<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI</title>
	<atom:link href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org</link>
	<description>YENİLECEĞİNDEN KORKAN, MUTLAKA YENİLİR... Yıldırım BEYAZID</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Tüm Öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu Olsun&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/11/duyurular-ve-basin-aciklamalari/tum-ogretmenlerimizin-ogretmenler-gunu-kutlu-olsun.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/11/duyurular-ve-basin-aciklamalari/tum-ogretmenlerimizin-ogretmenler-gunu-kutlu-olsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 00:22:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[24 Kasım Öğretmenler Günü Türk Öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür.
Öğretmenlerimiz, tarih boyunca ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bilginin, medeniyetin, sevginin ve barışın öncüleri, önder ve örnek insanları olmuşlardır.çağdaş uygarlığa ulaşmadaki en büyük görevin öğretmenlere düştüğünün altını çizerek Başöğretmen Atatürk Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir diyerek, Türk öğretmenine güvenini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>24 Kasım Öğretmenler Günü Türk Öğretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, onun yüceliğini anma günüdür.</p>
<p>Öğretmenlerimiz, tarih boyunca ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bilginin, medeniyetin, sevginin ve barışın öncüleri, önder ve örnek insanları olmuşlardır.çağdaş uygarlığa ulaşmadaki en büyük görevin öğretmenlere düştüğünün altını çizerek Başöğretmen Atatürk Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir diyerek, Türk öğretmenine güvenini ve beklentisini belirtmiştir.</p>
<p>Büyük bir özveri ile çalışan öğretmenlerimiz, geleceğimizi emanet ettiğimiz gençliği yetiştiren, verdikleri eğitimle topluma şekil veren yüce bir görevin fedakar temsilcileridir. Milli birlik ve beraberlik ruhunu gençliğe kazandırarak ortak amaçlarda birleştirmek için manevi bir hazla görevini övgüye değer bir şekilde yerine getirmektedirler. Türk öğretmeninin gösterdiği bu başarının altında ise Başöğretmen ve onun ilkelerinden aldıkları destek ve güç yatmaktadır Ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasında, daha iyiye ve ileriye giden bir Türkiye yaratmak için en büyük çabayı kuşkusuz öğretmenlerimiz göstermektedir. Onların verdikleri bilimsel, çağdaş, mesleki ve sosyal eğitimle; güçlü, bilgili ve gelişmelere açık bireyler yetişecek, geleceğe daha emin adımlarla ilerleyen bir toplum yaratılacaktır. bu bağlamda öğretmenlerimizi dinlemek anlamak gerekir her konuda yardımcı olmak gerekir. Öğretmenlerimiz topluma insan yetiştiren ve bu konu üzerinde uzmanlaşmış ülkemizdeki sistemin bir parçasıdır. söylediklerini göz ardı edemeyiz toplumun sıkıntılarını dile getiriyor diye öğretmenlerimizi suçlamak baş öğretmen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&#8217;Ü ü suçlamakla eş değerdedir.</p>
<p>Bu duydu ve düşüncelerle, başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere ebediyete intikal eden tüm öğretmenlerimizi minnet ve şükranla anar, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar saygılar sunarız.</p>
<p>KÜÇÜKKUYU ÜLKÜ OCAKLARI BAŞKANI</p>
<p>ÇETİN YILDIZ</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/11/duyurular-ve-basin-aciklamalari/tum-ogretmenlerimizin-ogretmenler-gunu-kutlu-olsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha Neyin Açılımını Yapacaksınız? Neleri Eksik?</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 22:17:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde ülke gündeminde tek madde var. Açılım… Kimisi demokratik açılım  diyor, kimisi Kürt Açılımı. 25 yıllık kan emici, bölücü terör sorununu önce tüm  Kürtlere mal edip Kürt sorunu yaptılar. Sonra da terör örgütü ve onun siyasi  uzantılarının isteklerini tüm Kürt asıllı vatandaşlarımızın talepleri gibi  göstermeye başladılar.

Neyiniz olmadı bugüne kadar? Bugüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde ülke gündeminde tek madde var. Açılım… Kimisi demokratik açılım  diyor, kimisi Kürt Açılımı. 25 yıllık kan emici, bölücü terör sorununu önce tüm  Kürtlere mal edip Kürt sorunu yaptılar. Sonra da terör örgütü ve onun siyasi  uzantılarının isteklerini tüm Kürt asıllı vatandaşlarımızın talepleri gibi  göstermeye başladılar.<br />
<span id="more-200"></span><br />
Neyiniz olmadı bugüne kadar? Bugüne kadar Kürt  asıllı Cumhurbaşkanı mı olmadı? Başbakan mı? En önemli Bakanlıklardan İç İşleri  ve Milli Eğitim başta olmak üzere birçok Kürt asıllı Bakan olmadı mı? Yüzlerce  Kürt asıllı Milletvekili olmadı mı? Kürt asıllılar, Belediye Başkanı olamadılar  mı? Hepsini oldular hepsini. Kürt asıllı vatandaşlarımız, çalıştıkları  kurumlarda yükselemediler mi? Yönetici olamadılar mı? Veya diğerlerinden az maaş  mı aldılar? Kürt asıllı vatandaşlarımız, otobüslerde daha fazla para mı ödedi?  Veya diğerlerinden daha fazla vergi mi ödediler? Hiç kimse bunların olumsuzunu  iddia edemez.</p>
<p>Bunlar yasal yönden olanları. Peki, bunlarla mı kaldı?  Bunlarla da kalmadı. Bakın Türkiye Cumhuriyeti’nde kendilerine ayrımcılık  yapıldığını iddia eden bu kesim rahatça neler yapar oldu… DTP’li Belediye  Başkanları, terörist cenazelerini Belediye ambulanslarıyla aldırıp teröristleri  Belediye işçilerine defnettirir oldu. Belediyeler, daha önce terör örgütüne  yardım ve yataklık yaptığı kanıtlanan birçok kişiye yardım eder oldu. Eruh’ta 25  yıl önce 33 can alarak yapılan ilk terör eyleminin yıldönümünde yapılan  festivalde, 25 yıl önce o gün kanlı eylemde bulunmuş olan teröristlerden birisi,  Siirt Belediyesi’nin sponsor olduğu programda, kurduğu çadırın altında ve  kurduğu sahnede söz alıp o günleri pişkin pişkin ve gururla anlatır oldu. DTP’li  Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan’a tabiri caiz ise posta koyar  oldu. İstedikleri zaman tüm esnafa protesto amaçlı kepenkleri kapattırır  oldular, kapatmayanın camını çerçevesini indirir oldular. Deyim yerindeyse Ali  kıran baş kesen oldular. Müdahale eden oldu mu? Olmadı. Ceza alan oldu mu?  Olmadı. DTP’li Milletvekilleri, terörist başına rahatça sayın diye hitap  edip,”Sayın Öcalansız ve PKK’nın taleplerinin gözetilmediği bir süreç faydalı  olmaz” der oldu. Belediyelerin yaptığı etkinlikler, PKK’nın gövde gösteri  yaptığı alanlar oldu. TRT 6’nın açılışından sonra DTP’liler, artık rahatça bu  ilk adımlardandı, dilimizi tanıdılar, ilerde Kürdistan’ı da tanıyacaklar der  oldu. Terör örgütünün şehir merkezindeki yandaşları, rahat rahat yolları  kapatır, belediye otobüslerini yakar, askeri polisi taşlar oldu. Her gün bir  yerde bazen her yerde terör örgütü yandaşları, büyük caddeleri kapatıp ellerinde  terör örgütü elebaşının resimleri ve devlete kin kusan pankartlarıyla terörist  başına rahatça özgürlük ister oldu. Türk bayramı olan Nevruz, terör örgütünün  gövde gösterisi, devlete kin kusma ve isyan provası günü haline gelir oldu. Bir  yerde İstiklal Marşımız okunurken ayağa kalkanın sadece Kaymakam olduğu başka  bir yerde ölmüş teröristler için yapılan saygı duruşunda ayağa kalkmayanın  sadece Kaymakam olduğu bir zamana geldik&#8230; Daha sayayım mı? Bunlar ve bunlar  gibi nerden nereye geldik dedirten yüzlerce durum var ne yazık ki… Ve ne yazık  ki yetkililer, bu durumlar karşısında sesini çıkarmaz oldu. Bunlarda yetmez gibi  AB uyum yasaları ve benzeri safsatalarla askerin polisin elini kolunu bağlar  oldular. Demek ki bu kadarı da yetmiyormuş ki şimdi de başımıza bir açılım  çorabı örmeye kalkıyorlar. Daha ne vereceğiz? Bu kadar taviz ve 40.000 can  yetmedi mi?</p>
<p>Demokratik açılımmış… Daha neremizi açacağız? Açılım adı  altında değişiklik istenilen, bana göre bahsinin geçmesinin bile hainlik olduğu  başlıklara bakın. İstenilenler arasında; Anayasada Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuranların Türk Milleti diye adlandırılması ibaresinin değiştirilmesi, eğitim  dilinin Kürtçe olması, yer isimlerinin Kürtçe ve Ermenice yer isimleri ile  değiştirilmesi, dağlardaki “Önce Vatan” ve “Ne Mutlu Türküm diyene” yazılarının  silinmesi, bunlar ve bunlar gibi yapılmasında zarar yokmuş gibi gösterilmeye  çalışılan ama ilerde büyük problemler teşkil edecek konular var. Bunlar, bugün  belki masum şeyler gibi görünebilir ama bu değişiklikler, insanlarımızı önce  kamplaşma ve ayrışmaya, sonra çatışma ve onun arkasından da bölünme ile  tamamlanacak bir sürecin içine sokacak değişikliklerdir. Bu ülkeyi birden bire  bölemezler. Bu uzun bir senaryodur. İlk perdesini 25 yıllık süre zarfında belli  oranda kamplaşmayı sağlayarak ve düşmanlığın temelini atarak oynadılar. Gelelim  demokratik açılıma. Demokratik açılım ise, Türk izlerini bölgeden silip,  Türkçeyi yok edip, en sonda bölücü olmayan Kürt asıllı vatandaşlarımızın da  zamanla kandırılarak ve baskı yoluyla terör yandaşlarının yanlarına çekildiği  ülkeyi bölünme ortamına çekecek olan bölünme senaryosunun oynanmaya çalışılan  ikinci perdesidir. Açılım paketinin içeriğini görmesek de DTP’lilerin  memnuniyetlerini belirten açıklamaları ve gözlerindeki ışıltı da bu açılım  hakkında bizlerde bir kanı oluşturmuyor değil.</p>
<p>En son da terörist başının  açıkladığı yol haritasına bakılırsa geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz.  Neymiş? Federasyon istemiyormuş ama Kürt Ulusunun belediyesi, meclisi, ordusu,  bilmem neyi ayrı olacakmış. Allah’tan Federasyon istememiş. İlerde çoğu kişi  keşke diyecek ama nafile… Bu girişimler; Fas’tan Çin’e kadar onlarca ülkeyi  kendi içinde ayrıştırıp sonra da sınırlarını değiştirerek kaynaklarını daha  kolay ele geçirmeyi amaçlayan BOP (Büyük Orta Doğu Projesi)’un Türkiye  sahnesinde oynatılmak istenilen senaryonun bir bölümüdür. Senaristi ABD, başrol  oyuncusu; kendisini “BOP’un Eşbaşkanı” olarak adlandıran Başbakan Recep Tayyip  ERDOĞAN, figüranı ise terör örgütüdür. Allah, sonumuzu hayır eylesin derken  Mehmet Akif’in çok sevdiğim şu güzel kıtasıyla veda  ediyorum.</p>
<p><em><strong>Durma düşman durma, gücünü arttır,<br />
Türklüğün  başına hakaret yağdır.<br />
Uyuyan bir kavme bu felaket azdır,<br />
Vur eski kölesi  uyandır onu,<br />
Bırakma uyusun, uyandır  onu!..</strong></em></p>
<p><strong>17.08.2009<br />
Emrullah TÖREN</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/daha-neyin-acilimini-yapacaksiniz-neleri-eksik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malazgirt, Bir Miras Değildir. 2023 Çocuklarından Bir Emanettir</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 22:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[


Yazar Emrullah TÖREN 



Türk Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi
Malazgirt Bizans’ın  Türk’e secdesi
Bu ses insanlığa hakkın müjdesi
Bu seste birleşir bütün  yürekler
Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..
