleştiri ile yapar. Hiciv,  eserlerinde önemli bir unsurdur. Şahısları kendi sosyal çevreleri ile birlikte  anlatır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma dilinin bütün canlılığını ve tabiiliğini ortaya  kor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: İstanbul&#8217;un İç Yüzü, Çete, Sürgün, Nilgün,  Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, Anahtar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Memlekete Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri  (Hatay’da sürgünde yazdığı eseridir). <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hiciv ve Mizah Yazıları: Kirpinin Dedikleri, Deli, Sakın  Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Millî Edebiyat  Akımı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Modern Türk Edebiyatını yaratma amacıyla kurulan  Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Âtî toplulukları büyük hamleler yapmakla  beraber ruhta büyük ölçüde Fransız sanatına bağlı, dil ve üslûpta Osmanlıcayı  sürdüren, millî kimlik ve kişiliğe ulaşamamış bir edebiyat vücuda  getirmişlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılışı sırasında, Türk  aydınlarının büyük bir bölümü, ümmete bağlı Osmanlıcılığın terk edilerek  milliyetçiliğin benimsenmesinin, memleketin geleceği için gerekli olduğuna  inanıyorlardı. Bu inanç sonucunda Türkçülük ve Milliyetçilik akımları doğmuş,  her sahada millî kimlik arayışları başlamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk dili, Türk vezni, Türk zevki ve kültürü ile millî  konuları, millî ülküleri işleyen Türk edebiyatı ihtiyacı ve özlemi sonucunda  1911–1923 yılları arasında Millî Edebiyat akımı var olmuştur.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk milletine mensup olma şuuru, tarih içinde  devamlılık düşüncesi, olduğu gibi kalarak batılılaşma inancı, 1911–1923 yılları  arasındaki akımın temelleridir. Bu dönemin bariz özelliği, Türk romantizminin  edebî tezahürlerini göstermesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet’in kuruluşunu hazırlayan milliyetçilik  ideolojisi içinde doğan Milli Edebiyat akımı Cumhuriyet’in ilk yıllarında en  olgun eserlerini verdi. Cumhuriyet rejimi ve bu devirde meydana getirilen sosyal  ve iktisadî müesseseler üstünde başlarında büyük Türk sosyoloğu ve düşünürü Ziya  Gökalp&#8217;in bulunduğu Türkçü ve Milliyetçi münevver zümre etkili oldu. Gökalp&#8217;in  Türkiye ve Türkler için şekillendirdiği düşünceler başta Atatürk olmak üzere,  Cumhuriyeti kuran birinci neslin dünya görüşünün kaynağını teşkil etti.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Halka ulaşabilmek ve onunla bütünleşebilmek için onun  dilini kullanmak gerektiğine inanan bu nesil yazarları, eserlerinde konuşma  dilini kullandılar. Halk dilini kullanırken gençlik yıllarında hayran oldukları  Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) yazarlarının ince zevkini günlük dile  aktardılar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1911 yılında Selanik’te çıkarılmaya başlanan Genç  Kalemler dergisinde başladı bu çalışmalar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir kısmı daha sonra Cumhuriyet dönemi yazar ve şairleri  arasında da yer alan bu edebiyatın temsilcilerinin en önemlileri, Ziya Gökalp,  Ömer Seyfettin (öncü), Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip (öncü), Yusuf Ziya Ortaç,  Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Kemalettin Kamu, Aka Gündüz, Refik  Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri, Halide Edib Adıvar, Hamdullah  Suphi, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Fuat Köprülü, Halide  Nusret Zorlutuna, Şükûfe Nihal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;dır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî Edebiyat akımının özellikleri, Cumhuriyet’in ilk  on yılının da bir özeti olmaktadır. Bu çerçeve içerisinde, Millî Edebiyat  akımının ilkeleri de şu şekilde belirtilebilir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilde yalınlık (en mühim prensip), Türkçe karşılığı olan  Arapça ve Farsça kelimelerin atılması. Yalın (süssüz, sanatsız, özentisiz) bir  dille yazma; İstanbul Türkçesini kullanma. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">** Halk edebiyatı şiir biçimlerinden yararlanma  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">** Hece ölçüsü, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">** Konu seçiminde yerlilik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">** Konularını hayattan, ülke şartlarından  seçme.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">** Millî kaynaklara yönelme.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâmcı, Osmanlıcı, gelenekçi görüşlere sahip  yazarlardan bireysel eğilimli yazarlara kadar tüm edebiyatçılara açık bir  bütünlük mevcuttur. Çünkü artık söz konusu olan Millî Edebiyat akımı kavramı  değil, Millî Edebiyat dönemidir. Bu akım dilde ve duyuşta 1911-1915 dönemi  milliyetçilik fikirlerinin ön plânda olduğu roman, hikâye, tiyatro eseri ve  şiirler verilmesini sağlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Başlangıçta Fecr-i Âtî roman ve hikâyecisi olan Yakup  Kadri Karaosmanoğlu ve Refik Halit Karay, gerçek kişiliklerini Millî Edebiyat  akımı içerisinde göstermişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fecr-i Âtî topluluğu dışında kalan, İstiklâl Marşı şairi  Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı, kendi şiir anlayışlarına göre eserler  veren ve daha sonra Millî Edebiyat akımına katılan şairlerdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gerek Mehmet Âkif Ersoy gerekse Yahya Kemal Beyatlı,  şiir dili ile konuşma dili arasındaki uzlaşmayı sağlamışlar, Türk diline zor  uyan aruzun engellerini ortadan kaldırıp, yaşayan Türkçe ile başarılı şiirler  yazmışlardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- Dönemin Sanatçıları  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) Ömer Seyfettin ( 1884 –  1920 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Son devir Türk hikâyeciliğinin en önemli  isimlerindendir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yeni Lisan hareketinin  savunucularındandır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Amacı millî şuuru kuvvetlendirmek, toplum hayatındaki  aksak yönleri ortaya çıkarmaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konularını gerçek hayattan alır. Bu sebeple hikâyeleri  realist özellik taşır. Konuları genellikle tarihî olaylar, çocukluk hatıraları  ve yaşanan günlük olaylardır. Aşk konusunu da bu hikâyelerinde  işler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kahramanlık, hikâyelerinin önemli  konularındandır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bazı eserlerinde sosyal hayattaki gülünç özellikleri  karikatürize eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türklerin Balkanlar’da uğradıkları zulümleri de konu  edinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili oldukça sadedir ve yalındır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurguları oldukça başarılıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Eshab-ı Kehf’imiz, Harem, Efruz Bey, Yalnız  Efe, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lâle, Bomba, Bahar ve Kelebekler,  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2) Ziya Gökalp ( 1876 – 1924  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türkçülük cereyanını bir sisteme bağlayan fikir adamı ve  bu sistemi eserlerinde işleyen bir sanatçıdır.Türk milletinin din, dil, ahlâk,  edebiyat yönünden aynı kültürle yetişmiş kişilerden oluştuğuna inanan Gökalp,  eserleriyle Türk milliyetçiliğinin sınırlarını belirlemiş, millî edebiyatın da  fikir yönüyle temellerini oluşturmuştur. Onun Türkçülük anlayışı, dil, edebiyat,  din, iktisat, güzel sanatlar ve siyaset alanlarını kapsar. Turancılık  ideolojisini de savunmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyatı, bu fikirlerini yaymak için bir araç olarak  kullanmıştır. Sanat yapma kaygısı yoktur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir ve nesir alanında eserleri vardır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Destan, masal ve makaleler de yazmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dile önem vermiştir. Eserlerini sade bir dille  yazmıştır. Türk dilinin gelişmesi yolunda çaba harcamıştır. Türkçe karşılıkları  olan Arapça ve Farsça kelimelerin atılmasından, Türkçeleşmiş kelimelerin de  artık Türkçe sayılmasından yanadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ona göre millî vezin hece  veznidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni  Hayat<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fikrî Eserleri: Türk Medeniyeti Tarihi, Türk Töresi,  Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek-Muasırlaşmak-İslâmlaşmak, Malta Mektupları.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3) Ali Canip Yönten ( 1887 –  1967 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha önce Fecr-i Âtî’de yer alan sanatçı, daha sonra  millî edebiyat akımının öncülüğünü yapmış, Ömer Seyfettin’le birlikte  çıkardıkları Genç Kalemler dergisinde baş yazarlık yapmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yeni Lisan hareketinin savunucularındandır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinin hece vezniyle ve sade bir dille yazmıştır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinin bir kısmını Geçtiğim Yol adı altında  yayımlamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sonraları şiiri bırakıp edebiyat incelemeleri  yapmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4) Fuat Köprülü ( 1890 – 1966  )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyat tarihi ve tarih araştırmacısıdır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk edebiyatını dönemlere ayıran, bilimsel yöntemlerle  inceleyen ilk araştırmacıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Türk  Edebiyatı Tarihi, Türk Saz Şairleri, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında  Araştırmalar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5) Mehmet Emin Yurdakul (  1869 – 1944 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Halkçılık ve milliyetçilik düşüncesini şiirlerinde  işlemiştir. Şahsî duygulara ve tabiata pek rastlanmaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri sosyal faydaya yöneliktir ve didaktiktir. Bu  yüzden bir kuruluk göze çarpar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hece veznini ve batı edebiyatı nazım şekillerini  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilinin tamamen sade olduğu  söylenemez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun  Destanı, Turana Doğru.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">6) Reşat Nuri Güntekin ( 1889  – 1956 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Millî edebiyat akımından etkilenen sanatçılardandır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şöhretini Çalıkuşu romanıyla  kazanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birçok eserinde Anadolu’yu, Anadolu hayatını ve  insanını, batıl inançları, yanlış batılılaşmayı, insanımızın bilime ve eğitime  ihtiyacını işlemiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mizah öğesine de yer vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında güçlü gözlemciliğine dayanan bir realizm ve  canlı bir üslûp vardır. psikolojik tahlillerde de  başarılıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinde konuşma dili hâkimdir<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı türünde eserleri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Çalıkuşu, Gizli El, Dudaktan Kalbe, Acımak,  Eski Hastalık, Akşam Güneşi, Yaprak Dökümü, Damga, Miskinler  Tekkesi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş  Yıldızlar, Boyunduruk<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gezi Yazıları: Anadolu Notları<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatroları: Yaprak Dökümü, Eski Rüya, Hançer, Balıkesir  Muhasebecisi, Eski Borç, Gözdağı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Millî Mücadele Dönemi Türk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- Yakup Kadri Karaosmanoğlu  (1899 – 1974 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fecr-i Âtî’de iken ferdiyetçi sanat anlayışını  benimseyen sanatçı, daha sonra millî edebiyat cereyanına  katıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk eserlerinde mistik bir hava  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1916’dan sonra ülke gerçeklerini ve millî duyguları  işleyen hikâyeler yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman, hikâye, deneme, mensur şiir, makale ve anı  türünde eserleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında Türk halkının yaşayışı ve problemleri  başlıca konudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde Türk  halkının yaşadığı gelişme ve değişmeleri işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aydınlarla halk arasındaki zıtlıkları da konu  edinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinde sağlam bir gözlemcilik ve ona dayanan bir  realizm vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri teknik bakımdan sağlamdır. Karakterleri  başarıyla canlandırmıştır. Titiz bir üslûpçudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş  Hikâyeleri<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom  ve Gomore, yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diğer eserleri: Erenlerin Bağından, Zorakî Diplomat,  Anamın Kitabı, Vatan Yolunda&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B- Halide Edip Adıvar ( 1884  – 1964 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romancı ve hikâyeci<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ünlü, Sultanahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve bizzat  millî mücadelenin içinde yer almıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarındaki belli başlı konular, Kurtuluş Savaşı,  çocukluk hatıraları ve aşktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kahramanlarını daha çok kadınlar arasından seçen  sanatçı, karakter bulmakta başarılıdır. Kadınlara da üstün özellikleri  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gözlem, tasvir ve tahlillerde  başarılıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sosyal çevreye önem verir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili kullanmada başarılı değildir. Dağınık, düzensiz bir  üslûbu vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Handan, Son Eseri, Ateşten Gömlek, Vurun  kahpeye, Zeyno’nun Oğlu, Sinekli Bakkal, Tatarcık, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan  Kurt, Harap Mabetler<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C- Beş  Hececiler<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiire 1. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında  başlayan, Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Anadolu&#8217;yu ve vasat  insan tipini şiire soktular. Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve  yiğitlik, işledikleri başlıca konulardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş  ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır. Bunda da  oldukça başarılı olmuşlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih  etmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) Orhan Seyfi Orhon ( 1890 –  1972 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde konuşma dilini  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bazı şiirlerinde halk şiiri şekillerini  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Daha çok şahsî temaları işleyen şair vatanî konuları da  işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden  Sesler, O Beyaz Bir Kuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2) Yusuf Ziya Ortaç ( 1896 –  1967 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiire aruzla başlamış, da ha sonra heceyi  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille  işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Akbaba adlı mizah dergisini  çıkarmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Akından Akına, Aşıklar Yolu, Yanardağ, Bir  Rüzgâr Esti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3) Faruk Nafiz Çamlıbel (  1898 – 1973 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Beş Hececilerin en genci ve en başarılısıdır. Buna  rağmen aruzu da tamamen terk etmemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgisini anlatmıştır.  Ferî konuları da işlemiştir. Başlıca konu ve temaları, aşk, hasret, tabiat,  ölüm, kahramanlık, ihtiras. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lirik şiirleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Dinle Neyden,  Gönülden Gönüle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatro eserleri: Canavar, Akın, Özyurt,  Kahraman.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4) Enis Behiç Koryürek ( 1892  – 1949 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiire aruzla başlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Heceyle yazdığı ilk şiirlerinde aşkı işlemekle beraber,  daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları ve tarihî kahramanlıkları  işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Miras, Güneşin Ölümü<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5) Halit Fahri Ozansoy ( 1891  – 1971 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Aruza Veda” adlı şiiriyle aruzu bırakıp heceyi  kullanmaya başlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Derin bir melânkoli ev karamsarlık taşıyan şiirlerinde  ferdî konuları işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir, roman ve tiyatro türünde eserleri vardır: Cenk  Duyguları, Efsaneler, Baykuş, Hayalet.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">6) Kemalettin Kamu ( 1901 –  1948 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Dönemin Bağımsız  İsimleri<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"> <img src='http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Mehmet AKİF Ersoy ( 1873 –  1936 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dinî, millî şiirleriyle tanınır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir destan şairidir (Çanakkale  Şehitlerine).<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İslâmcılık akımının temsilcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde dinî lirizm dikkati çeker.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Öğretici, öğüt verici, birliği ve bütünlüğü sağlayıcı  şiirleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Savaş sırasında ve sonrasında kurtuluşun ve gelişmenin  ancak dine sarılmakla olacağını, batının sadece ilminin alınabileceğini  savunmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk şiirine gerçek realizm onunla girmiştir. O, toplum  hayatını bütün yönleriyle aksettirmiştir. Hatta sokak aralarında konuşulan dili  bile şiirine yansıtabilmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gözlemlerinden çokça faydalanmıştır. Tasvir edici ve  tahkiyeli anlatımı sayesinde şiirinde canlı tablolar  çizmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aruzu Türkçeye başarıyla  uygulamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nazmı nesre yaklaştıranlardandır. Manzum hikâye şeklinde  şiirleri cardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu şiirlerinde günlük hayatı, toplum hayatını başarıyla  anlatmıştır. Özellikle yoksullara, sakatlara, kimsesizlere karşı acıma duygusu  bu tür şiirlerinde belirgindir. Hasta, Küfe, Meyhane, Seyfi Baba, Hasır, Mahalle  Kahvesi bu türün örnekleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır. Safahat  yedi kitaptan oluşur: Safahat, Hakk’ın Sesleri, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih  Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Makaleleri A. Abdülkadiroğlu tarafından  yayımlanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">9) Yahya Kemal Beyatlı ( 1884  – 1958 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şair ve yazar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eski nazım biçimleriyle -az da olsa değişikliğe  uğratarak- yeni konuları işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aruzu Türkçede başarıyla uygulamıştır. Sadece Ok şiirini  heceyle yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde dile, uygun kelimelerin seçilerek yerli yerinde  kullanılmasına özen göstermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Parnasizmin en önemli  temsilcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde şekil mükemmelliğine, ahenge ve kafiyeye önem  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İşlediği başlıca konu ve temalar: aşk,i tabiat,  kahramanlık, ölüm, sonsuzluk.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde Osmanlı hayranlığı oldukça açıktır ve  İstanbul&#8217;u da şiirde en çok işleyen şairdir. O tam bir İstanbul aşığıdır. Tevfik  Fikret’in “Sis” adlı, İstanbul&#8217;u tahkir ettiği şiirine karşı “Siste Söyleniş”  adlı şiiriyle cevap vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şirin Rüzgârıyla,  Rubailer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesirleri: Eğil Dağlar, Aziz İstanbul, Edebiyata  Dair.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Cumhuriyet Dönemi Türk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının  terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve  Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin  üzerine kurulmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen  siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dildeki sadeleşme hareketi artık  yerleşmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aruz bırakılarak hece  kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen  sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Buna bağlı olarak  mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir. Roman ve  hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle  anlatılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu  edilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatro eserlerinde de millî konular  işlenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A- 1940 Yılına Kadar Türk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1900&#8242;den sonra doğan, ilk gençlik ve olgunluk yılları  Cumhuriyet’in ilk devresinde geçen ilk şairler nesli, şiire Yahya Kemal’in,  Ahmet Haşim’in ve batı şairlerinin etkisiyle ve kendi yaratıcılıklarının  katkısıyla yeni estetik şekiller kazandırdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeye Paul Valery&#8217;nin şiir  görüşünü uygulayarak, yoğun kapalı, derin şiirler yazdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahmet Kutsi Tecer (1901–1967), Tanpınar&#8217;ı hatırlatan  özelliklerin yer aldığı folklor kaynaklı değişik eserler meydana getirdi.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Necip Fazıl Kısakürek (1905–1983) çok yönlü kişiliğinin  etkisiyle ve Türkçeyi ustaca kullandığı şiir ve piyeslerinde Anadolu insanının  mistik eğilimlerini orijinal ve modern bir üslûpla ifade etti.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B- Yedi  Meşaleciler<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi  Nayır, Kenan Hulusi, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir  Kocatürk<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu edebî topluluk yeni bir edebiyat, farklı bir şiir  anlayışı oluşturmak için toplanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Beş Hececiler’e karşı  çıkmışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Samimîlik, canlılık ve devamlı yenilik” ilkelerini  benimsediler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Fransız edebiyatını örnek alacaklarını bildirdiler.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Buna rağmen kendileri de Beşe Hececiler’in yolundan  gitmişlerdir. Türk şiirine herhangi bir yenilik  getirmemişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C- Dönemin  Sanatçıları<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1) Ahmet Kutsi Tecer ( 1901 –  1967 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Avrupai şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişe  yönelmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif  sesli bir musiki havası vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiir kitabı: Şiirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tiyatroları: Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Bir Pazar Günü,  Satılık Ev<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">2) Necip Fazıl Kısakürek (  1905 – 1983 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde insanın evrendeki yerini, madde ve ruh  meselelerini, insanın iç dünyasına ait çeşitli yönleri, gizli duyguları  işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hissi ve fikri şiir oluşturan iki unsur olarak kabul  eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sağlam bir dil ve üslûp; kuvvetli bir lirizm, başarılı  bir teknik sahibidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini  çıkarmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi,  Sonsuzluk Kervanı, Çile Şiirlerim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve tiyatro türünde de eserleri vardır: Birkaç  Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler,  Hikâyelerim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">3) Cahit Sıtkı Tarancı ( 1910  – 1956 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sade, yalın, ahenkli bir dille, konuşma diliyle şiirler  yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde iç sıkıntılarını, karamsarlığı, özellikle  sürekli korktuğu ölümü, ama bununla birlikte yaşama bağlılığı konu  edinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde  Sükût<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesirleri: Ziya’ya Mektuplar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">4) Memduh Şevket Esendal (  1883 – 1952)<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romancı ve hikâyeci.