<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI &#187; ŞİİRLER VE MAKALELER</title>
	<atom:link href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/category/siirler-ve-makaleler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org</link>
	<description>YENİLECEĞİNDEN KORKAN, MUTLAKA YENİLİR... Yıldırım BEYAZID</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Daha Neyin Açılımını Yapacaksınız? Neleri Eksik?</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 22:17:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde ülke gündeminde tek madde var. Açılım… Kimisi demokratik açılım  diyor, kimisi Kürt Açılımı. 25 yıllık kan emici, bölücü terör sorununu önce tüm  Kürtlere mal edip Kürt sorunu yaptılar. Sonra da terör örgütü ve onun siyasi  uzantılarının isteklerini tüm Kürt asıllı vatandaşlarımızın talepleri gibi  göstermeye başladılar.

Neyiniz olmadı bugüne kadar? Bugüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde ülke gündeminde tek madde var. Açılım… Kimisi demokratik açılım  diyor, kimisi Kürt Açılımı. 25 yıllık kan emici, bölücü terör sorununu önce tüm  Kürtlere mal edip Kürt sorunu yaptılar. Sonra da terör örgütü ve onun siyasi  uzantılarının isteklerini tüm Kürt asıllı vatandaşlarımızın talepleri gibi  göstermeye başladılar.<br />
<span id="more-200"></span><br />
Neyiniz olmadı bugüne kadar? Bugüne kadar Kürt  asıllı Cumhurbaşkanı mı olmadı? Başbakan mı? En önemli Bakanlıklardan İç İşleri  ve Milli Eğitim başta olmak üzere birçok Kürt asıllı Bakan olmadı mı? Yüzlerce  Kürt asıllı Milletvekili olmadı mı? Kürt asıllılar, Belediye Başkanı olamadılar  mı? Hepsini oldular hepsini. Kürt asıllı vatandaşlarımız, çalıştıkları  kurumlarda yükselemediler mi? Yönetici olamadılar mı? Veya diğerlerinden az maaş  mı aldılar? Kürt asıllı vatandaşlarımız, otobüslerde daha fazla para mı ödedi?  Veya diğerlerinden daha fazla vergi mi ödediler? Hiç kimse bunların olumsuzunu  iddia edemez.</p>
<p>Bunlar yasal yönden olanları. Peki, bunlarla mı kaldı?  Bunlarla da kalmadı. Bakın Türkiye Cumhuriyeti’nde kendilerine ayrımcılık  yapıldığını iddia eden bu kesim rahatça neler yapar oldu… DTP’li Belediye  Başkanları, terörist cenazelerini Belediye ambulanslarıyla aldırıp teröristleri  Belediye işçilerine defnettirir oldu. Belediyeler, daha önce terör örgütüne  yardım ve yataklık yaptığı kanıtlanan birçok kişiye yardım eder oldu. Eruh’ta 25  yıl önce 33 can alarak yapılan ilk terör eyleminin yıldönümünde yapılan  festivalde, 25 yıl önce o gün kanlı eylemde bulunmuş olan teröristlerden birisi,  Siirt Belediyesi’nin sponsor olduğu programda, kurduğu çadırın altında ve  kurduğu sahnede söz alıp o günleri pişkin pişkin ve gururla anlatır oldu. DTP’li  Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan’a tabiri caiz ise posta koyar  oldu. İstedikleri zaman tüm esnafa protesto amaçlı kepenkleri kapattırır  oldular, kapatmayanın camını çerçevesini indirir oldular. Deyim yerindeyse Ali  kıran baş kesen oldular. Müdahale eden oldu mu? Olmadı. Ceza alan oldu mu?  Olmadı. DTP’li Milletvekilleri, terörist başına rahatça sayın diye hitap  edip,”Sayın Öcalansız ve PKK’nın taleplerinin gözetilmediği bir süreç faydalı  olmaz” der oldu. Belediyelerin yaptığı etkinlikler, PKK’nın gövde gösteri  yaptığı alanlar oldu. TRT 6’nın açılışından sonra DTP’liler, artık rahatça bu  ilk adımlardandı, dilimizi tanıdılar, ilerde Kürdistan’ı da tanıyacaklar der  oldu. Terör örgütünün şehir merkezindeki yandaşları, rahat rahat yolları  kapatır, belediye otobüslerini yakar, askeri polisi taşlar oldu. Her gün bir  yerde bazen her yerde terör örgütü yandaşları, büyük caddeleri kapatıp ellerinde  terör örgütü elebaşının resimleri ve devlete kin kusan pankartlarıyla terörist  başına rahatça özgürlük ister oldu. Türk bayramı olan Nevruz, terör örgütünün  gövde gösterisi, devlete kin kusma ve isyan provası günü haline gelir oldu. Bir  yerde İstiklal Marşımız okunurken ayağa kalkanın sadece Kaymakam olduğu başka  bir yerde ölmüş teröristler için yapılan saygı duruşunda ayağa kalkmayanın  sadece Kaymakam olduğu bir zamana geldik&#8230; Daha sayayım mı? Bunlar ve bunlar  gibi nerden nereye geldik dedirten yüzlerce durum var ne yazık ki… Ve ne yazık  ki yetkililer, bu durumlar karşısında sesini çıkarmaz oldu. Bunlarda yetmez gibi  AB uyum yasaları ve benzeri safsatalarla askerin polisin elini kolunu bağlar  oldular. Demek ki bu kadarı da yetmiyormuş ki şimdi de başımıza bir açılım  çorabı örmeye kalkıyorlar. Daha ne vereceğiz? Bu kadar taviz ve 40.000 can  yetmedi mi?</p>