26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu  Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diojen kuvvetleri arasında meydana  gelen muharebe sonucu kazanılan ve dini, milli, siyasi ve askeri neticeleri  bakımından Türk tarihinin en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><span>Yazar Emrullah TÖREN </span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><img style="float: left;" src="http://img24.imageshack.us/img24/8531/malazgirt.jpg" alt="Malazgirt" width="197" height="186" /><br />
<strong>Türk Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi<br />
Malazgirt Bizans’ın  Türk’e secdesi<br />
Bu ses insanlığa hakkın müjdesi</p>
<p>Bu seste birleşir bütün  yürekler<br />
Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..</strong></p>
<div style="text-align: justify;">26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu  Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diojen kuvvetleri arasında meydana  gelen muharebe sonucu kazanılan ve dini, milli, siyasi ve askeri neticeleri  bakımından Türk tarihinin en büyük zaferlerinden birisidir Malazgirt. Destanlar  şairi Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU’na o ölümsüz dizeleri yazdıran Malazgirt  Zaferi, Anadolu tarihi açısından dönüm noktalarından  birisidir.<br />
<span id="more-198"></span></p>
<p><strong>MUHAREBE SAFHASININ  GELİŞİMİ</strong></p>
<p>Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda başkaları  gibi yöre halkına kıyım ve tahribat yapmayıp, adaletle muamelesi, zalimleri  ortadan kaldırmaları, can, mal, ırz emniyetini sağlamaları halkın Selçuklu  idaresini gönülden tercih etmesini sağladı. Tabiî ki bu durum Bizans’ı  telaşlandırdı. Türklerin doğu seferine çıktığını öğrenen Romen Diojen, 13 Mart  1071de İstanbul’dan Frank, Norman, Slav, Gürcü, Abaza, Ermeni ve Rumeli’de  yaşayan İslam dinini kabul etmemiş Peçenek ve Uz Türklerinden de askerlerden  oluşan 200.000 kişiyi aşkın kuvvetiyle Anadolu seferine çıktı. Diojen öyle  azimliydi ki azmini askerlerine şu sözlerle ifade ediyordu: ”Doğu sınırlarımızda  bir İslam tehlikesi belirmiştir. Ordumun başında bu tehlikeyi büyümeden ortadan  kaldırmaya gidiyorum.”</p>
<p><strong>ZAFER GÜNÜ</strong></p>
<p><img style="float: left;" src="http://img512.imageshack.us/img512/3493/alparslan.jpg" alt="Alparslan" width="155" height="176" />25 Ağustos gecesi Alparslan, ayırdığı bir kuvvetle Bizanslıları  atılan ok ve naralarla bütün gece taciz ettirip yorgun düşürttü.26 Ağustos Cuma  günü askerlerini toplayan Alparslan, atından inip secdeye vardı ve :“Ya Rabbi  niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde hilaf varsa beni kahret” diye dua  etti. Sonra askerlerine dönerek:”Burada benimle birlikte cihat etmekte ve  ayrılmakta serbestsiniz” dedi. Sultan, beyazlar giydi atının kuyruğunu bağladı  ve eline er silahı olan gürzü alıp askerlerine şu etkileyici sözleri  söyledi:”Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum  göklere çıkacaktır. Bende sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarın ve ona bağlı  kalın. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.”Sultanın bu nutku muharebe öncesi  askerlerin moral bulması ve tabiri caiz ise gaza gelmeleri için çok etkili  olacak bir konuşmaydı. Biranlık kendinizi o gün orada düşünün. Karşınızda sizden  daha donanımlı ve yaklaşık 4–5 katı büyüklüğünüzde bir kuvvet var. Ve sizin  Kumandanınız diyor ki “Ya Rabbi niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde  hilaf varsa beni kahret. Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim  olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır.” Ölüme koşmak için bir dakika düşünür  müydünüz? Birçoğunuz düşünmezdiniz herhalde. Çünkü o gün Allah davasını yaymak  için tereddütsüz ölüme koşanların torunlarısınız sizlerde. Muharebe sonucu  Türklerin ok gürz ve kılıçlarından kurtulanların akşama teslim olmaya can  attıkları görüldü. Yaralı halde esir alınan İmparator Diojen, Sultanın yanına  geldiğinde utancından başını kaldıramıyordu. Ama bizim Sultanımız, Diojen her ne  kadar savaş öncesi kin kusmuş ve kazandığı takdirde yapacağı işkenceleri  çevresine anlatmış olsa da onu nezaketle kabul etti ve oturttu. “Eğer zafer  sizin olsaydı ne yapardınız?” diye sordu. Diojen muharebe öncesindeki kadar  cesur ve açık sözlü değildi. Öldürteceğini söyleyemedi ve “Kamçılatırdım” dedi.  Alparslan:”Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz” dedi. Türk Sultanını kendisi  gibi zalim zanneden Diojen:”Ya öldürtürsünüz, ya da İslam memleketlerinde esir  olarak dolaştırır, süründürürsünüz. Belki de… Mümkün görmüyorum ama  affedersiniz” dedi.</p>
<p>Alparslan, yenilgiye uğramış bir insanı daha fazla  küçük düşürmek istemedi. Bizans İmparatorunu affetti. Ağır şartlarda anlaşma  imzaladı. Romen Diojen Bizans’a döndü. Döndü ama dönünce ne oldu? İşte burada  Türk Milleti’nin diğerlerinden farkını ortaya çıkaran bir olay yaşandı. Romen  Diojen, kendisine sahip çıkılacağını zannederek gittiği Bizans’ta Türklerden  görmediği hakaretlere uğrayıp öldürtüldü. Bu zaferden sonra Türkler Anadolu’ya  büyük kavimler halinde yerleşmeye başladı. Kültür, sanat ve sosyal yönden  müesseseler kuruldu. Şehirler günümüzde de hala bulunan çok önemli eserlerle  süslendi.</p>
<p><strong>ZAFERİN GENEL ANALİZİ</strong></p>
<p>Türk tarihi  ve kültürü açısından çok önemli olan ve dönüm noktalarından birisi olan bu zafer  incelenirken dikkat edilmesi gereken hususlar da var. Türk Milleti’nin azmini ve  hoşgörü anlayışını bir kez daha gösteren bu zafer sonucu Türkler, gidip de orada  bulunan ahaliyi evinden atıp onların yerine mi yerleşti? Böyle bir şey  kesinlikle söz konusu değil. Türkler zaferin ardından Anadolu’ya büyük kavimler  halinde gelmiş ve çoğu kırsal alanlara yerleşip tarım ve hayvancılık işleriyle  uğraşmıştır. Şehirlerdeki Rum ve Ermeni ahali, yine eski işlerine devam etmiş,  can, mal ve ırzlarına en ufak bir zarar verilmemiştir. Ondandır ki bu millet  binlerce yıldır bu topraklar üzerindedir. Bir diğer önemli husus ise; yılardır  Malazgirt’in “Türklerin Anadolu’ya girdiği zafer” olarak bilinmesi. Evet,  Malazgirt Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi bakımından önemli bir zaferdir. Ama  ondan önce Anadolu’da Türk yoktu demek de bence çok doğru olmaz. Büyük  zaferlerimiz incelendiğinde görülecektir ki; bizde zafer sadece kılıçla, okla,  yayla kazanılmaz. Biz zaferi ozanımızla, askerimizle, dervişimizle, mehterimizle  yani her şeyimizle topyekûn kazanırız. Birçok zaferimizden önce de oraya  gönderdiğimiz dervişlerimiz ve erenlerimizle bölgeyi manevi olarak fethe  hazırlamışızdır.</p>
<p>Türk Gençliği olarak bunları iyi bilmeliyiz. Geçmişimizi  iyi bilmeliyiz ki geleceğimizi ona göre şekillendirelim. Bu topraklar üzerinde  bin yıllık süre zarfında on milyonlarca şehidimiz var. Yani bu topraklar kanla  beslenen topraklar. Bedeli ağır ödenmiş. Buralar on milyonlarca şehidin kanı ile  bu günlere geldi. Ancak ve ancak bir o kadar kanla geri verilir. Bu on  milyonlara ve atamız Sultan Alparslan’a layık olmaya çalışmalıyız. Bu da  maalesef ki sadece yazmakla veya söylemekle olmuyor. Cumhuriyet’imizin 100.Yılı  yaklaşıyor. Cumhuriyet’imizin 100.Yılı 2023’de “Lider Ülke Türkiye” olabilmemiz  için günümüz Türk Gençliği, kendisini geliştirip, inanıp, azimle çalışıp iyi  yerlere gelmeli ki bu ülkeyi “Kalbi Türklük aşkıyla ve Türk Dünyasıyla atan,  yaptığı işlerde Cenabı Allah’ın emir ve yasaklarını gözeten” insanlar yönetsin.  İşte o zaman belki bize bırakılan bu emanete biraz sahip oluruz.</p></div>
<div style="text-align: justify;">Çünkü unutulmamalıdır ki,”BİZ, BU VATANI  ATALARIMIZDAN MİRAZ ALMADIK. BİZ, BU VATANI ÇOCUKLARIMIZDAN EMANET  ALDIK.”</p>
<p>Açılış gibi kapanışı da destanlar şairi Niyazi Yıldırım  GENÇOSMANOĞLU’nun Malazgirt Zaferi için yazdığı marştan bir bölümle yapmadan  önce küçük bir bilgi daha vermekte fayda var. Malazgirt, günümüzde Türkiye  Cumhuriyeti’nin güzide şehirlerinden Muş’un sınırları içerisinde bulunmaktadır  ve muharebenin yapıldığı alanı kapsayan ilçenin de adı  Malazgirt’tir.</p>
<p><strong>Yiğitler kan döker, bayrak  solmaya,</strong><br />
<strong>Anadolu başlar, vatan  olmaya…</strong><br />
<strong>Kızılelma’ya hey…  Kızılelma’ya!</strong></p>
<p><strong>En güzel marşını vurmadan  mehter</strong><br />
<strong>Ya  Allah…Bismillah…Allahüekber!..</strong></p>
<p><strong>16.08.2009</strong><br />
<strong>Emrullah  TÖREN</strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/malazgirt-bir-miras-degildir-2023-cocuklarindan-bir-emanettir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aleviliğin Özünde Yatan Türk&#8217;lük</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 19:39:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[ 

TÜRKLERİN HZ. ALİ’YE KARŞI SEVGİ  DUYMAYA BAŞLADIĞI ZAMANLAR
Türkler 7. yüzyılın ortalarında Hz. Muhammed ile ilgili  işittikleri övgü dolu sözleri Hz. Ali içinde işitiyorlardı. Mekkeli müşrikler  Hz. Muhammed’i öldürmeyi planladıklarında Hz. Ali o’nun yatağına girip çocuk  denecek yaşta o’nun yerine öldürülmeyi isteyecek kadar hesapsız imanı ve and  olsun Allah’a Hz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.yenimakale.com/resim/turkluk.jpg" alt="" width="322" height="273" /></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">TÜRKLERİN HZ. ALİ’YE KARŞI SEVGİ  DUYMAYA BAŞLADIĞI ZAMANLAR</span></strong></p>
<p align="justify">Türkler 7. yüzyılın ortalarında Hz. Muhammed ile ilgili  işittikleri övgü dolu sözleri Hz. Ali içinde işitiyorlardı. Mekkeli müşrikler  Hz. Muhammed’i öldürmeyi planladıklarında Hz. Ali o’nun yatağına girip çocuk  denecek yaşta o’nun yerine öldürülmeyi isteyecek kadar hesapsız imanı ve and  olsun Allah’a Hz. Peygambere ilk iman eden kişiyim sözündeki haklılığı,  oruçluyken kapısına gelen yoksula iftarlık yiyeceğini verecek kadar merhameti,  zülfikarı kuşanıp, Allah’ın arslanı ünvanını kazanacak kadar yiğitliği, Hz.  Peygamberin ’’Ben ilmin şehri isem Ali kapısıdır’’ hadisinde işaret bilgeliği  ile Türkler Hz. Ali’ye büyük sevgi duydular.<span id="more-191"></span></p>
<p align="justify">Türk Milleti’nin Hz. Ali’ye hissettiği sevgi Yezid’in Hz.  Hüseyin’e yaptığı zulüm döneminde de devam etmiştir. Hatta Hz. Hüseyin’e  Türkistan’dan davet gelmiştir. Ancak, o dedesi Hz. Muhammed ve babası Hz. Ali’ye  yakışır şekilde mücadele vereceğim cevabını vermiştir. Emeviler döneminde Türk  beylerine de çok zulüm yapılmıştır. 710 yılında Emevi Yezid 20 bini aşkın  Türk’ün başını kesmiştir. Yezid’in izlediği siyaset Türkleri zorla  kültürlerinden uzaklaştırıp Araplaştırmaktır.</p>
<p align="justify">750’li yıllardan itibaren Türkler Müslümanlaşma sürecinde Arap  kültürünün etkisinde kalmaksızın Kur’an ve Hz. Muhammed’in sözlerine bağlılığı  Türk töresiyle bütünleştirerek sürdürdü. Bu yaşam tarzı bazı Türk boyları  arasında Alevilik anlayışının doğmasını sağladı.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK</span></strong></p>
<p align="justify">
<div style="width: 176px; float: left;"><img style="border: 0pt none;" title="Hacı Bektaş Veli" src="http://www.yenimakale.com/resim/alevilik_bektasilik.jpg" border="0" alt="Hacı Bektaş Veli" width="169" height="239" align="left" />Hacı Bektaş Veli</div>
<p>Alevilik hakkında genelde tam bir birlik olmasa da  Bektaşilikten kaynaklandığını savunan görüş ağırlıktadır. Bilindiği gibi Hacı  Bektaş-ı Veli bir Türk Mutasavvıfı olup Horasan’dan gelip Anadolu’nun  Türkleşmesinde büyük çaba sarf etmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman  Bey’in hocası Şeyh Edebali de iyi bir Bektaşi Mutasavvıfıdır. Temelde Bektaşilik  İslam’a uygun olarak Türk geleneğini yaşatma felsefesidir. Zamanla bu anlayış  yerini Türk geleneklerinin ağır bastığı bir yapıya bırakmıştır. Böylece de  Bektaşilikten, Alevilik, Kızılbaşlık gibi yeni felsefi gruplar ortaya çıkmıştır.</p>
<p align="justify">Bektaşiliğin en önemli özelliği’’On İki İmam’’inanışı ve  Cafer-es Sadık’a gösterilen ihtimamdır. İbadetlerinin merkezinde  Allah-Muhammed-Ali üçlüsü vardır. Muharrem ayının ilk on gününde Hz. Hüseyin’in  Kerbela kıyamı ve şehadeti hatırasına oruç tutarlar ve matem günleri yaşarlar.  Hz. Ali’nin doğum günü olarak kabul edilen 21 Mart’ta ‘’Nevruz’’, günahlarının  bağışlanması gayesiyle ‘’Baş okutması’’yapılır.</p>
<p align="justify">Bektaşilik tarikatlar arasında Türk renginin en belirgin olduğu  tarikattır. Osmanlı’nın İran ve Arap tesirinde olduğu dönemde bile Bektaşiler  edebiyatlarında ısrarla Türkçeyi kullanmışlardır. Türkçe’nin resmi dil olması  konusunda Karamanoğlu  Mehmed Bey’i ikna edenlerden birininde Hacı Bektaş-ı Veli  olduğu hatırlanmalıdır. Osmanlı ordusundaki fetihlerdeki asli unsur olan Akıncı  beylerinin büyük çoğunluğu Alevi-Bektaşi geleneğine mensuptu.</p>