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında kendi deyimi ile “topluma ayna  tutmuştur”.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyelerinde gözlem gücü son derece  güçlüdür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Toplum hayatındaki aksaklıklara  değinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili temiz; anlatımı güçlüdür. Konuşma dilini  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyelerinde Çehov tarzının  temsilcisidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Ayaşlı ve Kiracıları, Vassaf  Bey.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Hikâyeler, Otlakçı, Hava Parası, Mendil  Altında, Temiz Sevgiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">5) Ahmet Hamdi Tanpınar (  1901 – 1962 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir  türlerinde eserler vermiştir. Ama en önemli özelliği  şairliğidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerindeki temel unsurlar; his, hayal ve musikidir.  En çok işlediği konu zamandır. Şuuraltı da önemlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde sembolistlerin etkisi  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sade bir dille yazdığı şiirlerde hece ölçüsünü  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâye ve romanlarında dönemin toplum hayatını ve  çelişkilerini ortaya koymuştur. Psikolojik yön de önemlidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dili başarıyla kullanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri: Şiirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Deneme: Beş Şehir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman: Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü,  Sahnenin Dışındakiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâye: Yaz Yağmuru, Abdullah Efendi’nin  Rüyaları.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Edebiyat: 19. Asır Türk Edebiyatı  Tarihi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">6) Abdülhak Şinasi Hisar (  1888 – 1963 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tenkitçi ve romancı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesirlerinde görgü, hatıra, tasvir ve kültür unsurları  ağır basar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanatlı ve uzun cümleleri vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Fehim Bey ve Biz, Çamlıca’daki  Eniştemiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diğer eserleri: Boğaziçi Mektupları, Geçmiş Zaman  Köşkleri, Boğaziçi Yalıları.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">Son Dönem Türk  Edebiyatı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A-  Garipçiler<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerini 1941 yılında Garip adlı kitapta toplayan  Orhan Veli Kanık ve onunla aynı tarzı paylaşan Melih Cevdet Anday ve Oktay  Rıfat, Garipçiler adıyla anıldılar ve Türk şiirinde yeni bir akım meydana  getirdiler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu adı almalarında Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i  Mezar” adlı şiirinin garip tepkilere sebep olmasının ve garip bulunmasının  etkisi olmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu akımın amacı şiiri, öteden beri vazgeçilmez unsurlar  sayılan vezin, kafiye, nazım şekli, nazım birimi; şairanelik, mecazlı söyleyiş,  söz sanatı ve süs gibi unsurlardan sıyırarak, duyuların yalın ifadesi hâline  getirmekti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu akımda hiç bir kural ve kalıba bağlanmamak prensip  edinilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sade bir dil kullanmışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Günlük ve sıradan konuları işlemişlerdir. Sıradan  insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin  başlıca konularıdır. Şiirde o zamana kadar işlenmemiş konuları ele  almışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Orhan Veli, bu tarzda yazdığı başarılı şiirlerle  kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ahmet Muhip Dıranas, şiiri tamamen estetik olarak kabul  eden şairlerdendir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aynı nesilden olan Arif Nihat Asya (1904–1976) üslûp ve  ruh yönünden zenginliğini şiirlerine aksettiren orijinal bir şairdir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk edebiyatında küçük klâsik hikâye yazma geleneğinin  kurucusu ve en başarılı temsilcisi olan Ömer Seyfettin&#8217;in (1884–1920) hikâye  kitapları 144 baskı yaparken kendisi en çok okunan yazar oldu.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sait Faik Abasıyanık (1906–1948) ve Sabahattin Ali&#8217;nin  1935 yılından sonra yayınladıkları hikâyeler, birbirinden farklı iki yeni çığır  açtı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sait Faik, konuları İstanbul&#8217;da geçen ve şahsî  izlenimlerine dayanan şiir duygusuyla dolu hikâyeler yazdı.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Materyalist bir dünya görüşüne sahip olan Sabahattin  Ali, dış tasvirlere ve sade olaylara fazla önem veren hikâyeler yazdı. Bu iki  yazarla birlikte 1960&#8242;lı yıllardan sonra yoğunlaşan günlük olaylar, düşünce ve  beklentiler edebiyata girmeye başladı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cahit Sıtkı Tarancı (1910–1956) aynı sadeliği, vezin ve  kafiyeyi kullanarak sağladı. Tarancı mısra içindeki belirli durakları kaldırarak  veya değiştirerek hece vezninde yenilik yaptı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu neslin dünya görüşü Andre Gide&#8217;in tesiri ile varlık  ötesi geçmiş ve gelecek tasavvurları olmaksızın anlık duyumlara dayanıyordu.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sait Faik&#8217;in eserleri de dahil olmak üzere bu grubun  eserlerinde yaşama sevinci hâkimdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Serbest şiir hızla yayılmış, Asaf Halet Çelebi, Fazıl  Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil gibi başarılı temsilciler yetişmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Asaf Halet Çelebi bazı şiirlerinde doğu mistisizmi ile  tasavvufu birleştirdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlk şiirlerinde serbest çağrışımlara yer veren Fazıl  Hüsnü Dağlarca, şuur altının karanlık akımlarını ifade eden sembollerle dolu  orijinal şiirler yazdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Behçet Necatigil, şiirlerinde büyük şehir hayatı içinde  ezilmiş ve kaybolmuş insanın kırık, karanlık, dolaşık duygularını anlattı.  Şiirlerinde ahengi ihmal eden Necatigil, divan şiirinde olduğu gibi, gittikçe  derinleşen bir arka plânı işlemiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1950 yılından itibaren Türk yazar ve şairlerinin büyük  bir kısmı, hayat görüşlerini &#8220;toplumsal gerçekçilik&#8221; adıyla edebiyata  uyguladılar. Bu dönemde Batıdan gelen varoluşçuluk ve gerçek üstücülük akımları  da hayata bakış tarzıyla beraber eserlerinin kompozisyon ve üslûbunu da  değiştirdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Son kırk yıllık Türk Edebiyatı Batıdan gelen akımlar,  sosyalist dünya görüşü, millî ve dinî yaklaşımlar ve çok partili dönemde  çeşitlenen politik tercihler doğrultusunda fevkalâde çeşitlilik göstermekte,  edebiyat çok kere vasıta gibi kullanılmakta ve yeni arayışlar içinde  görünmektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kısa zaman içinde büyük şöhret kazanan veya adını pek az  duyurabilen yazar ve şairlerin Cumhuriyet terkibi paralelinde kurulmakta olan  yeni edebiyat geleneklerine katkıda bulunmalarına rağmen, bunlar hakkında  objektif tenkitler yapmak ve edebiyat tarihindeki yerlerini belirlemek mümkün  olamamaktadır. Özellikle 1960&#8242;lı yıllardan sonra yetişen kadın yazar ve  şairlerin sayılarının artmış olması, feminist akımın da diğer pek çok akım gibi  Türk Edebiyatı içinde yer almasını sağlamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1950–1986 yılları arasında isimleri en çok duyulan ve  okunan roman ve hikâyeciler şöyle sıralanabilir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Halide Nusret Zorlutuna, Nihal Atsız, Safiye Erol, Tarık  Dursun K., Atilla İlhan, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Tarık Buğra,  Mustafa Necati Sepetçioğlu, Firuzan, Adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Tomris Uyar,  Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Selim İleri, Cevat Şakir (Halikarnas Balıkçısı),  Bekir Büyükarkın, Necati Cumalı, Haldun Taner, Mustafa Kutlu, Muhtar Tevfikoğlu,  Bahaettin Özkişi, Durali Yılmaz, Rasim Özdenören, Şevket  Bulut.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">1)<span>  </span>Bu dönemin şairleri<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Behçet Kemal Çağlar, Necati Cumalı, Ümit Yaşar Oğuzcan,  Bekir Sıtkı Erdoğan, Atilla İlhan, Yavuz Bülent Bakiler, Mehmet Çınarlı, Mustafa  Necati Karaer, Munis Faik Ozansoy, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, İlhan Geçer,  Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Bahaettin Karakoç&#8217;tur.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a) <span style="text-transform: uppercase">Fazıl Hüsnü Dağlarca ( 1914 &#8211;  )<o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çağdaş Türk şiirinde başlı başına bir &#8216;ekol&#8217; olan Fazıl  Hüsnü Dağlarca, şiire soyut konularla başlamıştır. Yaratılışı kâinatın sırlarını  araştırmaya çalışır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sonraları kahramanlık konularını, destansı konuları  işlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri, destanlar, toplumcu-gerçekçi şiirler ve  felsefi-lirik şiirler olarak sınıflandırılabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Çocuk ve Allah, Çankırı Destanı, Anıtkabir, Üç  Şehitler Destanı, Yedi Memetler&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b) <span style="text-transform: uppercase">Ahmet Muhip Dıranas ( 1909 – 1980  )<o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket manzaralarını ve tarih  sevgilerini işleyen destansı şiirleri yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Baudelaire’den etkilenmiş ve onun havasını yansıtan  şiirler yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ölçü ve kafiyeye sıkı sıkıya  bağlıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sese ve ahenge önem verir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Şiirleri, Gölgeler, O Böyle  İstemezdi&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c) <span style="text-transform: uppercase">Orhan Veli  Kanık<o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirleri Garip ve Vazgeçemediklerim adlı şiir  kitaplarında toplanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Manzum fabl çevirileri de vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Günlük yaşamı konu edinir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yer yer alaycı bir üslûbu vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şiirle ilgili görüşlerini Garip adlı kitabının ön  sözünde yazmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d) <span style="text-transform: uppercase">Sait Faik Abasıyanık ( 1906 – 1954  )<o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri ile tanınır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yazmanın kendisi için bir ihtiyaç olduğuna  inanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gözlemci ve gerçekçi bir yazardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Toplumu konu alan hikâyelerinde toplum sorunlarına  değinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anlatımı samimidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kişileri yaşadıkları çevreye göre ele  alır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Deniz, tabiat, yaşlı bir adam, bir boyacı çocuk, balıkçı  kahvesi gibi unsurlar ve benzeri küçük ve ayrıntı sayılabilecek unsurlar onun  hikâyelerinde sık sık görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri yapmacıktan ve sanat kaygısından  uzaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zaman zaman argo sözlere de yer  vermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Semaver, Lüzumsuz Adam, Şahmerdan, Sarnıç,  Havada Bulut, Kumpanya, Tüneldeki Çocuk, Alemdağda Var Bir  Yılan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">e) <span style="text-transform: uppercase">Peyami Safa ( 1889 – 1961 )  <o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman, hikâye, makale, fıkra türünde eserleri  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1918’de çıkardığı “Yirminci Asır” adlı gazete ve bu  gazetede çıkan “Asrın Hikâyeleri” ile tanındı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarıyla üne kavuşmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sanat değeri olan eserlerinde Peyami Safa adını; para  kazanmak amacıyla yazdığı eserlerinde “Server Bedi” takma adını  kullanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanlarında psikolojik tahlillere önem  verir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda kendi hayatının bir  bölümünü kahramanın hayatı gibi anlatmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çeşitli gazetelerde yayımlanan makale ve fıkraları  “Objektif” adı altında seri hâlinde yayımlandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Romanları: Sözde Kızlar, Mahşer, Canan, Fatih-Harbiye,  Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Biz İnsanlar, Yalnızız, Şimşek, Bir Akşamdı,  Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Cumbadan Rumbaya, (Bir Genç  Kız Kalbinin Cürmü, Bektaşiler Arasında Bir Genç Kızın Hatırası, Bodrumda  Kalanlar, Altın Kupa, Bıçağı Sapla, Al Kanlar İçinde, Attila (tarihi roman),  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hikâyeleri: Küçük Alp’in Yıldızı ve Bir Varmış Bir  Yokmuş (çocuk hikâyeleri)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt">f) <span style="text-transform: uppercase">Cevat Şakir Kabaağaçlı<span>                          </span><o:p></o:p></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">( Halikarnas Balıkçısı ) (  1886 – 1963 )<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üç yıllığına sürgüne gönderildiği Bodrum’a yerleşmiş ve  kendisine Bodrum’un antik çağdaki ismi olan “Halikarnas” adını  almıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Denize sonsuz bir hayranlıkla  bağlıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserlerinde Ege’yi, Akdeniz’i, buralardaki hayatı,  balıkçılarını, gemicilerini, süngercilerini konu  edinmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zengin denizci sözlüğünden  yararlanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Roman ve hikâyelerinde teknik ve üslûp başarılı  değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eserleri: Aganta Burina Burinata, Mavi Sürgün, Merhaba  Akdeniz, Ege’nin Dibi, Yaşasın Deniz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-edebiyati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜZEL KONUŞMA SANATI(DİKSİYON)</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanati-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanatidiksiyon.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanati-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanatidiksiyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:34:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜZEL KONUŞMA SANATI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
Belli bir zamanda ve herhangi bir toprak parçasında  beraber yaşamak millet olmak için yeterli değildir. Millet olmak için bir takım  özelliklerin bulunması gerekir. Bunların başında milletin kendini ifade  edebilmesi için dil gelir. Bu konuda değişik görüşler olmakla beraber genellikle  ortak dil, ortak din, tarih, ülke ve devlet birliğinin topluluğu millet yaptığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Belli bir zamanda ve herhangi bir toprak parçasında  beraber yaşamak millet olmak için yeterli değildir. Millet olmak için bir takım  özelliklerin bulunması gerekir. Bunların başında milletin kendini ifade  edebilmesi için dil gelir. Bu konuda değişik görüşler olmakla beraber genellikle  ortak dil, ortak din, tarih, ülke ve devlet birliğinin topluluğu millet yaptığı  kabul görmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-34"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üzerinde yatan toprak parçası sayılan bu özellikler  sayesinde vatan olur. Vatan millet fertlerinin ortak dil ve ruhlarının yaşadığı  yer demektir. Bu yerde kader birliği içinde yaşanılan hayat ve konuşulan dil ise  tarihtir. Bu yüzden milletlerin çoğu tarih sahnesine yeni çıkmıştır. Türk  milletinin kökü tarihin derinliklerinden gelen bizim bildiğimiz beş bin yıl  öncesine dayanan bir kültür devletidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Vatan ve ortak geçmiş tarihi ve dili bulunmayan bir  topluluğun millet olması düşünülmüş. Diğer taraftan milletleşmiş bir toplumun  milli bir dili, kültürü ve kimliği vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ortak kabul görmüş bir yaşam tarzı  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birilerinin dayatmasıyla milli kimlik ve dil olmaz.  Milli kimliğin ve dilin kaybolması da bir millet için faciadır. Milli dilin ve  kimliğini kaybeden bir toplum her zaman yok olmaya  mahkûmdur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dünyada namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven  içinde yaşayabilmek ancak bağımsız bir devlete ve vatana sahip olmakla  mümkündür. Bağımsız olabilmek içinde millet şuuruna sahip olmak gerekir. Millet  milli kimliğini muhafaza eden milli dilini iyi konuşan ve birlik beraberlik  içinde olmak ve onları kötü emel sahiplerine karşı korumakla mümkündür. Buda  dilde birliğin işte birliğin, fikirde birliğin temelini oluşturur. Gaspıralı  İsmail’in dediği gibi ‘ her kapının bir anahtarı vardır. İnsanın anahtarı ise  dildir. Dil kişinin veya bir milletin kendisini ifade edebilme sanatıdır. Bu  nedenledir ki Milliyetçiliğin temel unsurlarından biri olan Türk Dilini en iyi  şekilde kullanmak hızlı, akıcı, inandırıcı, etkileyici ve müzikaliteyi de  kullanarak kitleleri etkilemek, kendimizi en güzel şekilde ifade edebilmek,  dilde birliği sağlamaktır. İyi bir hatip veye yorumcu olabilmek için, güzel  konuşarak, düşüncelerimizde hareketsiz duran kelimelere can ve ruh vererek ifade  ve anlatım gücümüzü geliştirmektir. Diksiyonun amacı; yorumculuğu ve güzel  sözlerle duygularımızı ve düşüncelerimizi iyi ve anlamlı anlatmaya  ulaşmaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Söz söyleyeni anlatmaya  alıştırmak,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Dinleyeni inandırmak ve  heyecanlandırmak,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Dinleyenin hoşuna  gitmek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Kendine güven  sağlamak,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">5-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Konuşmada açıklık, gerçeklik,  anlaşılırlık ve güzelliği vurgulamak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">KONULAR<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span><strong>Konuşma Sanatının  önemi</strong><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span><strong>Ses</strong><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Ses olayı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Solunum<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Selen<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Durak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">e)<span>        </span></span></strong><span style="font-size: 13pt">Ton<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3-<span>        </span>Kelime<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)<span>        </span></span></strong><span style="font-size: 13pt">Kelimenin elemanları<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Söyleniş<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Boğumlama<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Ulama<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4-<span>        </span>Söz akımı</span></strong><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Canlılık  mekanizması<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Noktalama<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Sesin hükümleri<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">5-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span><strong>Anlatım </strong><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Doğallık<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Üslup<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Açıklık<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">d)<span>        </span></span></strong><span style="font-size: 13pt">Kuvvet<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">e)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>İncelik<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">f)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>         </span>Duygu<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">g)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Çeşitlilik<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">h)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Hareket<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">i)</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>         </span>Ton<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">6-<span>        </span>Jest ve mimik</span></strong><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt">GÜZEL KONUŞMA  VE İFADE ETME SANATI<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Güzel konuşmanın önemini düşünmeyenler pek çoktur. Halk  karşısında söz söylemek zorunda olan bazı kimseler güçlüklerle hatta  başarısızlıklarla karşılaştıkları halde güzel konuşma sanatına önem verip  öğrenmeye çalışmazlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bazı düşünceler yanlış bir düşünceyle konuşma sanatım  bir özenti ya da bir farklılık sayarlar. Düşündüklerini de şöyle savunurlar: “En  iyi hatipler bile, ses ve söyleniş hatası yapmazlar mı?” Mademki halkı  kendilerine hayran bırakıp başarı kazanıyorlar, öyleyse&#8230; Sonra profesörler,  hatipler, yargıçlar, politikacılar, radyo ve televizyonlarda gürül gürül  konuşuyorlar. Bunlar hep diksiyon dersi mi almışlar?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bütün konuşanlara güzel konuşma dersleri verilmiş mi? O  halde, delicesine çalışmaya ne lüzum var?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunları söyleyenlerin bir bakıma hakları vardır. Çünkü  onlar başkaları konuşurlarken yaptıkları yanlışları ancak, güzel konuşmayı  kavradıktan sonra ayırt edebilirler. Onlara bu doğru yolu, güzel konuşma sanatı  öğretmeni gösterebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birçok politikacı ve konuşmacının diksiyonu acınacak  durumdadır. Toplum karşısında söz söyleyen için iyi bir diksiyonun sonsuz  yararları vardır. Gerçek kişilere yeryüzünde seyrek rastlanır. Bunlar, söz  söyleme kusurlarını düzeltip iyi hatip olmuşlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tarih bize, Çiçero&#8217;nun söz sanatının güçlüklerini  yenebilmek için ne kadar büyük çaba harcadığını anlatmaktadır. Günümüz  hatiplerinin çoğu, bu kusurlarına hiç aldırmadan sadece bağırıp çağırmakla etki  uyandıracaklarını umuyorlar, kendilerine çok güveniyorlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diksiyon; meydanlarda, meclis kürsülerinde konuşan,  kısaca söz sanatını meslek edinmiş kimselerde büyük yarar sağlar. Bununla  beraber denebilir ki hemen hemen herkes bir toplulukta konuşma ihtiyacı duyar.  Bu bakımdan diksiyon alıştırmaları herkes için yararlıdır. Hele, herkese,  toplulukta söz söyleme fırsatını veren zamanımızda, bunu çok görebilirler.  