<p>Demokratik açılımmış… Daha neremizi açacağız? Açılım adı  altında değişiklik istenilen, bana göre bahsinin geçmesinin bile hainlik olduğu  başlıklara bakın. İstenilenler arasında; Anayasada Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuranların Türk Milleti diye adlandırılması ibaresinin değiştirilmesi, eğitim  dilinin Kürtçe olması, yer isimlerinin Kürtçe ve Ermenice yer isimleri ile  değiştirilmesi, dağlardaki “Önce Vatan” ve “Ne Mutlu Türküm diyene” yazılarının  silinmesi, bunlar ve bunlar gibi yapılmasında zarar yokmuş gibi gösterilmeye  çalışılan ama ilerde büyük problemler teşkil edecek konular var. Bunlar, bugün  belki masum şeyler gibi görünebilir ama bu değişiklikler, insanlarımızı önce  kamplaşma ve ayrışmaya, sonra çatışma ve onun arkasından da bölünme ile  tamamlanacak bir sürecin içine sokacak değişikliklerdir. Bu ülkeyi birden bire  bölemezler. Bu uzun bir senaryodur. İlk perdesini 25 yıllık süre zarfında belli  oranda kamplaşmayı sağlayarak ve düşmanlığın temelini atarak oynadılar. Gelelim  demokratik açılıma. Demokratik açılım ise, Türk izlerini bölgeden silip,  Türkçeyi yok edip, en sonda bölücü olmayan Kürt asıllı vatandaşlarımızın da  zamanla kandırılarak ve baskı yoluyla terör yandaşlarının yanlarına çekildiği  ülkeyi bölünme ortamına çekecek olan bölünme senaryosunun oynanmaya çalışılan  ikinci perdesidir. Açılım paketinin içeriğini görmesek de DTP’lilerin  memnuniyetlerini belirten açıklamaları ve gözlerindeki ışıltı da bu açılım  hakkında bizlerde bir kanı oluşturmuyor değil.</p>
<p>En son da terörist başının  açıkladığı yol haritasına bakılırsa geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz.  Neymiş? Federasyon istemiyormuş ama Kürt Ulusunun belediyesi, meclisi, ordusu,  bilmem neyi ayrı olacakmış. Allah’tan Federasyon istememiş. İlerde çoğu kişi  keşke diyecek ama nafile… Bu girişimler; Fas’tan Çin’e kadar onlarca ülkeyi  kendi içinde ayrıştırıp sonra da sınırlarını değiştirerek kaynaklarını daha  kolay ele geçirmeyi amaçlayan BOP (Büyük Orta Doğu Projesi)’un Türkiye  sahnesinde oynatılmak istenilen senaryonun bir bölümüdür. Senaristi ABD, başrol  oyuncusu; kendisini “BOP’un Eşbaşkanı” olarak adlandıran Başbakan Recep Tayyip  ERDOĞAN, figüranı ise terör örgütüdür. Allah, sonumuzu hayır eylesin derken  Mehmet Akif’in çok sevdiğim şu güzel kıtasıyla veda  ediyorum.</p>
<p><em><strong>Durma düşman durma, gücünü arttır,<br />
Türklüğün  başına hakaret yağdır.<br />
Uyuyan bir kavme bu felaket azdır,<br />
Vur eski kölesi  uyandır onu,<br />
Bırakma uyusun, uyandır  onu!..</strong></em></p>
<p><strong>17.08.2009<br />
Emrullah TÖREN</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malazgirt, Bir Miras Değildir. 2023 Çocuklarından Bir Emanettir</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 22:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar Emrullah TÖREN 



Türk Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi
Malazgirt Bizans’ın  Türk’e secdesi
Bu ses insanlığa hakkın müjdesi
Bu seste birleşir bütün  yürekler
Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..
26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu  Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diojen kuvvetleri arasında meydana  gelen muharebe sonucu kazanılan ve dini, milli, siyasi ve askeri neticeleri  bakımından Türk tarihinin en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><span>Yazar Emrullah TÖREN </span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><img style="float: left;" src="http://img24.imageshack.us/img24/8531/malazgirt.jpg" alt="Malazgirt" width="197" height="186" /><br />
<strong>Türk Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi<br />
Malazgirt Bizans’ın  Türk’e secdesi<br />
Bu ses insanlığa hakkın müjdesi</p>
<p>Bu seste birleşir bütün  yürekler<br />
Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..</strong></p>
<div style="text-align: justify;">26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu  Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diojen kuvvetleri arasında meydana  gelen muharebe sonucu kazanılan ve dini, milli, siyasi ve askeri neticeleri  bakımından Türk tarihinin en büyük zaferlerinden birisidir Malazgirt. Destanlar  şairi Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU’na o ölümsüz dizeleri yazdıran Malazgirt  Zaferi, Anadolu tarihi açısından dönüm noktalarından  birisidir.<br />
<span id="more-198"></span></p>
<p><strong>MUHAREBE SAFHASININ  GELİŞİMİ</strong></p>
<p>Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda başkaları  gibi yöre halkına kıyım ve tahribat yapmayıp, adaletle muamelesi, zalimleri  ortadan kaldırmaları, can, mal, ırz emniyetini sağlamaları halkın Selçuklu  idaresini gönülden tercih etmesini sağladı. Tabiî ki bu durum Bizans’ı  telaşlandırdı. Türklerin doğu seferine çıktığını öğrenen Romen Diojen, 13 Mart  1071de İstanbul’dan Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Ermeni ve Rumeli’de  yaşayan İslam dinini kabul etmemiş Peçenek ve Uz Türklerinden de askerlerden  oluşan 200.000 kişiyi aşkın kuvvetiyle Anadolu seferine çıktı. Diojen öyle  azimliydi ki azmini askerlerine şu sözlerle ifade ediyordu: ”Doğu sınırlarımızda  bir İslam tehlikesi belirmiştir. Ordumun başında bu tehlikeyi büyümeden ortadan  kaldırmaya gidiyorum.”</p>