<p align="justify">Alevi-Bektaşi kültüründe sevginin anlatılması,  anlaşılmazlıkların giderilmesi ve Allah’a toplu yakarışı içeren semah; eski  Türklerde Gök Tanrı inancındaki din adamı, bilge sıfatı taşıyan Kam’ların  yönettiği Şaman töreninin İslam ile birlikte yaratılmış halidir. İster Mevlevi  İster Alevi semah olsun, semahtakiler nefsi tüm duygulardan arınmış olmanın  huzurunu yaşarlar ve semahı kadınla erkek bir arada dönerler. Semah dönen kadın  ile erkek bacı kardeş gibidirler. Posta oturan dede, bağlama eşliğinde deyişler  söyler. Deyişteki sözlerin kaynağı yüce Kur’an’dır.</p>
<p align="justify">Alevi-Bektaşi kültüründe yol kardeşliği anlamına gelen  Musahiplik kurumu vardır. Bu kurum Mete Han’ın ordusunda iki erin Anda ismiyle  yaptığı kardeşliğin devamıdır. Bu kardeşliğin amacı sosyal hayattaki kaynaşmayı  sağlamaktır. Musahiplerin çocukları da birbiriyle evlenemez. Bu sayede uzak  obalarla evlilik olur.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">YAVUZ SULTAN SELİM-ŞAH İSMAİL  ÇATIŞMASI</span></strong></p>
<p align="justify">Alevi-Sünni çatışmasına bir grupta Yavuz Sultan Selim ile Şah  İsmail savaşını göstermektedir. Halbuki bu savaşın sebebi dini değil, tamamen  siyasidir. Eğer bu çatışmanın sebebi dini olsaydı Osmanlı Devleti  Dulkadiroğulları, Bayatlar, Beydilli, Afşar, Karakeçili gibi birçok Türk boyunu  kılıçtan geçirmesi lazımdı. Eğer bu savaşın sebebi dini olsaydı; Yavuz Sultan  Selim ve Şah İsmail savaşında Elazığ, Malatya, Maraş, Diyarbakır bölgesini  yönetimi altında tutan Alevi Dulkadiroğulları beyliği tüm askerleriyle birlikte  Yavuz’un yanında Şah İsmail’e karşı savaşmazdı.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">DÖRT KAPI KIRK  MAKAM</span></strong></p>
<p align="justify">Dört Kapı ve Kırk Makam şeklinde ilkeleşen ve insanı olgun  insan olmaya götüren ilkeleri Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli tespit etmiştir. Bu  ilkeler aşama aşama olup insanı olgunluğa götürür. Hacı Bektaş-ı Veli bunları  şöyle özetlemiştir:’’Kul, Tanrıya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur. Bu  makamların onu Şeriat içinde, onu Tarikat içinde, onu Marifet içinde, onu da  Hakikat içindedir.</p>
<p align="justify"><strong>1. KAPI     ŞERİAT MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. İman etmek<br />
2. İlim öğrenmek<br />
3. İbadet etmek<br />
4.  Haramdan uzaklaşmak<br />
5. Ailesine faydalı olmak<br />
6. Çevreye zarar  vermemek<br />
7. Peygamberin emirlerine uymak<br />
8. Şefkatli olmak<br />
9. Temiz  olmak<br />
10. Yaramaz işlerden sakınmak.</p>
<p align="justify"><strong>2. KAPI     TARİKAT MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. Tövbe etmek<br />
2. Mürşidin öğütlerine uymak<br />
3. Temiz  giyinmek<br />
4. İyilik yolunda savaşmak<br />
5. Hizmet etmeyi sevmek<br />
6.  Haksızlıktan korkmak<br />
7. Ümitsizliğe düşmemek<br />
8. İbret almak<br />
9. Nimet  dağıtmak<br />
10. Özünü fakir görmek</p>
<p align="justify"><strong>3. KAPI     MARİFET MAKAMLARI:</strong></p>
<p align="justify">1. Edepli olmak<br />
2. Bencillik, kin ve garezden uzak  durmak<br />
3. Perhizkarlık<br />
4. Sabır ve kanaat<br />
5. Utanmak<br />
6.  Cömertlik<br />
7. İlim<br />
8. Hoşgörü<br />
9. Özünü bilmek<br />
10. Ariflik(kendini  bilmek)</p>
<p align="justify"><strong>4. KAPI     HAKİKAT MAKAMI:</strong></p>
<p align="justify">1. Alçak gönüllü olmak<br />
2. Kimsenin ayıbını görmemek<br />
3.  Yapabileceği hiçbir iyiliği esirgememek<br />
4. Allah’ın her yarattığını  sevmek<br />
5. Tüm insanları bir görmek<br />
6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek<br />
7.  Gerçeği gizlememek<br />
8. Manayı bilmek<br />
9. Tanrısal sırrı öğrenmek<br />
10.  Allah’ın varlığına ulaşmak.</p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #333399;">GÜNÜMÜZDE  ALEVİLER</span></strong></p>
<p align="justify">
<div style="width: 295px; float: left;"><img style="border: 0pt none;" title="Semah" src="http://www.yenimakale.com/resim/semah.jpg" border="0" alt="Semah" width="284" height="186" align="left" />Semah</div>
<p>Türk kültürünün en yalın taşıyıcılarından olan Alevi-Bektaşi  Türkmenlerinin manevi büyükleri Anadolu’nun fethinden önce gelip Anadolu’yu  fethe hazırlamıştır. Özellikle içten içe kardeş kavgasının körüklenmeye  çalışıldığı günümüzde; kardeşliğimizin adının: 19. yy’da Sıdkı Baba, 16. yy’da  Pir Sultan Abdal(asıl adı:Haydar), 12. yy’da Taptuk Emre, 9 yy. ’da Barak Baba  ve Sarı Saltuk, 8. yy’da Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi olduğu  unutulmamalıdır.</p>
<p align="justify">Günümüzde Alevilere yapılan karalamaların sebebi Türk  Kültürünün ve Töresinin devamının güvencelerini yıpratmak, yok etmektir.  Türkiye’de Alevi köylerinde yaşatılan kültürel unsurlar. bugün Türkistan’da ki  eski Türk gelenekleriyle örtüşmektedir. Bunların amacı; Bektaşisiyle,  Mevlevisiyle, Nakşisiyle birlik içinde yaşayan Türk Milletini zayıf düşürmektir.  Kardeşlerimiz bu oyunun bir parçası olmamalıdır. Alevi-Sünni ayrımı yapanlar en  büyük Türk düşmanlarıdır. Kimsenin başka birisinin imanını ölçme gibi bir hakkı  yoktur. ’’İnsanların en hayırlısı Takva da ileri olanıdır’’ buyurmuş Allah’u  Teala. Hacı Bektaş’ın Dört Kapı ve altındaki Kırk Makam öğretisi Takva’yı  anlatır.</p>
<p align="justify">Aleviler ya dışlanmış ya da siyasi potansiyel olarak  görülmüştür. Bazı yerlerde Aleviler gayrimüslimlerden daha çok dışlanmıştır.  Mesela bir Müslüman erkeğin bir Hristyanla evlenmesi teşvik edilmekte, kabul  görmektedir. Ancak bazı gruplar Alevilerle evliliğin konusunu açmaktan bile  korkmaktadır. Bunların en büyük sebebi cehalettir. Siyasi açıdan ise Aleviler  bir oy potansiyeli olarak görülmüştür. Onlara göre Aleviler’’Devrimci’’ ve  ‘’İlerici’’dir. Onlara göre Aleviler solcudur. Bu onlara göre böyledir. Çünkü  onlar böyle görmek istiyor. Yalnızca bu durum onların menfaatlerine uyar. Bir  zamanlar Alevileri dinsiz diye nitelendirenler şimdi düşüncelerinin değişmemiş  olmasına rağmen sırf siyasi iktidar için Alevi kutlamalarına üst düzey  temsilcilerini göndermekte, yana yana Alevi milletvekili adayları  gezmektedirler. Kimse bu oyuna gelmeyecektir.</p>
<p align="justify">Bugün Pir Sultan Abdal Dernekleri’nin, İhd ve Dtp gibi bölücü  kurumlarla aynı platformlarda buluşması, ortak basın açıklamaları yapması,  onlarla aynı karelerde bulunması gerçekten içler acısı bir durumdur. Gerçek  Alevilerin bu derneklere sahip çıkması gerekir.</p>
<p align="justify">Ta ezelden hür milletiz;<br />
Soyu-sopu gür milletiz,<br />
Kandan  candan bir milletiz,<br />
Bir temel, bir duvar, bir taş<br />
Alevi, Sünni,  Kızılbaş…</p>
<p align="justify">Aynı mayadan yoğrulan,<br />
Türk, Türkmen diye çağrılan<br />
Aynı  kıbleye doğrulan<br />
Secdeye konulan bir bir baş<br />
Alevi, Sünni, Kızılbaş…</p>
<p align="justify">İçimize kin soktular,<br />
Dinsizliği din soktular,<br />
Kızıl  Moskof. Çin soktular…<br />
Dediler olsun hurdahaş<br />
Alevi, Sünni, Kızılbaş…</p>
<p align="justify">Unutulmamalıdır ki; Hz. Ali, Hz. Peygambere ilk iman edendi.  Beş vakit namaz kılardı. Ve o’nun soyunu devam ettiren, onun yerine ölümü göze  alandı. Günümüzde bazıları Aleviliği nefsi işlerini yapmak için bir örtü gibi  kullanmakta, Aleviliğin yanlış tanınmasına sebep olmakta ve gerçek Alevilere  zarar vermektedir.</p>
<p align="justify">Türk Milleti olarak yeniden dirilmemiz şarttır. Tüm Alevilerin  Hz. Ali’nin ‘’Belimden düşen değil, yolumu süren evladımdır’’sözünü iyi anlayıp,  gerçekten Hz. Ali çizgisinde olmaları, uyuyanların artık uyanmaları ve bu  vatanın parsel parsel, babalar gibi satılmakta olduğu günümüzde Alevisinin,  Sünnisinin tek çaresinin tüm bölücü unsurlara karşı birlik olması gerektiğinin  farkına varmaları dileğiyle.</p>
<p align="justify">Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi:</p>
<p align="justify">Gelin canlar bir olalım,<br />
Biri bine ekleyelim,<br />
Bir  yürüyüş eyleyelim,<br />
Tevekkeltü Tealallah.</p>
<p align="justify"><strong>13. 05. 2007<br />
Emrullah TÖREN</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/191.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE KEMİKLİ KİLİSE</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 19:11:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ŞİİRLER VE MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE  KEMİKLİ KİLİSE
Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karga
Kültürünü ve tarihi yapılarını görmek için  gittiğim yerlerde, tarihten kalma kuyruk acılarından oluşan Türk düşmanlığını ve  bize olan kini görmeye alıştım. Çünkü Avrupa’nın birçok yerinde Türklere karşı  geçmişten kalma bir kin var. Bazıları dışa vurmasalarda… Bu düşmanlığı dışa  vuran olaylardan birisiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #333399;"><strong>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN KARGA VE  KEMİKLİ KİLİSE</strong></span></p>
<div style="width: 150px; float: left; text-align: center;"><img style="border: 0pt none;" title="Türk'ün Gözünü Oyan Karga" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga.JPG" border="0" alt="Türk'ün Gözünü Oyan Karga" width="142" height="155" align="left" />Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karga</div>
<p>Kültürünü ve tarihi yapılarını görmek için  gittiğim yerlerde, tarihten kalma kuyruk acılarından oluşan Türk düşmanlığını ve  bize olan kini görmeye alıştım. Çünkü Avrupa’nın birçok yerinde Türklere karşı  geçmişten kalma bir kin var. Bazıları dışa vurmasalarda… Bu düşmanlığı dışa  vuran olaylardan birisiyle de Çek Cumhuriyeti’nin Başkenti Prag’a bir saat  mesafede olan Kutna Hora şehrinde karşılaştım. Açıkçası; oraya giderken sadece  dünyada bir eşi daha olmayan Kemikli Kiliseyi göreceğim zannediyordum. Ama  Kilisenin içerisini gezerken gördüğüm “Türk’ün gözünü oyan karga” iskeleti, Türk  düşmanlığının aile amblemine işlenecek kadar hat safhaya ulaştığını görmeme  vesile oldu.<span id="more-185"></span></div>
<div></div>
<div><span style="color: #333399;"><strong>KEMİKLİ KİLİSE VE KUTNA  HORA</strong></span></div>
<div>
<p><a title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" href="/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" href="/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="Kemiklerden Yapılmış Piramit" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/kemiklerden_yapilmis_piramit.JPG" border="0" alt="Kemiklerden Yapılmış Piramit" width="200" height="148" align="left" />Kemiklerden Yapılmış Piramit</a></div>
<p>Kutna Hora; zengin gümüş madeni  yataklarına sahip olan yaklaşık bin yıllık bir yerleşim yeri. Efsaneye göre  Sedlec Manastırı Başrahibi Heinrich (Jindrich) Çek Kralı II. Otakor tarafından  1278’de Kutsal Topraklara (Filistin) elçi olarak gönderilir. Heinrich, Kudüs’ü  terk ederken Golgotha’dan bir avuç toprak alır ve bu toprağı Kutna Hora’daki  Manastır mezarlığına serper. Böylece bu mezarlığın Kutsal Toprakların bir  parçası olduğu düşünülmeye başlanır. O günden sonra bu mezarlık büyük bir üne  kavuşur. Ve bütün Avrupa’dan bir çok insan buraya gömülmek ister. Mezarlık alanı  çok genişler. Üstüne bir de 14. yy Avrupa veba salgını eklenir. 1318 salgınında  buraya 30.000 kişi gömülür. Bunların arkasından Husit Savaşları mezar sayısını  daha da arttırır. Bana göre Husit Savaşları; bizi vahşi ve barbar olarak  adlandıran Avrupalıların, kendi yalanlarında bir kez daha boğulduklarının ve  birbirlerini yediklerinin kanıtıdır. Husitler; Jan Hus taraftarlarıdır. Jan Hus  ise; Protestanlığın babasıdır. Yani anlayacağınız, bu medeniler (!) birbirini  yemişlerdir.</p>
<p>Husitler, 1421 yılında Manastırı yıkıp 500 Keşişi ve  binlerce Katolik dindarı öldürürler. Bir Gotik kilise olarak 14. yy sonunda inşa  edilen mezarlık şapeli, 1421 yılında Husitler tarafından ateşe verilip esaslı  bir şekilde tahrip edilmiştir. Anlayacağınız bu medeniler (!), yine birbirine  dehşet saçmışlar. Daha sonra katledilen dindarların kemikleri, kilisenin  içerisine monte edilmeye başlanmış ve kemiklerden avize, piramitler ve taçlar  yapılmıştır.</p>
<p><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" border="0" alt="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" width="200" height="149" align="left" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a title="İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize" href="/resim/1/insan_vucudu_avize.JPG" target="_blank">İnsan Vücudundaki Tüm Kemikleri İçeren Avize</a></p>
</div>
<p>Kemikli Kilisede  yaklaşık 40.000 insan kemiği bulunuyor. Kilise içerisinde kemikleri birbirine  bağlamadan, üst üste yığılmak suretiyle oluşturulmuş piramitler bulunuyor.  Kilisenin ortasında, insan vücudunda bulunan tüm kemikleri içeren büyük bir  avize bulunuyor.</p>