Bildiklerini başkalarına da öğretmeyi bir ödev sayarak bu zevkli işi üzerine  almış olan her insan, bunları başkalarına anlatırken de zevkle dinletmesini  bilmelidir. Düşünen insanlar, düşündüklerini başkalarına anlatma gereği  duyarlar. Siyasî partiler, okullar için konferans sayılarını çoğaltmaya,  toplumun her kesimine inmeye çalışıyorlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İyi söz söylemek için diksiyon çalışılmalıdır. Yüksek  sesle konuşmak, kitap okumak, bildiğini anlatmak, anlattığından zevk almak,  güzel bir yoldur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşmaya ve hitaba alışmaktır. Bu giderek geliştirilip  büyük halk kitlelerine duygu ve düşüncelerini sıkılmadan aktarmayı geliştirir.  Yalnız dinleyenler, konuyu zevkle dinlemeyi elde edemezlerse, monoton bir  konuşma, dinleyenleri sı-kar. Çünkü bir makine sesi gibi gır gır şurup giden,  aynı tonu tekrarlayan sesler, dinleme zevki olan herkesi usandırır. Halk  karşısında dinleyenler kadar, söz söyleyenin de zevk almaşı  gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Müzikte nasıl kompozisyonun bir yorumculuk yönü varsa,  konuşmada da yorumculuk, güzel konuşmadır. Diksiyon, beynimizde hareketsiz duran  duygu ve düşüncelere, kelimelere can ve ruh vererek, topluma anlatmamızı  sağlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Diksiyonun amacı yorumculuğa ulaşmaktır. Bunun için de  şu yöntemlere başvurulur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Söz söyleyeni anlatmaya  alıştırmak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Dinleyeni inandırmak ve  heyecanlandırmak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Dinleyenin hoşuna  gitmek<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Kendine güveni  sağlamak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">5-</span></strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span>Anlatacağı konuyu iyi  bilmek<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dinleyenin hoşuna gitmek sözüyle, şu üç noktaya dikkat  etmeliyiz: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Konuşmada  açıklık<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">b)</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Konuşmada  gerçeklik<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">c)</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Konuşmada  güzellik<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma, ses kelime ve söz akımından meydana geldiğine  göre, bir sözü açıkça anlatabilmek, söz ve anlatımın inandırıcı olması,  karşısındakileri etkilemesi ve sıkmaması gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söz; düşünceleri hisleri meydana çıkarmak için  insanlığın biricik aracıdır. Mimik ve jestlerde sözün yardımcı elemanlarıdır.  Açıklık, gerçekçilik ve güzelliğin elde edilmesi bakımından sözün yanında mimik  ve jest de önemlidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir sanatın güçlüklerini ancak çalışmakla, kendi  çabamızla yenebiliriz. Sadece yeteneğimize güvenmemiz yetmez, çalışma gücümüz  yeteneğimize yardım eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Eğer resim yapmasını öğrenmek istiyorsanız, önce görme  duyumuzu geliştirmemiz gerekir. Başkalarının ve kendinizin konuşmasını hiç  işitmemiş gibi, yeni baştan dinlemeliyiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söyleniş hataları, yazarın hatalarından hangi  memleketlerden geldiği, çoğunlukla hangi sesleri yanlış söyledikleri,  hangilerini söyleyemedikleri göz önüne alınmalıdır. Bu hatalar çoğunlukla, o  kimselerin etrafında söylenen kelimeleri hiç dikkat etmeden benimsemelerinden  ileri gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çok dil bilen kimseler, hiç farkına varmadan,  karşısındakilere konuşurken bir dilden öbürüne geçerler. İşte söyleniş hataları  böyledir. Farkına varılmadığı için benimsenir ve yerleşir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kendinizi ses, söz, anlatım bakımından hazırlamak  zorundasınız. Konuşurken sesinizin hoşa gidecek güzel bir kısmı olmalıdır.  Sesimiz ne hım hım ne de boğaz sesi olmalıdır. Maskeye yerleşmiş temiz bir ses  olarak kulağa hoş gelmelidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir imla yanlışının gözümüze çarpması gibi, bir söyleyiş  yanlışı da kulağımıza çarpar. Bir konuşmanın canlılığı, hareketliliği sizi  duygulandırır, yalnız bu duygu kendiliğinden meydana gelmez; onu söz söyleyen  yaratır. Çevremizde duyduklarınızı, gördüklerinizi aklınızın bir köşesinde  saklayınız. İşittiğiniz tiz ses tonuyla, kötü kulağı rahatsız edenleri  birbirinden ayırınız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Böylece; iyisini, kötüsünden ayırarak hem kendinize hem  de toplumumuza yardım etmiş olursunuz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hem mademki tavır, jest, mimik ve söz, bütün bunlar  duygu ve heyecanların anlatımına yarıyor. O halde siz de bunları konuşmanızda  kullanmaya calisiniz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kesin olarak bilinmelidir ki; uysal her kalbe  getirilebilir bir ses aletine sahip her konuşmacı, sözlerini zevkle  dinletebilir, düşüncelerini karşısındakine rahatlıkla aktarabilir. Düşünce ve  duygularını anlatabilen kişi, başarıya giden yolda ilk adımını atmış  demektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Biliyorsunuz ki ses, insanın bir şeyi yapabilmesi için  ağzından çıkan şeylerdir. Pek ince ses yapısı olan ses aletini, onunla iş gören  kişinin tanıması gerekir. Çünkü onu koruması, tanıdığı oranda kolaylaşır.  Gırtlağımızda meydana gelen şeyler, ağzımızdan şekillenerek ses ve söz halinde  çıkar. Güzel konuşma sanatı bakımından sesler “selen” ve “gürültü” diye ayırmak  gerekir. Çünkü ağzımızdan çıkan sesler, nitelik bakımından birbirlerinden  ayrılırlar. Ses titreşimlerinden meydana gelen ünlüler (a,e,ı,i,o,ö,u,ü)<span>  </span>havanın patlaması, sızması, hışırtısıyla  meydana gelen (gürültüler) (ç,f,h,k,p,s,ş,î) gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşağıdaki görevleri ile beraber sıraladığımız organların  tümüne ses aleti denir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1-</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Seslerin  meydana geldiği organ (gırtlak),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2-</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Körük  tulumuyla hava borusu (akciğer ve soluk borusu),<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3-</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Rezonans  boşlukları bulunan aynı sesi büyütmeye yarayan (boğaz, ağız).  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İyi bir solunum olmadan, doğru bir konuşma tarzı da  olmaz.<span>  </span>İyi bir solunum, soluk alırken  akciğerlere yeteri ölçüde havayı alıp yorgunluk duymadan, vermek demektir. Soluk  almış solunum ilk zamanı olup akciğerlere belirli bir ölçüde hava girer. Soluk  alınırken dikkat edilecek hususlar şunlardır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Soluk; derin, sık, çabuk, düzenli, sinirlenmeden,  gürültüsüz alınmalıdır. Sözün kısası, akciğerlerin alt kısmını (Diyaframı)  çalıştırarak soluk almak gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Soluk alma ne kadar kuvvetli olursa soluk vermekte o  kadar kuvvetli olur. Ses de o kadar gür olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşağıdaki parçalarda sesi dalgalandırmaksın bir solukta  söyleme alıştırmaları yapalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">a)</span></strong><span style="font-size: 13pt"> Ben bir acep  efe geldim, kimse halin bilmez benim,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Ben söylerim  ben dinlerim kimse dilim bilmez benim,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Benim dilim  kuşdilidir, benim elim dost elidir,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Ben bülbülüm  dost gülüdür, ayruk gülüm solmaz benim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 212.4pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">YUNUS  EMRE<span>     </span><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">b) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi  sendik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Bin atlı o  gün dev gibi bir orduyu yendik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Ak tolgalı  beylerbeyi haykırdı, ilerle!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span>Bir yaz günü  geçtik, Tunadan kafilelerle! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 141.6pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>       </span>YAHYA KEMAL <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">c) “Bugün huzurunuzda duyduğum sevincin derinliğini  tarif edemem. Bunu tam ve hakiki bir şekilde duymak için bizim yerimizde olmak  lazımdır. Bu sevincin büyüklüğünü Milliyetçi Hareket Partisi’nin açtığı politika  okulunun ilk öğretmenleri oluşumuzdan ileri geliyor. Milliyetçi Hareket  Partisi’nin uzun zamandır arzuladığı bu müesseselerin ilki olan parti okulumuz,  bu gün artık bir hakikattir ve bizler bu müessesenin ilk öğretmenleri ve ilk  öğrencilerini teşkil ediyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Memleketimizin yükselmesi ve ilerlemesiyle alakalı,  güzeli, iyiyi, doğruyu ve faydalıyı burada öğrenip yurt sathına yaymak için  coşacağız bu okulda. Burada öğrendiklerimizi, ilimize, ilçemize, köyümüze,  bucağımıza ve tüm yurt sathına yayacağız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ne mutlu bu müesseseyi açanlara, ne mutlu bu müesseseden  faydalananlara.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sesiniz kuvvetsiz ve yetersiz olabilir. Bu da hafif  konuşma alışkanlığından ve alıştırma yapmamak yüzünden ileri gelir. Toplum  karşısında konuşmak zorunda olan herkes, sesinin kuvvetini artırması  gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunun için yapılacak olan işler  şunlardır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1-<span>        </span>Soluk  verirken gitgide artan bir şiddetle ses çıkarınız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">2-<span>        </span>Birden  bire ve aynı şiddeti sürdürerek ses çıkarınız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">3-<span>         </span>Sesinizin şiddetini çoğaltıp azaltınız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">4-<span>        </span>Aynı  şekilde, fakat bir çok kere, sesinizin şiddetini çoğaltıp azaltarak  tekrarlayın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">5-<span>        </span>Kısa  soluk vererek, gür ses çıkarınız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">ÖRNEK<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">ATATÜRK&#8217;ÜN  GENÇLİĞE HİTABESİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ey Türk Gençliği!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini,  ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu  temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni, bu hazineden, mahrum  etmek isteyecek, dâhili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve  cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde  bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait,  çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine  kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili  olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün  tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi  bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve vahim olmak  üzere memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta  hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,  müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fak ru zaruret  içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait  içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç  olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 70.8pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>  </span><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 70.8pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span> </span><span>                                                                       </span>Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">SESLİ  HARFLER<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">A<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen üç (a)  vardır. Bunlar kalın (a),ince (a), süresi uzun (a). Kalın (a) Türkçe kökenli  sözcüklerde bulunur. Yabancı dillerden dilimize geçen kelimelerde vardır. Uzun  (a) Arapça ve Farsça’dan dilimize geçmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">KALIN  A<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu şekilde söylenir: dil doğal duruşunu değiştirerek  ortaya doğru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler  açık kalır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kalın (a) ya dilimizde sık rastlanır. Kelime başında,  ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: ay, kar, çaba gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kalın (a) ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  cümleleri iyi söylemeye çalışalım: ‘elalem ala dana aldı ala danalandı da biz  bir ala dana alıp aladanalanamadık- Akrabanın akrabaya akrep etmez  ettiğini-Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">İNCE  Â<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kalın (a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür.  Dilimize geçen yabancı kelimelerden gelmiştir. Bu kelimelerin başında, ortasında  ve sonunda bulunur. Örnek: alkol, lala, hatta harf, dikkat, seyahat, şefkat,  kabahat, sıhhat, saat, lastik, hal, hâlbuki laf, lakırdı, lale, Laz, namus,  nane, nasihat gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnce (â) ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen bir  cümleyi iyi söylemeye çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Lala latif laleli lambasını lacivert lake lavabodan  nazik, nadide şefkate verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Birde dilimizde süresi uzun olan (a) vardır. Bunu da  üzerine şu (^)koyarak gösterelim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: nâne, kâse, nadir, lale, name, cahil, Cahit,  sadık, sabit, katil, nazik, tarih, mavi, lanet, lazım, kazım, kâtip  gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">E<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e)  vardır. Bunlardan biri açık( e) diğeride<span>   </span>kapalı( e) dır. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için  kapalı ( e )nin üzerine şu (‘) işareti koyarak açık( e) den  ayıralım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">AÇIK  E<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu şekilde söylenir: çeneler (a) üstünde olduğu gibi,  dil ileri doğru yükselir ve boğumlanma noktası daha ileridedir. Dilimizde açık(  e) ye daha sık rastlanır orta Anadolu bölgesinde ve bazı yapmacık kadın  konuşmalarında kapalı(e) olarak söylenir. Kelime başında ortasında ve sonunda  bulunur. Örnek: eş, sen, sene gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Açık( e) ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  cümleleri iyi söylemeye çalışalım: edebi edepsizden öğren- ekmeği ekmekçiğe ver,  bir ekmekte üste ver.- evlinin bir evi, evsizin bin evi var-bir elin nesi var,  iki elin nesi var-sen dede ben dede bu atı kim tımar ede. <span>        </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">KPALI  E<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kapalı e” şu şekilde söylenir: “açık e” ye oranla  boğumlanma noktası daha ileride, dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp  çeneler hafifçe sıkılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>     </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kapalı e” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  bir cümleyi iyi söylemeye çalışır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>                                </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gece penceredeki benekli tekir kedi, tenceresindeki eti  yedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">I<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu şekilde söylenir: Boğumlanma noktası damağın arka  kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. Dil damağın arkasına  doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Dilimiz de “ı” ünlüsü kelime  başında, ortasında ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: Isı, ıslık, ılıcalı&#8230;  Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“l” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen cümleyi  iyi söylemeye çalışır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Ihlamuru ısıt-tıkır, tıkır-mırıl, mırıl – şıkır &#8211;  şıkır, yığın-yığın, kıpır-<span>  </span>kıpır,  gıcır-gıcır, ıslak-ıslak, pırıl-pırıl, fırıl-fırıl,  zırıl-zırıl.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">İ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu şekilde söylenir: Boğumlama noktası damağın ön  kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. Dili damağın iki yanına  dar bir geçitten havayı bırakır. “i” ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda  bulunur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; İz, dil, izci&#8230; Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>“İ” ile yapılmış  kelimelerden meydana getirilen cümlelerin iyi söylemeye  çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— İki dinle bir söyle, &#8211; iki el baş  içindir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— İnsan kıymetini, insan bilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilimizde bulunan yabancı kelimelerden süresi uzun olan  (i)<span>  </span>ye rastlanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; îcat, bîçare, bîtap, bitaraf, velî, fennî, ilmî,  canî, hayatî, havaî, kısmî, nihaî, fuzulî, derunî&#8230; gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">O<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki “o”  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bunlardan biri “kalın o” diğeri de “ince o” dur. Bu iki  “o” yu söylerken birbirinden ayırt etmek için “ince o” nün üzerine inceltme  işareti olan şu “^” işareti koyarak gösterelim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">KALIN  O<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kalın o” şu şekilde söylenir, çeneler ve dil “kalın a”  ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşır,  ağzın açıklığı tam küçük bir yuvarlak olur. “Kalın o” ya kelime başında sık  rastlanır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: Ot, ova, ocak, oydu, oda, oymak, orman, ortak,  odun&#8230; Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">(Kalın o) ya kelime sonunda, dilimizde yabancı  kelimelerde rastlanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, fono,  lumbago,<span>  </span>mayo, manto, tango, solo,  soprano, stüdyo, şato, pano, pipo, piyano, radyo, tempo, vazo, veto&#8230;  Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kalın o” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  cümleleri iyi söylemeye çalışalım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz &#8211; Oğlum oldu oydu beni,  kızım oldu soydu beni.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>    </span><strong><o:p></o:p></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">İNCE  Ô<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>      </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">&#8220;ince ô&#8221; şu şekilde söylenir &#8220;kalın o&#8221; ya oranla daha  ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabancı kelimelerden  geçmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; lôbut, lôca, lôdos, lôkanta, lôkma, lôkomotif,  lôkum, lômbar, lônca, lôrt, lôsyon, lôş, nôhut, nôkta, nôrmal, nôta…  Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“İnce ô” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen bir  cümleyi iyi söylemeye çalışalım: Lôbutlar, lôş lôcasında nôtalayan nôrmal lôrt /  lôsyoncusunun lôkantasından nôhuttan lôkumlarla  karıştırdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Ö<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Ö” şu şekilde söylenir: Çeneler ve dil “açık e”  ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşıp  ağzın açıklığı tam küçük bir yuvarlak gibi olur. “ö” ünlüsü çoğunlukla kelime  başında bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; öbek, öç, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke,  öğ-renmek, öğrenim, öğretim, övünmek, öğüt, ökçe, öksürük, örs gibi. “ö” ile  yapılmış kelimelerden meydana getirilen cümleleri iyi söylemeye  çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Ölenle ölünmez, &#8211; ölüm kalım bizim için, &#8211; önce düşün  sonra söyle, &#8211; öfkeyle kalkan zararla oturur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">U<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki “u”  vardır. Bunlardan biri “kalın u” diğeri de “ince u” dür. Bu iki “u” yu söylerken  birbirinden ayırt etmek için “ince u” nun üzerine inceltme işareti olan “^”  işareti koyarak gösterelim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">KALIN  U<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kalın u” şu şekilde söylenir: Çeneler ve dil “kalın a”  ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice  yaklaşıp ağzın açıklığı tam küçük bir yuvarlak gibi olur. “kalın u” ya kelime  başında, ortasında ve sonunda sık rastlanır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; uç, ucuz, uçak, uçurum, ulu, uykucu, uyku&#8230;  Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Kalın u” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  cümleleri iyi söylemeye çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Un kapanı uğradığı uğursuzluktan up uzun  uzandı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Uyku uykunun mayasıdır &#8211; uma uma döndük  muma.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">İNCE  Û<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“ince û” şu şekilde söylenir. (Kalın u) ya oranla daha  ileriden söylenen bir ünlüdür. “Û” ünlüsü çoğunlukla yazıda “ü” ünlüsü ile  gösterildiğinden “ü” olarak söylenmesi yanlıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: Rüya, rüzgâr, huya, güya, lüzum, lütfen, lügat,  nutuk, Nuh, nur, Nuri&#8230; Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>      </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“İnce û” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen bir  cümleyi iyi söylemeye çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Güya Hülya rüyasında Lütfi&#8217;ye numaralı lügati nutuk  söyleyerek lütfetmiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Ü<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu şekilde söylenir: Çeneler ve dil “açık e” ünlüsünde  olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice yaklaşıp büzülür.  “ü” ünlüsü dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda sık  rastlanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek; Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek, Ülker, ülkü, ün,  ünlem, ünlü, üreme, ürkek, ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü,<span>  </span>üye, ürün&#8230; Gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">“Ü” ile yapılmış kelimelerden meydana getirilen  cümleleri iyi söylemeye çalışalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Üzüm üzüme baka baka kararır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Ülker üzüntüden üzüm üzüm  üzüldü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">— Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt  getirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Boğumların soluk alışkanlığı kazanmak için, söylenmesi  oldukça güç birtakım anlamsız cümleleri ezberleyerek, üzerinde alıştırma yaparak  iyi sonuçlar elde edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söylemesi güç olan bu anlamsız cümleleri tekrarlamakla,  dil ve dudak tembelliğini gidereceğimiz gibi gevşek boğumlamanın önüne de geçmiş  oluruz. Şunu hiç unutmamalıyız ki iyi bir boğumlama olmadan açık, anlaşılır ve  güzel bir konuşma elde etme imkânımız yoktur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">SESSİZ  HARFLER<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">B<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dudakların birleşip açılmasıyla ve tonlu olarak meydana  gelir. Kelime başında ve ortasında bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek : ‘babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda  böceklerden bunalarak büzüldü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">C<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dişler birbiri üzerine binecek kadar yaklaşır, dil  ucunun ön kenarları iki sıra dişin arkasına yayılır, bu suretle durdurulan hava  alt çenenin aşağı düşmesiyle serbestleyerek dile ve diş sırasına sürünüp tonlu  olarak çıkar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘cambaz cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe  cumbada cüret ettiler.’