<p><strong>ZAFER GÜNÜ</strong></p>
<p><img style="float: left;" src="http://img512.imageshack.us/img512/3493/alparslan.jpg" alt="Alparslan" width="155" height="176" />25 Ağustos gecesi Alparslan, ayırdığı bir kuvvetle Bizanslıları  atılan ok ve naralarla bütün gece taciz ettirip yorgun düşürttü.26 Ağustos Cuma  günü askerlerini toplayan Alparslan, atından inip secdeye vardı ve :“Ya Rabbi  niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde hilaf varsa beni kahret” diye dua  etti. Sonra askerlerine dönerek:”Burada benimle birlikte cihat etmekte ve  ayrılmakta serbestsiniz” dedi. Sultan, beyazlar giydi atının kuyruğunu bağladı  ve eline er silahı olan gürzü alıp askerlerine şu etkileyici sözleri  söyledi:”Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum  göklere çıkacaktır. Bende sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarın ve ona bağlı  kalın. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.”Sultanın bu nutku muharebe öncesi  askerlerin moral bulması ve tabiri caiz ise gaza gelmeleri için çok etkili  olacak bir konuşmaydı. Biranlık kendinizi o gün orada düşünün. Karşınızda sizden  daha donanımlı ve yaklaşık 4–5 katı büyüklüğünüzde bir kuvvet var. Ve sizin  Kumandanınız diyor ki “Ya Rabbi niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde  hilaf varsa beni kahret. Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim  olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır.” Ölüme koşmak için bir dakika düşünür  müydünüz? Birçoğunuz düşünmezdiniz herhalde. Çünkü o gün Allah davasını yaymak  için tereddütsüz ölüme koşanların torunlarısınız sizlerde. Muharebe sonucu  Türklerin ok gürz ve kılıçlarından kurtulanların akşama teslim olmaya can  attıkları görüldü. Yaralı halde esir alınan İmparator Diojen, Sultanın yanına  geldiğinde utancından başını kaldıramıyordu. Ama bizim Sultanımız, Diojen her ne  kadar savaş öncesi kin kusmuş ve kazandığı takdirde yapacağı işkenceleri  çevresine anlatmış olsa da onu nezaketle kabul etti ve oturttu. “Eğer zafer  sizin olsaydı ne yapardınız?” diye sordu. Diojen muharebe öncesindeki kadar  cesur ve açık sözlü değildi. Öldürteceğini söyleyemedi ve “Kamçılatırdım” dedi.  Alparslan:”Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz” dedi. Türk Sultanını kendisi  gibi zalim zanneden Diojen:”Ya öldürtürsünüz, ya da İslam memleketlerinde esir  olarak dolaştırır, süründürürsünüz. Belki de… Mümkün görmüyorum ama  affedersiniz” dedi.</p>
<p>Alparslan, yenilgiye uğramış bir insanı daha fazla  küçük düşürmek istemedi. Bizans İmparatorunu affetti. Ağır şartlarda anlaşma  imzaladı. Romen Diojen Bizans’a döndü. Döndü ama dönünce ne oldu? İşte burada  Türk Milleti’nin diğerlerinden farkını ortaya çıkaran bir olay yaşandı. Romen  Diojen, kendisine sahip çıkılacağını zannederek gittiği Bizans’ta Türklerden  görmediği hakaretlere uğrayıp öldürtüldü. Bu zaferden sonra Türkler Anadolu’ya  büyük kavimler halinde yerleşmeye başladı. Kültür, sanat ve sosyal yönden  müesseseler kuruldu. Şehirler günümüzde de hala bulunan çok önemli eserlerle  süslendi.</p>
<p><strong>ZAFERİN GENEL ANALİZİ</strong></p>
<p>Türk tarihi  ve kültürü açısından çok önemli olan ve dönüm noktalarından birisi olan bu zafer  incelenirken dikkat edilmesi gereken hususlar da var. Türk Milleti’nin azmini ve  hoşgörü anlayışını bir kez daha gösteren bu zafer sonucu Türkler, gidip de orada  bulunan ahaliyi evinden atıp onların yerine mi yerleşti? Böyle bir şey  kesinlikle söz konusu değil. Türkler zaferin ardından Anadolu’ya büyük kavimler  halinde gelmiş ve çoğu kırsal alanlara yerleşip tarım ve hayvancılık işleriyle  uğraşmıştır. Şehirlerdeki Rum ve Ermeni ahali, yine eski işlerine devam etmiş,  can, mal ve ırzlarına en ufak bir zarar verilmemiştir. Ondandır ki bu millet  binlerce yıldır bu topraklar üzerindedir. Bir diğer önemli husus ise; yılardır  Malazgirt’in “Türklerin Anadolu’ya girdiği zafer” olarak bilinmesi. Evet,  Malazgirt Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi bakımından önemli bir zaferdir. Ama  ondan önce Anadolu’da Türk yoktu demek de bence çok doğru olmaz. Büyük  zaferlerimiz incelendiğinde görülecektir ki; bizde zafer sadece kılıçla, okla,  yayla kazanılmaz. Biz zaferi ozanımızla, askerimizle, dervişimizle, mehterimizle  yani her şeyimizle topyekûn kazanırız. Birçok zaferimizden önce de oraya  gönderdiğimiz dervişlerimiz ve erenlerimizle bölgeyi manevi olarak fethe  hazırlamışızdır.</p>