<p>Avizenin altında bulunan gizli giriş, bir türbeye açılan  kapı konumunda. Burada Kunta Hora’nın ileri gelenlerinden 15 kişinin kemikleri  bulunuyor.</p>
<p>Daha sonra Çek ahşap oymacısı Frantişek, kemikleri tamamen  özel işlemden geçirerek dezenfekte etmiş ve İmparator II. Josef’in manastırı  yasaklamasının ardından manastırın mülklerini satın alan ünlü Schwarzenberg  ailesini armasını da kemiklerden yapılı olarak kiliseni içerisine  yerleştirmiş.</p></div>
<div><span style="color: #333399;"><strong>TÜRK’ÜN GÖZÜNÜ OYAN  KARGA</strong></span></p>
<p><a title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" href="/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" target="_blank"></a></p>
<div style="width: 215px; float: left;"><a title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" href="/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" target="_blank"><img style="border: 0pt none;" title="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" src="http://www.yenimakale.com/resim/1/turkun_gozunu_oyan_karga2.JPG" border="0" alt="Türk'ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri" width="203" height="151" align="left" />Türk&#8217;ün Gözünü Oyan Karganın Aile Albümündeki Yeri</a></div>
<p>Dünyada bir  eşi daha olmayan bu Kemikli Kilise içerisinde bizi en çok ilgilendiren kısım,  Schwarzenberg ailesinin armasının yerleştirilmesinden sonra başlıyor.  Schwarzenberg ailesinin armasının sağ alt kısmında bir kafatası iskeleti var. Bu  kafatasının gözünün içerisine gagasını sokmuş halde duran bir karga iskeleti  var. Bu sembol, Schwarzenberg ailesinin 1591 yılında Raab Savaşında Türkleri  yenmelerini sembolize olarak aile amblemine yerleştirilmiş. Ve adına da “Türk’ün  gözünü oyan karga” demişler. Raab Savaşı ve bir ailenin koca Osmanlı’yı yenmesi?  Kaldı ki, bahsedilen yıllar Osmanlı’nın dünyayı titrettiği ve Viyana kapılarında  Avrupa’nın kilidini açmaya çalıştığı zamanlar. İşin aslı; Osmanlı, 1594’te Raab  Kalesini alır. Bir kaç yıllık mücadele sonucu; Satırcı Mehmed Paşa, Avusturya  temsilcileri ile barış anlaşması yapmaya çalışırken 1598’de Raab Kalesini geri  ele geçirirler. Geri çekilirken kaybedilen birkaç kaleden birisi olan Raab  Kalesinde de Osmanlı ordusu mutlaka kayıp vermiştir. Ama bu durumu, sanki çok  büyük bir meydan muharebesinde Türkleri yenmiş gibi göstererek çarpıtmak  yalancılıklarını, aile amblemine kafatası oyan karga sembolü koymakta  vahşiliklerini ve Türk düşmanlıklarını bana bir kez daha gösterdi.</p>
<p>Bu  durum karşısında aklıma şu sorular geliyor.</p>
<p>Askerlere moral vermek için  söylenmiş bir yalan mı?</p>
<p>Doğanın bile Türkleri sevmediğini göstermek  mi?</p>
<p>Türk’ün gözünü onlarca defa deneyip kendileri oyamayınca, kargadan  medet umanların acziyetinin göstergesi mi?</p>
<p>Siz karar verin…</p>
<p>Bu  gibi durumlarla her karşılaştığımda da  aklıma Mehmet Akif’in şu dörtlüğü  geliyor:</p>
<p><strong>Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!<br />
Nerde  -gösterdiği vahşetle- &#8220;bu: bir Avrupalı!&#8221;<br />
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu,  sırtlan kümesi,<br />
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi yahut  kafesi!</strong></p>
<p><strong>15.06.2009<br />
Emrullah TÖREN</strong></div>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/08/siirler-ve-makaleler/turk%e2%80%99un-gozunu-oyan-karga-ve-kemikli-kilise.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜLKÜCÜ YILMAZ, ÇİLE ÇEKER&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/06/basindan-alintilar/ulkucu-yilmaz-cile-ceker.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/06/basindan-alintilar/ulkucu-yilmaz-cile-ceker.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:21:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BASIN'DAN ALINTILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Gün olur, ülküsüz insanlara gıpta ile bakasınız gelir. Rahat yaşarlar. Tıpkı Şairin söylediği gibi: &#8220;Akl-ı şuur&#8221; ları vardır, güzel severler. &#8220;Bade&#8221; içerler ve nihayet göçüp giderler.
Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hatta sevdikleri ile.. Belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/ADMINI%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-2.jpg" alt="" /><span>Gün olur, ülküsüz insanlara gıpta ile bakasınız gelir. Rahat yaşarlar. Tıpkı Şairin söylediği gibi: &#8220;Akl-ı şuur&#8221; ları vardır, güzel severler. &#8220;Bade&#8221; içerler ve nihayet göçüp giderler.</p>
<p>Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hatta sevdikleri ile.. Belli bir ülkünün esaslarından ziyade politikanın değişen icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleri ile de sık sık ihtilafa düşerler. Çok defa, başları belaya girer; gene de sinmezler. Bu halleri &#8221; kalabalık&#8221; a göre,uslanmamaktır; kendilerine göre de, yılmamak.<span id="more-167"></span></p>
<p>Ülkücü dünya nimetlerinden yana nasipsizdir. Gözü yoktur ki, nasibi olsun. Bir lokma, bir hırka o?na yeter. Paraya karşı o kadar müstağnidir ki, halkın hayretine sebep olur. Herkesin istediğini istemez, ne istediğini de herkes anlayamaz. Kendi zevkleri dışında zevk tanımayanların gözünde &#8220;zevksiz&#8221; bir adamdır! Küçümserler onu, hayatı anlamamakla, üç günlük dünyanın hakkını vermemekle itham ederler. Böyle davranışlara hiç önem vermez.</p>
<p>Elverir ki, inandığına dokunulmasın!</p>
<p>Kalabalığın nazarında o, zavallı bir hayalperesttir. Olmayacak fikirlerin rüyasına dalmış öylece uyumakta, başkalarını da uyumaya teşvik etmekte&#8230;</p>
<p>Bir gün fikirlerinin gerçekleştiği görülse bile, O?na hiç kimse &#8220;aferin&#8221; demez. Üstelik, &#8220;böyle olacağı zaten belli idi&#8221; buyurulur.</p>
<p>Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakiki bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer. Hep verir, hiç almaz. Sevgili nazlıdır, sitemi eksik etmez, incinmeğe de hiç gelemez. Diğer sahalarda umumiyetle dikkatsiz hareket eden Ülkücü, sevgili bahis konusu oldu mu baştan başa haysiyet kesilir. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama, ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur. Sadakati için karşılık beklemez, mükafat istemez, bir garip kişidir&#8230; Ülküsüne hizmet edenlere son derece hürmetkardır. Gerçek aşıklar gibidir; kıskanmaz. Sevgilisinin sevildikçe güzelleşeceğini bilir. Sevmenin gururu yegane süsüdür</p>
<p>Ülkücünün en çok dinlediği &#8220;nasihat&#8221; tır. &#8220;Yapma &#8221; derler, &#8221; hayatını heba etme&#8221; derler, &#8220;gününü gün et &#8221; derler. O kadar çok şey söylerler ki, hiç bitmez. O hepsini dinler, ama hiçbirini tutmaz, gene bildiği gibi yaşar.</p>
<p>Ülkücülerin en amansız düşmanları &#8220;eyyamperest&#8221; lerdir. Menfaatlerine tapan bu adamlar, daha çok kazanmalarına, daha rahat yaşamalarına mani olacak sanırlar da, ülkücüleri ezmeğe çalışırlar! Ne garip tecellidir ki, ülkücünün gayretlerinden en çok faydalananlar da &#8220;eyyamperest&#8221; lerdir.</p>
<p>Gün gelir, ecel hükmünü icra eder, ülkücü dünyasını değiştirir. &#8220;Kalabalık&#8221; o&#8217;na acır, daha iyi yaşamış olmasını temenni eder. Halbuki o, inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömrü boyunca &#8220;kalabalık&#8221; a acımıştır.</p>
<p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/06/basindan-alintilar/ulkucu-yilmaz-cile-ceker.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laf değil, Çözüm Üretelim</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/05/duyurular-ve-basin-aciklamalari/laf-degil-cozum-uretelim.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/05/duyurular-ve-basin-aciklamalari/laf-degil-cozum-uretelim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 09:02:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[27.05.2009 tarihinde CHP belde başkanı sıfatı ile Kamil Özdemir imzası ile 19 Mayıs Aatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Çelenk Koyma Töreninde görevli bir öğretmenin Atamızın huzurunda gençlikle iç içe ve tüm asli ve idari makamların bulunduğu bir ortamda günün anlam ve önemini belirten konuşmasında gençliğin ve sporun sorunları dile getirilmiştir. Gençlikle, sporla iç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/images/ocakbaskan1.jpg"><img class="alignnone" src="http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/images/ocakbaskan1.jpg" alt="" width="287" height="223" /></a>27.05.2009 tarihinde CHP belde başkanı sıfatı ile Kamil Özdemir imzası ile 19 Mayıs Aatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Çelenk Koyma Töreninde görevli bir öğretmenin Atamızın huzurunda gençlikle iç içe ve tüm asli ve idari makamların bulunduğu bir ortamda günün anlam ve önemini belirten konuşmasında gençliğin ve sporun sorunları dile getirilmiştir. Gençlikle, sporla iç içe olan bir eğitimcinin, bir öğretmenin en doğal hakkı ve görevi olan bu konuşmasını 80 yıllık bir geçmişi olan, demokrasinin kurucusu, devlet geleneğinden gelen bir partinin belde başkanının, evlatlarımızı geleceğimizi teslim ettiğimiz bir öğretmenimize karşı “provakotörlük, anarşist “ vb gibi terbiye dışı söylemler, ifadeler kullanarak yapmış olduğu basın açıklaması bizleri ve Kamuoyu’nu son derece üzmüş ve derinden etkilemiştir.<span id="more-158"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Halkın büyük bir desteği ile gelen iktidarın yani demokrasinin (27 Mayıs 1960) silah zoruyla bitirilmesinin 49. yıldönümüne rastlayan bir tarihte yapılan bu açıklama bizi düşündürmektedir.</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Beldemizin sorunları bellidir.Bu sorunlar 29 Mart yerel seçimlerinden sonra değil yıllardır süregelen sorunlardır. Bu sornların dile getirilmesi bugün değil bundan önceki yönetimlerde de dile getirilmiştir, bugünde olacaktır, bundan sonra da olacaktır. Halkın teveccühü ile bu sorunları çözmeye talip olan bir yönetim, eleştirilere de açık olmalıdır.</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Toplumsal katılımcılık, demokratik çözüm gibi söylemlerle iktidara gelen bir yönetimin eleştirilere tahammülsüzlüğü bizleri ve halkımızı şaşırtmıştır. Bu anlayış ve mantık devam ettiği sürece yaşadığımız Belde’de demokrasiden söz etmek mümkün değildir.</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Devlet kadrolarına, üniversitelere en önemlisi hayata bir çok gencimizi hazırlamış, yüzlerce Küçükkuyu’lu genci eğitmiş, onların okul dışında da sorunlarına ortak olmuş, har zaman halkın içinde olan, Tübitak’ın yapmış olduğu proje yarışmalarında birincilik alarak Beldemizi dışarıda da en iyi şekilde temsil etmiş, daima ilerici ve idealist bir tavır sergileyen bir öğretmenimize karşı “anarşist, provakatör” gibi söylemlerle itham edilmesi, hergün ders verdiği onlarca öğrencisinde, canlarının geleceklerini emanet ettikleri öğrenci velilerinde, geleceğimiz emin ellerde dediğimiz bizler ve halkın vicdanlarında nasıl bir etki yapacaktır? Düşünülmemiş midir? Bu tür söylemler Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı duyarlı siyasetçileri, parti yöneticilerini de zan altında bırakmaktadır.</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Küçükkuyu Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı olarak duyarlı yöneticilerin bir an önce konuya el atmasını, eleştirilere çözüm noktasında yaklaşılmasını temenni ederiz….</strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong>Çetin YILDIZ</strong></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/05/duyurular-ve-basin-aciklamalari/laf-degil-cozum-uretelim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİRLİK OLALIM</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/birlik-olalim.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/birlik-olalim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 20:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img472.imageshack.us/img472/9256/basbugdanrt0.jpg" alt="" width="440" height="140" /></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/birlik-olalim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞBUĞUM YA YOLUNDAN GİDECEĞİZ,YA DA UĞRUNDA ÖLECEĞİZ&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/basbugum-ya-yolundan-gidecegizya-da-ugrunda-olecegiz.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/basbugum-ya-yolundan-gidecegizya-da-ugrunda-olecegiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 20:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR VE BASIN AÇIKLAMALARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[EĞER SEN İSTERSEN O BİR HAYAL DEĞİLDİR.