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Ç<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ağzın durumu tıpkı ‘c’ ünsüzünde olduğu gibidir. Yalnız  tonsuz olarak meydana gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ç ünsüzü ‘t’ ve ‘ş’ ünsüzlerinin kaynaşmasıyla meydana  gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda çoğunlukla  bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘çardaklı çeşmedeki çırak çiçekleri çobanın  çöreğini ve çuvalları çürüttü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">D<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilin damağın ön kısmına üst diş köklerine dayanıp  açılmasıyla tonlu olarak meydana gelir. Dilimizde kelime başında ortasında  bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken  dönemecin duvarından düştü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">F<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla  ve tonsuz olarak çıkarılır. Dilimizde çoğunlukla kelime başında pek seyrek  olarak ta ortasında ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘farfara felfelek fırıl fırıl fileli folluğu fötr  fuarında füzenledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">G<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil sırtının damağın gerisini birde damağın daha ön  kısmını kapatmasıyla meydana gelir ve tonlu olarak  çıkarılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Görülüyor ki ‘g’ ünsüzünün iki boğumlanma noktası  vardır. İnce ünlüler damağın ön kısmından çıkar. Kalın ünlüler ise damağın  gerisinden çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘galip gev yede gır gır giden gocuklu göçmen  gururluya güldü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Ğ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün  süresini uzatmakla hissettirilir. Kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise  ikili ünlü meydana getirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">H<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir soluk harfi olup azgın kalın (a) ünlüsünü çıkardığı  durumda meydana gelir ve tonsuz olarak çıkarılır. Rumeli külhanbeyi azgında ‘h’  ünsüzü kelime başında ve ortasında kaybolur. Dilimizde çoğunlukla kelime başında  kullanılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘ Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe  hurmaları hürmetle sundu’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">J<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır,  havanın dilin ortasından tonlu olarak sızmasından meydana gelir. J ünlüsü  dilimize Farsça ve Fransızcıdan geçen kelimelerle gelmiştir. Halk arasında ‘j’  ünlüsünün ‘c’ olduğu görülür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘Japon jeolok jiletini jurnalıyla jüriye  verdi’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">K<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil sırtının damağın gerisini birde damağın daha ön  kısmını kapatmasıyla meydana gelir tonsuz olarak çıkar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Görülüyor ki ‘k’ ünsüzünün iki boğumlanma noktası  vardır. İnce ünlüler damağın ön kısmından çıkar. Örnek: kel, kil  kör<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kalın ünlülerle damağın arka kısmından  çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek. Kar, kıl, kor kul<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ünsüzü dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda  bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘kara kâh küllü ketenli kız kibar komşusuna  köprülü kuyuda küstü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">L<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil ucu damağın ön kısmına, birde daha gerisine dayanır,  hava dilin yanlarını titreterek sızar ve tonlu olarak meydana gelir. Dilimizde  ünsüzü kelime başında bulunmaz. Yabancı dillerden gelen kelimelerle dilimize  geçmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘laboratuarda leblebici limonlu lokumu lügatçiyle  lüp etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">M<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dudakların birleşip açılması ve yumuşak damağın  alçalmasıyla tonlu olarak meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve  sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘muhallebici melankolik mısırlı mirza modern  mösyöyle muradiyede müzik dinledi’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">N<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp  açılmasıyla ve yumuşak damağın alçalmasıyla tonlu olarak meydana gelir.  Dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘nakkaş nekre nışadırcı Niyazi noktadaki  nöbetçiyle nutukta nükte yaptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">P<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dudakların birleşip açılmasıyla ve tonsuz olarak meydana  gelir.<span>  </span>Dilimizde kelime başında  ortasında ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘palavracı peltek pısırık pişkin poturlu pörsük  pulcu püskürdü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">R<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil uçunun yukarıdaki kesici dişlerle meydana getirdiği  kapağın birçok defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘radyolu ressam Rıfkı rint romancıyla röportajcı  rumdan rüşvet aldılar’.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">S<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır  ve hava dilin arasından tonsuz olarak sızar. Dilimizde kelime başında ortasında  ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘sandıklıda sepetleri sıralı simitçi sofrada  sökülen sucukları süpürdü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Ş  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dişler birbirine dil sırtıda katı damağa yaklaşır, hava  dilin ortasından tonsuz olarak sızar. Dilimizde kelime başında ortasında ve  sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘Şamlı, şemsiyeli, şıracı, şişko, şoför, şölende,  şurupçuları şüphelendirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">T<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp  açılmasıyla tonsuz olarak meydana gelir. Dilimizde kelime başında ortasında ve  sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘tatar tepsici tıknaz titiz tosun tömbekici  tulumbacısıyla tütün tüttürdü’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">V<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur ve tonlu  olarak çıkarılır. Dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda  bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘varlıklı veli vırvırcı vikontla voyvoda  vuruşunda vücuttandılar.’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Y<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dil ortasıyla ön damak arasından çıkar. Dilimizde kelime  başında ortasında ve sonunda bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘yalvaçlı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yürükle  yumurtalarını yükledi.’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">Z<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır hava dilin arsından  tonlu olarak sızar. Dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda  bulunur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Örnek: ‘zamzakcı zevzek zirzop zilli zorba zurnacıyla  züğürtlendi.’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">ALIŞTIRMALAR<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">1.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir berber bir berbere bre berber gel diye bar bar  bağırmış. Biz de biz bize derler, sizde bize ne derler? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli  peynirler de pır pır pervaz ederler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı  gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı  gıcırtıcılardanım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">4.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için  çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal  satar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üç tunç tas kayısı hoşafı<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">5.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine  devrederlerse, dört deryadan dert, dört dergahtan dört dev  çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">6.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür.  Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları  takatukalatmadan al da gel.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">7.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık kel kör  kirpi dadanmış. Bir erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık  kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık  dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık  kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne  eklemişler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">8.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kırk kırık küp kırkının da kulpu kırık kara  küp.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">A be kuru dayı ne kuru sarı darı bu darı a be kuru  darı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">9.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı, ey kara kuru  kavak sarardın mı ey kara kuru kavak!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">10.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen  parlatırlar enseni.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">11.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İbişle Memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmiş mi,  mahkemeleşmemiş mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">12.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu karşıda bir dal, dal sarkar kartal kalkar. Kartal  kalkar dal sarkar. Dal kalkar kantar tartar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">13.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su  şişesi. Şiş şişeyi şişlemiş şişe keşişe kiş demiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">14.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu yoğurdu sarımsaklasakta mı saklasak sarımsaklamasakta  mı saklasak? Bu yoğurdu mayalamalı damı saklamalı mayalamamalı damı  saklamalı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">15.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">El alem aladana aldı aladanalandı da biz bir aladana  alıp aladanalanamadık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">16.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gül dibi bülbül dibi gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gül dibi bülbül dibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">17.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Çarık çorap dolak, ben sana çarık çorap dolak mı  dedim?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">18. ALIŞTIRMA  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sizin damda var beş boz başlı beş boz  ördek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bizim damda var beş boz başlı beş boz  ördek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sizin damdaki beş boz başlı beş boz  ördek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz  demiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">19.  ALIŞTIRMA<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Değirmene girdi köpek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Değirmenci çaldı kötek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hem kepek yedi köpek,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hem kötek yedi köpek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Şimdiye kadar elde etmeye uğraştığımız boğumlanmanın  “doğruluk”, “berraklık”, “kudret” niteliklerini tanıyalım:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Doğruluk, ünsüzlerin seslerini çıkarırken onlara ait  bütün kurallara özen göstermektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Berraklık, ünsüzleri birbirinden ayırt  etmektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kudret, her ünsüzü uzaktan fark edilecek şekilde  söylemektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Boğumlamanın dördüncü niteliği “hafiflik” tir. Bu da iyi  bir boğumlamada gereken kuvveti gizleyen niteliktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Söyleyici diğer niteliklerle beraber hafifliği de elde  etmeye çalışmalıdır. Çünkü bu nitelik söyleyici, sözünü söylerken “gayret sarf  ediyor” etkisini vermekten kurtarır. Hem de daha zevkle dinlenmeyi elde  ettirir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aşağıdaki alıştırma ile boğumlanmada hafifliğin  sağlanmasına çalışalım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit  oynarken, eski harman içinde&#8230; Ben deyim bu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan,  uçtu uçtu bir kuş uçtu, kuş uçmadı, gümüş uçtu, gümüş uçmadı, Memiş uçtu, uçar  mı, uçmaz mı demeye kalmadı;<span>  </span>anam düştü  eşikten, babam düştü beşikten&#8230; Biri kaptı maşayı;<span>  </span>biri aldı kaşığı; dolandım, durdum dört  köşeyi&#8230; Vay ne köşe, bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe: şu köşe yaz  köşesi Şu köşe kış köşesi. Şu köşe güz köşesi diye tekerleyip üç yuvarlarken  aşağıdan sökün etmez mi Maraş Paşası! Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup,  attım kendimi dışarı; gel gelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı;  bir fiske vurdular enseme gözlerim fırladı dışarı? Bu öfkeyle minarenin birini  belime soktum, borudur diye! Kubbelerini dersen cebime koydum, darıdır diye! O  gitti ben gittim&#8230; Az gittim, Uz gittim&#8230; Dere tepe düz gittim. Çayır, çimen  düz geçerek; lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek altı ayda bir güz gittim.  Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne bakayım, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!  Ne ise, var varanın,<span>   </span>sür sürenin  baykuşu çoktur viranenin, derken efendimin ağası, bir ağağımı baldıranlara  basmayayım mı korudur diye! Birini de tutup denize atmayayım mı kıyıdır diye!  Kuruydum ıslandım; sel beni neyler? Islandım kurudum: yel beni neyler? Mangırım  yok,<span>   </span>pulum yok; il beni neyler? Dostu  düşmanı araladım, bedavadan bir kayık kiraladım; fış fış kayıkçı; kış kış  kayıkçı; kayıkçının küreği tıp tıp eder yüreği, akşama fincan böreği, sabaha  bayram çöreği&#8230; Yesem yesem doymasam! Kâbeye gitsem gelmesem!<span>  </span>Zemzem ile yusalar! Kına ile gömseler! Yok  yok kayıkçı, aman çabuk kayıkçı! Evde benim etim var; bir yaramaz etim var;  kedim eti yerse, anam beni döverse&#8230; Vay başıma, hay başıma; bir devlet kuşu  konsa şu benim kel başıma! Demeye kalmadı, bir de<span>  </span>gördüm ki, ne göreyim? Adı ile sanıyla,  yeşiliyle alıyla Zümrüdü Anka dedikleri değil mi? Arafat dağının üstünden süzüm  süzüm süzülüp geliyor. Bakın be yahu! Yüzü insan, gözleri ahu! Martaval değil,  masaldır masal bu!..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">(Eflatun Cem Güney, Zümrüdü Anka  başlangıcı.)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu bilgilerin ışığında Milliyetçi Hareket Partisi  Liderlerinin özlü sözlerinden meydana gelen metinleri bir hatip olarak  değerlendirmeye çalışalım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt">1- MHP Lideri  Merhum Başbuğ ALPASLAN TÜRKEŞ’İN Konuşması.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>         </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aç kapıyı haber var<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ötenin ötesinden<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dudaklarda şarkılar<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kurtuluş bestesinde<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Biz geldik herkes bilsin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Gönül gönüle girilsin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnsanlar devrişilsin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sonsuzluk destesinde.<span>      </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İnsanların ve toplumun mutluluğu, sağlıklı ve kendini  güçlü bulmalarıyla başlar. Kendi kendine yeterli ve kendi gücüyle yaşayabilen  kişi ve toplum olmak, insanlık şerefinin başlıca şartını teşrik eder. Bunu  düşünmek ve çalışmak, kişiler ve toplumlar için yükselişin biricik yoludur. Bu  sebepten insanlar erginlik kazandıkları çağdan itibaren toplum içindeki  yerlerini ve hedeflerini tayin ederek çalışmak zorundadırlar. Bir milletin  yükselişi, her şeyden önce insan sevgisi ve insanlara yararlı olma, insan  yararına saygı gösterme esasına dayanan manevi yüksek inanç sahibi bulunmasına  ihtiyaç gösterilmelidir. Diğer insanların, olayların ve tabiat tesirlerinin  önünde baş eğmeye, uşaklığa mecbur kalmak insanlık için en aşağılatıcı bir  durumdur. Büyüklüğü düşünmek, yüceliği istemek kişileri ve toplumları mutluluğa  götürecek en şerefli bir yoldur. Büyüklük ve yüceliğin aşısı manevi büyüklük,  inanç ve sevgi yüceliği ve gerçeklere saygı ile bilgili olmaktır. Bilgi,  insanlığı karanlıktan kurtaran bir ışıktır. Madde alanındaki zenginlik ve  toplumların refahı ile iktisadi yüksekliği, manevi büyüklükten ve yücelikten  kaynağını alır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Milliyetçi Hareket, Türk milletinin içinde bulunduğu  yoksulluk, geri kalmışlık ve zayıflıktan kısa zaman da sıyrılıp kalkınması için;  Türk Milletine büyük olmayı, büyük düşünmeyi, büyük ülkü sahibi olmayı ve manevi  yüceliği hedef olarak, çare olarak ve metot olarak  göstermektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yıllar yılıdır üst üste gelen felaketler, darlıklar ve  sıkıntılar, çelimsiz ruhlarda yılgınlıklara sebep olmuştur. Bunun yanı sıra  düşman milletlerin kültür ve ideoloji saldırıları ve manevi istilaları bizleri  sözde “gerçeklik” veya “akılcılık” perdesi hakkında kendimizi hor görmek ve  küçüklüğü kabullenmek, küçük düşünmeyi bir hüner saymak bataklığına  yuvarlamıştır. Büyük düşünmek, millet olarak büyümeyi istemek ve yüceliğe  ulaşmayı dilemek tehlikeli ve zararlı görülür olmuştur. İşte, yeni sömürgeliğin  “neo-konolizm” metodu budur. Sömürmek istemediği yıkmak istediği milletleri  aşağılık görüşlere inandırmak, kölelik zincirine vurmaktır. Türk Milliyetçileri  olarak Türk Milletini her çeşit kölelikten, esirlikten kurtarmak ve korumak  mücadelesindeyiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk Milleti için kurtuluş ve yükseliş çaresi, kendi  inançlarıyla, milliyetçilik ülküsüne sarılmaktır. Türk Milleti için kısa  zamanda, kısa yoldan kurtuluş ve yükseliş Milli Türk ideolojisi Milli Türk  Doktrin Dokuz Işık’tadır. Kendi varlığıyla, hızlı bir şekilde kalkınan;  yabancılardan yardım beklemekten ve başkalarına sığınmaktan kurtulmuş bir  Türkiye, ancak büyük Türk Doktrini Dokuz Işık’la mümkün  olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hedefimiz, büyük, güçlü, kudretlı, müreffeh Türkiye’dir.  Yenilmez ve başeğmez Türk Milliyetçilerinin yürüyüşünün kurtuluşu vardır, zaferi  vardır, şeref ve büyüklük vardır. Sizlere yarının ufuklarında doğacak zafer  günlerini müjdeliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 70.8pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>        </span><o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 247.8pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">BAŞBUĞ  ALPARSLAN TÜRKEŞ <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-indent: 0.05pt"><strong><span style="font-size: 13pt">2- MHP Genel  Başkanı Dr. DEVLET BAHÇELİ’NİN Konuşması.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Amacımız demokratik Milliyetçi Türkiye&#8217;yi kurmaktır. Bu  yol çetin, bu dava kutsal, bu ülkü, büyük Türk ülküsüdür. Ülkümüzün bayrağı  asılmış, meşalesi yakılmıştır. Birlikte, Türkeş idealini gerçekleştirmek için,  Devlet Millet el ele, Milliyetçi Türkiye diyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk insanı, kalkınma, bilim ve teknoloji ile teknik  yeniliklerdeki açığını süratle kapatıp 21. yüzyıla ülkemizi bilgi çağı ve bilgi  toplumuna çıkararak, güçlü lider konumuna getirmek için mesele öncelik, her  meslekten ve her yaştan bütün insanlarımızı duyarlı bir Türkiye sevdalısı  olmasında düğümlenmektedir. Bunun hemen arkasından, risk almayı göze alabilen  dürüst devlet adamlarına ihtiyaç vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aynı dili konuşanlar değil, aynı heyecanları paylaşanlar  anlaşır. Sizinle sadece aynı dili konuşmuyor, aynı duyguları, aynı heyecanları,  aynı idealleri paylaşıyorum. Sizleri Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;nde toplanmaya  çağırıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mutlu millet, milli devlet idealini gerçekleştirmek için  ve MHP&#8217;yi en kısa sürede iktidara taşımak, Türkiye&#8217;yi orta vadede lider ülke,  uzun vadede dünyanın süper gücü haline getirmektir.<span>  </span>Amacımız birlikte rahmet, ayrılıkta azap  vardır. Birlikte, iktidarı umutlu, milletimizi mutlu kılacağız. Türkiye’yi hak  ettiği yere, bölgenin en güçlü ülkesi haline getirmeye, daha ötesi dünya devleti  yapmaya mecburuz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 318.6pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">Dr. DEVLET BAHÇELİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 303pt; text-indent: 15.6pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">MHP Genel Başkanı<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 303pt; text-indent: 15.6pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 303pt; text-indent: 15.6pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 303pt; text-indent: 15.6pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanati-her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/guzel-konusma-sanatidiksiyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK MİMARİSİ</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-mimarisi.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-mimarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:33:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SANAT VE EDEBİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRK MİMARİSİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
1-      SELÇUKLU DÖNEMİ  
TÜRK  MİMARİSİ
            