<p>Türk Gençliği olarak bunları iyi bilmeliyiz. Geçmişimizi  iyi bilmeliyiz ki geleceğimizi ona göre şekillendirelim. Bu topraklar üzerinde  bin yıllık süre zarfında on milyonlarca şehidimiz var. Yani bu topraklar kanla  beslenen topraklar. Bedeli ağır ödenmiş. Buralar on milyonlarca şehidin kanı ile  bu günlere geldi. Ancak ve ancak bir o kadar kanla geri verilir. Bu on  milyonlara ve atamız Sultan Alparslan’a layık olmaya çalışmalıyız. Bu da  maalesef ki sadece yazmakla veya söylemekle olmuyor. Cumhuriyet’imizin 100.Yılı  yaklaşıyor. Cumhuriyet’imizin 100.Yılı 2023’de “Lider Ülke Türkiye” olabilmemiz  için günümüz Türk Gençliği, kendisini geliştirip, inanıp, azimle çalışıp iyi  yerlere gelmeli ki bu ülkeyi “Kalbi Türklük aşkıyla ve Türk Dünyasıyla atan,  yaptığı işlerde Cenabı Allah’ın emir ve yasaklarını gözeten” insanlar yönetsin.  İşte o zaman belki bize bırakılan bu emanete biraz sahip oluruz.</p></div>
<div style="text-align: justify;">Çünkü unutulmamalıdır ki,”BİZ, BU VATANI  ATALARIMIZDAN MİRAZ ALMADIK. BİZ, BU VATANI ÇOCUKLARIMIZDAN EMANET  ALDIK.”</p>
<p>Açılış gibi kapanışı da destanlar şairi Niyazi Yıldırım  GENÇOSMANOĞLU’nun Malazgirt Zaferi için yazdığı marştan bir bölümle yapmadan  önce küçük bir bilgi daha vermekte fayda var. Malazgirt, günümüzde Türkiye  Cumhuriyeti’nin güzide şehirlerinden Muş’un sınırları içerisinde bulunmaktadır  ve muharebenin yapıldığı alanı kapsayan ilçenin de adı  Malazgirt’tir.</p>
<p><strong>Yiğitler kan döker, bayrak  solmaya,</strong><br />
<strong>Anadolu başlar, vatan  olmaya…</strong><br />
<strong>Kızılelma’ya hey…  Kızılelma’ya!</strong></p>
<p><strong>En güzel marşını vurmadan  mehter</strong><br />
<strong>Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..</strong></p>
<p><strong>16.08.2009</strong><br />
<strong>Emrullah  TÖREN</strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aleviliğin Özünde Yatan Türk&#8217;lük</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 19:39:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[ 

TÜRKLERİN HZ. ALİ’YE KARŞI SEVGİ  DUYMAYA BAŞLADIĞI ZAMANLAR
Türkler 7. yüzyılın ortalarında Hz. Muhammed ile ilgili  işittikleri övgü dolu sözleri Hz. Ali içinde işitiyorlardı. Mekkeli müşrikler  Hz. Muhammed’i öldürmeyi planladıklarında Hz. Ali o’nun yatağına girip çocuk  denecek yaşta o’nun yerine öldürülmeyi isteyecek kadar hesapsız imanı ve and  olsun Allah’a Hz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.yenimakale.com/resim/turkluk.jpg" alt="" width="322" height="273" /></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">TÜRKLERİN HZ. ALİ’YE KARŞI SEVGİ  DUYMAYA BAŞLADIĞI ZAMANLAR</span></strong></p>
<p align="justify">Türkler 7. yüzyılın ortalarında Hz. Muhammed ile ilgili  işittikleri övgü dolu sözleri Hz. Ali içinde işitiyorlardı. Mekkeli müşrikler  Hz. Muhammed’i öldürmeyi planladıklarında Hz. Ali o’nun yatağına girip çocuk  denecek yaşta o’nun yerine öldürülmeyi isteyecek kadar hesapsız imanı ve and  olsun Allah’a Hz. Peygambere ilk iman eden kişiyim sözündeki haklılığı,  oruçluyken kapısına gelen yoksula iftarlık yiyeceğini verecek kadar merhameti,  zülfikarı kuşanıp, Allah’ın arslanı ünvanını kazanacak kadar yiğitliği, Hz.  Peygamberin ’’Ben ilmin şehri isem Ali kapısıdır’’ hadisinde işaret bilgeliği  ile Türkler Hz. Ali’ye büyük sevgi duydular.<span id="more-191"></span></p>
<p align="justify">Türk Milleti’nin Hz. Ali’ye hissettiği sevgi Yezid’in Hz.  Hüseyin’e yaptığı zulüm döneminde de devam etmiştir. Hatta Hz. Hüseyin’e  Türkistan’dan davet gelmiştir. Ancak, o dedesi Hz. Muhammed ve babası Hz. Ali’ye  yakışır şekilde mücadele vereceğim cevabını vermiştir. Emeviler döneminde Türk  beylerine de çok zulüm yapılmıştır. 710 yılında Emevi Yezid 20 bini aşkın  Türk’ün başını kesmiştir. Yezid’in izlediği siyaset Türkleri zorla  kültürlerinden uzaklaştırıp Araplaştırmaktır.</p>
<p align="justify">750’li yıllardan itibaren Türkler Müslümanlaşma sürecinde Arap  kültürünün etkisinde kalmaksızın Kur’an ve Hz. Muhammed’in sözlerine bağlılığı  Türk töresiyle bütünleştirerek sürdürdü. Bu yaşam tarzı bazı Türk boyları  arasında Alevilik anlayışının doğmasını sağladı.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK</span></strong></p>
<p align="justify">
<div style="width: 176px; float: left;"><img style="border: 0pt none;" title="Hacı Bektaş Veli" src="http://www.yenimakale.com/resim/alevilik_bektasilik.jpg" border="0" alt="Hacı Bektaş Veli" width="169" height="239" align="left" />Hacı Bektaş Veli</div>
<p>Alevilik hakkında genelde tam bir birlik olmasa da  Bektaşilikten kaynaklandığını savunan görüş ağırlıktadır. Bilindiği gibi Hacı  Bektaş-ı Veli bir Türk Mutasavvıfı olup Horasan’dan gelip Anadolu’nun  Türkleşmesinde büyük çaba sarf etmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman  Bey’in hocası Şeyh Edebali de iyi bir Bektaşi Mutasavvıfıdır. Temelde Bektaşilik  İslam’a uygun olarak Türk geleneğini yaşatma felsefesidir. Zamanla bu anlayış  yerini Türk geleneklerinin ağır bastığı bir yapıya bırakmıştır. Böylece de  Bektaşilikten, Alevilik, Kızılbaşlık gibi yeni felsefi gruplar ortaya çıkmıştır.</p>