Yıl 1917!
Dünyaya gelenin  ileride Türk Dünyasının başbuğu,Ülkücü Hareketin kurucusu ve Milliyetçi  Hareketin Liderinin olacağını kim bilebilirdi ki?
Kurtuluş savaşının çileli  yıllarında dünyaya gelmişti&#8230;
Subaylığı seçti,çünkü Türk’e ve Türklüğe  hizmet noktasında heyecan duyuyor, Türk olmanın ve Türklüğü yüceltmenin  gerekliliğine yürekten inanıyordu.
27 yaşında tabutluklarla tanıştı.
1944  O’nun adının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img137.imageshack.us/img137/948/9d87aturkfedul9mo6.jpg" alt="" /><strong>EĞER SEN İSTERSEN O BİR HAYAL DEĞİLDİR.</strong></p>
<p><strong>Yıl 1917!<br />
Dünyaya gelenin  ileride Türk Dünyasının başbuğu,Ülkücü Hareketin kurucusu ve Milliyetçi  Hareketin Liderinin olacağını kim bilebilirdi ki?<br />
Kurtuluş savaşının çileli  yıllarında dünyaya gelmişti&#8230;<br />
Subaylığı seçti,çünkü Türk’e ve Türklüğe  hizmet noktasında heyecan duyuyor, Türk olmanın ve Türklüğü yüceltmenin  gerekliliğine yürekten inanıyordu.<br />
27 yaşında tabutluklarla tanıştı.<br />
1944  O’nun adının ilk duyulduğu yıl oldu.<br />
Irkçılıkla itham edildi,O ve Türkçü  arkadaşları!<br />
Halbuki onlar ne ırkçıydı ne de devlet düşmanı,sadece Türk  Milletinin üstünlüğüne inanıyor ve şanlı,asil tarihinin olduğuna  inanıyorlardı.<span id="more-47"></span><br />
60 ihtilalinde önemli konumda olmayı tercih etmişti,sonrasında  sürgünde geçen yılları başlamıştı.<br />
Sürgünden dönüşünde artık Türk siyasetinde  olması gerektiğine inanmış ve kararını vermişti.<br />
1964 yılı onun C.K.M.P’ne  giriş yılıdır.<br />
1965 yılında ise artık  genel başkandır.<br />
Hedefi gençliği  donanımlı yetiştirmek ve ülkenin geleceğinde söz sahibi olmasını temin  etmekti.<br />
Seminerlere başlamıştı ve heyecanı yüzünden belli oluyordu.<br />
İlk  semineri Cumartesi günüydü ve acaba katılım ne olacaktı?<br />
Dokuz kişi  gelebilmişti sadece.<br />
Ve O :”Siz dokuz kişisiniz.Siz de gelmesiydiniz,ben bu  semineri kendi kendime yapacaktım.Bugün bu küçük salonu dolduramadınız ama yarın  sayınız çoğalacak,meydanlar sizi alamayacak.Eğer siz isterseniz bu hayal gerçek  olacak.” demiş ve bu kutlu mesajla Ülkücü Hareketin şahlanışını  müjdelemişti.<br />
Eğer sen istersen,O bir hayal  değildir!<br />
İnançlıydı.<br />
Sebatkardı.<br />
Çalışkandı.<br />
Prensipli ve  otoriterdi.<br />
Vasıflıydı.<br />
Liderdi.<br />
Sağlam tarih ve kültür birikimine  vakıftı.<br />
Artık MHP adı ve Üç Hilalli bayrağı ile Türklüğe hizmet kervanı yol  alıyordu.<br />
Ülkü Ocaklarında gençlik gün be gün yetişiyor ve ülkenin  geleceğinde söz sahibi olacak Ülkücü Kadrolar zuhur ediyordu,başbuğlarının  emrinde!<br />
Ülkücü Hareket hedefini belirlemişti.<br />
İktidar!<br />
1978 yılında 15  Nisan günü yapılan muhteşem miting ve başbuğu yarım saat konuşturmadan “Başbuğ  Türkeş” sloganının atılması görmeye değerdi.<br />
Fakat O’nun bunun karşısında  gururunu yenerek partinin mescidinde şükran secdesine kapanması bizlere sanırım  Ülkücü Hareketin ne kadar da anlamlı bir dava olduğu hakkında belirleyici  olacaktı.<br />
Milliyetçi Hareket  her seçimde yükselen bir konumdaydı ve  düşmanları da çoğalıyordu buna paralel olarak.<br />
Bir yandan siyasi mücadele  verilirken şehitler de veriliyordu,Ülkücü kadrolar ve Ülkücü  gençler kara  topraklara veriliyordu tekbirlerle,dualarla birer birer&#8230;<br />
O,daima ülkenin  içine çekilmek istenen oyuna dikkat ediyor ve tabanına sükunet telkin  ediyor,asla ve asla çatışmadan yana tavır koymuyordu.<br />
Çileli ve zor günlerdi  70’ler&#8230;<br />
MHP,günden güne büyüyor ve iktidar yolunda ilerliyordu.<br />
Nefsi  müdafaa  hakkını kullanan Ülkücüler için sıkıntılı bir süreç  yaşanıyordu.<br />
Darbenin ayak sesleri duyuluyordu .<br />
“En iyi ihtilal en kötü  demokrasiden bile daha kötüdür”<br />
Evet O,bunu dillendirmiş ve hukukun  üstünlüğüne olan inancını deklare etmişti.<br />
12 Eylül gerekleşmiş ve  tarihte  leke olarak yerini almıştı.<br />
İşkenceler,idamlar ve C-5 ‘ler&#8230;<br />
Çileli geçen  yaklaşık 4.5 senelik bir demir parmaklık reva görüldü başbuğumuza.<br />
Düzenden  elbette hesap sorulacaktı&#8230;<br />
Sorulmalıydı&#8230;<br />
Ama daha da önemlisi  Ülkücüler artık kimin ne olduğunu da  anlamışlardı artık!<br />
Allah’a (C.C) tam  teslimiyet ve tevekkülle aşıldı kara günler,başbuğlarının yanında ve dik,vakurlu  duruşlarıyla&#8230;<br />
MÇP ve yeniden yapılanma sürecinden sonra tekrar MHP’ye  kavuşuldu.<br />
Yola yeniden koyuldular ülkücüler ve başbuğları!<br />
Ülkücü Hareket  tam mecliste grup kuracaktı ki&#8230;<br />
Yollarını ayıranlar olacaktı.<br />
Bugün  geldikleri son tükenişe şahit olduğumuz bir yapılanma nasıl olacak da  Ülkücü  Hareketi bitirecekti ki?<br />
Bitirmeye çalışanların bitişi gerçekleşmişti  sadece!<br />
Kutlu yolda yalpalayanlar birer birer dökülürken Başbuğumuz ve  İnançlı Ülkücü kadroları yollarına devam ettiler.<br />
Önde başbuğları ve  ellerinde Üç Hilalli bayrakları ile&#8230;<br />
Yeni ufuklara doğru yürüyecekti O ve  bozkurtları&#8230;<br />
Ve  o kara gün geldi çattı!<br />
4 Nisan!<br />
4 Nisan,Ülkücülerin  yıkıldığı gündür.<br />
Türklüğün ağıt yaktığı gündür.<br />
Ülkücülerin O’na iktidar  sözü  verdiği gündür.<br />
Türk-İslam Ülkücülerinin  başbuğları yoktu  artık!<br />
Ve,<br />
Başbuğlarına söz verdiler.<br />
Söz verdik!<br />
Başbuğum!<br />
Seni  asla ama asla unutmadık,unutmayacak ve unutturmayacağız!<br />
Davan  davamızdır.<br />
Ülkün ülkümüzdür.<br />
Yolun yolumuzdur.<br />
Emanetin  emanetimizdir.<br />
Yolundan,Ülkünden,davandan ve emanetinde asla  ayrılmayacağız.<br />
Arz ederiz!<br />
Tanrı Türkü Korusun Ve  Yüceltsin.</strong></p>
<p>[Kozenir-01.04.2008]</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/duyurular-ve-basin-aciklamalari/basbugum-ya-yolundan-gidecegizya-da-ugrunda-olecegiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİNİ BİLGİLER&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 19:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[DİNİ BİLGİLER 
DİN NEYE DENİR? 
Din, Allahu Teala tarafından konulmuş ilahi bir kanun olup, akıl sahiblerini kendi istekleri ile her iki cihanda huzura kavuşturan ilahi bir nizam dır.
Dinler üç kısma ayrılır
Hak din, muharref din ve batıl din. Bu dinlerin içinde hak dinden başka hiç biri geçerli değildir. Çünkü hak din diğerleri gibi uydurma ve değiştirilme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİNİ BİLGİLER </strong></p>
<p><strong>DİN NEYE DENİR? </strong><br />
Din, Allahu Teala tarafından konulmuş ilahi bir kanun olup, akıl sahiblerini kendi istekleri ile her iki cihanda huzura kavuşturan ilahi bir nizam dır.</p>
<p><strong>Dinler üç kısma ayrılır<span id="more-134"></span></strong></p>
<p>Hak din, muharref din ve batıl din. Bu dinlerin içinde hak dinden başka hiç biri geçerli değildir. Çünkü hak din diğerleri gibi uydurma ve değiştirilme değildir. İslam dini hak dindir.</p>
<p>İslam dinin özelliği dünyada huzur ahirette ise eminliktir. Bu din Adem Aleyhisselam’dan Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam’a kadar olan bütün peygamberlerin dinidir.</p>
<p>Bütün peygamber gönderildikleri kabilelerini İslam dininin temel inancında olduğu gibi bir olan Allah’a ibadet etmeyi tebliğ etmişlerdir.</p>
<p>İslam dini kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmış ve kıyamete kadar geçerli olan dindir. Bu Allah katında da böyledir.</p>
<p>İslam dinin diğer dinlerden olan özelliği, onun son din olması, bütün insanlığa gönderilmiş olmasıdır.</p>
<p>Dinimiz her akıllı insanın uyacağı ve rahatlık la kurallarını uygulayacağı bir dindir.</p>
<p>Bu dinde zorluk va aşırıcılık yoktur. İslam dininde yolculara, hasta olanlara, gücü yetmeyen yaşlılara kolaylık tanınmıştır.</p>
<p>İslam dini sevgi, huzur ve barış yanlısı olan bir dindir.</p>
<p><strong>Dinimiz; İman, Amel, ve Ahlak olmak üzere üç kısımdır.</strong></p>
<p><strong>İman; </strong>Allah’tan Peygamberimize gelen her şeyi tasdik etmektir.</p>
<p><strong>Amel: </strong>İnanılanla amel etmektir.</p>
<p><strong>Ahlak:</strong> İnsanın tabiatına yerleşen huylardır. Bu huyların en güzel olanı en makbul olanıdır.</p>
<p><strong>İslam’da şer’i hükümlerin dört ana kaynağı vardır ki bunlar şunlardır:</strong></p>
<p><strong>Kitap:</strong> Allah tarafından peygamberimiz Mu-hammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e vahiy yoluyla 23 se nede indirilen ve günümüze kadar bir harfi bile bozulmadan gelen Kuranı Kerim’dir. İslam dinininde bütün hükümler ona dayanılarak verilir.</p>
<p><strong>Sünnet:</strong> Peygamber Efendimizin mübarek sözleri işlemiş olduğu şeylerdir.</p>
<p><strong>İcma: </strong>Peygamberimizden sonra Ashabı Kiram’ın ve sonra gelen asırlarda yetişen islam müc tehidlerin birleştiği meselelerdir.</p>
<p><strong>Kıyas:</strong> İllet benzerliği sebebiyle sabit olan bir hükmü ayet ve hadisle sabit olmayan, başka bir hükümle kıyaslamaktır.</p>
<p><strong>İMAN</strong></p>
<p><strong>İman:</strong> Sözlükte inanmak ve tasdik etmek manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Peygamberimizin (Sallallahu aley hi ve sellem) Allah’tan getirdiği bütün meselelere kalb ile tasdik dil ile ikrar etmektir.</p>
<p><strong>İnanç yönünüden insanlar, Mü’min, Kafir, Münafık olamak üzere üç kısma ayrılırlar.</strong></p>
<p><strong>Mümin:</strong> Allah’ın varlığı ve birliği başta olmak üzere, Peygamberimiz’e ve onun getirdiği her şeye inanan ve inandığını ikrar eden kimseye denir.</p>
<p><strong>Kafir: </strong>İnanmayan ve inanmadığını söyleyen kişiye denir.</p>
<p><strong>Münafık:</strong> Kalbi ile inanmayan fakat dili ile inandığını söyleyen kişiye denir.</p>
<p>İmanın sahih ve kabul olması için bir takım şartlar gereklidir bunlar:</p>
<p>Şüphe halinde olmamak, dini hükümlerle alay edip hafife almamak, dalga geçmemek, inkar sözleri ve davranışlarda bulunmamaktır.</p>
<p>İmanın olması için ilk söylenecek söz Kelime-i Şe hadettir.</p>
<p>Bu sözü:</p>
<p><strong>Eşhedü en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh<br />
</strong>(Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur; yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve rasulüdür)</p>
<p>demeyen müslüm olmaz.</p>
<p><strong>İmanın şartları 6’dır.</strong></p>
<p>Allah’a inanmak</p>
<p>Allah’ın meleklerine inanmak</p>
<p>Allah’ın kitaplarına inanmak</p>
<p>Allah’ın peygamberlerine inanmak</p>
<p>Ahiret gününe inanmak</p>
<p>Kadere; iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratması ile olduğuna inanmak</p>
<p>Her aklı başında olan insanın yaratıcısını tanı mak ve ona inanmak farzdır.</p>