Anadolu Türk mimarîsinin Osmanlı  öncesi döneminde Selçuklu mimarîsi, kullandığı zengin biçimler ve bu biçimlerle  gerçekleştirilen özgün çözümler ile dikkat çeker. Selçuklular İslâm medeniyetine  uymakla kalmamışlar, kendi şahsiyet ve zevklerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="Section1">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>1-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span></strong><strong><span style="font-size: 13pt">SELÇUKLU DÖNEMİ  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt">TÜRK  MİMARİSİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><span>            </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu Türk mimarîsinin Osmanlı  öncesi döneminde Selçuklu mimarîsi, kullandığı zengin biçimler ve bu biçimlerle  gerçekleştirilen özgün çözümler ile dikkat çeker. Selçuklular İslâm medeniyetine  uymakla kalmamışlar, kendi şahsiyet ve zevklerinden bu medeniyete büyük ölçüde  katkıda bulunarak, kendi sanat görüşlerini de ortaya koymuşlardı. İdareleri  altında bulunan Çin sınırlarından İstanbul Boğazı, Akdeniz ve Karadeniz  kıyılarına, Mısır, Yemen ve Hind hududlarına kadar olan ülkelerde cami, medrese,  türbe (kümbet), hastahâne, kervansaray, kale ve köprü gibi birçok mimarî eserler  meydana getirmişler, kökleri eski yurtlarındaki yapılara kadar giden tipleri  buralarda da geliştirmişler ve İslâm dünyasına yeni yapı tipleri hediye  etmişlerdir. İran, Türkistan ve Irak’taki büyük camilerde bu yenilikler tatbik  edilmiş ve Selçuklular İslâm dünyasındaki camilere abidevî bir manzara  kazandırmışlardır. Selçuklulardan zamanımıza kadar örnek olarak; Isfahan  Mescid-i Cuma, Gülpayegân Camii, Kazvîn’deki Mescid-i Cuma ve Ardistan’daki  Mescid-i Cuma gibi camiler kalmıştır. Yeni tip ince silindirik minareler de  İslâm dünyasına Türk mimarîsinin bir hediyesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p><span id="more-33"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Selçuklular zamanındaki diğer bir  yapı tipi de dinî bir öğretim yeri olan medreselerdir. Yapılarda farklı örtü  sistemleri, yapım teknikleri, malzemeler ve süsleme öğeleri kullanılmıştır.  Bunun da ötesinde, ortak biçimler içeren örneklerde dahi, bunların yorumlanış  tarzı farklı olmuştur. Erzurum Çifte Minareli Medrese, Sivas Gök Medrese eyvanlı  ve açık avluludur; ancak her ikisi de ilk bakışta ayırt edilebilecek denli özgün  yapılardır. Benzer şekilde Konya&#8217;nın iki komşu anıtsal yapısı Karatay Medresesi  ile İnce Minareli Medrese, her ikisi de tek eyvanlı, kapalı avlulu medreseler  olsa da son derece farklı yorumların konusu olmuş yapılardır. Nişâbûr, Bağdad ve  Tus medreseleri orta avlulu ve dört eyvanlı planın kullanıldığı medreselerdir.  Bu yapı tipinde avlunun dört bir tarafında eyvan bulunmakta, avluyu kemerli  revaklar çevirmektedir. Bu suretle dört eyvanlı cami ve medrese planının  Selçukluların idaresindeki bölgelerde uygulandığı görülmektedir. Son zamanlarda  yapılan arkeolojik araştırmalar neticesi dört eyvanlı planın saray ve  kervansaraylarda da uygulandığı meydana çıkmıştır.<span>  </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Selçukluların İslâm dünyasına  getirdikleri yeni yapı stillerinden biri de; şekil itibarıyla Türk otağlarını  (çadırlarını) andıran tuğladan yapılmış ve adına “Kümbet” denilen türbelerdir.  Bunları genel olarak dört köşeli, çok köşeli veya yuvarlak biçimde olmak üzere  üçe ayırmak mümkündür. Selçuklular devrinde İslâm dünyasında birçok türbe  yapılmıştır. Bu devreden kalan örneklerin başında, dünya mimarîsinin sayılı  şahaserleri arasında yer alan, Sultan Sencer (öl. 1157) in Merv şehrindeki  türbesi gelir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kirman Selçukluları daha ilk  melikleri Kavurd zamanından (1048–1073) itibaren imar faaliyetlerine  başlamışlardır. Nitekim onun yaptırdığı karakol kaleleri bugün de mevcudiyetini  muhafaza etmektedir. Selçuklular devrinde Kirman’da şehircilik yönünden de bir  gelişme görülmüş, şehirler şehristân denilen kısımdan dışarı taşarak yeni  mahalleler ve yerleşme merkezleri kurulmuştur. Melik I. Turan-şahın yaptırdığı  camii “Mescid-i Melik” adıyla meşhur olup, bugün Kirman gölgesinin en eski  camiidir. O devreden kalan bir eser de Atabey Bozkuş’un yaptırdığı ve “Hâce  Atabey “ adı ile meşhur türbedir. Selçuklu devrinde yapılmış olup günümüze  intikal eden bazı eserlerden; Berdisîr’deki Mescid-i Bâzâr-ı şah, Zerend’deki  Selçuklu minaresi, Kirman şehrine takriben <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="70 km">70 km</st1:metricconverter>. mesafedeki  Nigar köyündeki Selçuklu kalesi ve hamamı zikredilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>1-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span></strong><strong><span style="font-size: 13pt">BEYLİKLER DÖNEMİ  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt">TÜRK  MİMARİSİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu’da Beylikler dönemi  mimarisi, Türk mimari tarihinde özel bir önem taşır. Beylikler dönemi mimarisi,  Selçuklu ile Osmanlı mimarileri arasında bir köprü oluşturmaktadır. Bu dönemde  bir yandan Selçuklu özellikleri sürmüş, öte yandan Osmanlı mimarisinden de  etkiler alınmıştır. Beylikler dönemi sanatı ayrıca, kısa bir zaman içinde  imparatorluk sanatına yükselmiş olan Osmanlı mimarisinin oluşumuna da katkıda  bulunmuştur. Beylikler döneminden kalan mimari yapıtlar içinde Anadolu Türk  mimarisinde tek örnek olarak bilinen birkaç yapının bulunması, bu çağın önemini  daha da arttırmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1077’de kurulan Anadolu Selçuklu  Devleti, Anadolu’nun fethi ve Türkleşmesi yolunda büyük yararları olan Türkmen  boylarını, toprak açma siyaseti ile kuzey, batı ve güney Anadolu’da çeşitli  sahil bölgelerine yerleştirmiştir. Ama 1243 Kösedağ Savaşı’nda Moğollara yenilen  Selçuklular eski güçlerini yitirmişlerdir. Bu durum 1308’e kadar sürmüştür.  Bununla birlikte, Selçuklu sanatı 13. yüzyıl sonuna kadar çok önemli eserler  verilerek kuvvetle yaşatılmıştır. Sınırlara yerleştirilmiş olan Türkmen  beylikleri, Selçuklulardan sonra bağımsızlıklarını kazanarak Anadolu Türk  mimarisine canlılık getiren yapıtlar vermişlerdir. Böylece, 14. yüzyılda sanat  tarihinde “Beylikler Dönemi” olarak adlandırılan yeni bir dönem  başlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu’da ilk kurulan  beyliklerden biri olan Eşrefoğlu Beyliği, Beyşehir ve yöresinde egemen olmuştur.  Beyşehir’de Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılmış olan cami (1297–99),  Selçuklu dönemindeki ağaç direkli camilerin özelliğini sürdüren önemli bir  yapıdır. Dikdörtgen planlı bu camide tahtadan iri mukarnas başlıkları olan 48  uzun direk kullanılmıştır. Mihrap yönüne dikey uzanan yedi neften oluşan bu  yapıda daha geniş ve yüksek olan orta nefin mihrap önüne rastlayan bölümünde,  tuğla payelere oturan bir de kubbe bulunmaktadır. Kuzeydoğuda yola uygun olarak  eğri yapılmış olan kapının, Selçuklu portallerini anımsatan görkemli bir  görüntüsü vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir başka beylik de Birgi, Tire  ve Selçuk yöresinde egemenlik kurmuş olan Aydın-oğulları’dır. Bu beyliğin önemli  yapılarından biri Birgi Ulu Camii’dir. Aydınoğlu Mehmed Bey tarafından 1312’de  yaptırılan cami, mihraba dik uzanan beş nefi ve mihrap önündeki kubbesi ile  Selçuklu dönemi plan özelliğini sürdürmektedir. Orta nefi daha geniş olan yapı  ahşap meyilli bir çatı ile örtülüdür. Güneybatıdaki minare ise firuze sırlı  tuğlalarla süslüdür. Ayrıca yapının çeşitli yerlerinde geometrik örnekli zengin  mozaik çini süslemeler bulunmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Manisa ve çevresinde yerleşmiş  olan Saruhanlı Beyliği’nin önemli yapısı ise Manisa Ulu Camii’dir. Saruhanoğlu  İshak Bey tarafından 1376’da yaptırılan cami, 1378’de eklenen türbe ve medrese  ile bir külliye halindedir. Külliye düşüncesi ile Selçuklu dönemi geleneğini  sürdüren yapının planı Beylikler döneminde tek örnek olan, ama daha sonra  Osmanlı mimarisinde büyük bir gelişme gösteren sekiz dayanaklı kubbeyi  sunmaktadır. Manisa Ulu Camii’nin sekiz dayanaklı kubbesi, merkezi bir mekân  yaratılması yolunda Osmanlı mimarlarını etkileyen önemli bir  gelişmedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>Anadolu’nun güneybatısında, Muğla, Peçin,  Milas ve Balat’da beylik kurmuş olan Menteşe Türkmenlerinin yapıları ise,  Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin etkileri ile biçimlenmiştir. Bununla birlikte  Menteşeli Beyliği, özgün bir mimari üslup yaratarak Anadolu Türk mimarisinde  önemli bir yer kazanmıştır. Milas’ta Erhan Bey tarafından yaptırılan Hacı İlyas  Camii ile Ahmed Gazi’nin 1378’de bol devirme malzeme kullanarak yaptırdığı Milas  Ulu Camii bu beyliğin önemli mimari eserleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span>Menteşeliler medrese mimarisinde de yenilikler  getirmişlerdir. Peçin’de Ahmet Gazi tarafından 1375’te yaptırılmış olan medrese,  dikdörtgen biçimli avlusunun çevresindeki düz tonozlu on hücresi ve büyük  eyvanın yerini alan, üstü kubbe örtülü mekânı ile değişik bir plan gösterir. Ana  eyvanın kubbe ile örtülmesi, daha sonra Osmanlı mimarisinde sık sık rastlanacak  bir yeniliktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kütahya ve civarında kurulmuş  olan Germiyanlı Beyliği’nin camileri, üç bölümlü son cemaat yerleri bulunan tek  kubbeli yapılardır. 1433 tarihli İshak Fakih Camii ve Germiyanlı Beyliği’nin  Osmanlı ülkesine katılmasından sonra, 1487’de inşa edilmiş olan Hisarbey Camii  bu türden yapılardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Anadolu’daki Selçuklu  beyliklerinin en büyüğü ise Karamanoğullarıdır. Ermenek, Karaman, Konya,  Aksaray, Niğde ve Anamur yörelerinde egemen olmuşlardır. Selçuklu sanatının  üslup ve geleneğine en çok bağlı kalan bu beylik, uzun süren egemenliği  süresince Osmanlı sanatından da etkilenmiştir. Karamanoğulları cami mimarisi  açısından belli bir yenilik getirmemişler ve medreseleriyle de Selçuklu  geleneğini sürdürmüşlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Candaroğulları ise Kastamonu,  Sinop ve Safranbolu’yu içine alan bölgede egemen olmuşlardır. Bu beyliğin Sinop  kolu daha sonra İsfendiyaroğulları adı ile tanınmıştır. Candaroğulları,  Osmanlıların üç bölümlü son cemaat yeri olan tek kubbeli ya da zaviyeli  dediğimiz türdeki camilerini örnek almışlardır. Candaroğullarının en önemli  yapısı Kastamonu’daki İsmail Bey Külliyesi’dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span>   </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İlhanlıların gerek Anadolu’daki  egemenlikleri sırasında, gerek 1335’teki parçalanmalarından sonra bazı Türkmen  beylikleri ortaya çıkmış ve devlet niteliği taşıyan topluluklar kurmuşlardır.  Bunlara ait yapılar arasında, Kırşehir’deki Âşık Paşa Türbesi gibi Anadolu Türk  mimarisinde form açısından tek örnek olarak kalanlara da rastlanmaktadır.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Doğu Anadolu’da Van yöresinde  devlet kurmuş olan Türkmenlerden Karakoyunlular, egemen oldukları bölgeyi daha  sonra Azerbaycan’a kadar genişletmişlerdir. Günümüze ulaşan en önemli yapıları  olarak bilinen Van Ulu Camii, ne yazık ki bugün tümüyle  yıkıktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dulkadir Türkmenleri ise 1337’de  Maraş ve Elbistan bölgesinde bir beylik kurmuşlar, kısa zamanda Malatya, Harput  ve Kayseri’yi de ele geçirmişlerdir. Mısır Memlükleri ile Osmanlılar arasında  bazen birine, bazen ötekine bağlı kalarak 1522’ye kadar egemenlik sürmüşlerdir.  Yapıtlarında bölgenin özelliği olarak, Selçukluların olduğu kadar Osmanlı ve  Memlük sanatının da etkileri görülür. Dulkadiroğullarının önemli camilerinden  biri Osmanlı üslubundaki Elbistan Ulu Camii’dir. Bu cami nin Osmanlıların  yönetimi sırasında Şehsuvar Bey’in oğlu Ali Bey’in başa geçtiği zamanda yapılmış  olduğu kabul edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Son olarak, Oğuz boylarından biri  olan Ramazanoğulları, beyliklerini 1378’den itibaren Adana, Sis, Ayas ve Payas  bölgelerinde kurmuşlardır. Ramazanoğullarının en önemli yapısı türbe ve medrese  ile bir külliye halinde olan Adana’daki Ulu Cami’dir. Ulu Cami, Selçuklu ve  Osmanlı mimarisiyle güneyden gelen Memlük etkisini birleştiren bir  yapıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>2-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span></strong><strong><span style="font-size: 13pt">OSMANLI DÖNEMİ  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt">TÜRK  MİMARİSİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı mimarisi basit,  kullanışlı, ince, zarif, vakur ve heybetlidir. Muhteşem saray tipi XIX. asırda  Batı&#8217;dan gelerek girmiştir. Bununla beraber Allah adına yapılan camiler tamamen  abidevidir. Camilerin çevreleri bir sürü sosyal müessese ile örülür ve bir  &#8220;külliye&#8221; teşkil ederler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlılar fevkalâde imarcıdır.  Yapıları kendi medeniyetine ait olmasa bile ihtimamla korurlar. İmarın  görülmediği hiçbir imparatorluk köşesi yoktur. Dişinden tırnağından arttıran  mütevazı mahalle zenginleri bile, bir mescid yaptıramadığı takdirde bir çeşme  yaptırır veya bir mektep tamir ettirir. Toplum anlayışı fevkalâde güçlüdür.  Kendilerinden sonraki nesiller içinde şefkat fikri çok gelişmiştir. Osmanlı  sanatının Türk Sanat Tarihi içindeki tartışılmaz ayrıcalığı ilk kez onun,  standart ve uyumlu bir üslup geliştirmiş olmasından ileri  gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Horasan’dan Filibe’ye kadar  uzanan kuşakta etkili olan Osmanlı Mimari Sanatı zaman içinde büyük değişimler  geçirmiş ve kendini bu değişimlerden, hâkim olduğu topraklar üzerinde gelmiş  geçmiş tüm kültürlerin sentezini yaparak yaratmıştır. Elbette bu süre içinde  belli dönemlerde bazı kültürlerden daha fazla etkilenmiş ve bu kültürlerin sanat  anlayışlarını eserlerinde daha fazla yansıtmıştı. Osmanlı Mimarisi’nin 14.yy dan  20.yy.ın başlarına kadar uzanan etkinlik süreci bu nedenle üç bölümde  incelenmektedir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•Erken Dönem  (14.yy–15.yy)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•Klasik Dönem  (15.yy–17.yy)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•Batılılaşma Dönemi  (17.yy–19.yy)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><span>A)<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">     </span></span></span></em></strong><strong><em><span style="font-size: 13pt">Erken Dönem ( 14. yy. – 15. yy.  )<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı Devleti’nin kuruluş  döneminde etkili olan Erken Dönem Mimarisi İznik, Bursa ve Edirne yapıları  tarafından temsil edilir. Bunların ilk örnekleri İznik’te bulunur. İkinci  payitaht Bursa ise gerek devletin ilk anıtsal taş yapılarını bulundurması  gerekse Erken dönem Mimarisi’ne damgasını vurmuş “Bursa Üslubu” nun doğduğu yer  olması nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. 14.yy.ın ikinci yarısında devletin  merkezi olan Edirne ise bir cami ve medreseler kentidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Erken dönemin mimarisi  imparatorluktan ziyade bir Batı Anadolu Beyliği’nin özelliklerini taşır. İslâm  dünyasının ucundaki konumu ve batıya, Avrupa’nın içlerine doğru yayılmacılığı  sebebiyle erken dönem Osmanlı mimarîsi, karşı karsıya geldiği Batı Anadolu ve  Doğu Akdeniz geleneklerinin etkilerini taşır. Yapıların form, plan ve  süslemelerdeki belirgin özellikleri, Selçuklu mimarîsi ve Batı Asya’nın İslâmî  geleneklerinden önemli bir sapma gösterir. Selçukluların abidevî giriş kapısının  bulunduğu cephede yoğunlaşan mimarî anlatım tarzından farklı olarak, Osmanlı  yapılarının her cephesi eşit şekilde detaylandırılmış ve giriş biraz daha fazla  vurgulanmıştır. Böylece, erken dönem Osmanlı yapılarının tek bir kütle olarak  algılanması sağlanmıştır. I. Bayezid tarafından 1400’de inşa ettirilen  Bursa’daki Ulu Cami, abidevî mimarînin mükemmel bir örneğidir. Hepsi eşit etkiye  sahip birer kubbeyle örtülmüş yirmi bölümlü bu yapının üç tarafında girişi  vardır ve dört cephesini kemerlerle çevrili iki sıra pencere süslemektedir. Ulu  Cami’nin çok kubbeli planını daha sonraki camilerde uygulanmadığı için bir  denemeden ibaret kalmıştır denilebilir. Bu plana Edirne’de 1414’te yapılan dokuz  kubbeli Eski Cami’de de rastlanır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Erken dönemin daha yenilikçi ve  kullanışlı yapı tipi girişten kıble duvarına kadar uzanan iki bölümlü dikdörtgen  bir mekâna sahip ters-T planıdır. Ters-T planlı yapıların en ihtişamlısı,  Bursa’da I. Mehmed için mimar Hacı İvaz tarafından 1419 ile 1424 arası inşa  edilen Yeşil Cami’dir. Şehre bakan yüksek bir tepeye kurulu büyük bir külliyenin  parçası olan caminin çevresinde kendisine bağlı birçok yapı bulunmaktaydı.  Bunlardan günümüze sadece türbe, medrese, imaret ve hamamı gelmiştir. Yeşil  Külliye Osmanlıların imparatorluk külliyelerinin başlangıcına işaret eder ve  adını binaların içini ve dışını süsleyen çimlerden alır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Erken Dönemde klasik anlayışın ve  özgün Osmanlı sanatının ilk temelleri atılmış; kubbe geleneği ortaya çıkıp  gelişmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">B)<span>  </span>Klasik Dönem ( 15. yy. – 17. yy.  )<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klasik Dönem Mimarisi ise üç  yüzyıllık geniş bir dönemde, imparatorluğun bütününde etkili olmuş; en parlak  örneklerini ise İstanbul’da vermiştir. Bu dönem mimarisinin başyapıtları, dini  ve kamusal yapılardır. Özel mülkiyet anlayışı olmadığından sivil mimariye ait  yapılara pek rastlanmaz. Kamusal ve dinsel işleve sahip olmayan ilk ürünler  dönemin sonlarında, batı etkisinin gelişiyle verilmiştir. Bu dönem, Erken  Dönemin mirasçısı olarak kubbe geleneğini sürdürmüş, Erken Dönemin sonlarında  ortaya çıkan merkezi plan şemasını geliştirerek onu anıtsal ölçülere  kavuşturmuştur. Bir çokları Osmanlı Klasik Anlayışının karakteristik özelliği  olan; ana kubbeyi yarım kubbelerle mümkün olduğunca genişletme çabasının  Ayasofya’dan etkilenilmesi sonucu ortaya çıktığını iddia  ederler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klasik Dönemde yaşamış olan Mimar  Sinan&#8217;ın dünya tarihinin en büyük mimarlarından biri belki birincisi olduğunda  ittifak vardır. Mimar Sinan Kayseri&#8217;nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588&#8242;de  İstanbul&#8217;da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah  olduktan sonra başlatılan ve Rumeli&#8217;de olduğu gibi Anadolu&#8217;dan da asker  devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512&#8242;de devşirilerek İstanbul&#8217;a  getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı&#8217;na verildi, 1514&#8242;te  Çaldıran Savaşı&#8217;nda 1516–1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul&#8217;a  dönünce Yeniçeri Ocağı&#8217;na alındı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521&#8242;de  Belgrad, 1522&#8242;de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526&#8242;da  katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (başteknisyen) oldu. 1529&#8242;da  Viyana, 1529–1532 arasında Alman, 1532–1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz  seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü&#8217;nün üstünden geçecek üç  geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki ünvanı verildi.  1536&#8242;da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538&#8242;de yer aldığı Karabuğdan  (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri  üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali&#8217;nin ölümü üzerine onun yerine  sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına  eş düşen bu görevi ölümüne kadar sürdürdü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mimar Sinan, Osmanlı  İmparatorluğu&#8217;nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II.  Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş,  imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp  uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Sinan daha sonra ordunun yapı  gereksinimini karşılayan birimlerinde görev almış, buradaki çalışmalarıyla öne  çıkmıştır. Gerek ordunun bu birimleri tarafından usta-çırak ilişkisi içinde  gerçekleştirilen yapım ve onarım çalışmaları, gerek orduyla birlikte gittiği  yerlerde görme olanağı bulduğu yapılar, Mimar Sinan&#8217;ın eğitiminin parçası  olmuştur. Çeşitli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul  ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20  kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere  sayılamayanlarla birlikte üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir. Onun asıl  önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle  Osmanlı-Türk mimarlığını &#8220;klasik&#8221; olarak adlandırılan doruğuna  ulaştırmasındadır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını  korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir  heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982&#8242;de İstanbul&#8217;daki Devlet Güzel Sanatlar  Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı  verilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sinan mimarbaşılığından önce de  askeri amaçlı olmayan yapılar tasarlamış ve uygulamış olmalıdır. Ama ilk önemli  yapıtı İstanbul&#8217;da ki Şehzade (Mehmed) Camii&#8217;dir. Kendisinin çıraklık dönemi  yapıtı olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım  kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Dış görünüşlerin kitlesel etkisi  azaltılmış, içerde ise daha aydınlık bir mekân oluşturma yoluna gidilmiştir. Onu  izleyen Üsküdar&#8217;daki Mihrimah Sultan Camii&#8217;nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe  indirilerek daha rahat bir iç mekân araştırılmıştır. Osmanlı-Türk mimarlığının  en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi&#8217;dir. Sinan kalfalık  dönemi yapıtı olarak adlandırdığı bu yapıda İstanbul&#8217;daki Bayezid Camii&#8217;nde  kullanılan taşıyıcı sistemi yinelenmiş, dört ayaküstüne oturan kubbeyi  giriş-mihrap yönündeki yarım kubbelerle desteklenmiştir. Bu, Ayasofya ile ortaya  atılan strüktür sorunun, onun tarafından bir kez daha ele alınışıdır.  Süleymaniye, darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi,  dükkânları ve Kanunî Süleyman ve Hürrem Sultan&#8217;ın türbeleriyle büyük bir alana  yayılmış kentsel bir düzenlemedir ve Türkler&#8217;in dinsel yapılara toplumsal hizmet  yapısı içeriği katmalarının en önemli örneğidir. Kubbe ve yarım kubbeler,  yüklerini, uyumlu geçişlerle bir sonrakine iletirler. Yapı bu düzenden gelen bir  dinginlikle, İstanbul&#8217;un Haliç&#8217;e bakan tepelerinden birinde yer alır. Dönemin  önde gelen tüm sanatçılarının katkıda bulunduğu Süleymaniye, her ayrıntısıyla  bir bütün olarak ele alınmıştır. Yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilmiş olması  Sinan&#8217;ın mimarlıkta olduğu kadar örgütleme alanındaki dehasını da ortaya koyar.  Yapının yapıldığı döneme ışık tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmıştır.  Sinan yapı ile çatı örtüsü için en uygun taşıyıcı sistemi ve biçimi bulmak  yolunda deneyler yapmış, hatta zaman zaman geçmişte kullanıp sonra terkedilen  yöntemleri yineleyerek bunların nasıl ileri götürülebileceğini araştırmıştır.  Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine şart olarak sürdüğü de görülür. Sinan  ustalık dönemi eseri olarak nitelendirdiği Selimiye Camii’nde daha önce  İstanbul&#8217;daki Rüstem Paşa Camii&#8217;nde çözmeye çalıştığı bir sorunu, yani kubbeyi  sekizgen bir plan üstüne oturtma düşüncesini uygulamıştır. Böylece, taşıyıcı  ayaklar incelmekte, yükleri ileten öğelerin küçülmesiyle de kubbe, yapıdaki en  önemli mekân belirleyici öğe durumuna gelmektedir. Sinan burada  <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="31 m">31 m</st1:metricconverter>&#8216;yi geçen  çapıyla en büyük kubbesini gerçekleştirmiştir. Külliye&#8217;nin öteki yapıları camiye  göre arka planda tutulmuştur. Selimiye, strüktüründen mekân oluşumuna,  oranlarından süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık birleşiminin  dilini ortaya koyan, kurallarını belirleyen çok önemli bir  başyapıttır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sinan, yola çıkış noktası  geleneksel biçim ve plan şemaları olmasına karşın, bunlara katı bir biçimde  bağlı kalmamış, şartların gerektirdiği yerlerde yeni biçimlere yönelmiş, böylece  eski ile yeni arasında bir bağ oluşturabilmiştir. Sinan&#8217;ın yapıları mimarlık  bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Bu nedenle &#8220;ser  mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran” “dünyadaki mimarların ve zaman içindeki  mühendislerin başı&#8221; diye anılmıştır. Yapılarının çoğunun 400 yıl sonra bile  ayakta duruyor, hatta kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine olduğu  kadar temellerine de özen gösterilmiş olmasındandır. Sinan&#8217;ın mühendis yanı  suyollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda zamanının sahip olduğu tüm  mühendislik bilgilerini uygulamış, hatta kimi zaman onları aşan, ileri götüren  tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul&#8217;un su sorununu çözmekle  görevlendirilmiş, bentleriyle, tünelleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle,  biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="50 km">50 km</st1:metricconverter>&#8216;yi aşan ve  Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Süleymaniye  Külliye&#8217;sine 53 milyon akçe harcanırken Kıkçeşme yapılarına 43 milyon akçe  harcanmış olması da zamanında bunlara verilen önemin bir başka göstergesi  olmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sinan, köprülerini de en az öteki  yapıtları kadar önemsemiş, toplam uzunluğu <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="635,5 m">635,5 m</st1:metricconverter>&#8216;yi bulan  Büyükçekmece Köprüsü ile sağlam olduğu kadar güzel de olan bir eser diye  övünmüştür. En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi  araştırmak, böyle bir minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç  merdivenle çıkmayı denemek, bu mühendislik dehasının yaratıcılığını ortaya koyan  örneklerdir. Mimarlık, kimi zaman, içinden çıktığı toplumun genel yapısıyla uyum  içinde olan bir bütünlüğe erişir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi  olanaklarıyla karşılayan, ama geçmişin deneyim ve anılarını da içeren bir  birleşimdir. Ortaya çıkan biçimler toplumun büyük bir çoğunluğunca benimsenen  simgelere dönüşür. Bu yalnız belli bir yere ve çağa özgü, başka bir benzeri  olmayan bir mimarlık demektir. İşte Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer  almaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı-Türk mimarlığı onunla  birlikte bireşim sürecini tamamlamış, arayış aşamasından klasik dönemine  geçmiştir. Bu geçiş, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi  planlı yapıyı anıtsal bir mimarlığın en önemli öğesi olan kubbeyi ve ona bağlı  taşıyıcılar sistemini en yalın ve açık biçimde kullanıp onu anıtsal mimarlık  düzenlemelerinin çekirdeği durumuna getirmek Osmanlı-Türk mimarlığının dünya  mimarlığına bir katkısıdır. Böylece hem Doğu, hem Batı ile ilişki içinde olan,  Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık  bileşimi ortaya çıkmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">C) Batılılaşma Dönemi ( 17.yy –  19.yy )<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mimar Sinan’ın ölümü ile Osmanlı  mimarisinde “Klasik Dönem” diye adlandırılan çağ kapanmış, ama bu büyük ustanın  etkileri uzun süre devam etmiştir. Bu etki, özellikle cami planlarında çok güçlü  ve kalıcı olmuştur. Mimar Sinan’ın şehzade Camii’nde geliştirdiği dört yarım  kubbeli sistem, birçok yapıda yinelenmiştir. Bunlar arasında en önemli olanı  Sultan Ahmet Camii’dir. I. Sultan Ahmed’in mimar Sedefkâr Mehmed Ağa’ya  yaptırdığı bu külliye, Sinan’ı izleyen, onun ekolünü sürdüren yapılar arasında  en tanınmış örnektir denilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Klasik dönemde, “Külliye” olarak  adlandırılan yapılar topluluğunun merkezini cami oluşturmaktaydı. 