<p align="justify">Bektaşiliğin en önemli özelliği’’On İki İmam’’inanışı ve  Cafer-es Sadık’a gösterilen ihtimamdır. İbadetlerinin merkezinde  Allah-Muhammed-Ali üçlüsü vardır. Muharrem ayının ilk on gününde Hz. Hüseyin’in  Kerbela kıyamı ve şehadeti hatırasına oruç tutarlar ve matem günleri yaşarlar.  Hz. Ali’nin doğum günü olarak kabul edilen 21 Mart’ta ‘’Nevruz’’, günahlarının  bağışlanması gayesiyle ‘’Baş okutması’’yapılır.</p>
<p align="justify">Bektaşilik tarikatlar arasında Türk renginin en belirgin olduğu  tarikattır. Osmanlı’nın İran ve Arap tesirinde olduğu dönemde bile Bektaşiler  edebiyatlarında ısrarla Türkçeyi kullanmışlardır. Türkçe’nin resmi dil olması  konusunda Karamanoğlu  Mehmed Bey’i ikna edenlerden birininde Hacı Bektaş-ı Veli  olduğu hatırlanmalıdır. Osmanlı ordusundaki fetihlerdeki asli unsur olan Akıncı  beylerinin büyük çoğunluğu Alevi-Bektaşi geleneğine mensuptu.</p>
<p align="justify">Alevi-Bektaşi kültüründe sevginin anlatılması,  anlaşılmazlıkların giderilmesi ve Allah’a toplu yakarışı içeren semah; eski  Türklerde Gök Tanrı inancındaki din adamı, bilge sıfatı taşıyan Kam’ların  yönettiği Şaman töreninin İslam ile birlikte yaratılmış halidir. İster Mevlevi  İster Alevi semah olsun, semahtakiler nefsi tüm duygulardan arınmış olmanın  huzurunu yaşarlar ve semahı kadınla erkek bir arada dönerler. Semah dönen kadın  ile erkek bacı kardeş gibidirler. Posta oturan dede, bağlama eşliğinde deyişler  söyler. Deyişteki sözlerin kaynağı yüce Kur’an’dır.</p>
<p align="justify">Alevi-Bektaşi kültüründe yol kardeşliği anlamına gelen  Musahiplik kurumu vardır. Bu kurum Mete Han’ın ordusunda iki erin Anda ismiyle  yaptığı kardeşliğin devamıdır. Bu kardeşliğin amacı sosyal hayattaki kaynaşmayı  sağlamaktır. Musahiplerin çocukları da birbiriyle evlenemez. Bu sayede uzak  obalarla evlilik olur.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">YAVUZ SULTAN SELİM-ŞAH İSMAİL  ÇATIŞMASI</span></strong></p>
<p align="justify">Alevi-Sünni çatışmasına bir grupta Yavuz Sultan Selim ile Şah  İsmail savaşını göstermektedir. Halbuki bu savaşın sebebi dini değil, tamamen  siyasidir. Eğer bu çatışmanın sebebi dini olsaydı Osmanlı Devleti  Dulkadiroğulları, Bayatlar, Beydilli, Afşar, Karakeçili gibi birçok Türk boyunu  kılıçtan geçirmesi lazımdı. Eğer bu savaşın sebebi dini olsaydı; Yavuz Sultan  Selim ve Şah İsmail savaşında Elazığ, Malatya, Maraş, Diyarbakır bölgesini  yönetimi altında tutan Alevi Dulkadiroğulları beyliği tüm askerleriyle birlikte  Yavuz’un yanında Şah İsmail’e karşı savaşmazdı.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">DÖRT KAPI KIRK  MAKAM</span></strong></p>
<p align="justify">Dört Kapı ve Kırk Makam şeklinde ilkeleşen ve insanı olgun  insan olmaya götüren ilkeleri Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli tespit etmiştir. Bu  ilkeler aşama aşama olup insanı olgunluğa götürür. Hacı Bektaş-ı Veli bunları  şöyle özetlemiştir:’’Kul, Tanrıya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur. Bu  makamların onu Şeriat içinde, onu Tarikat içinde, onu Marifet içinde, onu da  Hakikat içindedir.</p>
<p align="justify"><strong>1. KAPI     ŞERİAT MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. İman etmek<br />
2. İlim öğrenmek<br />
3. İbadet etmek<br />
4.  Haramdan uzaklaşmak<br />
5. Ailesine faydalı olmak<br />
6. Çevreye zarar  vermemek<br />
7. Peygamberin emirlerine uymak<br />
8. Şefkatli olmak<br />
9. Temiz  olmak<br />
10. Yaramaz işlerden sakınmak.</p>
<p align="justify"><strong>2. KAPI     TARİKAT MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. Tövbe etmek<br />
2. Mürşidin öğütlerine uymak<br />
3. Temiz  giyinmek<br />
4. İyilik yolunda savaşmak<br />
5. Hizmet etmeyi sevmek<br />
6.  Haksızlıktan korkmak<br />
7. Ümitsizliğe düşmemek<br />
8. İbret almak<br />
9. Nimet  dağıtmak<br />
10. Özünü fakir görmek</p>
<p align="justify"><strong>3. KAPI     MARİFET MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. Edepli olmak<br />
2. Bencillik, kin ve garezden uzak  durmak<br />
3. Perhizkarlık<br />
4. Sabır ve kanaat<br />
5. Utanmak<br />
6.  Cömertlik<br />
7. İlim<br />
8. Hoşgörü<br />
9. Özünü bilmek<br />
10. Ariflik(kendini  bilmek)</p>
<p align="justify"><strong>4. KAPI     HAKİKAT MAKAMI:</strong></p>
<p align="justify">1. Alçak gönüllü olmak<br />
2. Kimsenin ayıbını görmemek<br />
3.  Yapabileceği hiçbir iyiliği esirgememek<br />
4. Allah’ın her yarattığını  sevmek<br />
5. Tüm insanları bir görmek<br />