<p>İnsan için evvela kendi varlığından başlayarak kainatın tamamını, göklerde ve yerde var olan şeyleri ibretle büyük bir dikkatle düşünüp incelemesi, bunları yaratan büyük bir gücün oldu ğunu idrak etmesi için yeter.</p>
<p>Herşeyin yaratılışında büyük bir incelik harukulade bir dengelik vardır. Kulluk görevimizin gereği yaradanımızın varlığı bilmek, sıfatlarını ve isimlerini tanımak ve o şekilde inanmaktır.</p>
<p>Allah birdir. Başlangıcı ve sonu yoktur. Allah yarattıklarında hiç birine benzemez. Allah’a bu şekil inanan gerçek imanın değerini kazanır.</p>
<p><strong>Allah’ın sıfatları 14 tanedir.</strong></p>
<p><strong>Vücud: </strong></p>
<p>Var olmak demektir. Allahu Teala vardır ve sıfatlarıyla muttasıftır. Şu kainatın yaratıcısı vacib-ül vücuddur. Onun var olması zatidir, ezeli dir, ebedidir.</p>
<p>Vacibül vücüd olan bir Allah olmasaydı, hiç bir şey olmazdı. Ve Allah için yokluk düşünülemez.</p>
<p><strong>Kıdem: </strong></p>
<p>Ezeli olmak. Evveli bulunmamak. Her işin başlangıcı her şeyin evveli vardır. Fakat bu durum Allah için geçerli değildir. Çünkü onun varlı ğı vacibdir ve kendindendir.</p>
<p><strong>Beka: </strong></p>
<p>Allah’u Teâla bakidir. Her var olan şeyin sonu vardır, yalnız Allah’ın varlığının sonu yoktur. Kıdem’i sabit olan her şeyin bekası vacibdir. Varlığının başlangıcı olmadığı gibi nihayeti de yoktur.</p>
<p><strong>Vahdaniyyet: </strong></p>
<p>Allah’ın bir olması demektir. Tektir eşi ve benzeri yoktur. Allah bir dir doğmamış ve doğurulmamıştır. Eşi, ortağı, benzeri yoktur. Akıl ile düşünen insan bunu bilir ve anlar.</p>
<p>Allah’ın birliğiyle beraber rızık verenin o olduğuna, öldürenin ve dirilteninde o olduğuna inanmak lazımdır. Ondan başkasına tapınmak, ilah tutup boyun eğmek küfürdür.</p>
<p><strong>Muhalefetün lil havadis: </strong></p>
<p>Allah’u Teâla gördüklerimizden, hatırımıza gelecek şeylerden ne zatı nede sıfatları bakımından hiç birine benzemez.</p>
<p>O, herşeyden başkadır. Bizim hatırımıza gelecek olan şeyler mümkündür, sonradan yaratılmış tır yok olmaya mahkumdur. Bundan dolayı zatı ve sıfatları bakımından hiç bir şeye benzememek Allah’ın zati sıfatlarındandır.</p>
<p><strong>Kıyam bi nefsihi: </strong></p>
<p>Allah’ın varlığı kendindendir. Varlığı için baş ka bir şeye muhtaç değildir. Zamandan, mekandan, yönden beridir. Ne zamana ne de bir yardım cıya muhtaç değildir bilakis alemde ki her şey ona muhtaçtır.</p>
<p><strong>Hayat: </strong></p>
<p>Diri olmak. Allah ebedi bir hayat ile diridir. O Yegane ölmeyen diridir.</p>
<p><strong>İlim: </strong></p>
<p>Allah her şeyi bilir. O, olmuşu, olanı, olacağı her şeyiyle bilir. Onun için hiç bir şey gizli kalmaz. Onun ilmi bütün alemi kuşatmıştır.</p>
<p><strong>Semi: </strong></p>
<p>İşitmek. Allah her şeyi işitir. Ona uzaklık engel değildir. O uzak bir yerde yürüyen karınca nın ayak sesini, bitkilerin zikrini dahi işitir.</p>
<p><strong>Basar: </strong></p>
<p>Görmek. Allah herşeyi görür. Karanlık ona tesir etmez.</p>
<p><strong>İrade: </strong></p>
<p>Dilemek. Allah diler, dilediğini yapar ona kimse karışamaz niye böyle yapmış neden böyle yaratmış diye soramaz. Dünyada olan herşey onun dilemesi ile olmuştur. O dilemese bir yaprak bile kıpırdamaz.</p>
<p><strong>Kudret:</strong></p>
<p>Gücü yetmek. Güç Allah’ındır. Onun sonsuz gücü herşeye yeter. Onun gücünün en büyük örneği, yerleri, gökleri, dağları, taşları yoktan var etmesidir.<br />
<strong>Kelam: </strong></p>
<p>Söylemek. Onun sözü Kur’anı Kerimdir.</p>
<p><strong>Tekvin: </strong></p>
<p>Yaratmak demektir. Onun ol demesiyle her şey olur. Kainatta her şeyi yaratan odur.</p>
<p>Tekvin sıfatının kolları:</p>
<p><strong>İhya: </strong></p>
<p>Diriltmek. Allah dileğini anında diriltir.</p>
<p><strong>İmate: </strong></p>
<p>Öldürmek. Allah dilediği an dilediğini öldürürür.</p>
<p><strong>Tahlik: </strong></p>
<p>Yaratmak. Allahın ol demesi ile her şey anın oluverir.</p>
<p><strong>Rızıklandırmak:</strong></p>
<p>Rızkı veren ancak Allah’dır.</p>
<p><strong>Meleklere İman</strong></p>
<p>Melekler nurani varlıklar olup tamamen Allah’ın emri üzere harekat ederler. Onlar yemezler, içmezler, evlenmezler, günah işlemezler.</p>
<p>Melekler var olup görünmeyen varlıklardır. İnsan aklını, ruhunu, havayı, rüzgarı göremediği gibi melekleri de göremez.</p>
<p>Her meleğin kendine ait işi vardır. Bazısı daima Allah’ı zikr ederler. Bazıları insanları tehlike lerden korur, dar zamanlarında müminlere yardım ederler.</p>
<p>Meleklerin büyükleri denilen dört büyük melek vardır bunlar görevleriyle birlikte şunlardır.</p>
<p><strong>Cebrail: </strong>Meleklerin en büyüğüdür. Görevi ise Allah ile Peygamberleri arasında elçilik yapmaktır. Kur’anı Kerimi Peygamberimize o getirmiştir.</p>
<p><strong>Mikail:</strong> Tabiatla ilgilenir. Yağmurların yağması, rüzgarın esmesi, ekinlerin bitmesi ile görevlidir.</p>
<p><strong>İsrafil:</strong> Sura üfürmekle vazifelidir. Üfürdüğü an dünya hayatı bitecek ahiret hayatı başlayacaktır.</p>
<p><strong>Azrail: </strong>Ömrü sona erenlerin canını almakla vazifelidir.</p>
<p>Bu meleklerden başka birde Kiramen Katibin dediğimiz iki melek daha vardır ki bunlardan biri sağ yanımızda bir diğeri ise sol yanımızda bulunur ve sağ taraftaki işlediğimiz iyi amelleri sol taraftaki de işlediğimiz kötü işleri yazar. Bu yazılan deftere amel defteri adı verilir.</p>
<p>Münker ve Nekir adında iki melek daha vardır ki bunlar kabirde insanlara soru sormakla görevlidir.</p>
<p><strong>Kitablara İman</strong></p>
<p>Kitablar Peygamberlere vahiy yoluyla gelir.</p>
<p><strong>Vahiy:</strong> Sözlükte kelam, ilham, bir şeyi harf harf bildirmek manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Allah, dilediği hükümleri Peygamberine vahiy, rüya, ilham veya melek vasıtasıyla bildirmesidir.</p>
<p>Kitablar ilahi emirleri, yasakları bildirir. İnsanlara Cennet yolunu gösterir ve onları kötülükten men eder. Adem Aleyhisselam’dan Peygambe rimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)e kadar gelen bütün peygamberlere gönderilen kitablara inanmak iman etmenin şartlarındandır. Bu kitabların dördü büyük kitab yüzü ise suhuftur. Toplam 104 tanedir.</p>
<p><strong>Tevrat:</strong> Musa Aleyhisselam’a</p>
<p><strong>Zebur: </strong>Davud Aleyhissealm’a</p>
<p><strong>İncil:</strong> İsa Aleyhisselam’a</p>
<p><strong>Kuranı Kerim: </strong>Reygamberimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) e indirilmiştir. Bunlar dört büyük kitabtır. Suhuf olanlar ise:</p>
<p>10 sahife Adem Aleyhisselam’a</p>
<p>50 sahife Şit Aleyhisselam’a</p>
<p>30 sahife İdris Aleyhisselam’a</p>
<p>10 sahifede İbrahim Aleyhisselam’a gönderilmiştir.</p>
<p>Kuranı Kerim<br />
Kuranı Kerim, 610 yılında, Ramazan ayında, pazartesi gecesi, Hira dağındaki, Hira isimli mağarada nazil olmaya başlamıştır.</p>
<p>İlk inen ayetler, Alak süresinin ilk beş ayetidir. Kura’nın en son inen ayeti ise Bakara süresinin 281. Ayetidir.</p>
<p>Kur’an zulmet içinde boğulan insanlığa birlik ve beraberliği getirmiş, gönülleri huzura, vicdanları rahata kavuşturmuştur. İnsanlara şeref kazan dırmış, mutlu bir hayat yaşamayı öğretmiştir.</p>
<p>Hükümleri her asırda geçerlidir. Onun bir har fini bile hiç kimsenin değiştirmeye gücü yetmeyecektir. O öyle muazzam bir kitabtır ki kendinden önceki kitabları içine alıp insanlığa saadet yollarını açmıştır.</p>
<p>Kuranı Kerimin, değişmeyecek tek kitab olması, kıyamete kadar geçerli olan son kitab olma sı, bütün alemlere gönderilmiş olması onun başlı ca özelliklerindendir.</p>
<p>Kuran parça parça indirilmiş ve o şekil ezber lenmiştir. Peygamberimizin vefatından sonra halife olan Hazreti Ebu Bekir’in emriyle Zeyd bin Sabit onu bir araya getirmiştir.</p>
<p>Kuran çok şerefli bir kitabdır. O’na hürmet etmek, sevgi ve saygı göstermek her müslümana borçtur. O kendisine hürmet edene, emirlerini tutana yarın ahirette şefaatçi olacaktır.</p>
<p><strong>Peygamberlere iman</strong><br />
Peygamberler, Allah tarafından seçilen temiz, dürüst, asil ve zeki insanlardır.</p>
<p>Onlar, Allah’tan aldıkları emirleri hiç çekinmeden, usanmadan insanlara bildirirler.</p>
<p>Peygamberler olmasa insanlar nasıl ibadet edeceklerini bilemezler. Bu yüzden Allah onlara kendi içlerinde peygamber göndermiş ve onları mucizelerle kuvvetlendirmiştir.</p>
<p>İlk Peygamber, ilk insan olan Adem Aleyhisselam’dır. Son Peygamberde Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) dir.</p>
<p>Gönderilen peygamberlerin sayısı belli değildir fakat Kuran’da 28 peygamber zikr edilmiştir. Bunlar şunlardır:</p>
<p>Adem Aleyhisselam, İdris Aleyhisselam, Nuh Aleyhisselam, Hud Aleyhisselam, Salih Aleyhisselam, Lut Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam, İshak Aleyhisselam, Yakup Aleyhisselam, Yusuf Aleyhisselam, Şuayb Aleyhis selam, Musa Aleyhisselam, Harun Aleyhisselam, Davud Aleyhisselam, Süleyman Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam, Elyesa Aleyhisselam, Zekeriy ya Aleyhisselam, Yahya Aleyhisselam, İsa Aleyhis selam, Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem.</p>
<p>Diğer üç isim ki bunlar Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn’dir. Fakat bunların peygambermi velimi oldukları belli değildir.</p>
<p>Peygamberler bizim gibi insanlardır. Onlarda her beşer gibi yer, içer, uyur, acıkır, susar.</p>
<p>Peygamberler güzel ahlak sahibi olan, temiz kalbli, kötülük düşünmeyen kişilerdir. Onlar son derece temiz ve asil bir soydan gelirler.</p>
<p>Allah gönderdiği peygamberlerine birde muci ze vermiştir ki bu mücizeler o Peygamberin peygamber olduğunun isbatı içindir.</p>
<p>Veli kullarında gösterdikleri olağanüstü şeylerede keramet denir.</p>
<p>Peygamberimizin mücizelerinden en büyüğü Kur’anı Kerim’dir. Devamla; Miraç (göğe yükselme) mücizesi, ayı eli ile ikiye yarma olayı ve geçmişten ve gelecekten verdiği her haber. Bunlar peygamberimizin mücizelerinden bir kaçıdır.</p>
<p>Bizim Peygamberimizin diğer peygamberlerden özelliği:</p>
<p>Peygamberimizin İnsanlara ve cinlere gönderilmesi, yeryüzünün kendisine mescid kılınması, savaşta düşman tarafından bırakılan ganimet adı verilen malın peygamberimize helal olması, gönderilen peygamberlerin en sonuncusu olması, ağaçların ve yaşların kendisine selam vermesi ve daha nice şeyler onun özel olmasıdır.</p>
<p><strong>Ahiret gününe İman</strong><br />
Ahiret günü; bu dünya hayatının bitip her can lının yaptıklarından hesab vermek için tekrar diriltileceği gündür. O günde ameller tartılacak, sırat köprüsü kurulacak, amel defterleri verilecek, iyilik yapan mükafatlandırılacak, kötülük ya panda cezasını bulacaktır. Bu durumda iyiler cennette, kötüler cehenneme girecektir.</p>
<p>Ahiret gününü inkar eden iman şartlarından birini inkar ettiği için kafir olur.</p>
<p><strong>Kaza ve Kadere İman</strong><br />