17. yüzyılda  ise merkezde cami yerine medresenin yer aldığı bir dizi külliye karşımıza çıkar.  Bunlar, sultanların değil de devlet ileri gelenleri ve vezirlerin yaptırmış  olduğu örneklerdir. Bu tipteki külliyelerden biri de 1683–1690 yılları arasında  yapılmış olan Divanyolu’ndaki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa  Külliyesi’dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">İmparatorluğun duraklama dönemine  girdiği 17.yy. sonlarında ve bunu takip eden gerileme döneminde Osmanlı devlet  adamları ve aydınları arasında reform arayışları baş gösterdi; fakat bu  arayışlar daha çok Avrupa’nın idari ve kültürel açılardan taklit edilmesi  şeklinde gelişti. 18. yüzyıl, Osmanlı sanatına Batı etkilerinin girdiği, başka  bir deyişle Batılılaşmanın başladığı dönemdir. Bu dönemde özellikle süslemede  Barok, Rokoko gibi Batı kaynaklı üsluplar görülür. Ama bu üslupların Osmanlı  sanatındaki uygulamasında geleneksel Türk motifleri ve yapı tiplerinden  vazgeçilmemiştir. Bu dönemde çeşme ve sebiller birden önem kazanmıştır. Topkapı  Sarayı yakınındaki III. Ahmet Çeşmesi, bu yüzyılın başına ait tipik bir  örnektir. Çeşme ve sebil işlevlerini birlikte gören bu yapıda, Barok üslupta taş  süslemelerin yanı sıra 18. yüzyıl çinilerinden örnekler de vardır. Bu çiniler,  Tekfur Sarayı atölyelerinde Türk çiniciliğini canlandırma denemeleri olarak  yapılmıştır. Taş süslemede ise akantus kıvrımları ve çiçekli panolar, Barok  üslubun kıvrık hatlarını ve güçlü gölge-ışık etkisini zengin bir biçimde  yansıtırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">18. yüzyılın ilk yarısında Sultan  I. Mahmud tarafından yaptırılan Tophane Çeşmesi’nde de plastik görüntü veren  zengin taş süsleme vardır. Mimari neredeyse ikinci plana itilmiştir. Taş  süslemede saksı içinde meyva ağaçları, vazoda çiçekler zengin bir görüntü  sunarlar. Bunların yanı sıra palmet ve rumi benzeri motiflere de rastlanır.  Ancak, artık klasik dönemin çizgiciliğinden eser  kalmamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nur-u Osmaniye Camii ise mimaride  Batılı üslupların belirginleştiği bir yapıdır. Bu durum, daha planında dikkati  çeker. Barok üslubun en belirgin özelliklerinden biri olan oval formlar Türk  mimarisinde pek kullanılmamıştır. Ancak bu yapıda avlunun oval oluşu ile plana  Barok bir nitelik kazandırılmıştır. Barok özellikler yapının dışında da kendini  gösterir. Kıvrık yuvarlak kemerler, oval pencereler, “S” biçimindeki payandalar  bu türden ayrıntılardır. Zaten bu üslup, Türk sanatında kendini daha çok  ayrıntılarda hissettirmiştir. Oval plan, yapının iç avlusunda da ilginç bir  biçimde uygulanmıştır. Üslup değişimlerinden en kolay etkilenen elemanlar olan  sütun başlıkları ve kemerler, doğal olarak bu yeni üslubun özelliklerini  taşımaktadırlar. Bu üslup değişiminden yapının portali de etkilenmiştir. Ana  hatlarıyla klasik portalleri andırmakla birlikte mukarnasın yerini almış olan  Barok kıvrımlı kavsara dolgusu, adeta “Türk Baroğu”nun  simgesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Üsküdar’daki 1760 tarihli Ayazma  Camii’nde de Barok özellikleri mimariden çok ayrıntılarda karşımıza çıkar.  Yüksekçe bir yerdeki camiye daire planlı merdivenlerle çıkılır. Bu, plana  yansıyan tek Barok özelliktir denilebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1763 gibi hayli ilerlemiş bir  tarihte yapılmış olmasına rağmen Laleli Camii’ndeki Barok üslubun çok çarpıcı  olmadığı söylenebilir. Bu yapıda da kubbenin sekiz dayanağa oturduğu klasik şema  yinelenmiştir. Barok özellikler kıvrık hatlar, dalgalı yuvarlak kemerler,  pencereler gibi ayrıntılarda karşımıza çıkar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1778 tarihli Beylerbeyi Camii ise  ahşap kubbelidir. Yapı 1983 yılında bir yangın geçirmiş ama daha sonra  onarılmıştır. Bu yapıda da özellikle ayrıntılarda Batılı üslupların etkileri  görülür. Beylerbeyi Camii’nin minberi, geç dönemdeki nadir ahşap örneklerden  biridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">19. yüzyıl başlarında ise bir  üslup karmaşası karşımıza çıkar. Bu dönemde Ampir, Barok, Rokoko ve klasik  Osmanlı üsluplarının hepsinin bir arada kullanıldığı yapılar bile vardır.  Tophane’deki Nusretiye Camii’nde ise Ampir üslup ağır basmaktadır. Ampir, sözcük  olarak “İmparatorluk Üslubu” anlamına gelir. Esinini Yunan ve Roma gibi klasik  üsluplardan alan bu anlayış, eski Mısır biçimlerinden de etkilenmiştir.  Nusretiye Camii’nde Ampir üslubun yanı sıra Barok üslup da görülmektedir. Yapıda  bu dönem camilerinin ortak özelliği olan ferah ve çok aydınlık bir mekân  yaratılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sultan II. Mahmud’un bulunduğu  semte de adını veren türbesi, Ampir üslubun İstanbul’daki en tipik örneğidir.  1840 tarihli türbe, bu özelliğinin yanı sıra sekizgen planı ve kubbe ile örtülü  olmasıyla klasik Osmanlı türbe şemasına da bağlıdır. Bu yapıda ayrıntılarda  karşımıza çıkan ve bir çeşit Batı Neo-Klasiği olarak da adlandırılan Ampir  üslup, ülkemize Batı’daki biçimiyle yansımıştır. Türbenin cephesindeki palmet  dizisi ise Yunan-Roma sanatını yeniden canlandırmak isteği ile kullanılmış  motifler olarak sanatımıza girmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı cami mimarisinin durumunu  açıkça gösteren Ortaköy Camii ise ilginç 19. yüzyıl ortalarındaki bir örnektir.  Renkli taş minber dönemin karakteristik formunu taşımaktadır. Kubbe içinde ise,  havalı bir mimari görünüm veren renkli nakışlarla güçlü bir derinlik izlenimi  yaratılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ortaköy Camii ile aynı yıllara  ait olan 1853 tarihli Dolmabahçe Camii ise daha ağırbaşlı bir görünüştedir. Batı  sanatının klasik motifleri, bu yapıda da karşımıza çıkar. Ampir üslubun egemen  olduğu bu camide çok aydınlık ve dışarıya açık bir mekân yaratılmıştır. İç  mekânın insana ferahlık veren bir görüntüsü vardır. Caminin minberinde kakma  tekniğinde renkli mermer süsleme bu dönem için karakteristik bir durumdur.  Yapının minaresi de antik sanattan alınmış bir eleman gibidir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu tarihlerden sonra Osmanlı  sanatında bir “kendine dönüş denemeleri” dizisi izlenebilir. Batı Neo-Klasiği  yerine Türk Neo-Klasiği uygulanmaya çalışılmıştır. Ama bunun ne dereceye kadar  başarılı olduğu tartışılabilir. İstanbul Aksaray’daki 1871 tarihli Valide Camii  bu akımın öncülerinden biridir. Bu yapıda birçok üslup bir aradadır. Özellikle  dış süslemede Batı sanatının Gotik üslubundan, Kuzey Afrika’nın Mağrip üslubuna  kadar akla gelebilecek hemen her türden ayrıntı göze çarpmaktadır. Ancak  buradaki sivri ya da at nalı kemerler, uzak ülkelerin sanatının bir kopyası  olarak değil de, olasılıkla iyi anlaşılamamış bir İslam sanatı Neo-Klasik  denemesi biçiminde ortaya çıkmıştır. Yapıda pekiyi araştırılmadan denenmiş  rumili süslemelerin varlığı, bunu düşündürmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bu ilk denemelerden sonra Türk  Neo-Klasik üslubu daha bilinçli bir biçimde yaratılmaya çalışılmıştır. Ancak  oranların farklılığı, kemer ve benzeri yapı elemanlarıyla süsleme motiflerinin  tam anlaşılamaması, ortaya yanlış uygulamaların çıkmasına neden olmuştur.  Örneğin sivri kemerler, Gotik ya da at nalı biçimindeki Mağrip kemerlerini  andırmaktadır. Bu dönemin başarılı yapıları arasında, 20. yüzyılın başlarında  mimar Kemalettin tarafından yapılan Bebek Camii  sayılabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 53.45pt; text-indent: -18pt"><strong><span style="font-size: 13pt"><span>3-<span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      </span></span></span></strong><strong><span style="font-size: 13pt">CUMHURİYET DÖNEMİ  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt"><strong><span style="font-size: 13pt">TÜRK  MİMARİSİ<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet mimarlığında II. Dünya  Savaşı sonrası ülkemizde Alman etkisinin zayıflaması, ilişkilerimizin yönü ve  biçiminin değişmesi, ister istemez mimarlık ortamımızı da etkilemiştir. Diğer  ülkelerdeki değişmeler de ülkemizde tartışılmakta, sonuçları değişik yollarla  izlenmektedir. Mimarlar bir noktaya saplanıp kalmaktan çok, daha bağımsız  çalışma yöntemleri aramaktadırlar. Savaş sonrası yakılıp yıkılan kentler hızla  onarılmaya, teknolojide atılımlar yapılmaya, dönemin ünlü mimarları değişik  açılardan üretimde bulunmaya başlamışlardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">II. Dünya savaşının sonucunda  yıkılan kentlerin çağdaş şekilcilik ilkelerine göre yeniden yapılmasıyla  yetinilmeyip uydu kentler düşüncesi uygulamaya dönüştürülmektedir. Doğal olarak,  savaş sonrasının öne çıkardığı sosyal konut sorununa çözüm aranmakta, tek yapı  düzeyinden öte tüm kenti içeren çalışmalar yapılmaktadır. Dünyadaki hızlı  gelişmeler bu yıllarda olanakların el verdiği oranda ülkemize aktarılmaya,  ulusal mimarlık akımının etkileri gittikçe zayıflamaya başlamıştır. Artık yeni  biçimler aranmaya, teknik olanaklar denenmeye -kişisel düzeyde de olsa- yeni bir  arayış içinde imarlık ortamımız değişime uğramaktadır. Örnekler, salt İstanbul  Adalet Sarayı’nda kalmayarak diğer yarışmalara da yansımaya başlamıştır. Bunu  İstanbul Belediye Sarayı (1953), İstanbul Sheraton Oteli (1959) sonuçları  izlemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1950’li yıllarda eğitim,  örgütlenme, tasarım ve uygulama alanında ortaya çıkan tüm gelişmelere karşın,  gene de biçimsel bir aktarma söz konusudur. Bu yüzden bu yıllar,” Türk  mimarlığının dış yayınlarla ve dış etkenlerle beslendikleri bir devredir.”  şeklinde yarıgılanabilir. Söz konusu olan, Cumhurıyet döneminde bir yaratma  değil, eskinin bazen de pekiyi anlaşılmadan yapılmış kopyasıdır. Ayrıca bu  yıllarda toplumsal konulara da mimaride gerektiği ölçüde yer  verilmemiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1950’li yıllar, mimarlıkta  uluslar arası sisteme açılışın ilk dönemidir. Bu dönemde ithal olanaklarının  çoğalması, birçok yabancı mimarlık dergisinin getirilmesini sağladı. Böylece,  yabancı dil bilmeyen yabancı ülkeleri tanımayan mimarlar gelişmiş ülkelerdeki  mimarlık hareketlerine sadece bu dergilerdeki fotoğraflardan izleyerek tanıdı.  Türkiye’deki yapı teknolojisi de ithal edilen mimari biçimlerin geldiği  ülkelerdeki seviyeye erişmemişti, bu nedenle bizdeki uluslar arası üslup  uygulamaları yerel olarak kalmıştır. Uluslar arası üslubun kullandığı  malzemelerden çelik Türkiye’de pahalı ve uygulama tekniği bilinmeyen bir malzeme  olduğu için Türk mimarları daha çok bilinene, betonarmeye  yöneldiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">1950’li yıllarda eleştiri konusu  olan noktaların, 1960 ve sonrasında ağır ağır gündeme geldiği görülmektedir.  Bunun en belirgin nedenlerinden birisi siyasal ve toplumsal alandaki  değişikliklerdir. Artık her alanda geniş bir tartışma ortamı doğmuş, buna koşut  olarak mimarlar ve şehirciler daha önce altı çizilmemiş sorunlara gündeme  getirebilmişlerdir. Eğitim ve araştırma kurumları da çalışmalarını  yoğunlaştırmaya, kapsamlarını genişletmeye başlamışlardır.<span>  </span>Son yıllardaki klasik Türk mimarisi  tarzındaki çalışmalar ise daha çok sit ve çevre koruması amacıyla  yapılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">KAYNAKLAR:<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">• TÜRKLÜK BİLGİSİ / Yrd. Doç.Dr.  Ali GÜLER, Yrd. Doç.Dr. Suat AKGÜL, Atilla ŞİMŞEK / Ankara /  2001<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">• HACILAR VE SULTANLAR / Tarih  Vakfı Yurt Yayınları / 1995<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">• İLK DEVİR OSMANLI MİMARİSİNDE  CAMİ/ Abdullah Kuran / Ankara / 1964<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">• OSMANLI DEVLETİ VE MEDENİYETİ  TARİHİ / IRCICA<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•  www.kultur.gov.tr<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•  www.akmb.gov.tr<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">•  www.kimkimdir.gen.tr<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 15pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 15pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 15pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 15pt">SANAT<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt">1-  DOKUMACILIK<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:preferrelative="t" o:spt="75" filled="f" stroked="f" path=" m@4@5 l@4@11@9@11@9@5 xe"><v:stroke joinstyle="miter"></v:stroke><v:formulas><v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0 "></v:f><v:f eqn="sum @0 1 0 "></v:f><v:f eqn="sum 0 0 @1 "></v:f><v:f eqn="prod @2 1 2 "></v:f><v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth "></v:f><v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight "></v:f><v:f eqn="sum @0 0 1 "></v:f><v:f eqn="prod @6 1 2 "></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth "></v:f><v:f eqn="sum @8 21600 0 "></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight "></v:f><v:f eqn="sum @10 21600 0 "></v:f></v:formulas><v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"></v:path><o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"></o:lock></v:shapetype><v:shape id="_x0000_s1047" style="margin-top: 1.9pt; z-index: 9; left: 0px; margin-left: 0px; width: 117pt; position: absolute; height: 84.8pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="04[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Düz dokuma yaygılar, düğümlü  halılar kadar kalın ve dayanıklı olmadıklarından, eski devirlere ait örnekler  hemen hemen yok gibidir. Daha çok göçebelerin eşyaları olan bu yaygılar iyice  eskimeden terk edilmemekte, hatta kesilip parçalara bölünerek  kullanılmaktadırlar. Kolayca çürüdüklerinden yeraltı buluntuları arasında fazla  örnek bulunmamaktadır. Ayrıca yerleşik toplumların aristokrat sınıfları  tarafından kullanılmadıklarından ve nesilden nesile korunarak aktarılan değerli  mallar arasında da yer almadıklarından eskiye ait örnekler günümüze pek  ulaşamamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1048" style="margin-top: 64.55pt; z-index: 10; left: 0px; margin-left: 0px; width: 96.95pt; position: absolute; height: 135pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="03[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Türk düz dokuma yaygıları içinde  tarihlendirilen en eski örneklerden biri Washington Textile Museum&#8217;da bulunan  küfi bordürlü ve ortada sekizgen madalyon, kenarlarda ufak sekizgenler bulunan  kompozisyonu ile 15. 16. Y.Y. Avrupalı ressamların tablolarında görülen ve  Holbien halıları olarak adlandırılan desenlere benzediği için 15. 16. Y.Y.  olarak tarihlendirilen atkılı sumak tekniğinde dokunmuş bir yaygı en erken  Anadolu yaygılarından biridir. Konya Mevla&#8217;na Müzesindeki geleneksel Anadolu  kilimlerinden tamamen farklı bir dokumaya sahip olan, tapestry tekniğindeki  karanfile benzer büyük palmetli bitkisel desenli kilim 16. 17. Y.Y. Osmanlı  saray sanatı ile büyük benzerlik gösterdiğinden bu yüzyıllar olarak  tarihlendirilmektedir. Daha çok göçebe topluluklara bağlı bir sanat türü  olduğundan, hakkında pek fazla yazılı belge bulunmayan geleneksel kilim ve öteki  dokuma yaygıların tarihi ise Osmanlı kilimlerine nazaran çok karanlıktır.  Türkmen boylarının Orta Asya&#8217;daki ve Anadolu&#8217;ya gelene kadarki göçleri ve  konaklamaları sırasındaki komşuları, Anadolu&#8217;daki geçmiş uygarlıkların  birikimleri ve diğer etnik gruplar, Haçlı Seferleri, Selçuklu ve Osmanlılar  zamanındaki Kuzey Afrika&#8217;dan Avrupa&#8217;nın ortasına, Çin&#8217;e kadar geniş alandaki  değişik </span><v:shape id="_x0000_s1049" style="margin-top: 106.75pt; z-index: 11; left: 0px; margin-left: 0px; width: 109.65pt; position: absolute; height: 155pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="1[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">kültürlerin etkileri birleşerek,  bu çeşitli dokuma teknikleri ve şaşırtıcı desen zenginliğini ortaya  çıkartmıştır. Bir de ayrıca her yörenin kendine has yünü ve elde edilen doğal  boya maddelerinin değişikliği, dokuyucuların kişisel ustalık ve  yaratıcılıklarını da eklersek, bu çeşitliliği daha iyi anlarız.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Dokuma yaygılar da bir yerde  sahip olduklarını tahmin ettiğimiz sembolik motifleri ile onların yazılı  belgeleri yerine geçmektedir. Boy ve oymak yaşamının sürdüğü zamanlarda, her boy  ya da oymağın dokuma yaygıları, onları başkalarından ayıran damgalar yerine  geçiyordu. Belirli bir grubun dokuduğu yaygıda, her motifin, desenin ve rengin  kendine özgü bir anlamı ve karakteristiği vardır. Bu motifler nesilden nesile,  çok ufak değişikliklerle ana özelliği ve anlamı bozulmadan devam ediyordu. Her  yaygı kendinden önceki yaygının özelliklerini taşımakla birlikte, dokuyucunun  yaptığı çok ufak değişikliklerle ve eklerle benzersiz bir eser halini alıyordu.  Zamanla boy ve oymaklar bütünlüklerini kaybederek, geleneksellikleri de  bozularak, birbirlerinden motifler </span><v:shape id="_x0000_s1050" style="margin-top: 100.25pt; z-index: 12; left: 0px; margin-left: 0px; width: 97.75pt; position: absolute; height: 2in; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="02[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">almaya başlamışlardır. Boy ve  oymakların üzerinde, Osmanlı yazılı belgelerinde, belirli grupların yerleşim  bölgelerinde veya göçebelerin bulundukları yerlerde belirli tipteki yaygıların  desen, renk ve dokuma teknikleri üzerinde yapılacak araştırmalarla çok ilginç  sonuçlar alınabilir. Kendi içine kapalı geleneksel göçebe boy ve oymaklar  tarafından, yalnız kendi için dokudukları düz dokuma yaygıların tarihi, sıkı  sıkıya bu grupların tarihine bağlı bulunmaktadır. Onların Anadolu içindeki  dağılımları, yer değiştirmeleri, geleneklerini etkileyen etkenler hakkında çok  yönlü ve karşılaştırmalı incelemeler yapılmadıkça, bu tarih karanlıkta  kalacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">2- TÜRK&#8217;LERDE HAT SANATI  <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1035" style="margin-top: 148.85pt; z-index: 1; left: 0px; margin-left: 0px; width: 83.05pt; position: absolute; height: 90pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="002[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">&#8220;Hüsn-i Hat&#8221; denildiğinde, Arap  asıllı olmakla beraber bütün İslam Âlemi tarafından benimsenip kullanılan ve en  ziyade Osmanlı Türkleri&#8217;nin elinde san&#8217;at vasfını devam ettiren yazı nev&#8217;ileri  hatırlanır. Okuma ve yazmayı sağlayan harflerin bir araya gelişinden böylesine  kapsamlı bir san&#8217;atın çıkışı, öncelikle Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i en güzel şekliyle  yazılı (Mushaf) hale getirmek gayretinden doğmuş; ayrıca, gündelik hayatta okuma  vesilesiyle gözün intizama alıştırılması gaye edinilmiştir. Zira hattın her  tarafı, yazıldığı kamış kalemin nokta ölçüsüne tâbidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türklerin, İslamiyet&#8217;i kabul  edişleriyle (X. Asır) beraber yüzyüze geldikleri Arap harfleri, o vakte kadar  İslam âleminin bir kısmında zaten müstakil bir san&#8217;at haline gelmişti ve hat  san&#8217;atında ağırlık kûfî yazısındaydı. Selçuklular devrinden itibaren hat  konusunda diğer İslam devletlerindeki seviye Anadolu&#8217;da tutturularak,  Osmanlı&#8217;nın kuruluşundan sonra da aynı başarı gösterildi. Ancak, hat san&#8217;atına  Türk kimliğinin kazandırılışı İstanbul&#8217;un fethini takip eden yıllarda mümkün  olabildi. Şeyh Hamdullah (1429–1520) isimli hat dehamız o devirde en yaygın hat  nev&#8217;ileri sayılan sülüs – nesih -muhakkak – reyhanî &#8211; tevki&#8217; &#8211; rıka&#8217; yazılarına  &#8211; bir değerlendirmeye tabi tutarak- öncekilerden farkı bulunan estetiği  kazandırdı. Bu arada eski zevkin temsilcisi sıfatıyla san&#8217;at meydanına çıkan  Ahmed Karahisarî (1469?-1556) de güçlü terkip kudreti sayesinde hayranlık  uyandırdı. Fakat bir sonraki yüzyılın nihayetinde bu yazı cinslerine Hafız  Osman&#8217;ın (1642–1698) getirdiği taze soluğun tesiri asırlarca devam etti. XIX.  yüzyılda Kadıasker Mustafa İzzet (1801–1876) ve Mehmed Şevkî (1829–1887)  efendiler bu üslûbu varabileceği son noktaya getirdiler. Yukarıda sayılan hat  nev&#8217;ileri ağzı 2mm.ye kadar olan kamış kalemle yazılırdı. Ancak celî adıyla  anılan, istife uymasından dolayı </span><v:shape id="_x0000_s1036" style="margin-top: 190.25pt; z-index: 2; left: 0px; margin-left: 0px; width: 108pt; position: absolute; height: 83.25pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="004[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">celî sülüs tarzı tercih olunan  kalın, iri yazılar ise diğerleri gibi tekâmüle erememişti. İşte bu yazıyı da  Mustafa Rakım (1757–1826) isimli deha mertebesindeki san&#8217;atkârımız kemale  ulaştırdı ve celî sülüs nihayet Samî Efendi (1836–1912) ile hala devam eden  üslûbuna kavuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Aslı İran&#8217;da Nesta&#8217;lik adıyla  bilinen, fakat Osmanlıların sadece ta&#8217;lik dedikleri bir yazı daha vardır ki,  yukarıda saydıklarımızın okumaya yardımcı hareke ve sair işaretlerle  donatılmasına mukabil, bu hat nev&#8217;i yalın olarak yazılır; kalemin incelik ve  kalınlık vasıfları sırayla tekrarlanarak şiir gibi bir görünüş kazandırılır.  Önceleri aynen İran üslûbunda yazıla gelen ta&#8217;lik hattına, sağ tarafı felçli  olduğundan sol eliyle yazan -bu sebeple Yesarî adıyla anılan- Mehmed Es&#8217;ad  (?-1798) tarafından Türk hüviyeti kazandırılmış, onun oğlu Yesarîzâde Mustafa  İzzet (?-1849) eliyle üslûp tam kemale ermiştir. Yukarıda anılan Samî Efendi bu  hat nev&#8217;inin de unutulmaz ismidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1037" style="margin-top: 53.05pt; z-index: 3; left: 0px; margin-left: 0px; width: 91.7pt; position: absolute; height: 117pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="005[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Osmanlılar&#8217;da Divan-ı Hümayun’a  mahsus olan divanî ve celî divanî hatları da, devlet yazışmalarındaki  sahtekârlığı önlemek için zor okunan ve kelime arasına ilâve yapılamayacak  şekilde girift yazılan iki yazı nev&#8217;i olarak bilinir, ayrıca görünüşüyle  devletin yüceliğine şan katar. Bu yazıların günlük hayatta kullanılışına pek  rastlanılmaz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Osmanlı padişahlarını -baba  adıyla beraber- ismini ve &#8220;El Muzaffer Daima&#8221; dileğini taşıyan tuğraları da her  padişahla beraber değiştirilir ve yeni padişah tahttan ayrılana kadar devam  ederdi. Ancak tuğra şeklinde ayet, hadis ve mübarek sayılan isimlerin yazıldığı  da az değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Rık&#8217;a denilen el yazısı, san&#8217;at  gayesiyle kaleme alınmayan günlük yazıların güzelliğini taşır, siyakat ise  maliye ve tapu kayıtlarında kullanılan şifreli yazıdır, san&#8217;at icrasına mahsus  değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hat san&#8217;atı disiplinli öğretimi  ve Batı&#8217;dan tesir almayışı sayesinde XX. Asra kadar mükemmelleşerek gelmiştir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">A-  Türleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1038" style="margin-top: 19.7pt; z-index: 4; left: 0px; margin-left: 0px; width: 90pt; position: absolute; height: 85pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="007[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Hazret-i Muhammet&#8217;den (s.a.v),  Kuran-ı Kerim&#8217;in toplanmasından sonra, İslam dininin bilime verdiği özel önemin  etkisiyle, çok sayıda kâtip yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük aşamalar  göstererek mimarlık, bezeme gibi önemli sanat kolu olmuştur. Bu yazının ilk  biçimi olan ve adını Kufe kentinden alan köşeli karakterli kufi &#8220;Ümmü&#8217;l-Hutut&#8221;  (Hazret-i Ali&#8217;nin &#8220;kufi&#8221; hattı bulduğu söylenir) yazısının yerini IX. yüzyıldan  sonra aklam-ı sitte almaya başladı. Aklam-ı sitteyi oluşturan muhakkak, reyhanî,  sülüs, nesih, tevki ve rıka adlı altı temel yazıda yuvarlak çizgilerin hâkim  olması hattatlara büyük kolaylıklar sağlayarak hat sanatının ufkunun gelişmesine  yol açtı. Bağdatlı hattat İbn Mukle, aklam-ı sitteyi belli kurallara oturttu.  