6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek<br />
7.  Gerçeği gizlememek<br />
8. Manayı bilmek<br />
9. Tanrısal sırrı öğrenmek<br />
10.  Allah’ın varlığına ulaşmak.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">GÜNÜMÜZDE  ALEVİLER</span></strong></p>
<p align="justify">
<div style="width: 295px; float: left;"><img style="border: 0pt none;" title="Semah" src="http://www.yenimakale.com/resim/semah.jpg" border="0" alt="Semah" width="284" height="186" align="left" />Semah</div>
<p>Türk kültürünün en yalın taşıyıcılarından olan Alevi-Bektaşi  Türkmenlerinin manevi büyükleri Anadolu’nun fethinden önce gelip Anadolu’yu  fethe hazırlamıştır. Özellikle içten içe kardeş kavgasının körüklenmeye  çalışıldığı günümüzde; kardeşliğimizin adının: 19. yy’da Sıdkı Baba, 16. yy’da  Pir Sultan Abdal(asıl adı:Haydar), 12. yy’da Taptuk Emre, 9 yy. ’da Barak Baba  ve Sarı Saltuk, 8. yy’da Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi olduğu  unutulmamalıdır.</p>
<p align="justify">Günümüzde Alevilere yapılan karalamaların sebebi Türk  Kültürünün ve Töresinin devamının güvencelerini yıpratmak, yok etmektir.  Türkiye’de Alevi köylerinde yaşatılan kültürel unsurlar. bugün Türkistan’da ki  eski Türk gelenekleriyle örtüşmektedir. Bunların amacı; Bektaşisiyle,  Mevlevisiyle, Nakşisiyle birlik içinde yaşayan Türk Milletini zayıf düşürmektir.  Kardeşlerimiz bu oyunun bir parçası olmamalıdır. Alevi-Sünni ayrımı yapanlar en  büyük Türk düşmanlarıdır. Kimsenin başka birisinin imanını ölçme gibi bir hakkı  yoktur. ’’İnsanların en hayırlısı Takva da ileri olanıdır’’ buyurmuş Allah’u  Teala. Hacı Bektaş’ın Dört Kapı ve altındaki Kırk Makam öğretisi Takva’yı  anlatır.</p>
<p align="justify">Aleviler ya dışlanmış ya da siyasi potansiyel olarak  görülmüştür. Bazı yerlerde Aleviler gayrimüslimlerden daha çok dışlanmıştır.  Mesela bir Müslüman erkeğin bir Hristyanla evlenmesi teşvik edilmekte, kabul  görmektedir. Ancak bazı gruplar Alevilerle evliliğin konusunu açmaktan bile  korkmaktadır. Bunların en büyük sebebi cehalettir. Siyasi açıdan ise Aleviler  bir oy potansiyeli olarak görülmüştür. Onlara göre Aleviler’’Devrimci’’ ve  ‘’İlerici’’dir. Onlara göre Aleviler solcudur. Bu onlara göre böyledir. Çünkü  onlar böyle görmek istiyor. Yalnızca bu durum onların menfaatlerine uyar. Bir  zamanlar Alevileri dinsiz diye nitelendirenler şimdi düşüncelerinin değişmemiş  olmasına rağmen sırf siyasi iktidar için Alevi kutlamalarına üst düzey  temsilcilerini göndermekte, yana yana Alevi milletvekili adayları  gezmektedirler. Kimse bu oyuna gelmeyecektir.</p>
<p align="justify">Bugün Pir Sultan Abdal Dernekleri’nin, İhd ve Dtp gibi bölücü  kurumlarla aynı platformlarda buluşması, ortak basın açıklamaları yapması,  onlarla aynı karelerde bulunması gerçekten içler acısı bir durumdur. Gerçek  Alevilerin bu derneklere sahip çıkması gerekir.</p>
<p align="justify">Ta ezelden hür milletiz;<br />
Soyu-sopu gür milletiz,<br />
Kandan  candan bir milletiz,<br />
Bir temel, bir duvar, bir taş<br />
Alevi, Sünni,  Kızılbaş…</p>
<p align="justify">Aynı mayadan yoğrulan,<br />
Türk, Türkmen diye çağrılan<br />
Aynı  kıbleye doğrulan<br />
Secdeye konulan bir bir baş<br />
Alevi, Sünni, Kızılbaş…</p>
<p align="justify">İçimize kin soktular,<br />
Dinsizliği din soktular,<br />
Kızıl  Moskof. Çin soktular…<br />
Dediler olsun hurdahaş<br />
Alevi, Sünni, Kızılbaş…</p>
<p align="justify">Unutulmamalıdır ki; Hz. Ali, Hz. Peygambere ilk iman edendi.  Beş vakit namaz kılardı. Ve o’nun soyunu devam ettiren, onun yerine ölümü göze  alandı. Günümüzde bazıları Aleviliği nefsi işlerini yapmak için bir örtü gibi  kullanmakta, Aleviliğin yanlış tanınmasına sebep olmakta ve gerçek Alevilere  zarar vermektedir.</p>
<p align="justify">Türk Milleti olarak yeniden dirilmemiz şarttır. Tüm Alevilerin  Hz. Ali’nin ‘’Belimden düşen değil, yolumu süren evladımdır’’sözünü iyi anlayıp,  gerçekten Hz. Ali çizgisinde olmaları, uyuyanların artık uyanmaları ve bu  vatanın parsel parsel, babalar gibi satılmakta olduğu günümüzde Alevisinin,  Sünnisinin tek çaresinin tüm bölücü unsurlara karşı birlik olması gerektiğinin  farkına varmaları dileğiyle.</p>
<p align="justify">Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi:</p>
<p align="justify">Gelin canlar bir olalım,<br />
Biri bine ekleyelim,<br />
Bir  yürüyüş eyleyelim,<br />
Tevekkeltü Tealallah.</p>
<p align="justify"><strong>13. 05. 2007<br />
Emrullah TÖREN</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE KEMİKLİ KİLİSE</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 19:11:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE  KEMİKLİ KİLİSE
Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karga