Allah’ın ezelden ebede kadar, olmuş ve olacak olan şeylerin hepsini takdir etmesine kader denir.</p>
<p>Kaza ise, Allah tarafından ezelde bilinen ve takdir edilen şeylerin zamanı gelince ezeldekine uygun olarak gerçekleşmesine denir.</p>
<p>İmanın şartları âmentü ibaresinde toplanmıştır.</p>
<p><strong>Amentü Manası:</strong></p>
<p>Ben Allahu Teâla’ya, Meleklerine, Kitabları-na, Peygamberlerine, Ahiret gününe, Kadere; yani iyilik ve kötülüğün, Allahın yaratması ile oldu ğunu inandım.</p>
<p>Öldükten sonra dirilmek haktır ben şahidlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederimki Hazreti Muhammed onun kulu ve Peygamberidir.</p>
<p><strong>İbadet nedir?</strong></p>
<p>İbadet, Allah’ın emirlerini yerine getimek ve yasaklarından kaçınmaktır.</p>
<p>İbadet beden ile yapılırki bunlar, namaz kılmak, oruç tutmaktır. Mal ile yapılan ibadetler ise zekat vermek ve kurban kesmektir. Hem mal hemde beden ile yapılan ibadetler vardır. Hac’da böyle bir ibadettir.</p>
<p>Yapılan ibadetler yalnız Allah içindir. Allah rızası gözetilmeyen bir ibadetten hiç bir sevab ha sıl olmaz. İbadetler ruhumuzun gıdasıdır.</p>
<p><strong>İSLAM</strong><br />
İslam, itaat ve teslimiyet demektir. Muhammed (Sallallahu Aleyhi vesellem) in Allah’ın emriy le insanlara bildirdiği dine İslam dini denir. Bu dinin mensubunada Müslüman denir.</p>
<p><strong>İslam dininin beş şartı vardır.</strong></p>
<p>Kelime-i şehadet getirmek.</p>
<p>Namaz kılmak.</p>
<p>Oruç tutmak.</p>
<p>Zekat vermek.</p>
<p>Hacca gitmek.</p>
<p>Diniyle mükellef olan insanın öncelikle akıllı olması, müslüman olması ve baliğ olması gerekir.</p>
<p>Mükellefle ilgili hükümler</p>
<p><strong>Farz</strong></p>
<p>Dinimizce yapılması gereken ve kesinlikle emr edilen şeye Farz denir. Farzın işlenmesine sevap, terkinde ise azab vardır. Farzı inkar eden dinden çıkar. Farz ikiye ayrılır.</p>
<p>Her mükellefin kendi yapması gereken farz demektir. 5 vakit namaz gibi.</p>
<p><strong>Farzı kifaye: </strong>bazı mükelleflerin yapması ile, diğerlerinden düşen, yapmak mecburiyeti kalkan farzlardır. Cenaze namazı kılmak gibi.</p>
<p><strong>Vacib</strong></p>
<p>Farz kadar kesin olmayıp, kuvvetli bir delil ile yapılması emr edilen şeye vacib denir. Vacibi yapan sevab kazanır. İnkar eden ise günahkar olur.</p>
<p><strong>Sünnet</strong></p>
<p>Farz ve vacibden başka, Peygamberimiz’in yaptığı şeye sünnet denir.</p>
<p><strong>Müstehab</strong></p>
<p>Şevilmiş şey demektir. Peygamberimiz’in bazen yapıp bazen terk ettiği şeye denir.</p>
<p><strong>Mubah</strong></p>
<p>Yapmak ve yapmamakta serbest olunan şeye denir.</p>
<p><strong>Haram</strong></p>
<p>Dinimizde yapılması kesin olarak yasaklanan şeye denir. Haramı işleyen azaba uğrar, inkar eden dinden çıkar, haramı terk eden sevab kazanır.</p>
<p><strong>Mekruh</strong></p>
<p>Yapılması çirkin görülmüş şeylerdir.</p>
<p><strong>Müfsid</strong></p>
<p>Başlanmış olan ibadeti bozan şeye denir. Namazda gülmek ve oruçlu iken yemek ve içmek gi bi.</p>
<p><strong>TAHARET</strong></p>
<p>Lügatta temizlik manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise; Hadesden ve pislikten bedeni temizlemektir. İslam dini temizliğe çok önem ve rir. Her ibadete önce temizlikten başlanır.</p>
<p>Temizlik yani taharet iki çeşittir</p>
<p>Hükmi taharet: Abdestsizliği ve cünüblüğü gidermektir. Buna hadesten taharet denir. Abdest, gusül, teyemmüm gibi.</p>
<p>Hakiki taharet: Kirli ve pis şeyleri yıkayıp gidermek. Buna da necasetten taharet denir.</p>
<p>Abdest: Temizlik, paklık demektir.</p>
<p>Şeriatta ise: yüzü, kollarla beraber iki eli ve topuklarla birlikte iki ayakları yıkamak, başı mesh etmektir.</p>
<p>Abdestin farzları dörttür.</p>
<p>Yüzü bir kere yıkamak.</p>
<p>Kolları, dirseklerle beraber bir kere yıkamak.</p>
<p>Başın dörtte birini mesh etmek.</p>
<p>Ayakları, topuklarla beraber bir kere yıka mak.</p>
<p>Bu farzlardan birisi eksik olursa, abdest sahih değildir.</p>
<p>Abdest alırken niyet etmek, eûzü ile başlamak, elleri bileklere kadar yıkamak, ağıza ve bur na üç kere su vermek abdestin sünnetlerindendir.</p>
<p>Kıbleye yönelerek yüksek bir yerde abdest almak, başkasından yardım istememek, dünya kela mı konuşmamak, her azasını yıkarken Bismillah demek, abdestin edeblerindendir.</p>
<p>Abdestin mekruhları ise:</p>
<p>Abdest suyunu israf etmek, suyu yüzüne çarp mak, konuşmak, ihtiyacı olmadığı halde başka sından yardım istemektir.</p>
<p>Vücudun her hangi bir yerinden kan, irin ve su çıkması, ağız dolusu kusmak, yellenmek, bu gibi durumlarda abdest bozulur.</p>
<p>Abdesti olmayanlar, namaz kılamazlar, kurana el süremezler, tilavet secdesi yapamazlar.</p>
<p><strong>GUSÜL</strong></p>
<p>Bedenin tamamını yıkamak demektir. Guslün farzı üçtür.</p>
<p>Mazmaza: Ağıza bolca su verip çalkalamak.</p>
<p>İstinşak: Burna su verip genize kadar çekmek.</p>
<p>Bütün bedeni iğne tepesi kadar kuru yer bırak maksızın yıkamak.</p>
<p>Niyet etmek, elleri yıkamaya başlarken besmele çekmek, kıbleye yönelmek, uzuvları ovalamak, kimsenin görmeyeceği yerde yıkamak, konuşmamak guslün sünnetlerindendir.</p>
<p>Cünüblük hali (cima etmek gibi), ihtilam olmak, hayız halinin bitmesi, nifas halinin sona ermesi bu durumlarda gusül gereklidir. Bu halde olanlar gusül yapmadıkça, namaz kılamazlar, ku ran okuyamazlar el dahi süremezler, kabe’yi tavaf edemezler.</p>
<p><strong>TEYEMMÜM</strong></p>
<p>Niyet ederek, temiz toprak ve toprak cinsin den olan bir şeye, ellerini vurup yüzüün ve kolla rını mesh etmeye denir.</p>
<p>Gusül alması gereken kişi su bulamadığında teyemmüm etmesi de gusül yerine geçer.</p>
<p>Teyemmümün farzı ikidir.</p>
<p>Niyet etmek, elleri temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye iki defa vurup birinci vuruşta yüzü, ikinci vuruşta kolları mesh etmektir.</p>
<p>Besmele çekmek, sırayı gözetlemek, toprağa vurunca elleri evvela ileri sürmek ve sonra geri çekmek, parmakları açık bulundurmak teyemmü mün sünnetlerindendir.</p>
<p>Teyemmüm şöyle yapılır:</p>
<p>Kollar sıvanır ve ne için teyemmüm edilecek se ona niyet edilir. Parmaklar açık olarak eller te miz bir toprağa yada toprak cinsinden olan herhangi bir şeye bir kere vurulur. Eller tozlanmış is yan yana getirilerek birbirine yavaşca vurulup tozlar silkelenir.</p>
<p>Eller tekrar toprağa vurulup sol elin içi ile dir sekle beraber sağ kol, sağ elin içiylede dirsekle beraber sol kol sığanır.</p>
<p>Ancak teyemmüm abdest veya gusül alacak kadar temiz su bulunmazsa, su olduğu halde kullanılması mümkün değilse, yara olan bedene su kullanmak zararlı ise bu durumlarda yapılır.</p>
<p><strong>NAMAZ</strong><br />
Namaz islam dininin beş temelinden ve en gözdelerindendir. İslam dini namaz üzerine bina edilmiştir. O yüzden kişinin namazı sakat olursa dinide o derece sakat olur.</p>
<p>Namazı Allahu Teala Mirac gecesi Peygamberimize (Aleyhisselam) teselli olarak lutf etmiştir. Peygamberimiz (Aleyhisselam) namaz kıldığında o huzuru bulmuş ve onun içinde Namaz ‘Müminin Miracı’dır’ buyurmuştur.</p>
<p>Namaz müminin alametidir. Namaz ancak Allah rızası için, verdiği sayısız rızıklara şükür için kılınır.</p>
<p>Namazlar üç çeşittir:</p>
<p>Farz namazlar: Beş vakit farz namazı ile, cuma ve cenaze namazıdır.</p>
<p>Vacib namazlar: Vitir namazı, Ramazan bay ramı namazı, Kurban bayramı namazı.</p>
<p>Nafile namazlar:</p>
<p>Farz ve vacib den başka kılınan namazlara nafile namaz denir.</p>
<p>Namazın farzı on ikidir:</p>
<p>Bunların altısı namazın dışından altısıda namazın içindendir. Namazın sahih olabilmesi için şu şartların olması gerekir. Dışındakiler yani namaza başlamadan önceki şartlar:</p>
<p>Hadesten taharet:</p>
<p>Manevi kiri gidermek için, abdest almak, gerekli hallerde, gusül yapmaktır.</p>
<p>Necasetten taharet:</p>
<p>Bedende veye elbisede veya namaz kılacağı mekanda olan pislikleri gidermektir.</p>
<p>Setri avret:</p>
<p>Vucüdunda örtmesi gereken yerleri örtmesi-dir. Bu örtülmesi gereken yerler, erkeklerin göbek ile diz kapağı arasının (diz kapağı da dahil) örtmesidir. Kadınların ise bütün vucudunu ört-mesi gerekir.</p>
<p>İstikbali kıble:</p>
<p>Kıble’ye yönelme. Namaz kılacak kişinin kabe’ye doğru yönelmesidir.</p>
<p>Vakit:</p>
<p>Namazları vakti girince kılmaktır. Aksi takdirde sahih olmaz.</p>
<p>Niyet:</p>
<p>Hangi namazı kılacağını bilmek ve ona niyet etmek.</p>
<p>Namazın içindekiler:</p>
<p>İftitah tekbiri:</p>
<p>Namaza başlarken Allahu Ekber demek.</p>
<p>Kıyam:</p>
<p>Namazda ayakta durmak.</p>
<p>Kıraat:</p>
<p>Namazda, ayakta iken, biraz kuran okumak demektir.</p>
<p>Rukû:</p>
<p>Namazda, ellerin diz kapağına erişecek kadar eğilmesi demektir.</p>
<p>Sücud:</p>
<p>Ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı ve burnu yere koymak demektir.<br />
Kade-i ahire:</p>
<p>Ettehiyyâtü okuyacak kadar namazın sonunda oturmak.</p>
<p>Tüm bu saydıklarımız namazın farzlarıdır.</p>
<p>Namazın vacibleri</p>
<p>Allahu Ekber diyerek başlamak, fatihayı tama mıyla okumak, farz namazların iki rekatın da fatihadan sonra bir küçük sure veya üç kısa yada bir uzun ayet okumak, fatihayı sureden önce okumak, secdede burnunu alnı ile beraber yere koymak, iki secdeyi birbiri ardınca yapmak, kıyamda iken dosdoğru durmak, rükuda iken dümdüz durmak, rükudan kalkınca beli iyice doğrultmak ve ‘Sübhanellah’ diyecek kadar öyle ce durmak, secdeden kalktığında iki secde arasın da ‘Sübhanellah’ diyecek kadar oturmak, üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekattan sonra oturmak, ikinci rekattan sonra veya selam vereceği vakit oturduğunda Ettehiyyatü’yü okumak imama uyan kimsenin susması, vitir namazında kunut dualarını okumak, namazın sonunda selam vermek, namazda yanılırsa sehiv secdesi yap mak, namazda secde ayeti okursa secde etmek.</p>
<p>Namazın sünnetleri:</p>
<p>Namaza başlarken alınan tekbirde el kaldırmak.</p>
<p>İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamın iftitah tekbirinden sonraya kalması ve imamın tekbirine yakın olması.</p>
<p>İftitah tekbiri alır almaz el bağlamak.</p>
<p>Sübhaneke okumak.</p>
<p>(Tek kılan) ilk rekatta sübhaneke okuduktan sonra Eüzü Besmele çekmek.</p>
<p>(Tek kılan) diğer rekatlarda Fatihadan evvel yalnız besmele çekmek.</p>
<p>Sübhaneke ve Eüzü Besmeleyi içinden okumak.</p>
<p>Fatiha’nın sonunda, okuyan ve işiten içinden Amin demek.</p>
<p>Rüküya eğilirken Allahu Ekber demek.</p>
<p>Rüküda üç kere Sübhane Rabbiyel Azim demek.</p>
<p>Rükudan kalkarken Semiallahu limen hamideh demek.</p>
<p>Kıyamda iken iki ayak arası açık olmak.</p>
<p>Rükuda elleriyle dizlerini tutmak.</p>
<p>Secdeye varırken evvela dizlerini, sonra elleri ni, daha sonra yüzünü yere koymak.</p>
<p>Namazı şu şeyler bozar:</p>