Bunun için kalemin ucuyla yapılan noktayı, standart bir elif harfini ve daireyi  ölçü olarak kabul etti. Onun yolunda yürüyen İbnü&#8217;l-Bevvab yazıyı estetik  bakımdan biraz daha ileriye götürdü. Son Abbasi halifesi Mustasım&#8217;ın saray  hattatı Yakut-ı Mustasımî harflerin yapısına ayrı bir güzellik getirdi. Yakut&#8217;un  ölümünden sonra hat sanatı İran ve Türk hattatlarının elinde gelişmeye ve  güzelleşmeye devam etti. İran&#8217;lı sanatçılar aklam-ı sitteyi kendi anlayışlarına  göre yazdılarsa da, genelde Yakut&#8217;un uslubundan ayrılmadılar. Oysa yazının  estetik bakımdan çok eksikleri vardı. Bunu gidermeyi Osmanlı hattatları başardı.  XV. yüzyılda II. Mehmed&#8217;in (Fatih Sultan Mehmed Han) ve oğlu II. Bayezid&#8217;in  hattatlığını yapan ve Osmanlı-Türk hattatlarının babası sayılan Şeyh Hamdullah  aklam-ı sitteye o zamana değin ulaşılamayan bir güzellik ve olgunluk getirdi.  X8VII. Yüzyılda yaşayan Hafız Osman da Şeyh Hamdullah&#8217;ın eksiklerini  tamamlayarak yazıyı güzelliğinin en üst doruğuna  ulaştırdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">XI. yüzyılda ortaya çıkan talik  yazı yalnız İran&#8217;da kullanıldı ve XIV. yüzyıldan sonra yerini nestalik&#8217;e  bıraktı. Bu yazıda Ali Herevi ve İmad-ı Rum gibi ünlü İranlı hattatlar diğer  ulusların sanatçılarına yol gösterdiler. Daha sonra Osmanlılarda da Yaseri  Mehmed Esad ve oğlu Yaserizade Mustafa İzzet ile Sami Efendi gibi nestalik  ustaları yetişti. Emeviler döneminden beri maliye ve tapu kayıtlarının tutulduğu  siyakat Osmanlılarda da aynı amaçla kullanıldı. Kendine özgü harfleriyle bu,  ancak bilenlerin okuyabildiği bir yazı idi. Divani ve celi divani ise Osmanlı  hattatlarının oluşturduğu yazılardır. Bunlar Divan-ı Hümayun&#8217;da ve Bab-ı Ali  kalemlerinde kullanılarak gelişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hat sanatında bir yazının irisi  celi adını alır. Celi yazı da gene Osmanlılarda, XIX. Yüzyılda Mustafa Rakım&#8217;ın  elinde gelişti ve olgunlaştı. Küçük yazılara hurde, daha küçük olanlara gubari,  bütün harfleri birbirine bağlayarak yazılan yazıya müselsel denir. Kuralları  kırılarak yazılan yazıya şikeste (kırık) adı verilir. Bir sözcüğün harflerinin  ya da bir cümlenin hece ve sözcüklerinin güzel bir görünüm oluşturmak amacıyla  birbiri üstüne bindirilmesine istif denir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sultanların imzası olan tuğralar  ise, tuğrakeş adı verilen kimseler tarafından hazırlanmaktaydı. Sultanların  mührü niteliğindeki tuğraların, doğal olarak her sultanla birlikte, biçimi ve  metni değişmekte, böylece zengin bir tuğra dizisi elde edilmiş bulunmaktadır.  Tuğralar, fermanlarda, anıtsal yapıların girişlerinde ve gerekli diğer  bölümlerinde sultanların simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fermanlardaki  tuğraların tezhipli örneklerini bugün başta İstanbul olmak üzere müzelerde  rastlamak mümkündür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><span> </span><strong><o:p></o:p></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">B-  Tekniği<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hat sanatında harflerin yazının  türüne göre biçimlendirilmesinde temel alınan birime nokta denir. Nokta yazının  yazılacağı kalemle konur ve eniyle boyu aynı olur. Başka bir deyişle nokta,  kenar boyu, yazılacak yazının harf kalınlığına eşit bir karedir. Her yazı  türünde tek tek her harfin baş, gövde, kuyruk vb gibi bölümlerinin uzunluğu,  burun, kaş gibi kıvrımlı yerlerinin açıklığı, üst üste ve yan yana konan belli  sayıda nokta ile saptanmıştır. Böylece her harfin genişliği, yüksekliği ve boyu,  kalınlığı ile oranlanmış olur. Bu nedenle bir yazının daha iri ya da daha ufak  boyda harflerle yazılması yalnızca harf kalınlığını değiştirir, harflerin  biçimini etkilemez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; text-transform: uppercase">C-  Araç Ve Gereçleri <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">A)  Kalem<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hatta kullanılan en önemli araç  kalemdir. Bunlar başlıca; kamış kalem, kargı kalem, tahta kalem ve demir  kalemdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">B) Kamış  Kalem<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kamış kalemler genellikle koyu  kestane rengindedirler. Sarı, alaca ve benekli olanları da vardır. Irak, İran,  Cava ve Hind nev&#8217;ileri meşhurdur. En serti Cava ve en makbulü İran ve Irak  kalemleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">C) Kargı  Kalem<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Celi yazılar için kargı kalemler  kullanılır. Kargı kalemler, kamış kalemlere göre daha kalındırlar. Fakat  bunların kalınlıkları arttıkça, parmak arasında idareleri zorlaştığından, ince  saplı tahta kalem kullanılması tercih edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">D) Tahta Kalem  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Ihlamur veya gürgen ağacından  istenilen kalınlıkta yontularak yapılır. Sap tarafı, parmaklar arasında rahatça  tutmağa ve hareket ettirmeğe elverişli olmalıdır. Tahta kalemin birkaç çeşidi  vardır. Bir kısmının yalnız ortasında çatlağı bulunur. Bir kısmında ise,  çatlağın iki tarafından kalınlığa göre iki veya daha fazla yuvarlak delikler  bulunur. Kalem ağzı çok enli ise, bu deliklerden çatlağa giden ince yollar  açılır. Mürekkep, deliklerde toplanıp yollardan çatlağa, buradan da ağıza  akar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">E) Demir Kalem<span style="text-transform: uppercase"><o:p></o:p></span></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Nesih gibi ince yazılarda,  kalemin ucu çabuk bozulmamak ve muhtevası zengin bir eserin başından sonuna  kadar kalemin kalınlık ve keskinlik ayarını muhafaza etmek için, çelik kalem  uçları, ağızları bileği taşından istenilen kalınlıkta bilenerek kesimi  ayarlandıktan sonra, kamış kalemin ucuna takılarak  kullanılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">F) Makta  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kamışın ucu önce elde  yontulduktan sonra makta üstüne konup kalemtraş denen bıçakla kesilir. Makta,  eni ekseriye 2–3 cm, boyu 15–20 cm, kalınlığı 1–2 mm kadardır. Kalem kesilecek  tarafında, kalem yatağı veya kalem yuvası yahut hane-i kalem (= kalem evi)  bulunan bir altlıktır; fildişi, boynuz, ya da kemikten  yapılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">G) Mürekkep  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yazı genellikle, is, zamk, su ve  daha başka katkı maddelerinin katılmasıyla hazırlanan siyah mürekkeple  yazılır;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">H)  Hokka<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Mürekkep hokka içinde saklanır.  Camdan başka pişmiş topraktan, metalden, çeşitli ağaçlardan hokka yapılabilir.  Kalem sokulduğunda uç dibine vurup bozulmasın diye hokkanın içine lıka denen bir  tutam ham ipek konur. Mürekkebin akıcı olması, rengini solmadan uzun süre  koruması gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">İ) Kâğıt  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yazı işleminde kâğıtta önemli rol  oynar. Hattatlar, kâğıtlara yazacakları yazının değerine göre kıymet verirler  Kâğıdın mürükkebi yaymaması, silinmeye elverişli olması, üstünde kalem  takılmadan yazılabilmesi gerekir. Bunların sağlanması için kâğıtlar aharlanır.  Kâğıtların Abadî, Semerkandî, Hatayî, İstanbulî, Buhara, Venedik vb. çeşitleri  vardır. Yazıda kullanılan kâğıtların rengi de çok önemlidir. Estetik bakımda en  çok beyaz, sarı, kırmızı, yeşil, mavi ve kahvarengi renkleri tercih  edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">D- HAT  EĞİTİMİ<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hat sanatı öğrenip hattat  olabilmek için belli aşamaları olan sıralı bir eğitimden geçtikten sonra  icazetname almak gerekir. Hattat adayının bir üstattan ders almasına meşk ya da  meşketmek denir. Adayın kopya etmesi için üstadın yazdığı örnek yazıya meşk adı  verilir. Başlangıçta harflerin tek tek yazılışları, sonra iki harfin birleşme  biçimleri ve bunun kuralları öğrenilir. Ardından mürakkebât aşamasında ikiden  fazla harfin birleştirilmesine geçilir. Bunun için genellikle önce uzunca bir  kaside, sonra bazı ayet ve hadisler, dualar özlü sözler (kelâm-ı kibar) yazılır.  İcazetname ancak 5–6 yıl süren bir çalışmadan sonra elde edilebilir. Hattat  adayının icazet almadan, yazdığı yazıların altına ketebe koymaya (imza atmak)  hakkı olamaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt">E-  HATTATLIK<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hattatlar üç gruba ayrılırdı;  Birinci grubu oluşturanlar okullarda yazı dersi veren meşk hattatlarıydı. Ama  bunların arasında da çok ileri düzeyde olanlar bulunurdu. Yazma kitapları  istinsah (kopya) eden ya da ısmarlama yazan hattatlar ikinci bir grup  oluştururdu. Üçüncü grupta yer alanlar öğrenci yetiştiren ve özgün yapıt veren  hattatlardır. Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisarî, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Sami  Efendi gibi çok ünlü hattatlar hep bunların arasından çıkmıştır. Bu tür  hattatların bazıları hem Divan-ı Hümayun, Enderun-ı Hümayun gibi resmi  dairelerde ve okullarda, hem de özel olarak ders verirdi. Ama gelenek gereği hiç  biri para almazdı. Bu gelenek bugün de sürdürülmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Hattatlar arasında en kıdemli ve  usta olana Hattatların reisi (reisü&#8217;l-hattatîn) adı verilirdi. Onun ölümünde  yerine bir başkası geçerdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt">3-  TEZHİP<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1043" style="margin-top: 7.35pt; z-index: 5; left: 0px; margin-left: 0px; width: 108pt; position: absolute; height: 82.9pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="001[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Türk süsleme sanatlarında önemli  bir yer tutan ve hat sanatından ayrı düşünülemeyen tezhip, yazının &#8216;giysisi&#8217;  olarak kabul edilir. Süsleme öğeleri olarak stilize edilmiş hayvan, bitki ve  bulut motifleri kullanılır. Altın ve lacivert tezhip sanatının uyumlu iki  rengidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Altınlamak, altınla süslemek  anlamına gelen tezhip, resim sanatının bir kolu olup, altın ve çeşitli  renklerle; din, edebiyat ve bilimle ilgili el yazmalarını hat (yazı) levha ve  albümlerini, ferman, tuğra ve cilt kapaklarını süsleme sanatıdır. Tezhip  sanatının ayrıca tekstilde de uygulandığını görmekteyiz. Tezhipte kullanılan  boyalar, guaj ve plaka boyalarıdır. Altın ise ezilip jelâtinli su ile  karıştırılarak kullanılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türk süsleme sanatlarında önemli  bir yer tutan ve hat sanatından ayrı düşünülemeyen tezhip sanatının uygulandığı  el yazmalarının başında Kuran&#8217;lar ve dua kitapları gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Yazma eserlerde en önemli  süslemeler, eserin &#8220;zahriye&#8221; denilen tanıtım sayfalarında bulunur. Zahriye;  kitabın adı, yazarı ve sunulduğu şahsı belirten madalyonların, kitabın kime ait  olduğunu gösteren &#8220;temellük kitabesi&#8221;nin bulunduğu tezhipli veya boş bırakılan,  ilk sayfalardır. Genellikle tek sayfa, fakat özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda,  bazen karşılıklı çift sayfa şeklinde düzenlenen zahriye sayfaları, kimi zaman da  yazısız bırakılıp tamamen tezhiplenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Zahriye&#8217;den hemen sonra gelen ve  metnin başladığı &#8220;serlevha&#8221; sayfaları tek olabildikleri gibi, özellikle  Kuran&#8217;larda çift sayfa şeklindedirler. Serlevhalarda tezhip, metni içine alacak  şekilde üstünde düz, taç veya mihrap şeklinde olabilir. Bu çeşit ser levhalara  &#8220;başlık&#8221; adı da verilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1044" style="margin-top: 11.55pt; z-index: 6; left: 0px; margin-left: 0px; width: 126pt; position: absolute; height: 72.6pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="003[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">El yazması Kuran ve diğer  eserlerin süslendiği sure ve bölüm başlarına &#8220;serberk&#8221; adı verilir. Bu  süslemelerin ortasına çoğu zaman altın üzerine beyaz boya ile surenin veya  metnin adı yazılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Sayfa kenarlarında bulunan ve gül  şekline benzerliği nedeniyle &#8220;hizip gülü&#8221;, &#8220;secde gülü&#8221;, &#8220;vakıf gülü&#8221;, &#8220;cüz  gülü&#8221;, &#8220;aşer gülü&#8221; ve &#8220;sure gülü&#8221; diye adlandırılan, rozet şeklinde, özellikle  Kuran&#8217;ların durulacak veya secde edilecek ayetleri hizasında bulunan süslemeler,  bir sayfada bir tane olabildikleri gibi altı tane de  olabilirler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Kuran ve diğer yazma eserlerde  bir ayet ve cümlenin bittiğini gösteren nokta veya &#8220;durak&#8221;lar da tezhiplenmiş ve  şekillerine göre çeşitli isimler almışlardır. Geometrik şekilde olanlarına  &#8220;mücevher nokta&#8221;, altı köşeli olanlarına &#8220;şeşhane nokta&#8221;, beş yapraklı  olanlarına &#8220;penç&#8221; veya &#8220;penç berk&#8221;, üç yapraklı olanlarına da &#8220;serberk&#8221; adı  verilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Bir el yazması kitapta  tezhiplenen son sayfa, eserin hattatının ve yazılış tarihinin bulunduğu &#8220;hâtime&#8221;  veya &#8220;bitiş&#8221; sayfasıdır. Bu sayfadaki tezhip diğer sayfalara oranla daha  hafiftir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1045" style="margin-top: 14.05pt; z-index: 7; left: 0px; margin-left: 0px; width: 92.95pt; position: absolute; height: 135pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="004[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Minyatürlü el yazmalarında  minyatürlü bölümler cetvel içine alınıp dış kenarları tezhiplenmiştir. Türk  minyatürlerini, İran minyatürlerinden ayıran bir özellik, Türk minyatürlerinin  kenarlarında hiç bir zaman dolu ve ağır bir tezhibin olmayışıdır. Türk  sanatkârları gerektiği zaman bunun yerine hafif bir &#8220;halkâr&#8221; veya &#8220;zerefşan&#8221;  -altın serpme- uygulamayı tercih etmişlerdir. Minyatürlerdeki giysi, örtü, duvar  ve çadır süslemesi gibi ayrıntılar da çoğu zaman  tezhiplenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Tezhip sanatının yazma  kitaplardan sonra en çok kullanıldığı alan, hüsn-i hat levha ve albümleridir.  18. yüzyıldan bu yana levha yazmacılığı büyük ölçüde gelişmiş ve tezhip  sanatının en çok kullanıldığı alan olmuştur. Levha şeklindeki yazıların  etrafına, çoğu zaman açık veya koyu renk zemin üzerine sırf altınla halkâr tarzı  uygulandığı gibi, silme tezhip de yapılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cilt kapakları tezhip sanatının  uygulandığı önemli bir alandır. 15. yüzyıldan sonra rastlanan cilt kapakları  süslemeciliğinde deri üzerine, halkâr ve naturalist çiçek buketi ve motiflerinin  uygulandığı &#8220;şukufe&#8221; tarzı en çok kullanılan süsleme  tarzıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Türklerde tezhip sanatı Uygur  Türkleri&#8217;ne kadar uzanırsa da bugün elimizdeki en erken örnekler; 12. ve 13.  yüzyıl Selçuklu eserlerinde bulunur. Bu dönemin motif ve desenleri sade ve  basittir. Hatayî ve hayvan kökenli olduğu tahmin edilen &#8220;rumî&#8221; motiflerin büyük  bir ustalıkla kullanıldığı Osmanlı erken dönemi ve 15. yüzyılda tezhipte büyük  bir gelişme başlar. Bunda sanata ve sanatçıya değer veren Fatih Sultan Mehmet&#8217;in  önemli rolü vardır. Dönemin ana renkleri altın, lacivert ve mavidir. Bu renklere  ek olarak beyaz, siyah, yeşil ve kırmızı renkler de uyum içinde kullanılmıştır.  15. yüzyılın en önemli müzehhibi saray nakkaşı Baba  Nakkaş&#8217;tır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">6. yüzyıl başlarında II. Bayezıd  döneminde, motif ve desenlerdeki uyum, 16. yüzyılın ikinci yarısı, yani Kanuni  Sultan Süleyman devrine hazırlık niteliğini taşır. Ana renkler altın ve  laciverttir. Rumî ve hatayî motifleri daha çok incelenmiş ve çeşitlenmiş, bulut  motifleri kullanılmaya başlanmıştır. Hasan bin Abdullah dönemin en önemli tezhip  sanatçısıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1046" style="margin-top: 10.85pt; z-index: 8; left: 0px; margin-left: 0px; width: 113.5pt; position: absolute; height: 117pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600"><v:imagedata o:title="005[1]"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt">Kanuni döneminde diğer sanat  kollarında olduğu gibi, tezhipte de altın dönem başlar. Klasik motiflerin büyük  bir ustalıkla kullanılmasının yanısıra, dönemin en önemli müzehhibi Karamemi ile  lale, gül, karanfil, sümbül, selvi ağacı ve bahardalı gibi bahçe çiçek ve  bitkilerinin ilk kez süsleme sanatlarında tanıtıldığı bu döneme tezhipte &#8220;Klasik  Dönem&#8221; adı verilir. Kanuni döneminin diğer bir önemli üslubu da Şah Kulu  tarafından tanıtılan &#8220;saz yolu&#8221; üslubudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">17. yüzyılın ikinci yarısından  itibaren tezhipte Batı etkisi görülür. Çiçek buketleri ile naturalist bir  üslubun başladığı ve 18. yüzyıl sonlarına kadar süren bu dönemin en ünlü tezhip  sanatçısı Ali Üsküdarî&#8217;dir. Mekke ve Medine tasvirleri de tezhipte bu dönemlerde  kullanılmaya başlanmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">18. yüzyıl sonlarına doğru  başlayan ve 19. yüzyıl sonlarına kadar süren çiçek sepetlerinin, uzun palmet ve  kurdelaların kullanıldığı döneme tezhipte &#8220;Türk Rokokosu&#8221; adı verilir. Dönemin  en ünlü tezhip ustası Hezagradlı Seyyid Ahmet  Ataullah&#8217;dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt">Cumhuriyet dönemi tezhip sanatı,  bir iki istisna dışında daha çok levha tezhipçiliği şeklinde gelişmiş, birçok  kıtalar, hilyeler ve celi yazılar ile yazılan kompozisyonlar tezhiplenmiştir.  Yazılar etrafına silme tezhipten çok halkâr tarzı uygulanmıştır ve halen bu  tarzda devam etmektedir. Cumhuriyet döneminin en ünlü tezhip ustaları Muhsin  Demironat (1907–1983) ve Rikkat Kunt&#8217;dur (1903–1986).<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">4 – ÇİNİCİLİK<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Türklerde iç ve dış mimari  süslemenin en renkli kolu olan çini sanatı, asıl büyük ve sürekli gelişmesini  Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Çeşitli tekniklerle zenginleşen bu  süsleme sanatı, hep mimariye bağlı kalmış, onun üstünlüğünü ezmemiş, ama renkli  bir atmosfer yaratarak mekan etkisini arttırmıştır. Türk mimarisinde çini  süslemenin kullanımını çok eski tarihlere kadar indirebiliriz. Uygurların,  Karahanlıların, Gaznelilerin, Harzemşahların ve özellikle İran’da Büyük  Selçukluların mimarisinde çininin az da olsa kullanıldığı bilinmektedir. Bu  sanat dalı, Anadolu Selçukluları ile çok yaygın ve çeşitli tipteki mimari  yapıtlar üzerinde büyük bir gelişme göstererek varlığını günümüze kadar  sürdürmüştür. Her dönemin çini süslemesi, daha önceki dönemin teknik üstünlüğünü  sürdürmekle birlikte yeni teknik buluş ve renklerle bu sanatı  zenginleştirmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Anadolu Selçuklu mimarisinde  dini yapılar mozaik çini tekniği ile süslenmiştir. Bu teknikte firuze, mor,  yeşil, lacivert renkte sırlanmış çinilerden istenen örneğe göre kesilmiş  parçalar alçı zemin üzerinde bir araya getiriliyordu. Selçuklu köşk ve sarayları  ise, yıldız, haçvari, altıgen, kare, dikdörtgen gibi geometrik çini levhalarla  kaplanmıştır. Selçuklular ayrıca, sır üstüne uygulandığında metalik bir parıltı  veren “Perdah” tekniğini geliştirmişlerdir. Dini yapılarında ise geometrik  kompozisyonların yanında, rumi ve palmet gibi soyut bitkisel motifli kıvrık  dallara da yer vermişlerdir. Ayrıca, çok etkili iri kufî ve sülüs yazılarla  yapılan süsleme de önemli bir yer tutar. Anadolu saraylarındaki çini süslemeler  ise çeşitli duruşlarda insan, av hayvanları, kuşlar, çift başlı kartal, ejder,  sfenks gibi aralarında efsanevi yaratıkların da bulunduğu zengin bir figür  kolleksiyonunu gözler önüne sermektedir. Selçuklu döneminde çini süslemenin  merkezi <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">Konya</st1:place></st1:city>  olmuştur. İlk örneklerde tuğla ve sırlı tuğla kullanılmıştır. Ama, kısa bir süre  içinde kesme mozaik çininin bütün yüzeyleri kaplaması ile üstün bir düzeye  varılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Anadolu’da çini süslemeyi  içeren erken tarihli önemli yapılardan biri, Sivas Keykavus Şifahanesi’ndeki  türbedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">13. yüzyıldan kalma Eski  Malatya Ulu Camii’nin kubbeli mekanı ile eyvan ve avlu revağındaki çiniler,  mimariye bağlı olan bu süslemenin başarılı ve görkemli birer örneğidir. Kazıma  tekniğinde yapılmış çini kitabelerde belirtildiği gibi, ustaların Malatyalı  oluşu, bu sanatın artık Anadolulu sanatçılarca da başarı ile uygulandığını  ortaya koymaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Anadolu Selçukluların en  önemli merkezi olan Konya’daki mimari yapıları süsleyen çiniler, kentin bu sanat  dalında da seçkin bir merkez olduğunu göstermektedir. Alaeddin Cami’nin  mihrabında ve kubbeye geçiş bölgesinde çini süslemeler bulunmaktadır. Ayrıca  Sırçalı Medrese’nin (1243) eyvanındaki mozaik çini süslemeler, kitabede Tuslu  bir sanatçının isminin olması açısından önemlidir. İran’ın Tus kentinden gelmiş  bir aileden olan bu sanatçının Anadolu’da Konya ve çevresinde etkinlik  gösterdiği, öteki yapıtlarda görülen benzerliklerden  anlaşılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Konya Karatay Medresesi  (1251), Selçuklu döneminde mozaik çini sanatının ulaştığı üstün düzeyi,  özellikle kubbede olmak üzere, yapının hemen her bölümünü kaplayan mozaik çini  süslemeleri ile gözler önüne serer. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Yine Konya’daki Sahip Ata  Camii ve Külliyesi’nin (1258-1283) çini süslemeleri, Selçuklu dönemindeki  gelişimi ve mimarideki yaygın kullanımı gözler önüne sermektedir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Sivas’taki Gök Medrese (1272)  ise, Selçuklu çini sanatının 13. yüzyılın sonuna doğru vardığı noktayı gösterir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Tokat’taki Gök Medrese’nin  eyvan cephesindeki çiniler ise, Selçuklu dönemi mozaik çinilerinde kullanılan  motiflerin bir özetini vermektedir. Çay kasabasındaki Taş Medrese’nin (1278)  giriş eyvanında kırmızı tuğla ve firuze çiniden kesilmiş, lotus-palmetli bir  friz vardır. Mihrabındaki çiniler ise, Türk çini sanatında ilk ve son kez  uygulanmış olan bir süsleme biçimini sunar. Firuze ve mor renkli çinilerle  oluşturulan ve Bizans sanatında görülen bir düğüm motifi, içinde “Allah” ve  “Ali” yazılı sekiz köşeli yıldızlarla birleştirilerek orijinal bir düzenleme  yaratılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Selçuklu dönemi saray ve  köşkleri, ne yazık ki, günümüze sağlam olarak gelememiştir. Ama yaplan kazılar  sonucunda bu yapıların zengin çini süsleme ile kaplı oldukları anlaşılmıştır.  Konya’da Alaeddin Köşkü denilen, fakat II. Kılıçarslan zamanında inşasına  başlanan yapının kalıntılarında, Anadolu Selçuklu sanatında yalnız burada  kullanılan “Minaî” adı verilen teknikle yapılmış çiniler bulunmuştur.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Edirne Muradiye Camii’nin  (1436) çinileri ise, ilk dönem Osmanlı çini sanatında çininin gelişimini  sergiler. Caminin mihrabı, saydam renksiz sır altına mavi-beyaz teknikli  çinilerin renkli sır tekniği ile birlikte kullanımıyla oluşan teknik bir aşamayı  göstermektedir. Mihrap içindeki düğümlü şeritlerle çevrelenmiş zengin rumili  kıvrımlarda dönemin tezhip ve kalem işi süslemeleri ile bütünleşen bir üslup  birliği sezilir. Bunun yanında, çoğu Uzak Doðu kökenli çeşitli bitkisel  süslemeler, kompozisyonlara zenginlik katar. Sır altına mavi-beyaz süslemeli  altıgen çini levhalar, aralarına yerleştirilmiş olan üçgen biçiminde firuze  renkli çini levhalarla birleşerek duvarları kaplar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">İstanbul Süleymaniye  Camii’nin (1550-57) mihrap duvarı, kırmızı rengin ilk kez kullanıldığı, bahar  açmış dallar ve diplerinden fışkıran lale, karanfil gibi natüralist çiçeklerin  yer aldığı çiniler ile yeni üslubu açıkça ortaya koyar. Mihrabın iki yanındaki  yazılı madalyonlar ise, dönemin büyük hattatı Karahisari ve öğrencisi Hasan  Çelebi’nin ürünleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Çini sanatında, 17. yüzyılın  ilk yarısından itibaren teknik açıdan bir duraklama ve gerileme başlar. Mercan  kırmızısı kahverengiye dönüşür, öteki renkler solar, sır altında akmalar  görülür. Sır parlaklığını yitirir, çatlaklar belirir, beyaz zemin de kirli ve  benekli bir görünüm kazanır. Desenler ise bir süre daha eski güçlerini korumakla  birlikte, gittikçe inceliklerini yitirir ve donuklaşırlar. Sağlam siyah dış  çizgilerin yerini de ince mavi bir renk alır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">İstanbul Sultan Ahmed Camii  (1609-17), Türk çini sanatının en parlak dönemine ait örneklerin toplandığı son  büyük yapıdır. Bu yapıda kayıtlara göre, 21043 çini kullanılmıştır. Özellikle  üst kat mahfillerinin duvarlarını kaplayan çini panolardan görülen bahar açmış  ağaçlar, asma dalları sarılmış servi ağaçları, üzüm salkımları, lale, sümbül,  karanfil demetleri, Çin bulutları ile kuşatılmış iri şakayıklar ve sembolik üç  top desenleri, yıldızlı geometri geçmeler gibi çok farklı motiflerin ayrı ayrı  panolar halinde bir araya getirilmiş olması, bunların toplanmış çiniler olduğu  kanısını uyandırmaktadır. Bu yapıda, 16. yüzyıl ikinci yarısı ve 17. yüzyıl başı  İznik ve Kütahya çinileri bir arada kullanılmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Topkapı Sarayı’nın çinileri,  Osmanlı çini sanatının tüm dönemlerini toplu olarak gözler önüne serer. Fatih  Sultan Mehmed tarafından yaptırılan, şimdi Arkeoloji Müzeleri bahçesinde yer  alan Çinili Köşk (1472), mozaik çini sanatının ilk Osmanlı dönemindeki üslup  gelişimini yeni kompozisyon ve renklerle gözler önüne seren anıtsal bir yapıdır.  