Kültürünü ve tarihi yapılarını görmek için  gittiğim yerlerde, tarihten kalma kuyruk acılarından oluşan Türk düşmanlığını ve  bize olan kini görmeye alıştım. Çünkü Avrupa’nın birçok yerinde Türklere karşı  geçmişten kalma bir kin var. Bazıları dışa vurmasalarda… Bu düşmanlığı dışa  vuran olaylardan birisiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #333399;"><strong>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE  KEMİKLİ KİLİSE</strong></span></p>
<div style="width: 150px; float: left; text-align: center;"><img style="border: 0pt none;" title="Türk'ün Gözünü Oyan Karga" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga.JPG" border="0" alt="Türk'ün Gözünü Oyan Karga" width="142" height="155" align="left" />Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karga</div>
<p>Kültürünü ve tarihi yapılarını görmek için  gittiğim yerlerde, tarihten kalma kuyruk acılarından oluşan Türk düşmanlığını ve  bize olan kini görmeye alıştım. Çünkü Avrupa’nın birçok yerinde Türklere karşı  geçmişten kalma bir kin var. Bazıları dışa vurmasalarda… Bu düşmanlığı dışa  vuran olaylardan birisiyle de Çek Cumhuriyeti’nin Başkenti Prag’a bir saat  mesafede olan Kutna Hora şehrinde karşılaştım. Açıkçası; oraya giderken sadece  dünyada bir eşi daha olmayan Kemikli Kiliseyi göreceğim zannediyordum. Ama  Kilisenin içerisini gezerken gördüğüm “Türk’ün gözünü oyan karga” iskeleti, Türk  düşmanlığının aile amblemine işlenecek kadar hat safhaya ulaştığını görmeme  vesile oldu.<span id="more-185"></span></div>
<div></div>
<div><span style="color: #333399;"><strong>KEMİKLİ KİLİSE VE KUTNA  HORA</strong></span></div>
<div>
<p><a title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" href="/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" href="/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" border="0" alt="Kemiklerden Yapılmış Piramit" width="200" height="148" align="left" />Kemiklerden Yapılmış Piramit</a></div>
<p>Kutna Hora; zengin gümüş madeni  yataklarına sahip olan yaklaşık bin yıllık bir yerleşim yeri. Efsaneye göre  Sedlec Manastırı Başrahibi Heinrich (Jindrich) Çek Kralı II. Otakor tarafından  1278’de Kutsal Topraklara (Filistin) elçi olarak gönderilir. Heinrich, Kudüs’ü  terk ederken Golgotha’dan bir avuç toprak alır ve bu toprağı Kutna Hora’daki  Manastır mezarlığına serper. Böylece bu mezarlığın Kutsal Toprakların bir  parçası olduğu düşünülmeye başlanır. O günden sonra bu mezarlık büyük bir üne  kavuşur. Ve bütün Avrupa’dan bir çok insan buraya gömülmek ister. Mezarlık alanı  çok genişler. Üstüne bir de 14. yy Avrupa veba salgını eklenir. 1318 salgınında  buraya 30.000 kişi gömülür. Bunların arkasından Husit Savaşları mezar sayısını  daha da arttırır. Bana göre Husit Savaşları; bizi vahşi ve barbar olarak  adlandıran Avrupalıların, kendi yalanlarında bir kez daha boğulduklarının ve  birbirlerini yediklerinin kanıtıdır. Husitler; Jan Hus taraftarlarıdır. Jan Hus  ise; Protestanlığın babasıdır. Yani anlayacağınız, bu medeniler (!) birbirini  yemişlerdir.</p>
<p>Husitler, 1421 yılında Manastırı yıkıp 500 Keşişi ve  binlerce Katolik dindarı öldürürler. Bir Gotik kilise olarak 14. yy sonunda inşa  edilen mezarlık şapeli, 1421 yılında Husitler tarafından ateşe verilip esaslı  bir şekilde tahrip edilmiştir. Anlayacağınız bu medeniler (!), yine birbirine  dehşet saçmışlar. Daha sonra katledilen dindarların kemikleri, kilisenin  içerisine monte edilmeye başlanmış ve kemiklerden avize, piramitler ve taçlar  yapılmıştır.</p>
<p><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" border="0" alt="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" width="200" height="149" align="left" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank">İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize</a></p>
</div>
<p>Kemikli Kilisede  yaklaşık 40.000 insan kemiği bulunuyor. Kilise içerisinde kemikleri birbirine  bağlamadan, üst üste yığılmak suretiyle oluşturulmuş piramitler bulunuyor.  Kilisenin ortasında, insan vücudunda bulunan tüm kemikleri içeren büyük bir  avize bulunuyor.</p>
<p>Avizenin altında bulunan gizli giriş, bir türbeye açılan  kapı konumunda. Burada Kunta Hora’nın ileri gelenlerinden 15 kişinin kemikleri  bulunuyor.</p>
<p>Daha sonra Çek ahşap oymacısı Frantişek, kemikleri tamamen  özel işlemden geçirerek dezenfekte etmiş ve İmparator II. Josef’in manastırı  yasaklamasının ardından manastırın mülklerini satın alan ünlü Schwarzenberg  ailesini armasını da kemiklerden yapılı olarak kiliseni içerisine  yerleştirmiş.</p></div>
<div><span style="color: #333399;"><strong>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN  KARGA</strong></span></p>