<p>Konuşmak, bir şey yemek veya içmek, kendi işiteceği sesle gülmek, selam vermek ve almak, bir şeye üflemek, cevap maksadıyla ayet oku -mak, dünya kelamı (ah, of, vah, öf) söylemek, teyemmümlü olan kişinin suyu görmesi tüm bun lar olursa, namaz bozulur.</p>
<p>Namazda, bedeni ve elbisesiyle oynamak, parmakları çıtlatmak, esnemek, gerinmek, başka sının yanına çıkılmayacak elbiseyle namaza durmak, secdeye varırken elbisesini kaldırmak, okumayı rükuda tamamlamak, bile bile ayet atlamak, gözlerini yummak, secdede özürsüz olduğu halde burnunu yere koymamak, ön saf boşken arka safta durmak, kıble tarafında canlı resmi bulunmak, namazda etrafı gözetlemek, yanan ateşe karşı durmak, herhangi bir şeye dayanarak namaz kılmak, insan yüzüne karşı namaza durmak, bu saydıklarımız namazın mekruhlarındandır.</p>
<p>Sabah namazının kılınış şekli</p>
<p>Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya diyerek kalbten niyet edilir.</p>
<p>Allahu Ekber diyerek tekbir alınır. Sübhaneke okunur, Eüzü Besmele çekilir ardında fatiha ve bir miktar kuran okunur.</p>
<p>Rukuya varılır. Üç kere sübhane Rabbiyel Azim denir, doğrulur. Bu doğruluşta Semiallahu limen hamideh denir. Sonra Allahu ekber diyerek secdeye inilir, üç kere Sübhane Rabbiel âlâ diyerek oturur bu hareket iki kez tekrarlanır.</p>
<p>İkinci rekata kalkılır bu rekatta aynen ilki gibi kılınır. Yalnız son oturuşta Ettehiyyetu ve salli barik duaları okunur, önce sağa sonra sola selam verilir.</p>
<p>Farzların iki rekat olanlarıda böyle kılınır. Dört rekatlı olan razlarda ilk oturuşta sadece ettehiyyatü okunarak tekbir alınır ve ayağa kalkı lır. Bu üçüncü rekatta besmele ile fatiha okunur ve aynı şekilde ruku ve secdeler yapıldıktan sonra tekbir alınarak dördüncü rekata kalkılır. Aynı hal üzere bu rekatta tamamlandıktan sonra oturulur ve ettehiyyatü, salli barik duaları okunarak se lam verilir.</p>
<p><strong>ORUÇ</strong><br />
İslamın beş temelinden biride Ramazan ayında oruç tutmaktır.</p>
<p>Oruç: Niyetlenip tan yeri ağarmaya başladığı zamandan, ta güneş batıncaya kadar yememek, içmemek, cinsi münasebette bulunmamak demektir.</p>
<p>Oruç, müslümana, akıl baliğ olana farzdır.</p>
<p>Altı çeşit oruç vardır.</p>
<p>Farz olan oruç; Ramazan ayında tutulan oruç.</p>
<p>Vacib olan: Adak oruçları ve bozulan nafile oruçlarını kaza etmek.</p>
<p>Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının dokuz ve onuncu veya on ile on birinci günleri oruç tutmak.</p>
<p>Müstehab olan oruç: Pazartesi perşembe günleri ile, şevval ayının ilk altı günü oruç tutmak müstehabtır.</p>
<p>Mekruh oruçlar: Yalnız cuma ile cumartesi günü ile muharremin onuncu günü tutulan oruç.</p>
<p>Haram olan oruçlar: Ramazan bayramının birinci günü ile kurban bayramının dört günü oruç tutmak haramdır.</p>
<p>Oruçlu olduğunu bilerke yemek yemek, cinsi ilişkide bulunmak, sigara içmek oruçu bozar ve keffaret gerektirir.</p>
<p>Keffaret: bozulan bir günlük Ramazan orucu yerine altmış gün oruç tutmak.</p>
<p>Kaza: bozulan oruçun yerine gününe gün oruç tutmak.</p>
<p>Unutarak yemek yemek, ağızdan gelen balgamı yutmak, boğazına toz girmek, dişleri arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük olan şeyi yutmak, kendi elinde olmadan kusmak, kan aldır mak, sürme çekmek bunlar oruçu bozmaz.</p>
<p>Orucu bozan ve kaza gerektiren şeyler:</p>
<p>Çiğ olsa bile pirinç yemek, yemek yemesi adet olmayan bir şeyi yutmak, çok fazla tuz yemek, taş, demir, toprak yutmak, burnuna ilaç çek mek, kulağın içine su damlatmak, unutarak yedikten sonra orucu bozuldu sanıp yemek, bunlar veya buna benzer şeyler oruçu bozar ve kaza gerektirir.</p>
<p><strong>ZEKAT</strong><br />
Zekat, sözlükte temizlik ve bereket manalarına gelir.</p>
<p>Şeriatta ise: Nisab miktarı mala ve paraya sa hib olan müslümanın malının kırkta birini muhtaçlara vermesi demektir.</p>
<p>Zekat vermek zengin müslümanlara farzdır.</p>
<p>Zekatı, müslüman olan, hür olan, akıllı olan, ergenlik çağına gelmiş olan, zengin olan kişiler, müslüman fakirlere, işçilere, yolda kalmış yolculara, memleketinden uzak gurbette parasız kalan kişilere verir.</p>
<p>Zekat, anaya, babaya, büyük ana ve büyük babalara, oğluna, oğlunun çoçuklarına, kızına ve kızının çocuklarına, zenginlere, müslüman olmayanlara verilmez.</p>
<p><strong>HAC</strong><br />
Haccın lügattaki tarifi ziyaret etmek demektir.</p>
<p>Şeriatta ki tarifi ise; Kabe’yi ve diğer mukaddes mekanları belirli bir zaman içinde ziyeret etmektir. Hac, hem mal hem de beden yönünden güçü olan ve zengin olan kişiye ömründe bir defa olarak farzdır.</p>
<p>Haccın üç farzı vardır bunlar:</p>
<p>İhram:</p>
<p>Helal olan şeyi kendine haram etmek. Niyet ederek telbiye okur, iki rekat namaz kılar. Bundan sonra hacılara mahsus olan dikişsiz elbiseye, sarıldıkları iki havluya da İhram denir.</p>
<p>Arafatta vakfe:</p>
<p>Arafat Mekke yakınında bulunan dağın adıdır. Hac zamanı bu dağda arefe günü zeval vaktinden bayramın birinci günü fecrin doğuşuna ka dar olan zaman içinde bir an durmak farzdır.</p>
<p>Kabe’yi tavaf:</p>
<p>Kabe’yi ziyeret etmek farzdır. Kabenin etrafında yedi kere dönmekle bir tavaf yapılmış olur.</p>
<p>Farz, vacib, nafile olmak üzere üç çeşit hac vardır.</p>
<p>Farz olan; mükellef olanların ömründe bir ke re hacca gitmeleri.</p>
<p>Vacib olan; Adanan veya başlamışken bozulan haccın yerine getirilmesi.</p>
<p>Nafile olan; Hac ise, tekrar olarak yapılan hacdır.</p>
<p>Safa ile Merve arasında say etmek, müzdelifede durmak, şeytan taşlamak, saçları tıraş etmek veya kısaltmak, veda tavafı yapmak, haccın vaciblerindendir.</p>
<p><strong>AHLAK</strong><br />
Ahlak insanda olması gereken bir takım güzel huylardır.</p>
<p>Ahlak terbiye yoluyla, islam eğitimi ile kazanılır.</p>
<p>Güler yüzlü olmak, temiz olmak, merhametli olmak, tevazulu olmak, affetmek, susmak, doğru konuşmak, sabr etmek, güzel ahlaktan bazılarıdır.</p>
<p>Ahlaki vazifelerimizin ilki Allah’a karşı olanı dır. Allah’ın ismini hürmetle anmak, onun sevgisini kalbe yerleştirmek, ona isteyerek ibadet etmek ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Sonra Peygamberimize karşı olan ahlak vazifemizdir. 0 hürmete en layık olandır. Onun getirdiklerini kabul etmek, ona hürmet etmek, adı anıldığı vakit (Sallallahu aleyhi vesellem) demek, o ne söylemişse tereddütsüz kabul etmek ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Sonra kitabımız olan Kur’anı Kerime karşı hürmet etmek, o okununca sessizce dinlemek, onda emr edileni yapıp nehy edilenden uzaklaşmak ahlaki vazifelerimizdendir.</p>
<p>Bedenin ve ruhun terbiyesi</p>
<p>İslamda beden terbiyesinin yeri çok önemlidir. İnsanın dünya ve ahiret işlerini tam olarak yapabilmesi için önce sağlığına ve sıhhatine dikkat etmesi gerekir.</p>
<p>Yemesine içmesine, uykusuna, dış görünümü ne, temizliğine, hastalanınca tedavisine dikkat et mek her insanın görevidir.</p>
<p><strong>RUH TERBİYESİ</strong><br />
Ruh Allah’tan gelmiştir ve yine Allah’a döne cektir. İnsanı meleklerden daha üstün yapan hayvanlardan daha aşağı kılan, insanı iyi ya da kötü yapan hep ruhtur. Bunun için ruhun sağlığı ve terbiyesi çok önemlidir.</p>
<p>Ruhun sağlığı kuvvetli imanla, ibadetle beslenmesiyle, kötü huylardan arınmasıyla, takva yolunda yürümesiyle gerçekleşir.</p>
<p>Ruh hastalıkların en felaketi kötü huylar ve dünya sevgisidir. İnsanın kötü ahlaklardan korun ması, dünya sevgisinden arınması, zikirle meşgul olması, ruhi hastalıkları def eder.<br />
Aile Vazifeleri</p>
<p>Aile her insanın mensup olduğu ufak topluluktur. Aile’yi karı, koca, ana, baba, çocuklar ve akrabalar teşkil eder.</p>
<p>Bütün güzelliklerin kaynağı ailedir. İnsan büyüklerini saymayı, küçüklerini sevmeyi, bütün insanlarla iyi geçinmeyi, Allah’ına ve peygamberine karşı olan vazifesini ailesinden öğrenir. O bakımdan ailede verilen terbiyenin tesiri çok büyüktür.</p>
<p>Çocukların ana babalarına karşı vazifeleri</p>
<p>Anasına, babasına sözü ile, malı ile iyilikte bulunmak, anaya, babaya öf bile dememek, onla ra karşı kaba ve sert söz kullanmamak, çağırdıkları vakit hemen gelmek, yanlarında yüksek sesle konuşmamak, çocukların ana babalarına karşı vazifeleridir.</p>
<p>Karı kocanın birbirlerine karşı görevleri</p>
<p>Her şeyden önce aralarında samimi bir sevgi ve saygı olmalıdır.</p>
<p>Evlenmiş olan bir erkek evine karşı olan vazi felerini bilmeli, yuvasının sağlamlaştırmak için çalışmalıdır.</p>
<p>Erkek evin dış işlerini düşünmeli ve her türlü ihtiyaçları karşılamalıdır.</p>
<p>Erkeğin karısına din konusunda bir eksiği var sa öğretmesidir.</p>
<p>Koca, karısına karşı daima nazik ve yumuşak muamelede bulunmalıdır.</p>
<p>Kadın, kocasına sevgi ve saygıyla bağlanmalı, ev idaresine ve çocukların terbiyesine dikkat etmelidir.</p>
<p>Kadın kocasının kazandıklarını israf etmemelidir. Kocasına itaat eden müslüman kadının gide ceği yer cennettir.</p>
<p>Kocasının istemediği kişileri eve almamalıdır.</p>
<p>İzinsiz ve lüzumsuz şekilde evden dışarı çıkmamalıdır.</p>
<p>Akraba hakları<br />
Akrabalar ailemizini bir parçasıdır. Onlara karşı yapılıcak görevlerimiz şunlardır:</p>
<p>Onlara sevgi ve saygı göndermek, yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, onları unutmamak, hallerini ve hatırlarını sormak vazifemizdir.</p>
<p>Komşu Hakkı</p>
<p>Komşular akrabalardan sonra bize en yakın olan kişilerdir. Dinimiz bize komşularımızla iyi geçinmeyi, gerek elimizle gerekse dilimizle onları incitmemeyi emr etmiştir. Komşusunu inci -tenler, onların dertleriyle ilgilenmeyenler, hasta olduklarında arayıp sormayanlar gerçek mümin sayılmazlar.</p>
<p>İslam Ahlakıyla ahlaklanmış bir müslümanın sıfatları</p>
<p>1- Allah’ın birliğine, onun meleklerine, peygamberlerine ve onlara vermiş olduğu kitablara, ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, kaza ve kadere inanmak dil ile ikrar kalbi ile tasdik etmek.</p>
<p>2- Hazreti Muhammed’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) gösterdiği şekilde namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek, yetimlere ve fakirlere yardım etmek.</p>
<p>3- Herhâlukerda Allah’a güvenmek, ve ondan asla ümidi kesmemek.</p>
<p>4- Anaya babaya itaat etmek.</p>
<p>5- Emanete hiyanetlik etmemek</p>
<p>6- Verdiği sözde durmak.</p>
<p>7- Temiz olmak.</p>
<p>8- Dinen yasak olan şeylerden kaçınmak.</p>
<p>9- Yalan söylememek, yalan yere yemin etme mek.</p>
<p>10- Kibrilenmemek, kimeye karşı büyüklenmemek.</p>
<p>11- Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek.</p>
<p>12- En büyük gayesi hakiki bir müslüman olmaya çalışmak ve insanlara güzel örnek olmak.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukkuyuulkuocaklari.org/2009/04/her-ulkucunun-bilmesi-gerekenler/islam/dini-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