Gösterişli bir eyvan biçiminde dışarıya açılan giriş kısmında, geometrik  kompozisyonlar, iri kufî ve sülüs yazılar, etkiyi arttırmaktadır. Topkapı Sarayı  Arz Odası’nın cephesindeki renkli sır tekniğinde yapılmış çiniler ise, 16.  yüzyıl başındaki örneklerin özelliğini taşır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Topkapı Sarayı’nda, 16.  yüzyıl ikinci yarısının en kaliteli çinilerinin bulunduðu bölümlerden biri de  Hırka-i Saadet Dairesi’dir. Bahar açmış ağaçlar üzerinde çifte kuşlu panolar,  parlak kırmızı rengin geniş bir zeminde kullanılmış olduğunu göstermesi  açısından önemlidir. Sultan III. Murad Dairesi’ndeki (1578) çiniler, kubbe  eteğine kadar tüm duvarları kaplar. 16. yüzyıl ikinci yarısının bu kaliteli  çinilerinde, beyaz zemin üzerine kırmızı yeşil renklerin bulunduğu Çin  bulutları, nar çiçekleri ve kıvrık dişli yapraklar görülür. Ocak külahının iki  yanında yer alan bahar dallı kompozisyon ise, bulunduğu yere uygun bir biçimde  yerleştirilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">18. yüzyıl başlarında İznik  çiniciliği bir daha canlanamayarak son bulur. Sultan III. Ahmed ve Sadrazam  Damat Ibrahim Paşa, Türk çini sanatını yeniden canlandırmak için girişimlerde  bulunurlar. Istanbul Tekfur Sarayı’nda, İznik’ten getirilen ustabaşý ve fırın  malzemeleriyle yeni bir imalathane kurulur. Başlangıçta İznik çinilerinin  benzerleri yapılır. Ama, bu deneme de çok kısa sürer ve 25 yıl sonra Tekfur  çiniciliði son bulur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">5 – EBRU<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru&#8217;nun Tarihi  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kağıt bezeme sanatlarının en  mühimlerinden olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle  söylemek, bugün için imkansızdır; böyle bir belgeden mahrumuz. Gerçi çok eski  tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan  kağıt) olarak ebru&#8217;yu görmekteyiz. Ancak bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse  bile, bizim için, ebru&#8217;ya dair bir belge sayılamaz. Çünkü böyle eski yazmalar,  yüzyıllar boyunca hiç deðilse birkaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Bu ebru  kağıtlarının da o tamir sırasında konulmuş olması muhtemeldir; yani kitabın  tarihinden çok sonraya ait olacağı akla gelir. Üzerinde yazıldığı tarih kayıtlı  olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">eden</st1:place></st1:city> ebru kağıtları, zamanı göstermek  bakımından bir vesika hükmündedir. Görebildiklerimiz içinde tarihi olan en eski  ebru kaðıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Malik&#8217;i Deylemi yazısıdır. Ebru&#8217;nun  başlangıç tarihini bulmak için hiç deðilse Onbeşinci Asır&#8217;a kadar inilebilir.  <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Niçin Türk  Ebruculuğu<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru kağıdının batı ismi Türk  Kağıdı veya Türk Mermer Kağıdıdır. Avrupa&#8217;da ebru üzerine yapılan meşriyatı&#8217;da  içine alan &#8220;Buntpaper&#8221; (alacalı kağıt) isimli eserin girişinde, ebru&#8217;nun  Türkistan&#8217;dan çıkmış olduðu belirtiliyor. Bizdeki ebru sanatkarları arasında  söylene gelen rivayette, ebruculuðun gerçekten Buhara&#8217;da başladığı şeklindedir.  Ebru sonra Büyük İpek yolu ile İran üzerinden Türkiye&#8217;ye Ebri ismini alarak  gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebri Ne  Demektir?<o:p></o:p></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru kağıdı üstünde buluta  benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu bulut manasına  gelen Farsça Ebri adının alan kağıtlar, yüzyıllar boyunca böyle anılmıştır.  Ancak ebru kelimesi daha ahenkli bulunduðu için, sanat isim deðiştirmiş ve galat  olarak ebru kaðıdı veya ebruculuk denilmeye başlanmıştır. EBRU: [(Aslı: Farsça  Ebri = bulut renginde ve daha doðrusu, Çağatayca Ebre = Roba(elbise) yüzü kürk  kabı]. Hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş kağıt v.s.) = (isim) Cüz ve defter  kağıdı yapmak için kullanılan renkli kağıt. Ebru kelimesinin asıl olarak  Ab-ru&#8217;dan geldiðini, bunun ise <st1:place w:st="on">Fars</st1:place> dili  kaidesine göre izafet terkibi manası ile yüzsuyu demek olmayıp, tavsifi terkip  karşılığı suyüzü manası taşıdıðını, çünkü bu sanatın suüstünde icra edildiðini  söyleyenler de vardır. Kağýt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüðü  için, Avrupalılar ebru kaðıdına mermer kağıdı ( = papier marbre, marmor papieri  marbled paper&#8230;.) demeyi tercih etmişlerdir. Arap aleminde ise varaku&#8217;I-mücezza  (= damarlý kağıt) olarak tanınmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kullanilan Alet Ve Malzemeler  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Boyalar<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Eskiden beri ebruculukta  toprak boya dediðimiz tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen- madeni  boyalarla, nebati asıllı bazı suda erimez boyalar kullanýlmıştır. Zamanımızda  bazı öðretim müesseselerinde ebru adıyla gösterilen ve yağlı boyanın su üstüne  serpilmesiyle ortaya çıkan şekillerin hakiki ebruculuk ile bir ilgisi olamaz,  ancak onun karikatürü sayılabilir. Ebruculuk&#8217;ta kullanýlacak boyalar hiçbir  suretle suda erimemeli ve yağ ihtiva etmemelidir. Çünkü bu yağda ebru&#8217;yu  bozar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Bu suda erimez boyaların  ebruculukta kullanabilmek için ince ezilmeleri ve en küçük zerrelerine kadar  ayrılmaları lazımdır. Düzgün bir mermer üzerine ezilmek maksadıyla konulan bu  boyala, sulu vasatta Desteseng ( = el taþý) denilen hususi şekilli bir mermer  ağırlık yardımıyla ve sabırla ağır ağır ezilirler. Boyaların incelme işi  bittikten sonra, ana kap denilen kaplara her bir renk ayrı ayrı konur. Suda  erimedikleri için boyalar zamanla dibe çökerler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kitre<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Üstüne boya serpilecek suya  lücuzet (yapışkan bir koyuluk) vermek için en ziyade kitre zamkı kullanılır.  Kitre Anadolu&#8217;da yetişen muhtelif Geven (Astragalus) çeşitlerinin gövdelerinden  sızıp havada katılaşan, beyaz yahut krem renkli plaka veya şeritler halinde  bulunani yapışma kaabiliyeti az bir zamk cinsidir; eczacılıkta, kozmetikte ve  dokuma sanayiinde kullanýma sahası geniştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Sığır Ödü<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kitreli suyun üzerindeki  boyalarýn çökmeden yayýlmasýný temin için, satıh aktif (yüzde gerilim sağlayan)  safra asitleri ihtiva <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">eden</st1:place></st1:city> sığır ödü kullanılır. Bozulmasına engel  olmak üzere, öd suyu önceden kaynatýlýr ve bu şekilde saklanır. Ebru&#8217;nun içinde  yapılacağı teknede çidene (budaksıçam) tahtasından veya çinkodan yahut  galvanizden hazırlanır. Tahta kullanılırsa su kaçırmaması için zift kaplanmasý  icap eder. Dikdörtgen þeklindeki teknenin derinliði de <st1:metricconverter style="background-position: left bottom; background-image: url('res://ietag.dll/#34/#1001'); background-repeat: repeat-x" tabindex="0" w:st="on" productid="6 cm">6 cm</st1:metricconverter>. kadar olup,  eni ve boyu kullanýlacak kağıdın tabaka boylarýna göre tayin  edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru&#8217;nun  Yapılması<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Takriben 100 kısım su için, 1  kısım litre hesabı ile, kitre zamkı büyükçe bir kap içinde suya atılır ve ara  sıra karıştırılarak en az bir gece bekletilir, erimesi  sağlanýr.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Eskiden bu iş için temiz  yaðmur suyu tercih edilirmiþ. Bu kitreli su, kalın bir bez torbadan süzülür,  sonra ebru yapılacak tekneye dökülür. Eðer koyu ise salep kıvamına gelinceye  kadar su ilave edilir. Evvelce ezilmiş boyalardan az miktarda, fincan gibi küçük  kaplara alınıp, su yüzünde fazla yayılması isteniyorsa fazla öd istenmiyorsa az  öd ilavesiyle ve at kuyruğundan elde hususi olarak yapılmış bir kıl fırça  yardımıyla teknenin üstünden kitreli suya serpilmeye başlanýr. Bu serpme işinde,  suluboya fırçaları iyi netice vermemektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Öd&#8217;ün bu vazifesi de boyalarý  birbirine karýþtýrmadan, ayrý ayrý renkleri koruyabilmelerini saðlamaktýr. Ebru  yapan kimse teknede hasýl olan şekillere bir noktadan sonra uymak zorundadýr.  Bunda kitreli suyun kesafeti, kirlilik derecesi, boyaların öd ile karışma  nisbeti, nihayet havanýn sıcaklığı ve rutubeti rol oynar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru&#8217;nun  Çeşitleri<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru&#8217;ya Tarz-ý Kadim (eski  tarz) Battal Ebrusu denir; bu bilinen en eski şekildir. Ve Mustafa Düzgünman&#8217;ın  ifadesiyle, &#8220;ebrunun ilk mektebi&#8221;dir. Diğerlerinin aksine, Tarz-ı Kadim Battal  Ebrusu&#8217;na boyalar serpildikten sonra el ile bir müdahalede bulunulmaz, öylece  bırakılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Battal&#8217;da olduðu gibi boyalar  serpildikten sonra, bir iğne veya tek bir at kuyruğu kılı teknenin içinde ileri  geri, saða sola keskin hareketlerle yürütülürse, buna tarama ebrusu veya gelgit  ebrusu adý verilir. Bu hareketler düzensiz ve dairemsi olursa şal örneği  denir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">İğne vasıtası ile kenarlardan  merkeze doðru helezoni þekiller çizilirse, buda bülbül yuvası ismiyle anılır.  Desen itibariyle bir mermer cinsi olan somaki&#8217;ye benzeyen damarlı ebrular da  somaki ebrusu diye adlandırılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebrunun Kağida Geçirilmesi  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Teknedeki kitreli suyun  yüzünde hasıl olan bu renk cümbüşünün seyrine doyum olmaz. Lakin, su üstündeki  nakışlar kalıcı değildir. Hatta bu manaya gelen nakş-ı berab tabiride &#8220;devam  etmeyen, çabuk yok olan şeyler&#8221; hakkında kullanılır. Şimdi bu güzelliðin ebru  teknesi üzerine nasıl geçirildiğini görelim: Kaðıt teknenin sağından veya  solundan yavaş yavaş suyun üzerine yatırılmaya başlanır ve böylece su ile  kağıdın arasında hava kalması önlenmiş olur. Cilalı kağıt pek kullanılmayıp,  emme hassası bulunan mat kağıtlar tercih edilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kağıt ile su arasında hava  kabarcığı kaldı ise, o kısım suya yanaşamaz ve dolayısıyla karşısındaki boyayý  almaz. Kullanýlan kağıdın renginde bir leke gibi görünen bu boşluğu önlemek  için, bir iðne yardımıyla kağıdın o kısmı delinip havası alınır. Kağıt  kapatıldıktan en geç 15 saniye sonra kitreli suyun yüzündeki nakışlar kağıda  geçmiş olur. Ebruyu yapandan tarafa olan köşelerden tutulup kaldırılan kağıt,  öne doğru çekilir. <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">Eğer</st1:place></st1:city> kağıt teknenin kenarına sürtülerek  çıkarılırsa, kitrenin fazlasý teknede kalmış olur. Kağıtlar uzun çýtalar üstünde  ve gölgede kurumaya terkedilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Teknede yapılan nakışlar  ancak bir tek kağıda geçirebilir, bir ikinci kaðýda almak mümkün deðildir. Ebru  asla kopya edilemeyecek bir sanat eseri vasfını taşır. Bir tekneden 600&#8242;e kadar  ebru kağıdı yapılabildiği sabittir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Yazili Ebru  <o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Önceden kağýt üstünde Arap  zamkı mahlülü ile bir yazı yazılıp kurutulduktan sonra bu, ebru teknesine  kapatılırsa zamklı kısımlar ebruyu <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">kabul</st1:place></st1:city> etmez ve kaðýt, tekneden üstü yazılı  olarak çıkar. Yine Hattat Okyay&#8217;ın buluşu olan bu tarza yazılı ebru  denilmektedir, yazılı kısım kağıdın tabii renginde kalýr. &#8220;Önceleri yazıyı ayrı  bir kağıda yazar, nevregen denilen oyma bıçağı ile oyarak çıkartıp sonra bunu  ebru yapacağım kaðýda Arap zamkı mahlülü ile yapıştırırdım. Teknenin içinde nu  kısımlar ıslanarak ayrılır ve onlarýn yapıştırıldıkları yerler ebruyu almazdı.  Ancak bu iş çok zahmetli ve zaman alıcı olurdu. Bir gün oyup yapıştırdığım  yazıların etrafından taşan zamkların altında kalan yerlerinde ebruyu almadığına  dikkat ettim. Bunun üzerine yazıyı zamk mahlülü ile yazdým. Netice mükemmel  olmuştu. Artık düz kağıda yazıları oyarak yapıştırmak külfetinden böylece  kurtulmuş oldum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Tarihimizde  Ebruculuk<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Kitap sanatları ile ilgili  eserlerde nedense ebruya dair malumata rastlanmıyor. Daha öncede Menakkıb-i  Hünerveran dolayısıyla bu hususa temas etmiştik. Diyelim ki ebruculuk o esnada  fazla yaygın değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Peki Nefeszade Ibrahim Efendi  (ölümü:1060 H.-1650)&#8217;nin eseri olan ve kısa hattatlar tarihinden sonra  ahircilik, kağıt boyamacılığı, mürekkepçlik gibi sanatları büyük bir vukufla ve  derinlemesine ele alan Gülzar-ı Sevab isimli eserde ebrudan niçin bahis yoktur,  bilinmez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">1635 &#8211; 40 yıllarında  Fransa&#8217;da imaline baþlanan ebru kağıdının Avrupa&#8217;da battal ve bilhassa taraklı  cinsleri benimsenmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><em><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebru&#8217;nun  Felsefesi<o:p></o:p></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Bazı günler, şafak veya gurup  vakti ufka bakarsınız; kırmızı, sarı, lacivert ve mavi renklerin en ilahi  tonlarý ile bulutlardan bir ebru&#8217;nun daha doðrusu ebri&#8217;nin şekillendiðini  görürsünüz. Yine bazý gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine,  mehtabın usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazýn bütün nüansları  serpiştiriverdiðine elbet rastlamışsınızdır. İşte, sanatkar dedelerimiz, bir  anda deðişip kaybolan bu semavi güzelikleri yeryüzüne aksettirerek, onlarýn ağaç  yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu  kaðýt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Bu anlayış içinde Tanrı&#8217;sına  boyun kesen sanatkarın &#8220;benlik&#8221;ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesi&#8217;nde  şekillenmiş gibidir. Artık o zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar  genişler, genişler ve bir kainata döner. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Ebrucu nun gönlü  gibi&#8230;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Hz.Ali ne güzel buyurmuş : &#8221;  Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün bir alem sende dürülüp  bükülmüştür!&#8221;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><strong><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">6 – MİNYATÜR  SANATI<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Minyatür, Latince &#8220;kırmızı  ile boyamak&#8221; anlamına gelen miniare kelimesinden türemiştir. Bir kitapta konu  başlıklarını minium, yani sülyen ile belirginleştirmeye miniare denirdi. Zamanla  metni süsleyen resimlere de minyatür dendi. İranlılar ve Türkler bu tarz resme  &#8220;Nakış resim&#8221; veya &#8220;Hurde nakış&#8221; demişlerdir. En erken minyatür örneklerine III.  yy&#8217;da rastlanır. Sasaniler döneminde Mani adlı bir sanatçı kendi yazdığı  kitabını resimlemiş ve daha sonra onun yolunda giden bir çok öðrenci  yetiştiriltilmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Bu sanatçılar Orta Asya ve Ön  Asya&#8217;ya doðru yayýlarak öğrendikleri sanat akımını da gittikleri yörelere  götürmüşlerdir. İslam kültürünün, Türkler arasında yayılmasýndan sonra Selçuklu  Türkleri minyatür sanatına önem vermeye başladılar. Bu dönemde Tıp, Botanik,  Astronomi ve mekanik buluşları içeren bilimsel konulu eserler  minyatür-lendirilmiþtir. Bunlar arasında KİTAB AL-HAŞA&#8217;ÝI, MARİFAAL-HIYAL  AL-HANDASİYA, KİTAB EL, BAYTARA, VARKA ve GÜLŞAH, KELİLE VE DİMNE isimli yazma  eserleri sayabiliriz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Erken Osmanlı dönemine ait  yazma eserlere örnek olabilecek Edirne Sarayý nakışhanesinde yapıldığı tahmin  edilen KÜLLİYAT-I KATİBİ, DİLSÜZNAME ve İSKENDERNAME isimli eserler sayılabilir.  Fatih Sultan Mehmet&#8217;in saltanat yıllarında İtalya&#8217;dan birçok sanatçıyı davet  ederek portrelerini yaptýrdığını bilmekteyiz. Bu sanatçılardan PAVLÝ&#8217;nin  öðrencisi SİNAN BEY&#8217;in çalışmalarında batý sanatçılarının etkisi görülür.  Özellikle Fatih Sultan Mehmet&#8217;in gül koklarken yaptığı portresindeki elbisenin  kıvrımları gerçekçi bir üslupla yapılmış gibidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Yavuz Sultan Selim Tebriz  seferinden dönüşte birçok sanatçıyı İstanbul&#8217;a getirmiştir. Bu sanatçılarýn  yaptığı minyatürlerde daha sonraki dönemlerde kendini kuvvetle hissettiren doðu  ekollerinin ilk örneklerini görürüz. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın uzun saltanat  yıllarında saray atölyesinde çeiitli minyatürlü yazmalar hazırlanmıştır.Bu  dönemin ressamlarından Nigari Sinan Bey&#8217;den sonra portre ressamlığında en çok  tanınan sanatçıdır. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın yaşlılık yıllarında iki  muhafızıyla bahçede dolaşırken ve Barbaros Hayrettin Paşa portreleri en tanınan  eserleridir. Kanuni Sultan Süleyman döneminin bir başka önemli sanatçısı olan  Matrakçı Nasuhi, Osmanlı ordusunun seferlerindeki şehir,kale, liman tasvirlerini  gerçeğe yakın bir şekilde resimlendirmiştir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın  Baðdat seferini anlatan &#8220;sefer-i imkey-i&#8221; ve batı seferlerini anlatan  &#8220;Süleymanname&#8221; isimli yazma eserlerdeki minyatürlerin bazıları plan veya harita  gibi bazıları da Türk minyatür anlayışı çerçevesinde resimlendirilmiştir. Bir  başka &#8220;Süleymanname&#8221; T.S.M.K.H. 1517&#8242;de kayıtlı olan Arifi tarafından yazılmış  bir şahnamedir. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın hayatının büyük bir kısmını anlatan  eser, Türk minyatür sanatının en önemli örneklerinden biridir. 5 değişik sanatçı  grubu taraılndan hazırlanmıştır. Türk minyatür sanatı II. Selim ve III. Murat  arasındaki dönemde en verimli dönemini yaşamıştır. Bu dönemde ordunun  zaferlerini, elçi kabullerini, av sahnelerini ve bazı önemli olayların  anlatıldığı &#8220;HÜNERNAME ve ŞEHİNŞAHNAME&#8221; gibi eserler saray nakışhanesinin  yetenekli sanatçıları tarafından minyatürlendirilmiştir. 16.yy&#8217;ın önemli  yazmalarından biride III. Murat&#8217;ın oðlu Mehmet için yaptığı 52 gün süren sünnet  düðünü şenliklerini anlatan &#8220;SÜRNAME&#8221; isimli yazmadır. Bu eserde o günün sosyal  hayatını ve Osmanlıların ekonomik gücünü gösteren yüzlerce minyatür  vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">III. Murat&#8217;ýn emriyle  başlatılan ancak III. Mehmet&#8217;in himayesinde tamamlanabilen Hz. Muhammed&#8217;in  hayatını anlatan &#8220;SİYER-NEBİ&#8221; isimli 6 ciltlik eser 16.yy sonunun en önemli  eseridir. 17. yy&#8217;dan günümüze gelen önemli yazmaların başında Kalender Paşa&#8217;nýn  &#8220;FALNAME&#8221; isimli eseri, Tarihçi Nadiri&#8217;nin yazdığı &#8220;ŞAHNAME-İ NADİRİ&#8221; ve  Taşkoprülüzade&#8217;nin &#8220;TERCÜME-İ ŞEKA&#8217;İK NU&#8217;MANİYE&#8221; isimli yazmalar  gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">18.yy başının en güzel  eserleri şüphesiz Levni&#8217;nin çalışmalarıdır. Sultan lll. Ahmet için hazırlanan  &#8220;SURNAME&#8221; isimli yazmanın minyatürleri, o günün modasına göre giyinmiş çeşitli  sosyal gruplara mensup kadın ve erkek portreleri ve Osmanlı Sultanlarının  portrelerinin olduðu &#8220;SİLSİLENAME&#8221; isimli yazmanın minyatürleri Levni tarafýndan  yapılmıştır. Levni&#8217;den sonra tek çiçek ve figür çalışmalarıyla Abdullah Buharı  vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Levni&#8217;nin çalışmalarında  kendini göstermeye başlayan Batı sanatı etkisi giderek diðer sanat dallarýnda  olduðu gibi kitap sanatında da etkin olmaya başlar. Minyatür tarzı giderek  yerini ışık ve gölgenin bir arada kullanıldığı çalışmalara bırakır. Kitap resmi  önemini kaybeder. Batı sanatı etkisiyle yapılan yağlı ve sulu boyaların  beðenilerek duvarlara asılması kitap resminin ömrünü tamamlamasına sebep olur.  Günümüzde Minyatür sanatı diðer geleneksel sanatlarımızda olduðu gibi rahmetli  Hocamız Ord. Prof. Dr. Süheyl ÜNVER&#8217;in büyük çabalarla yaptığı araştırmalar  sonucu elde ettiði bilgileri öðrencilerine aktarmasıyla iyi yönde gelişme  göstermeye başlamıştır. Bu atölye de yetişen hocalarýn nezaretin de yeni  atölyeler kurulmuştur. Bu atölyeler de eski örneklerden esinlenerek yapılan  çalışmalar olduðu gibi tamamiyle günümüz folkloründen, edebiyatımızdan ve klasik  mimariden yola çıkılarak yapılan tasarımlar beðeni ile  izlenir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Minyatürü yapılacak konu  tespit edildikten sonra konunun içeriğine göre en önemli kişi veya objenin  merkez olduğu bir sistem içinde diğer elemanlar hiyerarşik bir düzende  yerleştirilir. Işık gölge kaygısı olmadan anlatılmak istenen konudaki bütünlüðü  bozmayacak şekilde tüm obje veya kişiler birbirini kapatmayacak düzende çizilir.  Yardımcı motiflerle (ağaç, çiçek, dağ, yer bitkisi gibi) zenginleştirilir.  Minyatür boyanırken eðer altın sürme olarak yapılacaksa parlatma sırasından  boyaların bozulmaması için önce altın sürülür, parlatılır. Ufuk hattı denilen  dağ, tepe gibi gökyüzü ile sınır teşkil <st1:city w:st="on"><st1:place w:st="on">eden</st1:place></st1:city> bölümden başlanarak tercih edilen  renklerle boyanmaya devam edilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Minyatür sanatıyla ilgilenen  kişinin tezhib bilgisi, daha doðrusu tezhib tasarımı bilgisi mutlaka olmalıdır.  Osmanlı Minyatür sanatının bütün güzelliði minyatürde kullanılan elbiselerin,  çadırların, halıların, hatta duvarların tezhib gibi boyanmasındandır. Tezhibteki  çarpıcı renklerin ve helezonik çizgilerin en kalıplaşmış minyatüre bile canlılık  verdiðini görmemek mümkün değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US">Bugün kullanılan malzemeler  eskiye oranla çok çeşitlidir. Fakat kimyevi malzemelerden elde edilen boya ve  kağıtların dayanma süresi sınırlıdır. Eski yazmaların günümüze kadar bozulmadan  gelmesinin sebebi tamamiyle doðal malzemelerden yapılmış olmalarındandır. Bugün  deðişik Üniversite, özel kurumlar, kuruluşlar ve kişilerce minyatür dersleri  verilmektedir. Bu eðitim kurumlarında çok iyi yönde olan sanatçılar  yetişmektedir. Umudumuz bütün geleneksel sanatlarımızla birlikte çağdaş minyatür  sanatımızın da dünya Kültür ve sanat platformunda gereken yeri  almasıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.45pt; text-align: justify"><span style="font-size: 13pt; color: #333333" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><span style="font-size: 13pt" lang="EN-US"><o:p> </o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"><v:shape id="_x0000_s1064" style="margin-top: 2.4pt; z-index: 13; left: 0px; margin-left: 0px; width: 141.75pt; position: absolute; height: 95.25pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:allowoverlap="f"><v:imagedata o:title="minyatur1"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><v:shape id="_x0000_s1066" style="margin-top: 119.4pt; z-index: 14; left: 0px; margin-left: 0px; width: 136.5pt; position: absolute; height: 186.75pt; text-align: left" type="#_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:allowoverlap="f"><v:imagedata o:title="minyatur2"></v:imagedata><w:wrap type="square"></w:wrap></v:shape><span style="font-size: 13pt" lang="EN-US"><o:p><br />
</o:p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/01/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/sanat-ve-edebiyat/turk-mimarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