<p><a title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" href="/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" href="/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" border="0" alt="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" width="203" height="151" align="left" />Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri</a></div>
<p>Dünyada bir  eşi daha olmayan bu Kemikli Kilise içerisinde bizi en çok ilgilendiren kısım,  Schwarzenberg ailesinin armasının yerleştirilmesinden sonra başlıyor.  Schwarzenberg ailesinin armasının sağ alt kısmında bir kafatası iskeleti var. Bu  kafatasının gözünün içerisine gagasını sokmuş halde duran bir karga iskeleti  var. Bu sembol, Schwarzenberg ailesinin 1591 yılında Raab Savaşında Türkleri  yenmelerini sembolize olarak aile amblemine yerleştirilmiş. Ve adına da “Türk’ün  gözünü oyan karga” demişler. Raab Savaşı ve bir ailenin koca Osmanlı’yı yenmesi?  Kaldı ki, bahsedilen yıllar Osmanlı’nın dünyayı titrettiği ve Viyana kapılarında  Avrupa’nın kilidini açmaya çalıştığı zamanlar. İşin aslı; Osmanlı, 1594’te Raab  Kalesini alır. Bir kaç yıllık mücadele sonucu; Satırcı Mehmed Paşa, Avusturya  temsilcileri ile barış anlaşması yapmaya çalışırken 1598’de Raab Kalesini geri  ele geçirirler. Geri çekilirken kaybedilen birkaç kaleden birisi olan Raab  Kalesinde de Osmanlı ordusu mutlaka kayıp vermiştir. Ama bu durumu, sanki çok  büyük bir meydan muharebesinde Türkleri yenmiş gibi göstererek çarpıtmak  yalancılıklarını, aile amblemine kafatası oyan karga sembolü koymakta  vahşiliklerini ve Türk düşmanlıklarını bana bir kez daha gösterdi.</p>
<p>Bu  durum karşısında aklıma şu sorular geliyor.</p>
<p>Askerlere moral vermek için  söylenmiş bir yalan mı?</p>
<p>Doğanın bile Türkleri sevmediğini göstermek  mi?</p>
<p>Türk’ün gözünü onlarca defa deneyip kendileri oyamayınca, kargadan  medet umanların acziyetinin göstergesi mi?</p>
<p>Siz karar verin…</p>
<p>Bu  gibi durumlarla her karşılaştığımda da  aklıma Mehmet Akif’in şu dörtlüğü  geliyor:</p>
<p><strong>Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!<br />
Nerde  -gösterdiği vahşetle- &#8220;bu: bir Avrupalı!&#8221;<br />
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu,  sırtlan kümesi,<br />
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi yahut  kafesi!</strong></p>
<p><strong>15.06.2009<br />
Emrullah TÖREN</strong></div>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BOZKURTLAR ORDUSU (şiir)</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/10/siirler-ve-makaleler/bozkurtlar-ordusu-okkes-kadri-backir.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/10/siirler-ve-makaleler/bozkurtlar-ordusu-okkes-kadri-backir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 13:21:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[
BOZKURTLAR ORDUSU
Yusuf İMAMOĞLU geçen girdi rüyama,
ÖNKUZU&#8217;m ÖZMEN&#8217;im GÜN BEY&#8217;im hepsi orada,
Ab-ı Hayat Su&#8217;lu bahçelerinde İrem&#8217;in,
Birde ne göreyim BAŞBUĞ&#8217;um en başta.
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;
Şehit YUSUF şöyle başladı söze,
Gelin birlik olun dönülsün öze,
Şad olması istenirse ruhları bizlerin,
Haydi söz verin, söz verin bize.
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;
Gün Bey&#8217;im soruyor gümrükler nasıl?
Kaldımı yaptığımızdan ufak bir çakıl?
Kim uzatırsa elini malına Devlet&#8217;in,
Burada cezası çok ağır, yok onda akıl.
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-
BAŞBUĞ&#8217;um [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.emekliassubaylar.org/images/stories/Okkes_Kadri_BACKIR.jpg" alt="" width="60" height="90" /></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>BOZKURTLAR ORDUSU</strong></span></p>
<p>Yusuf İMAMOĞLU geçen girdi rüyama,</p>
<p>ÖNKUZU&#8217;m ÖZMEN&#8217;im GÜN BEY&#8217;im hepsi orada,</p>
<p>Ab-ı Hayat Su&#8217;lu bahçelerinde İrem&#8217;in,</p>
<p>Birde ne göreyim BAŞBUĞ&#8217;um en başta.<span id="more-63"></span></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Şehit YUSUF şöyle başladı söze,</p>
<p>Gelin birlik olun dönülsün öze,</p>
<p>Şad olması istenirse ruhları bizlerin,</p>
<p>Haydi söz verin, söz verin bize.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Gün Bey&#8217;im soruyor gümrükler nasıl?</p>
<p>Kaldımı yaptığımızdan ufak bir çakıl?</p>
<p>Kim uzatırsa elini malına Devlet&#8217;in,</p>
<p>Burada cezası çok ağır, yok onda akıl.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>BAŞBUĞ&#8217;um kükredi, hedeftir TURAN,</p>
<p>Elde kitap var, rehberdir KURAN,</p>
<p>Varılacak mutlak bir gün KIZILELMA&#8217; ya</p>
<p>BOZKURTLAR ORDUSU geldiği ZAMAN.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>Ökkeş Kadri BAÇKIR</strong></p>
<p><strong>barbarosbac@hotmail.com</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2008/10/siirler-ve-makaleler/bozkurtlar-ordusu-okkes-kadri-backir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
